İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nesrin Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/5503)

1. Başvuru, bankaya yatırılan kamulaştırma bedelinin bloke

Başvuru No2014/5503Tarih21 Haziran 2017Okuma11 dk · 2.223 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nesrin Yıldırım Başvurusu

Karar tarihi
21 Haziran 2017
Başvuru Numarası
2014/5503
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.223 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bankaya yatırılan kamulaştırma bedelinin bloke

edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, bu aşamada görüş sunmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 1958 doğumlu olup Antalya ili Muratpaşa

ilçesinde ikamet etmektedir.

8. Başvurucunun paydaşı olduğu Antalya ili Balbey

Mahallesi'nde kâin 361 ada 17 parsel numaralı taşınmaz, Vakıflar Genel

Müdürlüğünce (Genel Müdürlük) 20/2/1990 tarihli işlemle kamulaştırılmıştır.

Takdir Komisyonunca tespit edilen kamulaştırma bedelinin başvurucunun hissesine

isabet eden 220.262.646 TL'si (yeni Türk lirası ile 220,26 TL) 28/12/1990

tarihinde Vakıflar Bankası Antalya Şubesinde başvurucu adına açılan hesaba

yatırılmıştır.

9. Genel Müdürlük tarafından kamulaştırma bedelinin bankaya

yatırıldığı hususu 14/1/1991 tarihli noter ihbarnamesi ile başvurucuyabildirilmiştir.

10. Başvurucu, Genel Müdürlük tarafından söz konusu hesaba

"İzinsiz çekilemez." şerhinin uygulandığını belirtmiştir.

11. Genel Müdürlüğün kamulaştırma işlemine karşı 1991 yılında

Antalya İdare Mahkemesinde iptal davası açılmıştır. Anılan Mahkemece 27/11/1991

tarihinde verilen kararla dava reddedilmiştir. Söz konusu karar, Danıştay

Altıncı Dairesinin 12/2/1992 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

12. Başvurucu tarafından Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde

kamulaştırma bedeline ilişkin olarak tezyidi bedel davası açılmıştır. Söz

konusu davada 1993 yılı içinde karar verildiği anlaşılmakta ise de kararın ne

yönde olduğu ve ne zaman kesinleştiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve

belge bulunmamaktadır.

13. Başvurucu, Antalya 1. Noterliği aracılığıyla 20/6/2005

tarihinde Genel Müdürlük ile Vakıflar Bankasına ihtarname göndermiştir. Söz

konusu ihtarnamede 220,26 TL kamulaştırma bedeline bloke uygulanmış olması

nedeniyle 1.552,81 TL işlemiş faiz ve 198.226,92 TL munzar

zarar olmak üzere toplam 200.000 TL tazminatın ödenmesi, aksi takdirde yasal

yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir.

14. Ödeme yapılmaması üzerine başvurucu, Antalya 4. İcra

Müdürlüğü (İcra Müdürlüğü) nezdinde 2005/6620 sayılı dosya numarası üzerinden

Genel Müdürlük ile Vakıflar Bankası aleyhine icra takibi başlatmıştır. Takipli

tarafların itirazı üzerine takip durmuştur. Bunun üzerine başvurucu 2/12/2005

tarihinde Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) Genel Müdürlük ile

Vakıflar Bankası aleyhine alacak davası açmıştır.

15.Davalılar cevap dilekçelerinde, başvurucu adına bankaya

yatırılan paraya bloke uygulanmadığını, başvurucunun paranın ödenmesine yönelik

herhangi bir talep ve başvurusunun bulunmadığını, paranın uzun yıllar hesapta

beklemesinin sorumlusunun başvurucu olduğunu ileri sürmüşlerdir.

16. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Muhasebeci

bilirkişi tarafından hazırlanan rapora göre 220,26 TL'nin güncel değeri

158.405,92 TL olarak tespit edilmiştir. Bilirkişi, denkleştirici

adalet ilkesi uyarınca ABD doları kuru, altın fiyat artışı, enflasyon oranı ile

asgari ücret artış oranlarının ortalamasını dikkate alarak hesaplama yapmıştır.

