İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sabahat Abay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/21550)

1. Başvuru, kamu görevlisinin eylemine bağlı olarak

Başvuru No2017/21550Tarih18 Mayıs 2021Okuma20 dk · 3.902 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sabahat Abay Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Mayıs 2021
Başvuru Numarası
2017/21550
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.902 kelime·20 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kamu görevlisinin eylemine bağlı olarak

meydana gelen ölüm olayı nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 19/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvuruculardan Sabahat Abay'ın eşi, diğer

başvurucuların ise babası olan Ş.A. Tunceli Türk Telekom Müdürlüğünde (Kurum)

teknik personel olarak görev yapmıştır. Ş.A.'nın görevde olduğu 9/8/2016

tarihinde Tunceli ile Ovacık ilçesi arasında bir telefon/internet bağlantı

arızası Kuruma bildirilmiştir.

7. Bölge bölücü terör örgütüyle mücadele edilen çatışma

alanlarından olduğu için bağlantı arızasına müdahale edebilmek amacıyla Kurumun

teknik elemanları Jandarmadan bölgenin güvenliği ile ilgili bilgi almak

istemiştir.

8. Kurumun teknik personelinden N.U. Jandarma İhbar

hattını aradığında kendisine "bölgede çatışma ve operasyonların devam

ettiği, arıza çalışması yapılamayacağı" bildirilmiştir. N.U. bu arama

esnasında Sarıtaş Karakolunda da hat arızası olduğunu öğrenmiş ve telefon ile söz

konusu karakola ulaşamamıştır. N.U., bölgenin çalışma yapmak için güvenli

olmadığını ancak güvenlik kuvvetlerince izin verilirse çalışma yapılabileceğini

Kurum amirlerine elektronik posta marifetiyle iletmiştir.

9. N.U. nun olayın akabinde Tunceli Cumhuriyet

Başsavcılığı (Başsavcılık) ve jandarma ekipleri tarafından alınan ifadesine

göre Ş.A. 10/8/2016 tarihinde sabah saatlerinde Jandarma İhbar hattını arayarak

arıza bölgesinin Ovacık İlçe Jandarma Komutanlığı bölgesinde kaldığını

belirtmek suretiyle ilgili birimin numarasını edinmiş ise de telefonla ulaşım

sağlayamamıştır. Bunun üzerine Ş.A. tekrar Jandarma İhbar hattını arayarak

arızaya müdahale edip edemeyeceklerini sormuş ve bölgenin sivil trafiğine

kapalı olduğu, güvenli olmadığı, arıza çalışması yapılamayacağı cevabını

almıştır.

10. Tunceli Jandarma Komutanlığında görevli Binbaşı E.Ö.,

Tunceli Telekom İl Müdürü H.Y. yi telefonla arayarak Sarıtaş Karakolunun

operasyonlar için önem arz ettiğini, kendisinin Jandarma İhbar hattının

komutanı olduğunu, bölgede güvenliğin sağlandığını belirtmek suretiyle

karakoldaki arızanın giderilmesini istemiştir. Bunun üzerine H.Y., N.U.yu

arayarak söz konusu hat arızasının giderilmesi için çalışma yapılmasını talep

etmiştir.

11. N.U., Kurumun Operasyon Müdürü Y.A.yı da yanına

alarak bölgenin güvenli olmadığı ve çalışma yapılamayacağı hususlarında

görüşmek için Kurum Müdürü H.Y.nin odasına gitmiştir. Bu esnada H.Y. ile

Binbaşı E.Ö. arasında telefon trafiği yaşanmaya devam etmiştir. Bu görüşmeler

sırasında, Binbaşı E.Ö. tarafından "bölgede gereken önlemlerin

alındığı, karakoldaki arızanın giderilmesi gerektiği, arızanın hali hazırda

bölgede ekip/tim varken yapılmasının mümkün olduğu" ifade edilmiştir.

Akabinde Kurum Müdürü H.Y., Operasyon Müdürü Y.A. ve teknik personel N.U.

aralarında değerlendirme yapmak suretiyle karakolun hatlarının da kesik

olduğunu dikkate alarak arızanın giderilmesi için çalışma yapılmasına karar

vermiştir. Kurum Müdürü H.Y. Başsavcılık tarafından alınan ifadesinde görüşme

anına ilişkin olarak "... binbaşının söylediklerini ilettim. Güvenliğin

alındığını, operasyonların devam etmesi için mutlaka arızanın giderilmesi

gerektiğini söyledim. [N.U.] dabana bölgenin güvenli olmadığını, bizzat 156 ile

görüşerek durumu kendilerine ilettiğini söyledi. Bunun üzerine tekrar binbaşı

ile görüştük. Bölgenin güvenli olmadığını kendisine izah ettim. Bana karakolla

irtibat kuramadıklarını, bu nedenle operasyonların aksayabileceğini,

operasyonların aksamaması için arızanın giderilmesi gerektiğini söyledi.

