İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Raif Bayram Başvurusu (B. No: 2016/4538)

1. Başvuru, ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

Başvuru No2016/4538Tarih13 Ekim 2020Okuma41 dk · 8.253 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Raif Bayram Başvurusu

Karar tarihi
13 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2016/4538
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.253 kelime·41 dk okuma·31 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 29/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, kardeşi olan 1984 doğumlu R.B.nin 9/6/2014

tarihinde herhangi bir açıklamada bulunmaksızın evden araçla ayrıldığını fakat

o tarihten beri kendisinden bir daha haber alamadığını Tarsus İlçe Emniyet

Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) beyan ederek 12/6/2014 tarihinde kayıp

ihbarında bulunmuştur.

9. Aynı tarihte saat 18.55 sıralarında Av. Y.T.nin

R.B.nin gözaltına alınıp alınmadığını öğrenmek üzere İlçe Emniyet Müdürlüğüne

müracaat etmesi üzerine R.B.nin gözaltına alınmadığı öğrenilmiştir.

10. 12/6/2014 tarihinde E.T. isimli bir kişinin bilgisine

başvurulmuştur. E.T. 9/6/2014 günü kıraathanede bulunduğunu ancak bulunduğu

saati hatırlamadığını, sigara içmek için dışarı çıktığını, o sırada mahallede

eylemlerin yapıldığını, müdahale sırasında göz yaşartıcı gaz kullanılması

nedeniyle havada duman olduğunu, eşkâlini hatırlayamadığı bir erkek şahsın ucu

su kanalına çıkan küçük bir sokağa girdiğini, su kanalının önünde 1-1,5 metre

yüksekliğinde duvar olduğunu, bu kişinin duvardan atlayıp atlamadığını

görmediğini, bununla birlikte duvar ile su kanalı arasında yaklaşık 15 metre

mesafe olduğu için duvardan atlayan birinin doğrudan suya düşmesinin imkânsız

olduğunu belirtmiştir.

11. Bu bilgi üzerine 12/6/2014 tarihinde Fahrettin Paşa

Mahallesi'nden geçen Berdan Irmağı'nda ırmağın suyu kesilerek kurbağa adamlar

denilen uzman kişiler vasıtasıyla arama faaliyetlerine başlanmıştır.

Yapılan arama faaliyeti sonrasında 13/6/2014 günü saat 10.00 civarında bir

erkek şahsın cesedine ulaşılmış, yapılan teşhis sonrasında cesedin R.B.ye ait

olduğu anlaşılmıştır.

12. Olayın nöbetçi Cumhuriyet savcısına haber verilmesi

üzerine Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) derhâl soruşturma

başlatılmıştır.

13. R.B.ye ait cesedin ırmaktan çıkarılması çalışmaları

sırasında yoğun bir kalabalığın toplanması, güvenlik mensuplarına yönelik taşlı

saldırı gerçekleştirilmesi ve cenaze aracının yakılması nedeniyle Cumhuriyet

savcısının bilgisi dâhilinde olay yeri incelemesi ayrıntılı olarak yapılamamış;

R.B.nin cesedi morga kaldırılmış, bu hususta 13/6/2014 tarihli tutanak düzenlenmiştir.

Bununla birlikte bu tarihte kamera kaydı yapılmış, fotoğraflar çekilmiş ve

krokiler düzenlenmiştir.

14. Ölü muayene işlemi 13/6/2014 tarihinde R.B.nin

kaldırıldığı hastane morgunda başvurucu hazır bulunduğu sırada yapılmıştır.

Başvurucu; kimlik teşhisi sırasında kardeşi R.B.nin 9/6/2014 tarihinde

gerçekleştirilen eyleme katıldığını, on dakika bu eylemde bulunduktan sonra

elinde havai fişekle ayrıldığını, polisler tarafından Akrep diye tabir

edilen donanımlı araç ile kovanlandığını, polis aracının olayın olduğu sokakta

sulama kanalının önündeki istinat duvarına R.B.yi sıkıştırdığını, R.B.nin

duvardan atlayıp polisler ile küfürleştiğini, olay yerindeki iki çocuk ile bir

yetişkinden R.B.nin koluna ve vücuduna polislerin vurduğunu duyduğunu beyan etmiştir.

15. Ölü Muayene Tutanağı'nın ilgili kısmı şöyledir:

''...Baş ve Boyun Bölgesinin

İncelenmesinde:

[K]emik kırığının elde edilemediği,

ölü morluklarının oluştuğu, sol kulak kepçesinde yaklaşık 5 cm.lik kesi ve

ampüte, sağ göz lateralinde 2x2 cm.lik yüzeysel doku kaybı, sağ üst dudak

köşesinde yüzeysel sıyrıklar, durum bölgesi nazar bölgede sol göz altında yüzeysel

deri sıyrıklarının olduğu görüldü. Bunun dışında herhangi bir patolojik bulguya

rastlanmadı.

Cesedin Gövde ve Kollarının

İncelenmesinde:

Ölü morluklarının oluşmaya başladığı,

kemik kırığına fiziki muayenede rastlanmadığı, el ve ayaklarının çamaşırcı el

oluştuğu, bunun dışında herhangi bir patolojik bulguya rastlanmadı.

...

Vücudunun herhangi bir bölgesinde

kesici, delici alet, ateşli silah yara ve izine rastlanmadı. Sadece ölü

morluklarının olduğu görüldü. Tespit edilenler dışında patolajik herhangi bir

bulguya rastlanmadı...''

16. Kesin ölüm zamanı ile sebebinin tespit edilebilmesi

amacıyla R.B.nin cesedi Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığına (ATK)

gönderilmiş ve burada otopsi işlemi yapılmıştır.

17. ATK otopsi işlemi sonrasında düzenlediği 26/8/2014

tarihli raporunda, R.B.nin kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için İstanbul Adli

Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulundan görüş alınmasının uygun olacağı

değerlendirilmiştir. Başsavcılık aşağıda açıklandığı üzere yürütmüş olduğu

soruşturma sonucunda soruşturma dosyasını İstanbul Adli Kurumuna göndermiş ve

bu hususta rapor aldırmıştır. Raporun ilgili kısmı kronolojik sıraya uygun

olarak aşağıda verilmiştir (bkz. § 28).

18. Cumhuriyet savcısı toplumsal olayların sonlanmasını

müteakiben inceleme yapılması talimatı vermişse de 13/6/2014-29/6/2014

tarihleri arasında olayların devam etmesi nedeniyle olay yeri incelemesi

yapılamamış, bu hususta farklı tarihlerde altı tutanak düzenlenmiştir.

24/7/2014 tarihli belgeden ayrıntılı bir olay yeri incelemesinin yapılamadığı

anlaşılmaktadır.

19. Başvurucu vekili 23/6/2014 tarihinde Başsavcılığa

dilekçe vererek 9/6/2014 günü meydana gelen olaylara ilişkin soruşturma

dosyasının, bu tarihteki 112 Acil kaydının ve son olarak eylemlere müdahale

eden güvenlik mensuplarının telsiz kayıtlarının temin edilmesini talep

etmiştir. Başsavcılık 9/6/2014 günü 20.00-23.00 saatleri arasındaki telsiz

görüşme kayıtlarını ve 112 Acil kayıtlarını temin etmiş, daha sonra bu kayıtlar

üzerinde uzman bilirkişiler aracılığı ile inceleme yaptırmıştır (bilgi için

bkz. rapor, § 31).

20. Cumhuriyet savcısının 9/6/2014 günü saat 19.00-23.00

arasında gerçekleşen olaylarda kullanılan toplumsal olaylara müdahale aracı (TOMA)

ve Akrep'in kamera kayıtlarını temin etmek üzere verdiği talimat, Akrep'teki

kameranın 9/5/2014 tarihinden itibaren arızalı olması nedeniyle kaydın

yapılmadığı gerekçesiyle yerine getirilememiş ve bu hususla ilgili belgeler

dosyaya intikal ettirilmiştir. TOMA'daki kayıtlar ise 27/6/2014 tarihinde temin

edilmiştir.

21. Bunun yanında Başsavcılık olay yerindeki MOBESE

kayıtlarının temin edilmesini istemişse de söz konusu kameraların çalışmadığı

ve kaydın bulunmadığı Başsavcılığa bildirilmiştir.

22. Başvurucu vekili 10/7/2014 tarihinde verdiği

dilekçede olaya tanık olduğunu iddia ettiği H.Y. isimli kişiye ulaştıklarını

ifade etmiş, bu kişinin dinlenilmesini talep etmiştir.

23. Başsavcılık14/7/2014 tarihinde H.Y.nin ifadesine

başvurmuştur. İfadenin ilgili kısmı şöyledir:

''...Tarihini ve gününü

hatırlayamadığım akşam saatlerinde Fahrettin Paşa mahallesinde [A. Büfe]

isimli yere alkol almaya gidecektim [.] [L]ice olaylarını protesto etmek

için yaklaşık 20 kadar genç Cemal Gürsel caddesinde toplanmış polise havai

fişek atıyorlardı [.] [M]mahallede dışarıda içecek fazla yer olmadığı

için bende olayların geçtiği yere yakın olan berdan çayı kenarında alkol almaya

karar verdiğimden ne olur ne olmaz diye olayları izlemeye başladım, o esnada

akrep diye tabir edilen polis aracı gençlerin üzerine doğru hamle yaptı grup

dağılınca daha önce mahalleden tanıdığım [R.B.] yüzü bez parçası ile

sarılı olduğu halde sadece gözleri açık şekilde yanımdan koşarak geçti ve

çıkmaz sokağa girdi [.] [R.B.nin] üzerinde siyah uzun kollu kıyafet ve

siyah pantolon vardı [.] [R.B.nin] sokağa girmesinin ardından akrep

isimli polis aracıda peşinden sokağa girdi[.] [R.B.] sokağın

sonundaki yaklaşık 1 m yüksekliğindeki duvarın üzerinden atladı.

