İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Namet Sevinç Başvurusu (B. No: 2015/9155)

1. Başvuru, özel hayat kapsamında kalan eylemi gerekçe

Başvuru No2015/9155Tarih10 Ocak 2019Okuma16 dk · 3.236 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Namet Sevinç Başvurusu

Karar tarihi
10 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/9155
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.236 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, özel hayat kapsamında kalan eylemi gerekçe

gösterilerek başvurucunun başka bir göreve atanmak üzere görevden alınması

nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Bingöl Tarım İl müdürü olarak çalışan başvurucu hakkında,

Tarım İl Müdürlüğü Misafirhanesinde (Misafirhane) kalan bir kadınla gönül

ilişkisi olduğu yönündeki iddialar nedeniyle disiplin soruşturması

başlatılmıştır.

8. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı

müfettişleri iddialar ile ilgili olarak 30/6/2010 tarihli raporu

hazırlamışlardır. Raporda özetle; başvurucunun 12/6/2010 tarihinde maç

seyredeceğini söyleyerek evden çıktığı, uzun bir aradan sonra eve dönmeyince

başvurucunun eşinin polis karakoluna müracaat ederek başvurucunun kaybolduğunu

belirtmesi üzerine yapılan aramalarda başvurucunun Misafirhanenin bahçesinde

oturur vaziyette bulunduğu, oturduğu yerin üstündeki odanın sinekliğinin

yırtılmış ve duvarda ayak izlerinin olduğunun görüldüğü ve bu odada

başvurucunun ilişkisi olduğu iddia edilen kadının kaldığının tespit edildiği

belirtilmiştir. Başvurucu ile ilişki yaşadığı iddia edilen kadının polis

karakolunda alınan ifadesinde, başvurucu ile gönül ilişkisi olduğunu ve

aramalar sırasında odasında olan başvurucunun paniğe kapılarak sinekliği yırtıp

bahçeye atladığını kabul ettiği vurgulanmıştır. Raporda ayrıca disiplin

soruşturması sırasında polis karakolundaki ifadesinin baskı altında alındığını

iddia ederek kadının beyanından döndüğü, başvurucuyla gönül ilişkisi olduğuna

dair kabul içerikli ilk beyanın tanık ifadeleriyle de doğrulandığı vurgulanmıştır.

Rapor sonucunda, başvurucu hakkında başarılı sicili gözetilerek uyarma cezası

verilmesi ve başvurucunun il dışında Bakanlıkça uygun görülecek bir göreve

atanması kanaatine varıldığı ifade edilmiştir.

9. Anılan rapor doğrultusunda, başvurucu hakkında uyarma

disiplin cezası verilmiş ve 12/8/2010 tarihli Müşterek Kararname ile Tarımsal

Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğüne uzman olarak atanmıştır.

10. Başvurucu, atama işleminin iptali istemli dava açmıştır. Elazığ 2. İdare Mahkemesi 8/2/2012 tarihinde davanın reddine

karar vermiştir. Karar gerekçesinde, müfettiş raporu ve dosya kapsamına göre

Misafirhanede kalmakta olan bir kadın ile başvurucunun ilişki yaşadığının sabit

olduğu, başvurucunun görevi ve eylemin ağırlığı gözetildiğinde başvurucunun

görevinden alınarak uzman olarak atanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı

belirtilmiştir.

11. Başvurucunun temyiz istemi, Danıştay İkinci Dairesi 3/4/2014

tarihli kararıyla derece mahkemesinin kararının hukuka ve usule uygun olduğunu belirterek

reddetmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 24/3/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

12. Nihai karar6/5/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu tarafından 2/6/2015 tarihinde bireysel başvuru

yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 25/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı

Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir :

"Bu Kanuna ekli (1) sayılı cetvelde

gösterilen unvanları taşıyan görevlere Bakanlar"Bu

Kanuna ekli (1) sayılı cetvelde gösterilen unvanları taşıyan görevlere Bakanlar

Kurulu kararı ile, (2) sayılı cetvelde gösterilen unvanları taşıyan görevlere

müşterek kararla atama yapılır.

