İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Ünlü Başvurusu (B. No: 2015/18779)

1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değer

Başvuru No2015/18779Tarih21 Mart 2018Okuma13 dk · 2.643 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Osman Ünlü Başvurusu

Karar tarihi
21 Mart 2018
Başvuru Numarası
2015/18779
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.643 kelime·13 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değer

kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet ve özel hayata saygı haklarının, idare

lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucuya ait Karaman ili, Ermenek ilçesi, Çavuş köyü, 104

ada ve 37 parselde kayıtlı taşınmazın da bulunduğu Ermenek ilçesinde, Enerji ve

Tabii Kaynaklar Bakanlığının 10/4/2002 tarih ve 1572 sayılı tasdikli projesi

kapsamında Ermenek Barajı ve Hidroelektrik Santrali Tesisleri Projesi ve göl

sahası inşaatı yapılması planlanmış ve 13/7/2006 tarihinde Devlet Su İşleri

Genel Müdürlüğünce (İdare) kamu yararı ve kamulaştırma kararı alınmıştır.

Bakanlar Kurulunun Baraj ve Hidroelektrik Santrali Projesi'ne ilişkin

2009/14599 sayılı acele kamulaştırma kararı 31/1/2009 tarihli ve 27127 sayılı

Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

9. İdare, 10/2/2009 tarihinde Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinden

(Mahkeme) başvurucuya ait taşınmaza acele kamulaştırma yoluyla el konulması ve

kamulaştırma bedelinin tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkeme 21/4/2009 tarihli

kararı ile bilirkişi raporuna dayanarak el koyma bedelini 15.250,43 TL olarak

belirleyip bedelin başvurucuya ödenmesine ve bahsedilen taşınmaza acele el

konulmasına karar vermiştir.

10. İdare tarafından 5/5/2010 tarihinde açılan kamulaştırma

bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında Mahkemece bilirkişi

incelemesi yaptırılmış, bilirkişilertaşınmazın

özelliklerini gözeterek ve net gelir yöntemine göre 2010 yılı fiyat, masraf ve

verim verilerini kullanarak taşınmazın toplam değerini 11.292,30 TL olarak

belirlemiştir.

11. Mahkeme 22/2/2012 tarihli kararıyla; taşınmazın kamulaştırma

bedelinin 11.292,30 TL olarak tespitine, acele kamulaştırma yoluyla el koyma

dosyasında tespit edilen bedelin mahsubu ile bakiye kalan 3.958,13 TL'nin

başvurucu tarafça İdarenin bankada açtırdığı hesaptan paranın çekildiği tarihe

kadar varsa işlemi olan mevduat faizi ile birlikte davacı İdareye iadesine

karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, mezkûr taşınmazın tamamının ise baraj gölü

içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine karar

vermiştir.

12. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesince

16/10/2012 tarihinde bozulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı

Dairenin 21/3/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

13. Mahkeme, bozma kararına uyarak 7/3/2014 tarihli kararıyla;

taşınmazın kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 17.229,50 TL'den önceki

aşamalarda başvurucuya ödenen 15.250,43 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan ve

başvurucu adına bankaya yatırılan 1.979,07 TL'nin 5/9/2010 tarihinden 7/3/2014

tarihine kadar yasal faiz işletilerek başvurucuya ödenmesine, mezkûr taşınmazın

başvurucu adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı İdare adına tapuya

kayıt ve tesciline karar vermiştir.

14. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin

30/9/2014 tarihli kararı ile onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi

aynı Dairenin 14/9/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

15.Nihai karar, başvurucuya 27/10/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 26/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,

6/7/2017, §§ 18-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 21/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu öncelikle kamulaştırma bedelinin düşük

belirlendiğini iddia etmiştir. Başvurucuya göre bilirkişi tarafından

kamulaştırma bedeli tespit edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçenin

verileri yerine komşu ilçelerin tarım müdürlüğü verileri dikkate alınarak hesap

yapılması nedeniyle taşınmaz bedeli olması gerekenden düşük hesaplanmıştır.

Başvurucu ayrıca, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırma bedelinin değer

kaybına uğratıldığını belirtmiştir. Başvurucu, bu gerekçelerle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, daha önce Karaman'ın Ermenek ilçesinde

yapılan aynı kapsamdaki kamulaştırma işlemleri yönünden benzer şikâyetleri

çeşitli bireysel başvurularda incelemiş ve karara bağlamıştır (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014; Ali Şimşek ve diğerleri).

