İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Şahin Başvurusu (B. No: 2017/27238)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul

Başvuru No2017/27238Tarih27 Haziran 2018Okuma25 dk · 5.023 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ömer Şahin Başvurusu

Karar tarihi
27 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2017/27238
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.023 kelime·25 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul

süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının; gözaltında kötü muameleye maruz bırakılması nedeniyle işkence ve kötü

muamele yasağının; yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kez

uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum

ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

9. Bu kapsamda Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ/PDY'nin Sivas ili Yıldızeli ilçesindeki örgütlenmesine

yönelik olarak Yıldızeli Meslek Yüksek Okulunda özel güvenlik görevlisi olarak

çalışan başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında soruşturma

başlatılmıştır.

10. Başvurucu 25/9/2016 tarihinde Yıldızeli Cumhuriyet

Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifadesi şöyledir:

"Söz konusu FETÖ/PDY yapılanmasıyla

1997-1998 yılları arasında Yıldızeli ilçesinde ikamet eden ve veteriner olarak

çalışan E.Y. aracılığıyla tanımış oldum. Bu şahıs ikamet ettiğim .. Köyünde hayvanlara bakmaya gelmekteydi. Geldiğinde benim

hayvanlarıma da baktığı için bu şekilde kendisiyle tanıştım. 2013 yılında

hayvanlarımı babama devrettikten sonra kendisiyle ilişiği kestim. E.Y. benimle

tanıştıktan sonra beni sürekli Yıldızeli ilçesinde FETÖ yapılanmasına ait olan

evlerde gerçekleştirilen sohbetlere, toplantılara çağırmaktaydı. Ben de beni

çağırdığı için bu sohbetlere ve toplantılara 17 Aralık 2013 tarihinden öncesine

kadar sık sık iştirak ettim. Sohbete gittiğim evlerden biri Yıldızeli

ilçesindeki ... isimli apartmanın yanlış hatırlamıyorsam 3. katında idi. Diğeri

ise ... isimli apartmanın 1. katındaydı. Ayrıca bir keresinde Sivas il

merkezinde bulunan cemaat yapılanmasına ait Sultan Murat Kolejinde bir defa

yemeğe katıldım. Söz konusu sohbetlere E.Y., M.S.,,

T.K. isimli şahıslar katılmaktaydı. Ayrıca E.Y.nin

süt birliği kooperatifinde yaklaşık 2-3 yıl önce düzenlediği sohbette bir kere M.Y.yi görmüştüm. Bunun dışında M.Y.yi katılmış olduğum

toplantılarda görmedim. Kendisinin ayrıca toplantılara sürekli katılıp

katılmadığını bilmiyorum. Bu sohbetleri genelde E.Y. organize ederdi ve

toplantıya katılacak kişileri ayarlardı. Ayrıca Sivas il merkezinden isimlerini

bilmediğim şahıslar Yıldızeli İlçesine gelip az önce belirtmiş olduğum evlerde

sohbet ederlerdi. E.Y. dışında benim bildiğim bu sohbetleri Yıldızeli'nde

ikamet eden A.K. isimli şahıs da organize ederdi. Bu yapılanma içerisinde aktif

olduğunu bildiğim şahıslar; isimlerini S. ve A. olarak bildiğim kişiler,

öğretmenlere toplantı yapan T.K., M.S. ve avukat M.Y. isimli şahıslardır.

2011-2012 yıllarında E.Y. yanıma gelerek benden cemaat evleri ve yurdu için

kurban derisitalep etti ben de kendisine arkadaşlığıma

istinaden karşılıksız iki tane kurban derisi verdim. Ben söz konusu FETÖ/PDY

yapılanmasına bunun dışında herhangi bir şey vermedim. Himmet adı altında para

vermedim. Dediğim gibi sadece cemaat evleri ve yurdu için E.Y.ye iki tane

kurban derisi teslim ettim. Ayrıca yine aynı yıllarda E.Y. dükkanıma gelerek

bana on adet sarı zarf teslim etti. Teslim ederken bana fitre olarak zarflardan

birine sen para koy diğerlerini ise tanıdıklarına dağıt dedi. Ben de durumum

iyi olmadığı için zarfa herhangi bir para koymadım. Diğerlerini de şahıslara

dağıttım. Bu şahıslardan daha sonra zarfları alarak E.Y.ye teslim ettim.