Bunların nakilleri ve görevden alınmaları da

aynı usule göre olur. "

15. 23/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Memurların kurumlarca görevlerinin ve

yerlerinin değiştirilmesi" kenar başlıklı 76. maddesi şu

şekildedir:

"Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden

kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine

eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı

veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.

Memurlar istekleri ile, kurumlarında

kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka

yerlerdeki kadrolara atanabilirler.

Aşağı dereceye atananların 68 inci maddede

yazılı süre kaydı aranmaksızın eski derecelerine tekrar atanmaları mümkündür.

Kazanılmış hak derecelerinden aşağı derecelere

atananların aylık derece ve kademeleri genel hükümlere göre tespit edilmekle

beraber, atandıkları bu derecelerde geçirdikleri süreler (kesenek ve karşılık

farklarının kendileri tarafından her ay T. C. Emekli Sandığına gönderilmesini

kabul etmeleri şartiyle) emeklilik yönünden eski

derecelerinde değerlendirilir. "

B. Uluslararası Hukuk

16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu

hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla

öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin

ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir

tedbir olması durumunda söz konusu olabilir. "

17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında özel hayatın eksiksiz bir tanımı

bulunmayan geniş bir kavram olduğu belirtilmektedir. Özel hayata saygı hakkı

alt kategorisinde geçen özel hayat kavramı

AİHM tarafından oldukça geniş yorumlanmakta ve bu kavrama ilişkin tüketici bir

tanım yapılmaktan özellikle kaçınılmaktadır (Koch/Almanya, B. No: 497/09, 19/7/2012, § 51). Bununla birlikte

Sözleşme'nin denetim organlarının içtihatlarında bireyin kişiliğini serbestçe geliştirmesi ve gerçekleştirmesi

ve kişisel bağımsızlık

kavramlarının özel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde temel

alındığı anlaşılmaktadır (Sidabras ve Džiautas/Litvanya,

B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/7/2004, § 43; K.

A. ve A. D. /Belçika, B. No: 42758/98, 45558/99, 17/2/2005, § 83; Pretty/Birleşik Krallık, B. No: 2346/02,

29/4/2002 § 61; Christine Goodwin/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 28957/95, 11/7/2002, § 90).

18. Özel hayata saygı hakkına kamu makamlarının keyfî bir

şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Sözleşme'nin 8. maddesi ile sağlanan

güvenceler kapsamında yer almaktadır. AİHM, özel hayata saygı hakkı kapsamında

bulunan bir menfaate devletin müdahale ettiğini tespit ettiğinde Sözleşme'nin

8. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen koşulları incelemektedir. Buna göre

kamu makamlarının müdahalesinin yasal bir dayanağı olup olmadığı, anılan

fıkrada yer alan meşru amaçlara dayalı olup olmadığı, demokratik bir toplumda

gerekli ve orantılı olup olmadığı araştırılmaktadır (Dudgeon/Birleşik Krallık [GK], B.

No: 7525/76, 22/10/1981, § 43; Olsson/İsveç No. 1 [GK], B. No: 10465/83, 24/3/1988, § 59; De Souza Ribeiro/Fransa [BD], B. No: 22689/07,

13/12/2012, § 77).

19. AİHM'e göre mesleki hayat özel hayat kavramı dışında tutulamaz. Özel

hayat unsurları gerekçe gösterilerek mesleki hayata getirilen sınırlamalar,

bireyin sosyal kimliğini etkilediği ölçüde Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamına

girebilmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki insanların büyük çoğunluğu,

dış dünya ile olan ilişkilerini geliştirme olanaklarını en çok mesleki

hayatları çerçevesinde yürüttükleri faaliyet kapsamında elde etmektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, §

45; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §

29).

20. AİHM mesleki hayatla ilgili başvuru türlerinde özel hayat kavramını iki farklı yaklaşıma

göre uygulamaktadır:a) özel

hayata ilişkin bir unsurun anlaşmazlık nedeni olup olmadığı (sebebe dayalı

yaklaşım) ve b) itiraz edilen tedbirin sonuçları bakımından özel hayata dokunan

bir meselenin olup olmadığı (sonuca dayalı yaklaşım). AİHM'e

göre özel hayata ilişkin unsurların mesleğin icrası bakımından aranılan nitelik

ve yeterlilik koşulları bakımından gözetilmiş veya kişinin mesleği ile ilgili

tasarruflara esas alınmış olduğu durumlardan kaynaklanan başvurular sebebe

dayalı yaklaşım çerçevesinde özel hayata saygı hakkı kapsamı içinde

değerlendirilir (Denisov/Ukrayna [BD], B. No: 2011/76639, 25/9/2018, §§ 100-103).

21. AİHM kişinin meslek hayatını etkileyen bir tedbir için öne

sürülen gerekçelerin kişilerin özel hayatına ilişkin olmadığı ancak söz konusu

tedbirin kişinin özel hayatına yönelik ciddi olumsuz etkilerinin bulunduğu veya

bulunma ihtimalinin olduğu durumların konu edildiği başvuruların sonuca dayalı

yaklaşım kapsamında Sözleşme'nin 8. maddesinin kapsamı içine girebileceğini

ifade etmiştir. Bu bağlamda söz konusu olumsuz etkilere ilişkin değerlendirmede

AİHM, kişinin yakın çevresi üzerindeki, özellikle de maddi bakımdan ortaya

çıkan sonuçları, diğerleri ile ilişki kurma ve geliştirme olanakları ile

itibarı üzerindeki olumsuzlukları dikkate almaktadır (Denisov/Ukrayna, § 107).

22. AİHM sebebe dayalı yaklaşımın Sözleşme'nin 8. maddesinin

uygulanmasını gerekli kılmadığı durumlarda, söz konusu tedbirin sonuçlarının

özel hayatın üzerindeki etkilerine ilişkin bir inceleme yapılması gerektiğini

vurgulamıştır. Bununla beraber söz konusu bu ayrımın, ilgili tedbirin altında

yatan sebepleri ve tedbirin sonuçlarını incelerken her iki yaklaşımı birlikte

uygulamasına engel teşkil etmediğini de belirtmektedir (Denisov/Ukrayna,§109).

23. AİHM sonuca dayalı yaklaşım uyarınca inceleme yapılabilmesi

için söz konusu meslekle ilgili tasarrufun özel hayat üzerinde doğurduğu

etkilerin belirli önem ve ciddiyette olmasını aramakta,asgari ağırlıkseviyesine

ulaşmış olması gerektiğini vurgulamaktadır. AİHM, sadece bu sonuçların çok ağır

olduğu ve kişinin özel hayatını önemli derecede etkilediği durumlarda

Sözleşme'nin 8. maddesinin uygulanabilir olduğunu kabul etmektedir (Denisov/Ukrayna,§§ 113, 116).

24. AİHM,sonuca

dayalı yaklaşımı uyguladığı başvurularda iddia edilen ihlallerin ağırlık ve

ciddiyet derecesini değerlendirmeye yönelik kıstaslar oluşturmuştur. Bu

kapsamda başvurucunun söz konusu tedbir öncesi ve sonrasındaki yaşamı

kıyaslanarak maruz kaldığı olumsuz etki değerlendirilmektedir. Ayrıca

sonuçların ciddiyetinin belirlenmesinde, başvurucunun iddia ettiği öznel

algıların, somut başvuruda mevcut nesnel koşullarla birlikte değerlendirilmesi

gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak incelemenin, iddia edilen tedbirin hem

maddi hem de manevi etkilerini kapsaması gerekmektedir. AİHM, başvurucuların

şikâyet edilen tasarrufun özel hayatları üzerindeki olumsuz sonuçlarını somut

verilere dayalı olarak uygun şekilde ispatlamakla yükümlü olduklarını ifade

etmektedir. Ayrıca başvurucular söz konusu şikâyetlerini ulusal merciler önünde

de uygun şekilde dile getirmiş olmalıdırlar (Denisov/Ukrayna, §§ 113-117).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 10/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu;

i. Başarılı bir şekilde görevini yürüttüğünü, sicilinin çok iyi

olduğunu, görevinde başarısız olduğuna dair bilgi ya da belge olmadığını

mesleki yetersizliği ortaya konulmadan mahremiyet alanına dâhil yaşantısı ile

ilgili dedikodudan ibaret iddialar içeren müfettiş raporu yüzünden görevden

alındığını ifade etmiştir. Gönül ilişkisi olduğu söylenen kadının müfettiş

incelemesi sırasında, polis karakolunda verdiği ifadenin baskı altında alındığı

ve doğru olmadığı yönündeki beyanı ile lehine olan tanık ifadelerinin Mahkeme

tarafından gözetilmediğini ve soyut beyanlara dayanan müfettiş raporunun hükme

esas alındığınıvurgulamıştır.

ii. Karara dayanak oluşturan ve polis karakolunda düzenlenen

tutma ve salıverme tutanaklarındaki imzaların kendisine ait olmadığının da kriminal incelemesiyle sabit olduğunu, bu durumun bile

isnat edilen olayın doğru olmadığını kanıtladığını beyan etmiştir. Öte yandan

uyarma cezası verilmesine rağmen görevden alınmasının aynı fiil nedeniyle iki

kez cezalandırılma olarak kabulü gerektiğini, uzman olarak atama nedeniyle

maaşında da düşüş olduğunu belirtmiştir. Bu nedenlerle özel hayata saygı ve

adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri

sürerek yeniden yargılama yapılmasına ve manevi tazminata hükmedilmesinitalep

etmiştir.

27. Başvurucu ek dilekçelerinde, kendisi ile ilgili çeşitli

medya kuruluşlarının yayın organlarında yayınlanan Fetö'nün Bingöl kumpasları, FETÖ'den sahte imza ile

kumpası başlıklı haberleri de sunarak kendisi hakkında verilen

kararlarda imzası olan bazı hâkimlerinFetullahçı

Terör Örgütü (FETÖ) bağlantıları olduğu gerekçesiyle ihraç edildikleri hususu

ile polislerin hakkında düzenlediği ve atanmasına sebep olan olayla ilgili

tutanaklardaki imzanın da kendisine ait olmadığı hususu gözetildiğinde bir

kumpasa maruz kaldığının açık olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, özel hayatına ilişkin bazı

bilgilere dayanılarak hakkındagörevden alma ve uzman

olarak atanma işlemi tesis edildiği yönündeki şikâyetinin Anayasa’nın 20. maddesi

ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmesi uygun

görülmüştür.

29. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 20. maddesi şöyledir:

"Herkes,

özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel

hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. "

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

31. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir

kavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özel

hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde bireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi kavramı

temel alınmaktadır. Anılan hak, herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak

kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte

kişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati de

içermektedir (Serap Tortuk,

B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; Bülent

Polat, B. No: 2013/7666,10/12/2015, §§ 61-63; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704,

3/3/2016, §§ 50-52; Ata Türkeri,

B. No: 2013/6057, 16/12/2015,§§ 30-32).

32. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal

çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Özellikle mahremiyet alanında

cereyan eden cinsel içerikli eylem ve davranışların özel hayata saygı hakkının

kapsamında olduğunda kuşku yoktur. Bu yönüyle özel hayat, öncelikle bireylerin

kendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem

ilişkilere girebilecekleri özel bir alana işaret etmektedir (Serap Tortuk, §§

31-36; Bülent Polat, §§ 61-63; Tevfik Türkmen § 51; Ata Türkeri, §§ 31-34).

33. Öte yandan özel hayata saygı hakkı, ilişki kurmak ve

geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir. Kişilerin

mesleki hayatı özel hayatlarıyla sıkı bir irtibat içindedir. Özel hayata dair

hususlar kişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmışsa özel hayata

saygı hakkı gündeme gelecektir (Bülent Polat,

§ 62; Ata Türkeri, § 31).

34. Bu kapsamda mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatı

hakkında sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarak

kişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları özel

hayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, §

37; Bülent Polat, § 63; Ata Türkeri, § 33).

35. Somut olayda başvurucunun görev yaptığı İl Müdürlüğüne bağlı

Misafirhanede kalanbir kadın ile gönül ilişkisiolduğu yönündeki iddianın başvurucu hakkında tesis

edilen idari işlemin sebebi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, tesis edilen

idari işleme kişinin özel yaşamına ilişkin eyleminin dayanak alınması suretiyle

özel hayata saygı hakkına müdahalede bulunulduğu sonucuna varılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

36. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. ”

37. Bu kapsamda, yukarıda anılan müdahalenin ihlal oluşturup

oluşturmadığının, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun

düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen

nedenlere dayanma,demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun olmave ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşulları yönünden incelenmesi gerekir.

i. Kanunilik

38. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasa

yargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz

konusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir

kanun hükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki,

§ 36).

39. Başvurucu hakkında tesis edilen idari işleminin 2451 sayılı

Kanun'un 2. maddesi ve 657 sayılı Kanun'un 76. maddeleri temelinde yürütüldüğü

anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, somut olayda başvurucunun özel hayata saygı

hakkına yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmaktadır. Mahkeme kararının söz konusu Kanun hükümlerine dayandığı

anlaşıldığından belirtilen yargısal kararların yeterli bir hukuki temele sahip

olduğu görülmektedir.

40. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayatına saygı

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

41. Anayasa’nın 20. maddesinde, özel hayata saygı hakkı için

herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir

şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Anayasa

Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve

özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş

hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.

2010/83, K. 2012/169, 1/11/2012; E. 2012/108, K. 2013/64, 22/5/2013; E.

2013/95, K. 2014/176, 13/11/2014; E. 2014/177, K. 2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033,

13/4/2016, § 46).

42. Kamu görevlilerinin atanma ve nakillerine ilişkin esasların

belirlenmesi hususunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Kanun

koyucuya tanınan takdir yetkisinin amacı kamu hizmetlerinin kesintisiz bir

şekilde yürütülmesini temin etmektedir. Öte yandan Anayasa'nın 129. maddesinin birinci

fıkrasında "Memurlar ve diğer kamu

görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla

yükümlüdürler" denilmiştir. Kamu görevlilerinin Anayasa'ya ve

kanunlara sadakat yükümlülüğünün kamu hizmetlerinin devamlılığının ve belli bir

disiplin içinde yürütülmesinin sağlanmasıyla yakından ilişkili olduğu açıktır. Dolayısıyla

Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sadakat yükümlülüğü

kapsamında, kamu hizmetinin etkin bir şekilde yürütülmesi ve mesleki disiplinin

sağlanması amacıyla idarenin takdir yetkisini kullanarak işlem tesis etmesinin

mümkün olduğu anlaşılmaktadır.

43. Somut olayda başvurucunun görev yaptığı Müdürlüğe bağlı

misafirhanede kalanbir kadın ile gönül ilişkisi

olduğu yönündeki iddialar üzerine başvurucu, Müdürlük görevinden alınmıştır. Başvurucunun

Müdürlük görevinden alınması suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan

müdahalenin, Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan kamu

görevlisinin Anayasa ve kanunlara sadakat yükümlülüğü çerçevesinde, kamu

hizmetinin etkin bir şekilde yürütülmesi ve mesleki disiplinin sağlanması meşru

amacına dayandığı anlaşılmaktadır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine

Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

44. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı

ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde

temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde

demokratik toplum düzeninin gereklerine

aykırı olmama ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş

olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir

ilişki vardır (Ferhat Üstündağ,

B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

45. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak

istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat Üstündağ, § 46).

46. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 46).

47. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,

kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine herhangi bir

vatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumda

gerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının, faaliyetin niteliği ve

sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması

doğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizli

yönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bu

alanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamu

makamlarınca özellikle ciddi gerekçelerin gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§ 47).

