İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Orhan Kayahan Başvurusu (B. No: 2014/1970)

1. Başvuru, üçüncü bir kişi tarafından rıza olmaksızın kayda

Başvuru No2014/1970Tarih22 Kasım 2017Okuma16 dk · 3.188 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Orhan Kayahan Başvurusu

Karar tarihi
22 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/1970
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.188 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, üçüncü bir kişi tarafından rıza olmaksızın kayda

alınan ses ve görüntünün ceza soruşturmasında delil olarak sunulması üzerine

yapılan şikâyet hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi

nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Bir müştekinin 2010 yılındaki şikâyeti ile başlayan

soruşturma kapsamında (TMK 10. maddesi ile görevli) Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı, aralarında başvurucunun da bulunduğu toplam elli üç kişi hakkında

çeşitli suçlardan dolayı iddianame düzenlemiştir. 14/2/2013 tarihli iddianamede

başvurucu hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma"

suçu isnat edilmiştir.

10. İddianamenin "müşteki

K.M.'nin operasyon aşamasında alınan ek ifadesinde"

başlıklı kısmının ilgili yerleri şu şekildedir:

"...Ayrıca yukarıda

belirttiğim gazete haberleri ve telefon mesajından önce A. B.' in korumalığını

yapan ve sürekli yanında gezen soyismini bilmediğim

Orhan isimli sahıs beni telefon ile arayarak görüşmek

istediğini söylemesi üzerine bende kendisine buyur telefonda söyle ne

söyleyeceksen demem üzerine bana "Telefonda olmaz ziyaretine gelmek

istiyorum" demesi üzerine bende kendisini daha önceden sürekli A. B. ile

birlikte görmem nedeni ile herhangi bir sakınca görmediğim için ofisime davet

ettim, Orhan isimli şahıs bu görüşmeden yaklaşık 2 saat kadar sonra tek başına

geldi, o esnada ofiste çalışanlarım ... bulunuyordu, Orhan isimli şahıs benim

yanıma odama geldi, odada yalnız ikimiz vardık, Orhan isimli şahıs bana

"A. B. çok iyi insandır sizin ikinizi birbirinize düşürmeye çalışıyorlar

bu oyuna gelme, akıllı ol, " dedi ben yukarıdaki ifademde belirttiğim

olayları kendisine sorduğumda ise "E. Ş. ile beraber İstanbul ilinde A.

B.' in kendilerini işyerimin kurşunlanması olayından önce misafir ettiğini,

orada birlikte eğlendiklerini daha sonra da E. ile Ankara iline döndüklerini"

söyledi, yine kendisine E. R.' nun yazmış olduğu

gazete haberini göstererek bu şahsı tanıyıp tanımadığını sorduğumda "E.

R.' nun A. B.' in arkadaşı olduğunu ve en az 20 kere

yanında gördüğünü" söyledi bende bu görüşmeye ilişkin isyerimde

kurulu bulunan güvenlik kamera kayıtlarını CD ortamına aldım ve soruşturmada

kullanılmak üzere kendi rızam ile size teslim ediyorum..."

11. 14/2/2013 tarihli iddianamede; başvurucunun şikâyetçi olduğu

K.M.ye karşı çeşitli zamanlarda iki kere yağma suçunun işlendiği, K.M.nin dükkânın kurşunlandığı, ailesinin tehdit edildiği

belirtilmektedir. Bu kapsamda K.M. bu eylemleri işleyen kişilerden ve yapılacak

soruşturma sonucu bu şahıslarla birlikte hareket ettiği tespit edilen diğer

kişilerden şikâyetçidir.

12. İddianamenin başvurucuya 10/5/2013 tarihinde tebliğ

edilmesinden sonra başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak

"kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması"

suçunun işlendiğini ve K.M.nin cezalandırılması

gerektiğini belirtmiştir.

13. Başvurucunun şikâyetçi olduğu ve suç duyurusu üzerine

hakkında soruşturma yapılan kişi olan K.M., Ankara'da bulunan bir ofiste ikrazatçılık işi ile uğraşmaktadır. Başvurucu şikâyet

dilekçesinde, iddianamede belirtilenin aksine kendisinin K.M. tarafından

ofisine davet edildiğini belirtmektedir.

14. Şikâyet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 13/5/2013

tarihinde başvurucunun ifadesi Cumhuriyet savcısı tarafından alınmış, iddia ve

şikâyetler yinelemiştir.