Zarflara, teslim ettiğim şahıslara para koyup-koymadığını bilmiyorum ben

kendilerinden kapalı olarak zarfları aldım. Çocukluk arkadaşım olan M.S. ile

2011-2012 yılları arasında FETÖ yapılanmasına ait olan Zaman gazetesine abone

bulmak amacıyla bir defasında esnafları dolaşmıştık ancak herhangi bir abone

bulamadık. Bunu E.Y. benden ve M.S.den rica etmişti.

Ayrıca E. beni 2010-2013 yılları arasında ısrar üzerine Zaman gazetesine abone

yaptı. Abone yapmak isterken bana paramın olmadığını ve abone olamayacağımı

söylediğimde; 'olsun sen merak etme senin abonelik ücretini ben vereceğim' dedi

ve beni abone yaptı. 17-25 Aralık olaylarından sonra E. aboneliğimi devam

ettirmemi istedi ancak ben kendisine yaşanan bu olaylar nedeniyle aboneliğimi

devam ettirmek istemediğimi söyledim ve bu şekilde aboneliğimi sonlandırdım.

Yanlış hatırlamıyorsam 2012 yılında ismini bilmediğim şuan

da görsem tanıyamayacağım cemaatte kalan ev sorumlusu beni telefonla arayarak

bir yerde et bulunduğunu ve benim aracımla evlerine götürüp götüremeyeceğimi

sordu. Ben de götürebileceğimi söyledim ve akabinde bu şahıs A.K. ile çarşıda

buluştuk ve benim aracımda etleri bulunduğu yerden alarak ... isimli apartmanın

birinci katındaki daireye götürdük. Ben asla 17-25 Aralık olaylarından sonra

cemaat tarafından hükümete karşı organize edilen yürüyüşlere katılmadım.

Dediğim gibi benim bu olaylardan sonra söz konusu örgütle herhangi bir ilişkim

olmamıştır. Ben sonuç olarak pişman olduğumu ifade etmek isterim. Bu grubun

terör örgütü olduğunu bilseydim kesinlikle böyle bir gruba katılmazdım. Benim

17-25 Aralık olaylarından sonra kesinlikle bu cemaatle herhangi bir ilişkim olmamıştır.Üzerime atılı suçlamaları

kabul etmiyorum ..."

11. Yıldızeli Cumhuriyet Başsavcılığı silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu, Yıldızeli Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk etmiştir.

12. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:

" Savcılıktaki ve kolluktaki ifadelerimi

tekrar ederim, doğrudur bana aittir. Bir kaç kez

sohbetlerine katıldım fakat ben bunların bu şekilde vatan hainliği yapacağını

düşünemedim. Ben sadece dini değerler doğrultusunda toplantılara katılmış

bulundum. ... isimli yurttaki toplantılara hiç katılmadım. Sohbetlere de sık

sık katıldığım söylenemez sadece bir kaç kez katıldım.

Örgütün Yıldızelindeki yapılanması bakımından aktif bir

rol aldığımı kabul etmiyorum ayrıca kendim kalp hastasıyım ve bakmakla yükümlü

olduğum sekiz kişi bulunmaktadır. İkametgah ve işyerim

sabittir. Serbest bırakılmamı talep ederim. Söyleyeceklerim bundan

ibarettir."

13. Yıldızeli Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/09/2016 tarihli

kararıyla tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

"Şüpheli Ömer Şahin hakkında yürütülen

soruşturma kapsamında ifadesi, bilgi sahibi olarak ifadesi alınan kişilerin

beyanları ve örgüt içerisindeki rolüne ilişkin tesbit

ve tüm dosya kapsamına göre, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, cezanın

miktar ve nevii, suçun ağırlığı, dosya kapsamında

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması,

şüphelinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olguların bulunması, delilleri gizleme veya değiştirme ihtimali ve soruşturma aşamasındakimevcut delil durumuda

nazara alınarak suçun önemi ve ceza miktarına göre şüpheli hakkında adli

kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı, tüm bu hususlara göre şüpheli hakkında

tutuklama sebebi bulunduğu anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nın100 vd. maddeleri

gereğince tutuklanmasına ... [karar verildi.]"

14. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının 25/4/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticiliği suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde

kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu dışında on şüpheli hakkında da

benzer suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur.

15. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse

örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY terör örgütü hiyerarşisi

içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle

özetlenebilir:

i. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin Yıldızeli

ilçesindeki yapılanması içinde bulunduğu ve örgütün basın ve yayın işleri sorumlusu

olarak görev yaptığı ileri sürülmektedir. Bu kapsamda;

- E.Y. isimli şüphelinin FETÖ/PDY'nin

Yıldızeli ilçe imamı olduğu olduğu belirtilmiştir.

Buna göre E.Y. anılan ilçedeki örgüt üyelerine emir ve talimat vermekte,

yapılan örgütsel nitelikli toplantıların konusunu belirlemekte, ayrıca örgütün

ilçedeki mali yapısını kontrol etmekte ve buna ilişkin hesabı bir üst birimi

olan il imamına aktarmaktadır.

- Başvurucunun E.Y. isimli kişiye bağlı olarak çalıştığı,

örgütün sohbet adı altında yapılan toplantılarına katıldığı, diğer şüpheli M.S.

ile birlikte FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu tespit edilen ve

Yıldızeli ilçesinde faaliyet gösteren yurtların hemen hemen bütün işleri ile

ilgilendiği, söz konusu yurtlara büyükbaş ve küçükbaş hayvan temin ettiği, himmet olarak kurban paralarını, kurban

derilerini ilçeden toplayarak yurtlara getirdiği, himmet adı altında para toplamaya çalıştığı, bu durumları

alınan ifadesinde de kabul ettiği ifade edilmiştir.

- Yıldızeli Süt

Birliğinde çalıştığı belirlenen tanık U.Y. beyanında; anılan birliğin başkanı

olan E.Y.nin kendisini terör örgütünün sohbet olarak

adlandırdığı toplantılara davet ettiğini, katıldığı toplantıdaE.Y.,

M.S., Y.S., T.K., G.K., N.K., N.G. ve Ömer Şahin isimli şahısların olduğunu, S.

isimli şahıs tarafından -örgüt lideri- Fetullah

Gülen'in kitaplarının okunduğunu ve bu şahsın videolarının izlettirildiğini,

gittiği sohbet grubunun çiftçi ve esnaf grubu olduğunu, bu toplantıyı E.Y.nin organize ettiğini ve toplantıların her hafta

Çarşamba günü düzenlendiğini, Seyfullah Emmioğlu Kız Öğrenci Yurdunda E.Y.

tarafından düzenlenen toplantılar olduğunu, bu toplantılara Sivas il

merkezinden tanımadığı kişilerin geldiğini, M.S. ve Ömer Şahin'in bu yurdun tüm

işlemleri ile ilgilendiklerini ve 2013 yılı yaz aylarında bu sohbetlere gitmeyi

tamamen bıraktığını ifade etmiştir.

- Bir başka tanık İ.K. beyanında, M.S. ve Ömer Şahin'in 2015

yılının ilk aylarına kadar FETÖ/PDY yapılanmasının içinde olduklarını bildiğini

beyan etmiştir.

- Diğer tanık F.Ç. ise beyanında; Ömer Şahin'i tanıdığını, bu

kişinin darbe girişimi öncesine kadar FETÖ/PDY yapılanması içinde olduğunu

bildiğini, bu şahsı belirttiği tarihe kadar sürekli M.S. ve E.Y. ile birlikte

gördüğünü ifade etmiştir.

