İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Demir Başvurusu (B. No: 2014/16285)

1. Başvuru; taksirle yaralama suçlamasıyla fail hakkında açılan

Başvuru No2014/16285Tarih22 Mart 2018Okuma14 dk · 2.716 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ramazan Demir Başvurusu

Karar tarihi
22 Mart 2018
Başvuru Numarası
2014/16285
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.716 kelime·14 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; taksirle yaralama suçlamasıyla fail hakkında açılan

ceza davasında caydırıcı bir ceza verilmemesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi

varlığını koruma hakkının, itirazı karara bağlayan heyette yer alan bir üyenin

aynı zamanda hükmü veren hâkim olması ve koşulları oluşmamasına rağmen hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmesi nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Ceza Yargılamasına

İlişkin Süreç

7. Başvurucunun çocuğu olan 2003 doğumlu B.D.ye 24/9/2013

tarihinde saat 13.20 sıralarında Çanakkale'deki bir ilköğretim okulunun önünde

otomobil çarpmıştır. Aynı gün saat 14.15'te tutulan olay ve görgü tespit

tutanağına göre mağdur B.D., acil servis ambulansıyla hastaneye sevk

edilmiştir. Aracı kullanan şüpheli N.B.nin saat

16.42'de ifadesi alınmış ve şüpheli N.B. uzlaşma teklifini kabul etmiştir.

8. Ertesi gün başvurucunun da ifadesi alınmış ve başvurucu

şikâyetçi olduğunu bildirir tutanağı imzalamıştır. Başvurucu uzlaşma teklifini

kabul etmemiştir.

9. 25/9/2013 tarihinde B.D.nin eğitim

gördüğü ilköğretim okulundan olaya ilişkin güvenlik kamera görüntüleri

istenmiştir. Olaya ilişkin MOBESE görüntüleri de Muhabere ve Elektronik Şube

Müdürlüğünden istenmiştir. 7/10/2013 ve 22/10/2013 tarihlerinde ilgili

kurumlardan gönderilen yazılarda, kaza anı ile ilgili herhangi bir güvenlik

kamerası yahut MOBESE görüntüsünün bulunmadığı bildirilmiştir.

10. 1/10/2013 tarihinde mağdurun ilgili poliklinikte düzenlenen

raporu Çanakkale Devlet Hastanesi Başhekimliğinden istenmiştir. 10/10/2013

tarihli yazının ekinde bulunan ve ortopedi uzman hekimi tarafından hazırlanan

sağlık raporunda B.D.nin sağ kaval kemiğinde parçalı

kırık bulunduğu belirtilmiştir. Raporda, yaralamanın basit tıbbi müdahale ile

giderilemeyeceği, hayati tehlikenin bulunmadığı ve söz konusu kırığın hayati

fonksiyonlarına etki derecesinin dört (ağır) olduğu ifade edilmiştir.

11. 24/10/2013 tarihli yazıyla eldeki tahkikat evrakları

Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir. Başsavcılık tarafından

6/11/2013 tarihinde olaya ilişkin bilirkişi görevlendirilmiştir. 11/11/2013

tarihli raporda olay anında yaya olan B.D.nin kusurlu

olmadığı, araç sürücüsü olan şüphelinin asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bu

doğrultuda Başsavcılıkça taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma

suçlamasıyla şüpheli N.B. hakkında 11/11/2013 tarihli iddianame düzenlenmiştir.

12. Çanakkale (kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından

14/2/2014 tarihinde yapılan ilk duruşmada müşteki olarak kabul edilen

başvurucunun katılan sıfatıyla duruşmalara katılımının devamına, tanıkların

bildirilmesine ve sanık N.B.nin zorla getirilmesine

karar verilmiştir. Başvurucu 27/3/2014 tarihinde tanıklarını Mahkemeye

bildirmiştir.

13. 30/4/2014 tarihinde yapılan duruşmada savunma alındıktan

sonra başvurucunun vekili aracılığıyla sanığa sorular sorulmuştur. Duruşma

sonunda verilen ara kararla olay anını gösteren MOBESE görüntülerinin

istenmesine, tanıklara tebligat çıkarılmasına ve mağdurun hazır edilmesi için

gerekli işlemlerin yapılmasına karar verilmiştir.