15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 21/5/2013 tarihli

yazıyla şüpheli K. M.nin ifadesinin alınması

istenmiştir.

16. Şüphelinin 10/6/2013 tarihinde bir polis merkezinde vermiş

olduğu ifadede, ilgili dosya hakkında bilgi sahibi olduğunu ve suçlamaları

kabul etmediğini belirtmiştir. Şüpheli ifadesinin ekine ayrıca ofisinde bulunan

kamera sistemini ve kameraların görünürlüğünü ispat eden üç adet fotoğraf ve

şikâyetçinin ileri sürdüğü iddialara karşı daha önceden hazırlamış olduğu

anlaşılan iki sayfa ifade metni ile var olduğu ileri sürülen örgüt şeması

sunulmuştur.

17. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 16/9/2013 tarihli kararıyla

"kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme" suçu

kapsamında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Gerekçede; görüşme

yapılan işyerindeki kameranın tavanın üst tarafından açık, görünür ve sabit

vaziyette olduğu, gizli bir kameranın söz konusu olmadığı, K.M.nin

sürekli kayıt yapan kameradaki kayıtları Mahkemede delil olarak kullandığı,

suçun unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir.

18. Başvurucu tarafından belirtilen karar aleyhine yapılan

itiraz Sincan 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/11/2013 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

19. İtirazın reddi kararı 15/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

20. Başvurucu 14/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Başvuru yapıldıktan sonraki süreçte başvurucu hakkında

yürütülen yargılama sonucunda Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/2/2015

tarihli kararıyla "suç

işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçundan dolayı başvurucu ile

beraber bir kısım sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir.

22. Başvurucu hakkında verilen beraat kararı temyiz edilmeksizin

kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. Anayasa’nın 20. maddesi şöyledir:

"Herkes, özel hayatına

ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve

aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve

bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört

saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan

itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,

el koyma kendiliğinden kalkar.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel

veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini

veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."

24. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 133.

maddesi şöyledir:

“(1) Kişiler arasındaki aleni olmayan

konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen

veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar

hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası

olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis

veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/80 md.) Kişiler

arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen

verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis

ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile

cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması

halinde de aynı cezaya hükmolunur."

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve

yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir.”

26. Sözleşme’nin 8. maddesi esasen, kamu makamlarının keyfî

müdahalelerine karşı bireyi korumayı amaçlasa da söz konusu madde sadece

devletin bu tür müdahalelerde bulunmasından kaçınmasını sağlamayı

amaçlamamakta, bununla birlikte maddenin bahsedilen temel negatif

yükümlülükleri devletin özel hayata ve aile hayatına etkin bir saygının sağlanması

amacıyla birtakım pozitif yükümlülükleri de ihtiva eder. Bu yükümlülükler,

kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini de kapsayacak şekilde, özel hayata

saygı gösterilmesine yönelik bir takım tedbirler

alınmasını gerektirebilir (Fernández Martínez/İspanya [BD],

B. No: 56030/07, 12/6/2014, § 114).

27. “Özel hayat” kavramı, kişinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü

kapsayan eksiksiz bir tanımı yapılamayacak kadar geniştir ve nitekim görüntü

hakkıyla ilgili unsurları veya isim gibi bireyin fiziksel ve sosyal kimliğine

dair birçok unsuru kapsayan bir kavramdır. Bu kavram bir bireyin yasal olarak

rızası olmadan yayınlanmamasını bekleyebileceği kişisel bilgileri içermektedir.

Dolayısıyla bir resmin yayınlanması bir kişinin özel hayatı ile ilintilidir. Görüntü

kaydı için de aynı şey geçerlidir (De La

Flor Cabrerac/İspanya, B. No: 10764/09,

27/5/2014, § 30).

28. Dolayısıyla kamu makamlarının, kişisel nitelikteki verilerin

veya haberleşme kayıtlarının ifşa edilmesini önleme; bu kayıtların gizliliğine

müdahale edilmesi durumunda ise etkili bir soruşturma yürütülmesi ve

sorumluların cezalandırılmasının sağlanması konusunda pozitif nitelikte usul

yükümlülüğü bulunmaktadır (Craxi/İtalya (2), B. No: 25337/94, 17/7/2003, §

73; Apostu/Romanya, B. No: 22765/12, 3/2/2015, §

118).

