İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2014/11186 Tarih:

Hasan Arık Başvurusu (B. No: 2014/11186)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE

CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

HASAN ARIK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11186)

Karar Tarihi: 4/7/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının, yargılamanın özel yetkili mahkemede devam etmesi

nedeniyle kanuni hâkim güvencesinin, siyasi parti faaliyetleri ve legaleylemler nedeniyle tutuklama kararı verilmesi

nedeniyle siyasi faaliyette bulunma hakkı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru,

başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra

Komisyona sunulmuştur.

4.

Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm

Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği

şüphesiyle 13/9/2011 tarihinde gözaltına alınmış;

17/9/2011 tarihinde tutuklanmıştır.

8. Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/105 sayılı dava

dosyasında tutuklu bulunan başvurucu 27/5/2014 tarihli

duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesini talep etmiş ancak talebi aynı

duruşmada reddedilmiştir.

9. Başvurucu, Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/5/2014 tarihli ret kararına itiraz etmiş ancak

başvurucunun bu itirazı Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/6/2014 tarihli

kararı ile reddedilmiştir.

10. Ret kararı başvurucuya 13/6/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 4/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

12. Başvurucu 18/7/2014 tarihli

duruşmada tahliye edilmiştir.

13. İlk derece mahkemesi 8/6/2017

tarihli kararıyla başvurucu hakkında silahlı terör örgütünün propagandasını

yapma ve 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından açılan davaların kovuşturmasının

ertelenmesine, terör örgütüne üye olma suçundan ve üzerine atılı diğer

suçlardan başvurucunun beraatine karar vermiştir.

Davanın istinaf incelemesi devam etmektedir.

14. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi"

kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

15. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa,

en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 4/7/2018 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararlarının hukuka aykırı

olduğunu, somut olay, olgu ve bilgi olmadığı hâlde tutukluluğun devamına karar

veren Mahkemenin her seferinde aynı klişe gerekçelerle tahliye taleplerini

reddettiğini, adli kontrol hükümlerinin uygulanması taleplerinin de

reddedildiğini, tutukluluğun makul süreyi aştığını, delilleri karartma ve kaçma

ihtimalinin olmadığını, kendisi ile benzer konumda olan ve başka davalarda

yargılanan sanıkların tahliye edildiğini, kendisinin hâlen tutuklu olduğunu

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yanında eşitlik ilkesinin de ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

18. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddialarının

tutukluluğun uzun sürmesine ve yargılamanın tutuklu devam ettirilmesine yönelik

olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları, Anayasa'nın

19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.

19. Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

20. Anayasa

Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı

iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş ise asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016,

§§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No:

2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).

21. Somut

olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 18/7/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

22. Açıklanan

gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasının yargısal başvuru

yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, özel yetkili mahkemelerde yargılamanın devam

ettiğini belirterek kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, § 16).

25. Somut

olayda başvuruya konu yargılamanın devam ettiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda

başvurucunun hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Siyasi Faaliyette

Bulunma Hakkı ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; siyasi parti faaliyetleri ve katıldığı yasal

eylemler nedeniyle yargılandığını ve tutuklandığını, kendisine isnat edilen

eylemlerin düşünce ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek

siyasi faaliyette bulunma hakkı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

28. Sanık veya şüphelinin suç işleyip işlemediği henüz belli

olmadan özellikle delillerin korunabilmesi, soruşturma ve kovuşturma

aşamalarının sağlıklı bir şekilde tamamlanabilmesi için başvurulan ceza

muhakemesi koruma tedbirleri; kişi hak ve özgürlüklerine yönelik önemli

sınırlamalar getiren, aynı zamanda temel hak ve özgürlükleri kolayca zedeleyebilecek

nitelikte işlemlerdir. 5271 sayılı Kanun’da öngörülen koruma tedbirlerinden

biri olan tutuklama tedbiri, bireylerin kişi özgürlüğüne yönelik müdahale

niteliği taşıyan bir işlemdir (Sebahat

Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 30; Bayram Keleş, B. No: 2013/6163, 1/12/2015,

§ 69). Tutuklama tedbirinin uygulanmasıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

dışında başka diğer haklara da müdahalede bulunulmuş olabilir. Başvuru konusu

olayda başvurucunun tutuklanması nedeniyle siyasi faaliyette bulunma hakkına

bir müdahalede bulunulduğu anlaşılmaktadır.

