İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ruşen Melih Nebigil Başvurusu (B. No: 2014/2037)

1. Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki

Başvuru No2014/2037Tarih17 Temmuz 2018Okuma12 dk · 2.342 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ruşen Melih Nebigil Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2014/2037
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.342 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki

iddialara ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde

beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 26/4/2007 tarihinde görevlendirildiği Dr. Sami Ulus

Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kalp

ve damar cerrahisi uzmanı olarak çalışmaktadır.

9. Başvurucu hakkında ilgili klinik şefi tarafından hazırlanan

görüş yazısında görev yaptığı süre içerisinde başvurucunun çalışma düzenine

uyum sağlayamadığı ve hakkında sık sık şikâyetlerde bulunulduğu belirtilmiştir.

Söz konusu yazı 13/4/2010 tarihinde Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne gönderilmiş ve

yazıda başvurucunun klinik hizmetlerinde yetersiz olduğu şeklinde

değerlendirmelere de yer verilmiştir. İl Sağlık Müdürlüğünün 6/4/2011 tarihli

yazısı doğrultusunda başvurucu hakkında muhakkik atanmış ve bu kapsamda

12/4/2011 tarihli bir bilirkişi raporu hazırlanmıştır.

10. Anılan bilirkişi raporunda, başvurucunun 9/9/2009 tarihinde

ameliyat ettiği bir yıl bir aylık H.B.A. isimli hasta hakkında Pediatrik

Kardiyoloji-Kardiyovasküler Cerrahi Konseyinde

(Konsey) 14/10/2009 tarihinde tekrar aynı ameliyatın yapılması kararı alındığı

belirtilmiştir. Ayrıca, başvurucunun 9/2/2010 tarihinde ameliyat ettiği bir yıl

dokuz aylık E.K. isimli hasta hakkında Konsey kararıyla tam düzeltme ameliyatı

yapılmasının kararlaştırıldığı ifade edilmiştir. Yine raporda, başvurucu

tarafından 27/3/2008 tarihinde ameliyat edilen on üç yaşındaki E.Y. isimli

hastanın başvurucu tarafından 31/8/2008 tarihinde tekrar ameliyata alındığının

tespit edildiği belirtilmiştir. Söz konusu raporun sonuç kısmında "...incelenen dosyada belirtilen hastalara

yapılan ameliyatlarda tıbbi gereklilik bulunduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde

değerlendirmeye yer verilmiştir.

11. Başvurucu; klinik şefi tarafından 22/2/2010 tarihinde

yapılan bir ameliyatta hayatını kaybeden hasta hakkında hazırlanan ölüm

raporunu imzalamadığını, bu nedenle klinik şefinin kendisine yönelik kişisel

husumet beslediğini ve haksız şekilde ameliyat listelerine alınmadığını

belirterek ameliyat listelerine alınmama işleminin iptali ve uğradığı maddi ve

manevi zararların tazmini talebiyle 15/3/2011 tarihinde Ankara 17. İdare

Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu;

yirmi yıldır kalp ve damar cerrahı olarak görev yaptığını, kalp ve damar

cerrahisinde bir kliniği idare edecek bilgi, beceri ve tecrübeye sahip

olduğunu, yetersiz olduğuna dair gerçek dışı isnatlarla ve keyfî uygulamalarla

mesleğine ve kişiliğine saldırıda bulunulduğunu, görev yaptığı dönemde tıbbi

hatasının bulunmadığını, şahsi tutumlarla psikolojik tacize maruz kaldığını

ileri sürmüştür. Ayrıca, ameliyatlara alınmaması nedeniyle mesleğini kaybetme

tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etmiştir.

12. İdare Mahkemesinin 17/5/2012 tarihli kararıyla davanın

reddine hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde, başvuru hakkında hazırlanan

12/4/2011 tarihli bilirkişi raporunda bulunan tespitlere yer verilmiş ve hasta

güvenliği gözetilerek başvurucunun ameliyat listelerine alınmamasında hukuka

aykırılık bulunmadığı ve tazmini gerektiren bir zararın da bulunmadığı

belirtilmiştir.

13. Başvurucu, anılan karara karşı kanun yollarına başvurmuş ve

sunduğu dilekçelerde hakkında hazırlanan bilirkişi raporunda mesleki anlamda

yetersiz olduğu yönünde hiç bir belirleme olmadığını

ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu, yetkili makamlarca mesleki yönden yetersiz

olduğu konusunda bir tespitte bulunulmadığını ve İdare Mahkemesi tarafından da

bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını iddia etmiştir.

