İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Kürün Başvurusu (B. No: 2015/68)

1. Başvuru, hatalı enjeksiyon sonucu sakat kalınması nedeniyle

Başvuru No2015/68Tarih6 Şubat 2019Okuma12 dk · 2.415 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Kürün Başvurusu

Karar tarihi
6 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2015/68
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.415 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hatalı enjeksiyon sonucu sakat kalınması nedeniyle

maddi ve manevi varlığın korunması hakkının; yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 2003 yılında boyun tutulması şikâyetiyle Sivas

Devlet Hastanesinde muayene olmuş ve kendisine kas gevşetici iğne tedavisi

reçete edilmiştir. Başvurucuya işyeri hekimi F.M.K. tarafından ard arda iki günde iki kez iğne yapılmıştır. İşyeri hekimi

F.M.K. tarafından birinci gün yapılan enjeksiyon sonrasında başvurucunun

herhangi bir sıkıntısı olmamış ancak ikinci gün yapılan enjeksiyonun hemen

sonrasında sağ bacağında uyuşma meydana gelmiştir. Başvurucu hemen Numune

Hastanesinin Acil Bölümüne götürülmüş, burada görev yapan doktorlar S.Ö. ve E.T

tarafından iğne yerinin sağ kalçada net olarak belli olduğu ve iğnenin doğru

yere yapılmış olduğu ancak enjeksiyon nöropatisi nedeniyle sinir zedelenmesi meydana

geldiği tespit edilmiştir.

9. Çeşitli sağlık kuruluşlarında tedavi olmasına karşın

enjeksiyona bağlı olarak gelişen sinir zedelenmesi nedeniyle başvurucunun sağ

bacağında kalıcı sakatlık meydana gelmiştir.

A. Ceza Yargılamasına İlişkin Süreç

10. Başvurucu, enjeksiyonu uygulayan işyeri hekimi F.M.K.

hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konu

hakkında Adli Tıp Kurumundan (ATK) bilirkişi raporu alınmıştır. ATK tarafından

başvurucunun tedavilerine ilişkin tıbbi belgelere yer verilmek ve başvurucunun

muayenesi de yapılmak suretiyle inceleme yapılmıştır. ATK'nın

4/1/2006 tarihli raporunda, enjeksiyona bağlı sağ bacak güçsüzlüğünün

enjeksiyon ile illiyetinin bulunduğu, davalı doktorun

kusurlu olduğu bildirilmiştir.

11. Bunun üzerine Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmıştır. Mahkeme enjeksiyon sonrasında başvurucuyu muayene eden Numune

Hastanesinin Acil Bölümünde görev yapan doktorlar S.Ö. ve E.T.yi tanık olarak dinlemiştir. Doktorlar, iğne

yerinin net olarak belli olduğunu ve iğnenin doğru yere yapılmış olduğunu

tespit ettiklerini beyan etmişlerdir.

12. Mahkeme, Yüksek Sağlık Şurasından bilirkişi raporu almıştır.

Yüksek Sağlık Şurasının 15-16/1/2009 tarihlerindeki toplantısında oyçokluğuyla

alınan kararda dosyadaki tıbbi belgeler ve ATK tarafından verilmiş olan

4/1/2006 tarihli raporun incelendiği, iğnenin yetkili bir kişi tarafından

uygulandığı ve doğru yere yapıldığının tespit edildiği, ortaya çıkan

rahatsızlığın enjeksiyonun komplikasyonu olduğunun anlaşıldığı, işyeri hekimi F.M.K.nın kusursuz olduğu

bildirilmiştir.

13. Azlık oyu kullanan bir üye tarafından ise başvurucuda

meydana gelen rahatsızlıkta enjeksiyon uygulamasının gereken özen ve dikkat ile

yapılmamasının rol oynadığı, bu nedenle işyeri hekiminin kusurlu olduğu görüşü

savunulmuştur.

14. Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Yüksek Sağlık Şurasının

raporunda belirtilen işyeri hekimi F.M.K.nın

kusursuz olduğu görüşünü dikkate alarak "taksirle

bir kimsenin duyu veya organlarından birinin işlevini yitirmesine neden

olma" suçundan sanığın beraatine

karar vermiştir.

15. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 26/7/2011 tarihli ilamı ile

kararın bozularak kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar

verilmiştir.

B. Tazminat Davasına İlişkin Süreç

16. Başvurucu işyeri hekimi ve işveren firmaya yönelik olarak

7/7/2004 tarihinde Sivas İş Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası

açmıştır.

17. Mahkeme, ATK'dan bilirkişi raporu

almıştır. ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunca verilen 23/8/2010 tarihli bilirkişi

raporunda ATK'nın 4/1/2006 tarihli ve Yüksek Sağlık

Şurasının 15-16/1/2009 tarihli raporları ile başvurucunun tedavilerine ait tüm

tıbbi belgelerin incelendiği, başvurucunun 5/4/2010 tarihinde muayene edildiği

belirtilmiştir. Raporda ayrıca başvurucuda gelişen bulguların enjeksiyon nöropatisi

ile uyumlu olduğu ancak tıbbi belgelerde enjeksiyonun yanlış uygulandığına dair

kayıt bulunmadığı, enjeksiyonun doğru bölgeye uygulanması durumlarında da ödem, hematom

gibi kitle oluşturan nedenlerle veya difüzyon

yoluyla ilacın sinire nüfuzu sonucu toksik

etkiyle nöropatinin

gelişebileceği, gelişen nöropatinin

enjeksiyon uygulamalarının beklenebilir komplikasyonu olarak değerlendirildiği,

hizmet kusuru bulunmadığı bildirilmiştir.

18. Başvurucunun bu rapora itirazı üzerine Mahkemece ATK Genel

Kurulundan bilirkişi raporu alınmıştır.

19. ATK Genel Kurulunun 6/9/2012 tarihli raporunda, başvurucuda

gelişen nöropatinin

enjeksiyon uygulamalarının beklenebilir komplikasyonu olarak değerlendirildiği

ve hizmet kusuru tespit edilmediği belirtilmiştir.

20. Yapılan yargılama sonucunda, Sivas İş Mahkemesinin

13/11/2013 tarihli kararı ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde ATK

Genel Kurulu tarafından verilen bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ve davalılara

yönelik kusur bulunmadığı ifade edilmiştir.

21. Bu karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 4/11/2014 tarihli

kararıyla onanmıştır. Nihai karar başvurucu vekiline 4/12/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

22. 5/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat

Komisyonu Başkanlığına (Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesine

ilişkin mevzuata önceki içtihadında yer vermiştir (Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §§ 11-14).

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir."

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kişilerin fiziksel ve

ruhsal bütünlüklerinin korunması, kendilerine uygulanan tedaviye dâhil

olmaları, bu hususta rıza göstermeleri ve maruz kaldıkları sağlık risklerini

değerlendirmelerine yardımcı olan bilgilere erişimlerinin Sözleşme'nin 8.

maddesi kapsamı içerisinde yer aldığını kabul etmektedir (Trocellier/Fransa (k.k.), B. No: 75725/01, 5/10/2006; İclal Karakoca ve Hüseyin Karakoca/Türkiye

(k.k.), B. No: 46156/11, 21/5/2013).

26. AİHM kararlarına göre devletler,

gerek kamu gerekse özel sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilen sağlık

hizmetlerini, hastaların yaşamları ile fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün

korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde

düzenlemek zorundadır (Vo/Fransa [BD], 53924/00, 8/7/2004, § 90; Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], 32967/96, 17/1/2002, § 49).

27. AİHM'e göre taraf devletler,uygulanması planlanan

tıbbi işlemin öngörülebilir sonuçları hakkında doktorların hastalara önceden

bilgi vermelerini sağlayacak gerekli düzenleyici tedbirleri almak zorundadır.

Bunun bir sonucu olarak hastanın önceden bilgilendirilmesi söz konusu olmadan

öngörülebilir nitelikte bir riskin ortaya çıkması durumunda, ilgili devlet

hastaya bilgi verilmemesinden doğrudan sorumlu tutulabilmektedir (Şerif Gecekuşu/Türkiye (k.k.), B. No:

28870/05, 25/5/2010).

