İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nevzat Azak Başvurusu (B. No: 2014/973)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk

Başvuru No2014/973Tarih5 Nisan 2017Okuma13 dk · 2.694 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nevzat Azak Başvurusu

Karar tarihi
5 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/973
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.694 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk

incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması ve bu incelemelerde alınan savcılık

görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;

tutukluluk dolayısıyla siyasi faaliyetlerin yerine getirilememesi nedeniyle

siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 29/3/2009 tarihinde yapılan yerel seçimlerde

Karlıova Belediye Meclis Üyeliğine seçilmiştir.

9. Başvurucu, 28/7/2011 tarihinde Bingöl ili Karlıova ilçesinde

bir korucunun silahla öldürülmesi olayına ilişkin olarak Karlıova Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 13/9/2012 tarihinde gözaltına

alınmış ve Karlıova Sulh Ceza Mahkemesinin 16/9/2012 tarihli kararı ile

"silahlı terör örgütüne üye olma ve kasten insan öldürme" suçlarından

tutuklanmıştır.

10. Başvurucu hakkındaki soruşturma dosyası, Karlıova Cumhuriyet

Başsavcılığının 21/9/2012 tarihli fezlekesiyle eylemin terör suçu niteliğinde

bulunması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK mülga 10.

maddeyle görevli bölümü) gönderilmiştir.

11. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 10/4/2013 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü

bozma, kasten insan öldürme" suçlarını işlediğinden bahisle

cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası

açılmıştır.

12. Dava, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK mülga 10.

maddeyle görevli) E.2013/138 sayılı dosyası üzerinden, başvurucu bakımından

tutuklu olarak görülmüştür. Mahkeme 5/12/2013 tarihli celsede başvurucunun

tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

13. Başvurucu, karara itiraz etmiş; Diyarbakır 9. Ağır Ceza

Mahkemesinin (TMK mülga 10. maddeyle görevli) 13/12/2013 tarihli kararı ile

itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

14. Anılan karar, başvurucuya 15/1/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 23/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve

Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un

1. maddesi ile TMK mülga 10. maddeyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin

kaldırılması üzerine Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/3/2014 tarihli

kararı ile dosya, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.

17. Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/137 sayılı dosyası

üzerinden devam olunan yargılamada 17/9/2014 tarihli celsede başvurucunun tahliyesine

karar verilmiştir.

18. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya sanığın salıverilme

istemleri" kenar başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

20. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"

kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü

maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,

sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün

içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar

verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

21. 5271 sayılı Kanun'un

"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesi

şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100

üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi,

yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan

sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya

koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen

süre içinde de re'sen karar verir."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Hükümleri

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 3. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama

organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak

şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt

ederler."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 3. maddesindeki serbest seçim hakkını, "yasama organı"nın seçimi ya da bu organın iki meclisi varsa

en azından bir meclisin seçimi ile sınırlı olarak değerlendirmektedir (Gorizdra/Moldova (kk.),

B. No: 53180/99, 2/7/2002, hukuk kısmı, § 2; Cherepkov/Rusya (kk.), B. No: 51501/99,

25/1/2000, hukuk kısmı, § 1).

26. AİHM, serbest seçim hakkının kapsamını, yasama yetkisine

sahip olmayan yerel yönetimlerin seçimlerini içerecek kadar genişletmemiş ve

yerel seçimlerin, ulusal yasaları yerel düzeyde uygulayarak parlamentonun

desteklenmesi işlevine sahip olduğunu belirtmiştir. AİHM ayrıca, belediye

seçimlerinin (Cherepkov/Rusya (kk.)),

bölgesel seçimlerin (Malarde/France (kk.),

B. No: 46813/99, 5/9/2000), il genel meclisi seçimlerinin (Santoro/Italy, B. No: 36681/97,

16/1/2003), belediye ve ilçe meclisi seçimlerinin (Mółka/Poland (kk.),

B. No: 56550/00, 11/4/2006) Sözleşme'ye ek 1 No.lu

Protokol'ün 3. maddesinde belirlenen serbest seçim hakkının kapsamında

olmadığına karar vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 5/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Seçme, Seçilme ve

Siyasi Faaliyette Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, tutukluluğu nedeniyle Barış ve Demokrasi

Partisinden seçildiği Karlıova Belediye Meclis üyeliği görevini yerine

getiremediğini belirterek Anayasa'nın 67. maddesinde güvence altına alınan

siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, hak ihlali

tespitiyle birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

29. Anayasa'nın 67. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara

uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde

siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir."

