İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özge Kahraman Başvurusu (B. No: 2020/35291)

1. Başvuru, güvenlik soruşturması neticesinde elde edilen

Başvuru No2020/35291Tarih4 Şubat 2025Okuma23 dk · 4.655 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Özge Kahraman Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2025
Başvuru Numarası
2020/35291
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.655 kelime·23 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, güvenlik soruşturması neticesinde elde edilen

verilerin silinmesi talebiyle açılan davanın incelenmeksizin reddedilmesi

nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkıyla bağlantılı olarak

etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/10/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği, bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar şöyledir:

5. Başvurucu, başvuruya konu süreçte 4/11/1981 tarihli ve

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na göre planlanan öğretim üyesi yetiştirme

programı (ÖYP) kapsamında görev yapmaktayken 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin (OHAL KHK'sı) 49. maddesi gereğince statüsü değiştirilmiştir.

Buna göre başvurucu, 2547 sayılı Kanun'un 50. maddesinin birinci fıkrasının (d)

bendinde araştırma görevlileri için öngörülen statüye geçirilmiştir.

6. Başvurucu, 2547 sayılı Kanun'un geçici 78. maddesi

gereğince aynı Kanun'un 33. maddesinde düzenlenen hukuki statüye geçiş yapma

olanağının bulunduğunu belirterek bu yönde işlem yapılması talebiyle görev

yaptığı Mersin Üniversitesi Rektörlüğüne (Rektörlük) başvurmuştur. İlgili

Komisyon, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı

Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanunu'nun ek 7. maddesi kapsamında elde edilen

ve mazruf şekilde gönderilen istihbari bilgiler doğrultusunda başvurucunun millî

güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum ya da gruplarla irtibatının

veya iltisakının olduğunun değerlendirildiğine yönelik rapor düzenlemiştir.

12/7/2018 tarihli raporda, başvurucu hakkında herhangi bir kaydın bulunmadığı

ancak elde edilen istihbari bilgilerde başvurucunun ve kardeşinin 2011 yılında

yasa dışı TKP/ML örgütünün memur yapılanmasının üye ve temsilcilerinin

düzenlediği kampa katıldığı ve örgütün gençlik yapılanmasında faaliyet

gösterdiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Rektörlük, söz konusu rapor

doğrultusunda başvurucunun talebinin reddine 18/7/2018 tarihinde karar

vermiştir.

7. Başvurucu, söz konusu istihbari bilgilerin gerçeğe

uygun olmadığını belirterek kendisi hakkındaki kaydın silinmesi talebiyle

İstanbul Emniyet Müdürlüğüne başvurmuştur. 26/6/2019 ve 16/7/2019 tarihlerinde

verilen cevaplarda, 12/4/2000 tarihli ve 24018 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan mülga Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği

gereğince güvenlik soruşturmasının her evresinde gizliliğe uyulacağının ve

sonuçların bilmesi gerekenlerden başkasına açıklanmayacağının düzenlendiği, bu

nedenle talebe cevap verilmeyeceği belirtilmiştir. Bunun üzerine başvurucu,

verilen ret cevabının iptal edilmesi talebiyle idari yargı düzeninde dava

açmıştır. Dava dilekçesinde; güvenlik soruşturması raporlarının kesin ve tek

başına sonuç doğuran bir işlem olduğunu, istihbarat notlarında yer alan

bilgilerin hayatının her aşamasında karşısına çıkmaya devam edeceğini, söz

konusu bilgilerin idari işlemler açısından tek başına hukuki delil olarak ele

alındığını, anılan bilgilerin gerçeğe aykırı olduğunu ve hukuka aykırı olan bu

notların denetimsiz bırakılamayacağını ileri sürmüştür.

8. Ankara 10. İdare Mahkemesi, davaya konu edilen işlemin

tereddüte mahal vermeyecek şekilde ortaya konulması gerektiğini belirterek önce

dava dilekçesinin yenilenmek üzere reddine, dilekçenin yenilenmesinin akabinde

de yetkisizliğe karar vermiştir. Sonraki süreçte İstanbul 5. İdare Mahkemesi

(İdare Mahkemesi), dava konusu edilen istihbarat bilgi notunun kesin ve

yürütülebilir nitelikte bir işlem vasfı taşımadığı ve esasının incelenmesine

hukuken imkân olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar

vermiştir. 10/1/2020 tarihinde verilen kararda; söz konusu bilgi notunun

Rektörlüğün talebi üzerine 2559 sayılı Kanun'un ek 7. maddesi kapsamında

oluşturulduğu, kanaat ve bilgi verici mahiyette olduğu, kayıtların hukuki

geçerliliği olan başka bilgi ve belgelerle desteklenmediği sürece işleme esas

teşkil etmeyeceği ve icrai işlemin hazırlayıcısı niteliğinde bir ön işlem

olduğu ifade edilmiştir. Karara karşı yapılan istinaf başvurusu, İstanbul Bölge

İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesinin 10/9/2020 tarihli kararıyla kesin

olarak reddedilmiştir.

9. Nihai karar 5/10/2020 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

10. İlgili hukuk (ulusal mevzuat, uluslararası

düzenlemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları) için bkz.

E.Ü. [GK], B. No: 2016/1310, 17/9/2020, §§ 22-27, 33-42; Ümit Eyüpoğlu, B.

No: 2018/6161, 28/6/2022, §§ 20-28.

1. İlgili

Mevzuat

11. 2547 sayılı Kanun’un "Araştırma

görevlileri" kenar başlıklı 33. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"a) Araştırma görevlileri,

yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı

olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim

elemanıdır. ... Bunlar ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının

önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün

olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok

üç yıl süre ile atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona

erer. Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler.

..."

12. 2547 sayılı Kanun'un "Lisans üstü

öğretim" kenar başlıklı 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... d) Lisans üstü öğretim yapan

öğrenciler, kendilerine tahsis edilebilecek burslardan yararlanabilecekleri

gibi, her defasında bir yıl için olmak üzere araştırma görevlisi kadrosuna da

atanabilirler. ..."

13. 674 sayılı KHK'nın 49. maddesi şöyledir:

"4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı

Yükseköğretim Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

EK MADDE 30- Öğretim Üyesi Yetiştirme

Programı kapsamında 33 üncü maddenin (a) fıkrası uyarınca araştırma görevlisi

kadrosuna atanmış olup, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte araştırma

görevlisi kadrosunda bulunanların statüleri herhangi bir işleme gerek

kalmaksızın 50 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen statüye

dönüştürülmüş sayılır ve bunlar hakkında söz konusu (d) bendi hükümleri uygulanır.

Bu şekilde statüleri değiştirilen araştırma görevlilerinden 33 üncü maddenin

(a) fıkrasına göre yeniden ataması yapılmayanların mecburi hizmet

yükümlülükleri kaldırılır. 35 inci madde uyarınca başka bir üniversitede ve

yurtdışında eğitimde bulunanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren üniversitelerinin talebi üzerine onbeş gün içinde kendi

üniversitelerine dönmek zorundadırlar. Bu süre içerisinde dönmeyenlerin

atamaları iptal edilir."

14. 674 sayılı KHK'nın 49. maddesi, 10/11/2016 tarihli ve

6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında

Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 44.

maddesinde aynen kabul edilmiştir.

15. 2559 sayılı Kanun'un ek 7. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Polis, Devletin ülkesi ve

milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine ve genel güvenliğine dair

önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asayişi sağlamak üzere, ülke

seviyesinde ve sanal ortamda istihbarat faaliyetlerinde bulunur, bu amaçla

bilgi toplar, değerlendirir, yetkili mercilere veya kullanma alanına ulaştırır.

Devletin diğer istihbarat kuruluşlarıyla işbirliği yapar.

....

Kararda ve yazılı emirde, hakkında

tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, kullandığı telefon

numaraları, ilgili internet bağlantı adresi veya bağlantıyı tesbite imkân veren

kodundan belirlenebilenler ile tedbirin türü, kapsamı ve süresi ile tedbire

başvurulmasını gerektiren nedenler belirtilir. Kararlar, en fazla üç ay için

verilebilir; bu süre aynı usûlle üçer ayı geçmeyecek şekilde en fazla üç defa

uzatılabilir. Ancak, terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde devam eden

tehlikelere ilişkin olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim üç aydan fazla

olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir.

...

Uygulanan tedbirin sona ermesi halinde,

dinlemenin içeriğine ilişkin kayıtlar en geç on gün içinde yok edilir. Durum

bir tutanakla tesbit olunur ve bu tutanak denetimde ibraz edilmek üzere

muhafaza edilir.

...

Bu madde hükümlerine göre yürütülen

faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, birinci fıkrada belirtilen

amaçlar dışında kullanılamaz. Elde edilen bilgi ve kayıtların saklanmasında ve

korunmasında gizlilik ilkesi geçerlidir...."

2. İlgili Yargı Kararları

16. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu'nun Devlet memurluğuna alınacaklarda aranan genel ve özel şartları

içeren 48. maddesine 1/2/2018 tarihinde eklenen "Güvenlik soruşturması

ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" ibaresinin iptaline ilişkin

Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.2018/73, K.2019/65sayılı kararının

ilgili kısmı şöyledir:

"...169. Bu bağlamda güvenlik

soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri

niteliğindedir. Kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında

kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular sorulması da dâhil

olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin

alınması, kaydedilmesi ve kullanılması özel hayata saygı hakkına sınırlama

niteliğindedir.

170. Anayasa'nın 129. maddesinin birinci

fıkrasında memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak

faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir. Belirtilen hususlar

gözetilerek kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından birtakım şartlar

getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler kamu hizmetinin etkin ve

sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla kamu görevine

atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını

öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alanda düzenleme

getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde

tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma

yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye

kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir.

171. Kuralda güvenlik soruşturması

ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel şartlar arasında

sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek

bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına,

hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına ilişkin herhangi bir

düzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv

araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilen kullanılmasına ilişkin

temel ilkeler belirlenmeksizin kuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşiv

araştırması yapılması devlet memurluğuna alımlarda aranacak şartlar arasında sayılmıştır.

172. Güvenlik soruşturması ve arşiv

araştırması sonucunda devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri

niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik

güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve

kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddeleriyle

bağdaşmamaktadır.

173. Açıklanan nedenlerle kural

Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir."

17. Danıştay Onuncu Dairesinin 16/11/1995 tarihli ve

E.1995/1313, K.1995/5706 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Dava, davacının hakkında

düzenlenen bilgi fişinin kayıtlardan silinmesi isteminin reddi yolunda tesis

edilen işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Ankara 9. İdare Mahkemesi, düzenlenen

bilgi fişinin tek başına davacının menfaatini etkileyen kesin ve yürütülmesi

zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Davacı, hakkında kovuşturmaya yer

olmadığına karar verildiği halde fiş kaydının iptal edilmediğini, hakkında düzenlenen

fişin icrai nitelikte idari bir işlem olduğu, dolayısıyla idari davaya konu

olabileceğini iddia ederek anılan mahkeme kararının temyizen incelenip

bozulmasını istemektedir.

Dava ve temyiz dosyasının

incelenmesinden; hakkında 1984 yılında uyuşturucu madde kaçakçılığı

suçlamasıyla fezleke düzenlenen davacının, İstanbul Sıkıyönetim Askeri

Mahkemesine sevk edildiği, bundan dolayı İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından

hakkında "yakalandı" kaşeli bilgi fişi tanzim edildiği, Sıkıyönetim

Askeri Savcılığı tarafından davacı hakkında "kovuşturmaya yer

olmadığına" karar verildiği, bilgi fişinin, dayanağının ortadan kalkmasına

karşın güvenlik soruşturmalarını olumsuz etkilediğinden bahisle, iptali

istemiyle davalı idareye başvurulmasına karşın bu istemin reddedildiği ve

davanın bu konudaki işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu bilgi fişinin yaşamı boyunca

her an ilgilinin karşısına çıkarılabileceği açık olup, ilgilinin menfaat ilgisi

bulunduğu, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olduğu tartışmasız olan fiş

kaydı şeklindeki idari işlemin idari davaya konu olabileceğinin kabul edilmesi

gerekmektedir. Aksi bir düşünce, bir kısım idari işlemlerin yargı denetiminin

dışında kalması gibi bir sonuç doğuracaktır. Böyle bir durumun hak arama özgürlüğü

ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılamayacağı açıktır. Bu itibarla davacı

hakkında düzenlenen bilgi fişinin idari davaya konu olabilecek nitelikte

olmadığı gerekçesiyle davayı reddeden idare mahkemesi kararında hukuki isabet

görülmemiştir."

B. Uluslararası

Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel

ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir."

19. Sözleşme'nin "Etkili başvuru hakkı"

kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak

ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası

için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci

önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir."

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin

13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin ulusal düzeyde korunması için

etkili bir başvuru yolunun var olması gerektiğini belirtmektedir. AİHM'e göre

Sözleşme'nin 13. maddesi yetkili ulusal makamlar tarafından Sözleşme kapsamına

giren bir şikâyetin esasının incelenmesine izin veren ve uygun bir telafi

yöntemi sunan bir iç hukuk yolunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca bu

hukuk yolunun teoride olduğu kadar pratikte de etkili bir yol olması

gerekmektedir (İlhan/Türkiye [BD], B. No: 22277/93, 27/6/2000, § 97; Kudla/Polonya

[BD], B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 157; Özpınar/Türkiye, B. No:

20999/04, 19/10/2010, § 82).

