İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erhan Yalçın Başvurusu (B. No: 2015/5)

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

Başvuru No2015/5Tarih4 Temmuz 2018Okuma16 dk · 3.132 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Erhan Yalçın Başvurusu

Karar tarihi
4 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/5
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.132 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Beytüşşebap Jandarma Komando Bölük Komutanlığı

emrinde zorunlu askerlik görevini ifa ederken anılan birlik tarafından terörle

mücadele faaliyetleri kapsamında yürütülen operasyona katılmış ve 21/5/2008

tarihinde teröristlerle girdiği çatışma esnasında sol gözünden yaralanmıştır.

9. Başvurucu, Şırnak Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen ilk

müdahalesinin ardından sevk edildiği Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi

Hastanesinde (GATA) 23/5/2008 tarihinde sol gözünden ameliyat edilmiştir.

10. Ameliyatı sonrasında taburcu edilmesinin ardından aynı

Hastanede kontrol muayenelerine devam edilen başvurucu, GATA Sağlık Kurulu

tarafından düzenlenen; 10/6/2008 tarihli raporla bir ay, 8/7/2008 tarihli raporla

bir buçuk ay ve 25/8/2008 tarihli tarihli raporla bir

buçuk ay istirahatli sayılmıştır. Belirtilen raporlarda başvurucunun sağlık

durumuna ilişkin olarak yer verilen ilgili tespit ve değerlendirmeler şöyledir:

i. 10/6/2008 tarihli rapor: Sol

gözde görme seviyesi el hareketi düzeyindedir. Hastanın prognozu

(iyileşme süreci) zaman gerektirmektedir.

ii. 8/7/2008 tarihli rapor: Sol

gözde görme seviyesi iki metreden parmak sayma düzeyindedir. Hastanın iyileşme

süreci zaman gerektirmektedir.

iii. 25/8/2008 tarihli rapor:

Sol gözde görme seviyesi üç metreden parmak sayma düzeyindedir. Hastanın

iyileşme süreci zaman gerektirmektedir.

11. Başvurucunun istirahatinin bitiminde aynı Hastane tarafından

hakkında düzenlenen 15/10/2008 tarihli raporda görme seviyesinin sol gözde

tashihsiz (camsız) 0.5 düzeyinde olduğu, görme

seviyesinin tashihle (camla) artmadığı tespitine yer verilmiştir. Aynı raporda

başvurucunun askerliğe elverişli olduğu, komando olamayacağı, mevcut

rahatsızlığının nakdî tazminat ve aylık bağlanması hakkındaki mevzuat

hükümlerine göre dört ay iş ve güce engel teşkil edecek nitelikte olduğu

tespitlerinde de bulunulmuştur.

12. Başvurucu 28/12/2008 tarihinde askerlik süresini

tamamlayarak terhis edilmiştir.

13. Bu süreçte başvurucu 16/10/2008 ve 7/11/2008 tarihli

dilekçeleri ile Millî Savunma Bakanlığına (MSB) başvurmuş ve ilgili mevzuat

uyarınca tarafına nakdî tazminat ödenmesini talep etmiştir. 31/1/2009 tarihinde

başvurucuya 10.105,00 TL nakdî tazminat ödenmiştir.

14. Terhis olarak muvazzaf askerlik hizmetini tamamlamasının

ardından yedeklik statüsüne geçen başvurucu, gözündeki rahatsızlıktan dolayı

mevcut sağlık durumu itibarıyla askerliğe elverişli olup olmadığının tespiti

için Askerlik Şubesi tarafından muhtelif tarihlerde hastaneye sevk edilmiştir.

Yedeklik dönemi sürecinde başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporları ve bu

raporlarda yer verilen, başvurucunun sağlık durumuyla ilgili bilgiler özetle

şöyledir:

i. Kasımpaşa Asker Hastanesinin 24/12/2010 tarihli sağlık kurulu

raporu: Sol gözde görme en iyi düzeltmeyle

0.05 düzeyindedir. Bir yıl sevk geciktirmesi uygundur.

ii. Kasımpaşa Asker Hastanesinin 8/4/2013 tarihli sağlık kurulu

raporu: Hastanın hâlihazır durumu ile

askerliğe elverişlilik durumuna karar verilememiştir. Bu kararın verilebilmesi

için intravitreal konumda olan göz içi lensin

çıkarılıp sekonder operasyon olması gerekmektedir.

Hastalık ve arızanın askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle meydana gelip

gelmediğine karar verilememiştir.

iii. MSB tarafından 25/6/2013 tarihinde onaylanan İstanbul

Haydarpaşa Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesinin 15/5/2013 tarihli sağlık

kurulu raporu: Sol göz afaki. Kornea skar ve opasiteleri, diğer (Sol

göz korneal lökom).