30. Başvurucunun bu iddiasının Anayasa'nın 67. maddesinin

birinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir."

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

33. Belirtilen hükümler uyarınca, bir anayasal hak ihlali

iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesi

için, başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerden olması ve Sözleşme ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamında yer alması gerekir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun esasının

incelenmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B.

No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18; Mehmet

Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 106).

34. Anayasa'nın 67. maddesinde seçme, seçilme ve bağımsız olarak

veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkı güvence altına

alınmıştır. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı, demokrasinin en

önemli ilkelerinden biri olarak kabul edilmelidir. Şüphesiz anılan haklar,

hukukun üstünlüğüne dayanan etkili ve anlamlı bir demokrasinin temellerinin

kurulması ve sürdürülmesi için hayati öneme sahiptir (Nejdet Atalay, B. No: 2014/184, 16/7/2014, § 59).

35. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel

başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale

edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı

sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da

girmesi gerekir. Somut olayda, belediye meclis üyesi olarak seçilen

başvurucunun tutuklanması nedeniyle siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal

edildiği iddiası, Sözleşme'nin uygulanmasına ilişkin AİHM içtihatları (bkz. §§

25, 26) karşısında, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında

kalmaktadır (Nejdet Atalay, § 62). Zira anılan iddianın

temeli, yasama organına değil yerel yönetimlere ilişkindir.

36. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun tutukluluğu nedeniyle

siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının, Anayasa

ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun

bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığı İddiası

a. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu; suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe

bulunmamasına rağmen matbu gerekçelerle devam ettirilen tutukluluğun makul

süreyi aştığını belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, aynı soruşturmada çoğu şüpheli hakkında

tutuklama tedbiri uygulanmazken kendisinin tutuklandığını belirterek

Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş; hak ihlali tespitiyle birlikte tazminat talebinde

bulunmuştur.

b. Değerlendirme

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinde

düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddiasının soyut olarak

değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer

alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması

gerekmektedir. Buna göre kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan

muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve

bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb.

ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyamayan başvurucunun,

eşitlik ilkesinin ihlali iddiası, esas olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

çerçevesinde ele alınmalıdır (Onurhan Solmaz,

§§ 33, 34).

39. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

40. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

41. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

42. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

43. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 17/9/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun, tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun

"ikincil niteliği" ile bağdaşmamaktadır.

44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluk

İncelemelerinin Duruşmasız Olarak Yapıldığı ve Savcılık Görüşünün

Bildirilmediği İddiaları

a. Başvurucunun İddiaları

45. Başvurucu, gerek talep üzerine

gerekse resen yapılan tutukluluğa ilişkin incelemelerin duruşmasız olarak

gerçekleştirildiğini ve bu incelemeler sırasında alınan savcılık görüşlerinin

tebliğ edilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, hak ihlali

tespitiyle birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

b. Değerlendirme

46. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın

kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili

bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

47. Başvurucunun bu iddiaları, Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası çerçevesinde incelenecektir.

48. Hürriyeti kısıtlanan bir kimse, Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası uyarınca kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (Mehmet Haberal, § 122).

49. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, serbest

bırakılmayı sağlamak amacıyla başvurulacak yerin bir yargı mercii olması

öngörülmüş olduğundan işin doğası gereği burada yapılacak incelemenin yargısal

bir niteliği bulunmaktadır. Yargısal nitelikteki bu inceleme sırasında adil

yargılanma hakkının bütün güvencelerinin sağlanması her zaman mümkün değilse de

başvuruya konu tutmanın niteliğine ve koşullarına uygun olan somut güvencelerin

sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, §

123).