21. AİHM, etkili başvuru hakkının Sözleşme çerçevesinde

savunulabilir nitelikteki bir şikâyetin etkili bir şekilde mahkemelerce

incelenmesini ve öngörülen yolun uygun bir telafi imkânı sunmaya elverişli

olmasını güvence altına aldığını vurgulamaktadır (Kudla/Polonya, § 157; Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan,

B. No: 11379/03, 10/2/2011, § 35). AİHM, iç hukuktaki düzenlemelerin

başvuruculara bu anlamda asgari güvenceleri içerecek şekilde yeterli bir hukuk

yolu sunup sunmadığını irdelemektedir (Dimitrov-Kazakov/Bulgaristan, §

36).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Anayasa Mahkemesinin 4/2/2025 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu; güvenlik soruşturması yapılarak istihbari

bilgi toplanması ve ilgili kurumlara sunulmak üzere hakkında bilgi notu

oluşturulması suretiyle gerçekleştirilen işlemin üçüncü kişiler ve kurumlar

üzerinde doğrudan sonuç doğurduğunu, söz konusu işlemin icrai, tek yanlı,

belirleyici, kesin ve tek başına sonuç doğurucu nitelikte olduğunu ileri

sürmüştür. Yaşamı boyunca her an karşısına çıkacağı açık olan işlemin

hukukiliğinin incelenmesi amacıyla ilgili yargı içtihatlarına dayanarak açtığı

davanın ortada icra edilebilir bir işlem olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini,

bu gerekçenin sonuç doğurucu nitelikteki istihbarat bilgilerini hukuki denetim

dışında bıraktığını ve hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığını iddia etmiştir.

Başvurucu, kişisel veri mahiyetinde olan birtakım bilgilerin herhangi bir

hukuki denetimden geçirilmeden doğru kabul edilmesi ve sonucu ağır olan

işlemlerin tek gerekçesi olarak kabul edilmesine yol açan bu yaklaşım nedeniyle

kişilik haklarının zedelendiğini ifade etmiştir. İstihbarat notunun doğru

tespitler içermediğini ve somut dayanağının bulunmadığını, kayıt altına alınan

bu tür verilerin silinmesi talebinin reddine karşı açtığı davanın

incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkının, özel hayata saygı hakkının ve örgütlenme

hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde, ilgili mevzuata ve Anayasa

Mahkemesinin anılan iptal kararına (bkz. § 16) yer verilmiştir. Ayrıca görüşte,

somut olayda iddia ve savunmaların mahkemelerce dikkate alındığı ve gereken araştırmaların

yapıldığı, elde edilen bilgi ve belgeler ışığında yürürlükteki mevzuatın

değerlendirildiği, verilen kararın makul bir şekilde ve ayrıntılı olarak

gerekçelendirildiği ifade edilmiştir. Öte yandan görüş yazısının ekinde yer

alan İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 16/2/2024 tarihli yazısında, başvurucunun

28/5/2018 tarihli güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması formunu imzaladığı

ve bu suretle hakkında gerçekleştirilen güvenlik soruşturmasına rıza gösterdiği

belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu dilekçede başvuru

formunda yer alan iddialarını ve taleplerini yinelemiştir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği" kenar

başlıklı 20. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel

verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle

ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların

düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."

26. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, ...

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan ... engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve

manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

27. Anayasa’nın "Temel hak ve hürriyetlerin

korunması" kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

"Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma

imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin

hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek

zorundadır.

Kişinin, resmî görevliler tarafından

vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin

edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvuruya konu olayda, idarenin talebi üzerine başvurucu hakkında

yapılan güvenlik soruşturması neticesinde istihbarat bilgi notu düzenlenmiş ve

söz konusu nota karşı açılan iptal davasında İdare Mahkemesince ortada kesin ve

yürütülebilir nitelikte bir işlem olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin

reddine karar verilmiştir. Söz konusu sürece ilişkin olarak başvurucunun temel

iddiası, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında kaldığını ve

kendisiyle ilişkilendirildiğini belirttiği birtakım verilerin kamusal

makamlarca hukuka aykırı şekilde tutulduğu iddiasıyla açtığı iptal davasının

esastan incelenmediğine, bu suretle etkili, ciddi ve sonuç alıcı şekilde bir

çözüm imkânı sunulmadığına dairdir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının

öncelikle Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına

alınan etkili başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

30. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan

kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, kişilerin kendisiyle ilgili kişisel

veriler hakkında bilgilendirilme ve bu verilere erişim hakkını da içermektedir.

