İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rıdvan Akgül Başvurusu (B. No: 2020/25144)

1. Başvuru, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme huzuruna çıkarılmaksızın dosya üzerinden yapılmasına bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru No2020/25144Tarih1 Şubat 2023Okuma10 dk · 1.938 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Rıdvan Akgül Başvurusu

Karar tarihi
1 Şubat 2023
Başvuru Numarası
2020/25144
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.938 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme huzuruna çıkarılmaksızın dosya üzerinden yapılmasına bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 9/2/2016 tarihinde gözaltına alınmış; 11/2/2016 tarihinde tutuklanmıştır.

6. Tutuklamadan sonra 9/3/2016, 8/4/2016, 4/5/2016, 10/6/2016, 1/7/2016, 5/8/2016, 2/9/2016, 29/9/2016, 28/10/2016 ve 25/11/2016 tarihlerindeki aylık tutukluluk incelemeleri başvurucunun müdafiinin katılımıyla mahkeme önünde gerçekleştirilmiştir.

7. Başvurucu hakkında 5/12/2016 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. 28/12/2016 tarihinde iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte kovuşturma aşaması başlamıştır.

8. 27/1/2017 ve 24/2/2017 tarihinde tutukluluk incelemeleri dosya üzerinden gerçekleştirilmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Ayrıca gerek soruşturma gerek kovuşturma aşamasında tutukluluğun devamı kararlarına ve tahliye talebinin reddi kararlarına yapılan itirazlar da dosya üzerinden karara bağlanmıştır.

9. Başvurucu 21/3/2017 tarihli ilk duruşmada mahkeme huzuruna çıkarılmış ve savunmasını yapmıştır.

10. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda 16/7/2018 tarihinde başvurucunun devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası,S.C. ve R.D.ye yönelik tasarlayarak kasten adam öldürme suçundan iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, D.S., E.Ş., H.Ş., M.U. ve R.A.ya yönelik tasarlayarak kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan beş kez 20 yıl hapis cezası, mala zarar verme suçu yönünden neticeten 3 yıl hapis cezası, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri bulundurma suçundan ise neticeten 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

11. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi 7/1/2020 tarihinde istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. Söz konusu yargılama Yargıtay önünde derdesttir.

12. Söz konusu yargılama devam ederken başvurucu vekili 20/6/2017 tarihinde açtığı davada kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde başvurucunun makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmamış olması (1 yıl 1 ay 11 gün) nedeniyle 10.000 TL manevi tazminatın ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Başvurucu tazminat sebebi olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine dayanmıştır.

13. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun 1 yıl 1 ay 11 gün sonra hâkim huzuruna çıkarıldığını, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca tazminat hakkı olduğunu belirterek başvurucuya 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

14. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından yerel mahkeme kararının aşağıdaki gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir:

"Ancak. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10/09/2018 tarihli, 2018/3760 esas nolu ve 2018/7888 karar nolu kararında da belirtildiği üzere, Tazminat talebine konu olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/340 esas nolu dosyasından davacıya ait tutuklama müzekkeresi ile tutukluluğun devamına dair kararların ve yapılmış ise bu kararlara yapılan itirazların reddine dair kararların tümünün örneğinin getirtilerek tutuklama ve tutukluluğun devamına dair kararların incelenmesi,

soruşturmaya konu olayın ve savcılıkça yapılan işlemlerin kapsamı ve niteliği belirlenip davacının iddialarının gerekçelendirilerek değerlendirilmesi gerektiği halde tutuklama ve tutukluluğun devamına dair kararların gerekçeli olup olmadığının, davanın kapsamının, dosyadaki delillerin durumunun, sanıklara yüklenen suçların sayısı ve niteliğinin, sanıkların sayısının, davanın karmaşık olup olmaması (örneğin Yargıtay 12. C.D. nin 9/3/2015 tarihli ve 2014/15450 esas,

2015/4363 karar sayılı kararı) ve ayrıca CMK'nun 102. maddesindeki tutukluluk süreleri değerlendirilmeden manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebinin de yerinde olduğu anlaşılmakla... [hükmün bozulmasına karar verildi.]"