50. Bu bağlamda tutukluluk hâlinin devamının veya serbest

bırakılma taleplerinin incelenmesinde "silahların eşitliği" ve

"çelişmeli yargılama" ilkelerine riayet edilmelidir (Hikmet Yayğın, B.

No: 2013/1279, 30/12/2014, § 30).

51. Bununla birlikte, 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre

şüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi

durumunda, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı

kapsamında bir değerlendirme yapılmadığından, bu incelemelerin Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına dâhil edilmesi mümkün değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B.

No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür

Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015 § 24).

52. Şüpheli veya sanığın salıverilme taleplerinin incelenmesine

ilişkin usulün belirlendiği 5271 sayılı Kanun'un 105. maddesi uyarınca

Cumhuriyet savcısından görüş alınması, salıverilme istemlerine ilişkin kararın

duruşmada verilmesi hâlinde zorunlu olup bu durumda alınan görüşün şüpheli,

sanık veya müdafiine bildirilmesi gerekir.

53. Ayrıca Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasından

kaynaklanan temel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde

yapılan duruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 66). Kişi

bu haktan düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla dinlenilmeyi talep

edebilmelidir.

54. Öte yandan Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla

ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun,

kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü

hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini,

dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların

neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde

kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin

gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

55. Somut olayda başvurucu, başvuru formu ve eklerinde,

tutukluluğun devamı kararlarından hangisine veya hangilerine ilişkin olarak

duruşma yapılmadığını ya da alınan savcılık görüşünden haberdar edilmediğini

bildirmemiştir. Ayrıca başvurucunun duruşma dışında tahliye talebinde

bulunduğuna ve talebinin duruşma yapılmaksızın ve savcılık görüşü

bildirilmeksizin incelendiğine dair bir iddiasının bulunmadığı görülmektedir.

Resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili incelemeler sonucunda verilen

kararlar konu bakımından yetki kapsamı dışında olduğundan (bkz. § 51),

başvurucunun bu incelemelere ilişkin şikâyetleri değerlendirme dışında

tutulmuş; talep üzerine yapılan tutukluluk incelemelerine ilişkin iddialar

bakımından ise bireysel başvuruya konu edilen Diyarbakır 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2013/138 sayılı dosyasında duruşmalarda verilen tutukluluğun

devamı kararları ile sınırlı bir değerlendirme yapılmıştır.

56. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/138 sayılı

dosyası incelendiğinde, Mahkemece 27/6/2013, 19/9/2013, 5/12/2013 ve 20/2/2014

tarihli celselerde başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilirken

duruşmalarda Cumhuriyet savcısının yanı sıra başvurucunun ve müdafiinin hazır bulunduğu, anılan duruşmalarda Cumhuriyet

savcısının tutukluluğa ilişkin görüşünü açıkladığı ve başvurucu ve müdafiinin Cumhuriyet savcısının görüşünü açıklamasından

sonra tutukluluğa ilişkin taleplerini sözlü olarak dile getirdiği

görülmektedir. Bu itibarla, talep üzerine yapılan tutukluluk incelemelerinin

duruşmasız olarak gerçekleştirildiği ve incelemeler sırasında alınan savcılık

görüşünün tebliğ edilmediği iddiaları yerinde değildir.

57. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluk incelemelerinin

duruşmasız olarak gerçekleştirildiği ve incelemeler sırasında alınan savcılık

görüşünün tebliğ edilmediği iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı

açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarak

yapıldığına ve savcılık görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

5/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Nevzat AZAK

Vekili

:

Av. Kadir

AZAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/973, 5 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 56550/00, 11/4/2006) Sözleşme'ye ek 1 No.lu
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Seçme, Seçilme ve
  12. B. Kişi Hürriyeti ve
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Azak
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/973
Tarih
5 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Abdulkerim Kavak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7685)
  • Orhan Dağdelen Başvurusu (B. No: 2014/3078)
  • Devriş Deger ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16428)
  • Enver Demirli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19326)
  • Nazmiye Çalıkır ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14961)
  • Erdoğan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/13107)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.