[R.B.nin] arkasından yaklaşık 8-10

tane sivil poliste beraberinde koşuyorlardı ancak akrep isimli polis aracı

gelince ben daha ileriye gidemedim[.] [P]olislerin [R.B.nin]

arkasından duvardan atlayıp atlamadıklarını bilmiyorum orasını görmedim çünkü

polis aracı gelince biz kenara çekildik benim bulunduğum yer ile çıkmaz sokağın

sonundaki duvar ile yaklaşık 20-30 m mesafe vardı[.] [Y]yaklaşık 10

dakika sonra bağırışma ve küfür sesleri gelmeye başladı [.] [P]olislerin

'[R.] teslim ol' diye bağırdığını, [R.B.nin] de ' [A.]

yaklaşma teslim olmam' dediğini duydum. [R.B.] ve polisler arasında bu

bağırışma ve küfürleşme yaklaşık bir saat kadar sürdü daha sonra bu sesler

kesildi ve sokakta bulunan sivil polislerin telsizinden bir şahsın yaralandığı

anonsunu duydum [.] [D]aha sonra üniformalı kalabalık bir çevik kuvvet

grubu olay yerine geldi [.] [S]onra kalabalığı dağıttılar ancak olaylar

biraz daha devam etti[.] [B]en işe gideceğim için evime döndüm[.]

[E]rtesi günde olaylara karışan gençlerden ikisinin kaybolduğunu öğrendim.

''

24. Başsavcılık bu ifadeyi Emniyet Müdürlüğüne göndererek

ifadede geçen hususların doğruluğunun araştırılmasını 21/7/2014 tarihinde talep

etmiştir.

25. Bu emir gereği Emniyet Müdürlüğü, H.Y.nin yeniden

bilgisine başvurarak bu kişinin ifadesinde geçen bazı hususları açıklığa

kavuşturmaya çalışmıştır. H.Y.nin 9/12/2014 tarihli ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''SORULDU: 14/07/2014 günü Tarsus

Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğunuz tanık ifadenizde '20 kadar genç

Cemal Gürsel Caddesinde toplanmış polise havai fişek atıyorlardı' şeklinde

vermiş olduğunuz beyana istinaden gerçekleşen olay Cemal Gürsel Caddesinin

neresinde olduğunu anlatınız?

CEVABEN

Yukarıdaki bilgiler doğru ve

bana aittir. Eylem Hemzemin geçit üzerinde gerçekleşiyordu.

SORULDU

14/07/2014 günü Tarsus

Cumhuriyet Başsavcılığı olduğunuz Tanık ifadenizde 'Olayları izlemeye başladım.

O esnada akrep diye tabir edilen polis aracı gençlerin üzerine doğru hamle

yaptı. Grup dağılınca da daha önce mahalleden tanıdığım R.B. yüzü bez parçası ile

sarılı olduğu halde sadece gözleri açık şekilde yanımdan koşarak geçtı ve

çıkmaz sokağa girdi' şeklinde vermiş olduğunuz beyana istinaden olayları tam olarak

nerede izlediniz, [R.B.yi]

bayramı yüzü kapalı bir şekilde nasıl tanıdınız, [R.B.] nereden

koşarak geliyordu ve yanınızdan geçtiği esnada siz tam olarak neredeydiniz ve

üzerinizde nasıl bir kıyafet olduğunu anlatınız?

CEVABEN

Ben bu eylem Fahrettin paşa

Mahallesi Cemal Gürsel caddesi üzerinde bulunan [A.] büfe önünde izledim. Olaya akrep

müdahaleye başlayınca bende Cemal Gürsel Caddesi 1413 sokak girişine geldim. [R.B.]

hemzemin geçitten Cemal Gürsel Caddesi üzerinden koşarak[A. Büfenin]

karşısında bulunan internet cafenin yanında bulunan çıkmaz sokağa girdi bunları

ben 1413 sokak girişinden izledim. Ben [R.B.yi] olaylardan bir saat önce

mahallede gördüğüm için kıyafetinden tanıdım. Olay olduğu gün üzerimde olan

kıyafeti hatırlamıyorum. Ben tahminen 1.65-1.70 boyundayım.

SORULDU

14/07/2014 günü Tarsus

Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğunuz Tanık ifadenizde ' [R.B.nin] üzerinde siyah uzun kollu

kıyafet ve siyah pantolon vardı. R.B.nin sokağa girmesinin ardından akrep

isimli polis aracı da peşinden sokağa girdi, [R.B.] sokağın sonundaki

yaklaşık 1 metre yüksekliğindeki duvarın üzerinden atladı' şeklinde vermiş

olduğunuz beyana istinaden [R.B.] isimli şahsın çıkmaz sokak sonundaki

duvardan atladığını gördüğünüzde tam nerede bulunduğunuzu anlatınız.

Cevaben: [R.B.] çıkmaz sokağa girmesi ile

akrep peşine çıkmaz sokağa girdi. Ben de hemen bakmak için 1413 sokaktan

çıkmazın karşısına geçtim. [R.B.nin] duvardan atladığını gördüm.

Soruldu: 14/07/2014 günü Tarsus

Cumhuriyet Başsavcılığı olduğunuz [t]anık ifadenizde 'Benim bulunduğum yer ile çıkmaz sokağın

sonundaki duvar ile yaklaşık 20-30 metre vardı' şeklinde vermiş olduğunuz

beyana istinaden bu esnada tam olarak nerede bulunduğunuzu anlatınız ?

CEVABEN

Ben bu esnada [R.B.nin] girdiği çıkmaz sokağın

girişinde sol köşesindeydim.

Soruldu: 14/07/2014 günü Tarsus

Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğunuz Tanık ifadenizde 'Yaklaşık 10 dakika

sonra bağrışma ve küfür sesleri gelmeye başladı, polislerin '[R.] teslim ol' diye bağırdığını, [R.B.nin]

[de] '[A.] yaklaşma teslim olmam dediğini duydum. [R.B.] ve

polisler arasında bu bağrışma ve küfürleşme yaklaşık bir saat kadar sürdü daha

sonra bu sesler kesildi' şeklinde vermiş olduğunuz beyana istinaden yaşanan bu

bağrışma ve küfürleşmeleri dinlediğinizde tam olarak nerede olduğunu anlatınız?

CEVABEN

Ben gerçekleşen bu bağrışma ve

küfürleşmeyi görmedim. Sadece çıkmaz sokağın girişinde solda köşede bağrışma ve

küfürleşmeyi dinledim; Benim bu olay ile ilgili olarak söyleyeceklerim bunlardan

ibarettir.''

26. Başsavcılık, olay tarihinde meydana gelen eylemlerde

elde edilen maddi deliller üzerinde kriminal inceleme yaptırmış ve buna ilişkin

raporlar 8/8/2014 tarihinde dosyaya intikal ettirilmiştir.

27. Başsavcılığın olay tarihinde meydana gelen eylemlere

ilişkin olarak Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen Olay, Yakalama Görgü ve

Tespit Tutanağı'nı dosyaya 12/12/2014 tarihinde intikal ettirdiği

anlaşılmıştır. Bu tutanağın ilgili kısmı şöyledir:

''..[Y]ine eylemci gruba

müdahale eden 70-90 kod no'lu şortland ekibinin Cemal Gürsel [C]addesi

üzerinde eylemci grubu kovaladığı esnada üzerinde siyah tişört, kot pantolonlu

18-20 yaşlarında bir erkek şahıs 1413 sokak kavşağında ırmak tarafına kaçarak

ırmağa atlayıp izini kaybettirmiştir, yakalanması mümkün olmamıştır. Bu şahıs

kaçtığı esnada 1413 sokak ırmak tarafında duvar dibinde 1 adet patlamamış havai

fişeği bırakıp kaçtığı tespit edilmesi üzerine burada bulunan havai fişek

usulüne uygun bir şekilde Olay yeri inceleme ve Kimlik Tespit Grup Amirliği

görevlilerince [m]uhafaza altına alınmıştır.''

28. Adli Tıp Kurumu İstanbul İhtisas Dairesinin

10/12/2014 tarihli raporunun ilgili kısmının soruşturma dosyasındaki başvurucu

ve tanık ifadeleri ile olayın gelişimine dair olayların aktarıldıktan sonraki

hâli şöyledir:

''

...BAŞ VE BOYUN BÖLGESİNİN

İNCELENMESİNDE

Kemik kırığının ele gelmediği, ölü morluklarının oluştuğu sol

kulak kepçesinde yaklaşık 5 cm lik kesi ve ampüte sağ göz lateralinde 2x2 cm

lik yüzeysel doku kaybı sağ üst dudak köşesinde yüzeysel sıyrıklar burun

bölgesi nazal bölgede sol göz altında yüzeysel deri sıyrıklarının olduğu

görüldü Bunun dışında herhangi bir patolojik bulguya rastlanmadı.

CESEDİN GÖVDE VE KOLLARINlN

İNCELENMESİNDE

Ölü morluklarının oluşmaya başladığı, kemik kırığına fiziki

muayanede rastlanmadığı, el ve ayaklarının çamaşırcı el oluştuğu bunun dışında

herhangi bir patolojik bulguya rastlanmadı.

