İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nilüfer Devrim Başvurusu (B. No: 2015/11857)

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin başka kişilere ödendiği

Başvuru No2015/11857Tarih8 Mayıs 2019Okuma21 dk · 4.171 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nilüfer Devrim Başvurusu

Karar tarihi
8 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2015/11857
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.171 kelime·21 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin başka kişilere ödendiği

gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Kamulaştırma Bedelinin

Tespiti ve Tescil Davası Süreci

8. Toroslar Edaş İl Müdürlüğü (İdare)

tarafından Hatay'ın İskenderun ilçesi Alakop köyü 38

parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 20,30 m2 pilon yeri ile 632,11 m2lik irtifak hakkı için kamulaştırma

kararı alınmıştır.

9. Uzlaşma görüşmelerinden netice alınamaması üzerine İdare

tarafından 24/6/2011 tarihinde İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

(Mahkeme) başvurucu ile birlikte diğer davalılara karşı bedel tespiti ve tescil

davası açılmıştır.

10. Dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligatın

başvurucuya tebliğ edilememesi nedeniyle Mahkemece başvurucunun tebligata yarar

yeni açık adres bilgilerinin tespit edilmesi için ilgili kolluğa 16/9/2011

tarihinde müzekkere yazılmıştır. 13/11/2011 tarihli yazı cevabında başvurucunun

hâlen Suudi Arabistan ülkesinde ikamet ettiği ve açık adresinin bilinmediği

Mahkemeye bildirilmiştir.

11. Davacı vekili tarafından Mahkemeye sunulan 24/10/2011

tarihli dilekçeyle başvurucunun yurt içi adresi olduğu belirtilen bir adres

bildirilmiş ve tebligatın bu adrese çıkartılması talep edilmiştir. Mahkemece

belirtilen adrese çıkartılan tebligat 11/11/2011 tarihinde başvurucu ile aynı

çatı altında yaşadığı belirtilen oğlu E.D.ye tebliğ edilmiştir.

12. İskenderun Tapu Müdürlüğünün yargılamanın devamı sırasında

Mahkemeye göndermiş olduğu yazıda dava konusu 38 parsel sayılı taşınmazın 6/7/2012

tarihli tevhit işlemi sonrasında 3331 parsel numarasını aldığı belirtilmiştir.

Ayrıca bu parselin yine aynı tarihte yapılan ifrazen

taksim işlemi sonucunda 104 ada 1 ila 7 parsel, 105 ada 1 ila 12 parsel, 106

ada 1 ila 13 parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığına değinilmiştir.

13. Mahkemece alınan 28/11/2013 tarihli fen bilirkişisi ek

raporunda davaya konu irtifak alanının 105 ada 7 ve 8 parseller ile 106 ada 8

ve 9 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kaldığı; pilon

yerinin ise ifraz işlemi sonrasında imar yolunda kaldığı ifade edilmiştir.

14. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

incelemede ifraz işlemi sonrası taşınmazların güncel tapu kayıtlarının dosyaya

getirtilmediği görülmektedir. Başvurucu tarafından başvuru formuna ekli olarak

sunulan taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde, 105 ada 7 ve 8 parseller

ile 106 ada 8 parsel sayılı taşınmazların malikinin tam hisseli olarak

başvurucu olduğu, diğer davalıların bu taşınmazlarda hisselerinin bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

15. Mahkeme 3/1/2014 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir.

Kararda, 105 ada 7 ve 8 parseller ile 106 ada 8 ve 9 parseller içerisinde kalan

kısımlar yönünden İdare adına daimi irtifak hakkı

tesisinin tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiş, davalılar adına yatırılan

9.594,67 TL kamulaştırma bedelinin davalılara ödenmesi kararlaştırılmıştır.

16. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi tarafından 22/4/2015 tarihinde

kararın onanmasına hükmedilmiştir.

