İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Petrol Ofisi A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/14254)

1. Başvuru; ithal edilen eşya için yapılan ek tahakkuk nedeniyle

Başvuru No2016/14254Tarih28 Kasım 2019Okuma18 dk · 3.654 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Petrol Ofisi A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2019
Başvuru Numarası
2016/14254
R.G. Tarih ve Sayı
9/1/2020-31003
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.654 kelime·18 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ithal edilen eşya için yapılan ek tahakkuk nedeniyle

mülkiyet hakkının, ek tahakkuk işlemine karşı açılan davanın reddedilmesi

nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Uyuşmazlığın Arka

Planı

8. Başvurucu, petrol ticaretiyle iştigal eden bir şirkettir.

9. Başvurucu Şirket; yurt dışından getirdiği bir parti motorini

Tekirdağ Gümrük Müdürlüğü denetimindeki gümrük antreposuna 31/12/2013 tarihli Antrepo Beyannamesi'ni beyan edip boşaltmıştır. Antrepo

Beyannamesi 30/12/2013 tarihli proforma

faturasındaki kıymet esas alınarak yapılmıştır.

10. Daha sonra ürünün ithal edilmesi için 27/1/2014 tarihli Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi düzenlenmiştir.

Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi, satıcı tarafından düzenlenen 3/1/2014

tarihli satış faturasındaki fiyat

esas alınarak yapılmıştır.

11. Gümrük muayene memuru, proforma faturasındaki fiyatın satış

faturasındaki fiyattan yüksek olduğu yönündeki tespitini Serbest Dolaşıma Giriş

Beyannamesi'nin arkasına yazmıştır. İlgili gümrük müdür yardımcısı ise bu

yazının altına ithalatçıdan bilgi alınması, alınacak cevaba göre konunun

değerlendirilmesi gerektiğini yazmıştır. Ayrıca 31/1/2014 tarihinde ek tahakkuk

ve para cezası hesaplanarak beyannamenin arkasına yazılmıştır.

12. Başvurucu 31/1/2014 tarihindeTekirdağ

Gümrük Müdürlüğüne verdiği dilekçe ile proforma fatura ile kati fatura arasında

birim fiyat farkından kaynaklanan katma değer vergisi (KDV) farkının beyan

edilmesi gerektiği hususunda oluşan tereddüt nedeniyle beyanname arkasına

tahakkuk çıkarıldığını belirterek bu KDV farkını ve para cezasını 7/10/2009

tarihli ve 27369 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Gümrük Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 587. maddesi hükümleri

doğrultusunda depo olarak ihtirazi kayıtla

yatırılmasını ve ürünün teslimini talep etmiştir.

13. Müteakiben gümrük idaresinin proforma faturasındaki fiyatı

üzerinden fark ek vergileri ve beyana göre oluşan vergi farkı nedeniyle

düzenlenen para cezasına ilişkin 3/2/2014 tarihli kararları başvurucuya

24/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Bunun üzerine başvurucunun anılan ek tahakkuk ve para cezası

kararlarına karşı gümrük idaresine yaptığı 6/3/2014 tarihli itirazlar,

süresinde yapılmadığı gerekçesiyle 26/3/2014 tarihinde reddedilmiştir.

B. Para Cezasının

İptaline İlişkin Dava Süreci

15. Başvurucu, Tescilli Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi

muhteviyatı eşyanın kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle ek olarak

tahakkuk ettirilen KDV üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına

vaki itirazın reddine dair işlemin iptali talebiyle 20/5/2014 tarihinde

Tekirdağ Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

16. Mahkemece 30/12/2014 tarihinde idareye süresinde itirazda

bulunulmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinde, adına yapılan ek tahakkuk işleminden başvurucunun haberdar olduğu

vurgulanmıştır. Mahkeme; kararın gerekçesinde tahakkuk işleminin Serbast Dolaşıma Giriş Beyannamesi'nin arkasına 31/1/2014

tarihinde hesaplama yapılarak yazılmış olmasına ve yine başvurucu tarafından

aynı tarihte ek tahakkuka yönelik olarak ihtirazi

kayıt dilekçesi veriymiş olmasına dayanmıştır.

17. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Yedinci

Dairesince 24/12/2015 tarihinde bozulmuştur. Kararın gerekçesi özetle şöyledir:

i. Kıymet tespitinin belli bir araştırma yapılmasını

gerektirmesi ve bu araştırma sonucu beklenmeksizin eşyanın yükümlüler

tarafından gümrükten çekilmek istenmesi hâlinde ise ileride doğması olası vergi

farkının eldeki verilere göre hesaplanmak suretiyle güvenceye alınması amacıyla

teminata bağlanarak eşyanın gümrükten çekilmesine izin verilebileceği

açıklanmıştır.

ii. Ayrıca 31/1/2014 tarihinde beyannamenin arkasına yapılan

işlemin teminat miktarının belirlenmesine yönelik olduğu vurgulanmış, idarece

ek olarak tahakkuk ettirilen KDV üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para

cezasının 24/2/2014 tarihinde tebliği üzerine başvurucu tarafından yapılan

itirazın süresinde olduğu belirtilmiştir.

18. Davalı idare tarafından yapılan karar düzeltme talebi aynı

Daire tarafından 1/3/2018 tarihinde reddedilmiştir.

19. Bozma sonrası Mahkemece bozmaya uyularak 5/6/2018 tarihinde

davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, beyannamenin arkasına

yapılan işlemin teminat miktarının belirlenmesine yönelik olarak idarenin

hazırlayıcı iç işlemi niteliğinde olduğu açıklanmıştır. Ayrıca gümrük para

cezası kararının 24/2/2014 tarihinde tebliği üzerine başvurucu tarafından

27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesi uyarınca

7/3/2014 tarihinde yapılan itirazın süresinde olduğu belirtilmiştir.

20. Davalı idare tarafından temyiz edilen karar, temyiz

aşamasındadır.

C. Başvuru Konusu Ek

Tahakkukun İptaline İlişkin Dava Süreci

21. Başvurucu, Tescilli Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi

muhteviyatı eşyanın kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle yapılan ek

tahakkuk kararına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali talebiyle 20/5/2014

tarihinde Mahkemede dava açmıştır. Mahkemece 30/12/2014 tarihinde davanın

reddine karar verilmiştir.

22. Kararın gerekçesinde, adına yapılan ek tahakkuk işleminden

başvurucunun haberdar olduğu vurgulanmıştır. Mahkeme; kararın gerekçesinde

tahakkuk işleminin Serbast Dolaşıma Giriş

Beyannamesi'nin arkasına 31/1/2014 tarihinde hesaplama yapılarak yazılmış

olmasına ve yine başvurucu tarafından aynı tarihte ek tahakkuka yönelik olarak ihtirazi kayıt dilekçesi veriymiş olmasına dayanmıştır.

Ayrıca sonradan sehven düzenlenen 3/2/2014 tarihli ek tahakkuk ve para cezası

kararlarının itiraz süresini yeniden canlandırmayacağı açıklanmıştır.

23. Başvurucu tarafından itiraz edilen karar, Edirne Bölge İdare

Mahkemesince 27/11/2015 tarihinde onanmıştır.

24. Para cezasına ilişkin olarak dosyada verilen bozma kararına

dair açıklamaları da içeren başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Bölge İdare

Mahkemesince 27/5/2016 tarihinde reddedilmiştir.

25. Nihai karar 11/7/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

26. Başvurucu 8/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

27. 4458 sayılı Kanun'un 197. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1.Gümrük vergileri, tahakkukundan hemen

sonra yükümlüye tebliğ edilir.

...

5. (Ek: 18/6/2009-5911/47 md.)

Bu madde hükümlerine göre tebliğ edilen gümrük vergileri; 242

nci maddede belirtilen sürelerde itirazda

bulunulmaması veya süresi içinde idari yargı mercilerine başvurulmaması

hallerinde bu sürelerin bittiği tarihte kesinleşir; dava açılması halinde

mahkemece yükümlü aleyhine verilen kararın gümrük idaresine tebliğ edildiği

tarihte tahsil edilebilir hale gelir."

28. 4458 sayılı Kanun'un 202. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Gümrük mevzuatı uyarınca, gümrük

idarelerinin gümrük vergilerinin ve diğer amme alacaklarının ödenmesini

sağlamak üzere bir teminat verilmesini gerekli görmeleri halinde, bu teminat

söz konusu vergiler tutarının % 20 fazlasıyla yükümlü

veya yükümlü olması muhtemel kişi tarafından verilir."

29. 4458 sayılı Kanun'un 204. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"202 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen teminat

tutarı, teminata konu gümrük vergileri tutarının kesin olarak tespiti halinde

bu miktar, diğer hallerde ise tahakkuk edilen veya edilebilecek gümrük

vergilerinin en yüksek tutarı esas alınarak belirlenir."