- Yıldızeli ilçesinde şoförlük yaptığı belirtilen tanık N.H.

beyanında; meslek yüksek okulunda güvenlik görevlisi olan Ömer Şahin, E.Y. ve

tanımadığı on dört kişiyi A. isimli şahsın önderliğinde Yozgat'ta

düzenledikleri geziye götürdüğünü, şahısların burada çeşitli okullara ve

yurtlara gittiklerini, daha sonra Yıldızeli ilçesine döndüklerini beyan

etmiştir.

- FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olduğu tespit edilen bir

kız öğrenci yurdunda bir dönem temizlik görevlisi olarak çalıştığı belirtilen

tanık G.K. beyanında; anılan yurtta çalıştığı süre boyunca E.Y.nin

ve Ömer Şahin'in Yurda sürekli gelip gittiklerini, bu yurda sürekli büyükbaş ve

küçükbaş hayvan getirdiklerini, bu şahısların kurban bayramı dönemlerinde Yurda

kurban ve kurban derisi getirdiklerini, kurban derilerinin yurdun kalorifer

bölümünde tutulduğunu, toplanan paraların ise A. ve S. isimli kişilerin

odasında saklandığını ancak bu paraları hiç görmediğini, E.Y. ve Ömer Şahin'in

himmet adı altında topladıkları paraları Yurda getirerek A. ve S. isimli

kişilere verdiklerini ifade etmiştir.

ii. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin yayın

organlarından olduğu belirtilen Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisinin Yıldızeli

ilçesi basın ve yayın işleri sorumlusu olarak görev yaptığı, anılan yayınların

dağıtımı ve para işleri ile ilgilendiği, bu şekilde elde ettiği paraları E.Y.ye

teslim ettiği ifade edilmiştir.

- Tanık İ.K. ifadesinde, Zaman gazetesinin dağıtımına ilişkin

görevlerde T.K. ve Ömer Şahin'in rol aldığını bildiğini belirtmiştir.

- Tanık olarak dinlenen F.C. beyanında; 2011-2015 tarihlerinde

E.Y., avukat M.Y., T.K. ve Ömer Şahin'in Sivas il merkezinden gelen kişilerle

özel toplantılar yaptıklarını, ilçede dağıtılan Zaman gazetesinin

sorumluluğunun E.Y., T.K. ve Ömer Şahin'de olduğunu bildiğini ifade etmiştir.

16. İddianamede başvurucunun etkin pişmanlık hükümlerinden

faydalanmak istediği belirtilmiş ve başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin

olarak aşağıdaki hukuki değerlendirme yapılmıştır:

"... Şüphelinin [başvurucunun] FETÖ/PDY terör örgütünün ilçe yapılanmasının

düzenlemiş olduğu bütün etkinliklere sohbetlere, pikniklere vb. faaliyetlere

katıldığı, diğer şüphelilerden M.S. ile birlikte FETÖ/PDY terör örgütü ile

bağlantılı olduğu tespit edilen ve Yıldızeli ilçesinde faaliyet gösteren

yurtların hemen hemen bütün işleri ile ilgilendiği, söz konusu yurtlara

büyükbaş, küçükbaş hayvan getirdiği, himmet olarak kurban paraları, kurban

derilerini ilçeden toplayarak yurtlara getirdiği, yine sarı zarf şeklinde ilçe

esnafından himmet adı altında para toplamaya çalıştığı, bu durumları alınan

ifadesinde de kabul ettiği, İlçede polis veya Jandarma olmak isteyenlere yardım

ettiği, Yıldızeli ilçesi sınırlarında terör örgütü ile bağlantılı olduğu tespit

edilen Zaman gazetesinin dağıtımı ve para işleri ile ilgilendiği, yine söz

konusu yapılanmanın İlçededüzenlediği sohbet

programları için Sivas ilinden gelen özel davetlileri ayarladığı ve bu şekilde

gelen davetlilerle özel olarak ilgilendiği,FETÖ/PDY

terör örgütünün Yıldızeli ilçe yapılanmasının başı olan ve ilçe imamı olarak

bilinen E.Y. ile samimi olduğunun tespit edildiği ve sürekli görüştükleri,

Yıldızeli ilçesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanması içerisindeki söz

konusu bütün faaliyetlerini gerçekleştirerek üzerine atılı olan ve TCK'nın

314/2 maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü yöneticiliği suçunu işlediği

... [anlaşılmıştır].