29. Bir kişinin diğer kişilerle etkileşime geçtiği alan, kamuya

açık bir alan olsa bile kişinin "mahremiyet meşru beklentisine" sahip

olduğunu gösteren koşulların var olması hâlinde "özel hayat" kapsamına girebilecektir (P.G. ve J.H./Birleşik Krallık, B. No:

44787/98, 25/9/2001, § 56; Peck/Birleşik Krallık, B. No: 44647/98 , 28/01/2003,§ 57).

30. AİHM, görsel verileri kaydetmeyen bir cihazla görüntü

alınarak kişinin hareketlerinin ve yaşadıklarının kamuya açık alanda

izlenmesinin özel hayatın kendisine bir müdahale teşkil etmediğinin

belirtmektedir (Perry/ Birleşik Krallık, B.

No: 63737/00, 17/7/2003, § 38). Ancak kamu alanındaki bu tür bilgilerin düzenli

veya kalıcı olarak kaydı söz konusu olunca özel hayatla ilgili konular ortaya

çıkabilir. Yani eğer izleme sistemli bir şekilde yapılıyorsa ve kayıt altına

alınıyorsa bireyin özel yaşamına müdahale söz konusu olabilmektedir (Rotaru/Romanya [BD], B. No: 28341/95, 4/5/2000,

§§ 43, 44).

31. AİHM'e göre bir kişinin evinin veya özel mülkünün dışında

alınan önlemlerin, kişinin özel hayatına dâhil olup olmadığının belirlenmesinde

gözönünde bulundurulması gereken birkaç unsur vardır.

İnsanlar bazen kamuya açık bir biçimde kaydedilebilen veya rapor edilebilen

faaliyetlere bilerek veya kasten dâhil oldukları için kişinin mahremiyet

hakkındaki makul beklentileri, kararı belirleyen etken olmasa da önemli

olabilir. Sokakta yürüyen bir kişi, kaçınılmaz olarak orada bulunan diğer

kişiler tarafından görünür olacaktır. Teknolojik yöntemlerle aynı kamusal

mekânın izlenmesi de (örneğin kapalı devre televizyon ile güvenlik

görevlilerinin izlemesi) benzer özelliktedir. Ancak kamu alanındaki bu tür

bilgilerin düzenli veya kalıcı olarak kaydı söz konusu olunca özel hayatla

ilgili konular ortaya çıkmaktadır. İşte bu nedenle güvenlik görevlileri

tarafından belirli bir birey hakkında toplanan dosyalar, söz konusu bilgi

müdahaleci veya gizli bir yöntemle toplanmamış olsa bile Sözleşme'nin 8.

maddesi kapsamına girer (P. G. ve J.

H./Birleşik Krallık, § 57).

32. Yine AİHM kararına konu olan bir başka olayda başvurucu,

elinde bir bıçakla intihar etmek üzere trafik kavşağında yürümekteyken haberi

olmadan kendisini kaydeden kameralar ile tespit edilerek polisler tarafından

hastaneye götürülmüştür. Ancak başvurucunun görüntüleri daha sonra yazılı ve

görsel basına dağıtılmıştır. Görüntüler başvurucunun yüzü kapatılmadan

yayımlanmıştır. AİHM bu olayda başvurucunun kamusal bir mekânda herhangi bir

kamusal etkinlik içinde bulunmadığını, başvurucunun kamuya mal olmuş/kamuoyu

tarafından tanınan bir kişi olmadığını belirtmiş ve söz konusu görüntülerin

ilgilinin beklentisini aşacak şekilde topluma yayılıp yayılmadığını gözönünde bulundurarak başvurucunun özel hayatına müdahale

olduğunu kabul etmiştir (Peck/Birleşik Krallık, B. No: 44647/98, 28/1/2003,

§ 62).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 22/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

34. Başvurucu -diğer iddialarının yanında- Cumhuriyet

Başsavcılığının eksik araştırma sonucunda takipsizlik kararı verdiğini, maddi

gerçeğin araştırılması için dosyada delil olarak gösterilen ses kayıtlarının

istenmediğini, etkin soruşturma yapılmadığından dolayı adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu tarafından adil yargılanma

hakkının da ihlal edildiği belirtilmiş olmakla birlikte, iddiaların mahiyeti

gereği başvurunun sadece özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmesi uygun

görülmüştür.