28. Tıbbi bir hatanın ve hastane hizmetlerindeki eksikliklerin

sorumluluğunun Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamında doğrudan devlete aftedilmesi için yeterli olup olmaması hususunda AİHM,

farklı tıbbi bilirkişi raporlarında ve hatta iç yargı organlarının kararlarında

her türlü tıbbi hata ve ihmalin ihtimal dışı bırakıldığı bir davada (Yardımcı/Türkiye, B. No: 25266/05,

5/1/2010, § 59 ) her halükârda bu sonuçları sorgulamanın veya sahip olduğu

tıbbi bilgilerden hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu

hakkında tahminlere dayalı olarak fikir yürütmenin görevleri arasında

olmadığına işaret etmiştir (Tysiąc /Polonya, B. No: 5410/03, 20/3/2007, §

119, Yardımcı/Türkiye, § 59).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 6/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişinin Maddi ve

Manevi Varlığını Koruma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; hatalı enjeksiyon sebebiyle malul ve çalışamaz

duruma geldiğini, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, yapılan

yargılamada üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından ve nöroloji

uzmanlarından yeniden bilirkişi raporu alınması yönündeki talebinin

reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucu bu nedenlerle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

32. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup söz konusu düzenleme Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde

özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel

bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir.

33. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, kasıt söz konusu

olmaksızın hekim kusuru nedeniyle vücut bütünlüğünün zarar gördüğü şeklindeki

tıbbi ihmale dair şikâyetleri Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelemiştir (Melahat Sönmez, B.

No: 2013/7528, 9/9/2015; Ahmet Sevim,

B. No: 2013/474, 9/9/2015; Hilmi Düzgüner, B. No: 2014/9690, 11/5/2017).

34. Anılan kararlar doğrultusunda somut olayda başvurucunun

tıbbi ihmale dayalı tüm şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelenmesi gerekmektedir.

a. Genel İlkeler

35. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığının

bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin

müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).

36. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, esas olarak bireylerin

maddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî

müdahalelerin önlenmesidir. Bunun yanı sıra devletin tıbbi müdahaleler

nedeniyle kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma ve saygı

gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Ahmet Acartürk, B. No: 2013/2084,

15/10/2015, § 49). Nitekim

Anayasa’nın 56. maddesinde de belirtildiği üzere pozitif yükümlülük, sağlık

alanında yürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır (İlker Başer ve diğerleri, B. No: 2013/1943, 9/9/2015, § 44).

37. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi

varlıklarını koruma hakkı kapsamında gerek kamu gerekse özel sağlık kuruluşları

tarafından yerine getirilen sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ile maddi

ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini

sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Ahmet

Acartürk,§

51).

38. İlke olarak tıbbi ihmallere ilişkin şikâyetler konusunda

temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu tespit adına takip edilecek olan hukuk

veya idari tazminat davası yoludur (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 38).

39. Maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında hukuki

sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat

davalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesi

gerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri yargılamalarda

Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve özenle bir

inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da Anayasa

Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece mahkemeleri

tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargı sisteminin

daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu

önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (Yasin

Çıldır, B. No: 2013/8147, 14/4/2016, § 57; Tevfik Gayretli, B. No: 2014/18266,

25/1/2018, § 32).

40. Diğer taraftan belirtmek gerekir ki olayların oluşumuna

ilişkin delillerin değerlendirilmesi öncelikle idari ve yargısal makamların

ödevidir. Aynı şekilde başvuru dosyasında bulunan tıbbi bilgi ve belgelerden

hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkında fikir yürütmek

Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Mehmet

Çolakoğlu, B. No: 2014/15355, 21/2/2018, § 47). Ancak kişinin maddi

ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında yerine getirmek zorunda olduğu usul

yükümlülüklerinin somut olayda yerine getirilip getirilmediğinin nesnel bir

şekilde değerlendirilmesi için ilgili anayasal kurallar bağlamında derece

mahkemelerinin kendilerine tanınmış takdir yetkileri çerçevesinde hareket edip

etmediklerinin denetlenmesi gerekir. Bu bağlamda müdahaleyi haklı göstermek

için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığı incelenmelidir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015

§ 44).