Arkadaşlarımı yanıma çağırdım, durumu izah ettim. Güvenliğin verildiğini,

bölgeye gideceklerini sıkıntılı bir durum olursa da bunun vebali altında

kalkamayacağımızı söyledim ve bölgenin güvenli olup olmaması konusunda dikkate

alacağımız tek kurumun ise devlet organları olduğunu, halk arasındaki

söylentilere itibar etmemelerini söyledim. Arkadaşlar da tamam dediği sırada

binbaşı tekrar aradı, kendisine arızanın giderileceğini söyledim ... Komutan

Sarıtaş karakolunun hatlarının olmadığını bana söyledi, ben arıza yerinin tespit

edildiğini ancak Ovacık bölgesinde mi veya Tunceli bölgesinde mi olduğunu

bilmediğim için kendisine arıza yeri ile ilgili bir şey söylemedim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Kurum Operasyon Müdürü

Y.A. da Başsavcılık tarafından alınan ifadesinde komutan ile arızanın yeri

hakkında konuşmadığını yalnızca araç plakası bilgisi verdiğini beyan

etmiştir.

12. Süreci takiben N.U. ve Ş.A. beyaz renkli ve üzerinde

Kurum amblemi bulunmayan hafif ticari araçla yola çıkmıştır. Kurum aracının

bilgisi jandarma ekipleriyle paylaşılmıştır. Yola çıkan kurum ekibinin ardından

bir başka kurum ekibi daha destek için onları takip etmiştir. Ş.A. nın içinde

bulunduğu araç yolda farklı noktalarda kontrol amacıyla kolluk kuvvetleri

tarafından durdurulmuş, arıza için yolda oldukları bilgisinin verilmesi ve

teyitlerin yapılması ile yola devam edebilmiştir. Karşılar Jandarma Karakolunda

görev yapan -rütbesi dosya içeriğinden anlaşılamayan- asker V.G. Başşavcılık

tarafından alınan ifadesinde "kendilerine komutanlık taraından Sarıtaş

Karakolundaki arıza için teknik ekibin geçiş yapacağının bildirildiğini, gelen

aracı kontrol ettiklerini, araçtakilerin Sarıtaş Karakoluna arıza için

gittiklerini beyan ettiğini" belirtmiştir. Sarıtaş Karakolunda görevli

Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş E.D. ise ifadesinde "karakoldaki hat

arızası için teknik ekip geleceğinin kendilerine bildirildiğini ancak teknik

ekibin Venk Köprüsü'nden sonra karakol istikametine değil Ovacık istikametine

gittikleri bilgisinin kendilerine ulaştığını" beyan etmiştir.

13. Teknik personel N.U. Başsavcılık tarafından alınan

ifadesinde "Karşılar Jandarma Karakoluna geldiklerinde askerlerin

kendilerine yolu açtığını, bu noktadan sonra 15 kilometre daha yola devam

ettiklerini (Ovacık yolu üzerinde bulunan Venk Köprüsü'nü geçerek), arızayı

tespit ettikleri yol noktasında araçtan indiklerini yolu terk etmediklerini,

kabloları kontrol ettikleri sırada bir el silah sesi duyduğunu, karnından

yaralandığını gördüğü [Ş.A.] yı araca taşıdığını, aracın lastiğinin

patlamış olduğunu, lastiği patlamış araçla Tunceli istikametine yol aldığını,

geri dönerken yolda destek için gelen diğer kurum aracına rastladığını ve [Ş.A.]

yı diğer araca aktardıklarını, [Ş.A.] nın bu araçla Tunceli Devlet

Hastanesine götürüldüğünü" belirtmiştir. Ş.A. götürüldüğü Hastanede

tedaviye cevap vermeyerek hayatını kaybetmiştir.

14. Olayın akabinde aynı gün Ovacık bölgesinde gözetleme

yapan jandarma ekiplerine bağlı tim tarafından elinde uzun namlulu silahla

yaklaşan bir şahıs ihtarlara rağmen silahını bırakmayınca vurulmuş ancak şahıs

gözden kaybolmuştur.