HER İKİ BACAĞIN İNCELENMESİNDE

Bacaklarda herhangi bir kırık olmadığı görüldü. Ayaklarında ve topuklarında

herhangi bir anormal durumun bulunmadığı görüldü. Vücudun herhangi bir

bölgesinde kesici, delici alet, ateşli silah yara ve izine rastlanmadı. Sadece

ölü morluklarının olduğu görüldü Tespit edilenler dışında patolojik herhangi

bir bulguya rastlanmadı.

...

İÇ MUAYENE

Baş Muayenesi: Saçlı deri

kaldırıldı. Cilt altında kanama görülmedi. Temporal adale grupları doğal

bulundu. Kafatası kubbe kemikleri sağlam bulundu. Kafatası açıldı. Beyin ve

beyincik çıkarıldı. 1518 gr tartıldı. Yüzey ve kesitlerinde makroskopik

patolojik özellik görülmedi. Dura sıyrıldı. Dural mesafelerde kanama görülmedi.

Kaide kemikleri sağlam bulundu.

Göğüs ve Boyun Muayenesi: Boyun ve göğüs

derisi kaldırıldı. Cilt altında kanama görülmedi. Hyoid kemik, tiroid kartilaj

ve boyun omurları sağlam olup, ösofagus ve trakea lümeni boş bulundu. Sternal

kapak kaldırıldı. Her iki göğüs boşluğunda 300-400 cc kokuşmayla

ilişkilendirilen seröz sıvı izlendi. Akciğerler serbest olup, sağ akciğer 648

gr, sol akciğer 622 gr tartıldı, kesitleri ödemli ve hiperemik bulundu.

Perikarda sıvının arttığı görüldü, kalp 379 gr tartıldı. Koroner arterler açık,

aort doğal olup, trikuspit kapak çevresi 16 cm, mitral kapak çevresi 12 cm,

aort çevresi 7 cm, sağ ventrikül duvar kalınlığı 0,5 cm, sol ventrikül duvar

kalınlığı 1,6 cm ölçüldü, myokard kesitlerinde özellik görülmedi. Sternum ve

kostalar sağlam bulundu.

Batın Muayenesi: Batın derisi

kaldırıldı. Cilt altında kanama görülmedi, batında 300 cc seröz [sıvı] görüldü. Karaciğer çıkarıldı,

2064 gr tartıldı, yüzey ve kesitleri hiperemik bulundu. Mide lümeninde az gıda,

bol su olup mukozası doğal bulundu. Böbrekler 190 ve 207 gr tartıldı, yüzey ve

kesitlerinde makroskopik patolojik özellik görülmedi. Barsaklarda gaita içeriği

izlendi. Diğer batın/pelvis organ ve yapılarında makroskopik patolojik özellik

görülmedi. Iskelet sistemi doğal bulundu.

....

SONUÇ

...13/06/2014 tarihinde Berdan

Irmağı’nda bulunduğu bildirilen [R.B.] hakkında düzenlenmiş adli belgelerde ve otopsi

raporunda bulunan veriler değerlendirildiğinde,

1. Otopsisinde dış muayenesinde sağ kaş

lateralinde 1x0,5 cm postmortem olduğu düşünülen yara, sol bacak iç malleolde

1x1 cm yara, üst dudakta postmortem olup olmadığının ayrımı yapılamayan çok

sayıda yara, burun sırtında 3x1 cm ebadında sıyrık, sol kulak kepçesinin 1/3

alt dış kısmında muhtemel deniz canlısı tarafından koparılarak oluşturulan

kenarları düzensiz, tırtıklı yaranın lokalizasyon özellikleri ve ağırlıkları

ile kafatasında kırık, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, iç organ ve büyük

damaryaralanması tespit edilmediği dikkate alındığında kişinin travmatik

tesirle öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı

2. Otopsisinde alınan doku örneklerinin

Kimya İhtisas Dairesinde yapılan incelenmesinde kanda; Alkol(Etanol, Metanol)

bulunmadığı, sistematik toksikolojik analiz yapılmış olup sistematikteki

maddelerin (uyutucu-uyuşturucu maddeler dahil) bulunmadığı, idrarda; sistematik

toksikolojik analiz yapılmış olup sistematikteki maddelerin (uyutucu-uyuşturucu

maddeler dahil) bulunmadığı bildirildiğine göre; kişinin zehirlenerek öldüğünün

tıbbi delilleri bulunmadığı,

3. Adli dosyada kayıtlı bulgularda ve

tıbbi belgelerde kişinin 09.06.2014 günü evden ayrıldığı, yasadışı gösteriye

katıldığı, akrep diye tabir edilen polis aracının gençlerin üzerine doğru hamle

yapması ile dağılan gruptan [R.B.nin] çıkmaz sokağa girdiği ardından akrep

isimli polis aracının da peşinden sokağa girdiği, yaklaşık 8-10 tane sivil

polisin de beraberinde koştuğu, çıkmaz sokağın sonunda 1 m’lik Berdan Çayı

istinad duvarı olduğu,yaklaşık 10 dakika sonra bağrışma ve küfür sesleri

gelmeye başladığı, polislerin '[.B.] teslim ol' diye bağırdığı, [R.B.nin de]

'[A.] yaklaşma teslim olmam' dediği, [R.B.] ve polisler arasında bu bağrışma ve

küfürleşmenin yaklaşık bir saat kadar sürdüğü, daha sonra bu seslerin

kesildiği, 12.06.2014 tarihinde [R.B.nin] yakınları tarafından polise kayıp

başvurusu yapıldığı, 13.06.2014 tarihinde Berdan Irmağı’nda ölü olarak

bulunduğu otopsisinde dış muayenesinde ölüm sonrası deniz varlıkları tarafından

oluşması muhtelif lezyonlar dışında travmatik değişim görülmediği, iç

organlarda ölümü açıklayacak makroskopik patolojik ve histopatolojik özellik

görülmediğinden mevcut verilerle kişinin ölüm sebebi ve mekanizması

bilinemediği oy birliğiyle mütalaa olunur.''

29. Başsavcılık, olayla ilgili olarak Y.Ö. isimli kişinin

ifadesine 26/3/2015 tarihinde başvurmuştur. İfadenin ilgili kısmı şöyledir:

''...[B]en Zonguldak'ta dönem

dönem iş oldukça işçi olarak çalışırım. Bu nedenle bazen dinlenmek için ailemin

ikamet ettiği Tarsus ilçesine gelir giderim. Şu anda tam olarak

hatırlayamadığım Haziran ayının başlarında tedavi için Tarsus'a gelmiştim.

İkamet adresimle aynı sokakta bulunan halamın evinde oturuyordum. Sigara içmek

için sokağa çıktım. Cemal Gürsel caddesine doğru yürüdüm. Kalabalık bir grubun

yüzleri kapalı vaziyette kaçtığını peşlerinden de zırhlı polis aracının bu

grubu kovaladığını gördüm. Mahalleden tanıdığım [R.B.] gruptan daha

geride yolun soluna doğru internet kafe tarafında o da koşuyordu. Yüzünü siyah

renkli bir bez parçasıyla gözleri görülecek şekilde kapalı bulunuyordu. Ancak

ben koşuşundan, boyundan ve saçlarından [R.B.] olduğunu anladım,

üzerinde siyah uzun kollu kıyafet, keten veya kot siyah renkli pantolon,

ayaklarında siyah spor ayakkabı vardı. [R.B.] gruptan ayrılarak caddeye

açılan çıkmaz sokağa girdi, peşinden de zırhlı polis aracı girdi. Ben

bulunduğum yerden sadece sokağın girişini görebiliyordum ancak polis aracını ve

[R.B.yi] göremiyordum sadece seslerini duyuyordum. Aracın kapılarının

açılma sesini duydum. Tahminime göre memurlardan biri bağırarak 'şerefsiz [R.]

seni yakalayacağım' dedi. Daha sonra Rıza'nın sesini duydum. O da '[A.] beni

yakalayamayacağını biliyorsun, neden peşimden geliyorsun' dediğini duydum.

Yaklaşık 5-6 dakika sonra zırhlı araç sokaktan tekrar çıktı. [R.B.nin] ve

aracın girdiği çıkmaz sokağın sonunda yaklaşık 1 (bir) metre yüksekliğinde bir

duvar vardı, duvarla berdan çayı arasında da 4-5 metrelik toprak zemin vardır.

Tahminime göre sokaktan çıkan zırhlı araç petrol istasyonunun oradan dolanıp

kanala doğru gitti. Ancak ben görmedim. Daha sonra ben olay yerinden ayrıldım.

Dedi. Benim olayla ilgili bilgi ve görgüm bundan ibarettir.''

30. Başvurucu vekili, dosyada bulunan telsiz kayıtları

ile kamera kayıtlarının birer örneğinin kendisine verilmesini 24/6/2015

tarihinde talep etmiş; Başsavcılık talebi uygun bulmuştur.

31. Başsavcılık, dosya içinde bulunan olay yeri

görüntüleri, telsiz konuşmaları ve diğer CD'lerin incelenmesini Jandarma Olay

Yeri İnceleme Amirliğinde görevli uzmanlara teslim ederek söz konusu

materyallerin incelenmesini ve bununla ilgili olarak bilirkişi raporu

düzenlenmesini istemiştir. Bu kişilerin düzenlemiş oldukları 26/6/2015 tarihli

bilirkişi raporunun ilgili kısmı şöyledir:

''...Görülmekte olan saate göre

09/06/2014 19:51:16 sıralarında [R.B.] olduğu değerlendirilen elinde poşet bulunan yüzü bez

ile kapalı, üzerinde koyu renkli tişört ve pantolon olan bir şahsın koşarak

uzaklaştığı görülmektedir.