14. İdare Mahkemesinin 17/5/2012 tarihli kararı, Danıştay

Beşinci Dairesinin 12/6/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme

talebi de aynı Dairenin 11/12/2013 tarihli sayılı kararı ile reddedilmiştir.

15. Nihai karar 16/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. 17/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu;

i. Görev yaptığı hastanede gerçekleştirilen ve hastanın

vefatıyla sonuçlanan ancak kendisinin katılmadığı bir ameliyat sonrasında

hazırlanan ölüm raporunu imzalamaması nedeniyle 22/2/2010 tarihinden itibaren

ameliyatlar dâhil olmak üzere poliklinik, konsültasyon ve diğer klinik

çalışmalara katılmasına engel olunduğunu, İdare tarafından başka bir hastanede

görevlendirilmesi mümkün olmasına rağmen böyle bir tasarrufta bulunulmadığını,

haksız uygulamalar nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini ve mesleki

onurunun rencide edildiğini ileri sürmüştür.

ii. Hakkında yetersiz olduğu şeklinde gerçek dışı bir isnada

dayanıldığını, buna rağmen gerçekleştirdiği çok sayıda ameliyatın ve klinik

çalışmanın irdelenmediğini, tıbbi hatalar yaptığına ilişkin hakkındaki soyut

iddiaya yönelik olarak ileri sürdüğü bilgi ve belgelerin derece mahkemelerince

dikkate alınmadığını, idari soruşturma kapsamında düzenlenen rapora dayanılarak

davanın reddedildiğini ve mesleğini icra etmekten men etmeye yetkili kurullar

bulunmasına rağmen yetkisiz kişilerin tamamen keyfî uygulamaları nedeniyle

mesleğini icra edemediğini iddia etmiştir.

iii. Bu süreçte maddi yönden kayba uğradığını, belirtilen

işlemin iptali ve bu nedenle oluşan zararının tazmini talebiyle açtığı davanın

hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, karar sonucu etkileyebilecek nitelikte

olmasına rağmen kendisine yönelik haksız tutumun nedenlerinin araştırılmadığını

ve özellikle mesleki yeterliliğinin bulunduğuna ilişkin esaslı iddialarının

derece mahkemeleri tarafından incelenmediğini belirtmiştir.

iv. Tüm bu nedenlerle hak arama özgürlüğünün, çalışma hakkının

ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde; adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddiaların kanun yolu şikâyeti mahiyetinde olduğu ve çalışma

hakkının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme) düzenlenmediği belirtilmiştir.

Görüşte, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların ise başvurucu hakkında

düzenlenen bilirkişi raporlarına dayanılarak derece mahkemelerince incelendiği

ve bu kapsamda kararlar verildiği ifade edilmiştir.

20. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyanında,

başvuru dilekçesindeki hususları tekrar etmiştir.

B. Değerlendirme

21. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun dile getirdiği şikâyetlerinin özünün,

derece mahkemelerine sunduğu bilgi ve belgelerin dikkate alınmaması ile yeterli

şekilde araştırma yapılmadan ve iddiaları hakkında yeterli gerekçe sunulmadan

karar verilmesi hususunda olduğu anlaşıldığından başvurunun bir bütün olarak

adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı çerçevesinde

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin düzenlemenin gerekçesinde Türkiye'nin taraf olduğu

uluslararası sözleşmelerce güvence altına alındığı hususuna atıfta bulunularak

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) birçok kararında, gerekçeli karar

hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında yer aldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla gerekçeli

karar hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

25. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

26. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

27. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

28. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

29. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili

ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden

olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

30. Başvurucu 22/2/2010 tarihinde yapılan bir ameliyatta

hayatını kaybeden hasta hakkında hazırlanan ölüm raporunu ameliyata katılmadığı

gerekçesiyle imzalamadığını, bunun üzerine ilgili klinik şefi tarafından

ameliyatlara ve diğer klinik çalışmalara katılımının engellendiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu, görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği ameliyatların ve

klinik çalışmalarının başarılı olduğunun açık olmasına rağmen kendisine husumet

besleyen klinik şefinin tutumu nedeniyle mesleğini icra edemediğini ileri

sürmüştür. Başvurucu, mesleki yetersizlik gibi bir gerekçeyle onurunu rencide

eden muamelelere maruz kalmasına rağmen idari yargıda açtığı davada ileri

sürdüğü hususların araştırılmadığını, idari soruşturma kapsamında düzenlenen

rapora dayanılarak davasının haksız yere reddedildiğini iddia etmiştir.