15. Ş.A.nın vefatı ile ilgili olarak Binbaşı E.Ö.

hakkında Tunceli Valiliği tarafından başlatılan idari soruşturma sonucunda

6/10/2016 tarihli işlemle soruşturma izni verilmemiştir. Söz konusu işleme

karşı başvurucular tarafından yapılan itiraz Erzurum Bölge İdare Mahkemesi

İdari Dava Dairesi tarafından kabul edilerek soruşturma izni verilmesine ve

dosyanın ilgili savcılığa iletilmek üzere mahalline iadesine karar verilmiştir.

24/11/2016 tarihli kararın gerekçesinde "binbaşının gereken güvenlik

önlemlerinin alındığı yönündeki beyanı üzerine arızaya müdahale edildiği,

arızaya müdahale sırasında vurularak ölüm olayının oluştuğu ve müteveffanın

güvenliğinin sağlanamadığının açık olduğu, hazırlık soruşturması yapılacak yeterli

delil bulunduğu" belirtilmiştir.

16. Başsavcılığın görevi kötüye kullanma suçu isnadıyla

yürüttüğü soruşturma sürecinde alınan, 17/3/2017 tarihli Malatya Adli Tıp Grup

Başkanlığı tarafından düzenlenmiş otopsi raporunun ilgili kısmı şöyledir:

" ...kişinin vücuduna 1(bir) adet

ateşli silah mermi çekirdeği isabet etmiş olup, oluşturduğu yaralanmanın tek

başına ölüm meydana getirir nitelikte olduğu,

3. Ateşli silah mermi çekirdeği giriş

deliği cilt-cilt altı bulgularına göre atışın muhtemelen uzak atış mesafesinden

yapılmış olduğu, ancak giysili bölgeye isabet eden atışların kesin atış

mesafesi tayini için olay anında kişinin üzerinde bulunan elbiseler üzerinde

gerekli fiziksel ve kimyasal incelemelerin yaptırılmasının uygun olduğu,

4. Cesetten ateşli silah mermi çekirdeği

elde edilmediği,

5-Kişinin ölümünün ateşli silah ürünü

yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanmasına bağlıiç ve dışkanama

sonucu kanaatini bildirir rapordur. "

17. Başsavcılığın soruşturma sürecinde, olayla ilgili

kişilerin -yukarıda bazı kısımları aktarılan- ifadelerine başvurulmuştur.

Şüpheli sıfatıyla Binbaşı E.Ö.nün de ifadesi alınmıştır. İfadenin ilgili kısmı

şöyledir:

"... Sarıtaş karakolu Tunceli

ilindeki en kritik karakollardan biridir. O gün Ovacık ilçesinin hatları

faaldi. Böyle olunca ben de arızanın sadece Sarıtaş karakoluna ve benim

sorumluluk bölgeme özgü olduğunu düşündüm.

Venk bölgesinde olay günü yapılan

operasyonlar için tim gönderilmişti. Faaliyet 2-3 gündür sürüyordu. o gün ise

faaliyetin son günüydü. Bu nedenle ekipler bölgeden ayrılmadan arızanın

giderilmesi için telekom yetkililerinden [N.U.] ve [Y.A.] ile birkaç defa görüştüm.

Karakollarımızın yaşadığı hat kesintilerinden dolayı telekom yetkilileri

duyarsız kaldıkları için birkaç defa kendilerini aradım. Daha önce Çiçekli

karakolunda benzer sıkıntılar yaşanmıştı. Buna ilişkin evrakları da dosyaya

sunuyorum. Telekom görevlileri ile yapmış olduğum görüşmelerde arızanın kendi

sorumluluk bölgemde olan Sarıtaş Karakoluna özgü olduğu için karakola gitmelerini

söyledim. Ancak telekom ekibinin Sarıtaş Karakoluna gitmeyip Venk köprüsüne

yaklaşık 4 km daha geçerek Ovacık bölgesine doğru gittiklerini ve gittikleri

bölgede bu vahim olayın yaşandığını öğrendim. Ben sorumluluk bölgem olarak Venk

köprüsüne kadar ki bölgeyi biliyorum. Ancak sonradan öğrendiğim kadarıyla

sorumluluk bölgem Venk köprüsünün yaklaşık 2 km geçtikten sonra sona eriyor.