...

Saat 19.51.50 sıralarında görüntüyü

çeken araç sokak arasında ilerle[meye] başlıyor. Saat 19.52.03 sıralarında

görüntüyü çeken aracın ilerlediği yolun sağından sokak arasından, aracın

ilerlediği yola [R.B.]

olduğu değerlendirilen yüzü bez ile kapalı, ellerinde eldiven bulunan, sol

elinde poşet olan, üzerinde koyu renkli tişört ve pantolon olan bir şahsın

koşarak çıktığı görülmektedir.

...

Saat 19:52:09 sıralarında [R.B.] olduğu değerlendirilen şahıs

yolun solunda bulunan ara çıkmaz yola giriyor.

Saat 19:52:16 sıralarında çıkmaz sokakta

bulunan duvar üzerinden atlayıp karşı tarafa geçerek ekranının sağına doğru

devam ettiği görülmektedir.

...

Saat 19.52.22 sıralarında muhtemelen

polis memuru olduğu değerlendirilen, belinin sağ tarafında tabanca olanı,

üzerinde kırmızı renkli mont bulunan bir erkek şahsın aynı duvar üzerinden

atlayarak göstericinin peşinden aynı istikamete doğru koştuğu [...] görülmektedir.

Görüntüye bakıldığında duvarın karşı

kısmında nehir olduğu görülmektedir. Görüntü üzerindeki saate göre; saat

19.52.34, 19.52.41, 19.52.50, 19.53.09 da görüntüdeki sesler dinlendiğinde

toplam (3) el silah (tabanca) sesinin geldiği duyulmaktadır. Bu seslerin

yanında çok sayıda insan sesinin geldiği duyulmaktadır.

Saat 19.53.27 sıralarında araç bulunduğu

yerden geri geri çıkıyor ve tekrar duruyor.

Saat 19.54.23 sıralarında polis memuru

olduğu değerlendirilen sivil bir şahıs duvardan atlayarak görüntünün sağına

doğru hareket ettiği görülmektedir.

Saat 19.54.28 sıralarında yine polis

memuru olduğu değerlendirilen sivil bir şahıs duvardan atlayarak görüntünün

sağına doğru hareket ettiği görülmektedir.

Saat 19.56.11 sıralarında görüntünün

solundan duvar dışından birisi koşarak sağ tarafa geçtiği görülmektedir. Saat

19.56.49 sıralarında tekrar geriye geldiği ve 19. 56. 58 sıralarında duvardan

atlayarak aracın yanına geldiği görülmektedir.

Saat 19.58.26 sıralarında Polis Memuru

olduğu değerlendirilen bir şahıs elinde kamera ile görüntüye giriyor ve duvarın

ve çevresinin görüntüsü aldığı görülüyor.

Saat 19.58.47 sıralarında üzerindeki

kamerası görüntü alan araç bulunduğu yerden geriye çıkıyor. Bu esnada duvarın

bulunduğu alana doğru bir resmi iki sivil polis memuru olduğu düşünülen

görevlilerin geçtiği görülmektedir.

Saat 19.59.21 sıralarında araç duvarın

diğer tarafında geçerek nehir kenarınaaydınlatma sağlıyor. Bu arada nehir

kenarında çok sayıda polis memurunun arama ve kontrol yaptığı yaptığı

görülmektedir.

Saat 20.01.06 ve 20.01.14 sıralarında

nehir kenarında kontrol yapmakta olduğu görülen polis memurunun nehir kenarında

bulunan otluk ve ağaçlık alana doğru muhtemelen orada saklanmakta olan

birisinin olup olmadığını kontrol için ağaçlık ve otluk alana doğru taş attığı

görülmektedir.

Saat 20.01.14 sıralarında bir polis

memurunun nehir kenarına bir nesne attığı ve akabinde nehir kenarından dumanlar

çıktığı görülmektedir.

Saat 20.06.24 sıralarında görüntü alan

araç nehir kenarından ayrılıyor ve mahalle içi yola çıkıyor. Nehir kenarındaki

toprak yoldan asfalt yola çıkıyor ve mahallesi içerisinde dolaşmaya başladığı

görülmektedir. Saat 20.13.40 sırlarında sokak arasında yüzleri maskeli bir

gurubun bulunduğu görülmektedir. Görüntü burada sonara ermektedir.

Görüntü üzerindeki tarih ve saate göre

görüntünün 09-06-2014 20:14:40 olduğu göründü. Görüntünün toplam süresinin 30

dakika 00 saniye olarak gösterildiği görüldü.

Görüntünün neresi olduğunu bilmediğimiz

fakat Fahrettin Paşa mahallesi içi olduğu değerlendirilen evlerin arasında

bulunan asfalt yol üzerini göstererek başladığı görüldü. Görüntüde sayıları tam

olarak anlaşılamayan yüzleri bez ile kapalı, çoğunun başlarında şapka bulunan,

ellerinde eldiven olan ve yine ellerinde muhtemelen molotof olduğu

değerlendirilen şişe bulunan bir grubun olduğu görülmektedir.

Görüntü üzerindeki seti göre 20: 15:03

sıralarında yüzleri kapalı grup evlerin arasına kaçarak kayboluyorlar.

Saat 20: 17:10 sıralarına kadar

görüntüde kimsenin olmadığı, yolun ve görülmekte olduğu görüldü.

Saat 20: 17: 10 sıralarında evlerin

arasından görüntü açısına göre sol tarafa kaçan bir grubun bulunduğu görüldü.

Görüntü muhtemelen kameranın bulunduğu araçta bu şahısların peşinden gittiği

görülmektedir. Asfalt yoldan toprak yola buradan da yeşillik alana doğru grubun

kaçtığı görülmektedir. Kameranın bulunduğu araç bu yeşillik alana girmemiş ve

burada çekime devam ettiği görülmektedir. Görüntüdeki şahıslar saat 20:18:02

sıralarında yeşillik alana doğru koşarak görüntüden çıkmışlardır.

Görüntü üzerindeki saate göre saat

20:20:56 sıralarında [..]

görüntüye belinde tabanca bulunan ve elinde fener olan muhtemelen polis memuru

olduğu anı sivil bir şahsın girdiği görülüyor. Daha sonra saat 20.21.10

sıralarında biri resmi diğeri sivil olan yine polis olduğu anlaşılan iki şahsın

görüntüye girdiği görülüyor [..] . Memurların etrafta fener ile bakarak

kontrol yaptıkları görülmektedir.

Saat 20.28.53 sıralarında görüntüye

çekim yapan ve diğer polis memurlarının girdiği görüldü.

Görüntü üzerindeki tarih ve saate göre

görüntünün 09-06-2014 20:44:40 başladığı göründü. Görüntünün toplam süresinin

29 dakika 59 saniye olarak gösterildiği görüldü.

Görüntüdeki saate göre saat 20.45.51

sıralarında elinde telsiz olan muhtemelen polis memuru olan bir erkek şahıs

ekrana girip çıkıyor, aynı polis memuru 20.47.33 sıralarında ekranda görünüyor.

Saat 20.48.30 sıralarında resmi ve sivil polis memurları ekranda görünüyor ve

muhtemelen olayda kullanılan ve delil olarak alına malzemelerin fotoğraflarının

çekip muhafaza altına aldıkları görünmektedir.

...

Telsiz Anonsları isimli klasör

içerisindeki....bulunan kayıtlarda 34 dakika 29 saniye süren toplam 560 ses

dosyasının bulunduğu görüldü. Bu ses dosyalarından........isimli ses dosyasında

toplam 20 saniye süre içerisinde konuşan konuşmacının '70 70 Merkez, Merkez

eylemcilerinden bi tanesi muhtemelen ayağı kırıldı, bu hali ile suyun

içerisinde kayboldu gitti kendisi, şahıs su istikametine doğru gitti, hastane

polisine böyle bir şahıs gelirse bilginiz olsun' şeklinde bir ses kaydı

bulunmaktadır. ''

32. Başsavcılık, İlçe Emniyet Müdürlüğünden toplumsal

olayları araç içinde çeken kamera görevlisi, araç şoförü ve araçta bulunan

diğer görevliler ile anons yapan görevlinin bilgilerini 2/7/2015 tarihli yazı

ile talep etmiştir.

Olay gününde, R.B.yi takip etmekte olan araç içinde

bulunan M.A.C.nin Cumhuriyet savcısı tarafından 13/7/2015 tarihinde alınan

ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...[O]rtamda çok fazla gaz

bulunduğu için önümüzü tam olarak göremiyorduk...Bu esnada elinde bir poşet ve

havai fişek bataryası bulunan yüzü maskeli adının daha sonra [R.B.] olduğunu

öğrendiğimiz şahsı gördük. Şahıs bize elinde bulunan havai fişek bataryasını yakarak

saldırmaya çalışsa da yakamadığı için elindekileri yere atarak kaçmaya başladı

ve 30-40 metre sonra sola doğru çıkmaz sokağa girdi. Biz de arala peşinden

gittik. Sokağın sonundaki 1-1,5 metre yüksekliğindeki duvardan atlayarak [B]erdan

nehri istikametine doğru gözden kayboldu. [A]raçtan ben inerek duvardan

atlayıp şahsın peşinden koştum. Ben uzağı iyi göremediğim için normalde gözlük

kullarım ancak olay anında öncesinde gaz maskesi taktığım için gözlüklerim

takılı değildi. Şahsın duvardan atlayarak gittiği istikametten koşsam da ortam

zifiri karanlık olduğu için şahsı göremedim. Karanlıkta takıldığım tam olarak

bilmediğim bir nesneden sendeleyince durdum. Tekrar düşmemek için bu sefer

dikkatlice şahsın gittiğini tahmin ettiğim yöne doğru ilerledim. Daha sonra

2-2,5 metre yükseklikteki sazlıkların olduğu bölüme geldim. Burada Berdan

nehrini fark ettim, zira o esnada nehre o kadar yakın olduğumuzu bilmiyordum.

