İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Veli Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/15674)

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre

Başvuru No2015/15674Tarih3 Temmuz 2018Okuma12 dk · 2.412 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Veli Özdemir Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/15674
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.412 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, doktor olup 1991 yılında memuriyet hayatına

başlamıştır.

A. Devlet Memurluğundan

Çıkarma Cezasına İlişkin İdari ve Yargısal Süreç

7. Adli Tıp Kurumu merkez teşkilatında görev yapmakta iken 2011

yılında Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğü emrine uzman olarak atanan başvurucu

hakkında göreve gelmediği yönünde yapılan ihbar üzerine soruşturma

başlatılmıştır.

8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) Başmüfettişliğince yapılan

soruşturma neticesinde düzenlenen raporda; başvurucunun 19/5/2011-23/5/2011,

2/6/2011-13/6/2011, 23/6/2011-26/6/2011, 30/6/2011-6/7/2011 tarihleri arasında

olmak üzere özürsüz toplam yirmi sekiz gün göreve gelmediği tespitinde

bulunulmuş ve ilgili kanunda özürsüz olarak

bir yıl içinde 20 gün göreve gelmemek fiilinin karşılığı olarak

öngörülen devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif

edilmiştir.

9. Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulu 1/2/2013 tarihinde,

soruşturma raporunda belirtilen tarihler arasında özürsüz olarak toplam yirmi

beş gün göreve gelmediği gerekçesiyle başvurucunun 14/7/1965 tarihli ve 657

sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E)

bendinin (d) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir.

10. Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına

ilişkin işlem 5/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve aynı gün

başvurucunun görevinden ilişiği kesilmiştir.

11. Başvurucu söz konusu işlemin iptali istemiyle 14/3/2013

tarihinde Konya 1. İdare Mahkemesinde (1. İdare Mahkemesi) dava açmıştır.

12. 1. İdare Mahkemesi 22/11/2013 tarihli kararıyla dava konusu

işlemi iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde 30/6/2011 ile 6/7/2011 tarihleri

arasında başvurucunun görevine gelmediği hususunda somut bir tespitin

yapılamadığına dikkat çekilmiş, öte yandan davalı idarece ara kararına cevaben

gönderilen yazılarda başvurucunun izinsiz ve mazeretsiz olarak görev mahallini

terk ettiğine ilişkin olarak düzenlenmiş bir tutanağın bulunmadığının

bildirildiği hatırlatılmıştır. Buna göre 30/6/2011 ile 6/7/2011 tarihleri

arasında görevine gelmediğine ilişkin somut tespit yapılmayan başvurucunun

özürsüz olarak bir yılda toplam yirmi gün göreve gelmediğinden bahisle hakkında

tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir.

13. Söz konusu karar Danıştay Onaltıncı

Dairesinin 24/6/2015 tarihli kararıyla onanmış, davalı idarenin karar düzeltme

istemi de aynı Dairenin 18/5/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

B. Müstafi Sayılma

İşlemine İlişkin İdari ve Yargısal Süreç

14. Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılan

başvurucu ayrıca, soruşturma raporuna göre usulüne uygun izni veya mazereti

olmaksızın 2/6/2011 ile 13/6/2011 tarihleri arasında görevinin başında

bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle 5/2/2013 tarihli Bakanlık onayı ilegörevinden çekilmiş (müstafi) sayılmıştır.

15. Müstafi sayılmasına ilişkin işlem 21/2/2013 tarihli üst yazı

ekinde başvurucunun mernis

adresine tebliğe çıkarılmıştır. Bu tebligat 8/4/2013 tarihinde, başvurucunun

söz konusu adreste birlikte ikamet ettiği annesine teslim edilmek suretiyle

gerçekleştirilmiştir.

16. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarma cezası ile

cezalandırılmasına ilişkin işlemin yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine

(bkz.§ 12) 21/1/2014 tarihinde Bakanlığa başvurmuş ve yeniden göreve

başlatılması talebinde bulunmuştur.

