İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdurrahman Dağdelen Başvurusu (B. No: 2015/3915)

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

Başvuru No2015/3915Tarih4 Temmuz 2018Okuma14 dk · 2.750 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdurrahman Dağdelen Başvurusu

Karar tarihi
4 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/3915
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.750 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu zorunlu askerlik görevini ifa ederken 30/7/1993

tarihinde Silopi'de teröristlerle girdiği çatışma esnasında başından

yaralanmıştır.

9. Gördüğü tedavilerin ardından Ankara Gülhane Askeri Tıp

Akademisi Hastanesi (GATA) tarafından düzenlenen 11/4/1994 tarihli sağlık

kurulu raporu ile hakkında sol kulağında sensorial tip işitme kaybı teşhisine istinaden "Askerliğe elverişli değildir."

kararı verilen başvurucu 13/6/1994 tarihinde terhis edilmiştir.

10. Aynı raporda maluliyet oranı %13 olarak belirlenen

başvurucuya 6. dereceden vazife malullüğü aylığı bağlanmıştır.

11. Başvurucu; terhisinden sonraki süreçte de baş ve omuz

ağrısı, ellerinde kasılma, unutkanlık, uykusuzluk, çarpıntı gibi şikâyetlerle

muhtelif tarihlerde askerî hastanelere müracaat etmiştir. Başvurucuya

belirtilen rahatsızlıklarına yönelik olarak çeşitli ilaç tedavileri

uygulanmıştır.

12. Başvurucunun söz konusu tedavileri sırasında GATA Radyoloji

Bölümünde 5/4/2013 tarihinde çekilen tomografisinde vücudunda yabancı cisim

(mermi) görüntüsü saptanmıştır. Bu husus tomografi neticesinde düzenlenen raporda

"Sol SKM kası superior

posterior mediali

komşuluğunda 24x8 mm ebatlarında yabancı cisim dansitesi

izlenmektedir." değerlendirmesiyle ifade edilmiştir.

13. Başvurucunun 26/4/2013 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri

Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde yapılan muayenesi neticesinde düzenlenen

raporda da GATA tarafından düzenlenen 5/4/2013 tarihli rapordakiyle aynı

bulguya rastlandığı belirtilmiştir.

14. Vücudundaki merminin ameliyatla çıkarılmasının riskli olduğu

gerekçesiyle başvurucuya cerrahi müdahale yapılamamış ancak şikâyetlerinin

azaltılmasına yönelik olarak yeni bir ilaç tedavisine başlanmıştır.

15. 9/1/2014 tarihinde Bursa Devlet Hastanesi tarafından

düzenlenen engelli sağlık kurulu raporunda başvurucunun tüm vücut fonksiyon

kaybı oranı %66 olarak tespit edilmiştir.

16. Başvurucu 31/12/2013 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına

(MSB) başvurmuş ve 1993 yılında teröristlerle girdiği çatışma sırasında

yaralanması nedeniyle askerî hastanelerde yapılan muayene ve tetkiklerinde,

olay sırasında başına isabet eden merminin tespit edilememesinde idarenin ağır

hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek bu sebeple uğradığı maddi ve manevi

zararın karşılanmasını talep etmiştir. Başvurucu, söz konusu dilekçesinde çok

ciddi bir hayati risk oluşturan ve aslında çok basit bir inceleme yöntemiyle

tespit edilebilecek olan bu durumun zamanında tıbbi esaslara uygun şekilde

muayene edilmemesi nedeniyle olayın üzerinden ancak yirmi yıl geçtikten sonra

tespit edilebildiğini, bu süreçte söz konusu rahatsızlığına yönelik bir tedavi

uygulanmaması nedeniyle yıllardır ağrı ve acı içinde yaşamak zorunda

bırakıldığını ifade etmiş; ayrıca maluliyet derecesinin düşük olarak tespit

edilmesi nedeniyle tarafına hak ettiğinden daha düşük maaş bağlandığını

belirtmiştir.

17. Başvurucu, söz konusu başvurusunun cevap verilmemek

suretiyle reddi üzerineAskeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır. Başvurucu 9/4/2014 tarihli dava

dilekçesinde idareye başvuru dilekçesindeki açıklamalarına ilaveten sağlık

hizmetinin kötü ve geç işlediği, eğitimsiz sağlık personeli tarafından konulan

eksik tanı nedeniyle kendisine hatalı tedavi uygulandığı, gerekli tedaviye

ancak 2013 yılında başlanabildiği hususlarına da yer vermiş; mevcut

rahatsızlığı zamanında tedavi edilmediğinden fiziksel ve ruhsal acılar

çektiğini belirtmiştir. Başvurucu, dava dilekçesinde ayrıca vazife malulü

olarak emekliye sevk edildiği maluliyet oranı (%13) ile hâlihazırdaki mauliyet oranı (%66) arasındaki farka dikkat çekerek düşük

maluliyet derecesi üzerinden tarafına eksik maaş bağlanması nedeniyle uzun

yıllar maddi kayba uğratıldığını ifade etmiş; bu sebeplerle uğradığı maddi ve

manevi zararın tazminine hükmedilmesini talep etmiştir.

18. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 24/9/2014 tarihinde

oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın

gerekçesinde başvurucunun 11/4/1994 tarihli sağlık kurulu raporu ile sol

kulağındaki işitme kaybı teşhisine istinaden askerliğe elverişsiz olduğunun

tespit edilmesi üzerine 13/6/1994 tarihinde terhis edildiği, bu itibarla

başvurucunun en geç terhis tarihi itibarıyla zararını öğrendiği vurgulanmıştır.

Başvurucunun bu tarihten itibaren bir yıl ve her hâlükârda eylem tarihinden

itibaren beş yıl içinde zorunlu idari başvuruda bulunması gerektiği belirtilen

kararda, bu süreler geçtikten sonra 31/12/2013 tarihinde yaptığı başvurunun

zımnen reddi üzerine 9/4/2014 tarihinde açtığı davanın süresinde olmadığı ifade

edilmiştir. Kararda ayrıca, başvurucunun müracaatı üzerine 5/4/2013 ve 9/1/2014

tarihlerinde düzenlenen sağlık kurulu raporlarının da dava açma süresine bir

etkisinin bulunmadığı belirtilmiştir.

19. Karşıoyda ise başvurucunun 1993

yılında meydana gelen olay nedeniylevücudunda mermi

olduğunun yaklaşık yirmi yıl sonra tespit edildiği iddiasının bulunduğuna

dikkat çekilmiş, bu hususun doğruluğunun araştırılması gerektiği

belirtilmiştir. İddianın doğru olması hâlinde olay tarihindeki zarar ile

hâlihazırdaki zarar arasında bir fark olup olmadığının ortaya konulması ve buna

göre davada süre aşımı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği ifade

edilmiştir.

20. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin 28/1/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

21. Nihai karar başvurucuya 11/2/2015tarihinde tebliğ

edilmiştir.

22. Başvurucu 4/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

23. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve

6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının

(E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV.İLGİLİ HUKUK

24. İlgili hukuk için bkz.

İlker Yılmaz, B. No: 2015/19041, 24/5/2018, §§ 25-30.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 4/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, 1993 yılında teröristlerle girdiği çatışma

sırasında yaralanması nedeniyle tedavi gördüğü hastanelerde kendisine sadece

işitme kaybı teşhisi konulduğunu; vücudunda mermi bulunduğunun ise 2013 yılına

kadar tespit edilemediğini belirtmekte bunun sebebini sağlık hizmetinin kötü ve

geç işlemesine bağlamaktadır. Başvurucu, vücudunda kalan merminin geç tespit

edilmesi ve bu süreçte kendisine gerekli tedavinin uygulanmamış olması

nedeniyle yaşamının tehlikeye düşürüldüğünden, fiziksel ve ruhsal olarak

yıprandığından, gerçek maluliyet derecesine göre ödenmesi gereken mali

haklardan yoksun bırakıldığından, eksik tıbbi tanı ve tedavi nedeniyle uğradığızararların tazmini istemiyle açtığı davanın süre

aşımı nedeniyle reddedilmesinin adil olmadığından şikâyet etmekte; bu

sebeplerle maddi ve manevi varlığın korunması, adil yargılanma ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

27.Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, eksik tıbbi

tanı ve tedavi nedeniyle maddi ve manevi varlığında uğradığı zararın tazmini

istemiyle açtığı tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle

uyuşmazlığın esasının incelenmemesidir. Bu itibarla ihlal iddiaları adil

yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına

sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No:2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

31. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

32. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

33. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

34. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

35. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini teşkil

edecektir.

36. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

37. Başvurucunun idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının

4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun

43. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

ii.Meşru Amaç

38. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (Daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1)

Genel İlkeler

39. Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

40. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını

kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

41.Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağını

belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine

aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin

başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi

bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma

süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece

mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın

koşulları ışığında incelemektir (Ahmet Yıldırım,

B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma süresinin henüz dava

hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava hakkının doğduğundan haberdar

olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan

nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını

anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Yaşar Çoban,

§ 66).

(2)

İlkelerin Olaya Uygulanması

42. Başvurucu, dava açma süresinin başlangıcında 11/4/1994

tarihli sağlık kurulu raporuna istinaden terhis edildiği tarihin esas

alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

43. Anayasa Mahkemesince daha önce benzer nitelikte başvurularda

da belirtildiği üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada

idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Bu çerçevede eylemin idariliğinin veya yol açtığı

zararın ya da arasındaki illiyet bağının eylemden çok sonra anlaşıldığı veya

ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu tarihlerden sonra

başlayacağı kabul edilmektedir (İlker Yılmaz,

§ 49; Mehmet Çınar ve Nuray Çınar,

B. No: 2015/4807, 19/4/2018, § 46).

44. Bu bağlamda somut olayda öncelikle tam yargı davası

açılmasına sebep olan, bir başka ifadeyle zararı doğuran olgunun ne olduğunun,

başvurucunun davanın temelini teşkil eden bu olgudan ne zaman haberdar olduğu

ya da haberdar olması gerektiğinin ortaya konulması mahkemeye erişim hakkına

yapılan müdahalenin ölçülülüğü bakımından önem arz etmektedir.

45. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun tam yargı davası

açmasının sebebinin vücudunda kalan merminin yirmi yıl boyunca tespit

edilememiş olması olduğu görülmektedir. Başvurucunun bu sebeple oluşan maddi ve

manevi zararlarının karşılanması için dava açtığıanlaşılmaktadır.

Bir başka ifadeyle somut başvuruda, sağlık hizmetinin kötü ve geç işlemesinden

doğan zararların tazmininin talep edildiği bir idari dava söz konusudur.

Nitekim başvurucunun gerek 31/12/2013 tarihli idareye başvuru dilekçesinde

gerekse 9/4/2014 tarihli dava dilekçesinde somut olayda tazmini talep edilen

zararı doğuran/davanın temelini teşkil eden bu olguyuaçıkça

vurguladığı görülmektedir.

46. Bu itibarla öncelikle Mahkeme tarafından dava açma süresinin

başlangıcına esas alınan terhis tarihinin ve terhise esas 11/4/1994 tarihli

sağlık raporunun tazmini talep edilen zararı doğuran/davanın temelini teşkil

eden bu olgunun öğrenilmesine imkân sağlayan bir mahiyet taşıyıp taşımadığının

açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

47. Olayda başvurucunun 1993 yılında teröristlerle girdiği

çatışmada başından yaralandığı ve bu sebeple 2013 yılına kadar çeşitli

hastanelerde tedavi gördüğü anlaşılmaktadır. Bu zaman zarfında başvurucu

hakkında düzenlenen ve Mahkeme tarafından dava açma süresinin başlangıcına esas

alınan, aynı zamanda 13/6/1994 tarihinde terhis edilmesine de sebep olan

11/4/1994 tarihli sağlık kurulu raporunda başvurucunun sadece sol kulağında

işitme kaybı bulunduğu teşhisine istinaden askerliğe elverişli olmadığına karar

verildiğiancak söz konusu raporda vücudunda mermi

bulunduğuna dair herhangi bir tespite yer verilmediği görülmektedir.

Başvurucunun çatışmada yaralanmasına bağlı olarak vücudunda mermi kaldığının

ilk kez GATA tarafından 5/4/2013 tarihinde çekilen tomografi sonucunda tespit

edildiği, dolayısıyla başvurucuya daha öncesinde eksik tanı konulduğuna ve

tedavi uygulandığına dair tıbbi verilerin bu tarih itibarıyla ortaya çıktığı

anlaşılmaktadır.

48. Buna göre 11/4/1994 tarihli sağlık raporunun bireysel

başvuruya konu tam yargı davasının temelini teşkil eden olgunun ve dolayısıyla

bu olgudan kaynaklı zararın öğrenilmesine imkân sağlayan bir mahiyet

taşıdığından söz edilemez. Öte yandan GATA tarafından 5/4/2013 tarihinde

çekilen tomografi sonucuna kadar vücudundaki mermiden haberdar olmadığı

tartışma konusu olmayan başvurucudan her hâlükârda eylem tarihinden itibaren

beş yıl içinde tazminat davası açmasının beklenmesinin de makul olarak

değerlendirilemeyeceği açıktır.

49. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin sağlık hizmetinin

kusurlu işletilmesinden doğduğu ileri sürülen zararın öğrenilmesine ve

değerlendirilmesine imkân tanımayan nitelikteki 11/4/1994tarihli sağlık

raporuna istinaden terhis tarihini esas alarak dava açma sürelerini

belirlemesine ilişkin yorumunun başvurucunun dava açmasını aşırı derecede

zorlaştırdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan hareketle davanın

süre aşımından reddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

52. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılmasına

ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

53. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

54. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargı

merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM İkinci Dairesinin 24/9/2014 tarihli ve

E.2014/1446, K.2014/1351 sayılı kararıyla ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

YusufŞevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Abdurrahman

DAĞDELEN

Vekili : Av. Oğuz Kaan DOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/3915, 4 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Iv.ilgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  11. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Özgüldür
  16. Hakyemez
  17. Dağdelen
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/3915
Tarih
4 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Behice Çalışkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/5723)
  • Yaşar Tanrıyıseven Ergünsu Başvurusu (B. No: 2015/10494)
  • Hasan Arık Başvurusu (B. No: 2014/11186)
  • Ahmet Baysal Başvurusu (B. No: 2015/2089)
  • Leyla Birlik Başvurusu (B. No: 2016/40882)
  • Veli Dikme Başvurusu (B. No: 2015/15884)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.