İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Okay Serçinoğlu Başvurusu (B. No: 2014/8090)

1. Başvuru, işçilik alacağından kaynaklanan tazminat davasında

Başvuru No2014/8090Tarih13 Eylül 2017Okuma14 dk · 2.729 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Okay Serçinoğlu Başvurusu

Karar tarihi
13 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/8090
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.729 kelime·14 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işçilik alacağından kaynaklanan tazminat davasında

usul ve kanuna aykırı karar verilmesi, aleyhe nispi vekâlet ücretine

hükmedilmesi, esaslı iddiaların mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmaması

ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atıfta bulunarak başvuru hakkında görüş

sunulmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İzmir Karşıyaka Belediyesine bağlı K. Karşıyaka

Özel Eğitim Kültür Sanat Etkinlikleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (işveren) yönetim

kurulunun 11/1/2002 tarihli kararı ile katlı pazar yerinde satın alma sorumlusu

olarak işe alınmış, 16/1/2002 tarihinde anılan işyerinde çalışmaya başlamıştır.

9. Başvurucu 24/10/2003 tarihinde G. İş Sendikasına üye olmuş,

29/8/2007 tarihinde emekli olmuştur.

10. Başvurucu 18/12/2007 tarihinde Karşıyaka 3. İş Mahkemesinde

(Mahkeme) açtığı davada, üyesi olduğu sendika ile davalı arasında 3 dönem Toplu

İş Sözleşmesi (TİS) imzalandığını, ulusal bayram, hafta tatili ve dini bayram

mesai ücretlerinin bordrolarında gösterilmediğini,2004 yılı için ücretinde

artış yapılmadığını, Nisan 2005’ten geçerli olmak üzere ücretinin 750 TL’ye

yükseltildiğini, bu artışın 2005 yılına dönük olduğunu, 2004 yılını da kapsayan

14 aylık dönem için geriye dönük 1.400 TL maaş farkı alacağının ortaya

çıktığını belirterek ulusal bayram genel tatil, fazla mesai ücreti ve maaş

farkı alacaklarının işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

11. Mahkemenin 17/5/2010 tarihli kararında davalı işverenle G.

İş Sendikası arasında imzalanan TİS'nin 7. maddesinde

mühendis, mimar, müdür, şef, doktor, avukat veya şirket yönetiminde görev

alanlar gibi nitelikli işlerde çalışanlar ile teknik elemanlarınücretlerinin

işverence belirleneceği ve bu ücretlerin sözleşme kapsamında olan sendika üyesi

işçilere emsal teşkil etmeyeceğinin düzenlendiği, sendika üyesi olmasına rağmen

kapsam dışında bırakılan işçilerin TİS'ten

faydalanamayacağı, kapsam dışı olanların iş ilişkisinin iş sözleşmesi ve Kanun

hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, TİS kapsamına kimlerin

gireceği hususunun TİS'e taraf olanların takdir ve

yetkisinde olduğu, kapsam dışı olan personele TİS'teki

bazı haklar tanınmış olsa da bunun ücret zammı ve diğer tüm hakların verilmesi

sonucunu doğurmayacağı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20/5/1985 ve 25/11/1997

tarihli kararlarında bu hususlara işaret edildiği, başvurucunun işyerinde

ziraat mühendisi ve idari personel olarak çalıştırıldığı, TİS hükümlerinden

yararlanamayacağı, bu açıdan ücret alacağı farkı talebinin yerinde olmadığı

belirtilmiştir. Yine kararda başvurucu TİS'ten

faydalanamasa dahi hizmet sözleşmesi ve Kanun'a göre fazla mesai ve tatil

ücretlerini talep edebileceği, ancak davacının hafta sonunda çalışıp hafta

içinde bir gün tatil yaptığı ve ücret bordrolarının başvurucu tarafından

imzalandığı, aynı şekilde genel tatillerde ve bayram günlerindeki

çalışmalarının da bordroya yansıtılarak ödemelerin yapıldığı ve bordroların

davacı tarafından imzalandığı dikkate alındığında bu taleplerin de yerinde

olmadığı, fazla mesai ücreti talebi açısından tanık beyanlarına göre

başvurucunun haftada toplam 12 saat fazla mesai yaptığı, karşılığının ödendiğine

dair delil sunulmadığı belirtilerek fazla çalışma ücretine yönelik talebin

kısmen kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.

12. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 19/12/2012 tarihli

kararında davalı vekilinin 10/2/2010 tarihli oturumda ıslah dilekçesinin

tebliği üzerine açıkça ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunduğunu,

Mahkemece zamanaşımı itirazı değerlendirilmeden hüküm kurulmasının hatalı

olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.

13. Bozma kararına uyan Mahkeme ıslah edilen miktara yönelik

olarak zamanaşımı yönünden bilirkişiden ek rapor talep etmiş, 25/9/2013 tarihli

kararında davacının 18/1/2002-31/12/2003 tarihleri arasındaki dönem bakımından

fazla çalışma ücreti talebinde bulunduğunu, davanın 18/12/2007 tarihinde

açıldığını, ıslahın 28/12/2009 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla 5 yıllık

zamanaşımı süresi dikkate alındığında ıslah edilen miktarın zamanaşımına

uğradığını ve başvurucunun talep edebileceği fazla çalışma ücreti alacağının

net 500 TL olduğunu belirterek bu miktar üzerinden davayı kabul etmiştir.

14. Temyiz üzerine karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 12/3/2014

tarihli kararıyla onanmıştır.

15. Onama kararı 7/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş

ve 2/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16.Mahkemenin 13/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

17. Başvurucu yargılama sırasında 2/11/2011 tarihinde

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile

idarenin taraf olduğu davalarda idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin

düzenleme altına alındığını, dava tarihinde reddedilen kısım için nispi vekâlet

ücreti ödenmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı hâlde karara bağlanan

vekâlet ücretinin yüksek olduğunu belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın

etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin

mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren,

bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

19. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak sınırlandırılabilen bir

haktır. Bununla birlikte sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek nitelikte

olmaması, meşru bir amaç izlemesi, ölçülü olması ve başvurucuya ağır bir yük

getirmemesi gerekir (Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).

20. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu tür

giderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, § 39).

21. Somut davada başvurucu 18/12/2007 tarihli dava dilekçesinde

ulusal bayram ve tatil günlerinde çalışma karşılığı 8.000 TL, ücret fark

alacağı talebi 1.500 TL ve fazla mesai ücreti alacağı 500 TL olmak üzere toplam

10.000 TL tazminat talep etmiş; 28/12/2009 tarihli dilekçesinde ise dava

değerini ıslah yoluyla 31.370 TL'ye yükselterek 3.372,94 TL fazla mesai ücreti,

16.490,47 TL fark ücreti,11.886 TLulusal bayram ve

tatil günlerinde çalışma ücreti talebinde bulunmuştur.

22. Mahkeme, başvurucunun fazla mesai ücreti talebi açısından,

dava dilekçesinde talep ettiği 500 TL'yi kabul etmiş ancak bu alacak kalemine

yönelik olarak ıslah yoluyla talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını,

diğer taleplerin ise sübuta ermediğini belirterek davacının diğer taleplerini

reddetmiştir. Kararda kabul edilen kısım için başvurucu lehine 440 TL,

reddedilen kısım için davalı yararına 3.740,30 TL nispi vekâlet ücretine

hükmedilmiştir.

23. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 323. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendinde vekille takip

edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama

giderlerinden olduğu, Kanun'un 326. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkralarında, Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine

hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,davada

iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin yargılama giderlerini

tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtilmiştir. Davanın

açıldığı tarihte yürürlükte olan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk

Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 416., 417. ve 423. maddelerinde de benzer

düzenlemelere yer verilmiştir.

24. Bunun yanında dava tarihinde yürürlükte olan ve 13/12/2006

tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari

Ücret Tarifesi'nin (Tarife) 20. maddesinde avukatlık

ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm

verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife'nin esas alınacağının belirtildiği,

karar tarihinde yürürlükte olan 29/12/2012 tarihli Resmî Gazete'de

yayımlanan Tarife'nin 12. maddesinde, başvuru konusu davada vekâlet ücretinin

nispi orana göre belirleneceği düzenlenmiştir.

25. Yargısal uygulamalarda da işçilik alacağından kaynaklanan

tazminat davalarında vekâlet ücretinin nispi oran üzerinden tespit edileceği

karara bağlanmıştır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28/5/2009 tarihli ve

E.2009/8194, K.2009/14847 sayılı; 3/7/2009 tarihli ve E.2008/5748, K.2009/19759

sayılı kararları).

