İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Arslan İlhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6357)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/6357Tarih4 Temmuz 2018Okuma20 dk · 4.049 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Arslan İlhan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
4 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2014/6357
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.049 kelime·20 dk okuma·40 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma aşamasında aleyhe beyanda bulunan gizli

tanıkların duruşmada dinlenmemesi ve soruşturma evresindeki beyanlarının hükme

esas alınması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması, yargılamanın özel

statülü mahkemede yapılması, Yargıtay ilamının gerekçesiz olması ve ana dilde

savunma hakkı tanınmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2014/10347 ve 2014/12544 sayılı başvuruların hukuki irtibat

nedeniyle 2014/6357 sayılı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmelerine ve

incelemenin 2014/6357 sayılı başvuru üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formundaki ilgili olaylar ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi'ndeki (UYAP) dosyadan ulaşılan bilgiler özetle şöyledir:

A. PKK/KCK ve YDGH/YDGM

Yapılanmaları

7. Başvurucular hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın

değerlendirilmesi bakımından ülkemizde uzun yıllardır süregelen teröre, terörle

mücadeleye ve son dönemde yoğunlaşan terör saldırılarına ilişkin bazı bilgilere

yer verilmesi uygun görülmüştür.

8. Türkiye'de uzun yıllardır devam eden bir terör sorunu

bulunmaktadır. Cumhuriyet tarihinin önemli bir bölümü, devletin örgütlü ve

silahlı şiddet hareketlerini bastırma çabalarıyla geçmiştir. Son otuz beş yılda

ağırlıklı olarak PKK ile mücadele edilmekle birlikte diğer bir kısım terör

örgütünün (DHKP/C, TKP/ML, El Kaide, DAEŞ, Hizbullah gibi) de saldırılarına

maruz kalınmış ve bu örgütlere yönelik olarak da mücadelede bulunulmuştur. Türk

yargısı, PKK'nın silahlı bir terör örgütü olduğuna dair çok sayıda karar

vermiştir (Selahattin Demirtaş [GK],

B. No: 2016/25189, 21/12/2017, §§ 11, 12).

9. Anayasa Mahkemesi bir kararında PKK'yı Türkiye Cumhuriyeti

devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı,

toplumu Türk ve Kürt ulusları biçiminde

ikiye bölmeyi amaçlayan ve ezilen halk olarak nitelediği Kürt kökenli

vatandaşları ayrı bir ulus olarak kendi devletini kurma yolunda kanlı şiddet

eylemlerine yönelten bir terör örgütü olarak tanımlamıştır (AYM (SPK),

E.2007/1, K.2009/4, 11/12/2009).

10. Uluslararası alanda birçok devlet ve kuruluş da PKK'yı

silahlı bir terör örgütü olarak kabul etmektedir. Dışişleri Bakanlığı

verilerine göre PKK, Avrupa ülkelerinin çoğunun ve Amerika Birleşik Devletleri

(ABD), Kanada ve Avustralya gibi diğer birçok ülkenin terör örgütleri

listesinde yer almakta; Avrupa Birliği (AB) de PKK'yı terör örgütü olarak kabul

etmekte; NATO'nun çeşitli belge ve açıklamalarında PKK'ya terör örgütü olarak

atıfta bulunulmaktadır. Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Zana/Türkiye [BD] (B. No: 18954/91,

25/11/1997, § 58) kararında, PKK'yı amaçlarına ulaşmak için şiddet kullanan bir

terör örgütü olarak nitelendirmiş; ABD Yüksek Mahkemesi de Holder v. Humanitarian Law Project (561 U.S. 1 [2010]) davasında

PKK'nın cinayet işleyen bir örgüt olduğunu kabul ederek Amerikan Kongresince de

belirtildiği üzere onun şiddet eylemlerinin ne denli kirli/ağır olduğuna işaret

etmiş ve bu örgütle iş birliği içinde olmanın terör

yöntem ve araçlarını meşrulaştırma ve geliştirme anlamına geleceğini

vurgulamıştır (Selahattin Demirtaş, §

15).