17. Nihai karar, başvurucu vekiline 17/6/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 9/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. Diğer Yargısal Süreçler

19. Kamulaştırma bedelinin tespiti davasının davalılarından M.A.

4/9/2014 tarihinde İskenderun 1. Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak Mahkemece

hükmedilen ve toplam yirmi üç davalıya ait olan kamulaştırma bedelinin

avukatları tarafından hisseleri oranında dağıtılmak üzere kendisine teslim

edildiğini ifade etmiştir. Buna göre başvurucuya düşen 727 TL tutarındaki

bedeli kendisine vermek istediğini fakat başvurucunun bedeli az bularak teslim

almadığını, bu nedenle parayı yatırabileceği bir tevdi mahalli belirlenmesini

talep etmiştir.

20. İskenderun 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 4/9/2014 tarihinde

talebin kabulüne karar vermiştir. Kararda, İskenderun Halk Bankası Merkez

Şubesi tevdi mahalli olarak belirlenmiş ve kamulaştırma bedelinin talep eden

tarafından bu Bankada başvurucu adına açılacak bir hesaba yatırılmasına

hükmedilmiştir.

21. Diğer taraftan başvurucu, kamulaştırma bedelinin kendisinin

vekili olmadığı hâlde diğer davalılar vekiline ödenmesi nedeniyle Vakıflar

Bankası İskenderun Şubesi çalışanları hakkında 29/4/2014 tarihinde suç duyurusunda

bulunmuştur. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı suç isnadına ilişkin eylemin

hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle 8/5/2014 tarihinde kovuşturmaya

yer olmadığına karar vermiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 4/1/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 4.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Taşınmaz malın mülkiyetinin

kamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın

belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla

irtifak hakkı kurulabilir."

23. 2942 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kamulaştırmayı yapacak idare,

kamulaştırma veya kamulaştırma yolu ile üzerinde irtifak hakkı kurulacak

taşınmaz malların veya kaynakların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterir

ölçekli planını yapar veya yaptırır; kamulaştırılan taşınmaz malın sahiplerini,

tapu kaydı yoksa zilyetlerini ve bunların adreslerini, tapu, vergi ve nüfus

kayıtları üzerinden veya ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ile belgelere

bağlamak suretiyle tespit ettirir."

24. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Kamulaştırmanın satın alma usulü ile

yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre

topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel

tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek

taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz

malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3

üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi

karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren

en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve

idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın

malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan

araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201

sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince

ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma

günü idareye de tebliğ olunur."

25. 2942 sayılı Kanun'un 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın

maliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden,

kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece

gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma

işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda

düzeltim davası açılabilir. İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür.

...

Açılan davaların sonuçları dava açmayanları

etkilemez."

26. 2942 sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Hakların kullanılması ve borçların

yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi için 10 uncu

madde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlar. Mülkiyetin idareye geçmesi,

mahkemece verilen tescil kararı ile olur."

27. 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 28.

maddesi şöyledir:

"Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen

yapılır.

Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve

ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan

kimsenin adresi meçhul sayılır.

Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ

memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın

adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar

ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.

Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen

tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği

çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette

bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli

taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar."

B. Uluslararası Hukuk

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) davanın esasını teşkil

eden zararı giderecek tazminatın ulusal mahkemeler tarafından hesaplanması

gereken hâllerde kendini bu konuda karar vermeye yetkili görmemektedir. Doğrusu

AİHM, kamulaştırılan yerin değerini belirleyecek ve buna karşılık ödenecek tazminatın

kriterlerini belirlemede kendini Türk mahkemelerinin yerine koyamaz. Ne var ki

somut olaydaki dava dosyası içeriğine göre AİHM, başvurucunun ulusal

mahkemelerce hükmedilen tazminat bedelinin mülkün değeri ile makul bir bağlantı

kurmadığını gösterebildiğini gözlemlemektedir (Yıltaş

Yıldız Turistik Tesisleri A.Ş./Türkiye, B. No: 30502/96, 24/4/2003,

§ 38).