Sonra diğer görevli arkadaşlar geldi. [B]ir müddet sazlık alanı fenerle

şortlant aracın ışıkları vasıtasıyla aydınlattık, şahsı sazlıkların arasında

saklanıyor olabilir düşüncesiyle aradık. Olay yerinde 15 dakika kadar kalmıştık

ki grubun tekrar...civarında toplandığını öğrenince daha önce olduğu gibi

sağlık ocağını yakabilir düşüncesiyle söz konusu yere hızla intikal ettik. Ben [R.B.]

isimli şahsın ne şekilde suya düştüğünü daha doğrusu düşüp düşmediğini de

bilmiyorum. Şahsın cesedi yaklaşık 4 gün sonra Berdan çayında bulunduğu zaman

suya düşüp boğulduğunu öğrendik. Benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan

ibarettir.''

33. Bu yazıya verilen cevaba istinaden Emniyet Müdürlüğü

Terörle MücadeleGrup Amirliğinde görev yapan Me.T.nin ifadesine Gülnar

Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile başvurulmuştur. Me.T.nin 20/7/2015

tarihli ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...[R.B.] isimli şahsın

cesedinin bulunmasından 3-4 gün önce Fahrettin Paşa Mah.bulunan Hemzemin geçiti

üzerinde yaklaşık 20-25 kişilik bir eylemci gurubu vardı. Bu eylemci grubun

ihbarını almamız üzerine Fahrettin Paşa Mah. Hemzemin geçiti üzerine şortlant

marka aracımı gönderdim. Arkasından bende gittim. Daha sonra şortlant ekibime

eylemci gurubu anonsla ikaz ettirdim. Yüksek sesle ikaz ettirdim ve merkezden

ve çevik kuvvet ekibinden yardım istedim, bu esnada sıralı amirlerime durumu

anlatım. Eylemci gurup şortlant ekibime taşlı ve molotoflu saldırıda

bulunmalarına rağmen şortlant ekibime müdahale etmemeleri yönünde talimat

verdim. Sürekli ikazda bulunup eylemcileri dağılmasını istedim. Yaklaşık 4-5

dakika ekibime saldırı oldu, ben bu esnada dışarıda yaya vaziyete ekibimin

arkasında idim. Ben genelde olaylarda yaya ve uzaktan gözlemlerim. Hem eylemci

gurubu hem de ekibimin müdahale tarzını gözlemlerim. Bir müddet bekledikten

sonra takviye çevik kuvvet ekipleri ve toplumsal olaylara müdahale aracı

geldiği esnada ilçe emniyet müdür yardımcımız [F.U.S.] müdürümüz çevik

kuvvet gurup amirine ve eylemci guruba yönelik müdahale edilmesi talimatı

verilmesi üzerine çevik kuvveti ekipleri eylemci guruba gazlı müdahalede

bulunmuştur. Bu esnada ortalık tamamen gaz bulutu kapladığı için, şortlant

ekibi gaza maruz kalmasın diye yavaş yavaş hareket etti. Bende gaz maskesi

olmadığından dolayı Fahrettin Paşa Mah. kenarına oturdum, gazdan bende

etkilendim. Ekibim mahalle arasında girdikten 2-3 dakika sonra şortlanat

içerisinde görevli polis memurum [M.A.C.] telefonla beni aradı ve bana

yağcının yan sokağında eylemci bir şahsı kovaladıklarını elindeki hava fişek

bataryasını attığını, şahsı 1-1,5 metrelik duvardan atladığını ve ayağını çok

kötü çarptığını ve bu nedenle ayağını kırmış olabileceğini kendisinin su

istikametine doğru kaçtığını, burada sazlıkların olduğunu sazlıkların arkasında

okul olduğunu, okul istikametine de kaçmış olabileceğini söyledi. Bende tedbir

amaçlı ve maruz kaldığım göz yaşartıcı gazın etkisi ile öncelikle 'merkez

eylemcilerden bir tanesi muhtemelen ayağı kırıldı bu haliyle suyun içerisinde

eylemcilerden bir tanesi muhtemelen ayağı kırıldı, bu haliyle suyun içerisinde

kayıp oldu gitti kendisi, şahıs su istikametine doğru gitti' anonsunu verdikten

sonra şüphelinin suyun içerisine değil de su istikametine gittiğini algıladım

ve ayağı kırılmış olabileceği için belki hastaneye gider diye düşünerek 3.

anonsum olan 'Hastane polisine böyle bir şahıs gelirse bilginiz olsun' şeklinde

bilgilendirme anonsu yaptım. Aynı anonsu üstlerime de bildirdim.

Benim bu anonsu yaptığım yer ile şahsın

kaybolduğu yer arası yaklaşık 500 metre mesafededir.

SORULDU

1-Suya düşen eylemciyi suya düşerken

veya suya sürüklendiği esnada görmedim.

2-Yukarıda da belirtiğim gibi şüphelinin

su istikametine kaçtığını ve ayağının kırılmış olabileceğini polis memuru [M.A.C.] ile yaptığım telefon

konuşmasında öğrendim.

3-Şortlant önünde koşan ve su

istikametine doğru gidip kayıp olan şahsı ben görmedim ve tanımam. Bu şahsın [R.B] olup olmadığını da bilmiyorum.

Teknik ekibime çekilen kamera kayıtlarını izletirdim ancak şahsın yüzünün

maskeli olduğu ve kimseye benzetilemediğini beyan ettiler.

4-Ekibimle yapmış olduğum çalışma

sırasında kim olduğunu bilmediğimiz ve su istikametine doğru kaçan eylemci

şahıs kaybedildikten sonra 20-25 dakika olay yerinde aramalar devam etti. Ancak

eylemciyi bir türlü bulamadık. Bu esnada başka bir eylemcigurup ihbarı geldiği

için olay yerinden ayrıldık. Kaçan eylemcinin suda boğulup boğulmadığı konusunda

bir bilgim ve görgüm yoktur.

5-[R. B] olup olmadığını bilmediğim ve

yukarıda bahsettiğim eylemcinin ayağını kaçarken duvara çarptığını ve kırılmış

olma ihtimali olduğunu polis memuru [M.A.C.] bildirdiğinde ben olay yerine

yaklaşık 500 metre uzaklıktaydım. Bu kaçan eylemcinin ayağının kesin olarak kırılıp

kırılmadığını da bilmiyorum.

6-Ben suda sürüklenen yada suda çıkan

veya çıkartılan hiç kimseyi görmedim. Başkaca diyecek bir şeyim yoktur dedi.''

34. Başsavcılık, olay tarihinde R.B.yi takip etmekte olan

araç içinde bulunan polis memuru Mu.T.nin ifadesine bilgi sahibi olarak

13/7/2015 tarihinde başvurmuştur. Mu.T.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Grup dağılarak ara sokaklara doğru

kaçtılar. Ortamda çok fazla gaz bulunduğu için önümüzü tam olarak

göremiyorduk....Bu esnada elinde bir poşet ve havyi fişek bataryası bulunan

yüzü maskeli adının daha sonra [R.B.] olduğunu öğrendiğimiz şahsı

gördük. Şahıs bize elinde bulunan havyi fişek bataryasını yakarak saldırmaya

çalışmışsa da yakamadığı için elindekileri yere atarak kaçmaya başladı ve 30-40

metre sonra sola doğru çıkmaz sokağa girdi. Biz de araçla peşinden gittik.

Sokağın sonundaki 1-1,5 metre yüksekliğindeki duvardan atlayarak Berdan Nehri

istikametine doğru gözden kayboldu. Araçtan ....polis memuru olan arkadaşımız

duvardan atlayarak şahsın peşinden kaçtığı yere gittik. Görevli polis memuru

arkadaşlarla nehir kenarında bulunan otluk ve sazlık alanda yaklaşık 15 dakika

kadar şahsın saklanmış olabileceğini düşünerek araştırma yaptık ancak şahsı

bulmamız mümkün olmadı. Akabinde eylemci grubun..başka bir noktada tekrar

toplandığını öğrenince olay yerinden ayrıldık. Ben kovaladığımız şahsın suda

kaybolup vefat ettiğini yaklaşık 4 gün sonra cesedi bulununca öğrendim. Daha

önce söylediğim gibi olay anında biz şahsın yaklaşık 2,5 metre yüksekliğindeki

sazlıkların arasına saklanarak kaçmaya çalıştığını düşünmüştük.''

35. Başsavcılık aynı tarihte aynı araçta bulunan diğer

polis memuru A.T.nin de ifadesine başvurmuştur. İfadenin benzer şekilde gelişen

olayın anlatımından sonraki kısmı şöyledir:

''...Diğer arkadaşlar inse de ben

araçtan inmedim. Araçtan.....polis memuru olan arkadaşımız duvardan atlayarak

şahsın peşinden gitti. Yaklaşık 10 dakika sonra aracın aydınlatması olduğu için

başka bir istikametten şahsın kaçtığı yere gittik....şahsı bulmamız olmadı.