Askerliğe elverişli değildir. Mevcut şikâyeti askerliğin sebep ve tesiriyle

meydana gelmiştir.

15. Başvurucu 29/7/2013 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığına

(idare) başvurmuş ve zorunlu askerlik görevi sırasında katıldığı operasyonda

yaralanmasından dolayı sol gözünde kalıcı nitelikte görme kaybı meydana gelmesi

nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın karşılanmasını talep etmiştir.

16. Başvurucu 12/9/2013 tarihinde ise İstanbul Göztepe Eğitim ve

Araştırma Hastanesine müracaat etmiş ve mevcut sağlık durumu itibarıyla

engellilik oranının tespit edilmesini istemiştir. Anılan Hastane tarafından

düzenlenen 16/9/2013 tarihli engelli sağlık kurulu raporunda başvurucunun

psikiyatrik ve göze bağlı rahatsızlıklara ilişkin olarak oluşan tüm vücut

fonksiyon kaybı oranı %41 olarak tespit edilmiştir.

17. Başvurucu tazminat ödenmesi talebiyle 29/7/2013 tarihinde

idareye yaptığı başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine 6/11/2013

tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır.

18. Başvurucu dava dilekçesinde askerlik görevi sırasında

katıldığı operasyonda yaralanmasından dolayı sol gözünde kalıcı nitelikte görme

kaybı meydana gelmesi ve ayrıca çatışma sırasında yaşadığı olaylara bağlı

olarak ruh sağlığının bozulması nedenleriyle uğradığı maddi ve manevi zararın

tazminini talep etmiştir.

19. Belirtilen dava süreci devam ederken 2/12/2013 tarihli

müracaatı üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı tarafından

başvurucuya 1/4/2014 tarihinden geçerli olmak üzere vazife malullüğü aylığı

bağlanmıştır.

20. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 2/7/2014 tarihinde

oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

Gerekçeli kararda öncelikle zorunlu askerlik hizmeti sırasında yaralanması

olayı sonrasında başvurucu hakkında düzenlenen ve yukarıda ilgili kısımları

aktarılan (bkz. §§ 10, 11, 14, 16) sağlık kurulu raporlarına yer verilmiş, bu

kapsamda 15/10/2008 tarihli raporun başvurucunun uğradığı zarara ilişkin

yeterli açıklamalar içerdiğine dikkat çekilmiştir. Bu itibarla başvurucunun olay

nedeniyle uğradığı zararı 15/10/2008 tarihli raporla birlikte veye lehe yorumla terhis tarihi olan 28/12/2008 tarihinde

öğrendiği kabulünden hareketle bu tarihten itibaren bir yıl içinde idareye

müracaatta bulunması gerektiği belirtilen kararda, bu süre geçirildikten sonra

29/7/2013 tarihinde yapılan idari başvurunun zımnen reddi üzerine açılan

davanın süresinde olmadığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, başvurucu hakkında

2010-2013 yılları arasında düzenlenen sağlık kurulu raporlarındaki tanı,

gözdeki bozulma derecesi ve engellilik oranı tespitlerinin terhis tarihinden

sonra müracaat edilmesi hâlinde de düzenlenebilecek olduğu vurgulanmış; söz

konusu raporların tam yargı davası açılması bakımından zararın öğrenilmesine ve

dava açma süresine bir etkisinin olmadığı ancak başvurucunun vazife malulü

olarak kabul edilmesinde etkisinin olabileceği değerlendirmesinde

bulunulmuştur.

21. Karşıoy görüşünde ise başvurucunun

terhis tarihinden önceki ve sonraki rapor tarihleri döneminde meslekte kazanma

gücü kaybı oranının tespit edilerek arada fark olup olmadığının, dolayısıyla

zararının devam edip etmediğinin ve artıp artmadığının ortaya konulması; buna

göre zararın tümü veya artan bölümü için davada süre aşımı bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

22. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin

12/11/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

23. Nihai karar 3/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu 2/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

25. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve

6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının

(E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

26. İlgili hukuk için bkz.