26. Yukarıdaki açıklamalara göre davanın açıldığı tarihte bu

nitelikteki davalarda dava sonucu reddedilen miktar üzerinden karşı taraf

lehine nispi vekâlet ücretine hükmedileceğine ilişkin düzenleme ve yargısal

uygulamaların mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

27. Somut olayda kısmen kabul, kısmen ret kararı ile sonuçlanan

davada Mahkemece her iki tarafın leh ve aleyhine vekâlet ücretine hükmedildiği,

öngörülebilir nitelikteki bu değerlendirme ve ulaşılan sonucun açık keyfîlik içermediği, başvurucu aleyhine hükmedilen nispi

vekâlet ücretinin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından

orantılı olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı, başvurucunun

bu kapsamda ileri sürdüğü ihlal iddiasının yerinde olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

28. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

29.Başvurucu, Mahkeme kararının dosyada ileri sürülen iddiaları

ve maddi olguları açıklamadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar

hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir.

31. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır.

32. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

33. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

34. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt

verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 35).

35. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

36. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, §

57).

37. Somut olayda başvurucunun işçilik alacağından kaynaklanan

tazminat davasında Mahkemece davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararın,

Yargıtay 9. Hukuk Dairesince ıslah edilen alacakla ilgili zamanaşımı iddiaları

yönünden değerlendirme (bkz. § 12) yapılmak suretiyle bozulduğu, Mahkemece

bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

Buna göre taraflarca dosyaya sunulan ve toplanan deliller değerlendirilmek

suretiyle davanın sonucuna etki edebilecek tüm iddia ve savunmaların Mahkemenin

gerekçeli kararında tartışılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Yargıtayca Mahkemenin gerekçesine atıfta bulunularak hükmün

onandığı anlaşılmıştır. Bu açıdan gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına İlişkin

İddia

39. Başvurucu, bilirkişinin hâkimin hukuk bilgisiyle çözümü

gerekli olanhususlarda değerlendinme

yapma yetkisinin olmadığını ancak davada bilirkişi görüşü benimsenerek karar

verildiğini, bu açıdan yargı yetkisinin bilirkişiye devredildiğini, işverenin

emrinde sorumlu işçi statüsüyle işe başladığını ancak işverenin kişisel

verilerini rızası olmadan kullanarak kendisini TİS dışına atacak şekilde

statüsünü ziraat mühendisi olarak değiştirdiğini, yargılamada da buna göre

değerlendirme yapıldığını, sendika üyesi olduğuhâlde

sendikal hakların kendisine tanınmadığını, dava süresince bedensel ve ruhsal

yönden yıprandığını belirterek Anayasa'nın 9., 12., 13., 17., 20., 36., 49. ve

51. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden

yargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur.

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 9., 12., 13., 17.,

20., 49. ve 51. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği iddialarının

adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

41. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

42. Başvurucunun ihlal iddiaları yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucu

ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerini

somut olay çerçevesinde değerlendirmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar

vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde,

iddiaların özünün derece mahkemeleri tarafından hukuk kurallarının ve

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

43. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının da,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekmektedir.

D. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

44.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

46. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemeleri

nezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih; sürenin

sona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 69), yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Mehmet Salih Ayyıldız, B.

No: 2012/397, 17/11/2014, § 25).

47. İş mahkemeleri nezdinde görülen davalarda yargılama

süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve

kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Nesrin

Kılıç, § 58).

48. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 6 yıl 2 aylık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

E. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

51. Başvurucu yeniden yargılama, 4.732,25 TL maddi ve 44.500 TL

manevi tazminat kararı verilmesi talebinde bulunmuştur.

52. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

53. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuyanet 7.800 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

54. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın sonucunun

adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Karşıyaka 3. İş Mahkemesine (E.2013/66,

K.2013/468) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/9/2017

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Okay

SERÇİNOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8090, 13 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine
  8. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  9. C. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına İlişkin
  10. D. Makul Sürede
  11. E. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  12. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  13. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/9/2017
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Serçinoğlu
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8090
Tarih
13 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Cevat Şimşek Başvurusu (B. No: 2014/20362)
  • Abdurrahman Dündar Başvurusu (B. No: 2014/1681)
  • Zafer Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/9756)
  • Abdulkadir Aktaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1535)
  • Tahir Atlı Başvurusu (B. No: 2014/9774)
  • Oktay Karakaya Başvurusu (B. No: 2014/6272)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.