31. Bireysel başvuru dosyasına yansıyan bilgi ve belgelere göre;

görev yaptığı Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve

Araştırma Hastanesinde 2007-2010 yılları arasında çok sayıda ameliyat

gerçekleştiren ve poliklinik, konsültasyon ile diğer klinik çalışmalarına

katılan başvurucu hakkında ilgili klinik şefinin talebi üzerine İl Sağlık

Müdürlüğünün 6/4/2011 tarihli yazısı doğrultusunda muhakkik atanmış ve bu

kapsamda 12/4/2011 tarihli bir bilirkişi raporu hazırlanmıştır.

32. Başvurucu ise 22/2/2010 tarihinden itibaren ameliyat

listelerine alınmadığını belirterek ameliyat listelerine alınmama işleminin

iptali ile uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle 15/3/2011

tarihinde İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Bu durumda dava sürecinde idari

soruşturmanın sürdüğü anlaşılmaktadır.

33. İdare Mahkemesi 17/5/2012 tarihli kararla davanın reddine

hükmetmiş ve karar gerekçesinde idari soruşturma kapsamında başvuru hakkında

hazırlanan 12/4/2011 tarihli bilirkişi raporunda bulunan tespitlere yer

vermiştir. Söz konusu raporda başvurucunun gerçekleştirdiği üç ameliyat

hakkında tıbbi değerlendirmelerde bulunulmuş, diğer ameliyatlardaki tıbbi

yeterliliğine, başvurucunun genel mesleki yeterliliğine veya başvurucunun iddia

ettiği hususlara ilişkin herhangi açıklamada bulunulmamıştır. Ayrıca raporda

başvurucunun mesleki anlamda yetersiz olduğuna ilişkin herhangi bir ifadeye de

yer verilmemiştir.

34. Kişisel ve keyfî bir tutumla mesleğini icra etmediğine ve

gerçekleştirdiği ameliyatların başarılı olmasına rağmen bu hususlarda

değerlendirme yapılmadan yetkisiz kişilerce mesleki anlamda yetersiz olarak

değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin hususlar başvurucu

tarafından dava dilekçesinde ileri sürülmesine rağmen İdare Mahkemesi

tarafından bu hususlarda bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir. İdare

Mahkemesince başvurucu hakkında idari soruşturma kapsamında hazırlanan

12/4/2011 tarihli bilirkişi raporunda bulunan tespitlerle yetinilmiştir.

Dolayısıyla başvurucunun iddialarını karşılayacak nitelikte dava sürecinde bir

bilirkişi raporu alınmayarak yalnızca idari soruşturma kapsamında hazırlanan ve

başvurucunun yetersiz olduğuna ilişkin herhangi bir değerlendirme içermeyen

rapordaki ifadelere dayanılarak karar gerekçesi oluşturulması, başvurucunun

karar sonucunu etkileyebilecek nitelikteki mesleki yeterliliğine ilişkin

iddiaları hakkında makul, ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmaması ve bu

şekilde verilen kararın kanun yolu incelemesinden ek bir gerekçe sunulmadan

geçerek kesinleşmesi nedenleriyle somut başvuruda gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

37. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkeler belirlenmiştir.

38. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet

Doğan, §§ 57, 58).

39. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

40. Başvurucu, ihlalin tespiti ile lehine 116.000 TL tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

41. Anayasa Mahkemesi, kararın sonucunu değiştirebilecek

nitelikteki iddialara açıklayıcı bir cevap verilmemesi nedeniyle gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

42. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve gerekçeli karar

hakkının güvencelerine uygun şekilde başvurucunun ileri sürdüğü hususlara ayrı

ve açık olarak yanıt veren yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 17. İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

43. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna ulaşıldığından bu hakkın ihlali sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen

maddi ve manevi zarara yönelik tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

17. İdare Mahkemesine (E.2011/1606, K.2012/894) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Fatih ALKAN

Başvurucu

:

Ruşen Melih

NEBİGİL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2037, 17 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  8. B. Değerlendirme
  9. A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  10. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  11. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  12. E. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Özgüldür
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Nebigil
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2037
Tarih
17 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Güney Atmaca Petrol A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/9567)
  • Ö.d. Başvurusu (B. No: 2016/37804)
  • Yılmaz Çelik Başvurusu (B. No: 2014/13117)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2015/10703)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2015/13924)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2015/4505)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.