İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Önder Körfez Başvurusu (B. No: 2017/20291)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması

Başvuru No2017/20291Tarih2 Aralık 2020Okuma18 dk · 3.620 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Önder Körfez Başvurusu

Karar tarihi
2 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2017/20291
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.620 kelime·18 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından bu kararda incelenen şikâyet

haricindeki iddiaların kabul edilemez olduğuna bu şikâyet yönünden ise

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Başvurucu, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca

FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında

10/8/2016 tarihinde Ankara'da gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucunun ilk ifadesi emniyette kolluk tarafından

alındıktan sonra başvurucu 26/8/2016 tarihinde Başsavcılığa sevk edilmiştir.

12. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı aynı tarihte

başvurucunun ifadesini almıştır. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... ilk, orta ve lise eğitimimi bu

ilçedeki devlet okullarında tamamladım. Kadirli Lisesinden 1994 yılında mezun

oldum. 1996 yılında girmiş olduğum Üniversite yerleştirme sınavında Uludağ

Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünü kazandım. İlk başta bir süre

Bursa'da ikamet eden teyzemlere ait evde kaldım. Daha sonra Ata Evler denilen

toplu konut bölgesinde genellikle öğrencilerin kaldığı 80 m2'lik evlerden

birini kiraladım ve tek başıma kaldım. Zaman zaman ailemde gelip yanımda

kaldığı için tek başıma kalmayı tercih ettim. Yanıma arkadaş almadım. 2000

yılında tarih bölümünden mezun oldum. Önce üniversitede kalıp yüksek lisans

yapmayı düşündüm ancak üniversitede akademisyenlik işi olmadı. Yüksek lisansı

ise kazandım. Çalışmak için Bursa ilinde faaliyet gösteren özel okullara cv

bıraktım. Bu okullar içerisinde FETÖ yapılanmasına yakın olan İlkbahar

İlköğretim Okuluna da CV bırakmıştım. Ancak o zaman bu okullar terör örgütü

olarak görünmediğinden ve böyle bir durum olmadığından başvurmakta sakınca görmedim.

Daha sonra İlkbahar İlköğretim Okulundan başvurumun kabul edildiği bana

bildirildi. Aslında o dönem doğuda bir devlet okuluna atanacak puanım vardı

ancak yüksek lisans sebebiyle Bursa'da kalmam gerektiğinden bu seçeneği

düşünmedim. Ve özel okullara başvurdum. 2000 yılının Eylül ayında sosyal

bilgiler öğretmeni olarak İlkbahar İlköğretim Okulunda çalışmaya başladım. 2

sene çalıştıktan sonra oradan ayrıldım. 2002 yılında doktora yapmak amacıyla

akrabalarımızın da oturduğu İzmir iline geldim. Dil puanı nedeniyle bu

gerçekleşmeyince yine İzmir'de ki özel okullara CV bırakarak müracaat ettim.

