İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Alper Elmacı Başvurusu (B. No: 2014/18954)

1. Başvuru; isnadın sebebinden haberdar edilip savunması alınmadan

Başvuru No2014/18954Tarih4 Temmuz 2018Okuma19 dk · 3.733 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Alper Elmacı Başvurusu

Karar tarihi
4 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2014/18954
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.733 kelime·19 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; isnadın sebebinden haberdar edilip savunması alınmadan

mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin

mahkûmiyete esas alınması ve suçun sübutuna ilişkin değerlendirmenin dosya

kapsamıyla örtüşmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Kastamonu Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla

Mücadele Müdürlüğü birtakım kişilerin uyuşturucu madde kullanma, satma,

tehditle vatandaşlardan para alma gibi eylemlerde bulunduğuna dair gelen istihbari bilgiler üzerine çalışma başlatmıştır.

10. Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı şüpheliller

suçüstü yakalanamadığı ve başka suretle delil elde etme imkânının da

bulunmadığı gerekçesiyle E.E., Ö.S., Ş.B., M.A., A.Ç., R.B., T.D., M.D., M.K.,

ve O.G.ye ait telefonların dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin

tespiti talebinde bulunmuş; Kastamonu Sulh Ceza Mahkemesi 19/3/2007 tarihli

karar ile dinleme kararı vermiştir. Bu kapsamda ilgililerin telefonları

dinlenmiş ve yapılan dinlemeler tutanak ile tespit edilerek dosya içine

alınmıştır.

11. Yapılan aramalar neticesinde, farklı niteliklerde sekiz adet

bıçak, iki adet kuru sıkı tabanca, bu tabancalara ait şarjör ve mermiler ile

bir adet tabanca, bu tabancaya ait mermiler ve uyuşturucu madde ele

geçirilmiştir.

12. Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2009 tarihli

iddianamesi ile aralarında başvurucunun da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında

kamu davası açılmıştır. İddianamenin başvurucuya ilişkin bölümünde hâlen başka

bir suç nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun suç işlemek

amacıyla örgüt kurma ve bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen şantaj, yağma,

iş ve çalışma hürriyetini ihlal etme, mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden

yoksun bırakma, tehdit ve izinsiz silah ve mermi bulundurma suçlarından

cezalandırılması talep edilmiştir. Ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun

suç işlemek amacıyla kurulan örgütün yöneticisi olarak örgütün diğer üyeleri

ile yapmış olduğu görüşmelerde bu yöndeki talimatlarını verdiği belirtilmiş, bu

kapsamda başvurucu ile yapılan görüşmelerin tarihleri kiminle yapıldığı ve

içeriğine yer verilmiş, ayrıca örgüt üyeleri tarafından işlendiği iddia edilen

eylemler tek tek açıklanmıştır. Açıklanan bu eylemler arasında 3 numaralı olay

başlığı altında müştekiler M.B. ve S.B.ye yönelik yağma suçuna teşebbüs fiili

ele alınmıştır.

13. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi 11/272009 tarihli karar ile ''oluşa ve tüm dosya içeriğine göre sanıkların ceza

infaz kurumunda bulunan sanık Alper Elmacı ile iddia edilen suç tarihlerinde

cezaevi dışında bulunan E.E.nin da aktif bir şekilde

örgütün faaliyetleri çerçevesinde üst liderlik koumunda

diğer bir kısım sanıkları da yönlendirme faaliyetinde bulunarak kendilerine ve

başkalarına haksız çıkar sağlamak için tehdit, baskı, cebir ve şiddet uygulamak

suretiyle yıldırma ve sindirme gücünü kullanarak, sürekli olarak önceden sayı

ve niteliği belirsiz suçları işlemek amacıyla tam bir işbirliği ve eylemli

paylaşım anlayışı içinde disiplinli biçimde ve silahlı olarak örgütlendikleri,

amaçları doğrultusunda faaliyette bulundukları, ceza infaz kurumunda bulunan

sanığın ilettiği talimatları yerine getirdikleri, talimatlar doğrultusunda iş

yeri kurşunladıkları ve diğer suçları işledikleri sanıkların bir çoğunun

sürekli çalıştıkları bir işlerinin olmadığı, söz konusu yasa dışı eylemler ile

elde edilen haraç alma vs.gelirleri geçim vasıtası

haline getirmiş olduklarının iddia olunduğu, bu şekilde kendilerine ve örgüte

menfaat sağladıklarının iddia edildiği dosya ve iddianame kapsamına göre

sanıklara isnad edilen eylemler nedeniyle mahkememizin

yargılama görevi bulunmadığı'' gerekçesiyle görevsizlikle dosyayı

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine (CMK 250. madde ile görevli) göndermiştir.

14. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama

sonunda 19/6/2012 tarihli karar ile başvurucunun, suç işlemek için kurulan

silahlı örgütün kurucusu ve yöneticisi olma suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün ve örgütün

yöneticisi sıfatıyla diğer örgüt üyeleri tarafından işlenen M.B. ve S.B. ye

yönelik yağmaya teşebbüs suçundan 7 yıl 6 ay; İ.B.F.ye yönelik tehdit suçundan

2 yıl 6 ay; kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 4 yıl 2 ay; Y.U.ya yönelik yağma suçundan 10 yıl; İ.A.ya

yönelik tehdit suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar

vermiştir. Gerekçeli kararda özetle müşteki beyanları, bu beyanları destekleyen

iletişimin tespitine ilişkin tape dökümleri, suç

eşyaları, sanıkların tevilli ikrar anlamına

gelebilecek savunmaları ve tüm dosya kapsamından sanıklar tarafından kurulan

silahlı suç örgütünün üye sayısının üç kişiden fazla olduğu ve araç-gereç

bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bulunduğu, örgütün yöneticileri

Alper Elmacı ve E.E. ile örgütün üyesi olan diğer sanıklar A.Ç., Y.G., Ö.S.,

Ş.B., D.K., M.N.A., M.A., B.K., M.K., O.G., G.Y., M.Ş.Ö., H.Ç., T.D. ve N.Ç.nin sürekli birbiriyle irtibat hâlde oldukları,

aralarında hiyerarşik ilişki bulunduğu, örgütün tüm eylemlerinin cebir ve

tehdit kullanılarak geçekleştirildiği, örgüt yöneticileri Alper Elmacı ve E.E.nin örgütün faaliyeti kapsamında gerçekleşen aralarında

M.B.ve S.B.ye karşı işlenen yağma suçu da olmak üzere bütün suçlardan sorumlu

oldukları belirtilmiştir.

15. Anılan kararlar temyiz edilmiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi

24/10/2014 tarihli kararıyla başvurucuya ilişkin değerlendirmesinde, silahlı

örgütün kurucusu ve yöneticisi olma suçu, örgütün yöneticisi sıfatıyla diğer

örgüt üyeleri tarafından işlenen M.B. ve S.B.ye yönelik yağmaya teşebbüs suçu

ve İ.B.F.ye yönelik tehdit suçundan verilen hapis cezalarının onanmasına karar

vermiş, diğer suçlar yönünden verilen mahkûmiyet hükümlerini bozmuştur.

16. Nihai kararın başvurucuya tebliğine ilişkin dosya içinde bir

belge ve bilgi bulunmamaktadır. İlgili Yargıtay dosyası 13/11/2014 tarihinde

kapatılarak sisteme aktarılmış, kesinleştirme işlemi ilk derece mahkemesince

23/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

17. Başvurucu 4/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Mevzuat

18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ''Yağma'' kenar başlıklı 148. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bir başkasını, kendisinin veya yakınının

hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı

gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara

uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime

veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır.''

19. 5237 sayılı Kanun'un

''Nitelikli yağma'' kenar başlıklı 149. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının olay tarihinde yürürlükte bulunan ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Yağma suçunun;

...

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde,

...

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

...

İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. ''

20. 5237 sayılı Kanun'un

''Suç işlemek amacıyla örgüt kurma'' kenar başlıklı 220. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek

amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye

sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması

halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak,

örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte

üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki

fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.

(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç

işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.

(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti

çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak

cezalandırılır."

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ''Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin

yetkisi '' kenar başlıklı 225. maddesi şöyledir:

"(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları

gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.

(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia

ve savunmalarla bağlı değildir.''

22. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün

telefon ile haberleşme hakkı” kenar başlıklı 66. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki

hükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki

ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir

ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler

bakımından kısıtlanabilir.''

2. Yargıtay Kararları

23. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 11/5/2016 tarihli ve

E.2015/10616, K.2016/10245 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"1- Ceza infaz kurumunda hükümlü olan

sanığın, babasıyla yaptığı telefon görüşmesi sırasında kurum 2. müdürü olan

müşteki B.Ç.'ye “ib..”