41. Bu bağlamda derece mahkemelerinin gerekçeleri, tarafların

kanun yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesini sağlayacak

surette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterli

açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verilere

dayandırılmalıdır (Murat Atılgan,

§ 45).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

42. Anayasa Mahkemesi yukarıda değinilen Anayasa'nın 17. maddesi

kapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamında yerine

getirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli, § 36). Bu sebeple başvuruya konu olay,

devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına ilişkin

pozitif yükümlülüğü kapsamında incelenmiştir.

43. Somut olayda İş Mahkemesi ilgili doktorun kusurunun

bulunmadığı yönünde görüş bildiren ATK Genel Kurulu raporuna dayanarak davanın

reddine karar vermiştir. Hükme esas alınan ATK Genel Kurulu raporunda

tarafların iddialarına ve kişi hakkında düzenlenen tıbbi belgelerdeki bulgulara

yer verildiği, daha önceki bilirkişi raporlarında bildirilen çelişkili

görüşlerin de değerlendirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

44. Buna göre derece mahkemesince yapılan yargılamada tıbbi

ihmal iddialarının araştırılması ve durumun açıklığa kavuşturulması için alınan

uzman bilirkişi raporunda yeterli somut bulgu ve tespitlere yer verilerek

başvurucunun iddialarının ayrıntılı bir biçimde tartışıldığı ve karşılandığı

görülmektedir.

45. Yargılama sürecinde bir avukat tarafından temsil edilen

başvurucunun, bilirkişi raporuna ve kararlara karşı kanuni yollara başvurabildiği,

başvurucunun itirazı üzerine yeniden bilirkişi raporu alındığı ve bu surette

meşru çıkarlarının korunması için söz konusu davaya gerekli olduğu ölçüde

etkili katılımının sağlandığı, dava dosyasını inceleyip ayrıca bilgi ve belge

sunabildiği, toplanan delillerden haberdar edildiği anlaşılmaktadır.

46. Sonuç olarak başvurucunun ileri sürdüğü iddialar hakkında

alınan ATK Genel Kurulu raporuna dayanılarak verilen derece mahkemesi kararı,

konuyla ilgili ve yeterli bir gerekçe içermektedir. Bu durumda uyuşmazlığın

çözümü için esaslı olan iddiaların derece mahkemelerince Anayasa'nın 17.

maddesinin gerektirdiği özen ve derinlikte incelendiği anlaşılmaktadır. Sonuç

olarak somut olay bakımından kamu makamlarının pozitif yükümlülüklerinin yerine

getirilmediği söylenemeyeceğinden kişinin maddi ve manevi varlığının korunması

hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma

hakkının güvencelerinden olan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

49. 1/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013

tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı

Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde

eklenmiştir.

50. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

51. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel kararında; yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının

getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek

etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).

52. Ferat Yüksel kararında özetle; anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

53. Mevcut başvurunun bu kısmı yönünden söz konusu karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve

manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

Mustafa

KÜRÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/68, 6 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ceza Yargılamasına İlişkin Süreç
  7. B. Tazminat Davasına İlişkin Süreç
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Kişinin Maddi ve
  13. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. M. Emin KUZ
  18. Birtane
  19. Kürün
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/68
Tarih
6 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Zekiye Güler Aksoy Başvurusu (B. No: 2015/14070)
  • Zafer Gözütok Başvurusu (B. No: 2015/909)
  • Aziz Mahmut İstegün Başvurusu (B. No: 2017/32195)
  • Bülent Kerimoğlu Başvurusu (B. No: 2015/13109)
  • Adem Öztürk Başvurusu (B. No: 2016/10786)
  • Nasrullah Kuran Başvurusu (B. No: 2015/18990)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.