14. 3/7/2014 tarihli son duruşmada tanıklar ve mağdur hazır

edilmiş, MOBESE görüntülerinin olmadığına ilişkin cevap yazısı okunmuştur.

Mahkemenin 3/7/2014 tarihli kararıyla sanık hakkında takdiren

doksan gün adli para cezasına hükmedilmiş, mağdurun vücudunda kemik kırığı

meydana gelmesi nedeniyle söz konu ceza yarı oranında artırılmıştır. Mahkemece

sanığın duruşmalardaki tavırları dikkate alınarak cezada takdiri indirimde

bulunulmuş ve 112 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığa verilen cezanın bir gün karşılığı 20 TL'den olmak üzere adli para

cezasının 2.240 TL olarak tespitine, 4/11/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinde yer alan şartların oluştuğu dikkate

alınarak sanık hakkında verilen HAGB kararı ve sanığın beş yıl süreyle denetime

tabi tutulmasına hükmedilmiştir.

15. Mahkemenin karar gerekçesinde özetle tanık beyanlarından ve

dosyada mevcut raporlardan anlaşıldığı üzere sanığın üzerine atılı suçun

işlendiğinin sabit olduğu belirtilmiştir. Gerekçede, sabıkasının olmaması ve

maddi bir zarardan söz edilmemesi nedenleriyle yasal koşulları oluştuğundan

sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi gereğince HAGB kararı

verildiği belirtilmiştir.

16. Başvurucu, anılan karara karşı 9/7/2014 tarihinde itirazda

bulunmuştur. Bu arada 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 6. maddesinin

yürürlüğe girmesi nedeniyle başvurucunun itirazı Çanakkale 5. Asliye Ceza

Mahkemesi tarafından değerlendirilmiş ve 8/8/2014 tarihinde kararda

düzeltilmesi gereken bir husus olmadığından dosyanın Çanakkale Nöbetçi Ağır

Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

17. Başvurucunun itirazı Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

25/8/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai kararı veren Ağır Ceza

Mahkemesi heyetinde, Çanakkale (kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 3/7/2014

tarihli kararıyla hüküm kuran hâkim de yer almıştır.

18. Nihai karar 9/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 1/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Hukuk Yargılamasına

İlişkin Süreç

20. Başvurucu, eşi ve çocuğu tarafından başvuruya konu edilen

trafik kazasından kaynaklanan nedenlerle oluşan zararların tazmini talebiyle

Çanakkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 20/11/2013 tarihinde manevi tazminat

davası açılmıştır. Söz konusu dava Yargıtay aşamasında derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

21. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya

sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir

yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

...

b) Vücudunda kemik kırılmasına,

...

Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında

artırılır.

(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.)

Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle

işlenmesi halinde şikâyet aranmaz."

22. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin ilgili kısımları şu

şekildedir:

"(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa

yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya

daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler

saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında

bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve

davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda

kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen

iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.)

Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmez.

(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl

süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/72 md.) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç

nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez...

(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.)Denetim

süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine

ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan

hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim

süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine

ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak

mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu

değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz

edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının

ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir

mahkûmiyet hükmü kurabilir."

23. HAGB uygulaması hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında

3/7/2015 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile kabul

edilmiş, 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23.

maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkralar ile

büyükler için de uygulamaya koyulmuş, aynı Kanun'un 40. maddesiyle de 5395

sayılı Kanun'un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle denetim süresindeki

farklılık hariç olmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular HAGB

açısından aynı şartlara tabi kılınmıştır. Başlangıçta yetişkin sanıklar

yönünden şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan bir yıl veya daha az

süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilen bu uygulama bazı suçlar

istisna olmak üzere hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para

cezalarına ilişkin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir (Yargıtay Ceza

Genel Kurulunun 7/5/2013 tarihli ve E.2012/12-1497, K.2013/238 sayılı kararı).

