İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2016/76717Tarih: 9 Ocak 2019

Özcan Gürçay Başvurusu (B. No: 2016/76717)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÖZCAN GÜRÇAY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/76717)

Karar Tarihi: 9/1/2019

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen

soruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, gizlilik kararı

nedeniyle ilgili belgelerin incelenememesi ve tutukluluk incelemelerinin

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/11/2016 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu

alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden

incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).

9. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığında bilişim uzman

yardımcısı olarak görev yapmakta olan başvurucu, İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir

soruşturma kapsamında 2/9/2016 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce

gözaltına alınmıştır.

10. Başvurucu hakkında yürütülen soruşturma dosyasına ilişkin

olarak dosyayı incelemesinin veya belgelerden örnek almasının soruşturmanın

amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle müdafinin soruşturma dosyasını

inceleme yetkisinin kısıtlanmasına İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 25/7/2016

tarihinde karar verilmiştir.

11. Başvurucu 2/9/2016 tarihinde ifadesi alınmak üzere İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi

sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu

ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.

Başvurucu müdafii, atılı suçları işlediğine dair

dosyada delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir.

12. Başvurucu, ifadesi alındıktan sonra FETÖ/PDY'ye

üye olma suçundan tutuklanması istemiyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

edilmiştir.

13. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:

"Öncelikle ben FETÖ terör örgütüne üye değilim,

bu örgütle herhangi bir ilgim ve alakam bulunmamaktadır, bu konuyla ilgili de

emniyetteki savunmamı aynen tekrar ederim, suçsuzum. Ben Türk Telekoma 2009 yılında kurumun yaptığı yazılı ve sözlü

sınavla girdim, görevim mühendistir, 2010 yılı ocak ayında ayrıldım,

ayrıldıktan sonra 2015 yılında SPK'da bilişim uzman yardımcısı olarak çalışmaya

başladım, halen bu kurumda çalışmaktayım. FETÖ terör örgütüne ait yurt ve

evlerde kalmadım, dershanesine ve okullarına da gitmedim. Bank Asya'da hesabım

yoktur, Fethullah Gülen cemaatine ait gazete ve

dergiye herhangi bir aboneliğim bulunmamaktadır. Bylock

programını telefonuma yüklemedim, bu programı kullanmadım, nasıl ve ne şekilde bylock programını kullandığımı anlamış değilim, ayrıca bu

programı kullandığıma dair varsa yazılı bir belge bu belgeyi de kabul

etmiyorum."

14. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 2/9/2016 tarihinde "atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu,

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, atılı

suçun yasada öngörülen cezasının üst sınırı, kaçma ve delilleri karartma

şüphesi nazara alındığında bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının

yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK 100 ve devamı maddeleri uyarınca" gerekçesiyle

başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.

15. Anılan karara karşı yapılan itiraz, İstanbul 2. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 21/9/2016 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

16. Başvurucuya karar 14/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve

11/11/2016 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

17. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 8/2/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde

dava açılmıştır. İddianamede başvurucu dışında doksan iki şüpheli hakkında da

aynı suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur. FETÖ/PDY'ye

ve ByLock programına ilişkin genel açıklamaların

yer aldığı iddianamede, diğer sanıklarla birlikte başvurucu yönünden de ByLock

programına ilişkin değerlendirmeler yer almıştır. Başvurucu hakkında ByLock

programına ilişkin yapılan değerlendirme şöyledir:

"... Emniyetten gelen rapora göre

01354100093858 ımeı numaralı ve [NUMARA]

numaralı hattıyla yapılan tespite göre 14/3/2015 tarihinde BYLOCK programını

yüklediği ..."

18. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/2/2017 tarihli

iddianamenin iadesine ilişkin yapılan itirazı İstanbul 25. Ağır Ceza

Mahkemesinin 17/2/2017 tarihinde

verdiği kararla kabul edilerek iddianamenin kabulüne karar verilmiş, yapılan

tefrikle E.2017/74 sayılı dosya üzerinden başvurucu ile birlikte otuz dört

şüpheli bakımından kovuşturma aşaması başlamış ve 1/3/2017 tarihli yapılan

tensip incelemesi ile yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamına karar

verilmiştir.

19. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip incelemesi

ile birlikte 22/5/2017 tarihinde karşı yetkisizlik kararı verilerek dosyanın

yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi için Yargıtay 5. Ceza Dairesi

Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

20. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2/10/2017 tarihli kararıyla İstanbul

24. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/10/2017 tarihli yetkisizlik kararının

kaldırılmasına karar vermiştir.