17. Mahkeme bilirkişi incelemesi yaptırmış olmasına rağmen

10/4/2009 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkeme, başvurucunun tezyidi

bedel davası ile kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açmış olmasına

dayanmıştır. Mahkemeye göre başvurucunun bu davaları açmış olduğu

gözetildiğinde kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığından haberdar olmaması

mümkün değildir. Gerekçede ayrıca, idarenin izni olmadan paranın

çekilemeyeceğine ilişkin bir şerh bulunmadığı gibi başvurucunun paranın

ödenmesi istemiyle herhangi bir müracaatının da var olmadığı vurgulanmıştır.

18. Mahkeme kararı, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin (Daire)

19/7/2010 tarihli kararıyla bozulmuştur. Daire, davalı Vakıflar Bankası

vekilince davaya sunulan cevap dilekçesi ile İcra Müdürlüğünün 2005/6620 sayılı

dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde Genel Müdürlük tarafından banka hesabına

yatırılan bedel üzerine ödememe şerhi uygulandığının belirtilmiş olmasına

dayanmıştır. Ancak Daire, bloke uygulanan paranın rayiç değerinin değil faiz

uygulanmış hâliyle ödenmesine karar verilmesi gerektiğini açıklamıştır. Bozma

kararına göre paranın bloke edildiği tarih (28/12/1990) ile kamulaştırma

işleminin kesinleştiği tarihe (12/2/1992) kadar yasal faiz, bu tarihten sonra

da Anayasa'nın 46. maddesinde gösterilen faiz oranının uygulanması gereklidir.

19. Bozma kararına uyan Mahkeme, bozma kararındaki gerekçeye

uygun hesaplama yapılmak üzere bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi

raporunda 3.340,72 TL faiz alacağı hesaplanmış, 220,26 TL anapara ile birlikte

başvurucuya toplam ödenmesi gereken tutar 3.560,98 TL olarak belirlenmiştir.

Mahkeme 23/11/2011 tarihli kararla anılan bilirkişi raporuna dayanarak 3.560,98

TL yönünden davayı kabul etmiştir.

20. Mahkeme kararı; Dairenin 19/3/2012 tarihli kararıyla,

kamulaştırma işleminin kesinleştiği tarihten önceki döneme ilişkin yasal faizin

hesaplanmamış olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.

21. İkinci bozma kararına uyan Mahkemece tekrar bilirkişi

incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda kamulaştırma kararının

kesinleştiği dönemden öncesi için yasal faiz hesaplanmak suretiyle başvurucuya

ödenmesi gereken tutar 220,26 TL anapara ve 3.664,98 TL faiz olmak üzere toplam

3.960,64 TL olarak saptanmıştır. Mahkeme 3/4/2013 tarihli kararıyla başvurucuya

toplam 3.960,64 TL'nin ödenmesine hükmetmiştir.

22. Bu karara karşı yapılan temyiz istemi, Dairenin 10/2/2014

tarihli kararıyla reddedilerek Mahkeme kararı onanmıştır.

23. Daire kararı 24/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu 18/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun

olay tarihinde yürürlükte bulunan 13. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bölümü şöyledir:

“Kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz malın, 7 nci

maddedeki usule göre tespit edilen sahibi, zilyet ve diğer ilgililerden adresi

tespit olunanlara tebliğ edilmek üzere; kamulaştırılacak taşınmaz malın

kamulaştırılmasına uygun ölçekli bir plan veya ölçekli krokisi, kamulaştırma

kararı, takdir olunan kıymeti, kamulaştırma karşılığının veya ilk taksidinin millî bankalardan birine hak sahibi adma yatırıldığına dair belge, kamulaştırmanın hangi idare yaranna yapıldığı ve açılacak davalarda husumetin kime

yöneltileceği bedelin bankaya yatırıldığı tarihten başlayarak otuz gün içinde

notere verilir, Noter onbeş gün içinde belgeleri

tebliğe çıkarır...."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 21/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu, 22/9/1990 yılında kamulaştırılan taşınmaz için