30. 4458 sayılı Kanun'un 242. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen

gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı

makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir.

...

4. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin

yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilir."

31. Yönetmelik'in "İtirazların

karara bağlanmasından önce eşyanın çekilebilmesi" kenar

başlıklı 587. maddesi şöyledir:

"(1) Yükümlüler, mercilerince verilecek

kararlardan önce, ihtilaf konusu eşyayı çekmek isterlerse, aşağıda yazılı

şartlarla istekleri kabul olunur ve eşyanın çekilmesine izin verilir.

a) Kararların yükümlüce

tebellüğ edilmiş olması ve taleplerinin bir dilekçe ile gümrüğe verilmiş

olması,

b) Yükümlünün beyanına göre yapılan vergi

tahakkukları ile gümrük idaresince tahakkuk ettirilen bütün vergiler arasındaki

farkın ve para cezalarının teminata bağlanması,

c) Uyuşmazlığın idari yargı merciine intikali

halinde bu hususun belgelenmesi,

ç) İdarece gerekli görülecek her türlü bilgi veya belgenin sunulması.

(2)

Vergi tahakkukunun kesinleşmesinden önce idare ile yükümlü arasında çıkan

uyuşmazlık yürürlükteki yasaklama ve kısıtlama hükümlerini ihlal eder mahiyette

olduğu takdirde bu madde hükmü uygulanmaz.

(3)

Birinci fıkranın (b) bendinin uygulanmasında düşük kıymet beyanı şüphesiyle

kıymet araştırması yapılan hallerde, araştırmanın bu maddenin uygulanmasının

talep edildiği tarihten itibaren bir yılda sonuçlanmaması halinde, gümrük

idaresinde mevcut verilere göre işlem sonuçlandırılır. Bu süreden sonra alınan

cevaplar çerçevesinde vergi farkı ortaya çıkan hallerde gerekli işlemler yerine

getirilir."

B. Uluslararası Hukuk

32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,

görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

33. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mahkemeye erişim

hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası

olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.

No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve

yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı yeri önüne

getirme hakkının güvence altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK],

B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36) belirtmiştir.

34. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım

sınırlamaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amaca

yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında

makul bir orantılılık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda kısıtlamaların

Sözleşme'nin 6. maddenin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78,

28/5/1985, § 57).

35. Mahkemeye etkili erişim hakkı; mahkemeye başvuru konusunda

tutarlı bir sistemin var olmasını, dava açmak veya kanun yoluna başvurmak

isteyen kişilerin ilgili mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara

sahip olmasını gerektirmektedir. Özellikle hukuki belirsizlikler kişilerin

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilmektedir (Geffre/Fransa (k.k.), B. No: 51307/99, 23/1/2003). Bu nedenle

mahkemeler usul kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal

edebilecek aşırı şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen

usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı

gevşeklikten kaçınmalıdır (Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 21).

36. AİHM'e göre mahkemeye ulaşmayı

aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye

erişim hakkının ihlaline yol açabilir. Ne var ki öngörülen süre koşullarının

açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması

nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını

kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

38. Başvurucu; ek tahakkuk kararının usulüne uygun tebliğ

edilmemesine rağmen Mahkemece ek tahakkuktan haberdar olunduğu ve itiraz

süresinin geçirildiği gerekçesiyle ek tahakkukun iptali davasının

reddedildiğini oysa aynı olaydan kaynaklı para cezasının iptali davasında aynı

gerekçeyle verilen davanın reddine dair kararın Danıştayca

bozulduğunu, bu hususun karar düzeltme aşamasında belirtilmesine rağmen farklı

karar verilmesinin gerekçesinin açıklanmadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

39. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

42. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına

sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "...ile

adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

43. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

44. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

45. Davanın idareye süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

46. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu

sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

47. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence

altına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama

nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması

mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni

öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu

kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama

nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir (AYM,

E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).

48. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

49. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1)

Kanunilik

50. Başvuru konusu olayda Mahkemenin 4458 sayılı Kanun'un 242.

maddesi hükmüne göre, tebliğ edilen gümrük vergilerine karşı tebliğden itibaren

on beş gün içinde itiraz edilmesi gerektiği hâlde bu süre dolduktan sonra

idareye itiraz edildiği gerekçesiyle ret kararı verdiği anlaşılmaktadır.

