İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kazim Aksoy Başvurusu (B. No: 2015/7809)

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tahliye kararının

Başvuru No2015/7809Tarih9 Ocak 2019Okuma13 dk · 2.648 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kazim Aksoy Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/7809
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.648 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tahliye kararının

uygulanmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanması ve tutukluluğa ilişkin kararların doğal hâkim, bağımsız ve

tarafsız hâkim ilkelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 11/5/2015 ve 15/5/2015 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Yapılan incelemede 2015/8410 numaralı bireysel başvurunun

aynı kişi tarafından ve aynı konuyla bağlantılı olarak yapıldığının anlaşılması

üzerine 2015/7809 sayılı başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya

üzerinden yapılmasına ve diğer başvuru dosyasının kapatılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Kamuoyunda bilinen ismiyle Tahşiyeciler grubuna ilişkin

yürütülen bir soruşturma kapsamında (anılan soruşturmalara ilişkin bilgiler

için bkz. Hidayet Karaca [GK], B.

No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 10, 11) bir süre tutuklu kalan bir kişinin şikâyeti

üzerine başvurucu da dâhil olmak üzere gazeteci, yapımcı, senarist, yönetmen ve

emniyet görevlilerinin aralarında olduğu çok sayıda şüpheli hakkında iftira,

sahtecilik ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır.

8. Bu soruşturma kapsamında Başsavcılık 26/12/2014 tarihinde

başvurucuyu tutuklanması istemiyle İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

etmiştir. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 27/12/2014 tarihinde, başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.

9. Başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin müdafileri

tarafından İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesine -nöbetçi asliye ceza mahkemesi

olduğu- 20/4/2015 tarihinde İstanbul 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10.

(bütün) sulh ceza hâkimlerinin reddi ile tahliye taleplerini içerir dilekçeler

verilmiştir.

10. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 21/4/2015

tarihinde, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliklerinin tümüne yazı yazılarak

-dilekçelerde ileri sürülen- hâkimin reddi sebepleri konusunda yazılı olarak

görüş bildirmeleri istenmiştir.

11. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, İstanbul 29. Asliye Ceza

Mahkemesinin görüş bildirme istemine cevap vermemiş; diğer sulh ceza

hâkimlikleri ise görüş bildirilmesi istemine 22/4/2015 tarihinde cevap

vermiştir. Hâkimliklerin cevap yazılarında özetle sulh ceza hâkimlerinin reddi

taleplerini inceleme, bununla ilgili karar verme yetki ve görevinin yine sulh

ceza hâkimliklerine ait olduğu, hâkimin reddi müessesesinin kovuşturma

aşamasına ait bir işlem olduğu, hâkimin reddi sebepleri mevcut olsa dahi bu

talebin öncelikle ilgili mahkeme veya hâkimliğe yapılması gerektiği ve sulh

ceza hâkimlerinin tamamının bu şekilde reddedilmesinin mümkün olmadığı ifade

edilmiştir.

12. Öte yandan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından

21/4/2015 tarihinde, Başsavcılığa yazı yazılarak ilgili soruşturma dosyalarının

tahliye talepleri hakkındaki görüşleriyle birlikte gönderilmesi istenmiştir.

Başsavcılık, asliye ceza mahkemelerinin tahliye talepleriyle ilgili olarak

karar verme yetkisinin bulunmadığını belirterek görüş bildirmemiş ve soruşturma

dosyalarını göndermemiştir.

13. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi "mahkemece hâkimin reddi talepleri ile ilgili yapılan

değerlendirmenin dosyanın esası ile ilgili bir değerlendirme olmadığı,

şüphelilerin tamamının tutuklu bulunduğu, dolayısıyla işin acele işlerden

olduğu, dolayısıyla soruşturma dosyaları ve reddi hâkim talepleri konusunda

görüşlerin istenilmesine rağmen gönderilmemesinin reddi hâkim talepleri

konusunda incelemeye ve bir karar vermeye hukuken engel teşkil etmediği"

gerekçesiyle incelemesini "şüpheliler

müdafilerinin dilekçeleri, yazılı ve CD ortamındaki dilekçe ekleri, ilgili

savcılıklardan ve Sulh Ceza Hâkimliklerinden gelen yazı cevapları ve

görüşleri" üzerinden gerçekleştirmiştir. Mahkeme 24/4/2015

tarihinde İstanbul 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. (bütün) sulh ceza

hâkimlerinin reddi taleplerinin kabulüne, şüphelilerin tahliye talepleri

konusunda karar verilmek üzere 24/4/2015 tarihinde asliye ceza nöbetçisi olan

İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi M.B.nin

görevlendirilmesine karar vermiştir.

14. Başsavcılık tarafından talepte bulunulması üzerine İstanbul

10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2015 tarihinde, İstanbul 29. Asliye Ceza

Mahkemesinin hâkimlerin reddi isteminin kabulüne ve görevlendirmeye ilişkin

kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermiştir.

15. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği, aynı tarihte İstanbul 32.

Asliye Ceza Mahkemesine bir yazı yazarak tahliye taleplerine bakma görev ve

yetkisinin kendilerinde bulunduğunu belirtmiş ve ilgili taleplerin

gönderilmesini istemiştir.

16. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi, Başsavcılıkça soruşturma

dosyalarının gönderilmemesi ve tahliye talepleri konusunda görüş bildirilmemesi

üzerine tutukluluğun devamı yönünde mütalaada

bulunulduğunu değerlendirerek tahliye talepleri konusundaki

incelemesini "işin tahliye yönünden

değerlendirilmesinde bir sakınca olmadığı" gerekçesiyle şüpheli

müdafilerinin sunduğu bazı belge ve CD'ler üzerinden gerçekleştirmiştir.

Mahkeme 25/4/2015 tarihinde başvurucunun da aralarında olduğu tüm şüphelilerin

tahliyesine karar vermiştir.

17. Diğer taraftan Başsavcılıkça talepte bulunulması üzerine

İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2015 tarihinde, İstanbul 32. Asliye Ceza

Mahkemesinin tahliyeye ilişkin kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine ve

şüphelilerin tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir. Kararda "İstanbul Adliyesindeki tüm Sulh Ceza

Hâkimliklerinin reddine ve tutuklu şüphelilerin tahliye istemine ilişkin

taleplerin Asliye Ceza Mahkemesi veya Ağır Ceza Mahkemelerince

değerlendirilmesinin ve bu değerlendirmeler neticesinde tahliye talebinin reddi

veya kabulü yönünde bir karar verilmesi halinde verilen bu kararların hukuken

yasal mevzuatımıza göre mümkün olmadığı, verilen bu kararların da hukuken

geçersiz, uygulanabilirliği olmayan ve mutlak butlan ile batıl olan veya diğer

bir anlatımla yok hükmünde sayılan kararlar niteliğinde olduğu"

ifade edilmiştir.

18. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 26/4/2015 tarihinde

tahliye müzekkerelerini Başsavcılığa göndermiştir. Başsavcılıkça İstanbul 10.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/4/2015 tarihli kararına atıf yapılarak şüpheliler

hakkında düzenlenen tahliye müzekkereleri İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine

iade edilmiştir.

19. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015 tarihinde

şüphelilerin tahliyesine ilişkin müzekkereleri yeniden Başsavcılığa göndermiş,

Başsavcılık bunları tekrar İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine iade etmiştir.

20. Tahliye müzekkerelerinin ikinci kez iade edilmesi üzerine

İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015 tarihinde, tahliye

müzekkerelerinin yeniden Başsavcılığa gönderilmesine dair bir karar vermiştir.

21. Öte yandan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015

tarihinde, İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/4/2015 tarihli kararlarının

yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermiştir.

22. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 29/4/2015 tarihinde;

önceki kararlarda görevsiz olunmasına rağmen dilekçelerin değerlendirilerek

soruşturma aşamasında olan işlerle ilgili hâkimin reddi taleplerinin kabulüne

karar verildiğini, hukuki yanılgıya düşülerek verilmiş olan bu kararların usul

ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin görevine girmeyen bir hususta karar

verildiğini belirterek önceki kararlarının yok hükmünde sayılmasına karar

vermiştir.

23. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi de 28/4/2015 tarihinde "... hazırlık soruşturmalarında hâkim

tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak, bunlara karşı

yapılan itirazları incelemek yetkisinin münhasıran Sulh Ceza Hâkimliğine ait

olduğu, Asliye Ceza Mahkemelerinin soruşturma aşamasındaki işler ile ilgili

olarak tutuklama ve tahliye kararı verme yetkilerinin olmadığı, Mahkememizce

verilen 25/04/2015 tarihli ... karar ile mahkememizce verilen tahliye kararı[nın] mahkememizin

görevsiz bulunması nedeniyle yok hükmünde sayılması gerektiği ..."

gerekçesiyle tahliyeye ilişkin kararlarının yok hükmünde sayılmasına karar

vermiştir.

24. Başvurucu, serbest bırakılmama hakkında nihai karar olan

İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin son kararını 30/4/2015 tarihinde

öğrendiğini bildirmiştir.

25. Başvurucu -2015/7809 sayılı başvuru yönünden- 11/5/2015

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

26. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği 19/3/2015 tarihinde, Başsavcılığın

talebi üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin

tutukluluk durumunu incelemiş ve başvurucu ile diğer şüphelilerin tutukluluk

hâllerinin devamına karar vermiştir.

27. Başvurucu 2/4/2015 tarihinde bu karara itiraz etmiş,

İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 3/4/2015 tarihinde itirazın kesin olarak

reddine karar verilmiştir.

28. Başvurucu, anılan kararı 16/4/2015 tarihinde öğrenmiştir.

29. Başvurucu -2015/8410 sayılı başvuru yönünden- 15/5/2015

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

30. Başsavcılıkça başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin

resmî belgede sahtecilik, iftira ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

cezalandırılmaları istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmıştır.

31. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/281 sayılı

dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

32. Devam eden yargılama sonunda Mahkeme 3/11/2017 tarihli

kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12 yıl hapis

cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

33. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf incelemesi devam etmektedir.

34. Öte yandan bu tutuklama kararı öncesinde İstanbul 1. Sulh

Ceza Hâkimliğinin 4/9/2014 tarihli kararı ile başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme

suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda başvurucu hakkında

yürütülen soruşturma sonucunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu

davasının açıldığı ve bu Mahkemenin E.2015/366 sayılı dosyası üzerinden

yargılamanın tutuklu olarak devam ettiği anlaşılmıştır.

35. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan tutuklanmasına

ilişkin olarak ayrıca 24/10/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine (B. No:

2014/16838) başvuruda bulunmuştur. Söz konusu başvuruda başvurucu; doğal hâkim

ilkesine aykırı olarak kurulmuş, tarafsız ve bağımsız olmayan mahkemelerce

kanuna aykırı olarak tutuklanması ve isnat edilen suçlara ilişkin hakların

bildirilmemesi nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkının, soruşturma sürecinde

kamu görevlilerinin insan haysiyeti ile bağdaşmayan eylemleri nedeniyle kötü

muamele yasağının, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunmamasına karşın suçlu

ilan edilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin, mensubu olduğu iddia edilen

cemaate yönelik nefret ve ötekileştirme söylemi ile meslekten atılması ve

hakkında uydurma soruşturmalar açılması nedeniyle ayrımcılık yasağının ve

etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Anayasa Mahkemesi 9/9/2015 tarihinde, kötü muamele ile

ilgili iddialar yönünden başvuru yollarının tüketilmemiş

olması; başvurucu hakkındaki suçlamalar ve hakları bildirilmeden,

avukat yardımından yararlanma hakkı tanınmadan gözaltına alındığı iddiaları

yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması;

gözaltı ve tutuklamanın kanuni olmadığı iddiaları yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması; ayrımcılık

yasağının, etkili başvuru hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği

iddiaları yönünden açıkça dayanaktan yoksun

olması; doğal hâkim, tarafsız ve bağımsız hâkim ilkelerinin ihlal

edildiği iddiaları yönünden açıkça

dayanaktan yoksun olması nedenleriyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Mehmet Fatih Yiğit ve diğerleri,