17. Bakanlık, başvurucunun göreve başlatılma talebini 30/1/2014

tarihli yazı ile reddetmiştir. Söz konusu yazıda; yargı kararı ile iptal edilen

devlet memurluğundan çıkarma cezası dışındabaşvurucu

hakkında tesis edilmiş müstafi sayılmasına ilişkin 5/2/2013 tarihli başka bir

işlem daha bulunduğu, bu işlemin 8/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği

ancak dava konusu edilmediği ifade edilmiştir. Hakkında tesis edilen müstafi

sayılma işleminin hukuken yürürlükte olması karşısında başvurucunun 1. İdare

Mahkemesinin iptal kararı uyarınca tekrar göreve başlatılmasına fiilen olanak

bulunmadığı belirtilmiştir.

18. Başvurucu, müstafi sayılmasına ilişkin 5/2/2013 tarihli

işlemin ve müstafilik sebebiyle göreve

başlatılmamasına ilişkin 30/1/2014 tarihli işlemin iptali istemiyle 12/3/2014

tarihinde Konya 2. İdare Mahkemesinde (2. İdare Mahkemesi) dava açmıştır.

Başvurucu; dava dilekçesinde memuriyetten ilişiğinin kesilmesinden sonra tesis

edilen müstafi sayılmasına ilişkin işlemin Anayasa'nın 40. maddesinde öngörülen

usule uygun olarak tarafına bildirilmediğini, bu bağlamda söz konusu işlemde

hangi süre içinde hangi kanun yollarına başvurabileceğine dair herhangi bir

açıklamaya yer verilmediğini belirtmiştir. 1. İdare Mahkemesinin iptal

kararında yer verilen gerekçe dikkate alındığında görevine kesintisiz on gün süreyle

gelmediği yönündeki iddianın da dayanaksız kaldığını ifade eden başvurucu, dava

konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

19. 2. İdare Mahkemesi 31/12/2014 tarihli kararıyla davanın

müstafi sayılma işleminin iptali istemine ilişkin kısmını süre aşımından,

göreve başlatılmama işleminin iptali istemine ilişkin kısmını ise esastan

reddetmiştir.

20. Kararın süre aşımından ret hükmüne ilişkin gerekçesinde

öncelikle Anayasa'nın 40. maddesi hükmünün dava açma sürelerine etkisiyle

ilgili değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu bağlamda idarenin Anayasa’nın 40.

maddesinde öngörülen yükümlülüğünü yerine getirmesinin esas olduğu, ancak bu

yükümlülüğün yerine getirilmemesinin idari işlemlere karşı açılan davalarda

dava açma süresinin işletilmeyip ihmal edilmesi sonucunudoğurmaması

gerektiği belirtilmiştir. Özel yasalarda genel dava açma süreleri dışında ayrı

-daha kısa- dava açma sürelerinin öngörülmüş olması hâlinde idare tarafından

idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri

gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığı, bu

durumda dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma

süresinin değil altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği,

anılan düzenlemenin genel dava açma süresinin aşılmasına sebep olacak şekilde

yorumlanmasına imkân bulunmadığı ifade edilmiştir. Söz konusu değerlendirmenin

ardından başvurucunun müstafi sayılmasına ilişkin işlemin 8/4/2013 tarihinde mernis

adresinde annesinin imzasıyla tebellüğ edildiği tespitine yer verilen kararda,

tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekirken bu süre

geçtikten çok sonra idareye yapılan ve dava açma süresini canlandırmayan

başvurunun reddi üzerine açılan davanın bu kısmının süresinde olmadığı

belirtilmiştir.

21. Kararın esastan ret hükmüne ilişkin gerekçesinde ise

başvurucunun müstafi sayılması işlemine ilişkin idari ve yargısal süreç ile

devlet memurluğundan çıkarılması işlemine ilişkinidari

ve yargısal sürecin birbirinden farklı ve bağımsız olduğunun altı çizilmiştir.