30. Halil Göçmen/Türkiye

(B. No: 24883/07, 12/11/2013) kararında ise kamulaştırmasız el atma nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar veren AİHM, derece mahkemelerince

hükmedilen tazminatın yeterliliğini de ölçülülük bağlamında tartışmıştır.AİHM bu bağlamda öncelikle ulusal

mahkemelerin yerine geçerek kamulaştırma bedelini belirleme gibi bir görevinin

bulunmadığını ancak mahkemelerin adil veya makul olmayan kararlar verilmesini

sağlamakla yükümlü olduğunu belirtmiştir. AİHM somut olayda kamulaştırmasız el

atma tazminatına ilişkin iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğuna dikkat çekmiş ve

derece mahkemelerince yeterli bir gerekçe gösterilmeden daha az bir bedel

öngören raporun hükme esas alınmasının müdahaleyi ölçüsüz kıldığını

belirtmiştir (Halil Göçmen/Türkiye, §§

37-43).

31.Öte yandan Tkachenko/Rusya (B. No: 28046/05, 20/3/2018)

kararında AİHM, iç hukuktaki düzenlemelere aykırı olan bir müdahalenin de

hukukilik ölçütünü karşılamadığını kabul etmiştir. Bununla birlikte herhangi

bir usule aykırılığın müdahalenin hukukiliğiyle uyumsuz kabul edilemeyeceği

belirtilmiştir. Bu bağlamda AİHM, hukukun doğru biçimde uygulanması ve

yorumlanması konusunda sınırlı bir yetkisi olduğunu ve ulusal mahkemelerin

yerine geçme gibi bir sorumluluğu olmadığını ancak bu kararların açık bir keyfîlik veya bariz takdir hatasından yoksun olmaması

gerektiğini vurgulamıştır (Tkachenko/Rusya, § 52). AİHM sonuç olarak somut

olayda iç hukukta öngörülen kamulaştırma usulüne aykırı davranıldığını tespit

ederek mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir (Tkachenko/Rusya, §§ 53-58).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 8/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu; yurt dışında yaşadığını, kendisine tebligat

yapılmadan davaya devam edildiğini, yargılamaya dâhil edilmediğini, bu nedenle

dava sürecinde kamulaştırma işlemi ve kamulaştırma bedeline yönelik

itirazlarını sunamadığını, yargılamadan karar verildikten sonra haberdar

olduğunu ve hükmü temyiz ettiğini ifade etmiştir. Başvurucu, davaya konu

taşınmazlardan üçünün sadece kendisine ait olduğunu, diğer davalıların bu

taşınmazların maliki olmadıklarını, buna rağmen diğer davalılar yönünden de

davanın kabul edildiğini ve kendisine ait olan kamulaştırma bedelinin de diğer

davalılar vekiline ödendiğini belirtmiştir.

34. Başvurucu; pilon yerinin ifraz

sonrası yola terk edilen kısımda kalmasına rağmen taşınmazlarının

kamulaştırılmasının hatalı olduğunu, kamulaştırma bedelinin eksik tespit

edildiğini, dava açılmasına sebebiyet vermemesine rağmen aleyhine vekâlet

ücretine hükmedildiğini savunmuştur. Diğer taraftan başvurucu kamulaştırma

bedelinin kendisinin vekili olmamasına rağmen diğer davalılar vekiline

ödenmesinde banka görevlilerinin kusuru olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak

başvurucu tüm bu nedenlerle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

35. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun, taşınmazları

kamulaştırılmasına rağmen uzlaşma ve yargılama sürecine dâhil edilmemesi

sonucunda kamulaştırma işlemi ve kamulaştırma bedeline yönelik itirazlarını

sunma hakkından yoksun bırakıldığından ve kamulaştırma bedelinin kendisine

ödenmemesinden yakındığı anlaşılmakla başvurucunun tüm şikâyetleri mülkiyet

hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

38. Başvuru konusu olayda uyuşmazlık konusu irtifak hakkı tesis

edilen taşınmaz tapuda başvurucu adına kayıtlı olduğundan mülkün varlığında bir

tereddüt bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

39. Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı,

taşınmazın altını ve üstünü de kapsamaktadır. Bu itibarla taşınmaz maliki,

mülkiyet hakkından kaynaklanan yetkilerini taşınmazın üzerinde ve altında da

kullanabilir. Nitekim 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

718. maddesinde; arazi üzerindeki mülkiyetin, üstündeki hava ve altındaki arz

katmanlarını da kapsadığı açıkça ifade edilmiştir. Bu itibarla taşınmazın

üstünde teleferik ve benzeri ulaşım hatları ile her türlü köprü, taşınmazların

altında ise metro ve benzeri raylı taşıma sistemlerinin yapılması mülkiyet

hakkına müdahale niteliği taşımaktadır (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).

