İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2015/1067)

1. Başvuru, harç eksikliğinin ihtara rağmen tamamlanmadığı

Başvuru No2015/1067Tarih26 Aralık 2018Okuma16 dk · 3.250 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Orhan Ersoy Başvurusu (14)

Karar tarihi
26 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/1067
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.250 kelime·16 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, harç eksikliğinin ihtara rağmen tamamlanmadığı

gerekçesine dayanılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle

de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda bildirilen görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş

bildirmeyeceğini ifade etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Almanya'da yaşayan bir Türk vatandaşı olan başvurucu,

birikimlerini değerlendirmek amacıyla Mersin'de faaliyet gösteren A. Holding

Anonim Şirketine (Şirket) 2000 ve 2001 yılları arasında toplam 72.000 Alman

Markı ödeme yaparak Şirket hisselerini satın aldığını, talep ettiği takdirde on

beş gün içinde ödeneceği vaadiyle Şirkete para yatırdığını ifade etmektedir.

Başvurucu, daha sonra yaptığı araştırmalar sonucu Şirketin hisselerini izinsiz

olarak halka arz ettiğini öğrendiğini, bunun üzerine Şirkete ödediği tutarın

iadesini istediğini, ancak kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını

belirtmektedir.

10. Başvurucu, başka şirketlere de para verdiğini belirtmekte

olup diğer şirketlere ödediği paralar için başvurucunun davalar açmış olduğu

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarından görülmektedir.

11. Başvurucu, şirketlerin yasal olmayan faaliyetlerinin

denetimsiz kalmasından ve devletin zamanında gerekli önlemleri almamasından

dolayı maddi ve manevi zarara uğradığı iddiasıyla 18/10/2006 tarihinde Adalet

Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına karşı Ankara

8. İdare Mahkemesinin (Mahkeme) E. 2006/2380 sayılı dosyasında 72.000 Alman

Markı karşılığı olan 36.813 Euro maddi, 10.000 TL manevi tazminat talebiyle tam

yargı davası açmış; dava harcına esas 36.000 TL üzerinden 12,20 TL başvuru

harcı ve 486 TL nispi karar harcı ödemiştir.

12. Mahkeme 8/11/2006 tarihinde tazminat konusu miktarın Türk

Lirası cinsinden açık ve net olarak belirtilmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin

birinci fıkrasının (d) bendi gereğince dava dilekçesinin 3. maddeye uygun

şekilde düzenlenerek yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar

vermiştir.

13. Başvurucu 12/2/2007 tarihinde davayı E. 2007/65 sayılı dosya

ile yenilemiş ve yenilenen dilekçede talep ettiği tazminat miktarını Türk

Lirası cinsinden göstermiştir. Buna göre başvurucu 71.786 TL maddi ve 10.000 TL

manevi tazminat talep etmiştir.

14. Mahkemenin toplam tazminat miktarı olan 81.786 TL'nin peşin

karar harcı olarak binde 54'ünün 1/4'ünden daha önce E. 2006/2380 sayılı

dosyada ödenen 486 TL'nin çıkarılmasından sonra kalan tutar olan 618,11 TL'yi

22/2/2007 tarihinde harç tamamlama yazısı ile başvurucudan yatırmasını talep

etmesi üzerine başvurucu 30/5/2007 tarihinde 618,20 TL'yi mahkeme veznesine

yatırmıştır. Başvurucu, başvuru ve peşin karar harcına ilişkin bu tutarları

mahkeme veznesine yatırdığına dair makbuzu Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

15. Mahkeme 1/6/2007 tarihinde hasım düzeltme kararıyla Mersin

Cumhuriyet Başsavcılığının hasım mevkiinden çıkarılarak davanın Adalet

Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı husumetiyle görülmesine karar vermiştir.

16. Mahkeme 5/3/2008 tarihinde, uyuşmazlığın çözümünde eylemin

yapıldığı yer olan Mersin İdare Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle

davanın yetki yönünden reddine ve dava dosyasının yetkili Mersin İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Mersin 2. İdare Mahkemesi E.