Müracaatım bu ildeki Fatih Koleji tarafından kabul edildi. Bildiğim kadarıyla

İzmir'de ki Fatih Kolejinin İstanbul'daki Fetullahçı Fatih Koleji ile bir

bağlantısı yoktur. Sadece ismi benzemektedir. Şu anda da bu kolej faaliyetine

devam etmektedir. Legal bir okuldur. 4 yıl kadar da bu okulda Sosyal Bilgiler

öğretmenliği yaptım. Bu arada 2003 yılında edebiyat öğretmeni olan eşim Sevgi

Körfez ile evlendim. Eşim Sevgi Körfez o tarihlerde Fetullahçılara ait Körfez

dershanesinde çalışıyordu. Sonra eşim Ağrı ilinde bulunan FEM Dershanesine

gidip orada çalışması için Körfez dershanesinden teklifte bulunmuşlar. Ben önce

bu öneriye karşı çıktım. Fakat maddi koşulları ve verilen maaş mevcut duruma

göre çok daha fazla olduğundan ve bizimde ihtiyacımız olduğundan bu öneriyi

kabul ettik. 2006 yılında eşim ile beraber Ağrı ilindeki FEM Dershanesinde

öğretmen olarak çalışmaya başladık. 2007 yılının aralık ayında ben askere

gittim. 2008 yılı Mayıs ayında ise ben askerden döndüm. 2009 yılı Mart ya da

Nisan ayına kadar Ağrı'da ki FEM Dershanesinde çalışmaya devam ettik. Ancak

dershane yöneticisi ile aramızda sorun çıkınca ayrılmaya karar verdik. Sonra

Kadirli'ye döndük. Bir süre Kadirli'de kaldıktan sonra KKTC'de bulunan yeni

sistem Atlas ve Final isimli dershanelere CV bıraktım. Ve iş başvurusunda

bulundum. Final dershanesi teklifimi kabul etti. Bu dershane Türkiye'de de

bilinen ve maruf olan Final Dershanelerinin Lefkoşe'deki bir şubesiydi. Ve bu

yapılanma ile bir ilgisi yoktu. Temmuz 2009 tarihinde Final Dershanesinde

çalışmaya başladım. Burada 1 yıl çalıştım. Kendi isteğimle oradan ayrıldıktan

sonra Lefkoşe'de kendi işimi kurdum ve önce Kıbrıs Sigorta sonra ise Şeker

Sigorta'nın acenteliğini yaptım. Ekim 2015'e kadar bu işle uğraştım. Kıbrıs'da

bulunduğum süre içerisinde eşim hiç çalışmadı. Çünkü çocuklarımız olmuştu.

Onlarla ilgileniyordu. Bu süre içerisinde Fetullah Cemaatinden kimseyle temasım

olmadı. Ekim 2015 tarihinde Türkiye'ye dönüş kararı aldım. Çocuklarımın eğitim

durumu nedeniyle dönmeye karar vermiştik. Türkiye'ye döndükten sonra yine

eğitim alanında çalışmayı düşündüm. Niyetim bir etüt merkezi açmaktı. Bunun

için birkaç yerde baktım. Ancak şu ana kadar etüt merkezi açma düşüncemi

gerçekleştiremedim. Türkiye'ye döndüğümden beri herhangi bir işle uğraşmıyorum.

Eşim Sevgi ile bir aile dostumuzun referansı ile tanışıp evlendim. Evlenme

tarihimiz 15 Eylül 2003 yılıdır. Kendisinin FETÖ/PDY örgütü ile bir bağlantısı

bulunmamaktadır. Aynı şekilde benimde bu illegal yapı ile hiçbir bağlantım

yoktur. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum.

...

Ben [Z.A.] isimli şahsı 2007 yılından bu tarafa

tanıyorum. Ağrı ilindeki FEM Dershanesinde çalışırken bu dershanelerin bağlı

olduğu eğitim kurumlarının İstanbul'da yaptığı zümre toplantısında kendisi ile

tanışmıştık. [Z.A.] Eskişehir ilinde bulunan FETÖ/PDY örgütüne ait FEM

ya da ANAFEM dershanelerinden birisinde öğretmenlik yapıyordu. Şu an Gençlik ve

Spor Bakanlığında memur olarak çalışmaktadır. Bu örgütle alakası olup

olmadığını bilmiyorum. Türkiye'ye dönene kadar kendisiyle zümre toplantısından

sonra hiç görüşmedik. Ankara'ya döndükten sonra 4 ya da 5 kez Ciğerci Apo

isimli yerde yemek yedik. Ve bu şekilde görüştük. [H.E.] isimli şahsı

ise daha önceden tanımıyordum. Kendisi [Z.A.nın] arkadaşıymış. 15 Temmuz

hadisesinden sonra [Z.A.] Bey'de açığa alınmıştı. Ben de işsiz olduğum

için geçimimizi temin etmek amacıyla ne iş kurabiliriz diye düşünüyorduk.