Dolayısıyla somut olayda başvurucunun taşınmazının bir bölümünden enerji nakil

hattı geçirilmesi amacıyla idari irtifak tesis edilmesinin mülkiyet hakkına

müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur.

40. Somut olayda başvurucuya ait taşınmazlar üzerinden geçen

elektrik telleri nedeniyle idari irtifak tesis edilmiştir. Taşınmazın alt veya

üst katmanlarına olayda olduğu gibi el atılması mülkten kısmen yoksun bırakma

sonucuna yol açmaktadır. Bu suretle mülk sahibi taşınmazın bir bölümü olan üstündeki hava katmanından mahrum

kalmaktadır. Buna göre başvurucunun taşınmazından enerji nakil hattı

geçirilmesi amacıyla idari irtifak tesis edilmesi suretiyle yapılan müdahalenin

mülkten yoksun bırakmaya ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir

(Şevket Karataş [GK], B. No:

2015/12554, 25/10/2018, § 42).

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

41. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

42. Anayasa’nın 35. maddesinde, mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş; bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması

ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 62).

i. Kanunilik

43. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir

kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

44. Başvuru konusu olayda uyuşmazlık konusu taşınmaz, 2942

sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde kamulaştırılmıştır. Dolayısıyla

kamulaştırma yoluyla yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunduğu

kuşkusuzdur.

ii. Meşru Amaç

45. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılması

imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır.

Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde

getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her

somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53,56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§

28, 29).

46. Somut olayda taşınmazlar üzerinden geçen elektrik telleri

nedeniyle yapılan irtifak kamulaştırması işleminin kamu yararı amacına

dayandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

47. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

48. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

38).

49. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

50. Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesine göre

devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi, kamu yararının

bulunması, kamulaştırma kararının kanunda gösterilen esas ve usullerine

uyulması, gerçek karşılığın kural olarak peşin ve nakden ödenmesi

kamulaştırmanın anayasal ögeleridir. Temel unsurunun kamu yararı olduğu kabul edilen kamulaştırma, özel mülkiyet

alanına devletin bir müdahalesidir. Kamulaştırma işlemi, taşınmaza el koymaya

zorunlu kalındığında kamu yararının özel mülkiyet hakkından üstün tutulduğu

durumlarla sınırlı olarak ve Anayasa'da belirlenen usul güvenceleri izlenerek

yapıldığında hukuka uygun sayılır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, §

11).

51. Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma,

Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına

getirilmiş anayasal bir sınırlamadır. Bu itibarla 46. maddede belirtilen

kamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir düzenleme, 35. maddeye bir

aykırılık oluşturmayacaktır. Kamulaştırma, Anayasa'da özel mülkiyetin kamuya

geçirilmesi konusunda başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlenmiş olup bir

taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının malikin rızası olmaksızın kamu yararı

için ve karşılığı ödenmek koşuluyla devlet tarafından sona erdirilmesidir (AYM,

E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, §§ 12, 15).

52. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde,

hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gereken

adil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle sağlanabilir. Diğer bir

ifadeyle kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulan

durumlarda malike tazminat ödenmesi, müdahaleyle malike yüklenen aşırı külfetin

telafi edilmesini temin eden temel bir araçtır. Anayasa'nın 46. maddesinin

birinci fıkrasında, gerek kamulaştırmada gerekse idari

irtifak kurulmasında taşınmazın gerçek karşılığının ödeneceği ifade edilmiştir.