24. HAGB'nin objektif şartlarından

birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade

edilme, suçtan önceki hâle getirme veya zararın tamamen giderilmesidir. Burada

uğranılan zarardan kast edilen maddi zarar olup manevi zarar bu kapsamda

değerlendirilmemelidir. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine

getirilmesi gerekmeyip sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler

tarafından tazmin, aynen iade edilme veya eski hâle getirme suretiyle

giderilmesi de mümkündür. Ancak herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar

doğurmaya elverişli olmayan suçlar yönünden bu şart aranmayacaktır. Zararın

belirlenmesinde hâkim, ceza muhakemesinde şahsi hak davasına yer verilmediği

gerçeğini de gözönünde bulundurmak şartıyla kanaat

verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam

anlamıyla tespite çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindeki

düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve

giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının kalan kısmına da hükmedilmesini

isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun

7/5/2013 tarihli ve E.2012/12-1497, K.2013/238 sayılı kararı).

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve

aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kişinin

yaşamına ve vücut bütünlüğüne yönelen ancak ihmal suretiyle meydana gelen olaylara

ilişkin“etkili bir yargısal sistem kurma” yönündeki

pozitif yükümlülük mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara tek

başına ya da bir ceza soruşturmasıyla birlikte hukuki, idari ve hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Vo/Fransa [BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, §

90; Mastromatteo/İtalya [BD], B. No: 37703/97, 24/10/2002, §§ 90, 94, 95; Calvelli ve Ciglio/İtalya, B. No:

32967/96, 17/1/2002, § 51; Anna Todorova/Bulgaristan,

B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan

Bozkurt/Türkiye, B. No: 20620/10, 23/6/2015, § 59; Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye,

B. No: 3648/04, 2/2/2016, § 114).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 22/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişinin Maddi ve

Manevi Varlığını Koruma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, söz konusu trafik kazasının basit bir kaza olarak

nitelendirilemeyeceğini, adli tıptan bir rapor alınmaksızın alt sınırdan

caydırıcı olmayan bir ceza verildiğini ve mağduriyetlerinin giderilmediğini

ileri sürmüştür. Başvurucu, sanığın yeniden yargılanmasına karar verilmesini

talep etmiştir.

2. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özünün kişinin

maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 17.

maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

30. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkına sahiptir."

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar"

kenar başlıklı 46. maddesinde bireysel başvuru hakkına sahip olabilecek süjeler

açıkça belirtilmiş olup bireysel başvuruda bulunulabilmesi için başvuruya konu

edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da

ihmalinden dolayı başvurucunun güncel bir hakkının ihlal edilmesi ve bu

ihlalden dolayı başvurucunun kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması

koşullarının mevcudiyeti aranmaktadır (Muhammed

Ali Bayram, B. No: 2014/4077, 29/6/2016, § 39).

32. Başvurucu soruşturma aşamasında müşteki, kovuşturma

sırasında katılan olarak yargılamalara katılmıştır. Trafik kazasında yaralanan

ve başvurucunun çocuğu olan B.D. ise on sekiz yaşından küçüktür. Dolayısıyla

başvurucunun söz konusu eylem ve işlemler nedeniyle güncel ve kişisel bir

hakkının doğrudan etkilendiği, dolayısıyla başvuruya konu ihlal iddiasının

Anayasa Mahkemesinin kişi bakımından yetkisi kapsamında olduğu kabul

edilmektedir.

33. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 41).

34. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca, başvuru yollarını

tüketme kuralı ne mutlak ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

riayetin denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda, yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (Işıl Yaykır, § 42).

35. Trafik kazaları, yaya ve/veya sürücülerin dikkatsizliğinden

yahut ihmallerinden kaynaklandığı gibi araç ya da yol hatalarından

kaynaklanabilmektedir. Trafik kazaları neticesinde meydana gelen yaralanma

olayları, kişinin vücut bütünlüğüne bir zarar gelmesi nedeniyle aynı zamanda

ceza hukukunun ilgi alanına da girmektedir. Bu durumda üçüncü kişilerin

taksirli eylemleri neticesinde kişinin maddi varlığını koruma hakkına yönelik

gerçekleşen olaylarda, anılan hakkın güvencelerinin usul yükümlülüğü bağlamında

bir ceza soruşturması açılmasını gerektirip gerektirmediği hususunun tespit

edilmesi gerekir.

36. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında belirtildiği üzere

yaşam hakkının veya bedensel bütünlüğün ihlaline kasten ya da ağır ihmalle

sebebiyet verilmemiş ise "etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki

pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını

gerektirmemektedir. Failin belirsiz olmadığı ve kişinin kendisine zarar

verilmek kastıyla hareket edildiği yönünde bir iddiasının bulunmadığı

durumlarda Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında etkili bir yargısal sistem kurma

yönündeki pozitif yükümlülük mağdura adli ya da idari yargı mercileri önünde

açabileceği bir tazminat ya da tam yargı davası yoluyla yerine getirilmiş

sayılır (Yaprak Yüksek, B. No:

2013/9116, 14/10/2015, §§ 32, 33, 35).

37. Ceza yargılamasında objektif sorumluluğa yer verilmezken

tazminat davalarında objektif sorumluluk ilkesinin etkin şekilde uygulandığı ve

aynı maddi vakıalar çerçevesinde daha düşük bir ispat standardı kullanıldığı

görülmektedir. Bu bağlamda ceza hukukunda taksire dayalı sorumluluk istisnai

nitelik taşımasına rağmen taksirle başkalarına verilen zarar nedeniyle tazminat

sorumluluğu kapsamında giderim imkânının daha yüksek olduğu

değerlendirilmektedir. Tazminat sorumluluğunda asıl gayenin zarar görenin zararının

telafi edilmesi olduğu, bu yolun daha yüksek başarı şansı sunabilecek etkili

bir yol olduğu hususu dikkate alınmalıdır (Yaprak

Yüksek, § 37).

38. Bu bağlamda kişinin vücut bütünlüğüne yönelen eylemlerde

kasıt ya da ağır ihmalin bulunmadığı ve aydınlatma yükümlülüğü kapsamında

olayın ve failin belirli olduğu durumlarda hukuki tazmin yolunun -daha yüksek

başarı şansı sunabilecek- kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu olduğu

değerlendirilmektedir. Somut olaydaki gibi ihmali bir eylemden kaynaklanan trafik

kazası olayına ilişkin uyuşmazlıklarda tüketilmesi gereken etkili yol hukuki

tazmin yoludur.

39. Somut başvuru yönünden de başvurucu, eşi ve çocuğu

tarafından Çanakkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 20/11/2013 tarihinde manevi

tazminat davasının açıldığı ancak yargılamanın devam ettiği görülmektedir.

40. Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde beden

bütünlüğüne yönelik üçüncü kişilerce ihmal suretiyle yapılan müdahaleyle ilgili

olarak yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulduğu, tazminat davasının ise

devam ettiği gözönüne alındığında Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için etkili olan başvuru yolunun tüketilmediği

sonucuna ulaşılmıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

42. Başvurucu; HAGB şartlarının oluşmadığını, sanığın cezalandırılması

gerektiğini ve kararı veren hâkimin itiraz incelemesinde de görev aldığını

belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

43. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına

göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal

edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı

sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye

ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalanhak ihlali iddiasını içeren

başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

44. Sözleşme’nin 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve

ilkelerin "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir

suç isnadının" esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bahsedilen hâller

dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular,

Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu

olamaz. Dolayısıyla bir ceza davasında, haklarında suç isnadı bulunmayan

mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler

Sözleşme’nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24).

45. Somut olayda suç isnadına ilişkin olmayan ve üçüncü kişinin

cezalandırılmasına yönelik ihlal iddialarının adil yargılanma hakkının kapsamına

girmediği anlaşılmaktadır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

22/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Hikmet Murat

AKKAYA

Fatih ALKAN

Başvurucu

:

Ramazan

DEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/16285, 22 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ceza Yargılamasına
  7. B. Hukuk Yargılamasına
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Kişinin Maddi ve
  14. B. Adil Yargılanma
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. Akkaya
  21. Demir
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/16285
Tarih
22 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • Mustafa Avci Başvurusu (B. No: 2014/1545)
  • Mustafa Şahin Başvurusu (B. No: 2015/18774)
  • H.k. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2738)
  • Mehmet Orhan Yücel Başvurusu (B. No: 2014/14293)
  • Osman Ünlü Başvurusu (B. No: 2015/18779)
  • Murat Kaymaz Başvurusu (B. No: 2015/12913)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.