51. Mahkemenin bu hükmü esas alarak verdiği ret kararına göre

yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

52. 4458 sayılı Kanun'un 242. maddesindeki düzenlemeyle idarenin

işlemlerini gözden geçirmesi ve gerekirse düzeltmesine olanak sağlanarak

uyuşmazlıkların yargı mercilerinin önüne gelmeden idare tarafından olumlu

şekilde sonuçlandırılabilmesine imkân tanındığı anlaşılmaktadır. Anayasa'nın

141. maddesiyle davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması görevi yargıya verilmiştir. Bu görevin ağır iş yükü altında

yerine getirilmesi zorlaştıkça uyuşmazlıkların çözümü için alternatif

yöntemlerin yaşama geçirilmesi, yargıya ilişkin anayasal kuralların etkililiğinin

sağlanması bakımından gerekli görülebilir (AYM, E.2013/85, K.2013/95,

22/9/2010). Bu itibarla dava açmadan önce idareye belirli süre ve usullerde

başvuru zorunluluğu getirilmesinin yargılamanın makul süre içinde

tamamlanmasını temine yönelik bir çare olup meşru amacının bulunduğu

anlaşılmaktadır.

(3) Ölçülülük

53. İdari başvurunun süresinde yapılmaması gerekçesiyle davanın

reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın

ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya ağır bir yük getirip getirmediği

hususlarının değerlendirilmesi gerekir.

(a) Genel

İlkeler

54. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının kural olarak mutlak bir hak

olmayıp sınırlandırılabileceği, bu hususta devletlerin takdir hakları gereği

bazı düzenlemeler yapabileceği, bununla birlikte getirilecek sınırlandırmaların

hakkın özünü zedeleyecek nitelikte olmaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve

ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerektiği

belirtilmiştir (Mesut Güzel, B.

No: 2014/5876, 22/9/2016, § 31). Bu kapsamda dava açmayı imkânsız kılacak

ölçüde kısa olmadıkça dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli

sürelerin öngörülmesinin hukuki belirlilik ilkesinin bir gereği olduğu ve tek

başına bu durumun mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmayacağı ancak

öngörülen koşulların açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da

yorumlanması nedeniyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru

hakkını kullanamadığı durumlarda mahkemeye erişim hakkının ihlal edileceği

ifade edilmiştir (Remzi Durmaz,

B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

(b)İlkelerin Olaya Uygulanması

55. Başvurucu, yasal süre içinde gümrük idaresine itirazda

bulunmasına rağmen itirazın reddine dair kararın iptali talebinin Mahkemece

yanlış değerlendirme yapılmak suretiyle reddedildiğini belirterek mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.

56. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele başvurucunun

talebinin davaya konu yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız bir

müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.

57. 4458 sayılı Kanun'un 242. maddesinde; yükümlülerin

kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı

tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa

aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebileceği belirtilmiştir.

58. Başvurucunun ek tahakkuk kararına karşı açtığı iptal davası

reddedilmiştir. Mahkemece, başvurucunun beyanname arkasına ek tahakkuk ve

gümrük para cezasının hesaplanmasıyla ve aynı tarihte verilen ihtirazi kayıt dilekçesiyle ek tahakkuktan haberdar olduğu

değerlendirilmiştir. Edirne Bölge İdare Mahkemesince onanan karar, karar

düzeltme talebi de reddedilerek kesinleşmiştir.

59. Aynı maddi olguya dayalı olarak ek tahakkukla birlikte

başvurucu aleyhine ayrıca gümrük para cezası kararı verilmiştir. Başvurucu ek

tahakkuk kararına itirazla birlikte para cezasına da itiraz etmiş ancak

yukarıda açıklandığı üzere iki talebi de aynı gerekçeyle süre aşımından

reddedilmiştir. Başvurucunun para cezasına ilişkin itirazın reddine dair

kararın iptali talebiyle açtığı dava da aynı gerekçeyle aynı Mahkeme tarafından

reddedilmiştir. Ancak başvuru konusu davadan farklı olarak temyiz kanun yoluna

tabi olan karar Danıştay Yedinci Dairesince 24/12/2015 tarihinde bozulmuştur.

Bozma kararına uyularak davanın kabulüne dair verilen karar temyiz

aşamasındadır.

60. Danıştay Dairesi ithal edilen eşya nedeniyle 31/1/2014

tarihinde beyannamenin arkasına yapılan işlemin teminat miktarının

belirlenmesine yönelik olduğunu vurgulamıştır. Daire, davalı idarece ek olarak

tahakkuk ettirilen KDV üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasının

24/2/2014 tarihinde tebliği üzerine başvurucu tarafından 4458 sayılı Kanun'un

yukarıda belirtilen 242. maddesi uyarınca yapılan itirazın süresinde olduğu

sonucuna varmıştır.

