İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Yavaş Başvurusu (B. No: 2014/8734)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve resen veya

Başvuru No2014/8734Tarih4 Temmuz 2018Okuma14 dk · 2.818 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Yavaş Başvurusu

Karar tarihi
4 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2014/8734
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.818 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve resen veya

tahliye talebi üzerine yapılan tutukluluk incelemesinde müdafinin duruşmaya

çağrılmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı

şekilde toplanan delillerin hatalı değerlendirilerek mahkûmiyete karar

verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga 250.

madde ile görevli) yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmış ve Adana

8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli) 10/5/2012 tarihli

kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır.

7. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 30/5/2012 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve yakarak mala

zarar verme suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Adana 7.

Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK mülga 250. madde ile görevli) kamu davası

açılmıştır.

8. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/158 sayılı dosyası

üzerinden yürütülen yargılama tutuklu olarak sürdürülmüştür.

9. Başvurucu,sorgu

sırasında ve Mahkemedeki savunmasında üniversite öğrencisi olduğunu ifade

etmiş; suçlamaları kabul etmemiştir.

10. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle

4/12/2004 tarihli ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mülga 250. maddesiyle

görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine Adana 7. Ağır

Ceza Mahkemesinin 11/3/2014 tarihli kararı ile dosya Adana 5. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2014/163) devredilmiştir. Mahkeme 1/4/2014 tarihinde tensiben yaptığı inceleme inceleme

sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

11. Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi 30/4/2014 tarihli celsede

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına, duruşmanın 10/6/2014 tarihine

yapılmasına ve tutukluluk incelemesinin 28/5/2014 tarihinde resen yapılmasına

karar vermiştir. Ayrıca başvurucu 27/5/2014 tarihinde tahliye talebinde

bulunmuştur.

12. Mahkeme 28/5/2014 tarihinde resen yaptığı tutukluluk

incelemesinde başvurucunun tahliye talebini de değerlendirerek başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamınave tahliye talebinin

reddine karar vermiştir.

13. Başvurucu 29/5/2014 tarihinde bu kararaitiraz

etmiş itirazı inceleyen Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi 2/6/2014 tarihli kararı ileitirazı kesin olarak reddetmiştir.

14. Başvurucu anılan kararı 4/6/2014 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

15. Başvurucu 5/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Mahkeme 3/9/2014 tarihinde yapılan duruşmada başvurucunun

tahliyesine karar vermiştir.

17. Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi 7/3/2017 tarihli duruşmada

başvurucuyu mala zarar vermeye azmettirme suçundan üç kez 2 yıl 6 ay, terör

örgütü üyesi olma suçundan ise 8 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırmıştır.

18. Başvurucu, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Gaziantep

Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 19/4/2017 tarihinde yapılan inceleme

sonunda mala zarar verme suçundan verilen hüküm onanarak kesinleşmiş, terör

örgütü üyesi olma suçundan verilen hüküm yönünden ise temyiz yolu açık olmak

üzere istinaf talebi reddedilmiştir.

19. UYAP üzerinden temin edilen belgelerden yapılan incelemede

başvurucu hakkında terör örgütü üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Yargıtayda

temyiz incelemesinde olduğu anlaşılmaktadır.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 4/7/2018 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü.

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tutuklamanın Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; 2 yıl 4 aydan fazla süredir tutuklu olduğunu ve

tutukluluğun makul süreyi aştığını, tahliye talepleri ile itirazlarının yeterli

gerekçe olmadan reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının,

aşamalarda yaptığı savunmalarına itibar edilmeyerek tümtahliye

talepleri ve itirazlarının haksız yere reddedilerek etkili başvuru hakkının,

üniversite öğrencisi olması sebebiyle tutukluluğun eğitim ve öğretim hakkınıengellediğini belirterek eğitim ve öğrenim hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, tutukluluk nedeniyle yüksek