İlker Yılmaz, B. No: 2015/19041, 24/5/2018, §§ 25-30.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 4/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu; zorunlu askerlik hizmeti sırasında katıldığı

operasyonda yaralanması sonucunda sol gözünde tama yakın görme kaybı meydana

geldiğini, operasyon sırasında yaşadığı olaylara bağlı olarak ruh sağlığının da

bozulduğunu belirtmektedir. Bu olay sebebiyle maddi ve manevi varlığında

uğradığı zararın tazmini istemiyle kesin sağlık durumunu ortaya koyan rapor

üzerine açtığı davanın süresinde olduğunu iddia eden başvurucu, Mahkemenin dava

açma süresinin başlangıcına esas aldığı sağlık kurulu raporunun düzenlendiği

15/10/2008 (ya da terhis tarihi olan 28/12/2008) tarihinden sonra da

rahatsızlığının artarak devam ettiğini hatırlatmakta; dolayısıyla bu tarihler

itibarıyla tedavisinin henüz tamamlanmamış olduğuna dikkat çekmektedir.

Başvurucu 15/10/2008 tarihli raporda askerliğe elverişli olduğunun

belirtildiğini, gözünde meydana gelen görme kaybı nedeniyle askerliğe

elverişsiz olduğunun ilk kez 15/5/2013 tarihli rapor ile tespit edildiğini

vurgulamaktadır. Mahkemenin zararın henüz ortaya çıkmadığı bir tarihte dava

açma süresini başlatması nedeniyle davanın süre aşımından reddedilmesinin adil

olmadığını ifade eden başvurucu, söz konusu kararın makul ve yeterli bir

gerekçe içermediğinden şikâyet etmektedir. Başvurucu yukarıda yer verilen

sebeplerle maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ile gerekçeli karar ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmekte, tazminat talebinde

bulunmaktadır.

B. Değerlendirme

29. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı

36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, maddi ve

manevi varlığında uğradığı zararın tazmini istemiyle açtığı tam yargı davasının

süre aşımından reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesidir.

Bu itibarla ihlal iddiaları adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına

sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No:2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

33. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

34. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

35. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

36. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

37. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

38. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

39. Başvurucunun idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının

1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 43. maddesine

dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

40. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (Daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1)

Genel İlkeler

41. Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

42. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları

gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden

olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu kapsamda

mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka açıkça aykırı

olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle

kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel

olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., § 38).

43. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma

süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle

yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun

ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin

belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır.

Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi

tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin

yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında

incelemektir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda

dava açma süresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava

hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar

olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye

başlaması dava hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini

zedeleyebilir (Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar Çoban, § 66).

(2)

İlkelerin Olaya Uygulanması

44. Başvurucu, dava açma süresinin başlangıcında 15/10/2008

tarihli sağlık kurulu raporunun ya da terhis tarihinin esas alınmasının

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

45. Anayasa Mahkemesince daha önce benzer nitelikte başvurularda

da belirtildiği üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada

idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı

bulunmalıdır. Bu çerçevede eylemin idariliğinin veya

yol açtığı zararın ya da arasındaki illiyet bağının eylemden çok sonra

anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu

tarihlerden sonra başlayacağı; öte yandanidarieylemlerinnedenolabileceğibedenselzararların

ancak kesin sağlık raporlarıyla öğrenilmesinin mümkün olduğu kabul edilmektedir

(İlker Yılmaz, § 49).

46. Bu bağlamda somut olayda öncelikle tam yargı davası

açılmasına sebep olan, bir başka ifadeyle tazmini istenilen zararın ne olduğunun,

bu zararın ne zaman doğduğunun, başvurucunun söz konusu zarardan ne zaman

haberdar olduğu ya da haberdar olması gerektiğinin ortaya konulması mahkemeye

erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bakımından önem arz etmektedir.

47. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun tam yargı davası

açmasının sebebinin hem askerlik hizmeti sırasında katıldığı operasyon

esnasında yaralanması sonucunda gözünde görme kaybı meydana gelmesi hem de

katıldığı bu operasyonlar nedeniyle ruh sağlığının bozulması ve bu sebeplerle

çalışma gücü kaybına uğraması olduğu görülmektedir. Nitekim başvurucunun dava

dilekçesinde tazminat talebine dayanak bu olguları açıkça vurguladığı

görülmektedir.

48. Buna göre somut olayda tazmini talep edilen zarar, askerî

operasyon sırasında meydana gelen sakatlanma ve bu operasyonlar nedeniyle

oluşan psikiyatrik rahatsızlık sonucunda çalışma gücünün kısmen ve kalıcı

şekilde kaybedilmiş olmasından doğan zarardır. Bu zararın ise çalışma gücünün

kısmen ve kalıcı olarak kaybedildiğini ortaya koyan kesin nitelikteki sağlık

raporuyla öğrenileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

49. Bu itibarla öncelikle Mahkeme tarafından dava açma süresinin

başlangıcına esas alınan 15/10/2008 tarihli sağlık raporunun tazmini talep edilen

zararın öğrenilmesine imkân sağlayan bir mahiyet taşıyıp taşımadığının açıklığa

kavuşturulması gerekmektedir.