Buna göre müstafi sayılmasına ilişkin işlem hukuken geçerli olduğu sürece

devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemin iptal edilmesinin tek başına

başvurucunun göreve başlatılmasına olanak sağlamayacağı, dolayısıyla bu yönde

tesis edilen dava konusu işlemdehukuka aykırılık

bulunmadığı ifade edilmiştir.

22. Söz konusu karar Danıştay Onaltıncı

Dairesinin 24/6/2015 tarihli kararıyla onanmıştır.

23. Nihai karar 20/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu 17/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) Adil yargılanma hakkı kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar

verecek olan,... bir mahkeme tarafından ...

görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

26. Sözleşme'nin Etkili

başvuru hakkı kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"İşbu Sözleşmede tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlâl edilen her şahıs ihlâl fiilî resmî vazifelerini ifa eden

kimseler tarafından bu vazifelerin ifası sırasında yapılmış da olsa, millî bir

makama fiilen müracaat hakkına sahiptir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 3/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, müstafi sayılmasına ilişkin işlemde hangi kanun

yollarına başvurabileceği ve süresi gösterilmediğinden 8/4/2013 yapılan

tebligatın dava açma süresinin başlangıcında esas alınamayacağını

belirtmektedir. Söz konusu işlemin memuriyetten ilişiği kesildikten sonra

tebligata çıkarılmasının hukuka aykırı olduğunu iddia eden başvurucu, derece

mahkemesinin bu yöndeki itirazlarını dikkate almaksızın davayı süre aşımından

reddetmesinin adil olmadığından şikâyet etmekte; mahkemeye erişim ve etkili başvuru

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

29.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

31. Başvurucu; müstafi sayılmasına ilişkin dava konusu işlemde

müracaat edebileceği kanun yollarının ve süresinin gösterilmediğini, bu nedenle

Anayasa'nın 40. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Sözleşme'nin adil

yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde ve etkili başvuru hakkını

düzenleyen 13. maddesinde, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer

alan "Devlet, işlemlerinde, ilgili

kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmek zorundadır" şeklinde bir güvence öngörülmemiştir.

Anılan hükümle devlete, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına ve

mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtme yükümlüğü yüklenmiştir. Bu

itibarla Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının dışında kalan söz konusu

güvencenin bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki güvence bireysel

başvuruda bağımsız bir güvence olarak ele alınamaz. Bununla birlikte bu durum,

başta mahkemeye erişim hakkı olmak üzere diğer hakların ihlal edildiğine

ilişkin iddialar incelenirken -Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği- anılan

hükmün dikkate alınmasına engel değildir (aynı yönde değerlendirme için bkz. Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

32).

32. Başvurucunun şikâyetlerinin özü müstafi sayılmasına ilişkin

idari işlemin iptali istemiyle açtığı davanın süre aşımından reddedilmesi

nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenememesidir. Bu itibarla ihlal iddiaları

adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı

kapsamında incelenmiştir.

33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., § 34).

34. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

35. Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın

süre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu

görülmektedir.

36. Mahkemeye erişim hakkına yapılan bu müdahalenin Anayasa'ya

uygunluğundan söz edilebilmesi için Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen kanuna

dayanma, meşru bir amaç taşıma ve ölçülü olma koşullarını sağlaması

gerekmektedir.

37. Davanın süre aşımından reddi yönündeki derece mahkemesi

kararının 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7.

maddesine dayandığı dikkate alındığında müdahalenin kanuni dayanağının

bulunduğu açıktır.

38. İdari işlemlere karşı dava açmanın belli bir süreyle

sınırlanması idari istikrar gerekçesine dayandırılmaktadır. İdari istikrarın

sağlanması Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereğidir. Dolayısıyla kanun koyucunun idari istikrarın sağlanması gayesiyle

idari işlemlere karşı dava açılmasını belli bir süreyle sınırlamasının anayasal

açıdan meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır (Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

39. Son olarak başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik

müdahalenin ölçülü olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Anayasa

Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde kişinin

mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren,

bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

40. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını

kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

41. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirleme ve mevzuatı bu yönüyle yorumlama görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili

derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut

olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava hakkının

doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun

kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava

hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar

Çoban, § 66).