Olayın yaşandığı bölge Ovacık İlçe Jandarma komutanlığı bölgesidir. Bana

arızanın tespit edildiği yer söylenseydi ben kendilerine durumun Ovacık ilçe

jandarma komutanlığı bölgesinde olduğunu söylerdim. Ben arızanın nerede,

kabloların kaçıncı kilometrede meydana geldiğini bilemem. Karakolun hatları

olmadığı için arıza gidermeleri için karakola gitmelerini bu nedenle söyledim.

Nitekim bu nedenle de önce Polis kontrol noktasına sonra da karşılar ve Sarıtaş

karakollarına ve Venk bölgesinde arazi emniyeti alan time, operasyondaki

birliklere haber verdirdim. Arızanın farklı bir yerde olduğu bana bildirilseydi

ben konuyu diğer birliklere, alaya ve ovacık ilçe jandarma komutanlığına ve

operasyondaki diğer timlere bildirirdim.

Kesintinin giderilmesi için [Y.A.] Bey ve [N.U]. Bey ile

birkaç defa görüştüm. [Y.A.] Bey bana önden bir araç çıkarıp arızayı

tespit ettikten sonra ikinci aracı göndereceğiz dedi. Daha sonra ikinci aracı

göndereceğiz diye [Y.A]. Bey beni aradı. Ben de arızayı ne çabuk tespit

ettiniz diye sordum. Bana işlerin hızlı yürümesi için ihtiyaç duyulabilecek

malzemenin ikinci araçla gönderiyoruz dedi.

[H.Y.] bey ile de yapmış olduğum

görüşmelerde Sarıtaş karakolunun telefonları yok dedim. Bana haberim var dedi.

Ben de kendisine ekip gönderecek misiniz diye sordum. Bana arkadaşlarla görüşüp

konuyu değerlendireceğiz, dedi. Ben de bölgede tim olduğunu bu nedenle arızanın

bugün giderilmesi gerektiğini kendisine söyledim.

Aynı gün [N.U.] Bey ile de telefon

görüşmeleri yaptım. Kendisine arazide tim var karakola gidebilirsiniz dedim.

Bana konuyu biz değerlendireceğiz, dedi. Daha sonra [N.U]. Bey beni

aradı, güvenli olur mu ekipleriniz var mı diye sordu. Ben de bölgede tim

olduğunu, kendisine söyledim. Güvenli olmayan bölgelere vatandaşı dahi

göndermiyoruz. Sütlüce yolu uygulaması sırasında vatandaşın operasyon

bölgesinden yahut yolun güvenli olmamasından dolayı geçişine izin vermediğimiz

için bu konuda valiliğe defalarca vatandaşlar ve kurumlar tarafından müracaat

edildi. Yapmış olduğumuz uygulamalardan dolayı da herhangi bir vatandaşımız

zarar görmedi. [N.U.] bey e 156 ya gelen ihbarlardan sorumlu komutan

olduğumu söylemedim, benim öyle bir görevim yoktur. Telefonda kendimi herkese

İl merkez jandarma komutanı olarak takdim ederim. Geçen yıl bölgede terör

olayları ve operasyonlar artmıştı. Yoğun güvenlik önlemleri alınmasına rağmen

Hozat bölgesindeki Yenibaş karakoluna erzak götüren araçlara saldırı yapıldı.

Tüm bunları bilmeme rağmen bir telefon hattı için kendimi ve insanların

hayatını riske atmam. Türk telekom yetkilileri ile yaptığım görüşmeleri Sarıtaş

karakolu için yaptım. Arızanın kablonun kaçıncı kilometresinde meydana

geldiğini bilmem mümkün değildir. Telekom yetkilileri de tespit ettikleri arıza

bölgesini bana bildirmediler. Eğer tarafıma arıza yeri bildirilseydi, ben kendi

bölgem olmadığını telekom yetkililerine söylerdim, yetkililer ile görüşmem de

Sarıtaş karakoluna gitmelerini karakolun hatlarının çalışmadığını, hatlara

bakmalarını söyledim. Olay tarihinde karakol komutanı [M.] Teğmen ile

mesajlaşmalarıma dosyaya ibraz ediyorum. Konuşmamızda internet kesildiğini bana

söyledi, ben de kendisine üst bölgesini telefonu yapıldı mı diye sordum,

kendisi de bana komutanım tüm hattı kontrol ediyoruz, diye yanıt verdi.