11. PKK, kuruluşundan itibaren örgütlenmesinde birçok kez

değişiklik yapmış; bu bağlamda farklı isimlerle (KADEK, KONGRA/GEL, TÜDEK, KKK,

KCK (Koma Civaken Kürdistan) (Kürdistan Demokratik Topluluğu), PJAK, PÇDK, PYD,

ARGK, ERNK, HPG, HRK, TAK, YPG gibi) gerek Türkiye'de gerekse yurt dışında

silahlı/silahsız eylem ve faaliyetlerine devam etmiştir (Selahattin Demirtaş , § 19).

12. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28/12/2011 tarihli ve

E.2011/10371, K.2011/30790 sayılı kararının söz konusu yapılanmalarla ilgili

belirlemeleri şöyledir:

"PKK/KONGRA-GEL terör örgütünü bir devlet

sistemi gibi yapılandırmayı hedefleyip birimlerini ve üyelerini sistematik bir

yapıya kavuşturmaya amaçlayan, örgütün yasama meclisi KONGRA-GEL tarafından

kabul edilip sistemin anayasası olarak nitelendirilen KCK (Koma Civaken Kürdistan) sözleşmesinde, KCK ile PKK'nın

ideolojik, ahlaki, felsefi ve örgütsel bağlantısının açıkça vurgulandığı ve KCK

yapılanması bakımından PKK'nın amaç ve stratejisinin benimsendiği, silahlı

terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanmaları olup Dairemizce de terör örgütü

oldukları kabul edilen YDG (Yurtsever

Demokratik Gençlik) ve YDGM

(Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi) yi de içinde barındıran bir

üst yapılanma olarak öngörülen KCK'nın, PKK ile organik bağlantısı, açıklanan

amaç ve stratejisi, hiyerarşik yapısı, üye sayısı, sahip olduğu silahlı ve

zorlayıcı gücü itibariyle Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir

kısmını Devlet idaresinden cebren ayırmaya yönelik amaç suçu gerçekleştirmeye

elverişli silahlı terör örgütü niteliğinde bulunduğu sonucuna

varılmıştır."

B. Başvurucular

Hakkındaki Adli Süreç

13. 21/10/2008 tarihinde [EPOSTA]

adresinden Adana İl Emniyet Müdürlüğü haber merkezinde kurulu bulunan [EPOSTA] adresine gönderilen

e-mail ile yapılan ihbar üzerine Adana Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. madde

ile görevli) (Başsavcılık) soruşturmaya başlamıştır.

14. Başsavcılık, e-mail ihbarı ve terör örgütünün yayın

organlarına düşen haberlerden hareketle şüphelilerin teknik takipleri devam

etmekte iken 1/2/2009 tarihinde Adana Ç... mağazası

karşısında bulunan bir siyasi partinin il başkanlığı binasının önündeki dolmuş

duraklarında şüpheli bir paketin olduğunun bildirilmesi üzerine paket içinde

iki adet hafıza kartı ele geçirmiştir. Bu hafıza kartlarının içindeki

dokümanlar arasında kent meclisi ile buna

bağlı alanların oluşumu ve üyelerinin kimler olduğunu gösterir bir

sayfadan ibaret word belgesine ulaşılmıştır. Söz konusu örgütsel dokümanın

içinde bulunduğu hafıza kartının ve çantanın belirtilen yerde unutulmasına

ilişkin olarak bir kısım süpheliler arasında iletişimin tespiti tutanaklarına

yansıyan görüşmeler de olmuştur.

15. Yapılan soruşturmada ele geçen fotoğraflar üzerinde inceleme

yaptırılmıştır. Ayrıca ev arama kararları verilerek elde edilen deliller

hakkında ekspertiz raporları alınmıştır. İletişim tespiti kararları alınarak

şüphelilerin telefonlarının dinlenmesi sağlanmıştır. İletişimin tespiti sonucu

elde edilen bilgiler ile uygunluk oluşturan fiziki takiplerin öncesinde teknik

izleme kararları alınarak eylemler delillendirilmiştir. Bunlar dışında

şüphelilerin yurt dışı giriş-çıkış kayıtları ile banka kayıtları alınmıştır.

Soruşturma evresinde dinlenen gizli tanıkların verdiği bilgilerin bir kısmı ile

dinleme kayıtlarının da örtüştüğü belirlenmiştir.