2008/956 sayılı dosyada 24/7/2008 tarihinde davanın çözümünde yetkili

mahkemenin Ankara idare mahkemeleri olduğuna ve yetkili mahkemenin belirlenebilmesi

için dosyanın Danıştaya gönderilmesine karar

vermiştir. Danıştay Onuncu Dairesi 13/10/2018 tarihli kararla dava konusu

uyuşmazlığın çözümünde Ankara idare mahkemelerinin yetkili olduğuna ve dava

dosyasının Ankara 8. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

17. Mahkeme başkanı tarafından 17/2/2009 tarihli harç ve posta

tamamlama yazısı ile başvurucuya 13,10 TL başvuru harcı ile 485,90 TL nispi

karar harcının eksik olduğu, 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü

fıkrası gereğince tebliğden itibaren otuz gün içinde eksik harcı tamamlanması

gerektiği bildirilmiştir. Birinci yazıdan sonra herhangi bir ödeme yapılmaması

üzerine Mahkeme başkanı tarafından başvurucuya ikinci harç tamamlatma yazısı

gönderilmiştir. Mahkeme 8/1/2010 tarihinde, iki kez yapılan tebligata rağmen

eksik harcın ödenmediği gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin

dördüncü fıkrasına dayanarak davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.

18. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Başvurucu,

temyiz dilekçesinde 486 TL ve 618,20 TL olmak üzere toplam 1.104,20 TL nispi

karar harcını ve 12,20 TL başvuru harcını ödediği hâlde ilk derece mahkemesinin

bunu görmezden gelerek, hukuka aykırı olarak davanın açılmamış sayılmasına

karar verdiğini ileri sürmüştür.

19. Danıştay Onuncu Dairesi (Daire) 19/2/2013 tarihli kararı ile

mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin

reddine, kararın onanmasına karar vermiştir. Daire, başvurucunun harcı

yatırdığına ilişkin iddiası bakımından bir değerlendirme yapmamıştır.

20. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 28/5/2014

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

21.Nihai karar 9/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

22. Başvurucu 6/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun "Bölge idare mahkemeleri ile Danıştay işlemleri"

kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Bölge İdare Mahkemeleri ile Danıştay'da

açılacak davalardan (1) sayılı tarife gereğince harç alınır."

24. 492 sayılı Kanun’un "Nispi

harclarda ödeme zamanı" kenar

başlıklı 28. maddesi şöyledir:

"(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar

aşağıdaki zamanlarda ödenir: a) Karar ve ilam harcı, Karar ve ilam harçlarının

dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde

ödenir. "

25. 492 sayılı Kanun'a ekli I sayılı tarifede "Mahkeme harçları"nı düzenleyen bölümün ilgili

kısmı şöyledir.

"Hukuk ve ticaret davalarıyla, idari

davalarda ihtilafsız yargı konularında ve icra tetkik mercilerinde

I- Başvurma harcı

...

2.Asliye mahkemelerinde, idare mahkemelerinde

(12,20 YTL)

...

(Mahkemenin yetkisizlik veya görevsizlik

kararı vermesi sebebiyle yetkili veya görevli mahkemeye yeniden başvurulması

halinde bu harç alınmaz.)

...

III- Karar ve ilam harcı

1.Nispi harç:

a)Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar

verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden (Binde

54)"

26.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı Kanunu'nun "Dilekçe üzerine uygulanacak işlem"

kenar başlıklı 6. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herhangi bir sebeple

harcı veya posta ücreti verilmeden veya eksik harç veya posta ücreti ile dava

açılmış olması halinde, otuz gün içinde harcın ve posta ücretinin verilmesi ve

tamamlanması hususu daire başkanı veya görevlendireceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliye

tebliğ olunur. Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirim

aynı şekilde bir daha tekrarlanır. Harç veya posta ücreti süresi içinde

verilmez veya tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve

davacıya tebliğ olunur."