takdir edilen kamulaştırma bedelinin hissesine isabet eden 220,26 TL'sinin

28/12/1990 tarihinde adına açılan banka hesabına yatırıldığı hususunun

14/1/1991 tarihli noter ihbarnamesiyle bildirildiğini ancak bedel üzerine

"Vakıflar İdaresinin izni olmadan çekilemez." şerhinin konulması

nedeniyle parayı bankadan alamadığını belirtmiştir. Başvurucu, paranın uzun

yıllar ödenmemesi nedeniyle başlattığı icra takibinin durması üzerine açtığı

davada sadece yasal faiz uygulanmak suretiyle belirlenen bedelin zararını

karşılamaktan uzak olduğunu ifade etmiştir. Başvurucuya göre denkleştirici adalet ilkesi uyarınca belirlenen rayiç

bedele hükmedilmesi gerekmektedir. Taşınmazının Antalya'nın en işlek yerlerinin

birinde kâin olduğunu ifade eden başvurucu, sonuç itibarıyla kamulaştırma

bedeline uygulanan bloke işlemi nedeniyle uğradığı zararının karşılanamamış

olması sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

28. Somut olayda başvurucunun hissedarı olduğu taşınmaz

20/2/1990 tarihli işlemle kamulaştırılmış ve başvurucunun hissesine isabet eden

220,26 TL kamulaştırma bedeli 28/12/1990 tarihinde Vakıflar Bankası Antalya

Şubesinde başvurucu adına açılan hesaba yatırılmıştır. Kamulaştırma işlemine

karşı açılan dava, Antalya İdare Mahkemesinin 27/11/1991 tarihli kararıyla

reddedilmiş ve bu karar Danıştay Altıncı Dairesinin 12/2/1992 tarihli ilamıyla

onanarak kesinleşmiştir. Öte yandan başvurucu tarafından kamulaştırma bedelinin

artırılması davasının açıldığı ve söz konusu davada -ne yönde olduğu ve ne

zaman kesinleştiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmasa da-

1993 yılı içinde karar verildiği anlaşılmıştır.

29. Başvurucunun şikâyeti, kamulaştırma kararına veya

kamulaştırma bedelinin tespitine yönelik olmayıp başvurucu adına açılan banka

hesabına yatırılan kamulaştırma bedelinin idare tarafından bloke edilmiş

olmasına mütealliktir. Dolayısıyla bu bireysel başvuru kapsamında başvurucunun

kamulaştırma bedeline bloke uygulanmış olmasıyla ilgili sınırlı bir inceleme

yapılacaktır.

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

31.Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

32. Anayasa'nın 35. maddesinde güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı

kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara

uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve tasarruf etme,

onun ürünlerinden yararlanma olanağı veren bir haktır(Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma,

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder.

33. Başvurucu adına bankaya yatırılan para başvurucuya ait

taşınmaz hissesinin kamulaştırılmasının karşılığı olsa da olayda şikâyet edilen

husus, kamulaştırma bedeli değil bankadaki paraya uygulanan blokaj işlemidir.

Banka hesabında bulunan paranın bloke edilmesi, kamulaştırma işleminden ayrı ve

bağımsız bir işlem niteliği taşımaktadır. Blokaj işleminin konusu para

olduğundan somut olayda Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet

güvencesinin uygulanabilirliği bakımından varlığı tartışılacak mülk kamulaştırılan

taşınmaz değil banka hesabına yatırılan paradır. Menkul mal niteliği taşıyan

paranın da Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiği açıktır.

34. Başvurucu adına bankaya yatırılan kamulaştırma bedeline

bloke uygulandığı hususu Derece Mahkemelerince de kabul edilen bir vakıadır.

Dolayısıyla somut olayda blokenin varlığı konusunda münakaşaya girmenin bir

anlamı bulunmamaktadır

35. Bankaya yatırılan kamulaştırma bedelinin bloke edilmesi,

başvurucunun bu parayı bankadan çekmesine ve tabiatıyla para üzerinde

tasarrufta bulunmasına engel teşkil etmiştir. Para üzerinde tasarrufta

bulunmasına mani oluşturan blokaj işlemi mülkiyet

hakkına müdahale niteliği taşımaktadır. Paranın başvurucunun kullanımına kapalı

hâle getirilmesi, "mülkiyetten barışçıl yararlanma" biçimindeki

birinci kural kapsamında kalmaktadır.

36. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı mutlak bir hak

olarak düzenlenmemiş olup hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılması mümkün kılınmıştır. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi

de "hak ve özgürlüklerin ancak kanunla

sınırlanabileceğini" temel bir ilke olarak benimsemiştir.

37. 2942 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan 13.

maddesinin birinci fıkrası uyarınca idarece takdir edilen kamulaştırma

bedelinin veya ilk taksidinin millî bankalardan

birine hak sahibi adına yatırıldığına dair belgenin kamulaştırma kararı ile

birlikte bedelin bankaya yatırıldığı tarihten başlayarak otuz gün içinde notere

verilmesi ve noter tarafından on beş gün içinde belgelerin tebligata

çıkarılması gerekmektedir. Bu hükümden, kamulaştırma bedelinin tamamının veya

Kanun'da düzenlenen koşulların varlığı durumunda ilk taksitinin malik adına

açılacak bir banka hesabına yatırılmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

Kamulaştırma bedelinin malik adına açılacak olan banka hesabına

yatırılmasındaki amaç, paranın bankada bloke edilmiş vaziyette bekletilmesi

olmayıp malikin zilyetliğine geçirilmesine imkân sağlanmasıdır. Dolayısıyla

malikin para üzerinde tasarrufunun engellenmesi sonucunu doğuracak biçimde

banka hesabına blokaj uygulanması bu amaçla bağdaşmayacağından değinilen Kanun

hükmüyle çelişir.

38. Somut olayda uygulanan blokaj işleminin hukuka aykırı olduğu

hususu Derece Mahkemelerince tespit edilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni temelden yoksun olduğu

anlaşılmıştır.

39. Anayasa'nın 35. maddesi, başvurucunun hukuka aykırı olduğu

saptanan müdahale nedeniyle oluşan ekonomik kayıplarının adil bir şekilde

giderilmesini gerektirmektedir. Adil giderimden söz edilebilmesi için

başvurucunun hukuka aykırı müdahale nedeniyle oluşan zararının mümkün olduğunca

karşılanması zorunludur. Zararın tespiti hususunda dikkate alınacak ölçüt,

müdahalenin gerçekleşmemiş olması hâlinde başvurucunun içinde bulunacağı

ekonomik durumdur. Buna göre müdahale olmamış olsaydı hayatın olağan akışına

göre başvurucunun içinde bulunması muhtemel olan ekonomik durum ile müdahale

sonrası oluşan mevcut ekonomik durumun kıyaslanması ve aradaki farkın telafi

edilmesi gereken zarar olarak kabul edilmesi gerekmektedir (Abdülkerim Çakmak ve diğerleri, B. No:

2014/1964, 23/2/2017, § 47).

40. Hukuki temelden yoksun müdahaleler nedeniyle oluşan zararın

ilke olarak idarece tazmini gerekmekle birlikte hükmedilmesi gereken tazminatın

tespitinde başvurucunun kusuru da dikkate alınmalıdır. Başvurucunun kendi

kusuruyla zararın artmasına sebebiyet vermesi durumunda kusuruyla müsavi bir

indirim yapılabilir. Başvurucunun, zararın artmasını engelleyecek ve orta

düzeydeki bir bireyden beklenebilecek makul tedbirleri almamış olduğu hâllerde

kusurlu olduğu kabul edilebilir.