şeklinde hakaret ettiği yönündeki kabul karşısında, ceza infaz kurumlarında

telefonla görüşme hakkının, 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinde ve bu Kanun'a

dayanılarak 20.03.2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen Ceza

İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 88. maddesinde düzenlendiği, bu yönüyle ceza infaz

kurumlarında yapılan dinleme işleminin, 'kanuna dayalı idari tedbir'

niteliğinde olduğu, idari tedbir niteliğindeki bu dinlemeden elde edilen

kayıtların, adli dinlemelere ilişkin CMK'nın 135.

maddesinde sayılan katalog suçlar arasında yer almayan hakaret suçu yönünden

hukuka uygun bir delil olarak nitelenemeyeceği gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi[ doğru

olmadığından hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir.]''

24. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15/11/2017 tarihli ve

E.2015/44337, K.2017/13051 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"CMK'nın 225.

maddesindeki; "Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin

fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve

savunmalarla bağlı değildir" şeklindeki düzenleme gereğince de, hangi fail

ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama

yapılarak hüküm verilebilecektir. İddianamede anlatılan olayın dışında bir fail

ve fiilin yargılanması söz konusu olduğunda ise, suç duyurusunda bulunulması ve

iddianame ile dava açılması halinde de gerekli görüldüğünde her iki iddianame

ile açılan davaların birleştirilmesi yoluna gidebilecektir.

İnceleme konusu dosyada; sanık hakkında

düzenlenen 15.01.2013 günlü iddianamenin anlatım kısmında şüphelinin hakaret ve

görevi yaptırmamak için direnme eylemlerinin müşteki Y.E.ye yönelik olduğundan

bahsedildiği ve kovuşturma aşamasında müşteki olarak dinlenilen N.A.'ya yönelik eylemlerine yer verilmediğinin anlaşılması

karşısında; sanığın müşteki N.A.ya yönelik hakaret ve

görevi yaptırmamak için direnme eylemleri ile ilgili olarak yeni iddianame ile

dava açılması gerekirken Yerel Mahkemece yargılamaya devamla sanığın

eylemlerinin müşteki Y.E. ile birlikte iddianamede anlatılmayan N.A.ya yönelik olduğu kabul edilerek, iddianamede

anlatılmayan eylemler nedeniyle CMK'nin 225/1.

maddesine aykırı olarak hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan

verilen cezalarda TCK'nın 43/2. maddesi uyarınca artırım yapılması, [doğru

görülmemiştir.]''

25. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 30/10/2017 tarihli ve

E.2014/11684, K.2017/3997 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Ceza Muhakemesi hukukumuzda, bir

yargılama faaliyeti yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu

edilecek fiil ile ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davasının

bulunması gerekmektedir. "Kamu davasını açma görevi Cumhuriyet Savcısı

tarafından yerine getirilir" bu husus CMK'nun

170. maddesinde düzenlenmiştir. Yine aynı maddenin 4. fıkrasında

"İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle

ilişkilendirilerek açıklanır" şeklinde kesin bir açıklamaya yer

verilmiştir.

Aynı kanunun "hüküm konusu ve suçu

değerlendirmede mahkemenin yetkisi" başlıklı 225. maddesinde ise

"hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili

hakkında verilir. Mahkeme fiilin ve failin nitelendirmesinde iddia ve

savunmalarla bağlı değildir" şeklindeki düzenlemeler gereğince de, hangi

fiil ve fail hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiil hakkında yargılama yapılarak

hüküm verilebilecektir.

Görüldüğü üzere hükmün konusu iddianamede

gösterilen fiildir. Bir fiil nedeniyle dava açıldığının kabul edilebilmesi için

o fiilin iddianamede açıkça gösterilmesi gerekir. İddianamede anlatılan ve

çerçevesi çizilen fiilin dışına çıkılarak dava konusu yapılmayan bir fiil

nedeniyle yargılama yapılması ve açılmayan davada hüküm kurulması kanuna mutlak

aykırılık halleridir.''

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı" kenar

başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ve (3) numaralı

fıkrasının (a) bendi şöyledir:

"1. Herkes davasının, … cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla

kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık

olarak … görülmesini isteme hakkına sahiptir.

…

3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki

asgari haklara sahiptir:

a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın

niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak

haberdar edilmek"

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin

şüphelinin/sanığın yalnızca işlediği iddia olunan fiil ile bu fiilin kendisine

isnat edilmesinin nedenleri hakkında bilgilendirilmesini değil fiilin ne

şekilde vasıflandırıldığı hususunda da detaylı bir şekilde bilgilendirilmesi

hakkını güvence altına aldığına vurgu yapmaktadır (Penev/Bulgaristan, B. No: 20494/04, 7/1/2010, § 33).

