İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Kısa Başvurusu (B. No: 2015/16176)

1. Başvuru, askerlik mesleğinden kaynaklanan psikiyatrik

Başvuru No2015/16176Tarih3 Temmuz 2018Okuma14 dk · 2.707 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Kısa Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/16176
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.707 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerlik mesleğinden kaynaklanan psikiyatrik

rahatsızlık dolayısıyla oluşan zararların tazmini istemiyle açılan davanın süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu; Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) jandarma uzman

çavuş olarak görev yapmakta iken 2007-2009 yılları arasında Hakkari'nin

Yüksekova ilçesinde, 2012 yılında Şırnak'ın Silopi ilçesinde terörle mücadele

faaliyetleri kapsamında yürütülen operasyonlara katılmıştır.

9. 18/4/2012 tarihinde Çorlu Asker Hastanesi Dâhiliye Servisi ve

Psikiyatri Servisinde muayene edilen başvurucuya anksiyete bozukluğu ve alkolik

karaciğer hastalığı tanısı konulmuş ve bu tanıya uygun olarak

başvurucunun tedavisi düzenlenmiştir.

10. 8/5/2013 tarihinden itibaren Ankara Gülhane Askerî Tıp

Akademisi (GATA) Asker Hastanesinde tedavi görmeye başlayan başvurucuya anılan

Hastanenin Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen muhtelif tarihli raporlarla anksiyete depresif bozukluk, karışık anksiyete

depresif bozukluk tanılarına istinaden 27/11/2013 tarihine kadar

istirahat verilmiştir.

11. İstirahatinin bitmesini müteakip GATA Asker Hastanesinde

yeniden muayene edilen başvurucuya 27/11/2013 tarihli sağlık kurulu raporuyla remisyonda travma sonrası

stres bozukluğu tanısı konulmuş ve hakkında "Sınıfı görevine devam edebilir"

kararı verilmiştir.

12. 25/12/2013 tarihinden itibaren GATA Asker Hastanesinde

tedavisine devam edilen başvurucu, anılan Hastanenin Sağlık Kurulu tarafından

düzenlenen muhtelif tarihli raporlarla

travma sonrası stres bozukluğu tanısına istinaden 2/10/2014 tarihine

kadar istirahatli sayılmıştır.

13. GATA Asker Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen

2/10/2014 tarihli raporla başvurucu hakkında

travma sonrası stres bozukluğu (kronik nitelik kazanmış) tanısına

istinaden "TSK'da görev yapamaz, silah

taşımasında ve bulundurmasında tıbben sakınca vardır" kararı

verilmiştir. Bu raporun 28/10/2014 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı tarafından

onaylanarak kesinleşmesinin ardından başvurucunun 16/3/2015 tarihinde TSK’dan

ilişiği kesilmiştir.

14. Sosyal Güvenlik Kurumunun aylık bağlama işlemine esas olmak

üzere başvurucuyu yeniden GATA Asker Hastanesine sevk etmesi üzerine GATA Asker

Hastanesi tarafından düzenlenen 22/5/2015 tarihli sağlık kurulu raporunda da

başvurucuya aynı teşhis konulmuş, ayrıca hastalığın ortaya çıkmasında askerlik

hizmetinin sebep ve tesiri olduğu tıbbi kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

15. Bu süreçte başvurucu 9/12/2014 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığına

müracaat etmiş ve askerlik mesleğinden kaynaklanan psikiyatrik rahatsızlık

nedeniyle oluşan zararlarının tazminini talep etmiştir. Başvurucu, talebinin

cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine 13/2/2015 tarihinde Askeri Yüksek

İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır. Başvurucu; dava

dilekçesinde Yüksekova ve Silopi'de görev yaparken terörle mücadele kapsamında

katıldığı operasyonlar nedeniyle geçirdiği travma sonucu psikolojisinin

bozulduğunu ve TSK’da görev yapamaz hâle geldiğini, bu sebeple uğradığı zararın

idarece tazmin edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

16. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 8/4/2015 tarihinde

oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın

gerekçesinde; başvurucunun Silopi'de görev yaptığı 2012 yılında teröristlerle

çatışmaya girdiğine dair dosyada herhangi bir bilgi belge bulunmadığı,

başvurucunun terörle mücadele kapsamında değerlendirilebilecek en son

faaliyetinin 2009 yılında Yüksekova'da teröristlerle girdiği çatışma olduğu belirtilmiştir.