21. Başvurucu ilk olarak kamulaştırma bedelinin düşük

belirlendiğinden yakınmaktadır. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri uyarınca

kamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas ve

usullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın

anayasal ögeleridir. Kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığı olan bedelinin

tespiti ise uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu

konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Mülkiyet hakkına yapılan

müdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden Anayasa Mahkemesinin

yapacağı tespit, orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:

2013/2511, 22/1/2015, § 49; Abdülkerim

Çakmak ve diğerleri, B. No: 2014/1964, 23/2/2017, § 52).

22. Somut olayda ise Yargıtay 18. Hukuk Dairesi gerekçesini

önceden ortaya koyarak Ermenek ilçesindeki arazilerin kamulaştırılmasında

gerçek değere ulaşmak için mevki kavramını ilçe düzeyinden daha geniş yorumlamıştır.

2006 yılından beri istikrarlı olarak uygulanan bu yöntem bireyler için

erişilebilir ve bilinebilir olup başvuru konusu olayda 2010 yılında açılan

kamulaştırma bedelinin tespiti davasında başvurucu açısından bahsedilen

yerleşik içtihat öngörülebilir durumdadır. Dolayısıyla Yargıtay Dairesinin

Ermenek ilçesi için belirlediği mevki kavramını daha geniş yorumlayan bedel

tespiti yöntemi 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11.

maddesinin (f) bendine açıkça aykırı olmadığı gibi ikna edici gerekçesi ile

keyfî olmaktan da uzaktır (Tahsin Erdoğan, §§

64-70).

23. Başvurucu ayrıca, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklı

olarak kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür.

24. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

orantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıca

ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçen

dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değer kaybetmemiş

olması gerekir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden

arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırma tarihi ile ödeme tarihi

arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz

uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybetmesini

önleyebilecek bir araçtır (Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, § 42).

25. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemece

tespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisi

arındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen

kamu yararı ile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin

sağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede

önemli olan, yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden

başvurucunun maruz kaldığı yükü belirlemektir (Ali

Şimşek ve diğerleri, § 66).

26. Mahkeme, yargılama neticesinde taşınmazın kamulaştırma

bedeli olarak tespit edilen 17.229,50 TL'den önceki aşamalarda başvurucuya

ödenen 15.250,43 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan ve başvurucu adına bankaya

yatırılan 1.979,07 TL'nin 5/9/2010 tarihinden 26/2/2014 tarihine kadar yasal

faiz işletilerek başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

27. Merkez Bankası verilerine göre alacağa hak kazanıldığı 2010

yılı 5. ayındaki 100 TL'nin ödemenin yapıldığı 2014 yılı 3. ayı itibarıyla

enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 133,22 TL'dir. Bu durumda

başvurucuya ödenmesi gereken 1.979,07 TL tutarındaki kamulaştırma bedeli

alacağının 2014 yılı 3. ayıitibarıyla Merkez Bankası

verileri kullanılarak enflasyon karşısında değerkaybının

giderilmiş karşılığı 2.636,46 TL’dir.

28. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucunun mülkiyet

hakkı kapsamında değerlendirilen 1.979,07 TL tutarındaki alacağının değer

kaybını telafi edecek fark 657,39 TL'dir. Buna karşılık derece mahkemelerince,

başvurucunun alacağına 5/9/2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine

karar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya 624,14 TL tutarında faiz ödemesi

yapıldığı görülmektedir. Bu durumda başvurucunun alacağında meydana gelen değer

kaybı %1,68'dir.

29. Bu koşullar altında somut olaya bakıldığında taşınmaz

malikine ödenen faizin aradan geçen sürede kamulaştırma bedelinin uğradığı

değer kaybını çok büyük ölçüde karşıladığı anlaşılmaktadır. Yukarıda tespit

edilen düzeyde küçük bir farklılığın ise (%5'ten daha az) hesaplama yöntemi

sebebiyle oluşabilecek yanılma farklılığı (hata marjı) kapsamında kaldığı

değerlendirilmelidir. Ayrıca Mahkeme kararıyla tespit edilen kamulaştırma

bedeli, kararla birlikte taşınmaz malikine ödenmiştir. Bu durumda kamulaştırma

bedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin -bu sürede uğranılan zararın

karşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde- mülkiyet hakkının

ihlaline neden olacak kadar ağır sonuçlara yol açmadığı değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğu sonucuna

varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu, lehine hükmedilen tazminatın bir bölümünü vekâlet

ücreti olarak ödemek zorunda kalmasından şikâyet etmiştir.