öğrenimine devam edemediğini belirterek Anayasa'nın 42. maddesi ile güvence

altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucununtutuklanması nedeniyle öğrenimine devam edememesihürriyetinden yoksun kalmanın doğal sonucu olup

başvurucunun eğitim hakkına bir müdahalede bulunulmamıştır. Ayrıca başvurucu,

tüm tahliye taleplerinin ve itirazlarının reddedilmesi nedeniyle etkili başvuru

hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bu şikâyetin özünün de

itirazların reddedilerek uzun süre tutukluluğun devam ettirilmesi olduğu

görülmektedir. Bu nedenlerle başvurucunun anılan iddiaları Anayasa'nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

tutuklamanın makûl süreyi aştığı şikayeti

altında incelenmesi uygun görülmüştür (Benzer yöndeki bir değerlendirme için

bkz. Ersel Turhan, B. No:

2014/1191, 17/5/2016, § 31).

25. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

27. Yukarıda belirilen Anayasa ve

Kanun hükümleri gereğince Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

28. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddialarıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

29. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 3/9/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun

tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece

başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunundurumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincillik niteliği

ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğunun makul

süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tahliye Talebi ve

Tutukluluk İncelemesine Yönelik Şikâyetler

a. Başvurucununİddiaları

31. Başvurucu, resen yapılan tutukluluk incelemesine ilişkin

duruşmalarda Cumhuriyet savcısı hazır bulunduğu ve görüşü alındığı hâlde

müdafinin duruşmada hazır bulundurulmadığını, verilen kararların tebliğ

edilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder(Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun resen

tutukluluk incelemesi ve tahliye taleplerinin değerlendirilmesinde müdafiinin duruşmada bulunamamasına, dolayısıyla silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine riayet edilmediğine ilişkin

iddiasının Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

33. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

34. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

(1) Genel

İlkeler

35. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca,

hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849,

4/12/2013, § 122).

36. Serbest bırakılmak amacıyla yetkili yargı merciine yapılması

gereken başvurudan söz edildiğinden anılan hakkın uygulanması ancak talep

hâlinde söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla burada belirtilen bir yargı

merciine başvurma hakkı, suç isnadıyla hürriyetinden yoksun bırakılan kimseler

bakımından tahliye talebinin yanı sıra tutuklama, tutukluluğun devamı ve

tahliye talebinin reddi kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi

sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, § 328).

37. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre

şüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi durumunda

hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı kapsamında

bir değerlendirme yapılmadığından bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015 § 24).

38. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, serbest bırakılmayı

sağlamak amacıyla başvurulacak yerin bir yargı mercii olması öngörülmüş

olduğundan işin doğası gereği burada yapılacak incelemenin yargısal bir

niteliği bulunmaktadır. Yargısal nitelikteki bu inceleme sırasında adil

yargılanma hakkının tutmanın niteliğine ve koşullarına uygun güvencelerinin

sağlanması gerekir. Bu bağlamda tutukluluk hâlinin devamının veya serbest

bırakılma taleplerinin incelenmesinde "silahların eşitliği" ve

"çelişmeli yargılama" ilkelerine riayet edilmelidir (Hikmet Yayğın, B. No: 2013/1279, 30/12/2014, §§ 29, 30).

39. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir. Çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava dosyası hakkında

bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını, bu nedenle tarafların

yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir (Bülent Karataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, §§ 70, 71).

40. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasından kaynaklanan

temel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde yapılan

duruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır. Zira hürriyetinden yoksun

bırakılan kimsenin bu duruma ilişkin şikâyetlerini, tutuklanmasına dayanak olan

delillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını, lehine ve

aleyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarını hâkim/mahkeme önünde

sözlü olarak dile getirebilme imkânına sahip olması, tutukluluğa itirazını çok

daha etkili bir şekilde yapmasını sağlayacaktır. Bu nedenle kişi, bu haktan

düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla dinlenilmeyi talep

edebilmelidir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 66; Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 267; Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 333).