35. Başvurucu özel hayata saygı hakkı kapsamında; 5237 sayılı

Kanun'da kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ile kayda alınmasının suç

olarak düzenlendiğini, özel hayatın gizliliği açısından kameranın gizli olup

olmamasının değil kanunda kişinin rızası dışında kayıt altına alınmasının suç

sayıldığını, şüphelinin kendisini arayıp görüşmek istediğini, yetkili makamlar

tarafından verilen herhangi bir yazılı yahut sözlü emrin söz konusu olmadığını

ileri sürerek yeniden soruşturma yapılmasını ve tazminat ödenmesini talep

etmiştir.

36. Bakanlık görüşünde kabul edilebilirlik yönünden yapılan

değerlendirmede, elde edilen kayıtların ibraz edildiği iddia edilen

yargılamanın hâlihazırda derdest olduğu belirtilmiştir. Diğer taraftan

başvurunun esası hakkında yapılan değerlendirmede ise özel hayatın gizliliği

ilkesine yönelik genel ilkeler belirtildikten sonra söz konusu süreç kapsamında

dikkate alınacak olaylar belirtilmiştir.

37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında kabul

edilebilirlik yönünden yapılan değerlendirmeye katılmadığını ve bireysel

başvuruya konu soruşturmanın ayrı ve bağımsız olduğunu belirtmiştir. Esas

hakkında yaptığı değerlendirmede ise Ağır Ceza Mahkemesinde söz konusu

kayıtların delil olarak kullanılmasının elde edilen kayıtları yasal hâle

getirmediğini, etkin soruşturma yapılmadığını, suçun unsurlarının oluştuğunu

ileri sürmüştür.

38. Anayasa'nın 20. maddesinde özel hayatın gizliliği hakkı

düzenlenmiştir. Özel hayat geniş bir kavram olup bu kavramın kapsayıcı bir

tanımının yapılması oldukça zordur. Bununla beraber bu kavram; kişinin maddi ve

manevi bütünlüğü, fiziksel ve sosyal kimliği, bireyin ismi, cinsel yönelimi,

cinsel yaşamı gibi unsurları korumaktadır. Kişisel bilgiler ve veriler, kişisel

gelişim, aile hayatı vb. konular da bu hakkın içinde yer almaktadır (Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015,

§ 30).

39. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal

çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadece

yalnız kalma hakkından ibaret olmayıp bu hak, bireyin kendisi hakkındaki

bilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyin;

kendisine ilişkin herhangi bir bilginin kendi rızası olmaksızın açıklanmaması,

yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafına

kullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaati

bulunmaktadır. Bu husus, bireyin kendisi hakkındaki bilgilerin geleceğini

belirleme hakkına işaret etmektedir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, § 32). Özel

hayata saygı hakkının kapsamında olan bireylerin kişisel verilerinin korunması

hakkı, Anayasa'nın 20. maddesinde açık olarak düzenlenmiştir.

40. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere kişisel

veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye ait bütün

bilgileri ifade etmekte olup adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi

bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgilerin değil telefon numarası,

motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmiş,

resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetik

bilgiler, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobiler,

tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi

kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerdir (AYM,

E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014; E.2014/149,

K.2014/151, 2/10/2014; E.2013/84, K.2014/183, 4/12/2014; E.2014/180, K.2015/30,

19/3/2015; Bülent Kaya [GK], B.

No: 2013/2941, 11/5/2016, § 49).

41. Başvurucu ile şüphelinin, 2011 yılı Haziran

ayına ait olduğu anlaşılan konuşmalarının kaydı ve görüntüleri video olarak CD

ortamında (TMK 10. maddesi ile görevli) Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına

yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında teslim edilmiştir. Kullanılan

vasıta, şüphelinin işyerinde güvenlik amacıyla kurdurduğu anlaşılan kapalı

devre kamera sistemidir (CCTV).

42. Başvurucunun görüntü ve ses kayıtlarının kamuya açık olmayan

bir yerde, şüphelinin ofisinde ve başkalarının olmadığı bir ortamda yapıldığı gözönüne alındığında; söz konusu görüntü ve ses

kayıtlarının kişisel verilerinin korunması hakkı kapsamında olduğu sonucuna

varılmıştır.