Mesajları dosyaya ibraz ediyorum. Mesaj içeriklerinden de anlaşılacağı üzere

ben arızanın karakola özgü olduğunu ve karakolda arızanın giderilebileceğini

biliyordum. Bu nedenle de telekom yetkililerine arızayı gidermek için karakola

gitmelerini söyledim. Şahıslara bölgem dışında meydana gelen bir arızayı

gidermelerini söylemedim. Ben üzerime düşen yükümlülüklerimi eksiksiz bir

şekilde yerine getirdim. Sarıtaş karakoluna kadar güzergahlarında bulunan

karakol ve time gereken bilgileri verdim. Ancak şahıslar farklı bir yere gidip,

arızayı gidermek isterken üzücü olay yaşanmıştır. Görevimin gereklerine uygun

bir şekil de hareket ettim. Herhangi bir ihmalim bulunmamaktadır. Bu nedenle

üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum"

18. Başsavcılık soruşturma sonunda takipsizlik kararı

vermiştir. 22/2/2017 tarihli kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Toplanan tüm delilleri ile

alınan şüpheli ve tanık beyanları ışığında; şüphelinin olay günü Sarıtaş J.

Karakolu' nın telefon hatlarının kesik olması nedeniyle Telekom da görevli

maktul ve tanıkları ile telefon görüşmeleri yaptığı, arızanın giderilmesi için

birkaç defa tanıkları aradığını, telekom görevlilerince arızanın tespit

edildiği noktanın şüpheli tarafından bilinmediği, dinlenen tanıklar ile

şüphelinin dosyaya sunmuş olduğu mesajlaşma görüntüleri dikkate alındığında tüm

konuşmaların Sarıtaş J. Karakolu için yapıldığı, bu kapsamda şüphelinin

maktulün de aralarında bulunduğu telekom ekiplerine ait araçların özelliklerini

güvenlik noktalarına bildirdiği, nitekim bildirimlere ilişkin asayiş ceride

defterine 10.08.2016 tarihli düşülen kayıtlarda maktulün de içinde yer aldığı aracın

çıkış yaptığı, araç bilgilerinin emniyet görevlileri, Karşılar J. Karakol

Komutanlığı' na, Sarıtaş Jandarma Karakol Komutanlığı' na ve arazide bulundan

tim komutanı [ T.Ö.]'ye

verilmesine ilişkin talimat kayıtlarının yer aldığı, yine bir sonraki kayıtta

da araçların Sarıtaş Jandarma Karakolu' nda meydana gelen arızayı gidermek için

yola çıktıklarına ilişkin kayıtlar ile maktulün de içinde yer aldığı aracın

Karşılar Jandarma Karakol Komutanlığı kontrol noktasını saat 10:15 geçiş

yaptığının bildirildiği, şüpheli üzerine atılı suçun doğrudan, genel bir kast

ile işlenebilen bir suç olduğu, yapılması gereken işin failin görev gereğine

uygun bulunması, şüphelinin fiili ile meydana gelen zarar arasında nedensellik

bağı bulunması halinde anılan suçun oluşacağı, somut olayda şüphelinin maktulün

de içinde bulunduğu aracın Sarıtaş J. Karakolu' na gideceğini bildiği ve buna

ilişkin olarak talimatlar verdiği, bu talimatlar doğrultusunda aracın kontrol

noktalarından geçtiği, güzergah üzerindeki noktalar ile arazide yer alan timin

aracın geçiş güzergahlarını takip ettiği, Sarıtaş Karakolu' nda görevli

personelin de arızayı gidermesi için telekoma ait aracı bekledikleri ancak maktulün

de içinde yer aldığı aracın şüphelinin sorumluluk alanından çıkıp Ovacık İlçe

Jandarma Komutanlığı sorumluluk sahasında tespit ettikleri arıza bölgesine

gittikleri, tüm bu hususların öncesinde arıza bölgesi hakkında bilgi verilmeyen

şüphelinin fiili ile kişilerin meydana gelen zararları arasında nedensellik

bağının bulunmadığı bu nedenle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı

anlaşıldığından atılı suç yönünden şüpheli hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER

OLMADIĞINA,"