29. Anayasa

Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ifade ve basın özgürlükleri, dernek kurma

hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları gibi diğer temel hak ve

özgürlükler üzerindeki etkisini incelerken öncelikle tutuklamanın hukuki olup

olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığını değerlendirmekte;

sonrasında tutuklamanın hukukiliğine ya da tutukluluğun süresinin makullüğüne

ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarak diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edilip edilmediğini belirlemektedir (Erdem

Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016,

§§ 92-100; Hidayet Karaca [GK],

B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§

111-117; Mehmet Baransu

(2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016,

§§ 157-164; Günay Dağ ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§

191-203; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 105-116; Mustafa Ali Balbay, B.

No: 2012/1272, 4/12/2013, §§ 120-134; Kemal

Aktaş ve Selma Irmak, B. No: 2014/85, 3/1/2014, §§ 61-75; Faysal Sarıyıldız, B. No: 2014/9,

3/1/2014, §§ 61-75; İbrahim Ayhan, B. No: 2013/9895, 2/1/2014,

§§ 60-74; Gülser Yıldırım, B. No: 2013/9894, 2/1/2014, §§

60-74).

30.

Başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası yönünden -başvurucunun

tahliye olması nedeniyle- başvuru yollarının tüketilmesi gerektiği sonucuna

varılmıştır (bkz. § 22).

31. Anayasa

Mahkemesi, koruma tedbirlerinden biri olan aramanın hukuka aykırı olması

nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal

edildiği iddialarıyla ilgili olarak arama tedbirinin hukuka aykırılığını tespit

edip gerektiğinde yeterli giderim sağlama potansiyeli olduğu kabul edilen 5271

sayılı Kanun’un 141. maddesinde öngörülen yola başvurulduğunda derece

mahkemelerinin hukuka aykırılığı tespit ve yeterli giderim sağlama hususlarında

karar verirken tedbirin konut dokunulmazlığı ve özel hayata saygı hakları

dışında ifade ve basın özgürlüklerine müdahale teşkil edip etmediği de dâhil

olmak üzere somut olayın tüm koşullarını dikkate almak durumunda olduğunu

belirtmiştir (Alaaddin Akkaşoğlu ve Akis Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş, B. No: 2014/18247, 20/12/2017, §

28).

32. Benzer şekilde tahliyesine karar verilen başvurucunun

tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyeti yönünden 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesi kapsamında açılacak davada derece mahkemelerinin hukuka aykırılığı

tespit ve yeterli giderim sağlama hususlarında karar verirken tedbirin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı dışında siyasi faaliyette bulunma hakkına,

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale teşkil edip etmediği de

dâhil olmak üzere somut olayın tüm koşullarını dikkate almak durumunda olacağı

açıktır. Bu

madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul

süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata

da hükmedilebilecektir. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen yol, sadece arama tedbiri yönünden değil aynı zamanda diğer koruma

tedbirlerinin uygulanması sonucunda (gözaltı, yakalama, tutuklama gibi) diğer

haklara müdahale söz konusu olduğunda da etkili bir başvuru yolu niteliğindedir

(Mustafa Avci,

B. No: 2014/1545, 22/3/2018, § 35).

33. Bu

kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında başvurucunun

tutukluluğunun makul süreyi aştığına ilişkin şikâyetiyle birlikte siyasi

faaliyette bulunma hakkının da ihlal edildiği iddiası yönünden farklı bir

sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.

34.

Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

V.HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1.

Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Kanuni hâkim

güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Siyasi faaliyette bulunma ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 4/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

Hasan ARIK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/11186, 4 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası