İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Pelin Taşdivar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3773)

1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan

Başvuru No2014/3773Tarih2 Şubat 2017Okuma24 dk · 4.753 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Pelin Taşdivar Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
2 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/3773
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.753 kelime·24 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan

bahisle yükseköğretim kurumu ile ilişiğin kesilmesi nedeniyle eğitim ve öğrenim

hakkının ve yargılamanın uzun sürdüğünden bahisle de makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular muhtelif tarihlerde tarihinde Anayasa Mahkemesine

İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. 2014/3774, 2014/14563, 2014/14568, 2014/14625 ve 2014/14629

numaralı bireysel başvuru dosyalarının konu yönünden hukuki irtibatları

nedeniyle 2014/3773 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine,

incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüş

bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP'tan elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan Ege

Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) 2011-2012

eğitim-öğretim yılı için açmış olduğu sınava girmişlerdir.

8. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)tarafından yayımlanan "2011 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi

Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzun"da söz konusu üniversitenin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği

Programı için 20'si bayan, 30'u erkek toplam 50 kontenjan bulunduğu ilan

edilmiştir.

9. Sınav sonucunda 1., 4. ve 5. başvurucular bayan adaylar

arasında sırasıyla 22., 26. ve 30. yedek; diğer başvurucular ise erkek adaylar

arasında sırasıyla 42., 47. ve 39. sırada yer alarak asıl listeye girememiştir.

10. Üniversitenin resmi internet sayfasında 2011-2012

eğitim-öğretim yılı kesin kayıt işlemleri ve kayıt tarihlerine ilişkin yapılan

duyuruda, asıl kayıt tarihinin 12/9/2011; yedek kayıt tarihinin ise 13/9/2011

olduğu açıklanmış; asıl ve yedek öğrencilerin kayıt yapılmasından sonra boş

kontenjan olması durumunda 21/9/2011 tarihinde internetten boş kontenjanların

ilan edileceği ve kayıtların 23/9/2011 tarihinde yapılacağı belirtilmiştir.

11. Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğü tarafından sınavı asıl

olarak kazanan 50 kişilik öğrenci listesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına

gönderilmiştir.

12. Anılan bölümün öğrenci işlerince asıl listede sınavı kazanan

11 bayan ve 15 erkek adayın son kayıt tarihi olan 12/9/2011 tarihi itibarıyla

kayıt yaptırmadığının tespit edilmesi üzerine başarı sıralamasına göre

hazırlanan yedek liste üniversitenin resmi internet sitesinden ilan edilmiş ve

listede yer alan adaylardan başvuranların kaydı 13/9/2011 tarihinde

yapılmıştır. 3. başvurucu hariç diğer başvurucular, anılan yedek listesinde

isimlerinin yer alması üzerine çeşitli üniversitelerin aynı ya da benzer

programlarını asıl olarak kazanmış olmalarına rağmen, bu programları tercih

etmeyerek ya da buradaki kayıtlarını sildirerek Ege Üniversitesi BESYO'ya

anılan tarihte kayıt yaptırmışlardır.

13. Aynı gün kayıt işlemlerinin kontrolü sırasında asıl listede

olan 10 bayan ile 12 erkek öğrencinin kaydını yaptırdığı halde belgelerinin

personel hatası nedeniyle dikkate alınmadığı farkedilmiş ve aslındaasıl

listeden sadece 1 bayan ve 3 erkek öğrencinin kayıt yaptırmadığı anlaşılmıştır.

14. Hatanın fark edilmesi üzerine yedek listelerden kaydı

yapılan 18 öğrenci için 14/9/2011 tarih ve 6122 sayılı yazı ile Yükseköğretim

Kurulu'ndan (YÖK) 2011-2012 eğitim-öğretim yılına mahsus olmak üzere kontenjan

sayısının 68'e çıkarılması talebinde bulunulmuştur.

15. Öte yandan 21/9/2011 tarihli duyuru ile ikinci yedek liste

ilan edilerek 3 erkek ve 1 bayan öğrenci için daha kontenjan açıldığı

duyurulmuştur. 3. başvurucu, adının listede yer alması üzerine Ege Üniversitesi

Spor Yöneticiliği bölümüne yaptırdığı kaydını sildirerek 23/9/2011 tarihinde

Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümüne kaydolmuştur.