Kişilerin kendisi hakkında hangi verilerin kim tarafından, ne zaman ve hangi

nedenle işlendiğini bilmesi bu verileri düzeltme, sildirme, engelleme gibi

haklarını kullanmasını da mümkün kılmakta ve anayasal güvencelerin hayata

geçirilmesini sağlamaya yönelik tamamlayıcı bir özellik taşımaktadır (Ümit

Eyüpoğlu, § 50).

31. Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine

bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine

yönelen, zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Bunun yanında

Anayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması

için gerekli şartların hazırlanması, devletin temel amaç ve görevlerinden biri

olarak sayılmaktadır. Bu düzenlemeler ışığında devletin bireylerin kişisel

verilerinin korunmasını isteme hakkına keyfî olarak müdahale etmemenin yanında

üçüncü kişilerin hak ve özgürlüklerine yönelen saldırıları önlemekle yükümlü

kılındığı, bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin bulunduğu açıktır (Ali

Çığır, B. No: 2015/19298, 8/5/2019, § 32; Erol Kumcu, B. No:

2015/18988, 9/5/2019, § 32; U.B., B. No: 2015/3175, 10/10/2019, § 33).

32. Söz konusu yükümlülükler, yakın tehlikelere karşı

kişilerin özel hayatlarının bir parçası olan kişisel verilerinin korunmasını ve

devam eden haksız müdahalelerin durdurulmasını sağlayabilmelidir. Ayrıca

müdahalenin kaynağı olan işlemler, eylemler veya ihmaller konusunda kişilere

etkili bir karşı çıkma ve oluşan zararların tazmin edilebilmesi için telafi

etme imkânı tanımalıdır. Bu imkân ise ancak etkili bir başvuru yolunun mevcut

olması ile mümkündür (Meral Danış Beştaş (3), B. No: 2017/34087,

13/10/2020, § 36).

33. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal

edildiğini ileri süren herkese, hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını

inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini

engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama)

elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanması

olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47).

34. Müdahalenin kim tarafından gerçekleştirildiğine,

müdahalenin devam edip etmediğine ve özel düzenlemelerin öngörülüp

öngörülmediğine göre ihlal iddialarının tespit edilmesi, ihlalin giderilmesi

konusunda başarı şansı sunan hukuki yollar farklılaşabilmektedir. Bu noktada

etkili hukuki yolların bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve etkili olabilecek

hukuk yollarına başvurulması durumunda bu yolun pratikte de etkili şekilde

işletilip işletilmediğinin irdelenmesi önem arz etmektedir (Meral Danış

Beştaş (3), § 38).

35. Bireylerin hak aramalarına olanak sağlayacak hukuk

yolunun türünü ve yöntemini belirleme, usul kurallarını saptama konusunda

Devletin takdir yetkisi bulunmaktadır. Söz konusu yolun etkili şekilde işleyip işlemediği

ise somut uyuşmazlıkların ne ölçüde çözümlenebildiğiyle ve hak arayanın ileri

sürdüğü hususların ne şekilde karşılandığıyla ilgilidir. Hukuk sistemimizde

bireyler, kamusal makamların eylem veya işlemlerine doğrudan muhatap

olduklarında söz konusu eylem ya da işlemin hukukiliğini denetlettirme ve varsa

uğradığı zararı tazmin etme gayesiyle idari yargı düzeninde dava

açabilmektedir.

36. İdari işleme karşı açılan iptal davasının amacı,

idari işlemin hukuka aykırılığının tespit edilmesini ve işlemin iptal edilmesi

suretiyle işlemin tesisinden önceki duruma geri dönülmesini sağlamaktır.

Bireysel bir işleme karşı açılan iptal davasında kurulan iptal hükmü geçmişe

etkili olup idari işlemi geçmişe yönelik olarak hukuk âleminden kaldırır. Diğer

ifadeyle idari mahkeme tarafından iptal edilen bir idari işlem, hiç tesis

edilmemiş sayılır. İptal davasında idari işlemin hukuka aykırı olduğunu tespit

eden hâkimin yetkisi, iptal edilen işlemin yerine kaim olacak şekilde yeni bir

karar vermeden dava konusu işlemi iptal etmekle sınırlıdır (Erol Aksoy (2)

[GK], B. No: 2016/11026, 12/12/2019, § 51).