Başvurucunun psikiyatrik rahatsızlığının kaynağı olarak gösterdiği nitelikteki

en son görevi gerçekleştirdiği 2009 yılından itibaren bir yıl içinde zorunlu

idari başvuruda bulunması gerekirken bu süre geçtikten sonra 9/12/2014

tarihinde idareye başvurduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla idareye süresinde

yapılmayan başvurunun zımnen reddi üzerine 13/2/2015 tarihinde açılan davanın

süresinde olmadığı kabul edilmiştir. Kararda ayrıca, 2012 yılı ve devamı

süreçte alınan raporların eylemin ve zararın öğrenilme tarihine bir etkisinin

bulunmadığı da vurgulanmıştır.

17. Karşıoyda ise davanın süresinde

olup olmadığına karar verilebilmesi için öncelikle tıbbi bilirkişi incelemesi

yaptırılması veya başvurucunun yeniden hastaneye sevk edilerek hakkında ayrıca

bir rapor düzenlettirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Karşıoy

gerekçesinde, yaptırılacak bu inceleme yolu ile başvurucunun rahatsızlığının

hangi nedenlerden oluştuğu, hangi tarihte ortaya çıktığı veya çıkabileceği,

2007-2012 yılları arasında da başvurucuda bu rahatsızlığın mevcut olup

olmadığı, rahatsızlığa neden olabilecek başka faktörler bulunup bulunmadığı

gibi hususların ortaya konulmasından sonra başvurucunun zararının ortaya

çıktığı tarihin ve zararı öğrenme tarihinin, dolayısıyla davada süre aşımı olup

olmadığının değerlendirilebileceği ifade edilmiştir.Karşıoy

görüşünde ayrıca, 2013 yılından önce düzenlenen raporlarda başvurucu hakkında

sınıfı görevini yapabileceği yönünde karar verildiği için TSK'dan ilişiğin

kesilmesinden kaynaklanan zararların oluşması ve öğrenilmesi durumunun söz

konusu olamayacağına da dikkat çekilmiş, bu itibarla dava açma süresinin

başvurucunun TSK'da görev yapamayacağını tespit eden rapor esas alınarak

hesaplanması gerektiği ifade edilmiştir.

18. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Mahkemenin

16/9/2015 tarihlikararıyla reddedilmiştir.

19. Nihai karar, başvurucuya 9/10/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 12/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

21. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve

6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının

(E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili hukuk için bkz. Murat

Kurt, B. No: 2015/13014, 8/3/2018, §§ 21-26.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 3/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; geçirdiği psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle

TSK'da görev yapamaz hâle geldiğinin ancak 2014 yılında düzenlenen sağlık

raporuyla anlaşıldığını, söz konusu rapor üzerine süresi içinde idari başvuru

yaparak dava açtığını belirtmiştir. Mahkemenin aynı nitelikteki uyuşmazlıklarda

farklı yönde verdiği kararlar olduğunu hatırlatan başvurucu; Mahkemenin dava

açma süresini psikiyatrik rahatsızlığa neden olduğu ileri sürülen olay

tarihinden başlatarak davayı süre aşımından reddetmesi nedeniyle eşitlik

ilkesinin, adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

25. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü Mahkemenin

dava açma süresinin başlangıcını tespit etme noktasında hukuk kurallarını

hatalı değerlendirmesi ve uygulaması neticesinde uyuşmazlığın esasının

incelenememesidir. Bu nedenle belirtilen ihlal iddialarının tümü mahkemeye

erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını

içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

34).

29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

30. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

31. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

34. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

35. Başvurucunun idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının

4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun

43. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

36. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defalar incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi; bu incelemelerinde, idari

işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en

genel ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin

bir gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı

bulunduğuna işaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

(3) Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

37. Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini

ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

38. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınması gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını

kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).

39. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirleme ve mevzuatı bu yönüyle yorumlama görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili

derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut

olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava hakkının

doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun

kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava

hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar

Çoban, § 66).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

40. Başvurucu, dava açma süresinin başlangıç tarihi olarak

psikiyatrik rahatsızlığa neden olduğu ileri sürülen olayların yaşandığı tarihin

esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

41. Anayasa Mahkemesince daha önce benzer nitelikte başvurularda

da belirtildiği üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada

idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı

bulunmalıdır. Bu çerçevede eylemin idariliğinin veya

yol açtığı zararın ya da arasındaki illiyet bağının eylemden çok sonra

anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu

tarihlerden sonra başlayacağı kabul edilmektedir (Mehmet Çınar ve Nuray Çınar, B. No: 2015/4807, 19/4/2018, §

46).

42. Bu bağlamda bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun

psikiyatrik rahatsızlığının sağlık raporlarının düzenlenmesinden daha önce

başladığında ve hastalığa neden olduğu ileri sürülen olayların da çok zaman

önce yaşandığında tartışma bulunmamaktadır. Bununla birlikte fiziksel

rahatsızlıklarda, rahatsızlığın ilk defa bilindiği veya bilinmesi gerektiği

tarihten itibaren zararın değerlendirilebileceği kabul edilebilir ise de

psikiyatrik rahatsızlıklar açısından rahatsızlığı doğuran olayın bilindiği

tarihte uğranılan zararın değerlendirilebilmesi çoğunlukla mümkün olmayabilir.