15. Bozma kararı sonrası dosyayı yeniden ele alan Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi 13/9/2019 tarihinde verdiği kararda; başvurucunun yakalanma şekli, gözaltına alınma tarihi, tutuklanma tarihi, yargılama süreci, tutukluluk süresi ve hakkında verilen mahkûmiyet kararları nazara alındığında 141. maddenin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde düzenlenen dava şartlarının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Her ne kadar davacı vekili, müvekkili davacının kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul süre içerisinde yargılama mercii huzuruna çıkarılmamış olması sebebine dayalı olarak manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de, davacı Rıdvan Akgül'ün diğer sanıklarla birlikte yargılandığı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/340 Esas sayılı dosyasında, atfedilen suçların ciddi ve ağır olduğu,

davacı hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, terör amaçlı kasten tasarlayarak adam öldürme, terör amaçlı kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olmak, mala zarar verme, 6136 sayılı yasaya muhalefet, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah ve mermileri satın alma, taşıma ve bulundurma suçlarından yargılama yapıldığı,

yargılandığı suçların niteliği, eylemlerin sayısı, sanık sayısı ve eylemlerin niteliğinden hareketle dosyanın karmaşıklık düzeyi, sözkonusu mahkemenin kararı kesinleşmemiş olmakla birlikte yargılama neticesi davacının aldığı ceza miktarları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın özenle yürütülmediğine ilişkin somut veriler olmadığı gibi tutukluluğun devamına ilişkin itiraz ve serbest bırakılmaya dair taleplerin herhangi bir belgeye dayanmadığı, buna karşın tutukluluğun devamına dair verilen kararların gerekçelendirilerek, olay ve olgulara dayandırıldığı görülmüştür.

Ayrıca davacının yargılandığı dosyada gözaltına alındığı tarih ile mahkemenin karar tarihi arasında geçen sürenin 5271 sayılı CMK'nın 102. maddesindeki 'Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez' şeklindeki düzenlemede belirtilen sınırlar içerisinde kaldığı anlaşılmıştır.

Netice olarak, davacının yargılama sürecinde kanuna uygun olarak yakalandığı, tutuklandığı ve tutukluluğun devamına karar verildiği, tutukluluğun devamına ilişkin kararların kanunda belirlenen süreler içerisinde incelenmesinin yapıldığı ve davacı olan sanığın makul sürede yargılama mercii önüne çıkartıldığı anlaşılmakla ... davacının tazminata hak kazanması için gerekli olan CMK 141/1-d maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleşmediğinden, davacı vekilinin bu yöndeki talebinin reddine ... [karar verilmiştir]."

16. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 10/7/2020 tarihinde usul ve yasaya uygun olduğu düşüncesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.

17. Başvurucu 21/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. Erdal Tercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 45-50, 58, 59, 69, 70; Salih Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, § 56.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Anayasa Mahkemesinin 1/2/2023 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 11/2/2016 tarihinde tutuklandığını ve 21/3/2017 tarihine kadar (1 yıl 1 ay 11 gün) hâkim/mahkeme önüne çıkarılmadan tutukluluk incelemesinin dosya üzerinden yapıldığını, bu nedenle açtığı tazminat davasının reddine karar verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde; olağanüstü hâl öncesi ve sonrası döneme ait tutukluluk incelemelerinin ayrı ayrı ele alınması gerektiği, tutukluluk incelemelerinin önemli bir bölümünün (8 ay 1 gün) yürürlükte olan olağanüstü hâl sürecinde yapıldığı, bu dönemde tutukluluğa itiraz ve tahliye taleplerinin dosya üzerinden karara bağlanabileceğine ilişkin düzenleme bulunduğu belirtilmiştir.

22. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, derece mahkemelerinin olağanüstü hâl gerekçesine dayanmadığını, olağanüstü hâl olsa bile hak ihlalinin gerçekleştiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, mahkeme huzuruna çıkarılmama nedeniyle açılan tazminat davasının reddedilmesi olduğundan şikâyetin Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci ve dokuzuncu fıkraları kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden incelenmesi gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Anayasa Mahkemesi inceleme konusu olan uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetine ilişkin olarak Salih Sönmez kararında yaptığı incelemede, Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B.

No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 326-359) ve Erdal Tercan (aynı kararda bkz. §§ 229-251) kararlarına değindikten sonra anılan kararlardan farklı olarak başvurucunun inceleme tarihi itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olduğunu, bu nedenle verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını ve serbest kalmasını sağlamayacağını belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi, bu bağlamda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği değerlendirmesini yapmış ve ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Salih Sönmez, §§ 164-167).

25. Somut olayda başvurucu da 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine açıkça dayanmak suretiyle tazminat davası açmıştır. Dolayısıyla başvuru yollarının tüketildiği sonucuna varılmıştır.