28. Mahkeme, ceza davalarında şüpheliye/sanığa karşı yapılan

suçlamayla ilgili detaylı bilgilendirme yapılmasına ve sonuç olarak derece

mahkemesinin benimsediği vasıflandırmanın yargılama sürecinin adil olmasının

temini için temel bir ön koşul teşkil ettiğine karar vermiştir (Penev/Bulgaristan, § 34).

29. Şüphelinin/sanığın, aleyhine yapılan suçlamanın sebebi ve

türü hakkında bilgilendirilme yöntemine ilişkin herhangi bir özel ve şekli şart

öngörülmemektedir (Pélissier ve Sassi/Fransa [BD],

B. No: 25444/94,25/3/1999, § 53).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 4/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İsnadı (Suçu) Öğrenme Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlığın Görüşü

31. Başvurucu; iddianamede M.B. ve S.B.ye yönelik yağmaya

teşebbüs suçundan dava açılmadığı ve bu husus Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin

görevsizlik kararında da belirtilmediği hâlde hakkında ayrıca bu fiil nedeniyle

mahkûmiyet kararı verildiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde; mahkûmiyet kararı verilen olayın

iddianamede örgüt üyeleriyle bağlantılı olarak yer aldığı, esas hakkındaki

mütalaada yönetici sıfatıyla örgüt üyeleri tarafından işlenen eylemler

kapsamında yağmaya teşebbüs suçundan cezalandırılması talebinde bulunulduğu ve

başvurucuya anılan mütalaaya yönelik itiraz ve beyanlarını derece

mahkemelerinde ileri sürme imkânı tanındığının gözönünde

tutulması gerektiği belirtilmiştir.

33. Başvurucu bakanlık görüşüne karşı, iddianamede yer almayan

bir eylem nedeniyle ek savunma verilerek mahkûmiyet kararı verilmeyeceğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

34. Anayasa’nın 36. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir."

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki isnadı öğrenme hakkı yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan isnadı

öğrenme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

37. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes savunma" ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Savunma

hakkının sağladığı güvenceler esasen

adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Savunma hakkı, hukuk devleti

ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli güvencelerinden biri

olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde ayrıca ifade edilmiştir (Ali Kemal Tekin, B. No: 2014/875,

2/2/2017, § 40).

38. Ceza yargılamasında savunma haklarının güvence altına

alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784,

7/3/2014, § 32).Savunma, ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesini

sağlamaktadır. İddiaya karşı savunma tanınmadığı sürece silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerine uygun muhakeme yapılması ve maddi gerçeğe

ulaşılması da mümkün değildir (Ali Kemal

Tekin, § 41).

39. Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının şeklen değil

gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altında bulunan

kişiye, savunmasını hazırlayıp mahkeme önünde dile getirebilmesi ve böylece

yargılamanın sonucunu etkileyebilmesi için isnadın bildirilmesi gerekmektedir.

Hakkındaki isnadı bilmeyen kimsenin savunma yapması mümkün değildir.

Dolayısıyla isnadın bildirilmediği bir yargılamanın adil olduğundan söz

edilemez. Bu itibarla adil yargılanma hakkının isnadın bildirilmesine ilişkin

güvenceyi de kapsadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına

alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.

Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde, bir

suç ile itham edilen herkesin kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve

sebebinden en kısa sürede anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar

edilme hakkı düzenlenmiştir (Ali Kemal Tekin, § 42).

40. İsnat, sanığın savunma yapabilmesi için bildirilmektedir.

Bunun için bildirimde, sanığın hangi fiil ile suçlandığının ve hangi suçu

işlediğinin açıklanması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle sanık, isnadın

sebebinden ve niteliğinden haberdar edilmelidir. Sanığın hangi fiili nerede ve

ne zaman işlediği (yüklenen suçu oluşturan olay/olaylar) isnadın sebebini oluşturur. Bunların soyut

olarak değil sanığın savunma hazırlayabilmesine yeterli düzeyde ve ayrıntılı

olarak açıklanması gerekir. Böylelikle sanık, davaya konu fiili nerede ve ne

zaman işlemekle suçlandığını bileceğinden savunmasını buna göre yapabilecektir

(Ali Kemal Tekin, § 43).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

41. Somut olayda, başvurucu iddianamede yer alamayan başka bir

anlatımla hakkında dava açılmayan bir eylem nedeniyle cezalandırıldığını ileri

sürmektedir. Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2009 tarihli

iddianamesinde başvurucunun sanıklardan E.E. ile birlikte suç işlemek amacıyla

suç örgütü kurduğu ve hâlen bu örgütün yöneticisi olduğu ve örgüt yöneticisi sıfatıyla

örgütün faaliyeti kapsamında örgüt üyesi olan diğer sanıklar tarafından işlenen

suçlarında faili olarak sorumlu olduğu ileri sürülmektedir.