05/08/2016 günü [Z.A.] birkaç kişinin daha aynı durumda olduğunu bana

söyleyerek [H.E.] isimli şahsın evine iş görüşmesi amacıyla gittik. [A.Ç.],

[A.O.] ve [H.E.] isimli şahısları burada tanıdım. 05/08/2016

tarihinde saat 05:00 sularında [H.E.ye] ait evde [Z.A.], [A.Ç.],

[A.O.] ve [H.E.] ile kalırken polis baskını oldu. Ve bizi

yakalayarak polis merkezine getirdiler. Gelen polis memurlarına sorduğumda

sadece [H.E.yi] almak için geldiklerini, bizim de sırf bu evde

bulunmamız sebebiyle suçlu olduğumuzu düşünerek aldıklarını söylediler. Baskın

anında ben cep telefonumu balkondan dışarıya atmadım. Üzerimde ele geçirilen

döviz ve paralar ise şahsıma aittir. Himmet parası değildir. Kendi

birikimlerimdir. İstanbul'a gideceğim için evde kalmasın diye üzerime almıştım.

Ayrıca şunu da ifade etmek isterim ki benim daha önce Banka Asya'da hesabım

vardır. Ancak Türkiye'ye döndükten sonra bu hesabı kapattım. Ben atılı

suçlamaları kabul etmiyorum. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile hiçbir alakam ve

ilgim bulunmamaktadır. Ayrıca baskın yapılan evde ele geçirilen bana ait

çantada bulunan pasaportu ben devamlı o çantada taşırım. Çünkü sık sık yurt

dışına iş için ... [çıkış] yapmaktayım. Zaten kontrol edildiğinde

pasaporttaki kayıtların geçmişe ait olduğu görülecektir."

13. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucuyu terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle aynı tarihte sulh ceza

hâkimliğine sevk etmiştir.

14. Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte

başvurucunun sorgusunu yapmıştır. Başvurucu sorgudaki ifadesinde

Başsavcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunmuştur.

15. Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hâkimliği 26/8/2016

tarihinde, başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar

vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Şüphelinin üzerine atılı suçu

işlediği konusunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların

bulunması, şüphelinin delilleri yok etme, gizleme ve değiştirme ihtimali

bulunması, atılı bulunan suçun niteliği ve kanunda öngörülen ceza miktarının

kaçma şüphesini doğurması şüpheliye atılı suçun CMK 100. maddesinde sayılan ve

tutuklama nedeni olarak öngörülen katolog suçlardan olması, suçun yasadaki

cezasının üst sınırı itibariyle adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının

yetersiz kalacağından şüphelinin CMK nın 100 ve devamı maddeleri gereğince

tutuklanmasına ... karar verildi."

16. Başvurucunun tutuklama kararına 1/9/2016 tarihinde

yaptığı itiraz, Ankara Batı 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 2/9/2016

tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

17. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu

hakkında soruşturma yapma yetkisinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında

olduğundan bahisle yetkisizlik kararı vermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

da soruşturma dosyasını yetkisizlik kararı ile Konya Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir. Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca karşı yetkisizlik kararı

verilmesi üzerine yetkili Cumhuriyet başsavcılığının belirlenmesi amacıyla

dosya Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Anılan Mahkeme

tarafından başvurucu hakkındaki soruşturmayı yapma yetkisinin Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığında olduğu belirlenmiş ve soruşturma dosyası Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmiştir.

18. Süreç içinde başvurucunun tutukluluk durumu resen

veya başvurucunun talebi üzerine ilgili sulh ceza hâkimlikleri tarafından

değerlendirilmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

Bu bağlamda Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 30/1/2017 tarihinde başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

19. Başvurucu anılan karara 10/2/2017 tarihinde itiraz

etmiştir. Başvurucu söz konusu itirazına ilişkin sonucun kendisine tebliğ

edilmediğini bildirmiştir. Bu kapsamda UYAP'ta ve dosya kapsamında yapılan

incelemede başvurucunun söz konusu itirazının değerlendirilmesine veya

tebliğine ilişkin karar ve belge elde edilememiştir. Bakanlık görüşünde de

başvurucunun itirazının değerlendirilmesine dair karara ya da tebliğine ilişkin

bir bilgi verilmemiştir.