41. Mahkemece bozma kararı doğrultusunda blokajın uygulandığı

tarih (28/12/1990) ile kamulaştırmanın kesinleştiği tarih (12/2/1992)

arasındaki dönem için yasal faiz, sonraki için Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca

belirlenen faiz oranları uygulanarak belirlenen 3.664,98 TL ve220,26 TL anapara

olmak üzeretoplam 3.960,64 TL'nin başvurucuya

ödenmesine hükmedilmiştir. Başvurucu taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi

gerektiğini ileri sürmüştür. Somut olaydaki uyuşmazlığın kamulaştırma işlemine

ilişkin olmayıp blokaj işlemiyle ilgili bulunduğu yukarıda ifade edilmiştir

(bkz. § 29). Kaldı ki kamulaştırma işleminin hukuka uygun olduğu idari yargı

kararıyla tespit edildiği gibi taşınmaz bedelinin yeterliliği de 1993 yılında

karara bağlanan davada çözüme kavuşturulmuştur. Dolayısıyla blokaj işlemi

nedeniyle meydana gelen zararın taşınmazın güncel değeriyle

ilişkilendirilmesinin haklı bir temeli tespit edilememiştir. Bu sebeple

başvurucunun bu iddiasına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir.

42. Başvurucunun hissesine isabet eden 220,26 TL kamulaştırma

bedeli 28/12/1990 tarihinde Vakıflar Bankası Antalya Şubesine yatırılmıştır.

Başvuru dilekçesinde, kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığı hususunun

14/1/1991 tarihli noter ihbarnamesi ileGenel Müdürlük

tarafından başvurucuya bildirildiği belirtilmiştir. Öte yandan başvurucu

tarafından tezyidi bedel davasının açıldığı ve bu davanın 1993 yılında karara

bağlandığı görülmüştür. Bu hususlar gözetildiğinde başvurucunun 220,26 TL

kamulaştırma bedelinin adına açılan banka hesabına yatırıldığından haberdar

olduğu anlaşılmıştır.

43. Bankaya yatırılan kamulaştırma bedeli üzerine bloke şerhi

düşüldüğü ve bu sebeple başvurucunun para üzerinde tasarrufta bulunma imkânına

kavuşamadığı hususu tartışma dışıdır. Başvurucunun para üzerinde tasarrufta

bulunamaması nedeniyle gerek paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesini

önleme gerekse parayı işleterek kazanç elde etme imkânından mahrum kaldığı

hususu da izahtan varestedir. Ancak başvurucunun blokaj işleminden haberdar

olduğu 14/1/1991 tarihinden Antalya 1. Noterliği aracılığıyla Genel Müdürlük

ile Vakıflar Bankasına ihtarname gönderdiği 20/6/2005 tarihine kadar blokajın

kaldırılarak paranın ödenmesi yolunda idare ya da yargı mercileri nezdinde

girişimde bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge dosyaya sunulmamıştır.

Başvurucu, yaklaşık 14 yıl 5 aylık sürede neden blokajın kaldırılması yolunda

herhangi bir girişimde bulunmadığına ilişkin bir açıklamada da bulunmamıştır.

Başvurucunun idari veya yargısal yollara başvurmak suretiyle blokajı kaldırma

olasılığının kuvvetli olduğu gözetildiğinde bu yollara başvurulmamasının

başvurucu açısından kusur teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

44. Bu durumda başvurucunun da kusurlu bulunduğu gözetildiğinde

bloke edilen220,26 TL anaparaya ek olarak bu tutara bloke tarihi ile

kamulaştırmanın kesinleştiği tarih arasındaki dönem için yasal faiz, sonraki

için Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca belirlenen faiz oranları uygulanmak

suretiyle belirlenen 3.664,98 TL ile sınırlı bir tazminata hükmedilmiş

olmasının başvurucu açısından yeterli bir tatmin oluşturduğu kanaatine

varılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik açık bir

ihlalin söz konusu olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Nesrin

YILDIRIM

Vekili

:

Av. Orhan

EVREN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5503, 21 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Özgüldür
  13. Kömürcü
  14. Yıldırım
  15. Evren
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5503
Tarih
21 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Mesut Gerez Başvurusu (B. No: 2014/3998)
  • Mücdet Gür Başvurusu (B. No: 2014/2474)
  • Ümüt Demir Başvurusu (B. No: 2014/12093)
  • T.i.m.e.g. Doğalgaz Dönüşüm Sistemleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/13892)
  • Mehmet Kara ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14957)
  • Mehmet Necip Kurtcebe Başvurusu (B. No: 2014/16544)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.