41. Anılan güvencenin bir yansıması olarak 5271 sayılı Kanun'un

105. maddesinde, şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturma evrelerinde

salıverilme istemleri karara bağlanırken duruşmada karar verilecek ise

Cumhuriyet savcısının yanı sıra şüpheli, sanık veya müdafinin görüşünün

alınacağı belirtilmiş; aynı Kanun'un 108. maddesinde ise soruşturma evresinde

şüphelinin tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda karar

verilirken şüpheli veya müdafiinin dinlenilmesi

gerektiği düzenlenmiştir. Öte yandan Kanun'un 101. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile 267. maddesine göre resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında

verilmiş tüm kararlar, mahkeme önünde itiraza konu olabilmektedir (Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, § 269). Tutukluluğa ilişkin kararların itiraz incelemesi

bakımından aynı Kanun'un 271. maddesinde itirazın kural olarak duruşma

yapılmaksızın karara bağlanacağı, ancak gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı

ve sonra müdafi veya vekilin dinlenebileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

Buna göre tutukluluk incelemelerinin ya da tutukluluğa ilişkin itiraz

incelemelerinin duruşma açılarak yapılması hâlinde şüpheli, sanık veya müdafiinin dinlenilmesi gerekmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 334).

42. Ancak tutukluluğa ilişkin verilen her kararın itirazının

incelenmesinde veya her tahliye talebinin değerlendirilmesinde duruşma yapılması

ceza yargılaması sistemini işlemez hâle getirebilecektir. Bu nedenle Anayasa'da

öngörülen inceleme usulüne ilişkin güvenceler, duruşma yapmayı gerektirecek

özel bir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacak itirazlar için her

durumda duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73).

(2)

İlkelerin Olaya Uygulanması

43. Başvurucu, şikâyetinin hangi tarihli tutukluluk incelemesine

yönelik olduğunu belirtmemiştir. Bu nedenle başvurucunun anılan şikâyetine

ilişkin olarak bireysel başvuruya konu ettiği Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin

28/5/2014 tarihli celsede verdiği tutukluluğun devamı kararıyla sınırlı bir

değerlendirme yapılmıştır. Adana

5. Ağır Ceza Mahkemesince 30/4/2014 tarihli celsede tutukluluk incelemesinin

28/5/2014 tarihinde resen yapılmasına karar verilmiş, bu arada başvurucu

27/5/2014 tarihinde tahliye talebinde bulunmuştur. Mahkeme 28/5/2014 tarihinde

resen yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına ve tahliye talebinin reddine karar vermiştir. Bu karara karşı yapılan

itiraz da mercii tarafından reddedilmiştir. Dolayısıyla inceleme konusu yapılan

karar salt resen yapılan tutukluluk incelemesine hasredilen bir karar değildir.

44. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği Mehmet Haberal kararında (bkz. § 128)

tutukluluğa itiraz incelemesinin başvurucunun dinlenmesinden 1 ay 28 gün sonra

duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasını

ihlal etmediğini belirtmiştir.

45. Somut olayda başvurucunun tahliye talebi öncesi tutukluluk

durumu davaya bakan Mahkeme tarafından başvurucu ve müdafinin de katıldığı

30/4/2014 tarihinde yapılan duruşmada değerlendirilmiştir. Mahkemenin

tutukluluk durumunu değerlendirdiği ve başvurucu ve müdafinin de katıldığı

sonraki duruşmalı inceleme ise 10/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Buna göre

tutukluluğun başvurucu dinlenerek değerlendirildiği celseler arasındaki süre 1

ay 11 gündür. Buna göre Mahkeme 30/4/2014-10/6/2014 tarihleri arasında en geç

41 gün içerisinde başvurucunun tutukluluk durumuyla ilgili -başvurucu ve

müdafinin de katıldığı- duruşmalarda inceleme yapmıştır. Sonuç olarak inceleme

yapılan duruşmalar arasındaki süre dikkate alındığında anılan karardaki

sonuçtan ayrılmayı ve farklı bir değerlendirme yapmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

46. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tahliye talebinin

kendisinin ve müdafinin katılmadığı bir duruşmada değerlendirilmesi nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak

bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu; suçlamalara ilişkin yeterli delil olmadığını,

usule aykırı alınan tanık ve şüpheli beyanlarına itibar edildiğini, gizli

dinlenen telefon görüşmelerinin zorlama yorumlarla delil olarak kabul

edildiğini, ceza usul hükümlerine aykırı yöntemlerle soruşturma yapılmasına

rağmen tüm bunlara dayanılarak kendisine suç isnat edildiğini hukuka aykırı

şekilde toplanan delillerin hatalı değerlendirilerek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, §

16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun iddialarının özü itibarıyla

Mahkemece delillerin yanlış değerlendirildiği ve hukuk kurallarının yanlış

yorumlanarak isabetli ve adil karar verilmediği şikâyetine yönelik olduğu bu

şikâyetin ise adil yargılanma hakkı ile ilgili olduğu gözetilerek başvurucunun

bütün iddiaları Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

49. Başurucu bu şikayetlerini

mahkûmiyetine karar verilen her iki suç yönünden de ileri sürmüştür.

Başvurucunun mahkûmiyetine karar verilen silahlı terör örgütü üyeliği ve mala

zarar verme suçları için öngörülen kanun yolları dolayısıyla kesinleşme

süreçleri farklıdır (bkz. § 18). Bu nedenle başvurucunun bu bölümdeki

şikâyetleri her iki suç yönünden ayrı başlıklar altında değerlendirilmiştir.

a. Silahlı Terör Örgütü

Üyeliği Yönünden

50. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 16).

51. Somut olayda başvurucu hakkındaki dava -bireysel başvurunun yapıldığıtarihitibarıyla ilk derece mahkemesinde derdest

iken- sonrasında yapılan yargılamada başvurucunun mala zarar verme ve silahlı

terör örgütü üyeliği suçlarından 7/3/2017 tarihinde mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Başvurucu hakkında terör örgütü üyesi olma suçuna dairverilen

mahkûmiyet hükmünün bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Yargıtayda temyiz incelemesinde olduğu anlaşılmaktadır.

52. Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği delillerin

hatalı değerlendirildiğineilişkin şikâyetlerini

istinaf/temyiz aşamasında ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise bu şikâyetlerin

bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede temyiz sürecibeklenmeden yargılama sürecindeki adil yargılanma hakkı

ihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği

görülmüştür.

53. Somut olayda başvurucu, iddialarını ileri sürebileceği

temyiz olağan kanun yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda

bulunmuştur.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mala Zarar Verme Suçu

Yönünden

55. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa

Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

56. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

Mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluk incelemesinin ve/veya tahliye talebinin duruşma

yapılmadan değerlendirilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Silahlı terör örgütü üyesi olma suçu yönünden adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Mala zarar verme suçu yönünden adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

4/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Bekir

ÇAĞLAR, Fatih HATİPOĞLU

Başvurucu

:

Mehmet YAVAŞ

Vekili

:

Av. Yasemin

DORA ŞEKER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/8734, 4 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Adil Yargılanma
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Özgüldür
  12. Hakyemez
  13. Dora Şeker
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/8734
Tarih
4 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • C.m.e. Başvurusu (B. No: 2018/4047)
  • Kazim Dakak Başvurusu (B. No: 2014/5950)
  • Abdurrahman Dağdelen Başvurusu (B. No: 2015/3915)
  • Behice Çalışkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/5723)
  • Yaşar Tanrıyıseven Ergünsu Başvurusu (B. No: 2015/10494)
  • Hasan Arık Başvurusu (B. No: 2014/11186)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.