27. 2577 sayılı Kanun'un

"İlk inceleme üzerine verilecek karar" kenar başlıklı 15.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Dilekçelerin 3 ncü

maddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca

harç alınmaz."

28. 2577 sayılı Kanun'un

"Görevsizlik ve yetkisizlik hallerinde yapılacak işlem"

kenar başlıklı 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bu madde hükümleri gereğince verilen

kararlar ile görevli ve yetkili kılınan mahkemeye yeniden dava açılması halinde

harç alınmaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 26/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, dava için gerekli harçları ödemiş olmasına rağmen

harcın yatırılmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar

verilmesinin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

31. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucunun diğer haklarla bağlantı kurarak ileri sürdüğü iddialarının adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

34. Anayasa'nın 36. maddesinin birici

fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada

bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye

erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

35. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

36. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

37. Somut olayda idarenin sorumluluğu esasına dayandırılarak

açılan tam yargı davasının harcın yatırılmadığı gerekçesiyle açılmamış

sayılmasına karar verilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

38. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu

sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

39. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir

sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

40. Başvurucunun maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle

açtığı davada dava harçlarının yatırılmaması sebebiyle davanın açılmamış

sayılmasına karar verilirken 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (4) numaralı

fıkrasına dayanıldığı görülmektedir. Anılan maddede, iki kez yapılan ihtara

rağmen peşin karar harcının yatırılmaması hâlinde davanın açılmamış sayılmasına

karar verilmesi öngörülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

41. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü için

herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir

şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel

sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı

sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede

herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka

maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması mümkün

olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir

kısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları

ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır (AYM,

E.2014/112, K.2014/203, 25/12/2014).

42. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması

ve böylece mahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul

sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir.

Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi

içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da

aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

söylenemez (Serkan Acar,B. No: 2013/1613,2/10/2013 § 39).

43. Somut olayda başvurucunun açtığı davanın peşin karar ve

başvuru harcının yatırılmaması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar

verilmiştir. Yargı harçlarının ödenmemesi nedeniyle davanın açılmamış

sayılmasına hükmedilmesinin öngörülmesindeki amaç, mahkemelerin görevlerini

gereği gibi yerine getirmeleri için gereksiz yere dava açılmasını önlemek ve bu

suretle mahkemelerin iş yükünü hafifletmek olduğundan harç ödenmesi koşulunun

meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır.

(3) Ölçülülük

44. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturtulabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması, kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden

hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

45. Ölçülülük ilkesi öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen

amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç bakımından

müdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade

etmektedir. Öngörülen tedbirin kişiyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına

sokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2012/102,

K.2012/207, 27/12/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,

K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

46. Öte yandan mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin

süreçlerdeki aksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talep

eden bireylere yüklenmemelidir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair mevzuatta

öngörülen yükümlülüklerini yerine getiren kişilerin kendilerine atfedilemeyen

ve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden kaynaklanan hata ve aksamalardan

sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin engellenmesi bu hakka yapılan

müdahaleyi ölçüsüz kılabilir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Hasan İşten, B. No: 2015/1950, 22/2/2018,

§ 46).

47. Somut olayda ilk açılan davada derece mahkemesince,

dilekçede talep edilen tazminat tutarının Türk Lirası cinsinden gösterilmediği

gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddine

karar verilmiş; başvurucu tarafından bu eksiklik giderilerek -talep edilen

tazminat miktarı Türk lirası cinsinden ifade edilerek- dava yenilenmiştir.

48. Başvurucunun nispi karar harcının peşin olarak yatırılması

gereken kısmını (486 TL ve 618,20 TL), 2006 yılı için belirlenen başvuru

harcını (12,20 TL) Ankara 8. İdare Mahkemesindeki E. 2006/2380 ve E. 2007/65

sayılı dosyalar için mahkeme veznesine yatırdığı tartışmasızdır (bkz. §§ 11,

14). Ancak derece mahkemesi yenilenen davada başvurucuya tekrar harç ödeme

yükümlülüğü yüklemiş ve başvurucunun bu yükümlülüğünü yerine getirmediği

gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.