....Tanıklar [Y.Ö.] ve [H.Y.] isimli şahısların beyanı okundu

SORULDU

Şahsın beyanı tamamen gerçek dışıdır. Dediğim gibi ilk etapta şortland

araç henüz çıkmaz sokak içerisindeyken kapı açılmadığı için araçtan dahi

inmedim. Ben şahsı en son duvardan atlarken gördüm. Şahsın ne şekilde

kaybolduğunu, ne şekilde suya düştüğünü görmedim. Dolayısı ile tanığın beyan

ettiği gibi benimle şahıs arasında bir d[i]yalog geçmesi söz konusu

değildir. 16 yıl Tarsus'ta görev yapmama rağmen ben [R.B.] ile hiç

karşılaşmadım.''

36. Başsavcılık aynı tarihte, aynı araçta bulunan A.G.

isimli polis memurunu da dinlemiştir. Bu polis memuru da diğer polis

memurlarıyla benzer şekilde ifade vermiştir.

37. Başsavcılık; soruşturmaya konu olayın teröristlerin

ülke çapında çıkardığı toplumsal olaylardan olduğunu, soruşturma sırasında

dosyada ismi ön plana çıkacak olan şüpheli, tanık vs. emniyet personelinin

hedef gösterilmesi durumunun söz konusu olduğunu gerekçe göstererek güvenlik ve

tedbir amacıyla bahse konu soruşturma dosyasının kısıtlanmasına karar

verilmesini 8/7/2015 tarihinde talep etmiş ve Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte

kısıtlama kararı vermiştir.

38. Anılan karara yapılan itiraz 21/7/2015 tarihinde

reddedilmiştir.

39. Başsavcılık tarafından 16/12/2015 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"08/06/2014 tarihinde PKK/KCK terör

örgütünün,... eylem yapmaları için talimat verdiği, 09/06/2014 tarihinde Tarsus

İlçesi Fahrettin Paşa Mahallesi'nde Lice olayları bahane edilerek eylem

düzenlendiği, olay yerinde sayıları yaklaşık olarak 20-25 kişiyi bulan yüzleri

puşi ile kapalı grubun çöp konteynırlarını yola çekerek ve lastik yakmak sureti

ile yolu trafiğe kapattıkları, uyarıların ardından emniyet kuvvetlerince gruba

orantılı olarak müdahale edildiği, yapılan müdahale neticesinde emniyet

güçlerine taş, havai fişek, molotof kokteyli atarak direnen yüzleri puşi ile

kapalı şahısların ara sokaklara kaçtığı, ölen [R.B.nin] d[e] elinde kare

şeklinde muhtemelen havai fişek atımında kullanılan cisim ve sol koluna asılı

vaziyette içinde ne olduğu bilinmeyen poşet olduğu halde eylemcilerin arasında

yer aldığının olay yeri kamera kayıtlarının incelenmesinden anlaşıldığı,

emniyet kuvvetlerince Şortland zırhlı araç ile yakalanmaya çalışılan [R.B.]

isimli şahsın Cemal Gürsel Caddesi'nde bulunan bir çıkmaz sokağı girdiği ve

burada duvarın üzerinden atlayarak Berdan Nehri'ne yöneldiği, bulunan sokağın

çıkmaz sokak olması nedeniyle zırhlı Şortland aracın caddede petrol istasyonu

bulunan yerden dolanarak nehir kenarına geldiği, bununla beraber polis

memurlarının nehir kenarında bulunan otluk ve ağaçlık alana doğru belirtilen

şahsın olup olmadığını kontrol etmek için şahsı aramaya devam ettikleri ancak

şahsı bulamadıkları, polis ekiplerinin devam eden eylemler nedeniyle bahse konu

nehir kenarından ayrılarak eylemci gruba müdahaleye devam ettiklerinin

belirtildiği,

....

Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan

talimat ile [H.Y.]

isimli şahsın 14/07/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına ve 09/12/2014

tarihinde Emniyet Müdürlüğü ekiplerine vermiş olduğu beyanlar doğrultusunda

araştırma yapılması istenmiş olup, [H.Y.nin] tanık ifade tutanağı bir

bütün olarak incelendiğinde [R.B.nin] ölüm olayı hakkında yanlış ve

yanıltıcı bilgi vererek soruşturmanın seyrini değiştirmeye çalıştığı, kamera

kayıtları incelendiğinde tanık olarak ifade veren [H.Y.nin], [R.B.nin]

ölümü ile ilgili olmamış olayları gerçekleşmiş olay gibi anlattığının, bilgi

sahibi olarak beyanı alınan polis memurlarının ifadelerinin olay gününe ait

kamera kayıtları ile yer, zaman ve oluş bakımından tutarlı olduğunun tespit

edildiği,

Yapılan inceleme ve dosya kapsamı bütün

olarak değerlendirilmesi sonucu; tanık [H.Y.nin] beyanlarının çelişkili olduğu ve iddia ettiği

hususları doğrulayan nitelikte bir delile ulaşılamadığı, olay ile ilgili kamera

kayıtları ve bilgi sahibi olarak beyanı alınan polis memurlarının ifadelerinde

şahsın duvardan atladıktan sonra yakalanmadığı ve şahsın nehir kenarında bir

süre arandığı ancak bulunamadığı, olay günü emniyet ekiplerince kullanılan

telsiz konuşmaları, bilirkişi inceleme raporu, ölü muayene ve otopsi tutanağı,

İstanbul 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 10/12/2014 tarih ve 4719 karar sayılı

raporunda ise kişinin travmatik tesirle öldüğünün tıbbı delillerinin

bulunmadığı, dış muayenesinde ölüm sonrası deniz canlıları tarafından

oluşturulması muhtemel lezyonlar dışında travmatik değişim görülmediği, iç

organlarda ölümü açıklayacak makroskopik patolojik ve histopatolojik özellik

görülmediği, mevcut verilerle kişinin ölüm sebebi ve mekanizması bilinemediği

şeklinde raporlandığı, tüm dosya kapsamı ve ölüm olayı göz önüne alındığında

herhangi bir kimseye atfedilebilecek ihmali veya kusurlu bir eylem ve suçun

işlendiğine ilişkin yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden ve

soruşturulması gereken şüpheli durumun bulunmadığı anlaşılmakla... KAMU

ADINAKOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... [karar verilmiştir.]''

40. Başvurucu vekilinin dosyada gizlilik kararı

verildikten sonra dosyaya intikal eden tüm belgelerin onaylı suretinin

kendilerine verilmesini 24/12/2015 tarihinde talep etmesi üzerine belgelerin

suretleri kendisine aynı tarihte teslim edilmiştir.

41. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara başvurucu

tarafından itiraz edilmiştir. Başvurucu dilekçesinde; R.B.nin olay tarihinde

yürüyüşe katılanlar arasında olduğunu, eylemcilere yapılan müdahale sonrasında

R.B.nin Berdan Nehri'ne kadar kovalandığını, kör noktada R.B.nin kaybolduğunu

veya kaybettirildiğini, ölüm şüpheli olmasına rağmen mevcut soruşturmanın

R.B.nin ölümünü araştırmakta yetersiz olduğunu, bilgi sahibi olarak beyanları

alınan kişilerin şüpheli olarak soruşturmaya dâhil edilmeleri gerektiğini,

soruşturmanın ihmalî davranışlar, ölüme sebebiyet verme, görevi kötüye kullanma

ve görevi ihmal suçlarını kapsar şekilde genişletilmesini iddia ve talep

etmiştir.

42. Bu gerekçeler ve taleplerle yapılan itiraz Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından 18/1/2016 tarihinde reddedilmiştir.

43. Ret kararının başvurucuya 2/2/2016 tarihinde tebliğ

edilmesi üzerine başvurucu 29/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

44. İlgili hukuk için bkz. Yasin Ağca, B. No:

2014/13163, 11/5/2017, §§ 86, 87, 91-96; Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

B. No: 2012/752, 17/9/2013; Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

45. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

46. Başvurucu;

i. Kardeşi R.B.nin ölümünden sorumlu olan kişilerin

ifadelerinin şüpheli sıfatı ile alınmadığını, soruşturmada herhangi bir

şüphelinin tespit edilemediğini ve olayın faillerinin bulunamadığını,

ii. R.B.nin olay gecesinde yaralı olduğunun ilgili

güvenlik mensubu tarafından bilindiğini, bunun da telsiz kayıtlarına

yansıdığını, buna rağmen bu hususu diğer polis memuru M.A.C.den öğrendiğini

ifadesinde beyan ettiğini, ayrıca M.A.C.nin ifadesinde bununla ilgili herhangi

bir ibarenin bulunmadığını, tanık ifadeleri arasındaki çelişkinin

giderilmediğini,

iii. R.B.nin cesedinin bulunduğu yer ve zamanda çok

sayıda polis memuru olmasına rağmen bu kişilerin hepsinin ifadesinin alınması

yerine sadece dört polis memurunun ifadesinin alındığını,

iv. Olayın Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğince

soruşturulması gerekirken soruşturma işlemlerinin Terörle Mücadele Şube

Müdürlüğü tarafından yerine getirildiğini,

v. Tanıklar H.Y. ve Y.Ö.nün beyanlarına göre R.B. ile A.

isimli kolluk görevlisinin aralarında geçen diyalogdan olaya polisler

tarafından doğrudan müdahalede bulunulmamış olsa bile bir ihmal olduğunun açık

olduğunu, suya düşen veya atlayan birisinin kurtarılmasının kamu görevlisinin

sorumluluğunda olmasına rağmen soruşturmada bununla ilgili bir araştırma

yapılmadığını,

vi. ATK'nın ölüm sebebini belirleyemediğini,

vii. Tanık H.Y.nin ifadesinin yetersiz olduğunun

Başsavcılık tarafından değerlendirilmesinin soruşturma evresinde

yapılamayacağını, Başsavcılığın olayda yeterli şüphe bulunduğunu

değerlendirmesi ve iddianame düzenlemesi gerekirken bunu yapmadığını,

viii. Tanık polis memuru A.nın beyanları ile tanıklar

H.Y. ile Y.Ö.nün beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediğini,

ix. Polis memurlarının ifadelerinin aynı olduğunu,

x. Dosyada kısıtlama kararı verilmesi nedeniyle

soruşturma evrakına ulaşamadığını belirterek Anayasa'nın 17. ve 36.

maddelerinde güvence altına alınan yaşam hakkı ile adil yargılama hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

47. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar

başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama... hakkına

sahiptir."

48. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri"

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu

sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

49. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

50. Başvurucu özetle kardeşi R.B.nin şüpheli ölümü

nedeniyle başlatılan soruşturmada eksiklikler bulunması nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun ayrıca adil yargılanma

hakkının da ihlal edildiğini ileri sürdüğü hususların değerlendirilmesinde öne

sürülen iddiaların yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin

olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ayrıca incelenmesine gerek

bulunmadığı, bu iddiaların yaşam hakkının usul boyutu kapsamında incelenmesi

gerekli ve yeterli olduğu değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

51. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 41). Başvurucu, ölen R.B.nin kardeşidir.

Dolayısıyla başvuru ehliyeti açısından başvuruda bir eksiklik bulunmamaktadır.

52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel İlkeler

53. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin usul boyutu, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir

soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını

koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap

vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

54. Yaşam hakkına ilişkin usul yükümlülüğü olayın

niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki veya idari soruşturmalarla yerine

getirilebilir. Kamu görevlilerinin faili olduğu kasten veya kötü muamele sonucu

meydana gelen ölüm olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin

sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir

cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57).

55. Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen

ya da gerçekleştirildiği iddia edilen ölümlere ilişkin soruşturmaların etkili

olabilmesi için;

- Soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek

kişilerden hem hiyerarşik ve kurumsal olarak hem de fiilen bağımsız olması (Cemil

Danışman, § 96),

- Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz

resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57),

-Fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma

sürecinin kamu denetimine açık olması ve ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde

katılmalarının sağlanması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58),

-Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih

Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30),

-Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması

ve bunun yanı sıra söz konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup

olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi gerekir (Cemil Danışman, §

99).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

56. Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığının kendiliğinden

ivedilikle bir soruşturma başlattığı, soruşturmada başvurucunun delil

toplanmasına ilişkin taleplerini dile getirebildiği, kovuşturmaya yer

olmadığına dair karara itiraz edebildiği görülmüştür.

57. Başvurucunun ilk olarak ileri sürdüğü hususlardan

birisi dosya hakkında kısıtlama kararı verilmesi nedeniyle soruşturmaya etkin

katılımın sağlanamadığı iddiasının bu aşamada incelenmesi gerekmektedir.

58. Ayrıntıları Olay ve Olgular kısmında

açıklandığı üzere (bkz. §§ 7-43) Başsavcılık tarafından 8/7/2015 tarihinde

kısıtlama kararı verilmesinin ardından aynı gün bu kararın verildiği

anlaşılmıştır. Bununla birlikte kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildikten sonra Başsavcılık dosyasının başvurucunun erişimine açıldığı ve

başvurucunun dosyada bulunan dokümanlardan suret alabildiği anlaşılmıştır.

59. Başvurucunun iddialarına benzer şekilde iddiaların

yer aldığı Murat Çakmak (B. No: 2015/19011, 16/1/2020) başvurusunda

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun erişimine sonradan açılan soruşturma

dosyasından suret alması ve soruşturmanın tamamına yönelik olarak itirazlarını

dile getirilmiş olması karşısında herhangi bir sorun görmemiştir.

60. Somut olayda da aynı şekilde başvurucunun bu kapsamda

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip gizlilik kararının alınmasından

sonra dosyaya intikal eden tüm belgelerin suretini aldığı ve bireysel başvuruda

ileri sürdüğü hususları itiraz başvurusunda da dile getirdiği tespit edilmiştir.

Bir bütün olarak kısıtlama kararının verilmesinin tek başına soruşturmaya

etkili katılım hususunda bir mesele teşkil etmediği ve bu boyutu ile yaşam

hakkının etkili soruşturma yükümlüğünün ihlaline sebebiyet vermediği

anlaşılmıştır.

61. Soruşturmaya etkili katılım yönünden başvurucu; yine

olayın şüpheli ölüm olması nedeniyle telsiz kayıtları ile 112 Acil Servis

kayıtlarının dosyaya getirtilmesi, dosyadan suret alabilmesi, tanıkların

dinlenilmesi gibi tüm taleplerini vekili aracılığı ile sunabilme imkânına sahip

olabilmiştir.

62. 12/6/2014 tarihinde başvurucunun R.B.nin kayıp

olduğuna dair müracaatı ile başlayan soruşturmanın 18/1/2016 tarihinde itirazın

reddi kararı ile sonlanması arasındaki süreye bakıldığında soruşturmanın makul

süratle yürütülmesi yükümlülüğü hususunda da herhangi bir sorun bulunmamıştır.

63. Bu değerlendirmeler sonrasında Başsavcılık

soruşturmasının olayı ve ölüm sebebini tespit edebilecek şekilde özenle

yürütülüp yürütülmediği ve ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek bütün delillerin tespit edilip edilemediği hususları yönünden

ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

64. Olayın başlangıcından itibaren kamu görevlilerinin

ölüm olayına aktif olarak katıldığı iddiaları bulunan soruşturmada, Başsavcılık

delillerin toplanması hususunda bazı işlemler yapmıştır. Bu kapsamda

Başsavcılık, olay yerinin uzman kişilerce incelenmesi, fotoğraf ve video

kaydının yapılması ve delillerin muhafaza altına alınması talimatlarını vermiş;

elde edilen tüm maddi deliller üzerinde kriminal inceleme yaptırmıştır.

"Olay ve Olgular" kısmında açıklandığı üzere olay yeri

incelemesinin olay yerindeki güvenlik sorunları ve can güvenliğinin

sağlanamaması nedeniyle yapılamadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda ilgili

tutanaklar düzenlenmiş ve Başsavcılığa gönderilmiştir.

65. Başsavcılık, yine aynı doğrultuda olmak üzere R.B.nin

cesedi üzerinde ölü muayenesi işlemini icra etmiş ve kesin ölüm sebebinin

belirlenebilmesi için klasik otopsi yapılmasına karar vermiştir. Adana ATK'da

icra edilen klasik otopsi işleminde, beden üzerinde künt travmaya bağlı

yaralanmaların var olup olmadığı, kemik kırığı veya ateşli silah yaralanmasına

bağlı olarak iz ve emarelerin bulunup bulunmadığı tespit edilmeye çalışılmış;

bulgular tutanak ile belgelendirilmiş, bu aşamada görüntü kayıtları alınmıştır.

Adana ATK, görüşü doğrultusunda da soruşturmada yer alan evrakı İstanbul

ATK'nın ilgili ihtisas kuruluna göndererek ölüm sebebini belirlemeye

çalışmıştır.

66. Bu aşamada, Adana ATK tarafından icra edildikten

sonra İstanbul ATK İhtisas Kurulu tarafından da düzenlenen otopsi raporunun

birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir (rapor için bkz. §§ 16, 28). İstanbul

ATK İhtisas Kurulu tarafından dosyada bulunan müşteki, tanık, Bilgi Alma

Tutanakları ile diğer belgelere yer verilmesinden sonra Adana ATK tarafından

icra edilen otopsi raporuna atıf yapılarak bir değerlendirme yapılmıştır.

Mevcut rapora göre ''kişinin travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delilleri

bulunmadığı dış muayenesinde ölüm sonrası deniz varlıkları tarafından oluşması

muhtelif lezyonlar dışında travmatik değişim görülmediği, iç organlarda ölümü

açıklayacak makroskopik patolojik ve histopatolojik özellik görülmemiş''tir.

67. Başvurucunun iddiaları ile kamu görevlilerinin

karıştığı iddia edilen şüpheli ölüm olaylarında kuşkusuz ölüm nedeninin tespiti

ve olayın aydınlatılabilmesi için devletin etkili soruşturma yükümlülüğü daha

da önem kazanmaktadır. Bu nitelikteki olaylarda yetkili mercilerin başvurucunun

iddialarını, tanık ifadelerini dikkatlice değerlendirerek şüpheli ölüm olayında

şüpheye yer vermeyecek ölçüde bütün ihtimalleri gözönünde bulundurarak bir

soruşturma yapması gerekmektedir. İncelemeye konu olan Başsavcılık dosyasında

başvurucunun iddiaları ile başvuru tarafından dinlenilmesi talep edilen

tanıklar beyanlarında R.B. ile güvenlik güçleri arasında bir arbede

yaşandığının iddia edilmesi ve görüntü kayıtlarının incelemesi sonucunda

düzenlenen uzman bilirkişi raporunda R.B.nin arkasından önce silahlı bir

güvenlik görevlisinin, ardından da iki kişinin gitmesi, silahla üç el ateş

edildiğine dair bulguların varlığı, ölümün su dışında gerçekleşmiş olma

ihtimali, dolayısıyla kamu görevlileri aleyhine oluşan yoğun şüphenin ortadan

kaldırılamamış olması karşısında ölümün gerçekleşme koşullarının tespiti için

en üst düzeyde bir inceleme yapılması muhakkaktır. Bu aşamada, ölümün sebebi

ile olayın meydana gelme koşullarının tespitinde ise otopsinin en büyük maddi

delillerden birisi ve hatta birincisi olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

68. Birleşmiş Milletler tarafından 1991 yılında kabul

edilen ve kısaca Minnesota Protokolü (Protokol) olarak bilinen

uluslararası belgede de önemli ayrıntıların ihmal edilmemesi ve kaybedilmemesi

için sistematik ve tam bir muayenenin yapılmasının önemine vurgu yapılmıştır.