16. Başsavcılık, soruşturma safhasında X-1 ve X-2 kod adı ile

gizli tanıkları dinlemiş ve bu tanıklara fotoğraf teşhisi yaptırmıştır. Gizli

tanıklar; başvuruculardan İlyas Toptamur, Filiz Demirci, Sıddık Ogun, Haci

Aydın, Davut Önder, Eşref Bolat, Hakan İraz ve Engin Ayaydın'ın anılan terör

örgütünün gençlik yapılanması olan YDGM içinde yer aldıklarını fotoğraflarını

da teşhis ederek bildirmişlerdir. Ayrıca bu kişilerin Adana'da terör örgütü

lehine meydana gelen korsan gösteri, toplu taşıma araçlarına taşlı ve molotoflu

saldırıda bulunulması, lastik yakma, cadde ve sokağın trafiğe kapatılması,

kırsal alana silahlı faaliyette bulunmak üzere eleman temin edilip gönderilmesi

olaylarını da organize ettiklerini beyan etmişlerdir.

17. Başsavcılık, yaptığı soruşturma sonucunda başvurucular ile

birlikte toplam kırk yedi şüpheli hakkında PKK

şehir yapılanması KCK'nın oluşumunda ve bir kısım şüphelilerin

anılan terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDGM içinde yer aldıkları

yönünde delillere ulaşmıştır. Bunun sonucunda 12/7/2010 tarihli iddianame ile

başvurucuların 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314.,

12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. ve 7. maddeleri

uyarınca cezalandırılmaları istemiyle silahlı terör örgütüne üye olma, terör

örgütü propagandası yapma, bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma satın

alma taşıma veya bulundurma, kamu malına zarar verme, korku, kaygı veya panik

yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, izinsiz patlayıcı madde bulundurma suçlarından kamu davası açılmıştır.

18. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli)

(Mahkeme) 16/10/2012 tarihli kararıyla başvurucuların üzerlerine atılı

suçlardan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetlerine karar

vermiş, diğer suçlardan ise beraat ve mahkûmiyet hükümleri kurmuştur.

19. Mahkeme; Başsavcılığın yukarıda dayandığı delilleri her bir

sanık yönünden ayrı ayrı değerlendirerek irdelemiş, sanıklar hakkındaki

suçlamaları ve ulaştığı kaanati belirterek mahkûmiyet sonucuna nasıl ulaştığını

gerekçesine işlemiştir. Gizli tanıkların aleyhlerine beyanda bulunduğu

başvurucular yönünden de gizli tanık beyanları dışındaki delililer de

değerlendirilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemenin genel gerekçesi şu şekildedir:

"...sanıklardan Adana iline ait KCK

şemasında yer alan isimlerin hepsinin KCK yapılanması ile organik bağlarının

oluştuğu, belirtilen örgüt ile hiyerarşik bağ kurdukları, örgüt tarafından

gerçekleştirilen vazifelendirme ve görevlendirmeler istikametinde faaliyet

yürüttükleri neticesine ulaşılmıştır...."

20. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi

(Daire) 24/2/2014 tarihli kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

kurulan mahkûmiyet hükümlerini yaptığı duruşmada incelemiştir. Daire, daha önce

verdiği 28/12/2011 tarihli ve 2011/10371-130790 sayılı kararına da atıfla (bkz.

§ 12 ) kovuşturma konusu örgütü silahlı terör örgütü

sayarak sanıkların bu örgüte üye oldukları yönündeki Mahkeme kararını

başvurucular yönünden onamıştır.

21. Başvuruculardan İlyas Toptamur hakkındaki ilamın infazı

aşamasında aynı suçtan daha önce yargılandığının ve cezalandırıldığının

anlaşılması üzerine Başsavcılık 9/9/2014 tarihinde karar düzeltme yoluna

gidilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına talepte bulunmuştur. Bunun

üzerine Daire 23/1/2015 tarihli kararı ile Mahkeme kararını, başvurucu İlyas

Toptamur yönünden bozmuştur. Bozma üzerine Mahkeme 29/6/2015 tarihli kararıyla

başvurucu İlyas Toptamur hakkında kesinleşmiş hüküm bulunması nedeniyle davanın

reddine hükmetmiş ve karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir.