42. Derece mahkemelerinin dava açma süresinin başlangıcına esas

aldıkları kriterlerden biri de tebliğ tarihidir. Tebligat, yetkili makamlarca

birtakım hukuki işlemlerin bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri

amaçlanan kişilere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne

uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin

kendilerine bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına

bildirilmesi gerekir. Usulüne uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence

altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve

bireylere tanınan hak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir (Nadir Kahya, B.

No: 2014/16754, 9/11/2017, §37; AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).

43. Tebligatın hukuki sonuçlarının önemi ve ağırlığı dikkate

alındığında tebliğe yetkili makamların muhatabının tebliğ konusuna vâkıf

olabilmesi amacıyla tebligat işlemlerini yürütürken gerekli özeni göstermesi,

yargılama faaliyetlerinde tebliğ tarihini esas alarak bir sonuca ulaşanyargı makamlarının da şayet tebligat işlemine ilişkin

esaslı ve ciddi tereddütler varsa bunları ortadan kaldırmaya yönelik titiz bir

inceleme yoluna gitmesi mahkemeye erişim hakkına yönelik güvencelerin

sağlanması bakımından önem arz etmektedir.

44. Bireysel başvuruya dayanak davada derece mahkemesinin

uyuşmazlık konusu edilen müstafi sayılmaya ilişkin idari işlemin 8/4/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği tespitine istinaden dava açma süresini bu

tarihten başlattığı, başvurucunun ise bu tebligattan haberdar olmadığını

belirttiği anlaşılmaktadır.

45. Başvurucunun 8/4/2013 tarihinde kendisine ait mernis

adresinde gerçekleştirildiği ve annesi tarafından kabul edildiği hususunda

ihtilaf bulunmadığı anlaşılan söz konusu tebligata dair; tebligat hukukuna

ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde en azından savunulabilir nitelikte bir

geçersizlik sebebi ileri sürmediği ya da derece mahkemesinin tebliğ tarihinin

tespitinde resmî kurum verilerine itibar etmesindeki yaklaşımının ya da

tebligatın geçerli olduğu yönündeki kabulünün sorgulanması gerekliliğine yol

açacak ve hukuken kabul edilebilir nitelikte herhangi bir bilgi, belge ya da

olguyu ortaya koyamadığı görülmektedir.

46. Bu itibarla maddi olayın niteliği de gözönünde

bulundurularak gerekçeli kararda yer verilen hukuki tespitler ve dayanaklar

irdelendiğinde derece mahkemesinin dava açma süresinin başlangıcına esas aldığı

tarih itibarıyla başvurucunun dava konusu işlemden haberdar olduğunun ya da

olması gerektiğinin kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı söylenemez.

47. Bu durumda derece mahkemesinin dava açma süresinin

başlatılacağı tarihi belirlemesiyle ilgili uygulamasının başvurucunun dava

açmasını aşırı derecede zorlaştırmadığı ya da imkânsız kılmadığı, dolayısıyla

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olduğu

değerlendirilmiştir. Buna göre şikâyete konu yargılama işlemlerinde mahkemeye

erişim hakkı yönünden bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

3/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Veli ÖZDEMİR

Vekili

:

Av. Öztürk

TÜRKDOĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/15674, 3 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Devlet Memurluğundan
  7. B. Müstafi Sayılma
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. M. Emin KUZ
  17. Türkdoğan
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/15674
Tarih
3 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • İbrahim Gümüş Başvurusu (B. No: 2014/16280)
  • Erhan Yalçın Başvurusu (B. No: 2015/5)
  • Arslan İlhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6357)
  • Mehmet Yavaş Başvurusu (B. No: 2014/8734)
  • C.m.e. Başvurusu (B. No: 2018/4047)
  • Kazim Dakak Başvurusu (B. No: 2014/5950)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.