48. Buna göre özel hayata saygı hakkına yapılan bir müdahale,

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

49. Somut olayda Mahkeme kararında ve dayanağı olan disiplin

soruşturma raporunda, Bingöl Tarım İl müdürü olan başvurucunun İl Müdürlüğüne

ait Misafirhanede kalan bir bayan ile gönül ilişkisi olduğu tespiti

yapılmıştır. Anılan müfettiş raporundave Mahkeme kararında

başvurucunun eşinin polis karakoluna müracaatı sonrası gelişen olayların

vurgulandığı, olayın tarafı olan bayanın gönül ilişkisini doğrulayan polis

karakolundaki ifadesinin tanık ifadeleriyle de desteklendiği belirtilerek ilk

beyana itibar edildiğinin yeterli gerekçe ile açıklandığı görülmüştür.

50. Öte yandan Başvurucunun küçük bir ilde Tarım İl müdürü

sıfatıyla görev yaptığı, ilişki yaşadığı iddia edilen kişinin kuruma bağlı

Misafirhanede kaldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun

eylemlerinin özel hayat sınırlarını aşarak göreve yansımalarının olduğu

görülmektedir. Ayrıca İdarenin başvurucuya isnat edilen eylemi değerlendirirken

başvurucunun ifa ettiği görevi ve kamu hizmetinin devamlılığını sağlamada

hiyerarşi ile disiplin kurallarının önemini gözettiği anlaşılmaktadır. Bu

durumda, başvurucunun özel hayatına ilişkin eyleminin kurum disiplinini ve

itibarını olumsuz yönde etkileyen bir unsur olarak değerlendirilmesi ve kamu

hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla alınması zorunlu bir

tedbir olarak başvurucunun görev yerinin değiştirilmesinin demokratik bir

toplumda gereklerine uygun olmadığını söylemek güçtür.

51. Ayrıca disiplin soruşturması ve Mahkeme sürecinde

başvurucunun katılımı ve savunması ile delillerini sunması sağlanmak suretiyle

özel hayata saygı hakkının gerektirdiği usule ilişkin güvencelerden

yararlandırılmış olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan başvurucuya isnat edilen

eylemin görev yaptığı kuruma yansımalarının olduğunun tespit edilmesi karşısında

başvurucu hakkında uygulanan yaptırımın, kamu hizmetinin etkin bir şekilde

yürütülmesi ile mesleki disiplinin sağlanması amaçlarına uygun olduğu ve

başvurucunun katlanamayacağı ağır sonuçlarının olmadığı anlaşılmaktadır. Bu

bağlamda, görev yaptığı kamu kurumuna da yansıyan genel ahlak yapısına aykırı

fiili dolayısıyla başvurucu hakkında idari yaptırım uygulanmasının demokratik

toplumun gereklerine uygun olmadığı ve ölçülü olmadığı söylenemez.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarının bir ihlal

içermediği anlaşıldığından Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan

özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

53. Öte yandan başvurucu ek dilekçelerinde başvuruya konu

olayların FETÖ terör örgütünün kumpası olduğu yönündeki iddiaları ile ilgili

Mahkeme kararı ve rapor kapsamı gözetildiğinde iddiaların somut verilere

dayanmadığı, ilgili yargılamanın nasıl ve neden etkilendiğinin yeterli bir

şekilde açıklanmadığı görülerek ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata

saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Namet SEVİNÇ

Vekili

:

Av. Mehmet

DUMANLI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/9155, 10 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; Bülent
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Özgüldür
  15. Dumanlı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/9155
Tarih
10 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Atakan Orhan Başvurusu (B. No: 2015/467)
  • Leyla Ülgen Başvurusu (B. No: 2014/12007)
  • Feramuz Bekkaya Başvurusu (B. No: 2015/1165)
  • Gültekin Avcı Başvurusu (B. No: 2015/17921)
  • Berko İlaç ve Kimya San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/14612)
  • Ramazan Orkun Altınışık Başvurusu (B. No: 2015/6468)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.