42. İddianamede başvurucunun kurucusu ve yöneticilerinden biri

olduğu örgüt faaliyeti kapsamında diğer örgüt üyeleri tarafında işlenen suçlar,

olaylar başlığı altında ayrı ayrı düzenlenmiştir. İddianamede 3 numaralı olay

olarak müştekiler M.B. ve S.B.ye yönelik yağma suçuna teşebbüs fiili ele

alınmıştır. Buna göre kent merkezinde işyeri bulunan müştekilerin işlettiği

dükkana 28/4/2007 tarihinde gelen sanık O.G.nin

kendisini diğer sanık H.Ç.nin gönderdiğini belirterek

ceza infaz kurumunda bulunan sanık A.Ç.nin selamını

söyleyerek A.Ç. ve B.K.nın hesabına para

yatırılmasını istediği, S.B.nin bu isteği kabul

etmediği, 1/5/2007 tarihinde yeniden dükkana gelen A.Ç.nin

para verilmesi hususunda müştekileri yeniden tehdit ettiği ve A.Ç.den sonra aynı gün sanıklardan G.Y.nin

de aynı şekilde işyerine gelerek müştekileri aynı konuda tehdit ettiği iddia edilmiştir.

43. Mahkemece yapılan yargılamada başvurucu ile birlikte sanık E.E.nin örgüt yöneticisi ve diğer sanıklar A.Ç., O.G. ve G.Y.nin örgüt üyeleri olduğu kanaatine varılmış ve

müştekiler M.B. ve S.B.ye yönelik yağmaya teşebbüs suçunun örgüt faaliyeti

kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. Mahkeme bu kabul üzerine iddianamede

belirtilen bu olaydan yönetici konumundaki başvurucuyu da sorumlu tutararak cezalandırmıştır.

44. Somut olayda, iddianamenin başlık kısımında

başvurucunun kimliği hakkında bilgi verildikten sonra sorumlu olduğu fiiler ile bu fiillerin karşılığı olan ceza hükümleri

belirtilirken M.B. ve S.B.ye yönelik yağmaya teşebbüs fiilinden bahsedilmemişse

de iddianamenin anlatım bölümünde bu fiilin örgüt üyeleri tarafından işlendiği

açıkça belirtilmiş ayrıca başvurucunun yönetici sıfatı nedeniyle örgütün

faaliyeti kapsamında işlenen bütün suçlardan sorumlu olduğuna da işaret

edilmiştir. Nitekim başvurucunun temyiz isteğinin reddinden sonra Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu aynı mahiyetteki itirazları da bu kapsamda

görülerek reddedilmiştir. Bu itibarla yargılama bir bütün olarak

değerlendirildiğinde -somut olayın özel koşullarında- başvurucunun suçu

(isnadın sebebini) öğrenme hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan suçu (isnadın sebebini) öğrenme hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

B. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

46. Başvurucu ayrıca, ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada

gerek ziyaretçileriyle kabinde yüz yüze yapmış olduğu görüşmeler gerekse de

ankesörlü telefondan yapmış olduğu görüşmelerin mahkeme kararı olmadan

kaydedildiğini ve bu kayıtlara ait tape dökümlerinin

karara esas alındığını iddia etmiştir.