20. Başvurucu 5/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Başvurucu, Başsavcılığın talebi üzerine Ankara 4.

Sulh Ceza Hâkimliğince 18/10/2017 tarihinde tahliye edilmiş, hakkında yurt

dışına çıkamama ve konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri

uygulanmasına karar verilmiştir.

22. Başsavcılık 17/7/2020 tarihli iddianame ile

başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı

yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

23. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY'nin yapılanmasına ve

faaliyetlerine ilişkin açıklamalar yapılmış sonrasında başvurucuya yönelik

suçlama ve delillere yer verilmiştir. Başsavcılık, başvurucunun FETÖ/PDY

hiyerarşisi içinde yer almak suretiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu

işlediğini iddia etmiştir. Bu bağlamda iddianamede;

i. Tanık H.A.K.nın ifadesine yer verilmiştir. Tanığın

ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Önder Körfez isimli şahıs Osmaniye İli

Kadirli ilçesindendir. Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü mezunudur. Bu

şahıs 2008 yılı Ağrı Bölgesinde 2010 yıllarında da İzmir Özel Fatih Türk

Kolejinde çalışıyordu. İzmir bölgesinde özel yetiştirilmiş muvazzaf subay

sorumlusuydu.''

ii. Başvurucunun ... ID numarası ileFETÖ/PDY üyelerinin

kullandığı kriptolu haberleşme programı olan ByLock uygulamasını kullandığı

ileri sürülerek kullanıcı adının "Serhat392'' ve şifresinin de "Cyprus.1571"

olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun bir dönem Kıbrıs'ta görev

yaptığı dikkate alındığında adı ve şifresinin yaşadığı yer ile uyumlu olduğu,

eşi ile oğlu adına kayıtlı ByLock kullanıcılarını "Bizimkiler ve

EV" olarak kaydettiği, bu kişilerle 2016 yılı Ocak ayında yaptığı

yazışma içeriklerinde kızı ve oğlunun isminden bahsettiği, söz konusu isimlerin

de başvurucunun çocuklarının isimleriyle uyumlu olduğu vurgulanarak söz konusu

ByLock kullanıcısının başvurucu olduğunun kesin olduğu belirtilmiştir.

24. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 27/7/2020

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2020/174 sayılı

dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

25. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

26. İlgili hukuk için bkz. Mustafa Özterzi [GK],

B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 2/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu; somut bir delil olmaksızın gerekçesiz bir

kararla tutuklanmasına karar verildiğini, tutuklama kararında tutuklama

nedenlerinin somut gerekçelerle açıklanmadığını, kaçma şüphesinin olmadığını,

tüm bu nedenlerle tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bakanlık görüşünde, tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin

ortaya konulduğu ileri sürülerek tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın özel koşulları ile Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hâkimliği

ve itiraz mercii tarafından verilen kararların içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine

yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığının söylenemeyeceği

belirtilmiştir.

30. Bakanlık görüşünde ayrıca soruşturma konusu suç için

öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi de gözönünde tutulduğunda

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfî olduğunun

savunulamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde, bu hususlar dikkate

alınarak başvurucunun tutuklanmasında herhangi bir keyfiyetin bulunmadığı

hususuna vurgu yapılmış ve tutuklamanın hukuki olmadığına dair şikâyetin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunması gerektiği ifade

edilmiştir.

B. Değerlendirme

31. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik ... veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

33. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir.

Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

35. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün

arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.

Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan

olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, 26/7/2017, § 57).

36. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında

yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan

güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde

ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242).

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Genel

İlkeler

37. Genel ilkeler için bkz. Mustafa Özterzi, [GK],

B. No: 2016/14597, 31/10/2019§§ 85-90; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,

9/1/2020, §§ 38-45.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

38. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

39. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma

kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

40. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

41. Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama

kararında, başvurucunun 15 Temmuz darbe teşebbüsünü gerçekleştiren FETÖ/PDY'nin

üyesi olduğuna dair kuvvetli şüphelerin bulunduğu belirtilmiş ve başvurucu

yönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların dosyada bulunduğu

sonucuna varılmıştır (bkz. § 15).