16. Bu arada, kontenjan artırım talebinin YÖK tarafından

22/9/2011 tarihli karar ile reddedildiği 27/9/2011 tarihinde idareye tebliğ

edilmiştir.

17. Bu gelişme üzerine,

Ege Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 19/10/2011 tarihli ve 7894

sayılı işlemiyle YÖK'ün kontenjan artırımı talebini reddettiğinden bahisle

yedek liste üzerinden kaydı yapılan ve içlerinde başvurucuların da bulunduğu 22

öğrencinin üniversite ile ilişikleri kesilmiştir.

18. Başvurucuların, anılan işlemlerin iptali istemiyle açtıkları

iptal davalarında yürütmenin durdurulması istemlerinden bir kısmı İzmir 3.

İdare Mahkemesi tarafından kabul edilmiş, bir kısmı ise İzmir 4. İdare

Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bu kararlara itiraz edilmesi üzerine İzmir

Bölge İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulmasının reddi yönündeki

kararlara yapılan itirazlar kabul edilmiş, diğerleri yönünden yapılan itirazlar

reddedilmiştir. Böylece dava konusu işlemlerin yürütülmesi durdurulmuştur.

19. Anılan kararlar üzerine başvurucular söz konusu okulda

öğrenci olarak eğitim almaya devam etmişlerdir.

20. İzmir 3. ve 4. İdare Mahkemeleri, farklı tarihlerdeverdikleri

kararlar ile dava konusu işlemleri iptal etmiştir. Karar gerekçelerinin ilgili

bölümleri şöyledir:

İzmir 3. İdare Mahkemesi:

"...

Doktrinde kazanılmış hak; objektif bir hukuk kuralının kişi hakkjnda

uygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi, böylece objektif ve

genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönmesi, hukuka

aykırı işlemlerde ise; bir süre yararlanılması sonucunda Anayasa ve yasalarca

korunmaya değer hak haline gelmesi olarak tanımlanmaktadır. Özellikle, hukuka uygun

olarak elde edilen meşru hakların korunması, anılan kazanılmış hak ilkesi

nedeniyle geniş uygulama alanı bulmaktadır.

Öte yandan idare hukukunun önemli bir ilkesi de, idari işlemlerdeki

doğruluk karinesidir. İdarenin tek taraflı kararlarına vatandaşın uyma

mecburiyetini getiren bu ilkenin doğal sonucu olarak da, idari işlemlerde

devamlılık ve istikrar sağlanmaktadır. Buna karşılık idarelerin de yokluk, açık

hata ve ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile tesis edilen idari

işlemler ayrık tutulmak kaydıyla kişiler lehine sonuç doğuran diğer hatalı

işlemleri dava açma süresinin geçmesinden sonra geri alamayacakları hususu

yargı kararlarıyla istikrar kazanmıştır (Danıştay İçtihadı Birleştirme

Kurulunun E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararı). İdari istikrar ilkesinin

uzantısı olan bu ilkeler bir yandan devamlı olan idarede istikrarı sağlarken,

aynı zamanda ilgililer açısından da hukuki güvenlik ortamı yaratmaktadır.

Hukuk güvenliği ilkesi, ilgili kimsenin etkin bir şekilde korunması,

her bir uyuşmazlığa uygun olacak şekilde somut mekanizmalar aracılığıyla

sağlanır. Bu mekanizmalar, geriye yürümezlik ilkesi, usuli önlemler, yetki ve

sorumluluk gibi denetim ölçütleri yanında, kazanılmış haklara saygı ve haklı

beklentilerin korunmasıdır. Kazanılmış hak, her ne şekilde olursa olsun,

kişilerin devlet ve hukuka güvenerek geleceklerini planlamalarına imkan

tanınması, yine bu güvene dayanarak kurdukları ilişkilerin tanınması ve

korunması gereğinin bir ürünüdür.

Kazanılmış haklar, hukuka uygun işlemler sonucunda doğarlar. Halbuki

bazen, hukuka aykırı da olsa, üzerinden belirli bir süre geçmesi, iyi niyetin

korunması ve idari istikrar kaygılarıyla kişilerin lehine doğan hukuki

durumların korunması gereklidir.

...