19. Başvurucuların söz konusu karara karşı yaptığı itiraz

Tunceli Sulh Ceza Hâkimliği tarafından reddedilmiştir. 23/3/2017 tarihli

kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Tüm dosya kapsamında yer alan

bilgi, belge ve beyanlardan anlaşılacağı üzere olay günü Tunceli ili merkez

sınırları içerisinde bulunan Sarıtaş Jandarma Karakolunun telefon hatlarının

kesik olması nedeniyle bu arızanın giderilmesi için Türk Telekom görevlileri

ile görüşmeler yapıldığı ve mevcut arızanın yerinin tam olarak şüpheli

tarafından bilinmediği bu hususun Türk Telekom görevlilerince tespit edildiği

ve şüphelinin gerek kendi beyanında gerekse tanık beyanlarında ve hatta tanık [N.U.]'nun beyanından anlaşılacağı

üzere Sarıtaş Jandarma Karakolu'na ulaşılamadığı hususunda sorunun olduğu bu

sorunun giderilmesi gereken yerin Sarıtaş Jandarma Karakolu'ndan başka bir yer

olduğu hususunda şüpheli ve Türk Telekom görevlileri arasında yapılan

konuşmalarda tam olarak geçmediği şüphelinin yalnızca Sarıtaş Jandarma

Karakoluna gidilip oradaki arızanın giderilmesi gerektiği hususunda güvenliğin

sağlanabileceğinin bildirdiği fakat bu sorunun giderilebilmesi için müdahale

edilmesi gereken yerin Sarıtaş Jandarma Karakolu dışında olayın meydana gelen

yer olduğu hususunun şüpheliye Türk Telekom görevlilerince açıkça

belirtilmediği ayrıca söz konusu olayın meydana geldiği yerin Ovacık İlçe

Jandarma Komutanlığı'nın görev sahasına girdiği, şüpheli bu durumu öğrense dahi

kendi görev alanına girmediği için zaten bu hususta güvenliği sağlama

yetkisinin kendisinde olmadığı anlaşılmakla yerinde ve haklı görülmeyen

itirazın reddine... "

20. Başvurucular itirazın reddine dair kararı 30/3/2017

tarihinde tebellüğ etmelerinin ardından 19/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Mevzuat

21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“İdari dava türleri şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı

kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

...”

22. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu'nun 13. maddesinin ilk cümlesi şöyledir:

"Kişiler kamu hukukuna tabi

görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine

getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. "

B. Yargı Kararları

23. Danıştay Onuncu Dairesi 16/9/2019 tarihli ve

E.2016/15170, K.2019/5703 sayılı kararıyla; kolluk kuvvetinin eylemi nedeniyle

açılan tazminat davasında hizmet kusurunun tespiti suretiyle manevi tazminata

hükmeden Şanlıurfa 1. İdare Mahkemesinin 25/5/2016 tarihli ve E.2012/3003,

K.2016/636 sayılı kararını, manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ızdırabı

kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı (az olduğu) gerekçesiyle bozmuştur.

24. Danıştay Onuncu Dairesi 16/9/2019 tarihli ve

E.2019/7648, K.2019/5705 sayılı kararıyla; kolluk kuvvetinin eylemi nedeniyle

uğranılan zararın tazmini için açılan davada, görevin yerine getirilmesi

sırasında gerçekleşen hizmet kusurunu tespit etmek suretiyle tazminata hükmeden

İzmir 3. İdare Mahkemesinin 29/1/2019 tarihli ve E.2019/84, K.2019/140 sayılı

kararını onamıştır. Danıştay Onuncu Dairesinin kolluk kuvvetlerinin eylemleri

nedeniyle uğranılan zararların tazmini için açılan davalara ilişkin olarak

farklı tarihlerde verilmiş kararları mevcuttur (çok sayıda karar arasından bkz.

E.2016/1127, K.2019/4287; E.2016/13930, K.2019/4289; E.2018/1153, K.2019/4285

).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 18/5/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucular; arıza için gidilen bölgenin terör

bölgesi olduğu bilinmesine karşın zorla, ısrarla arıza için yakınlarının

bölgeye gönderildiğini, yaşanan ölüm olayına ilişkin olarak kamu görevlileri

hakkında soruşturmanın gereği gibi yapılmadığını belirterek Anayasa'nın 17. ve

36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Kamu görevlisi hakkında

yapılan soruşturmayı temel alarak ihlal iddiasında bulunan başvurucuların,

yakınlarını öldüren üçüncü kişi hakkında yürütülen soruşturmaya yönelik

herhangi bir iddiaları bulunmamaktadır.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

28. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, ...

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

29. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özü,Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkına yönelik olduğundan incelemenin bu kapsamda

yapılması gerekir.

32. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında

bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme,

pozitif bir yükümlülük olarak da yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam

hakkını gerek kamusal makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

33. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar

altında can kaybının gerçekleştiği durumlarda Anayasa’nın 17. maddesi devlete

elindeki tüm imkânları kullanarak yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal

ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını, bu hakka yönelik ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşam

hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

34. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi

yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal

olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir.

Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde

uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

35. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü olayın

niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla

yerine getirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm

olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini

ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

36. Ancak kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana gelen

ölüm olaylarına ilişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir yaklaşım

benimsenebilir. Bu kapsamda yaşam hakkının veya vücut bütünlüğünün ihlaline

kasten sebebiyet verilmeyen durumlarda pozitif yükümlülük her olayda mutlaka

ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari hatta disiplinle

ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 59).

37. Bu bağlamda yaşam hakkı kapsamında devletin etkili

bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğü, olayın niteliğine

bağlı olarak farklı nitelikteki hukuki yolların etkili yürütülmesiyle yerine

getirilmiş sayılabilmektedir. Bu durumda başvuruya konu ölüm olayının

niteliğinin belirlenmesi önem arz etmektedir.

38. Somut olayda özetle başvurucuların yakını olan Ş.A.

Tunceli Türk Telekom Müdürlüğü bünyesinde teknik personel olarak görev yapmakta

iken telefon/internet hatlarında meydana gelen arıza nedeniyle çalışma için

araziye çıktığı esnada kimliği belirlenemeyen, terör örgütü mensuplarınca

vurulmuş ve vefat etmiştir. Somut süreçte gerek jandarma ekipleri gerekse

görevi kötüye kullanma suçundan şüpheli binbaşı tarafından "arızanın

giderilmesine dair çalışmanın Sarıtaş karakolu ile ilgili olduğu yönünde

malumat sahibi oldukları, geçiş izinlerinin ilgili karakola gidilmesi için

verildiği, güvenliğin bu çerçevede sağlandığını ancak teknik ekibin Sarıtaş karakolunun

bölgesinden çıkarak Ovacık İlçe Jandarma Komutanlığı sahasına geçtiği, eğer bu

bölgeye geçiş olacağı bilinseydi ilgili ilçe komutanlığı ile irtibata geçilerek

önlem alınmış olacağı" ifade edilmiştir. Bununla birlikte teknik

personel N.U. şüpheli binbaşı ile birden fazla kez konuştuğunu, bölgenin

tehlikeli olduğunu ifade ettiğini ancak binbaşının kendisine gereken önlemlerin

alındığını söylediğini belirtmiştir. Yargısal süreçte ise takipsizlik kararı,

müteveffanın içinde bulunduğu teknik ekip aracının güvenliğin sağlandığı

bölgeden çıkarak güvenlik için iletişime geçilmeyen Ovacık Jandarma İlçe

Jandarma Komutanlığının sahasına girmesi durumuyla gerekçelendirilmiştir (bkz.

§§ 6-20).

39. İhmalî davranışları nedeniyle ölüme neden oldukları

iddiasıyla haklarında kamu davası açılan kamu görevlilerinin beraatine karar

verilmesi hatta bazı kamu görevlileri hakkında soruşturma yürütülmemesi,

olaydaki sorumlulukların belirlenmesine ve zarara ilişkin uygun ve yeterli

giderim sağlanmasına imkân veren tazminat yolunun etkililiğine bir zarar

vermemektedir. Zira hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başkasına verilmiş olan

zararın tazmin edilmesi yükümlülüğünü ifade eden hukuki sorumluluğun kapsamı

ceza hukukundaki sorumluluktan daha geniş olduğu gibi ceza kanunları uyarınca

suç oluşturmayan eylem ve ihmallere karşı ilgili kişi veya kurumlar aleyhine

adli ya da idari yargı önünde açılacak davalar ile de uğranılan zararların

tazmin edilmesi mümkündür (Ahmet Özdokumacı ve diğerleri, B. No: 2015/7274,

9/10/2019, § 69).

40. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Ercan

Bozkurt/Türkiye (B. No: 20620/210, 23/6/2015, §§ 57-60) kararında benzer

iddialar karşısında; mayının güvenlik güçleri tarafından yerleştirildiğine dair

herhangi bir iddianın veya verinin bulunmadığını, bu nedenle yaşam hakkı

kapsamında ileri sürülen bu nitelikteki iddiaların devletin egemenlik

alanındaki kişilerin hayatlarını terör eylemlerine karşı korumak amacıyla

pozitif yükümlülüğü kapsamında incelenmesi gerektiğini; yaşam hakkı veya vücut

bütünlüğünün korunmasının kasten yol açılmaması durumunda başvuranların

devletin bu bağlamdaki yükümlülüğünü belirleyebilecek ve kendisine yeterli

tazminat sunabilecek hukuk yollarına başvurmasının gerektiğini; incelemeye konu

somut ceza soruşturmasının bu anlamda sorumluların şahsen tespit edilip

cezalandırılmasına yönelik olduğunu, soruşturmanın devletin sorumluluk payının

belirlenmesini hedeflemediğini belirterek yaşam hakkına yönelik ihlal iddiası

için mevcut tam yargı davası yolunun usulüne uygun kullanılmaması nedeniyle

kabul edilemezlik kararı vermiştir.

41. Gereken güvenlik önlemlerinin alınmadığını, tehlikeli

bir bölgeye teknik ekip görevlendirildiğini ileri süren başvurucuların söz

konusu vefatın kamu görevlilerinin müteveffaya yönelik kasıtlı bir eylem ile

gerçekleştiğine işaret eden bir iddiaları bulunmamaktadır. Arızanın yerine

ilişkin olarak ifadelere de yansıyan belirsizlik/anlaşmazlık, izinlerin

karakolla sınırlı olarak verildiğine ve teknik ekibin karakola gelmesinin

beklendiğine yönelik beyanlar ile dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere olayın

meydana geldiği koşulların da bu bağlamda kasta ilişkin herhangi bir şüphe

uyandırmadığı görülmektedir. Ayrıca kasta ilişkin bu değerlendirme bağlamında

Ş.A. yı arızayı gidermekle görevlendiren kişinin kendi kurumunun amiri olduğu,

bir başka ifadeyle kolluk kuvvetlerinin arızanın giderilmesi için

görevlendirmeyi yapan kamusal makam niteliğini haiz olmadığı unutulmamalıdır.

42. Somut başvuru,jandarmaekiplerinin arızanın ve teknik

ekibin müdahale edeceği yere dair net bir saptama yapılmaması, salt karakolla

sınırlı teknik çalışma yapılacağının öngörülmesi, bu konuda yeterli iletişim

kurulmaması gibi özensiz, ihmalkâr davranışlarına ilişkin bulunmaktadır. Bu

bağlamda Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin etkili bir yargısal

sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğü somut olayda mağdura idari yargı

mercileri önünde açabileceği bir tam yargı davası yolunun sağlanması ile yerine

getirilmiş sayılabilir. Zira idare ajanının/ajanlarının, dolayısıyla idarenin

-gereken önlemlerin alınması noktasında- hizmetin yerine getirilmesi sırasında

meydana gelen kusurunun değerlendirilmesi ve kusur gerçekleşmişse bu kusur

nedeniyle uğranılan zararın gideriminin sağlanması tam yargı davası ile

mümkündür.

43. Başvurucular, yakınlarının ölümü ile neticelenen olay

hakkında yürütülen ceza soruşturmasından sonra bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvurucular, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan olup hem idarenin

mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın ödenmesini

sağlayabilecek olan tam yargı davası yolunu tükettiklerine ilişkin herhangi bir

bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda somut başvurudaki

yaşam hakkına ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olduğundan söz

edilemeyecektir.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 18/5/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucular : 1. Sabahat ABAY 2. Derviş ABAY 3. Sibel ABAY Başvurucular Vekili : Av. Özden Eren BAŞKAVAK GÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/21550, 18 Mayıs 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. Olmadığına,"
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. A. İlgili Mevzuat
  12. B. Yargı Kararları
  13. E.2016/1127, K.2019/4287; E.2016/13930, K.2019/4289; E.2018/1153, K.2019/4285
  14. V. İnceleme Ve
  15. Gerekçe
  16. A. Başvurucunun
  17. B. Değerlendirme
  18. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  19. B. Yargılama giderinin başvurucular üzerinde
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/21550
Tarih
18 Mayıs 2021

İlgili Kararlar

  • Fatma Gündoğdu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/7681)
  • Aytuğ Atıcı Başvurusu (B. No: 2018/21055)
  • Kardelen Hasret Kaygusuz Başvurusu (B. No: 2017/38607)
  • Yahya Karslı Başvurusu (B. No: 2017/34534)
  • İdris Ertaş Başvurusu (B. No: 2018/21949)
  • Şaban Sevinç Başvurusu (B. No: 2016/36777)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.