43. Anayasa’nın 20. maddesi esas itibarıyla bireyi kamu

makamlarının keyfî müdahalesine karşı korumakla birlikte, devletin sadece böyle

bir müdahalede bulunmaktan kaçınmasını gerektirmemekte, belirtilen negatif

yükümlülüğün yanı sıra özel ve aile yaşamına etkili bir şekilde saygı

gösterilmesi noktasındaki pozitif yükümlülükleri de kapsamına almaktadır. Bu

yükümlülükler, bireylerin kendi aralarındaki ilişkiler alanında olsa dahi özel

yaşama saygıyı sağlamayı hedefleyen tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar.

Anayasa’nın 20. maddesi, “Devletin temel

amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle

birlikte ele alındığında, belirtilen pozitif yükümlülüklere işaret etmekte olup

özel hayatın gizliliği ve korunması hakkına ilişkin bu pozitif yükümlülükler,

bireyin özel hayat unsurlarının korunması konusunda etkili soruşturma

yükümlülüğünü de kapsamına almaktadır. Özel şahısların eylemleri karşısında,

belirtilen unsurların korunması noktasında Anayasa’nın 20. maddesine uygunluğu

sağlamak için gerekli vasıtaların seçimi, kural olarak kamu makamlarının takdir

alanı içinde kalmakla birlikte, yukarıda ifade edildiği üzere, temel değerlerin

ve özel yaşamın esaslı yönlerinin tehlikeye girdiği ağır eylem biçimlerinin söz

konusu olması durumunda, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamındaki pozitif

yükümlülüğünün gereği olarak devletin belirtilen eylemleri etkili bir şekilde

cezalandıran hükümleri ihdas etme ve bunları etkili soruşturma ve kovuşturma

suretiyle uygulamaya geçirme yükümlülüğü bulunduğunun kabulü gerekir (Mehmet Arif Kılınç,

B. No: 2013/1656, 16/7/2014, § 27).

44. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı özel hayatın

gizliliğini koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde tatbiki ile

sorumluların tespiti ve etkili müeyyidelerin uygulanmasını sağlamaktır. Bu, bir

sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer

taraftan belirtilen yükümlülük, Anayasa'nın 20. maddesinin başvurucuya üçüncü

tarafları bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırılmalarını talep hakkı,

kamusal makamlara ise tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza

hükmüyle sonuçlandırma ödevi yüklediği şeklinde yorumlanamaz. Zira bireylerin

cezai sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların incelenmesi, cezai takibatın bir

mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması ve bu hâlde takdir edilecek cezanın miktar

ve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa Mahkemesinin görevi dâhilinde olmayıp bu

husus esasen derece mahkemelerinin takdirindedir (Mehmet Arif Kılınç, § 28).

45. Olayların geçtiği tarihten önce ikrazatçılık

işi ile uğraşan şüphelinin iki kere yağmalandığı ve tehdit edildiği iddia

edilmiş ve bu kapsamda birtakım kişiler hakkında soruşturma açılmıştır. Söz

konusu soruşturma devam ederken olayla ilgisi olmayan üçüncü kişilerin de

şikâyetleri dikkate alınarak ve suçun bir örgüt kapsamında işlendiği

düşünülerek soruşturma derinleştirilmiştir. Bu kapsamda soruşturmanın üç yıl

sürdüğünü belirtmek gerekir. Başvurucunun şikâyetçi olduğu şüpheli de bu

soruşturma kapsamında müşteki olarak yer almış ve olayın aydınlaması

için çeşitli deliller sunmuştur.

46. Başvurucu, iddianamenin kendisine tebliğ edildikten sonra

söz konusu kaydın yapıldığını öğrendiğini belirterek şikâyetçi olmuştur.

Şikâyet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca önce başvurucunun, daha sonra başvurucunun şikâyetçi olduğu

kişinin ifadesine başvurulmuştur. Şüphelinin vermiş olduğu ifade kapsamında

gösterdiği deliller değerlendirilmek suretiyle takipsizlik kararı verilmiştir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın gerekçesi; kameranın gizli

olmamasına, dışarıdan çıplak gözle görülebilmesine, kaydın sürekli olarak

yapılıyor olmasına ve elde edilen kayıtların Mahkemede delil olarak

kullanılmasına dayandığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun Sincan 3. Ağır Ceza

Mahkemesi nezdindeki itiraz dilekçesinde özetle suçun yasal unsurların oluştuğu

ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 140. maddesi

gereğince hâkim kararının bulunması gerektiği, konuşmaların içeriğinde tehdit

içeren bir cümle bulunmadığı, kendisinin tuzağa çekildiği, maddi gerçeğe aykırı

karar verildiği, meşru müdafaanın bulunmadığı ileri sürülmüştür.