37. Bu anlamda idari yargı düzeninde ihdas edilen iptal

davası yolu, idarenin eylem ya da işlemleri nedeniyle menfaati etkilenen

bireylerin başvurabileceği yollardan biridir. Bir yolun hukuk düzeninde var

olması söz konusu yolun etkili şekilde işlediği anlamına gelmez. Etkili yol,

iddiaların esasının incelenmesine imkân sağlamalı ve uygun bir telafi yöntemi

sunmalıdır. Söz konusu yola başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut

olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan

savunulabilir nitelikteki iddiaların temel hak ve hürriyetlerin korunması

gayesiyle uyumlu şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı sonucuna

ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili ve

yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir.

38. Ayrıca bireylerin temel hak ve hürriyetlerine

müdahale teşkil eden eylem, işlem ya da ihmallerin hukuka uygunluğunun

denetlenmesine olanak sağlayan düzenlemelerin herhangi bir yargı merciine

başvurma imkânını ortadan kaldıracak şekilde dar yorumlanmaması ve yargısal

koruma sağlama konusunda yargı makamlarınca temel hak ve özgürlükleri önceleyen

bir yaklaşım içinde olunması etkili başvuru hakkının gereklerinin sağlanması

açısından önem arz etmektedir (Meral Danış Beştaş (3), § 42).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

39. Başvuru; güvenlik soruşturması neticesinde düzenlenen

istihbarat bilgi notunun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılan iptal davasının

esasa girilmeden reddedilmesi ve davanın incelenmeksizin reddine karar

verilmesi nedeniyle ihlal iddialarını dile getirebileceği etkili bir başvuru

yolunun bulunmamasına, bir başka deyişle mevcut yargısal sistemin etkili

şekilde işletilmemesine ilişkindir.

40. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesin

kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu

hakkın kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilmeyi, bu

verilere erişmeyi, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etmeyi ve

amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı ifade

edilmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, §§ 19, 20; Ümit

Eyüpoğlu, § 45). Anayasa Mahkemesinin sıklıkla kabul ettiği üzere

güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri

niteliğindedir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla

yetkilendirilen birimler; araştırdıkları ve bilgi topladıkları bireylerin

kişisel veri niteliğindeki özel hayatlarıyla, iş ve sosyal yaşamlarıyla ilgili

bilgileri almakta ve bu kayıtları kullanmaktadır. Dolayısıyla güvenlik soruşturması

ve arşiv araştırması yapılması muhataplarının kişisel verilerinin korunmasını

isteme hakkına bir müdahale teşkil etmektedir (AYM, E.2018/73, K.2019/65,

24/07/2019, § 169; AYM, E.2020/24, K.2021/39, 03/06/2021, § 44; Fatih

Saraman [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 61; Arif Ali Cangı

[GK], B. No: 2016/4060, 17/9/2020, § 65).

41. Temel hak ve hürriyetlerine müdahalede bulunulan

bireylerin söz konusu müdahalenin hukukiliğini denetlettirme haklarının olduğu

tartışmasızdır. Bu anlamda Devletin etkili ve pratikte işleyen hukuk yolları

oluşturma konusunda pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük sonuçtan

bağımsız bir araç yükümlülüğüdür. İdarenin eylem ve işlemlerine karşı bireyler,

hukuki iddia ve argümanlarla öngörülebilir usul kuralları çerçevesinde davalar

açabilmeli ve uyuşmazlık konusu edilmeye hukuken uygun olan eylem ve işlemleri

hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde incelettirme imkânından uzak kalmamalıdır.

42. Tek taraflı ve gizli şekilde yürütülen güvenlik

soruşturmaları idareye geniş bir tarama ve yetki kullanma imkanı sağlamakla

birlikte söz konusu yetkinin keyfi şekilde kullanılmaması esastır. Dolayısıyla

bu tür faaliyetler neticesinde elde edilen ve kişiler hakkında tesis edilecek

diğer işlemlere dayanak kabul edilecek kişisel verilerin tutarlı, usule ve

gerçeğe uygun şekilde tutulması, bireylerin Devlete güven duyabilmesini temin

edecek biçimde saklanıp kullanılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda Devletin

yasal düzenlemeleri hayata geçirirken ve uygulamalar yapılırken bu güven

duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınması gerekir. Bunun gereklerinden biri

de tutulan güvenlik soruşturması kayıtlarının usule ve hukuka uygunluğunun

yargı mercilerince denetlenebilmesine imkan sağlayan yaklaşımın kabul

edilmesidir.