Zira somut olayda olduğu gibi psikiyatrik hastalıklar, hastalığa sebep olduğu

ileri sürülen olaylarla aynı tarihlerde ortaya çıkmamakta; çok sonraki bir

tarihte ve anılan olaylara bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla

psikiyatrik hastalığa neden olan olayların yaşandığı anda başvurucuların

uğradıkları zararı öğrenmeleri ve değerlendirmeleri her zaman beklenemez

(benzer mahiyette bir olaya ilişkin aynı yönde değerlendirme için bkz. Alpay Dinç ve diğerleri, B. No:

2014/12678, 6/7/2017, § 66).

43. Somut olayda başvurucu; Mahkeme tarafından dava açma

süresinin başlangıcına esas alınan, askerlik mesleğinin ifası sırasında terörle

mücadele faaliyetleri kapsamında katıldığı en son görev tarihi olan 2009 yılından

sonra da TSK'da görevini sürdürmüştür. Başvurucunun rahatsızlığı sebebiyle

TSK'daki görevini sürdüremeyeceği 28/10/2014 tarihinde, hastalığının ortaya

çıkmasında askerlik mesleğinin sebep ve tesiri olduğu ise 22/5/2015 tarihinde

düzenlenen sağlık kurulu raporlarıyla tespit edilmiştir.

44. Dolayısıyla başvurucunun psikiyatrik rahatsızlığa neden

olduğu ileri sürülen olayların yaşandığı tarih itibarıyla anılan rahatsızlığının

bulunduğunu ve bu rahatsızlığın muvazzaf askerlik görevi kapsamındaki olayların

sebep ve etkisinden kaynaklandığını mutlak suretle bildiğinden ya da bilmesi

gerektiğinden söz edilemez. Başvurucunun anılan hastalığının askerlik

mesleğinin sebep ve etkisinden kaynaklandığını ortaya koyan sağlık raporunun

ardından zararını değerlendirebildiği söylenebilir. Bu itibarla olay tarihi

esas alınarak uğradığı zararla ilgili tazminat davası açmasının beklenmesi

başvurucuya orantısız bir külfet yüklemektedir.

45. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin başvurucunun

uğradığı zararı öğrenmesine ve değerlendirmesine imkân tanımayan olay tarihini

(başvurucunun katıldığı enson operasyon tarihi) esas

alarak dava açma sürelerini belirlemesine ilişkin yorumunun başvurucunun dava

açmasını aşırı derecede zorlaştırdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu

yorumdan hareketle davanın süre aşımından reddedilmesi suretiyle başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

46. Öte yandan bireysel başvuruya konu olan uyuşmazlıkta

idarenin kısmen veya tamamen tazmin sorumluluğu bulunup bulunmadığı ancak

davanın esastan incelenmesi sonucu Mahkemenin belirleyeceği bir husustur.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan değerlendirmesinin ve vardığı sonucun

yalnızca mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin olduğu, davanın

esasına ilişkinbir unsur içermediği açıktır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

Yönünden

48. Başvurucu, bireysel başvuruda bulunduktan sonra Anayasa

Mahkemesine verdiği 9/8/2016 tarihli dilekçesinde davasını süre aşımından

reddeden askerî hâkimler hakkında Fethullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyeliği nedeniyle işlem

yapıldığını belirtmektedir. Bu itibarla yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir

mahkeme tarafından yürütüldüğünden söz edilemeyeceğini ifade eden başvurucu,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

49. Somut başvuruya konu Mahkeme kararının Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varıldığından

başvurucunun ileri sürdüğü diğer şikâyetler hakkında ayrıca değerlendirme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

51. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

52. Adil yargılanmahakkı kapsamındaki

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

53. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargı

merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM İkinci Dairesinin8/4/2015 tarihli ve

E.2015/617, K.2015/589 sayılı kararıyla ilgilidir),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Mehmet KISA

Vekili

:

Av. Cavit

ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/16176, 3 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Mahkemeye Erişim
  9. B. Diğer İhlal İddiaları
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  12. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. M. Emin KUZ
  18. Çalış
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/16176
Tarih
3 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • H.k. Başvurusu (B. No: 2015/16792)
  • Veli Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/15674)
  • İbrahim Gümüş Başvurusu (B. No: 2014/16280)
  • Erhan Yalçın Başvurusu (B. No: 2015/5)
  • Arslan İlhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6357)
  • Mehmet Yavaş Başvurusu (B. No: 2014/8734)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.