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin bu iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

i. İnceleme Yöntemine İlişkin

27. Genel ilkeler için bkz. Hicret Aksoy, B. No: 2021/2107, 13/4/2022, §§ 48-51.

ii. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapılmasına İlişkin

28. Genel ilkeler için bkz. Erdal Tercan, §§ 221-228.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

29. İlk derece mahkemesi başvurucunun açtığı tazminat davasını reddetmiştir. Dolayısıyla somut olayda derece mahkemelerince başvurucunun tutukluluk incelemelerinin ve tutukluluğa itiraz değerlendirmelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına aykırılık oluşturduğu yönünde bir belirlemede bulunulmamıştır.

30. Bu durumda başvurucunun tutukluluk incelemelerinin ve tutukluluğa itiraz değerlendirmelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının Anayasa'nın 19. maddesindeki esaslara uygun olup olmadığının Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi gerekmektedir.

31. Somut olayda başvurucu 11/2/2016 tarihinde tutuklanmış, tutuklandığı tarihten 25/11/2016 tarihine kadar yapılan aylık tutukluluk incelemeleri başvurucunun müdafiinin katılımıyla celse açılarak gerçekleşmiştir. 25/11/2016 tarihinden sonraki tahliye talepleri ve tutukluluk incelemeleri ise otuzar günlük sürelerle dosya üzerinden karara bağlanmıştır.Başvurucu 21/3/2017 tarihinde müdafiiyle birlikte mahkeme huzuruna çıkmıştır. Başvurucunun mahkeme huzuruna çıkmadığı süre 1 yıl 1 ay 11 gündür.

32. Bu sürenin önemli bir bölümü (8 ay) olağanüstü hâl döneminde geçmiştir. Başvurucunun tutuklanmasına neden olan suç, olağanüstü hâlin ilanına neden olan olgulardan biri olan terörle (PKK terör örgütüyle) bağlantılıdır (benzer yönde bkz. Hamza Uluçay, B. No: 2017/23465, 14/9/2021, § 50). Bu itibarla başvurucunun tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi, Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında da yapılmalıdır (Erdal Tercan, § 219).

33. Anayasa Mahkemesi Erdal Tercan kararında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması ve terörle ilgili olarak yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturmalarda tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının ve tutukluluğun dosya üzerinden verilen kararlarla devam ettirilmesinin on sekiz aya kadar durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olarak kabul edilebileceğini değerlendirmiştir (Erdal Tercan, § 246).

Anayasa Mahkemesi Aydın Yavuz ve diğerleri kararında başvurucuların tutukluluk incelemeleri kapsamında 8 ay 18 gün boyunca hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamalarının durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu sonucuna varmış, Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde başvurucuların kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 350-359).

Somut olayda olağanüstü hal döneminde geçen süre yönünden bu kararlardan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

Olağan dönemde geçen sürenin de başvurucunun tutuklandığı tarihten 25/11/2016 tarihine kadar yapılan aylık tutukluluk incelemelerinin başvurucunun müdafiinin katılımıyla celse açılarak gerçekleştirildiği, yargılamanın başvurucuyla birlikte toplam 18 sanık hakkında yapıldığı, müşteki sayısı, eylemlerin sayısal yoğunluğu, davanın karmaşık oluşu hususları dikkate alındığında makul olduğu sonucuna varılmıştır.

34. Bu nedenle başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaması Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasına aykırılık oluşturmamaktadır.

35. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası bağlamındaki tazminat hakkı ancak maddenin ilk sekiz fıkrasındaki esaslara aykırı bir durumun varlığı hâlinde söz konusu olabilir. Somut olayda başvurucu bakımından bu yönde bir tespit söz konusu olmadığı için Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası yönünden ayrıca farklı bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin -sekizinci fıkrasıyla bağlantılı olarak- dokuzuncu fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasına rağmen tazminat ödenmemesi nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin -sekizinci fıkrasıyla bağlantılı olarak- dokuzuncu fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/2/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Muhterem İNCE Raportör : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Rıdvan AKGÜL Vekili : Av. Ayşe ACİNİKLİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2020/25144, 1 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  9. B. Değerlendirme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2020/25144
Tarih
1 Şubat 2023

İlgili Kararlar

  • Özlem Gümüştaş Başvurusu (B. No: 2021/8574)
  • Mustafa Önal Başvurusu (B. No: 2018/9808)
  • İlyas Bulcay Başvurusu (B. No: 2020/24527)
  • Ali Koçak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/52)
  • Esra Çakır ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/8374)
  • Nusret Konan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/30199)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.