Kamulaştırma yapılan hâllerde gerçek karşılık, kamulaştırma yapılması nedeniyle

taşınmazın değerinde meydana gelen azalmayı karşılayan tutardır. Bu itibarla

kamulaştırma yapılması nedeniyle taşınmazın değerinde meydana gelen azalmayı

karşılayacak düzeyde bir tazminatın ödenmediği durumlarda somut olayın koşulları

da gözetilerek müdahalenin orantılı olmadığı sonucuna ulaşılabilir (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Saadet

Esin, B. No: 2014/18103, 26/10/2017, § 35).

53. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden

söz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda

korunabilmesi bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da

ifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da

makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu

makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması

güvencesini kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak

yapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, §

36; Bekir Yazıcı [GK], B. No:

2013/3044, 17/12/2015, § 71).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

54. Başvuru konusu olayda başvurucunun maliki olduğu taşınmazın

üzerinden geçen elektrik telleri nedeniyle irtifak kamulaştırması yapılmasına

karar verilmiştir. Pazarlık görüşmeleri sonucunda maliklerle bedelde uzlaşmanın

mümkün olmaması üzerine İdare tarafından Alakop köyü

38 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 20,30 m2 pilon

yeri ile 632,11 m2 irtifak hakkına yönelik kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescil davası açılmıştır. Davanın devamı sırasında davaya konu parselin tevhit

ve ifraz işlemleri görmesi üzerine taşınmaz 105 ada 7 ve 8 ile 106 ada 8 ve 9

parsellere ayrılmıştır.

55. Başvurucu, bu taşınmazlardan 106 ada 9 parsel sayılı

taşınmaz dışındaki diğer taşınmazların malikinin kendisi olduğunu diğer

davalıların bu taşınmazlarda hisselerinin bulunmadığını öne sürmektedir.

Başvurucu tarafından sunulan tapu kayıtlarından 6/7/2012 tarihinde gerçekleşen

ifraz işlemi sonucunda belirtilen taşınmazların tam hisseyle malikinin

başvurucu olduğu görülmektedir. Buna göre tapu kayıtları başvurucunun beyanını

doğrulamaktadır. İlk derece mahkemesince tapu müdürlüğünden taşınmazın ifraz

görüp görmediği sorulmuş ise de ifraz işlemi sonrasında oluşan taşınmazların

yeni tapu kayıtları dosya arasına getirtilmemiştir.

56. Somut olayda dava dilekçesi ve duruşma gününün başvurucuya

tebliğ edilememesi üzerine Mahkemece başvurucunun adresinin araştırılması

yoluna gidilmiştir. Kolluk araştırması sonucu gelen müzekkere cevabından

başvurucunun o tarihte yurt dışında yaşadığı ve yurt dışı adresinin de

bilinmediğinin tespit edildiği görülmektedir. Başvurucunun yurt dışında

yaşadığı adres araştırmasıyla sabit olmasına rağmen Mahkemece davacı vekilinin

beyanı üzerine başvurucunun yurt içi adresi olduğu belirtilen bir adrese

tebligat çıkartılmıştır. Hâlbuki başvurucu 2942 sayılı Kanun'a göre ancak

asliye hukuk mahkemesinin yapacağı tebligat üzerine idari yargı mercilerinde kamulaştırma

işlemine karşı dava açabilir. Ancak somut olayda başvurucunun ilk derece

mahkemesi önünde kamulaştırma işlemine ve kamulaştırma bedelinin belirlenmesi

ile diğer hususlara ilişkin itirazlarını sunma olanağı bulamadığı

anlaşılmaktadır.

57. Başvurucu ayrıca elektrik direğinin isabet ettiği pilon yerinin ifraz işlemi sonrasında yolda kalmasına

rağmen kamulaştırma işleminin yapılmasının hukuka aykırı olduğunu öne

sürmüştür. Nitekim somut olayda taşınmazın ifrazı üzerine alınan 28/11/2013

tarihli bilirkişi ek raporunda pilon yerinin ifraz

işlemi sonrasında imar yolunda kaldığı ifade edilmiştir. Derece mahkemesince

başvurucunun bu iddiası yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığı

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kamulaştırma işleminin yalnızca başvurucunun

taşınmazı üzerinden geçen elektrik telleri nedeniyle meydana gelen irtifak

alanına yönelik olduğunu belirtmek gerekir.