43. Zira Anayasa Mahkemesi, güvenlik soruşturması

neticesinde elde edilen kişisel veri niteliğindeki bilgilerin ne şekilde

kullanılacağı, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağı, bu bilgilerin

ne suretle ve ne kadar süre ile saklanacağı, ilgililerin söz konusu bilgilere

itiraz etme imkânının olup olmadığı ve bilgilerin bir müddet sonra silinip

silinmeyeceği hususlarının açık ve bilinebilir olmasının bireylerin güvende

hissedebilmesi açısından ne denli önemli olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca

yetkilendirilen kişi ya da kurumların bu yetkilerini kötüye kullanımını

önlemeye yönelik nasıl bir denetim yapılacağının da öngörülebilir olması

gerektiğini belirtmektedir (AYM, E.2020/24, K.2021/39, 03/06/2021, § 48). Bu

bağlamda Anayasa Mahkemesi muhtemel kötüye kullanmalara karşı yeterli

güvencelerin sağlanmasının gerekli olduğunu ifade etmektedir.

44. Somut olayda başvurucu, İdare Mahkemesine sunduğu

dava dilekçesinde güvenlik soruşturması neticesinde hakkında düzenlenen ve

idareye iletilen notun kesin ve tek başına sonuç doğuran bir işlem olduğunu,

söz konusu istihbarat notunda yer alan bilgilerin hayatının her aşamasında

karşısına çıkacağını ve hukuki denetim kapsamının dışında bırakılamayacağını

ifade etmiştir. İdare Mahkemesi, güvenlik soruşturması kapsamında elde edilen

istihbarat bilgi notunun kesin ve yürütülebilir nitelikte bir işlem vasfı

taşımadığı ve esasın incelenmesine hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle

açılan iptal davasının incelenmeksizin reddine karar vermiştir. Mahkeme,

idarenin talebi üzerine 2559 sayılı Kanun'un ek 7. maddesi kapsamında başvurucu

hakkında oluşturulan notun, bilgi verici mahiyette olduğunu, idari işleme esas

teşkil etmeyeceğini, icrai işlemin hazırlayıcısı niteliğinde bir ön işlem

olduğunu ve başka bilgi ve belgelerle desteklenmedikçe işleme temel oluşturmayacağını

belirtmiştir.

45. 2559 sayılı Kanun'un ek 7. maddesi, anayasal düzene

ve genel güvenliğe dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve

asayişi sağlamak üzere ülke seviyesinde ve sanal ortamda istihbarat

faaliyetlerinde bulunma ve bu konuda bilgi toplama hususunda kolluğu

yetkilendirmektedir. Başvurucunun 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesinde

düzenlenen hukuki statüye geçirilmesi konusunda Rektörlüğe sunduğu talep

dilekçesi üzerine verilen 18/7/2018 tarihli ret kararı incelendiğinde; Rektörlük

bünyesinde oluşturulan 12/7/2018 tarihli rapora atıf yapıldığı, söz konusu

raporda da 2559 sayılı Kanun kapsamında toplanan istihbarat bilgisi

çerçevesinde başvurucunun millî güvenliğe karşı faaliyette bulunan oluşumlarla

irtibatının bulunduğuna yönelik tespitlere yer verildiği görülmektedir.

Dolayısıyla söz konusu istihbarat notunun başvurucu hakkında tesis edilen ret

işlemine doğrudan dayanak olarak alındığı anlaşılmaktadır.

46. İdarenin ret işlemine doğrudan esas teşkil eden söz

konusu istihbarat notunun başvurucunun menfaatini etkilediği açık olmakla

birlikte yargılama sürecinde ileri sürüldüğü üzere ilgili notun idarenin

gelecekte tesis etmesi muhtemel işlemler yönünden de dikkate alınabileceği

söylenebilir. Dolayısıyla etkisi geniş ve süreklilik arz eder nitelikteki söz

konusu notun hukukililiğin denetlenmesi, mevzuata ve hukuka aykırılık tespit

edildiği takdirde ilgili kayıtların silinmesi konusundaki taleplerin

mahkemelerce esastan değerlendirilmesi kişisel verilerin korunması konusunda

bireylere önemli bir güvence sağlayacaktır. Bu tür bir yaklaşım, etkili

yargısal koruma sağlama konusunda yargı mercilerinin temel hak ve özgürlükleri

öncelediğini göstermeye elverişli olacaktır.