Bu durumda, yapılan hatalı kayıt işleminin davalı idare tarafından da

kabul edildiği, bu hatanın telafisi amacıyla Yükseköğretim Kurulu

Başkanlığından kontenjan artırımı talebinde bulunulduğu, idarece kontenjan

artırımı talebinde bulunulmakla kontenjan dışı alınan öğrencilere de aynı

kalitede eğitim ve öğretiminverilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu da göz

önüne alındığında, idari istikrar ilkesi ile idari güven ve tutarlılık ilkesi

gereğince davacının okuldan kaydının silinmesine ilişkin dava konusu işlemde

hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

..."

İzmir 4. İdare Mahkemesi:

"...

Kazanılmış hak; objektif bir hukuk kuralının kişi hakkında uygulanması

veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi, böylece objektif ve genel hukuki

durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönmesi olarak tanımlanmaktadır.

Kazanılmış haklar, kural olarak hukuka uygun işlemler sonucunda doğarlar. Ancak

bazen hukuka aykırı da olsa, üzerinden belirli bir süre geçmesi, iyi niyetin

korunması ve idari istikrar kaygılarıyla kişilerin lehine doğan hukuki

durumların da korunması gereklidir. Bu durumun en önemli nedeni, her ne şekilde

olursa olsun, kişilerin devlet ve hukuka güvenerek geleceklerini planlamalarına

imkan tanınması, yine bu güvene dayanarak kurdukları ilişkilerin tanınması ve

korunmasıdır.

...

Olayda yapılan hatalı kayıt işleminin davalı idare tarafından kabul

edilerek bu hatanın telafisi amacıyla kontenjan dışı alınan öğrencilere de aynı

kalitede eğitim ve öğretiminverilebileceği belirtilerek Yükseköğretim Kurulu

Başkanlığından kontenjan artırımı talebinde bulunulduğu, kişiler lehine hukuki

durumlar yaratan hukuka aykırı işlemlerin geri alınmasının hak ve nesafet

kurallarını zedelememesi gerektiğinin yerleşik yargısal içtihatlarla kural

altına alındığı, somut durumda, davacıyakayıt hakkı tanınması sonrası buna

güvenerek diğer bölüm ve üniversitelerin kayıtlarını takip etmediği göz önüne

alındığında, dava konusu işlemin idari istikrar ve idari güven ilkesine aykırı

olduğu sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu beden

eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğrencisi olan davacının kontenjan dışı

olarak kaydının yapıldığından bahisle kaydının silinmesine ilişkin 19/10/2011

gün ve14-7871 sayılı işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır."

21. Davalı idare tarafından temyiz edilen idare mahkemesi

kararları, Danıştay Sekizinci Dairesinin muhtelif tarihlerde vermiş olduğu

kararlar ile hukuka aykırı bir şekilde kontenjan fazlası olarak yapılan kayıtların

idari istikrar süreleri geçirilmeksizin geri alınması işleminde hukuka ve

mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararlarına

karşı yapılan karar düzeltme başvuruları aynı Dairenin kararlarıyla

reddedilmiştir.

22. Anılan kararlar başvuruculara sırasıyla 17/2/2014,

17/2/2014, 4/8/2014,4/8/2014,5/8/2014 ve 5/8/2014 tarihlerinde tebliğ

edilmiştir.

23. Başvurucular sırasıyla 18/3/2014, 18/3/2014, 2/9/2014,

2/9/2014, 3/9/2014 ve 3/9/2014 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

24. Başvurucular, kayıt silme işlemi nedeniyle oluşan

zararlarının tazmini amacıyla iptal davasını müteakiben tam yargı davası da

açmışlardır. İzmir İdare Mahkemelerinin, tazminat istemlerinin kısmen kabulü

kısmen reddi yolunda vermiş olduğu kararlardan 3. başvurucu Anıl Özçelebi'ye

ilişkin olanı Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından onanırken, diğerleri

uygulanacak faizin başlangıç tarihi ve manevi tazminatın tutarı yönünden

bozulmuştur. Anılan kararlara karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuş olup dosyalar

henüz sonuçlandırılmamıştır.

B. İlgili Hukuk

25. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun

2880 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik "Yükseköğretim

Kurulunun görevleri" başlıklı 7. maddesinin (h) bendi şöyledir:

"Üniversitelerin

her eğitim - öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerilerini

inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü planlaması, kurumların

kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdeki

yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabul

edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek"

26. Aynı Kanunun "Yükseköğretime

giriş ve yerleştirme" başlıklı ve 6287 sayılı Kanun'un 14.

maddesi ile değişik 45. maddesinin (a) bendi şöyledir:

"Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve

fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu

tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır."

27. Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2014 tarihli ve

E.2013/4561, K.2014/7192 sayılı kararı şöyledir:

"Dava, davacıların çocuğunun 14.06.2009

tarihinde girmiş olduğu ÖSS cevap anahtarının kaybolmuş olması nedeniyle

uğradıklarını öne sürdükleri toplam 25.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevi

zararın sınav tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini

istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince; baba tarafından çocuğun

eğitim ve öğretim giderleri için harcamalar yapılacağı açık olduğundan; son yıl

eğitim masrafı olan 1.000,00 TL ile yiyecek, giyecek, ulaşım vb. masraflar için

talep edilen ve koşullara uygun olduğu kanaat getirilen 3.600,00 TL zararın

davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak da tazminat

isteminin kısmen kabulü ile takdir olunan toplam 6.500,00 TL'nin ödenmesine

karar verilmiştir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen

kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin

bulunmasına bağlıdır.

İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin kısmen

kabulü, kısmen de reddi yönünde verilen karar vedayandığı gerekçe usul ve

yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından,kararın bu

kısımlarının onanması gerekmektedir.

Davacıların, İdare Mahkemesi kararının manevi

tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz istemine

gelince;

Manevi tazminat, mal varlığında (patrimuanda)

meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi

tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa

hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın yaşanan

manevi acı ile orantılı olması gerekmektedir.

Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirken

ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu

elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka

aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın

belirlenmesi gerekmektedir.

Dava konusu olayda olduğu gibi, özellikle

üniversitelere giriş sınavlarının gelecek kaygısıyla gerek çocuk üzerinde

gerekse de veliler üzerinde çok ciddi bir stres ve endişe kaynağı olduğu

tartışmasızdır. Bu yönüyle kamu hizmeti gören idarelerin azami dikkatli

davranmaları önem arz etmektedir. Buna göre çocuğun en azından bir yıl

üniversiteye geç girmesine neden olan idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve

zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat

miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı

görülmektedir.

Bu durumda, anne-baba ve öğrenci için

mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi

tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre

Mahkemece yeniden belirlenmesigerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 3. İdare

Mahkemesi kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevi

tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden

karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,... karar

verildi"

28. Yine Danıştayın anılan Dairesinin 18/7/2005 tarihli ve

E.2005/410, K.2005/3559 sayılı karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararı

da şöyledir:

"Davacının mezun olduğu alanın ÖSYM'ye

yanlış bildirilmesi nedeniyle ÖSS puanının düşük hesaplanması sonucu uğradığını

öne sürdüğü 16.218.965.972 lira maddi, 5.000.000.000 lira manevi zararın yasal

faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının mezun olduğu

alanın okul idaresince ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle puanın düşük

olarak hesaplandığı ve bu sebeple İstanbul Bilgi Üniversitesinde okumak zorunda

kaldığının anlaşıldığı, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilen

işlemler nedeniyle davacının İstanbul Bilgi Üniversitesine yatırdığı döviz

karşılığı Türk lirasının tazmini gerekeceği, olayda ÖSYM' nin herhangi bir

kusuru bulunmadığı, kusur okul idaresinden kaynaklandığından bu paranın Milli

Eğitim Bakanlığınca maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği,

davacının manevi tazminat istemine gelince; idarenin açık hatası sonucu

davacının yanlış olarak yerleştirildiği okulda 1 yıl okumak zorunda kaldığı ve

öğrenim hayatının gereksiz yere bir yıl uzadığı için olaydan duyulan elem ve

ızdırabını kısmen de olsa hafifletmek amacıyla 3.000.000.000.-lira manevi

tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya ödenmesi

gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen

kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunan

Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindeki iptal davasının

açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, ÖSYM'nin dava

konusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden

davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile

3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, manevi tazminata

yasal faiz yürütülmemesine karar veren Ankara 6. İdare Mahkemesinin 18.09.2003

gün ve E:2002/1060, K:2003/1204 sayılı kararını temyizen inceleyerek; maddi

tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatın

olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindeki

iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte

davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminatistemininreddine,ÖSYM'

nindava konusuolaydahizmetkusurubulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden

davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile

3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli EğitimBakanlığınca davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkinkısmının

onanmasına, manevi tazminata yasal faiz uygulanması isteminin reddine ilişkin

kısmının bozulmasına karar veren Dairemizin 21.9.2004 gün ve E:2004/1068,

K:2004/3367 sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarınca

düzeltilmesi istemi,

...