21. Yargılamaya İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/277

sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Başvurucunun 27/10/2017 tarihli

tensip incelemesinde "... üzerine atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu kapsamında kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren müşahhas deliller bulunması, sanıklara isnat edilen suçun

kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini

doğurması, Anayasının 13. maddesindeki hukuki

düzenlemede değerlendirildiğinde sanıkların eylemlerinin subüta

ermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile

tutuklama tedbirinin ölçülü olması, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri

ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu ..." gerekçesiyle

tutukluluğunun devamına ve ByLock

kullanımıyla ilgili araştırmaların yapılmasına karar verilmiştir.

22. Başvurucunun 25/1//2018 tarihli duruşmada savunması alınmış

ve "atılı suçun vasıf ve mahiyeti,

mevcut delil durumu kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren müşahhas

deliller bulunması, sanıklara isnat edilen suçun kanunda öngörülen cezalarının

alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, Anayasının

13. maddesindeki hukukidüzenleme de

değerlendirildiğinde sanıkların eylemlerinin subüta

ermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile

tutuklama tedbirinin ölçülü olması, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri

ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu" gerekçesiyle

tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.

23. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile

bağlantılı yürütülen diğer bir soruşturma kapsamında 23/11/2017 tarihli

iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde

dava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock

programına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede başvurucunun ByLock

programını kullandığına ilişkin değerlendirmeler yer almıştır. Başvurucu

hakkında yapılan değerlendirme özetle şöyledir:

"... fetö/pdy silahlı terör örgütü emniyet mahrem hizmetler

yapılanmasında yer almak suretiyle müsnet terör

örgütü yönetmek suçunu işlediği ifade tutanakları, teşhis tutanakları, dijital

materyallerin incelenmesi sonucu tanzim olunan raporlar, arama ve elkoyma tutanakları, araştırma tutanakları ve tüm

soruşturma evrakı kapsamıyla anlaşıldığından ..."

24. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesince 11/1/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

verilerek yeni bir kovuşturma aşaması başlamış ve 1/2/2018 tarihli kararla

davanın İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/277 sayılı dosyasıyla

birleştirilmesine karar verilmiştir.

25. Birleştirme kararı sonrasında yargılamaya İstanbul 24. Ağır

Ceza Mahkemesince E.2017/277 sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir. Mahkemece

2/10/2018 tarihli dördüncü duruşmada başvurucu yönünden dosyanın tefrik

edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine ve "atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamı itibariyle mevcut delil durumu, bylock tespit değerlendirme tutanakları, dijital inceleme

raporları, tanık beyanları, birleşen dosya kapsamları birlikte değerlendirildiğinekuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut olguların bulunması, sanıkların üzerlerine atılı suçun CMK

100/3-a maddesi sayılan suçlardan olması, sanıkların üzerlerine atılı suçların

yasa maddesine öngören alt ve üst sınırları Anayasının

13. Maddesindeki hukuki düzenleme de değerlendirildiğindetutuklama

tedbirinin ölçülü olması, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli

ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu" gerekçesiyle

tutukluluğun devamına karar verilmiştir.

26. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/307 sayılı dosyasında derdesttir ve

başvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar

başlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki

hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

28. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine

ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

29. 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenar

başlıklı 153. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:

"(2) Müdafiin

dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın

amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim

kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin

yürütülen soruşturmalarda verilebilir:

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),

...

(3) Yakalanan

kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı

geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin

tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.

(4)

Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya

içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve

belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir."

30. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar

başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci

bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2) Birinci

fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası

verilir."

31. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

"Terör suçları" kenar

başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315

ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci

fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."

32. 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların

artırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"3 ve 4 üncü

maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin

edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak

hükmolunur."

33. 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK)

(18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'un) "Soruşturma

ve kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,

Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen

suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;

...

ı) Tutukluluğun incelenmesi, tutukluluğa

itiraz ve tahliye talepleri dosya üzerinden karara bağlanabilir.

..."

34. 27/7/2016 tarihli 29783 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2016 tarihli ve

668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum

ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında KHK'nın (8/11/2016 tarihli ve

6755 sayılı Kanun'un) "Soruşturma ve

kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,

Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen

suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;

...

c) Tutukluluk kararına itiraz edilen sulh ceza

hâkimliği veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde

görmezse en çok on gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

ç) Tahliye talepleri en geç otuzar günlük sürelerle tutukluluğun

incelenmesi ile birlikte dosya üzerinden karara bağlanır.

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

35. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu; suç işlediğine dair somut bir kanıt bulunmamasına

ve tutuklama tedbiri için mevzuatta öngörülen koşullar gerçekleşmemesine rağmen

tutuklandığını, söz konusu örgütle ilişkilendirilmesinin hukuksuz olduğunu ve

yaptığı itirazın basma kalıp ifadelerle gerekçesiz olarak reddedildiğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

37. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

38. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

39. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

40. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

41. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlerle ilgili bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama FETÖ/PDY'ye üye olma iddiasıdır. Anayasa

Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla

ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk

Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57; Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 237, 238).

42. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

b. Genel İlkeler

43. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek koşuluyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

44. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

45. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla

tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin

bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

46. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesine

göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini

uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın davranışlarının

delilleri yok etme, gizleme ya da değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları

üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe

oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca

işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

47. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların

ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda

dikkate alınacak hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi

ve uygulanacak olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

48. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123).

49. Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki

takdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa

Mahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak

özellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri

üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can

Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124). Nitekim 5271 sayılı

Kanun'un 101. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, tutuklamaya ilişkin

kararlarda kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını ve

tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularla

gerekçelendirilerek açıkça gösterileceği belirtilmiştir (Halas Aslan, § 75; Selçuk Özdemir, § 67).

c. İlkelerin Olaya

Uygulanması

50. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

51. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

52. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgelerinde ve düzenlenen

iddianamelerde; başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi

sağladığı ifade edilen ByLock

uygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir (bkz. §§ 13, 17, 23, 25).

53. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı

kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir

belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).

Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren

mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının

somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın

özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir; § 74, Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,

26/12/2017, § 57).

54. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.

55. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya doğrudan

teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda,

delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik

içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz

kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs

sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma

imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen

suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz

ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk

Özdemir,§§

78, 79).

56. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. §§ 27-29) isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır (bkz. § 27; Gülser Yıldırım (2), § 148).

57. Somut olayda İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın

ağırlığına, kaçma ve delilleri karartma şüphesinin varlığına dayanıldığı

görülmektedir (bkz. § 14).

58. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 1.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen-

kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

59. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

60. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,B.

No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile

bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)

de dikkate alındığında, bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

61. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini, önemini, kaçma ve delilleri karartma

şüphesini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında

uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının

yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 14) keyfî ve temelsiz olduğu

söylenemez.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

63. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

B. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

64. Başvurucu; atılı suçla ilgili fiillerin ve somut delillerin

kendisine gösterilmediğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelere

erişiminin engellendiğini ve böylece savunma hakkının kısıtlandığını belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

65. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

66. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının

Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

67. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararının hakkında

olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren darbe teşebbüsü kapsamında bir faaliyete

katıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada verilmiş olması nedeniyle bu

kararın hukuki olup olmadığının, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlama kararının ve

bu kararın uygulamasının Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı

olup olmadığı tespit edilecektir.

b. Genel İlkeler

68. Anayasa Mahkemesi, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesine göre

verilen kısıtlama kararlarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve özellikle

tutuklu kişilerin tutukluluğa yönelik itirazda bulunma hakları üzerindeki

etkisini birçok kararında incelemiş ve anılan kararlarda inceleme yöntemine

ilişkin ilkelerini belirtmiştir (Günay Dağ

ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 105-107;

Erdem Gül ve Can Dündar, §§ 46-48; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,

§§ 248-257).

69. Anayasa'nın 19. maddesinin dördüncü fıkrası, yakalanan veya

tutuklanan kişiye yakalama veya tutuklama sebeplerinin ve haklarındaki

iddiaların hemen yazılı olarak bildirilmesini, yazılı bildirimin mümkün olmaması

hâlinde sözlü olarak derhâl; toplu suçlarda ise en geç hâkim huzuruna

çıkarılıncaya kadar bildirilmesini öngörmektedir (Günay Dağ ve diğerleri, §

168).

70. Diğer taraftan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası

uyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında karar

verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest

bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına

sahiptir. Fıkrada öngörülen bu usulde, adil yargılanma hakkının bütün

güvencelerini sağlamak mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarına

uygun somut güvencelerin yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).

71. Özellikle üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamu

menfaatini gözetmek veya adli makamların soruşturma yaparken başvurdukları

yöntemleri güvence altına almak gibi amaçlarla soruşturma aşamasında bazı

delillere erişim yönünden kısıtlama getirilmesi gerekebilir. Bu nedenle

soruşturma evresinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla müdafinin

dosya inceleme yetkisinin kısıtlanmasının demokratik toplum düzeni bakımından

gerekli olmadığı söylenemez. Ancak dosyaya erişim hakkına getirilecek kısıtlamanın

kısıtlama kararıyla ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olması ve savunma

hakkının yeterince kullanılmasını engelleyecek nitelikte bulunmaması

gerekmektedir (AYM, E.2014/195, K.2015/116, 23/12/2015, § 107).