22. UYAP üzerinden yapılan Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS)

sorgulamasına göre başvuruculardan Haci Aydın'ın 27/2/2018 tarihinde vefat

ettiği tespit edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 4/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu İlyas

TOPTAMUR Yönünden

24. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi gereği başvurucunun istismar edici,

yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını

açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve

yargılama giderleri dışında ilgilinin 2.000 Türk lirasından fazla olmamak üzere

disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.

25. Genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve

başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye

edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının bireysel başvuru

alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuru

usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyu gereği gibi

değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması

olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö.,

B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

26. Bu kapsamda başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku

bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli

gelişmeler hakkında mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında

doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi durumunda başvuru hakkının kötüye

kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö.,

§ 29, benzer yöndeki kararlar için bkz. Mehmet

Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015; Osman Sandıkçı, B. No: 2013/6297,

10/3/2016; Selman Kapan ve diğerleri,

B. No: 2013/7302, 20/4/2016).

27. Somut olayda Anayasa Mahkemesinin incelemesi tamamlanmadan

önce Yargıtay 9. Ceza Dairesi, başvuruya konu kararın bozulmasına karar

vermiştir (bkz. § 21). Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde başvurucu ve

müdafiinin yüzlerine karşı başvurucu hakkında kesinleşmiş hüküm bulunması

nedeniyle ret kararı verilmiştir. Dolayısıyla anılan karardan başvurucunun

haberdar olduğu görülmektedir. Başvurucu, bununla birlikte İçtüzük'ün 59.

maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüğe açıkça aykırı olarak

bozma ve beraat kararlarına dair herhangi bir bildirimde bulunmamıştır.

28. Bu itibarla başvuru sonrasında gerçekleşen ve başvurunun

değerlendirilmesini etkileyecek nitelikteki bir konuda bilgi verilmeyerek

Anayasa Mahkemesini yanıltıcı, öte yandan yeniden yargılamayla ilgili

işlemlerin başlatılmasına yol açabilecek bir davranışın ortaya konduğu

anlaşılmaktadır (Benzer yönde kararlar için bkz. Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 38; S.Ö., § 29).

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine ve

6216 sayılı Kanun’un 51. maddesi uyarınca başvurucu İlyas TOPTAMUR aleyhine

takdiren 500 TL disiplin para cezası hükmedilmesine karar verilmesi gerekir.

B. Başvurucu Haci AYDIN

Yönünden

30. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir

sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde başvurunun düşmesine karar

verilebilir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesinin (2)

numaralı fıkrası gereği Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının

gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesine devam edilebileceği

öngörülmüştür (Bayram Şahin, B.

No: 2013/463, 16/5/2013,§ 16).

31. Somut olayda, başvurucunun başvuru yaptıktan sonra vefat

ettiği ve incelemenin sürdürülmesini haklı kılan bir neden de bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi gerekir.

C. Diğer Başvurucular

Yönünden

33. Başvuru, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan

Mahkeme kararına yönelik olduğundan diğer hükümler yönünden bir inceleme

yapılmamıştır.

1. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucular, tutukluluklarının makul süreyi aştığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

35. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla ilgili

şikâyetleri içeren bireysel başvurunun -ilk derece mahkemesince hüküm ile

birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmemiş ise- kararın

verildiği tarihten itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz merciince verilen

kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir (Muhammet Ömeroğlu, B. No: 2014/657,

17/5/2016, § 40).

36. Somut olayda ilk derece mahkemesince hüküm ile birlikte

verilen tutukluluğun devamı kararına başvurucular tarafından itiraz edildiğine

yönelik bir bilgi ve/veya belge bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuruların ilk

derece mahkemesinin nihai kararını verdiği 16/10/2012 tarihinden itibaren otuz

gün içinde yapılması gerekirken 6/5/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda

süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

a. Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edildiği İddiası

38. Başvuruculardan Filiz Demirci, Sıddık Ogun, Davut Önder,

Eşref Bolat, Hakan İraz ve Engin Ayaydın; soruşturma aşamasında aleyhlerinde

beyanda bulunan gizli tanıkların duruşmada dinlenmediğini ve soruşturma

evresindeki beyanların hükme esas alındığını belirterek tanık sorgulama

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

39. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında,

taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır.

Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme

noktasında uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin

dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında

değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Limited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

40. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanık

sorgulama hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza

yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme,

lehine olan tanıkların da aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar altında davet

edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı vardır. Sanığın

hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soru

yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu

sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi için

gereklidir. Ancak başvurucuların tanıklara soru sorabilmesi, onlarla

yüzleşebilmeleri mutlak bir hak değildir. Makul gerekçelerle getirilen

kısıtlamalar, kimi zaman başvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme ve

onlarla yüzleşme imkânını da ortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan bir

mahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama

aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından

verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36.

maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,

20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B.

No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 46-67; Levent

Yanlık, B. No: 2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-77; İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582,

11/12/2014, §§ 44, 45).

41. Bazı olaylarda tanığın kim olduğunun sanıklar tarafından

bilinmesi, tanığın kendisi veya yakınları için tehlike doğurabilir. Tanıklık

yapacak olanların misillemeye uğramaktan korkmak için haklı sebepleri

bulunabilir. Ayrıca örgütlü suçla mücadelede tanığın kimliğinin gizli tutulması

hafife alınamaz. Örgütlü suçlardaki artış, bazı tedbirlerin alınmasını

gerektirebilir. Bu nedenle bir tanığın kimliği saklı tutulmuşsa savunma

tarafının ceza yargılamalarında normal koşullarda bulunmayan zorluklarla karşı

karşıya kalabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır (Baran Karadağ, B. No: 2014/12906, 7/5/2015, § 57).

42. Bu durumda ilk olarak tanığın kimliğini gizlemek için makul

gerekçelerin olup olmadığının ve ikinci olarak gizli tanık ifadesinin verilecek

hükmün dayandığı tek veya belirleyici temel olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir. Üçüncü olarak hükmün büyük ölçüde veya yalnızca gizli tanığın ifadesine

dayanması durumunda yargılama detaylı incelemelere tabi tutulmalıdır. Eğer

sanık veya müdafii tarafından güvenilirliğinin ve doğruluğunun saptanması

amacıyla sorgulanmamış tanık delili, mahkeme kararının dayandığı esas veya

belirleyici delil ise ve dengeleyici güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemiş

ise adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olabilecektir (Baran Karadağ, § 68).

43. Somut olayda Mahkeme, soruşturma aşamasında dinlenen gizli

tanıkların beyanları dışında elde edilen diğer delilleri değerlendirmiştir.

Mahkeme, her bir sanık yönünden yaptığı değerlendirmede kayıt altına alınan

konuşmaları diğer delillerle ilişkilendirerek mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Gizli

tanıklar, başvurucuların karıştıkları bir kısım olaylardan ve YDGM içinde

bulunduklarından söz etmişlerdir. Gizli tanık beyanları diğer delillerle

desteklenmiştir. Dolayısıyla gizli tanık anlatımlarının Mahkemenin dayanak

aldığı olgulardan sınırlı bir parçaya işaret ettiği görülmektedir. Mahkûmiyet

hükmü, esas olarak duruşmada başvurucuların ve müdafilerinin huzurunda

tartışılmış; iletişimin dinlenmesi, gizli izleme, arama ve yakalama

tutanaklarına, ekspertiz raporuna, CD izleme tutanağına ve bilirkişi raporuna

dayandırılmıştır. Dolayısıyla başvurucular hakkındaki mahkûmiyet hükmünün sadece

duruşmada sorgulanma imkânı bulunamayan tanık beyanlarına dayandırıldığı

söylenemez. Gizli tanık beyanlarının tek ve belirleyici delil olmadığı

gözetildiğinde tanık sorgulama hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık

olduğu anlaşılmaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

45. Başvurucular, yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

46. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

47. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

48. Anılan ilkeler, taraf sayısı, davanın karmaşıklığı, delil

toplanmasındaki güçlük ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği

kararlar dikkate alındığında suç isnadının 7/12/2009 tarihinde gözaltına alınma

ile başladığı ve 24/2/2014 tarihinde Daire tarafından mahkûmiyetin onanması ile

bittiği belirlenmiştir. Somut olayda 4 yıl 2 ay 17 gün sürdüğü anlaşılan

yargılamanın süresinin makul olduğu ve makul sürede yargılanma hakkına yönelik

bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Kanuni Hâkim

Güvencesinin İhlal Edildiği İddiası

50. Başvurucular 4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 250. maddesi ile görevli mahkemede yargılanmaları nedeniyle kanuni

hâkim güvencesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

51. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda daha önce verdiği

kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi uyarınca yargılama yapan ağır

ceza mahkemelerinin doğal hâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağına karar

verilmiştir (Deniz Seki, B. No:

2014/5170, 25/6/2015, §§ 51-57; Ersin

Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No: 2013/6068, 18/11/2015, §§ 47-52).

Başvurucuların iddiası bakımından farklı bir sonuca ulaşılmasını gerektirecek

bir husus bulunmamadığı ve kanuni hâkim güvencesine yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiği İddiası

53. Başvurucular, Mahkeme kararının Yargıtay tarafından değerlendirilmediğini

belirterek gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

54. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu AİHM'in birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

55. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

56. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından

yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 57).

57. Somut olayda kanun yolu incelemesi sonucunda verilen

kararda, değerlendirme konusu Mahkemenin hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu

dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık

olduğu anlaşılmaktadır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

e. Tercüman Yardımından

Yararlanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

59. Kovuşturma evresinde Türkçe savunma yapan Engin Ayaydın,

Engin Okuducu ve Mehmet Öztürk dışındaki başvurucular, tüm yargılama boyunca

Kürtçe savunma yapmak istemişler; taleplerinin reddedilmesi üzerine de savunma

yapmamışlardır. Başvurucular kendilerine ana dilde savunma hakkı tanınmaması

nedeniyle tercüman yardımından yararlanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

60. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı belirlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriği, Sözleşme'nin 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmelidir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

61. Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (e)

bendi, hakkında suç isnadı bulunan kişinin mahkemede kullanılan dili anlamadığı

veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak

yararlanma hakkını güvence altına almaktadır. Bu hak yalnızca hakkında suç

isnadında bulunulan kişilere tanınmış bir haktır ve bu haktan faydalanabilmek

için sanığın ödeme gücü olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır (Ali İlhan Bayar, B. No: 2013/725,

19/11/2014, § 51).

62. Somut olayda Mahkeme; başvurucuların meramlarını anlatacak

ölçüde Türkçe bildiklerini, Türkiye’de öğrenim hayatını sürdürdüklerini veya

belli seviyede eğitimlerinin olduğunu belirtmiştir. Mahkeme; başvuruculara

Türkçe savunma yapmadıkları takdirde susma hakkını kullanmış sayılacaklarının

ihtarına karar verildiğine, buna rağmen başvurucuların Kürtçe savunma

taleplerinde ısrar ettiklerine işaret ederek ve Anayasa'nın 90. maddesinin

beşinci fıkrası uyarınca AİHM’nin kararlarının da gözetilmesi gerektiği

değerlendirilmesi ile bu taleplerini susma hakkı olarak değerlendirmiştir.

Mahkeme kararının gerekçesi şöyledir:

"...Mahkememizce savunması alınmak

istenen diğer sanıkların ise tüm yargılama boyunca ana dilleri olan Kürtçe

savunma yapmak istedikleri, müdafiilerinin de bu taleplerinin kabulü ile

sanıklara tercüman atanmasını talep ettikleri görülmüş, ancak sanıkların

meramlarını anlatacak ölçüde Türkçe bildikleri, Türkiye’de öğrenim hayatını

sürdürdükleri veya belli seviyede eğitimlerinin olduğu, ... buna rağmen

sanıkların Kürtçe savunma taleplerinde ısrar ettikleri görülmekle, bu talepleri

susma hakkı olarak değerlendirilmiştir...."