B. No: 2014/16838, 9/9/2015).

37. Başvurucunun farklı tarihlerde iki ayrı suçtan tutuklanmış

olması nedeniyle hangi tutuklama kararının işleme konulduğu ilgili ceza infaz

kurumlarından sorulmuştur. Ceza infaz kurumlarınca verilen bilgide, Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme suçundan verilen tutuklama kararının işleme konulduğu, hâlen bu

kararın uygulanmakta olduğu, eldeki başvuru kapsamında silahlı terör örgütüne

üye olma suçundan hakkında verilen tutuklama kararının infaza konulmadığı ifade

edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; suç işlediğine dair kuvvetli belirti olmamasına

rağmen tutuklandığını, olayda kaçma ve delilleri etkileme ihtimalinin

bulunmadığını, tutuklama ve tutukluluğa itirazın reddi kararlarının gerekçeden

yoksun olduğunu, verilen kararlarda adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz

kalacağının açıklanmadığını, bu kadar bilinen bir soruşturmada tutuklanması

nedeniyle kamuoyunda suçlu olduğu algısının uyandırıldığını, tutukluluğun

devamına ilişkin kararlarda kaçma şüphesi ve delilleri karartma nedenlerine

ilişkin yeterli bir gerekçenin bulunmadığını, bu kararlarda soruşturma

mercilerince hangi delillere ulaşıldığının ve soruşturmanın neden

sonuçlandırılmadığının tartışılmadığını, matbu gerekçelerle tutukluluğun devam

ettirildiğini belirterek masumiyet karinesi ve kişi hürriyeti ve güvenliği ile

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Başvurucu ayrıca İstanbul Sulh Ceza Hâkimlerinin tümünün

reddine ve tahliyeye ilişkin talepte bulunduğunu, İstanbul 29. Asliye Ceza

Mahkemesince hâkimlerin reddi isteminin kabul edildiğini ve tahliye talebini

karara bağlamak üzere İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin görevlendirildiğini

ve bu Mahkeme tarafından da tahliye kararı verildiğini, buna rağmen serbest

bırakılmasının hukuka aykırı bir şekilde engellendiğini, tutukluluğuna ilişkin

karar veren sulh ceza hâkimliklerinin doğal

hâkim ilkesine aykırı olduğunu, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme

niteliğinde bulunmadığını, soruşturma dosyasında gizlilik (kısıtlama) kararı

verilmesi nedeniyle soruşturma belgelerinin tamamına erişemediklerini

belirterek etkili başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

41. Anayasa'nın 19. maddesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen

:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının

veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması

veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu maddeveya

alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede

tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan

tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya

giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir

kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden

yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.

Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama

veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bununhemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal,

toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

(Değişik

cümle: 3.10.2001-4709/4 md.)Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın

mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz

saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır.Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı

olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.

(Değişik:

3.10.2001-4709/4 md.)Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal

bildirilir.

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir.

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.

(Değişik:

3.10.2001-4709/4 md.)Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin

uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe

ödenir."

42. Başvurucunun tüm iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinde

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

43. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı devletin bireylerin

özgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına alan temel bir

haktır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 62).