2. Değerlendirme

32. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun vekâlet ücretine ilişkin

şikâyetinin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

34. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucu

olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi

bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde- Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2011/33,

K.2012/54, 11/4/2012; AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108,

K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013; E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014; E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 18).

35. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.

No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,

B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan

Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).

36. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık

kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde

karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,

hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte hak arama özgürlüğünün

varlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimi

etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veya

caydırıcı nitelikte olan (AYM, E.2013/40, K.2013/139, 28/11/2013), kişinin

mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını (Özkan Şen, § 52) ya da kişinin bizatihi

mahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hâle getiren sınırlamalar mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebilir (İbrahim Can

Kişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014, § 31).

37. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla davacı veya

davalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukata

ödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014). Dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli

olmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile

ilişkilidir (Serkan Acar, B. No:

2013/1613, 2/10/2013, § 38).

38. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet ücretine

hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil

etmektedir (Serkan Acar, § 39; Muhbet Adanır ve diğerleri, B. No: 2014/10261,

8/12/2016, § 101).

39. Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangi

bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde

sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Anayasa

Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve

özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş

hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,

E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,

K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033,

13/4/2016, § 46).

40. Mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen mahkemeye erişim

hakkına ilişkin sınırlandırmaların kanuni olması, hakkın özünü zedeleyecek

şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, § 38; İbrahim Can Kişi, § 36).

41. Başvuru konusu olayda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Ceza

Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi ve 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî

Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı

Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinin

(1) numaralı fıkrası ile 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)

uyarınca başvurucu aleyhine reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretine

hükmedilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu

anlaşılmaktadır.

42. İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacının

gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece kamu

kaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde

kullanılmasının sağlanması olduğu ifade edilebilir. Kamu kaynaklarının etkili,

verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde kullanılmasının teminine yönelik

düzenleme yapılması da hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup bu sebeple

yapılan müdahalenin meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır (Murat Kara ve diğerleri, B. No: 2014/6042,

9/3/2017, § 70).

43. Bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların

reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşı

tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları

çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını

anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşulları

çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının

asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan Şen,

§ 54).

44. Başvuru konusu olayda dava Mahkemece kabul edilerek

başvurucu taraflar yararına 2014 yılı AAÜT uyarınca ayrı ayrı 1.500 TL maktu

vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Bu durumda başvurucu aleyhine hükmedilen 1.500

TL maktu vekâlet ücretinin ölçüsüz olduğu söylenemez. Bu nedenle mahkemeye

erişim hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

46. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

48. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

50. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkate

alındığında yaklaşık 5 yıl 4 ay 9 günlük yargılama süresinin makul olmadığısonucuna varmak gerekir.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. Başvurucunun Diğer

İddiaları

52. Başvurucu, özel yaşama saygı ve konut dokunulmazlığı

haklarının ihlal edildiğini öne sürmekte ise de somut başvurunun konut

dokunulmazlığı ve özel yaşama saygı haklarıyla bir ilgisi görülmediğinden bu

haklar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.

E. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

53. 30/3/3011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”

54. Başvurucu, 470.897,97 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

55. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

56. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 5.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

57. Mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarının ihlali iddiaları

yönünden başvuru kabul edilemez bulunduğundan başvurucunun bu haklara yönelik

maddi tazminat taleplerinin reddi gerekir.

58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun diğer iddialarının incelenmesine GEREK

OLMADIĞINA,

D. Başvurucuya net 5.400 TL manevi tazminatın ÖDENMESİNE, maddi

tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Ermenek Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2013/246, K.2014/85) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

M. Emin

ŞAHİNER

Başvurucu

:

Osman ÜNLÜ

Vekilleri

:

Av. Tahsin

Murat PULAK

Av. Adil

AKTAY

Av. Utku Çağrı AKTAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/18779, 21 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Mülkiyet Hakkının
  9. B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine
  10. B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan
  11. C. Makul Sürede
  12. D. Başvurucunun Diğer
  13. E. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. C. Başvurucunun diğer iddialarının incelenmesine GEREK
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Necipoğlu
  18. Gökcan
  19. M. Emin
  20. Şahiner
  21. Aktay
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/18779
Tarih
21 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • Murat Kaymaz Başvurusu (B. No: 2015/12913)
  • Abdülselam Sultan ve Hakan Soytemiz Başvurusu (B. No: 2015/1781)
  • Murat Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/7845)
  • Haci Akgül ve Ramziye Akgül Başvurusu (B. No: 2014/8878)
  • Hasan Karaöz Başvurusu (B. No: 2015/4201)
  • Halil Şahin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/16870)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.