...

Tanık ve bilgi sahiplerinin beyanlarının

haricinde de FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olan şüphelilerin birbirleriyle

irtibatlarının, örgüt içerisindeki hiyerarşik konumlarının, örgüt adına hangi

alanda faaliyet yürüttüklerinin,FETÖ/PDY

terör örgütü ile iltisaklı olduklarının somut delillerle tespit edildiği,

Yıldızeli ilçesinde şüpheliler tarafından

örgüt adına para toplaması, kurban bağışı gibi eylemlerin ayrıca 6415 Sayılı

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinin birinci

fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu, ancak şüphelilerin Türk Ceza Kanunu'nun

44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralları ve paraları örgüt yöneticisi

sıfatıyla toplaması nedeniyle sadece silahlı terör örgütü yöneticisi olmak

suçundan cezalandırılması gerektiği,

...

Soruşturma aşamasında verdiği ifadelerle etkin

pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen şüpheliler S.G., C.K., Y.L. ve Ömer

Şahin ile ilgili olarak beyanların ağırlığı, önemi veya yetersizliği gibi

hususların değerlendirilmesi noktasında takdir mahkemeye ait olmak üzere, 5237

sayılı TCK madde 221/4 uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması

gerektiği değerlendirilmektedir."

17. Başvurucu, tutukluluk hâlinin devamı kararına itiraz etmiş,

Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesi 31/5/2017 tarihinde itirazın reddine karar

vermiştir.

18. Başvurucu 9/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Başvurucu 13/7/2017 tarihinde tahliye edilmiş olup bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava ilk derece mahkemesinde

derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"Tutuklama nedenleri"

kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

21. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma

evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka

gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten

hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 27/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni

bulunmadığı hâlde hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillere dayanılarak

tutuklandığını, tutuklama tedbiri yerine adli kontrol tedbirlerinin uygulanmadığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

24. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

25. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

26. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

27. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerken

Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin

güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma

mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama,

başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen

FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanın

olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

28. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri başta olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Genel İlkeler

29. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

30. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

31. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla

tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin

bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

32. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın

davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya

başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca,

işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

33. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların

ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda

dikkate alınacak hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi

ve uygulanacak olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

34. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2), B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte yargı

mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa

Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki denetimi,

somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve

tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).

iii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

35. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca

tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

kanuni dayanağı bulunmaktadır.

36. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

37. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucunun bir

dönem FETÖ/PDY yapılanmasıyla bağlantısı olduğu tespit edilen öğrenci

yurtlarının bazı işleriyle yoğun şekilde ilgilenmesi, ilçede himmet adı altında

toplanan kurban paralarını ve kurban derilerini bu yurtlara getirmesi, ilçe

esnafından himmet adı altında para toplaması, FETÖ/PDY mensuplarıyla olan

ilişkilerini kullanarak belirli mesleklere girmek isteyenlere yardımcı olması,

FETÖ/PDY'nin yayın organı olduğu bilinen Zaman

gazetesinin dağıtımı ve para işleri ile ilgilenmesi olgularına dayanılmıştır

(bkz. § 15). Bu itibarla ileri sürülen her bir olgunun tek başına başvurucu

yönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayan kuvvetli belirti olduğu

görülmektedir.

38. Soruşturma dosyasında, bazı tanıkların beyanlarında güvenlik

görevlisi olarak çalışan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu

yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarda bulunduğu görülmektedir (bkz.