72. Yakalanan bir kişiye, yakalanmasının temel maddi ve hukuki

sebepleri teknik olmayan ve anlayabileceği basit bir dilde açıklanmalı; böylece

kişi, uygun görürse hürriyetinden yoksun bırakılmasının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında kanuna uygunluğuna itiraz etmek üzere

mahkemeye başvurma imkânına sahip olabilmelidir. Anayasa'nın 19. maddesinin

dördüncü fıkrası, yakalama veya tutuklama sırasında verilen bilgilerin

yakalanan veya tutuklanan kişiye isnat edilen suçların tam bir listesini

içermesini, bir başka deyişle hakkındaki suçlamalara esas tüm delillerin

bildirilmesini ya da açıklanmasını gerektirmemektedir (Günay Dağ ve diğerleri, § 175).

73. İfadesi ya da savunması alınırken başvurucuya erişimi

kısıtlanan belgelerin içeriğine ilişkin sorular sorulmuş ve başvurucunun

tutukluluk kararına yönelik itirazında bu belgelerin içeriğine atıfta bulunmuş

olması durumunda başvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden belgelere

erişiminin olduğunun, içerikleri hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğunun ve

bu nedenle de tutukluluk hâlinin gerekçelerine yeterli biçimde itiraz etme

imkânını elde ettiğinin kabulü gerekmektedir. Böyle bir durumda kişi,

tutukluluğa temel teşkil eden belgelerin içeriği hakkında yeterli bilgiye

sahiptir (Hidayet Karaca, § 107).

c. İlkelerin Olaya Uygulanması

74. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 8/7/2017

tarihli iddianameden anlaşıldığı üzere başvurucu hakkında yürütülen soruşturma

dosyasına ilişkin olarak dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasına İstanbul

4. Sulh Ceza Hâkimliğince 25/7/2016 tarihinde karar verilmiştir. Bununla

birlikte İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği

17/2/2017 tarihi itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin

(4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.

75. Başvurucuya yöneltilen suçlamaya ilişkin olgular temelde ByLock

uygulamasının kullanıcısı olmasıdır. Başvurucunun soruşturma aşamasında alınan

ifadeleri incelendiğinde kendisine isnat edilen suçlamalara ilişkin olarak

açıklamada bulunulduğu ve bu suçlamalara konu eylemlerle ilgili sorular

yöneltildiği, başvurucunun da isnat edilen eylem ve suçlamalara karşı savunma

yaptığı, başvurucunun savunmasında suçlamayı kabul etmediği görülmektedir.

76. Diğer taraftan İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgu sırasında başvurucuya yüklenen suçun anlatıldığı ve bu sırada

başvurucunun müdafiinin de hazır bulunduğu

anlaşılmıştır. Başvurucu, suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkin

bilgi ve belgelerden haberdar olduktan sonra müdafiiyle

birlikte hâkim önünde savunmasını sözlü olarak dile getirmiş; bu savunmasında

da kolluktaki anlatımları doğrultusunda suçlamaları kabul etmemiştir.

77. Ayrıca başvurucunun -5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin

(3) numaralı fıkrasına aykırı olarak- kuralda belirtilen ifadelerini içeren

tutanaklar, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli

işlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyeti de

bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin

isnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere

erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.

78. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların ve

tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuya

veya müdafiine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara

karşı savunmasını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında birkaç

ay süren soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararı nedeniyle

başvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının

kabulü mümkün görülmemiştir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Deniz Özfırat,

B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 91).

79. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararı

nedeniyle tutukluluğa itiraz bağlamında savunma hakkının kısıtlandığı iddiasına

ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının

da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

80. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik

olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyle yapılan

müdahalenin Anayasa'da -özellikle 19. maddenin sekizinci fıkrasında- yer alan

güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde

yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

bulunmamaktadır.

C. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

81. Başvurucu, tutuklanmasına karar verildiği tarihten itibaren

kendisi ve müdafii dinlenilmeden tutukluluk

incelemelerinin dosya üzerinden yapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

82. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

83. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise

-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (Salih

Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 166-177).

84. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 25/1/2018

tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerinin

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde

kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmamaktadır.

85. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk

incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası

ile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/1/2019 OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu

:

Özcan GÜRÇAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/76717, 9 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2016/76717
  • Tarih: 9 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Mustafa Hamarat Başvurusu (B. No: 2015/19496)
  • Abdulbaki Bingöl ve İsa Bingöl Başvurusu (B. No: 2015/5100)
  • Bekir Karataş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7887)
  • Kazim Aksoy Başvurusu (B. No: 2015/7809)
  • Ömer Ayıcı Başvurusu (B. No: 2015/2555)
  • Ali Şükrü Okur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/35)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.