47. Genellikle belli bir alanda, sadece ilgili kişilere görüntü

ve ses izleme yetkisine izin veren sistem olan ve daha çok güvenlik amacıyla kullanılan

kapalı devre kamera sistemi (CCTV); görüntü ve ses kaydı, uzaktan görüntüleri

izleme, kayıtları oynatma ihtiyacı duyulan hâllerde her yerde

kullanılabilmektedir. Somut olayda şüpheli, ikrazatçılık

işi ile uğraşmaktadır. Bu kapsamda güvenliği amacıyla şüphelinin işyerindeki

odalarında 7/24 kayıt yapan güvenlik kamerasının bulunuyor olması şüphelinin

kendi inisiyatifinde olup kayıt yapılması makul bir nedene dayanmaktadır.

48. Söz konusu kameranın soruşturma dosyasından anlaşıldığı

üzere dışarıdan görülebiliyor olması, sürekli kayıt yapması, kameranın gizli

bir yerde bulunmaması ve başvurucunun da bunlara ilişkin olarak Sincan 3. Ağır

Ceza Mahkemesi nezdinde herhangi bir itirazda bulunmadığı dikkate alındığında

görüşmelerin gizli olarak kayıt edildiğini söylemek mümkün değildir.

Dolayısıyla önleme amaçlı güvenlik kamerası aracılığıyla yapılan kayıtlara

ilişkin incelemede 5271 sayılı Kanun'un 140. maddesindeki şartların oluşup

oluşmadığının araştırmaya gerek görülmemesi soruşturmanın eksik yürütüldüğünü

göstermemektedir.

49. Diğer taraftan başvurucu hakkında düzenlenen iddianameye

bakıldığında, olaylarda geçen diğer sanıkların bir kısmını başvurucu

tanımaktadır. Şüpheli ise daha önceden yağmalandığını iddia etmekte ve olayların

devam ettiği süreçte başvurucu ile yaptığı görüşme sırasında kendisinin tehdit

edildiğini düşünmektedir. Dolayısıyla yargılanan diğer kişiler hakkındaki

isnatlar ve konuşmaların içeriği dikkate alındığında, başvurucunun da örgüt

üyesi olarak değerlendirilme ihtimali sebebiyle konuşmaların sadece Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca söz konusu

kaydın yapıldığı sırada başvurucunun yanında herhangi bir kişi de

bulunmamaktadır. Bu durumda başvurucunun şikâyet ettiği kişinin başka bir şansı

bulunmamaktadır.

50. Somut olayda yaşanılan süreç bir bütün olarak dikkate

alındığında, "kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt

etme" suçunun işlendiği iddiasıyla yaklaşık altı ay devam eden soruşturma

kapsamında, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara temel teşkil eden

gerekçelerin tarafların çakışan menfaatleri arasında adil bir denge kurmadığı

ve soruşturmanın etkili olarak yürütülmediği söylenemez. Dolayısıyla yukarıda

yer alan değerlendirmeler dikkate alındığında özel hayata saygı hakkına yönelik

bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu olayda Anayasa’nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının korunması

noktasındaki pozitif yükümlülüklerin ihlal edilmediğinin açık olduğu

anlaşılmakla, başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

22/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Hikmet Murat

AKKAYA

Başvurucu

:

Orhan

KAYAHAN

Vekili

:

Av. Mehmet

İLHAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1970, 22 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Gökcan
  12. Hakyemez
  13. Akkaya
  14. Kayahan
  15. İlhan
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1970
Tarih
22 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Haydar Ali Bayram Başvurusu (B. No: 2014/4255)
  • Barış Efe Tümerk Başvurusu (B. No: 2014/17053)
  • Davut Ekinci Başvurusu (B. No: 2014/10815)
  • Emine Demir Özden Başvurusu (B. No: 2014/13769)
  • Gülser Yıldırım Başvurusu (B. No: 2016/40170)
  • Adem Talas Başvurusu (B. No: 2014/12143)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.