§ 15). Nitekim Anayasa Mahkemesi Selçuk

Özdemir başvurusunda, FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı

şüphelilerin ifadelerinde hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

anlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti

olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,

§ 75; Metin Evecen, B. No:

2017/774, 4/4/2018, § 58).

39. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında

teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda,

delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik

içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz

kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs

sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma

imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen

suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 271-272; Selçuk Özdemir,§§

78, 79).

40. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyeliği suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen

suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen

cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,

B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran

Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç,

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun

gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır.

41. Somut olayda Yıldızeli Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak işlendiği iddia olunan

silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, Kanun'da suç için öngörülen

ceza miktarına, kaçma şüphesinin bulunmasına ve adli kontrolün yetersiz kalacak

olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13). Dolayısıyla tutuklama kararının

verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel

koşulları ile Yıldızeli Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği

birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

42. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında,

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350).

43. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Yıldızeli Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz

olduğu söylenemez.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

45. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın bu hakka dair 13. ve 19.

maddelerinde yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

2. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

a. Başvurucunun İddiaları

46. Başvurucu, uzun süredir devam eden tutukluluğun makul süreyi

aştığını belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

47. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil olma

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

48. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

49. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 13/7/2017

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiaları, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında

açılacak davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna

göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmamaktadır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul

süreyi aştığına ilişkin iddiasıyla ilgili olarak yargısal başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu; soruşturma aşamasında alınan kısıtlılık kararı

nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz edemediğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

52. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelik

olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrum

bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçok

kararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanan

kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddiaların

bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilen

suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda

başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip

bilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, §§ 248-257).

53. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkin

kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkin

dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdar

olduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutukluluk

durumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığı

görülmektedir.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

55. Başvurucu; kalp hastalığı bulunmasına rağmen gözaltına alındığını,

olumsuz nezarethane koşullarında tutulduğunu, bu sebeple kalp krizi

geçirdiğini, ruhsal yönden çöküntü yaşadıktan sonra ifadesinin alındığını

belirterek işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

56. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

57. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı ve

Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturma

yapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını sağlamaya da elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).

58. Devletin etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında, işkence

veya kötü muameleyi gösteren yeterli kesin belirtiler mevcut olduğunda

-kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi- şikâyet ya da ihbarda

bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının sağlanması gerektiği açıktır

(Tahir Canan, § 25).

59. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak insani olmayan

gözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ve gözaltı süresince kamu

görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.

İddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andan

itibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi

olduğu görülmektedir. Bu kapsamda başvurucu, gözaltında tutma koşullarının

yetersizliğinden bahsetmişse de maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin

kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma

koşullarından mı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu

iddiaların Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve

belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının,

başvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden

kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya

konması gerekmektedir. Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli

ve/veya idari bir merciye ilettiğine dair bilgi veya

belge sunmadığı da gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları

tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki bir

karar için bkz. Alparslan Altan,

B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 183).

60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muamele yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddiasının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

61. Başvurucu, adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

62. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak,

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

Somut olayda başvurucu 26/09/2016 tarihinde tutuklanmış olup yargılama ilk

derece mahkemesinde devam etmektedir.

63. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

64. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 1 yıl 8 ay süren

yargılama süresinin makul olduğu, yargılama sürecinin bütünü dikkate

alındığında başvurucunun haklarını ihlal edecek bir gecikme olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 27/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN YILMAZ Başvurucu : Ömer ŞAHİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/27238, 27 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran
  10. B. Kötü Muamele Yasağının
  11. C. Adil Yargılanma
  12. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  13. Paksüt
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/27238
Tarih
27 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/5016
  • Taciser Gürler Başvurusu (B. No: 2015/13764)
  • Ali Oğuz Başvurusu (B. No: 2014/15506)
  • Alper Elmacı Başvurusu (B. No: 2014/18954)
  • Mehmet Kerim Sarısakal Başvurusu (B. No: 2015/14210)
  • Mehmet Şirin Akın Başvurusu (B. No: 2015/17644)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.