58. Öte yandan başvurucu davaya konu üç taşınmazın kendisine ait

olduğunu davalı Ş.A.nın da

diğer taşınmazın maliki olduğunu, diğer davalıların malik sıfatlarının

bulunmadığını buna rağmen diğer davalılar yönünden de dava kabul edilerek

lehlerine kamulaştırma bedeline hükmedildiğinden yakınmıştır. Başvurucunun

ifraz işlemi sonrasına ilişkin sunmuş olduğu tapu kayıtları bu durumu

doğrulamasına rağmen derece mahkemelerince bu yönde bir araştırma ve

değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Bunun yanında başvurucunun somut

davada bir vekille temsil edilmediği açık olmasına rağmen başvurucuya ait olan

kamulaştırma bedelinin diğer davalılar vekiline ödendiği anlaşılmaktadır.

59. Sonuç olarak, somut olayda başvurucunun taşınmazları

üzerinde idari irtifak tesisi için kamulaştırma işlemi yapılmasına rağmen,

başvurucunun yurt dışında olduğu tespit edildiği hâlde davaya katılabilmesi dolayısıyla

yukarıda bahsedilen itiraz ve beyanlarını sunabilmesi mümkün olamamıştır. Diğer

taraftan başvurucunun davanın sonucuna etki edebilecek itirazları hakkında

derece mahkemelerince yeterli bir değerlendirme yapılmadığı da görülmektedir.

Buna göre başvurucuya müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan

şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde

etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanındığı söylenemez. Bu sebeple

mülkiyet hakkının korunmasında usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine

getirilmediği sonucuna varılmıştır. Son olarak müdahalenin taşıdığı meşru

amacın dayandığı kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması

arasında olması gereken adil denge başvurucu aleyhine bozulmuş olup müdahale

ölçülü değildir.

60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

62. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

63. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

64. Mehmet Doğan

kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece

mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece

mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna

göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden

yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi

sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece

mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı

verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir,

derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

65. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.

Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir

işlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsa

söz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden -veya daha

önce hiç yapılmamışsa ilk defa- yapılması icap etmektedir. Buna karşılık

ihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da -derece mahkemesince yapılan

veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de- derece mahkemesi kararının

sonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği

hâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan, doğrudan,

mümkün olduğunca dosya üzerinden, önceki kararının aksi yönünde karar vererek

ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).

66. Başvurucu yeniden yargılama yapılması ya da tazminata

hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

67. Somut olayda başvurucunun taşınmazının kamulaştırılması

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetine yönelik olarak

derece mahkemelerince yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı,

başvurucunun davanın sonucuna etkili olabilecek mahiyetteki iddia ve

itirazlarının karşılanmadığı tespit edilmiştir.

68. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Dolayısıyla kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

Buna göre ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yapılacak yargılamada

mülkiyet hakkının ihlaline yol açan uyuşmazlığın çözümüne etkili, ayrı ve açık

yanıt gerektiren başvurucunun iddialarının derece mahkemelerince yeterli ve

makul bir gerekçe ile karşılanması gerekmektedir.

69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2011/525, K.2014/15) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucu

:

Nilüfer

DEVRİM

Vekili

:

Av. Miray

ACER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/11857, 8 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Kamulaştırma Bedelinin
  7. B. Diğer Yargısal Süreçler
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  15. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  16. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  17. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  18. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Gökcan
  21. Hakyemez
  22. Şenol
  23. Devrim
  24. Acer
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/11857
Tarih
8 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Ecrin Akkaya Başvurusu (B. No: 2015/8599)
  • Fadi Mansour Başvurusu (B. No: 2015/10717)
  • Eczacıbaşı Yapı Gereçleri San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/16697)
  • Zeki Hakan Nebioğlu Başvurusu (B. No: 2015/2418)
  • Adnan Ayan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19256)
  • Osman Gündüz Başvurusu (B. No: 2015/1197)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.