İstemde bulunanlar tarafından öne sürülen

düzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine

uymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme istemlerinin reddine,... karar

verildi."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 2/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

30. Başvurucular, Ege Üniversitesi BESYO Beden Eğitimi ve Spor

Öğretmenliği Bölümüne yedek listeden kayıt yaptırmaya hak kazandıklarını, bunun

üzerine, başka bir üniversitede kayıt yaptırmış olmalarına rağmen, resmi

duyuruya itibar ederek, diğer programdaki kayıtlarını sildirdiklerini

belirtmektedir. Başvurucular, eğitime devam etmekte iken Rektörlükçe 19/10/2011

tarihi itibarıyla okulla ilişiklerinin kesildiğinin bildirildiğini, idarenin

hatası yüzünden, asıl olarak kazandıkları üniversitelerde eğitim görme hakkını

da kaybettiklerini, yargılamaların uzun sürdüğünü belirterek, Anayasa’nın 5.,

36., 42. ve 141. maddelerinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkı ile

makul sürede yargılanma hakkının ihlâl edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin

tespiti ile yargılamanın yenilenmesini ve öğrenci statülerinin taraflarına iade

edilmesini, bu talebin uygun görülmemesi hâlinde maddi ve manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

31. Başvurucuların, Anayasa’nın 5., 36., 42. ve 141.

maddelerinden bahisle eğitim ve öğrenim hakkı ile makul sürede yargılanma

haklarının ihlal edildiği yolundaki şikâyetlerinin, iki ayrıbaşlık altında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Eğitim ve Öğrenim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“Kimse, eğitim ve

öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir

ve düzenlenir.”

33. Sözleşme’ye ek Türkiye’nin taraf olduğu 1 No.lu Ek

Protokol’ün “Eğitim hakkı”

başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun

bırakılamaz. ...”

34. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinde kimsenin

eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı, öğretim hakkının

kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

35. Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde ise hiç

kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, bir başka anlatımla herkesin

eğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Eğitim hakkını düzenleyen

bu ek Protokol iki cümleden oluşmaktadır. Bu cümlelerden birincisinde eğitim

hakkına ilişkin temel kural, ikincisinde ise tamamlayıcı kural düzenlenmiştir.

Birinci cümledeki temel kuralın “eğitim

hakkından yoksun bırakılmama” hakkını içerdiği kuşkusuzdur.

36. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının, eğitim ve

öğrenim hakkını güvence altına aldığı ve dolayısıyla yükseköğrenim de dâhil

eğitim ve öğrenim hakkının, bireysel başvuru incelemesi bakımından Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde kaldığı konusunda tereddüt

bulunmamaktadır (Selçuk Taşdemir [GK],

B. No:2013/7860, 3/3/2016, § 53).

37. Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim hakkı,

kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif

ödevini yüklemekle birlikte ilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim ve

öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de yüklememektedir. Bununla

birlikte kamu otoriteleri, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkin

bir şekilde katılabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitim

ve öğrenim hakkı belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin

sağlanmasını güvence altına almaktadır (Selçuk

Taşdemir [GK], § 66).

38. İdarenin hatası ile de olsa yükseköğretim kurumuna resmi

kaydı yapılan ve burada eğitim görme hakkı elde eden başvurucunun söz konusu

kaydının silinerek yükseköğretim kurumundan ilişiğinin kesilmesinden

kaynaklanan ihlal iddiasının eğitim ve öğrenim hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerekmektedir (ayrıca,

üniversiteye giriş için gerekli koşulları taşımayan engelli bir kişinin

şikâyetinin eğitim hakkı kapsamında incelenmesine ilişkin AİHM kararı için

bkz. Lukach/Rusya, B.

No:48041/99, 16/11/1999).

39. Öte yandan, başvurucunun belli bir dönemde eriştiği eğitim

kurumundan kaydının silinmesi, anılan kurumdaki eğitimine son verilmesi

sonucunu doğurduğundan eğitim hakkına yönelik bir müdahaledir.

40. Bu değerlendirmelerden sonra, başvurunun kabul edilebilirlik

hususunun incelenmesi gerekmektedir.

41. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği

belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin

gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar

(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

44. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuru

yollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde

olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru

yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması

çerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun

ikincillik niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel

mahkemeler önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet

konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler

de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,

26/3/2013, B. No: 2012/946, §§ 16-20).

45. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl

Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

46. Başvurucuların Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor

Öğretmenliği Bölümüne yapılmış olan kayıtlarının idarece silinmesine ilişkin

işlemler aleyhine açtıkları iptal davalarında idare mahkemelerince verilen

iptal kararlarının Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından esastan bozulduğu,

karar düzeltme istemlerinin de reddedildiği ve bireysel başvuru taleplerinin

karar düzeltme talebi üzerine verilen kararların tebliğinin ardından yapıldığı

görülmektedir. Buna göre, başvurucular tarafından, bozma üzerine idare

mahkemeleri tarafından henüz işin esası hakkında bozmaya uyma veya ısrar

yönünde herhangi bir karar verilmeden önce bireysel başvuruda bulunulduğu

görülmekte ise de Mahkememizce resen yapılan araştırmada, Danıştay Sekizinci

Dairesinin bozma kararları üzerine idare mahkemelerinin bozma kararlarına

uyarak iptal davalarını sırasıyla 25/4/2014, 2/9/2014, 17/10/2014, 30/10/2014,

2/10/2014 ve 25/2/2015 tarihlerinde reddettiği ve anılan kararların temyiz

edilmeksizin kesinleştiği saptanmıştır. Dolayısıyla, başvuru konusu olayda her

ne kadar iptal davaları üzerine verilen kararlar henüz kesinleşmeden bireysel

başvuruda bulunulmuş ise de anılan kararların Anayasa Mahkemesince kabul

edilebilirlikle ilgili bir karar verilmeden önce kesinleştiği görüldüğünden

somut olayın koşullarında iptal davaları yönünden başvuru yollarının

tüketildiğinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (Abdullah Akyüz [GK], B. No: 2013/9352,

2/7/2015, § 33).

47. Başvuru konusu olayda, özel yetenek sınavı sonucunda 50

kişilik asıl listeye girerek 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ege Üniversitesi

BESYO'ya kaydolmaya hak kazanan öğrencilere tanınan kayıt süresinin dolmasının

ardından 50 kişilik asıl listede olup da kaydını süresinde yaptıran bazı

öğrencilerin kayıt belgelerinin sehven değerlendirmeye alınmaması nedeniyle

gerçekte olandan daha fazla bir kontenjan açığı saptanmış ve söz konusu

kontenjan açığı yedek listeler ile doldurulmaya çalışılmıştır. İdare daha sonra

yaptığı hatayı farkederek olması gerekenden çok sayıda öğrenci kaydı

yapıldığını ve kontenjanın bu şekilde aşıldığını belirlemiş ve yedek listeden

hataen kaydı yapılan öğrencilerin mağdur edilmemesi amacıyla YÖK'e yazı yazarak

kontenjan artırılması talebinde bulunmuştur. YÖK'ün bu talebi reddetmesi

üzerine yedek listelerden yanlışlıkla kaydı yapılan öğrencilerin kayıtları

19/10/2011 tarihli işlemle idarece silinmiştir. Başvurucular da bu kapsamda

kaydı silinen öğrenciler arasındadır.

48. Somut olayda idarece hata yapılmasa idi söz konusu okula

başvurucuların kaydının yapılmasının hukuken mümkün olmadığı hususunda bir

ihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucular da aksi yönde bir iddia ileri

sürmemektedirler. Başvurucular, idarenin yanlış yönlendirmesi neticesinde asıl

olarak girmeye hak kazandıkları bölümlerde öğrenim görme hakkını da

kaybettiklerinden bahisle kayıt silme işleminin hukuka aykırılığından ziyade bu

işlemin doğurduğu sonuçlardan şikâyet etmektedirler.

49. Somut uyuşmazlık ve benzeri uyuşmazlıkları temyiz mercii

olarak inceleyen Danıştay Sekizinci Dairesinin istikrar bulmuş kararlarında,

hatalı işlemlerin geri alınmasının, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun

22/12/1973 tarih ve E. 1968/8, K. 1973/14 sayılı kararı uyarınca hatalı işlemin

yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde mümkün olduğu, dava

açma süresi geçtikten sonra geri almanın mümkün olamayacağı kabul edilmektedir

(bkz. Danıştay 8.D.; 28/12/2007, E.2007/8916, K.2007/7436; 30/10/2008,

E.2008/6282, K.2008/6591; 28/6/2010, E.2010/2490, K.2010/3867; 23/11/2011,

E.2011/6161, K.2011/5928; 24/4/2012, E.2011/8585, K.2012/1862).