47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, ceza infaz kurumunda kabinde

ziyaretçileriyle ve telefon ile yapmış olduğu görüşmelerin kayda alınarak suç

isnadının karara bağlanmasında aleyhine delil olarak kullanıldığını bildirmiş

ve mahkeme kararı alınmadan elde edilen bu delillerin delil olarak kabul

edilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Bu itibarla başvurucu tarafından haberleşme

özgürlüğü veya özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği hususu ileri

sürülmediğinden iddialar bir bütün olarak adil yargılanma hakkı kapsamındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

48. Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin ortaya

çıkarılmasıdır. Ancak bu amacın gerçekleştirilmesi için yapılan araştırma faaliyetleri

sınırsız değildir. Maddi gerçeğin hukuka uygun bir şekilde ortaya çıkarılması,

ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesi için gereklidir. Bu bakımdan

ceza yargılamasında hukuka uygun yöntemlerle delil elde edilmesi, hukuk

devletinin temel ilkelerinden sayılmaktadır. Bu kapsamda Anayasa'nın 38.

maddesinin altıncı fıkrasında da kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların

delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır (Orhan Kılıç [GK], B. No: 2014/4704,

1/2/2018, § 42).

49. Bununla birlikte kanuni bir temeli olmadan elde edildiği

veya elde ediliş yöntemi bakımından hukuka aykırı olduğu ilk bakışta

anlaşılabilen veya derece mahkemelerince hukuka aykırı olduğu tespit edilen

delillerin yargılamada tek veya belirleyici delil olarak kullanılmasının

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabileceği dikkate

alınmalıdır. Ceza muhakemesinde delillerin elde ediliş şekli ve mahkûmiyete

dayanak alınma düzeyleri, yargılamanın bütününü hakkaniyete aykırı hâle

getirebilir.(Orhan Kılıç, § 45).

50. Bu konuda değerlendirme yapılırken delillerin elde edildiği

koşulların onların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurup

doğurmadığının da dikkate alınması gereklidir (Güllüzar Erman, B. No: 2012/542, 4/11/2014, § 61). Hakkaniyete uygun

bir yargılama, delillerin gerçekliği ve güvenilirliği konusundaki kuşkuların

giderilmesini ve delillerin güvenilirliğine ve gerçekliğine etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatının tanınmış olmasını zorunlu kılmaktadır (Orhan Kılıç, § 47).

51. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada sunulan delilin geçerli

olup olmadığını ve delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp, Anayasa

Mahkemesinin görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup

olmadığının değerlendirilmesidir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

52. Somut olayda mahkemenin gerekçesi dikkate alındığında,

hukuka aykırı olduğu iddia edilen tape kayıtlarının

ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun ziyaretçileri ile yapmış olduğu

görüşmelere ilişkin olduğu, 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının anılan görüşmelerin dinlenip kayda alınması hususunda idareye yetki

verdiği ve dayanılan tek delilin başvurucunun hukuka aykırı yolla edildiğini

ileri sürdüğü tape kayıt dökümleri olmadığı, bu

kayıtların yanı sıra müşteki beyanları, sanık savunmaları, diğer sanıklar

hakkında verilendinleme kararına istinaden yapılan

tespitler, arama sonucu elde edilen bıçak, silah mermi vb. suç eşyaları ile tüm

dosya kapsamının esas alınarak bir karar verildiği anlaşılmakla bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal İddiaları

54. Başvurucu, müşteki ve tanıklar tarafından suç örgütü kurup

yönettiği hususunda bir iddia dile getirilmediği gibi sanık savunmalarında da

gerekçeli kararda iddia edildiği gibi ikrar mahiyetinde bir beyan bulunmadığını

ve bir kısım sanık üzerinden ele geçen bıçak, silah ve mermilerin bireysel

nitelikte olup suç örgütünün varlığını ortaya koyamayacağını iddia etmiştir.

55. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık keyfîlik içeren tespit ve

sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

56. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, derece

mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup başvurucunun hukuka aykırı delil elde edildiğine dair şikayetine

dair somut bir veriye de başvuru dosyasından ve eklerinden rastlanmamıştır.

Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında, ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İsnadı öğrenme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkına yönelik diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında suçu öğrenme hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 4/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

YusufŞevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Alper ELMACI

Vekili

:

Av. Mustafa

EKİNCİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/18954, 4 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. İsnadı (Suçu) Öğrenme Hakkının
  11. B. Hakkaniyete Uygun
  12. C. Diğer İhlal İddiaları
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. D. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına
  15. Özgüldür
  16. Hakyemez
  17. Ekinci
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/18954
Tarih
4 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Mehmet Kerim Sarısakal Başvurusu (B. No: 2015/14210)
  • Mehmet Şirin Akın Başvurusu (B. No: 2015/17644)
  • Abdullah Çiçek Başvurusu (B. No: 2016/1924)
  • Mehmet Kısa Başvurusu (B. No: 2015/16176)
  • H.k. Başvurusu (B. No: 2015/16792)
  • Veli Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/15674)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.