61. Başvuru konusu somut olayda ise ilk derece mahkemesince

31/1/2014 tarihli beyanname arkasındaki ibarelerden hareketle idari kararın bu

tarihte başvurucunun bilgisi dâhilinde olduğu belirtilerek süre aşımı yönünden

davanın reddi yoluna gidilmiştir. Bu karar Bölge İdare Mahkemesince de usule ve

kanuna uygun bulunarak onanmıştır. Ancak başvurucu, para cezasına ilişkin dava

dosyasında 24/12/2015 tarihinde verilen bozma kararını 18/3/2016 tarihli karar

düzeltme dilekçesinde açık bir biçimde dile getirmiştir. Buna rağmen 27/5/2016

tarihli karar düzeltme talebinin reddine dair kararda bu yönüyle başvurucunun

itirazı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.

62. Sonuç olarak aynı olaya ilişkin açılan para cezasına ilişkin

davada beyanname arkasına yapılan işlemin teminat miktarının belirlenmesine

yönelik olduğu ve idarece tahakkuk ettirilen KDV üzerinden hesaplanan para

cezasının 24/2/2014 tarihinde tebliği üzerine itirazın süresinde yapıldığı

kabul edilmiştir. Ancak bu bozma kararının ek tahakkuka ilişkin davada karar

düzeltme dilekçesinde itiraz konusu yapılmasına rağmen Bölge İdare Mahkemesince

bu itiraz hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin orantısız olduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

63. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

64. Başvurucu; ithal edilen eşyanın gümrük vergisine esas

kıymetinin eşyanın satış fiyatı olduğunu, proforma faturadaki kıymetin fiktif

bir kıymet olması nedeniyle satış fiyatı olmadığını açıklamıştır. Başvurucu,

gümrük idaresince eşyanın esas kıymeti yerine proforma faturadaki kıymet

üzerinden ek tahakkuk yapılarak fazladan vergi tahakkuk ettirildiğini ve bunun

üzerine depozito olarak yatırdığı paranın ek verginin ödenmesi şeklinde işleme

tabi tutulduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

65. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılarak uyuşmazlık hakkında yeniden yargılama yapılmak üzere karar

örneğinin ilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmiş olduğundan (bkz.

§ 63) başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının kabul

edilebilirlik ve esas açısından ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

66. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

67. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

68. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

69. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

70. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

71. Aynı maddi olay nedeniyle uygulanan para cezasına karşı

açılan davada verilen, davanın süre aşımından reddine ilişkin kararın bozulması

yönündeki Danıştay kararının ek tahakkuka ilişkin olarak açılan ve bakılan

bireysel başvuruya konu edilen davada karar düzeltme dilekçesinde Bölge İdare

Mahkemesinin bilgisine sunulmasına rağmen Bölge İdare Mahkemesine bu konuda bir

değerlendirme yapılmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Bölge İdare Mahkemesi

kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

72.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan değerlendirmesi ve vardığı sonuç

yalnızca mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin olup davanın

esasına ilişkin bir unsur içermemektedir.

73. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer

kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde

mahkemelerce yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

74. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

Edirne Bölge İdare Mahkemesine (E.2015/434, K.2015/2028) GÖNDERİLMESİNE,

D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör : Mahmut ALTIN Başvurucu : Petrol Ofisi A.Ş. Vekili : Av. Ali Kemal AKŞAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14254, 28 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Uyuşmazlığın Arka
  7. B. Para Cezasının
  8. C. Başvuru Konusu Ek
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Mahkemeye Erişim
  14. B. Mülkiyet Hakkının
  15. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  16. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  17. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  19. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  20. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  21. Gökcan
  22. Hakyemez
  23. Menteş
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14254
Tarih
28 Kasım 2019

İlgili Kararlar

  • Şaban Sevinç Başvurusu (B. No: 2016/36782)
  • Mümtazer Türköne Başvurusu (B. No: 2017/17839)
  • Tunca İlker Öğreten Başvurusu (B. No: 2017/11340)
  • Şahin Güneş Başvurusu (B. No: 2018/28726)
  • Hüseyin Kınağ Başvurusu (B. No: 2018/27472)
  • Mohammed Mushref Sabbar Sabbar Başvurusu (B. No: 2018/34061)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.