50. Somut olayda, başvurucular hakkında idarenin hatası

nedeniyle yapılan kayıt işlemleriyaklaşık bir aylık bir süreden sonra yani

altmış günlük dava açma süresi içerisinde idarece geri alınmıştır.

51. İdare mahkemeleri, bozmaya uymak suretiyle verdikleri

kararlarında, olanakların kısıtlılığı nedeniyle eğitim hakkının kullanılmasında

getirilen kurallara aykırı şekilde idarece açık hataya düşülerek yapıldığı

görülen öğrenci kayıtlarının idari istikrar süreleri geçirilmeksizin geri

alınmasında hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkelerine aykırılık bulunmadığı

gerekçesiyle iptal davalarını reddetmişlerdir.

52. Eğitim, niteliği gereği devlet tarafından düzenleme yapılmasını

gerektirdiğinden bazı kısıtlamalara tabi tutulması doğaldır. Devletler bu

konuda yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına

sahiptirler. Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçe

artmakta, buna karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından önemine bağlı

olarak azalmaktadır (Yüksel Baran, B.

No: 2012/782, 26/6/2014, § 37).

53. Sınırlı sayıda yükseköğretim kurumuna ulaşılabilir olduğu

durumlarda, devletin bunlara erişimi, akademik bir bakış açısıyla, sunulan

hizmetlerden en fazla yararlanabilecek öğrencilerle sınırlandırma yetkisi

vardır (İngrid Jordebo Foundation of

Christian Schools and İngrid Jordebo/İsveç [Komisyon], B. No:

11533/856/03/1987). Bu kapsamda, AİHM, uygun koşullarda asgari seviyede yeterli

eğitim vermek suretiyle yüksek seviyede uzmanlaşmayı sağlamak için üniversiteye

kabulün, buna ilişkin giriş sınavını kazanıp kurallara uyarak kaydolanlarla ve

belli bir kontenjanla sınırlandırılmasına 1 numaralı Protokolün ikinci

maddesinin izin verdiğini belirtmektedir. (Tarantino

ve Diğerleri/İtalya, B. No: 25851/09, 29284/09, 64090/09, 2/4/2013,

§ 46).

54. Bu bağlamda, üniversiteye giriş için kontenjan sınırlaması

ve sınavda başarılı olma koşulu getirilmesine izin veren eğitim hakkının bu

koşullar yerine getirilmeksizin hataen elde edilen öğrencilik statüsünün geri

alınmamasını talep etme hakkını verdiği söylenemez.

55. Somut olayda başvurucular, Ege Üniversitesi BESYO'ya giriş

hakkı elde etmek için yapılan özel yetenek sınavı sonucunda ÖSYM tarafından

belirlenen kontenjan içerisine girememişler ve dolayısıyla anılan okula kayıt

hakkı kazanamamışlardır. Ancak idarece yapılan bir hata üzerine başvurucular

kaydedilmiş, durumun anlaşılmasından yaklaşık bir ay sonra da kayıt işlemleri

geri alınmıştır.

56. Buna göre, somut olayın koşulları, başvurucuların

şikâyetleri, özellikle de kurallara uygun şekilde kaydolma hakkı kazandıkları

diğer okullarda eğitim görme hakkını da kaybetmiş olmaları ve eğitim hakkının

kapsamı dikkate alındığında, idarenin hatası nedeniyle elde edilen bir statünün

hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı bir iptal davasının iddia edilen ihlalin

giderimi için elverişli bir başvuru yolu olmadığı sonucuna varılmıştır.

57. Diğer taraftan, başvuruculara atfedilebilir bir kusurun

bulunmadığı somut olayda, eğitim hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden

idarenin sorumluluğundan hareketle zararların tazminine yönelik olarak açılacak

bir tam yargı davasının tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

58. İdare, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince kural olarak

yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle

yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku

kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği

tazmin edilmektedir.

59. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12. maddesinde "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem

dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam

yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi

ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki

kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği

veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden

itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de

ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."

hükmü yer almaktadır.

60. Bu düzenleme ile ilgililere, haklarını ihlal eden bir idari işlem

nedeniyle doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davasını

birlikte açabilmelerinin yanısıra üçüncü bir yol olarak, ilk önce iptal davası

açarak bunun karara bağlanması üzerine tam yargı davası açabilmeleri olanağı

tanınmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere iptal davasının karara

bağlanmasından sonra tam yargı davası açabilmek için iptal davasının ne şekilde

sonuçlandığı önem arz etmemektedir. Dolayısıyla iptal davasının reddedilmiş

olması tam yargı davası açılmasına engel teşkil etmez.

61. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında da

değinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülen

mekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp bu mekanizmaların

özellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94,

8/7/1999, § 76).

62. İdarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan zararların

tazminine yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında açılmış

tam yargı davalarına ilişkin çok sayıda Danıştay kararı mevcut olup bunlardan

başvuru konusu uyuşmazlığın temyiz mercii olan Danıştay Sekizinci Dairesi

kararlarının, ilgililerin eğitim hakkına yönelik idarenin kusurundan

kaynaklanan zararların tazminini sağladığı anlaşılmaktadır (bkz. § 27-28).

63. Görüldüğü üzere 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde

düzenlenen tam yargı davası yolu, başvuruya benzer uyuşmazlıklar yönünden

idarenin kendi kusurundan kaynaklanan zararların tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle anılan hukuk yolu başvurucuların şikâyetleri

açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir

başarı imkânı sunmaktadır.

64. Somut olayda, başvurucuların idare mahkemesinde açmış

oldukları ve bakılan uyuşmazlık açısından etkili giderim yolu olan tam yargı

davalarının karar düzeltme aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediği dikkate

alındığında söz konusu tam yargı davalarının sonucunu beklemeden ikincil

nitelikteki bireysel başvuru yoluna başvurulduğu görülmektedir.

65. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

66. Başvurucular, açmış oldukları iptal davalarının makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

67. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

68. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında Anayasa

Mahkemesince ortaya konulan ilkeler çerçevesinde medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir (bkz. Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013).

69. Anayasa Mahkemesi, davaların makul süre içerisinde

tamamlanıp tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü

ele alarak, bu sürenin makul olup olmadığıyla sınırlı bir inceleme yapmaktadır

(Kemal Vural, B. No: 2014/1512,

30/6/2014, § 48).

70. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulur (Güher Ergun ve Diğerleri, §§ 41-45).

71. Başvuruya konu yargılama süreçleri incelendiğinde; 4/11/2011

tarihinde açılan ve Danıştay Sekizinci Dairesinin sırasıyla 19/12/2013,

19/12/2013, 20/6/2014, 20/6/2014, 24/6/2014 ve 24/6/2014 tarihli kararları ile

karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilen davalarda yargılamanın, iki

dereceli bir yargılama sisteminde toplam 2 yıl 1 ay 15 gün ile 2 yıl 7 ay 20

gün arasında sürdüğü, yargılamaların bütünü dikkate alındığında yargılama

sürelerinde başvurucuların haklarını ihlal edecek bir gecikme olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

72. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

OYBİRLİĞİYLE 2/2/2017 tarihinde karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucular

:

1. Pelin

TAŞDİVAR

2. Emre

GÜLERYÜZ

3. Anıl

ÖZÇELEBİ

4. Melda

AKDOĞAN

5. Gizem

ARSLANDAĞ

6. Necip

ERGÜL

Vekilleri

:

Av. İzzet

ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/3773, 2 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher
  12. B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl
  13. Kaleli
  14. Gökcan
  15. Taşdivar
  16. Güleryüz
  17. Özçelebi
  18. Akdoğan
  19. Arslandağ
  20. Ergül
  21. Öztürk
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/3773
Tarih
2 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Esme Yılmaz ve Gülsüm İnce Başvurusu (B. No: 2014/13196)
  • S. Ş. Başvurusu (B. No: 2014/19582)
  • Faraç Öğredik Başvurusu (B. No: 2014/20407)
  • Nuran Ceylan Özbudak Başvurusu (B. No: 2014/2890)
  • Gulalek Begnyyazova Başvurusu (B. No: 2015/5371)
  • Aydın Alparslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/20189)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.