49. 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca dava dilekçesinin

reddine karar verilen hâllerde kararda vurgulanan eksikliğin giderilmesinden

sonra yeniden açılan davanın ilk davanın devamı mahiyetinde olup olmadığını,

dolayısıyla ilk davada yatırılandan bağımsız olarak yeniden harç yatırılmasının

gerekip gerekmediğini değerlendirmek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bu

husustaki değerlendirmenin derece mahkemelerine ait olduğunun kabulü gerekir.

Ancak derece mahkemesinin önceki davada harç ödediği açık olan başvurucunun

yeniden harç ödeme yükümlülüğü altında bulunduğu sonucuna ulaşması durumunda

bunun -başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ciddi biçimde etkilediği de

gözetildiğinde- gerekçesini ortaya koyma yükümlülüğü altında olduğu açıktır.

2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, dilekçelerin 3.

maddeye uygun olmaması nedeniyle reddi hâlinde -yeni dilekçe için ayrıca harç

alınmayacağı yolundaki hükmün varlığı da dikkate alındığında- derece

mahkemesinin başvurucuyu yeniden harç ödeme yükümlülüğü altına sokmasının

nedenini başvurucuyu ikna edecek biçimde gerekçelendirmesinin önemi bir kat

daha artmaktadır.

50. Oysa olayda derece mahkemesinin neden başvurucuyu yeniden

harç ödemekle yükümlü kıldığı anlaşılamamaktadır. Ayrıca başvurucu, nispi karar

harcını daha önce ödediğini temyiz dilekçesinde öne sürdüğü hâlde Dairenin bu

konuda bir değerlendirme yapmadığı görülmektedir. Bu durumda ilgili ve yeterli

gerekçe gösterilmeden yeniden harç ödeme yükümlülüğü altına sokulan

başvurucunun bu yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle davanın açılmamış

sayılması yaptırımına maruz bırakılmasının mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahaleyi ölçüsüz kıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

52. Bireysel başvuruya konu olan uyuşmazlıkta idarenin kısmen

veya tamamen tazmin sorumluluğu bulunup bulunmadığı ancak davanın esastan

incelenmesi sonucu mahkemenin belirleyeceği bir husustur. Anayasa Mahkemesinin

yukarıda aktarılan değerlendirmesinin ve vardığı sonuç yalnızca mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin olup davanın esasına ilişkin bir unsur

içermemektedir (Yusuf Kuşluk, B.

No: 2015/20072, 31/10/2018, § 46)

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

53. Başvurucu, bireysel başvuru konusu yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

54. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında,

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç

veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018

tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet

Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına başvuru imkânının getirilmesine

ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır.

55. Anılan kararda özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali

külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat

Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

56. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

58. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

59. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

60. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

61. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir, derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

62. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi, uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar

verilmesi taleplerinde bulunmuştur.

63. Anayasa Mahkemesi 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (4)

numaralı fıkrasının uygulanması suretiyle başvurucunun davasının açılmamış

sayılmasına karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda, ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

64. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken

iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve

nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 8. İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

65. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

8. İdare Mahkemesine gönderilmesine (E.2008/1757, K.2010/7),

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Tuğba TUNA

IŞIK

Başvurucu : Orhan ERSOY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/1067, 26 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. I- Başvurma harcı
  8. (12,20 Ytl)
  9. III- Karar ve ilam harcı
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Mahkemeye Erişim
  12. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim
  15. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. D. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Işık
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/1067
Tarih
26 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Tevfik Çetin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16917)
  • Seyfi Polat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/209)
  • Şahin Demir Başvurusu (B. No: 2016/50524)
  • Nazım Ural Başvurusu (B. No: 2018/6302)
  • Mehmet Erol Alsan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/31768)
  • Ahmet Tevfik Sağnak Başvurusu (B. No: 2018/79)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.