63. Başvurucuların yargılamanın hiçbir aşamasında Türkçeyi

anlamadıkları ve konuşamadıklarını ileri sürmedikleri gibi Mahkemenin gerekçesi

de gözetildiğinde tercüman yardımından yararlanma hakkına yönelik bir ihlal

olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

f. Diğer İhlal İddiaları

65. Başvurucular, kendilerine haksız olarak ve çok yüksek ceza

verildiğini ayrıca telefon görüşme kayıtlarının suç unsuru taşımadığını

belirterek hakkaniyete uygun yargılanma haklarının; temyiz yolunun etkili

olmadığını belirterek etkili başvuru haklarının ayrıca soyut ve gizli tanık

beyanına dayanılarak hüküm kurulması sebebiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

66. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddiaları, yargılamanın

sonucunun adil olmadığı şikâyetine ilişkin olduğundan bu kapsamda

değerlendirilmiştir.

67. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve

sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

68. Başvurucular tarafından ileri sürülen iddialar, Mahkemelerce

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

Mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir

hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

69. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. Başvurucu İlyas TOPMAMUR yönünden,

a. Başvuru hakkının kötüye

kullanılması nedeniyle REDDİNE,

b. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca başvurucunun 500 TL

disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

2. Başvurucu Haci AYDIN yönünden başvurunun DÜŞMESİNE,

3. Diğer başvurucular yönünden,

a. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

b. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

c. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

d. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

e. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

f. Tercüman yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

g. Dğer ihlal iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

4/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Mustafa

Eyyub DEMİRBAŞ

Başvurucular

:

1. Arslan

İLHAN

2. Davut

ÖNDER

3. Engin

OKUDUCU

4. Erdal

TUNCEL

5. Erol

DEMİRHAN

6. Filiz

DEMİRCİ

7. İsmail

KIRMIZIDAL

8. Kenan

KARAVİL

9. Mehdi

ATİLLA

10. Mehmet

ÖZTÜRK

11. Mehmet

Zeki KARATAŞ

12. Mesut

DAŞ

13. Seyithan

AKYÜZ

14. Sıddık

OGUN

15. Şeyhmus

BİLGİÇ

16. Vasfiye

AKGÜL

17. Yusuf

ORAK

Vekili

:

Av. Vedat

ÖZKAN

Başvurucu

:

18. Engin

AYAYDIN

Vekilleri

:

Av. Rehşan

BATARAY SAMAN

Av. Vedat

ÖZKAN

Başvurucular

:

19.

Abdurrahim BALİCAK

20. Ahmet

Sadık SANER

21. Eşref

BOLAT

22. Haci

AYDIN

23. Hakan

İRAZ

24. İlyas

TOPTAMUR

25. Mazlum

KAPAN

26. Ürfi

AKSU

27. Yılmaz

KAHRAMAN

Vekili

:

Av. Sevil

ARACI BEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6357, 4 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. PKK/KCK ve YDGH/YDGM
  7. B. Başvurucular
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucu İlyas
  10. B. Başvurucu Haci AYDIN
  11. C. Diğer Başvurucular
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Özgüldür
  14. Hakyemez
  15. İlhan
  16. Önder
  17. Okuducu
  18. Tuncel
  19. Demirhan
  20. Demirci
  21. Kırmızıdal
  22. Karavil
  23. Atilla
  24. Öztürk
  25. Daş
  26. Akyüz
  27. Ogun
  28. Bilgiç
  29. Akgül
  30. Orak
  31. Özkan
  32. Ayaydın
  33. Bataray Saman
  34. Özkan
  35. Bolat
  36. Aydın
  37. İraz
  38. Toptamur
  39. Kapan
  40. Aksu
  41. Kahraman
  42. Aracı Bek
  43. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6357
Tarih
4 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Mehmet Yavaş Başvurusu (B. No: 2014/8734)
  • C.m.e. Başvurusu (B. No: 2018/4047)
  • Kazim Dakak Başvurusu (B. No: 2014/5950)
  • Abdurrahman Dağdelen Başvurusu (B. No: 2015/3915)
  • Behice Çalışkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/5723)
  • Yaşar Tanrıyıseven Ergünsu Başvurusu (B. No: 2015/10494)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.