Protokole göre şüpheli ve çelişkili bir biçimde meydana gelen ölümün ardından

detaylı bir otopsi yapılması büyük önem taşımaktadır. Belgelendirme ve

bilgilerin kayıtlara geçirilmesi de otopsi sonuçlarının anlamlı bir biçimde

kullanımını sağlamak için detaylı olmalıdır.

69. Somut olayda suda bulunan bir beden üzerinde yapılan

otopsi sonucu düzenlenen ATK raporlarında, ölümün su ile bağlantılı olup

olmadığı hususunda incelemeye olanak verecek ölçüde Protokol'de belirtilen

nitelikte bir tespit ve değerlendirmenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mevcut

raporlarda ölümün gerçekleşmesinde suyun etkisi olup olmadığı hususunda bir

açıklama ve değerlendirmenin olmadığı görülmektedir. Efor ile aktifleşen ve

ölenin kendisinde mevcut olan hastalıklar, ani gelişen kardiyak atakları veya

beyin kanaması gibi tıbben gerçekleşmesi ihtimaller dâhilinde olan sebeplerle

kişiler suda boğulabilecekleri gibi suyun dışında meydana gelebilecek

nedenlerle de şüpheli bir ölümün gerçekleşebileceğinin anlaşılması karşısında

özellikle belirli iddiaları içeren şüpheli ölüm olaylarında ölümün ve

koşullarının aydınlatılabilmesi için muhtemel ölüm nedenlerinin incelenmesine

olanak verecek ölçüde bazı inceleme ve tespitlerin ATK raporlarında bulunmadığı

tespit edilmiştir. Bir başka ifadeyle mevcut raporda kişinin kesin ölümünün

suda boğulma veya su dışında boğulma sonucu gerçekleştiği hususunda bütün

ihtimalleri kapsayan ayrıntılı ve derinlikli bir analizin yapıldığına dair

değerlendirmelerin bulunmadığı anlaşılmıştır.

70. Başvurucunun iddiaları arasında yer alan hususlardan

birisi soruşturma işlemlerinin olayın şüphelileri olan güvenlik güçlerinin

mensup olduğu büro tarafından yürütülmesi nedeniyle soruşturmanın bağımsız

olmadığı iddiasıdır. Bu iddia yönünden ayrı bir değerlendirme yapılması

gerekmiştir. Soruşturmanın bağımsızlığına yönelik ileri sürülen bu iddiaların

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı çerçevesinde

değerlendirilmesi yapılırken bu bağımsızlığın salt hiyerarşik ve kurumsal bir

bağımsızlık olarak algılanmaması, her olayın kendine özgü koşullarına göre ve

somut olarak yapılması gerekmektedir.

71. Bu açıdan somut olaya bakıldığında olayın baştan

itibaren Cumhuriyet Başsavcılığının gözetim ve denetimi altında Tarsus

Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü Fevzi Çakmak Polis Merkezi Amirliği

tarafından araştırıldığı, olay yeri incelemesini yapan uzman personelin yine

olayda sorumluluğu olabilecek kişilerden ve bu kişilerin mensubu olduğu bürodan

farklı olduğu, tanık ifadelerinin Cumhuriyet savcısı tarafından alındığı,

tutanakların olayda sorumlu olduğu iddia edilen kişilerden farklı kişiler

tarafından düzenlendiği anlaşılmıştır.

72. Cumhuriyet savcısının üç tanığın ifadesini bizatihi

kendisinin alması, birisini de başka yer başsavcılık aracılığı ile yine

Cumhuriyet savcısı tarafından aldırması, görüntü kayıtlarını başka uzman

kişilere incelettirilmesi, ölü muayenesini işleminin Cumhuriyet savcısı

tarafından yapılması gibi işlemlerin Başsavcılık tarafından yerine getirilmesi,

yine kanıtların Cumhuriyet savcısı gözetiminde toplanması gibi soruşturma

dosyasının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde soruşturmanın

bağımsızlığı ilkesi yönünden ilk aşamada herhangi bir sorun olmadığı

görülmektedir. Bununla birlikte başvurucu tarafından olaya dair bilgileri

olduğu iddia edilen tanıklardan H.Y.nin beyanlarının doğruluğunun tespiti

açısından Başsavcılığın bu araştırmayı olaya karıştığı iddia edilen ilgili

Emniyet Birimine yönlendirmesi ve tanıkların ifadesine burada başvurulmasının

ise soruşturmanın bağımsızlığı açısından bir sorun teşkil ettiği anlaşılmıştır.

73. Bunların yanında olay yeri incelemesinin bizzat savcı

katılımı ile gerçekleştirilmediği anlaşılmıştır. "Olay ve Olgular"

kısmında açıklandığı üzere (bkz. §§ 7-43) süre gelen güvenlik sorunları

nedeniyle R.B.nin cesedinin bulunmasından sonra olay yerinin krokilerin

çizildiği, fotoğraf ve video kaydının yapıldığı anlaşılmakla birlikte

soruşturmanın hiçbir evresinde şüpheli ölüm hadisesinin gerçekleştiği yerde

Cumhuriyet savcısının, özelikle de başvurucunun olaya dair görgüsü olduğunu

iddia ettiği şahısların katılımını da içeren bir şekilde bir incelemenin ve

keşfin yapılmadığı tespit edilmiştir.

74. Bunlara ilaveten Başsavcılık tarafından olayla ilgili

olarak şüpheli veya şüphelilerin tespitine yönelik bir araştırma yapılmadığı,

sadece R.B.yi takip eden araçta bulunan ve olaya karıştığı iddia edilen dört

polis memurundan üçünün ifadesinin 13/7/2015 tarihinde bilgi sahibi

sıfatıyla alınmasıyla yetinilmiştir. Başsavcılık tarafından yazılan talimat

üzere Gülnar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dinlenilen Me.T. ise tanık

olarak ifade vermiştir. Başsavcılık tarafından alınan tüm ifadelerde, Görüntü

İzleme Tutanağı'nda yer alan silahla el ateş etme olgusuna dair herhangi bir

açıklamanın olmadığı anlaşılmıştır.

75. Ceza soruşturmasının temel amacına ilişkin yükümlülük,

kesin olarak bir sonuç elde etmeyi gerektirmez. Anayasa'nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının bir boyutunu oluşturan etkili soruşturma

yükümlüğü kuşkusuz sonuç yükümlülüğü doğurmamaktadır. Bir diğer ifadeyle

Anayasa'nın 17. maddesi, başlatılan bir resmî soruşturmanın muhakkak belli bir

şekilde neticelendirilmesini, üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya

da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle

sonuçlandırmasını ödev olarak devlete yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56). Bu anlamda devlete düşen yükümlülük, bir şüpheli ölüm

olayında ölümün sebepleri ile maddi olayların aydınlatılması için elinde

bulunan tüm imkânlarla etkili ve yeterli araştırma yapmaktır. Bu yükümlülük,

somut başvuruda olduğu gibi, kamu görevlilerinin bir şekilde yer aldığı ve

kasten öldürme iddiaları taşıyan soruşturmalarda şüpheli ölüme yol açan

koşulları ortaya çıkarmak için daha fazla özen göstermesini de içermektedir.

Bunun icrasına dair ilkeler özet hâlinde yukarıda belirtilmiş olup (bkz. §§

53-55) somut olayda da Başsavcılığın bu yükümlülük kapsamında şüpheli ölüm

olayı hakkında bazı hususların açıklanması hususunda kendisine düşen

sorumlulukları tam olarak yerine getirdiğinden ve soruşturmanın tam anlamıyla eksiksiz,

kusursuz ve yeterli olduğundan bahsedilemeyecektir.

76. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

77. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

78. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden soruşturma

başlatılması ve 0.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

79. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

80. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

81. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında

yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. Buna göre

ihlalin Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

82. Bu durumda yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden soruşturma başlatılarak Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden soruşturma yapılmak üzere Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına (2014/6673

sayılı soruşturma dosyası) karar verilmesi gerekmektedir.

83. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutunun

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere

Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına (2014/6673 sayılı soruşturma dosyası)

GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucu : Raif BAYRAM Vekili : Av. Yılmaz TALAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/4538, 13 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. Cevaben
  10. Soruldu
  11. Cevaben
  12. Soruldu
  13. Cevaben
  14. Cevaben
  15. ...baş Ve Boyun Bölgesinin
  16. İncelenmesinde
  17. İncelenmesinde
  18. Her İki Bacağın İncelenmesinde
  19. İç Muayene
  20. Sonuç
  21. Soruldu
  22. Soruldu
  23. IV. İlgili
  24. Hukuk
  25. V. İnceleme Ve
  26. Gerekçe
  27. A. Başvurucunun
  28. B. Değerlendirme
  29. A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin
  30. B. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  31. C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutunun
  32. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  33. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  34. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/4538
Tarih
13 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Özcan Kale Başvurusu (B. No: 2018/37673)
  • Zennura Vurgun ve Erdal Vurgun Başvurusu (B. No: 2019/20084)
  • Kudret Aydemir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/19038)
  • Ali Yüce Başvurusu (B. No: 2018/33198)
  • Adnan Başaran Başvurusu (B. No: 2018/34997)
  • Türkan Demirci Başvurusu (B. No: 2018/28686)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.