42. İddianamede ise başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı

olduğu yönünde tanık beyanına yer verilmiş, ayrıca başvurucunun FETÖ/PDY

üyelerinin kullandığı kriptolu haberleşme programı olan ByLock uygulamasını

kullandığı ileri sürülerek örgüt hiyerarşisi içinde yer aldığı iddia edilmiştir

(bkz. § 23).

43. Anayasa Mahkemesi, kişinin suçla itham edilebilmesi

için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterli düzeyde toplanmış

olmasının mutlaka gerekli olmadığını zira tutukluluğun amacının yürütülen

soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini

oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli

süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmek olduğunu, buna göre suç isnadına esas

teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının

sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak

olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiştir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 73; Mehmet Haberal, B.

No: 2012/849, 4 /12/ 2013, § 71).

44. İddianamede başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin

kullandığı kriptolu haberleşme programı olan ByLock uygulamasını kullandığı

ileri sürülmüştür (ayrıntı için bkz. § 23).

45. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının

özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya

kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma

makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğini

belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267; M.T. [GK],

2018/10424, 4/6/2020, §§ 112-116). Bu itibarla somut olayda soruşturma

makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren yargı mercilerince FETÖ/PDY

üyesi olmakla suçlanan başvurucunun bu yapılanma tarafından örgütsel iletişimin

sağlanması için oluşturulan bir haberleşme ağı olan ByLock uygulamasını

kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli

belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla

temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez.

46. Öte yandan soruşturma aşamasında ifadesi alınan

H.A.K.nın başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna ve örgütün İzmir

bölgesinde özel yetiştirilmiş muvazzaf subay sorumlusu olduğuna yönelik

anlatımlarda bulunduğu görülmektedir (ayrıntı için bkz. § 23). Bu itibarla

başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan tanık beyanının da kuvvetli belirti

olarak kabul edilmesi mümkün görülmüştür. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Selçuk

Özdemir kararında FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin

ifadelerinde hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile

irtibatının bulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını

başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul

etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75; benzer nitelikteki tanık beyanlarının

kuvvetli belirti olarak kabul edildiği bir diğer karar için bkz. Metin

Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58).

47. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve

kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan

tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar

gözardı edilmemelidir.

48. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olayların

toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin

örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler

kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suç

oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı

sıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında

doğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle

ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında

soruşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §

271; Selçuk Özdemir, § 78).

49. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüyle

bağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftan

FETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmiş

olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede

uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak

soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışında

barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler için

Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir, § 79).

50. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 32) isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan

biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (bkz. § 32; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No:

2016/40170, 16/11/2017, § 148).

51. Somut olayda Ankara Batı 2. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı

terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyetine, suçun 5271 sayılı Kanun'un

100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında

olmasına, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve delilleri

etkileme ihtimaline dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 15).

52. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara

Batı 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.

53. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin

ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin

Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut

olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

54. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe

girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların

kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi

yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve

teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu

soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

55. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığı

söylenemeyecektir.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

57. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı

görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım

talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA 2/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Fatih HATİPOĞLU Başvurucu : Önder KÖRFEZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/20291, 2 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi
  16. B. 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesinin (2) numaralı
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/20291
Tarih
2 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Naime Kablan Başvurusu (B. No: 2019/21657)
  • Serdar Kaptanoğlu Başvurusu (B. No: 2019/2769)
  • Elif Kaşıkçı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/22618)
  • Ayça Kayaaltı Başvurusu (B. No: 2019/27248)
  • Abdullatif Ucaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/1833)
  • Sevim Yücel Başvurusu (B. No: 2019/22287)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.