50. Mahkeme gerekçeli kararında 15/10/2008 tarihli sağlık

raporunun başvurucunun olay nedeniyle uğradığı zararı ortaya koyan yeterli

açıklamalar içeren bir rapor olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte söz konusu

raporda başvurucunun uğradığı görme kaybının kalıcı nitelikte olduğuna/düzelme

ihtimali bulunmadığına ilişkin herhangi bir tespit ve değerlendirmeye yer

verilmediği, bilakis rahatsızlığın etkilerinin geçici olduğu, görme seviyesinde

düzelme/artma ihtimali bulunduğu kanaatine ulaşılmasına yol açacak şekilde

başvurucunun askerliğe elverişli olduğunun belirtildiği görülmektedir. Öte

yandan söz konusu sağlık raporunun düzenlenmesinden ve terhisinden sonraki

süreçte yedeklik statüsüne geçtiğinde de başvurucunun askerliğe elverişlilik

durumunun tespiti için aynı rahatsızlığına yönelik takibinin devam ettiği, bu

kapsamda 2010 yılında düzenlenen sağlık kurulu raporunda rahatsızlığın etkilerinin

öngörülememesi nedeniyle başvurucunun askerliğe elverişlilik durumu hakkında

kanaat edinilemediğinden bir yıl süreyle sevk tehiri kararı verildiği

anlaşılmaktadır. Başvurucunun kalıcı nitelikte görme kaybına uğradığının ise

ilk kez, askerliğe elverişsiz olduğunun tespit edildiği 15/5/2013 tarihli

sağlık kurulu raporu ile terüddüte mahal bırakmayacak

şekilde anlaşılır hâle geldiği görülmektedir.

51. Bu noktada bireysel başvuruya konu olayda dikkat çekilmesi

gereken hususlardan biri de somut davada başvurucunun sadece görme kaybından

dolayı uğradığı zararın değil aynı zamanda askerlik hizmeti sırasında katıldığı

operasyonlar nedeniyle psikiyatrik rahatsızlığa uğradığını belirterek bu

sebeple uğradığı zararın da tazminini talep etmiş olmasıdır. Bu itibarla başvurucunun

psikiyatrik rahatsızlığına ilişkin herhangi bir tespit ve değerlendirme

içermediği görülen 15/10/2008 tarihli sağlık kurulu raporunun belirtilen

olgudan doğan zararı ortaya koyma niteliğini haiz olmadığı da açıktır.

52. Bu tespitlere göre başvurucunun askerî operasyon sırasında

yaralanması nedeniyle kalıcı nitelikte görme kaybına uğradığına ve askerlik

hizmeti sırasında katıldığı operasyonlar nedeniyle psikiyatrik rahatsızlığı

oluştuğuna dair herhangi bir tespit içermediği açık olan 15/10/2008 tarihli

sağlık raporunun tazminat istemine konu edilen zararın öğrenilmesine imkân

sağlayan bir mahiyet taşıdığından söz edilemez. Öte yandan Mahkemenin lehe

yorumla dava açma süresinin başlangıcına esas aldığını ifade ettiği terhis

tarihi (28/12/2008) itibarıyla da belirtilen nitelikte herhangi bir sağlık

raporu bulunmadığı anlaşılmaktadır.

53. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin zararın

öğrenilmesine ve değerlendirilmesine imkân tanımayan nitelikteki sağlık

raporunun düzenlendiği 15/10/2008 tarihini (ya da terhis tarihini) esas alarak

dava açma sürelerini belirlemesine ilişkin yorumunun başvurucunun dava açmasını

aşırı derecede zorlaştırdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan

hareketle davanın süre aşımından reddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

56. Başvurucu, ihlalin tespiti ile uğradığı zararın tazminine

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

57. Adil yargılan mahakkı kapsamındaki

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

58. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

59. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargı

merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM İkinci Dairesinin 2/7/2014 tarihli ve

E.2013/1622, K.2014/1051 sayılı kararıyla ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

YusufŞevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Erhan YALÇIN

Vekili

:

Av. Saim

TUĞRUL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/5, 4 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  11. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Özgüldür
  16. Hakyemez
  17. Tuğrul
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/5
Tarih
4 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Arslan İlhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6357)
  • Mehmet Yavaş Başvurusu (B. No: 2014/8734)
  • C.m.e. Başvurusu (B. No: 2018/4047)
  • Kazim Dakak Başvurusu (B. No: 2014/5950)
  • Abdurrahman Dağdelen Başvurusu (B. No: 2015/3915)
  • Behice Çalışkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/5723)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.