47. Başvurucunun işlemin iptal davasına konu

olabileceğine ve etkilerine dair somut ve ikna edici gerekçeler ileri sürmesine

rağmen yargı mercilerince bu hususların dikkate alınmadığı, bu suretle etkisi

ağır olan ve farklı bir idari işleme doğrudan dayanak olarak kabul edilen

istihbarat bilgi notunun düzenlenmesine ilişkin sürecin ve mevcut kişisel

verilerin hukuki denetim alanı dışında bırakıldığı, böylece temel hak ve

hürriyetlerin korunmasını öncüleyen bir yaklaşımın benimsenmediği

değerlendirilmektedir. Ayrıca söz konusu notun ret işlemine esas olarak kabul

edildiği ve gelecekte tesis edilmesi muhtemel işlemlere esas teşkil edebileceği

hususu ileri sürülmesine rağmen İdare Mahkemesince verilen kararın gerekçesinde

yer alandava konusu edilen kayıtların başka bilgi ve belgelerle

desteklenmediği sürece işleme esas alınmayacağına ilişkin tespitler de

başvurucunun savunulabilir nitelikteki iddialarının yeterli şekilde

karşılanmadığını göstermektedir. Ek olarak idare tarafından tutulan bilgi

fişlerinin muhataplarının karşısına yaşamları boyunca çıkarılabileceği gerçeği

karşısında bu tür bir işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olarak

kabul edilmesine yönelik olarak benimsenen yargısal içtihatların yargı

mercilerince değerlendirilmediği (bkz. § 17) ve temel hak ve hürriyetleri hak

arama imkânını sağlama yönüyle genişleten yaklaşımdan uzak bir yargılama süreci

yürütüldüğü değerlendirilmektedir.

48. Başvurucunun açtığı iptal davasında verilen davanın

incelenmeksizin reddine ilişkin kararın bu yönüyle ilgili ve yeterli gerekçeler

içermediği, başvurucunun iddialarının incelenmesine ve uygun bir telafi şansı

sunmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Yargı mercilerince ortaya konulan

yaklaşım, etkisi ağır ve sonuçları doğrudan diğer idari işlemlere esas teşkil

eden bir işlemi hukuki denetim alanının dışında bırakmakta ve bu suretle temel

hak ve hürriyetlerin ihlal edildiğine yönelik şikâyetin etkili bir şekilde

incelenmesine imkân sağlamamaktadır. Neticede başvurucuya kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkı kapsamında olduğunu ileri sürdüğü müdahalenin ortadan

kaldırılması talebiyle başvurabileceği ve asgari güvenceleri içeren, pratikte

de işleyen etkili bir hukuk yolunun sunulmadığı sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

50. Başvurucu; ihlalin tespitine, yeniden yargılama

yapılmasına ve 50.000 TL tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

51. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması

gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama

kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan

[GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3)

[GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

52. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

53. Diğer taraftan ihlal kararının başvurucunun açtığı

iptal davasının esasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme içermediği

vurgulanmalıdır. Anayasa Mahkemesinin ihlal gerekçelerini gözeterek ve davanın

esası hakkında bir değerlendirme yaparak işlemin hukuka uygun olup olmadığına

ilişkin kararı vermek yargılama mercilerinin takdirindedir.

SONUÇ / HÜKÜM

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkıyla

bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesinde

güvence altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasını

isteme hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 5. İdare Mahkemesine (E.2019/2147, K.2020/39) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 446,90 TL harç ile 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 30.446,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına ve bilgi için

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesine (E.2020/516,

K.2020/1152) GÖNDERİLMESİNE, 4/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI Raportör : Fatih ALKAN Başvurucu : Özge KAHRAMAN Vekili : Av. Hülya YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2020/35291, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. IV. İlgili
  8. Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. VI. Giderim
  15. A. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkıyla
  16. B. Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin
  17. C. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasını
  18. F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2020/35291
Tarih
4 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Halil Mecitoğlu Başvurusu (B. No: 2021/34314)
  • Birol Ateş Başvurusu (B. No: 2020/15945)
  • Hakan Özyurt Başvurusu (B. No: 2021/35224)
  • İnan Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/39434)
  • Arçelik A.ş. Başvurusu (B. No: 2021/56987)
  • Aziz Oruç Başvurusu (B. No: 2020/34139)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.