44. Anayasa Mahkemesi, hürriyetten yoksun bırakma kavramını

Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında tanımlamıştır. Buna göre hürriyetten yoksun

bırakma, bir kimsenin kısıtlı bir alanda ihmal edilemeyecek bir süre için

tutulması ve bu kişinin söz konusu tutmaya rıza göstermemiş olması şeklinde

ifade edilebilecek iki unsuru içermektedir (Cüneyt

Kartal, B. No: 2013/6572, 20/3/2014, § 17).

45. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin hürriyetlerinden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır (Murat Narman, B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 42). Devam eden fıkralarda ise hürriyetinden yoksun

bırakılan kişiler bakımından güvencelere yer verilmiştir. Bu bağlamda maddenin

dördüncü fıkrasında yakalama veya tutuklama sebepleri ile iddiaların

bildirilmesi, beşinci fıkrasında gözaltı süresi, altıncı fıkrasında yakalama

veya tutuklamanın yakınlara bildirilmesi, yedinci fıkrasında tutuklanan

kişilerin makul sürede yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme hakkı, sekizinci fıkrasında hürriyetten yoksun

bırakılmaya karşı yargı merciine başvurma hakkı, dokuzuncu fıkrasında tazminat

hakkı güvence altına alınmıştır.

46. Anayasa'nın 19. maddesinin metni bir bütün olarak

değerlendirildiğinde maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki sınırlama

sebeplerinin kişilerin fiziksel özgürlüklerine ilişkin olduğu, ayrıca devam

eden fıkralardaki güvencelerin de fiziki olarak hürriyetinden yoksun bırakılmış

kişiler bakımından getirildiği görülmektedir. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının güvence altına aldığı şey, bireylerin yalnızca fiziksel

özgürlüğüdür (Galip Öğüt [GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, § 35).

47. Anayasa Mahkemesi, yakalama emirlerinin infaz edilmediği

dönemde temel hak ve hürriyetlere yönelik bazı etkileri bulunsa da bu dönemde

henüz kişilerin fiziksel özgürlükleri maddi olarak kısıtlanmamış olduğundan söz

konusu etkilerin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir (Galip Öğüt, § 41). Aynı durum infaz

edilmemiş veya infaza henüz konulmamış tutuklama kararları için de geçerlidir (Ferhat Encu, B.

No: 2017/4576, 28/6/2018, § 53).

48. Somut olayda başvurucu, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin

4/9/2014 tarihli kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan tutuklanmıştır (bkz.

§ 34). Başvurucu ayrıca İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 27/12/2014 tarihinde

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır (bkz. § 8).

49. Başvurucu her iki tutuklama kararı nedeniyle ayrı ayrı

bireysel başvuruda bulunmuştur (bkz. § 35).Bununla

birlikte başvurunun konusunu oluşturan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

verilen tutuklama kararının işleme konulmadığı ilgili ceza infaz kurumlarınca

belirtilmiştir. Atılı suçtan verilmiş bir tutuklama kararı bulunmakta ise de

başvurucunun bu suçtan verilen tutuklama kararı nedeniyle fiziksel olarak

özgürlükten yoksun bırakılması söz konusu değildir. Sonuç olarak silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklama kararına ilişkin olarak başvurucunun kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına bir müdahalede bulunulmamıştır (bkz. § 37).

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkin

olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Ömer MENCİK

Başvurucu

:

Kazim AKSOY

Vekili

:

Av. Murat

ERDOĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/7809, 9 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Başvurucunun İddiaları
  8. B. Değerlendirme
  9. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  10. Yıldırım
  11. Kömürcü
  12. Akıncı
  13. Topal
  14. M. Emin KUZ
  15. Erdoğan
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/7809
Tarih
9 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Ömer Ayıcı Başvurusu (B. No: 2015/2555)
  • Ali Şükrü Okur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/35)
  • Namet Sevinç Başvurusu (B. No: 2015/9155)
  • Atakan Orhan Başvurusu (B. No: 2015/467)
  • Leyla Ülgen Başvurusu (B. No: 2014/12007)
  • Feramuz Bekkaya Başvurusu (B. No: 2015/1165)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.