İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sadef Safa Önal Başvurusu (B. No: 2014/15232)

1. Başvuru, senaryo yazarı olunan sinema filmlerinin izinsiz

Başvuru No2014/15232Tarih8 Mart 2017Okuma17 dk · 3.326 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sadef Safa Önal Başvurusu

Karar tarihi
8 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/15232
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.326 kelime·17 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, senaryo yazarı olunan sinema filmlerinin izinsiz

olarak televizyonda gösterilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; bu yolla fikrî

mülkiyet hakkına yapılan tecavüzün önlenmesi, ref'i ve telif ücretinin tahsili

amacıyla açılan davaya ilişkin yargılama sürecinin uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu Sadef Safa Önal 1931

doğumlu olup İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde ikamet etmektedir.

8. Başvurucu, senaryo yazarı olduğu toplam 347 adet filmin

1/1/1995-31/5/2004 tarihleri arasında Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT)

televizyonlarında 1891 kez gösterildiği gerekçesiyle 5/12/1951 tarihli ve 5846

sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan doğan eser sahipliğinin tespiti,

eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüzün önlenmesi ve

ref'i ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL telif

ücretinin yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesi istemiyle 7/7/2004

tarihinde İstanbul (4) Numaralı Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde (Mahkeme)

dava açmıştır.

9. 5846 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ilk hâline göre bir sinema

eserinin sahibi onu imal ettirendir (yapımcı). 20/6/1995 tarihinde yürürlüğe

giren 7/6/1995 tarihli ve 4110 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle anılan maddede

yapılan değişiklikle sinematografik eserlerde yönetmen, özgün müzik bestecisi

ve senaryo yazarının eserin birlikte sahibi oldukları hükme bağlanmıştır. Ancak

4110 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 5846 sayılı Kanun'a eklenen ek 2. maddeyle,

sinema eseri sahipliğiyle ilgili değişikliklerin "Kanun'un yürürlüğü

girdiği tarihten sonra yapımına başlanan" sinema eserlerinde uygulanması

öngörülmüştür.

10. 5846 sayılı Kanun'un 8. maddesinde 21/2/2001 tarihli ve 4630

sayılı Kanun'un 5. maddesiyle yapılan değişiklikle yönetmen, özgün müzik

bestecisi ve senaryo yazarına ek olarak diyalog yazarı ile animatör de eser

sahibi olarak kabul edilmiştir. 5846 sayılı Kanun'un ek 2. maddesi de 4630

sayılı Kanun'un 35. maddesiyle değiştirilmekle birlikte, dördüncü fıkrasında,

önceki düzenlemeye benzer bir biçimde 5846 sayılı Kanun'un sinema eseri

sahipliği ile ilgili hükümlerinin, 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği

"12/6/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan" sinema eserlerine

uygulanacağı ifade edilmiştir.

11. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen

bilirkişi raporlarında, başvurucunun üzerinde hak iddiasında bulunduğu 347

filmden "Firuze", "Fosforlu Cevriye" ve "Yalnız Güneş

Şahitti" isimli üçü dışındakilerin "yapımına başlanma tarihi"nin 12/6/1995 tarihinden önce olduğu tespit

edilmiştir.

12. Mahkemece 9/7/2010 tarihli ara kararıyla, 5846 sayılı

Kanun'un ek 2. maddesinin 4630 sayılı Kanun'un 35. maddesiyle değişik dördüncü

fıkrasında yer alan ve 5846 sayılı Kanun'un sinema eseri sahipliği ile ilgili

önceki hükümlerinin, 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12/6/1995

tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanacağını öngören

hükmün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. Mahkeme; yönetmen,

özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı, diyalog yazarı ve animatörlerin fikrî

mülkiyet haklarının 12/6/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema

eserlerine münhasır kılınmasının, bu tarihten önce yapılan veya yapımına

başlanan sinema eserleri yönünden mülkiyet haklarını zedelediği gerekçesine

dayanmıştır.

13. Mahkemece Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca başvurunun Anayasa Mahkemesine ulaştığı tarihten itibaren beş ay

içinde Anayasa Mahkemesince bir karar verilmemesi nedeniyle yürürlükte bulunan

hükümlere göre davanın esası incelenerek 27/4/2011 tarihinde davanın reddi

yolunda karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde 5846 sayılı Kanun'un ek 2.

maddesinin 4630 sayılı Kanun'un 35. maddesiyle değişik dördüncü fıkrası

uyarınca; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı, diyalog yazarı ve animatörlerin,

12/6/1995 tarihinden önce yapımına başlanan sinema filmlerine ilişkin olarak

bir mülkiyet haklarının bulunmadığı, bu tarihten önce yapımına başlanan sinema

filmlerinin fikrî mülkiyet hakkının sadece filmin yapımcısına ait olduğu ifade

edilmiştir. Somut olayda, ihtilaf konusu 347 fimden

"Firuze", "Fosforlu Cevriye" ve "Yalnız Güneş

Şahitti" isimli üçü dışındakilerin "yapımına başlanma tarihi"nin 12/6/1995'ten öncesi olduğunu hatırlatan

Mahkeme, başvurucunun bu filmlere ilişkin olarak eser sahipliği vasfının

bulunmadığını belirtmiştir. Mahkeme, "Firuze", "Fosforlu

Cevriye" ve "Yalnız Güneş Şahitti" isimli üç filmin ise

"yapımına başlanma" tarihlerinin başvurucu tarafından

ispatlanamadığını vurgulamıştır. Mahkeme ayrıca, bu üç filmin TRT televizyonlarında

gösterilmediğinin de altını çizmiştir.

14. Anayasa Mahkemesi 29/12/2011 tarihli ve E.2010/73,

K.2011/176 sayılı kararıyla 5846 sayılı Kanun'un ek 2. maddesinin 4630 sayılı

Kanun'un 35. maddesiyle değişik dördüncü fıkrasını "diyalog yazarı ve

animatörler" yönünden iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi; yönetmen, özgün

müzik bestecisi ve senaryo yazarı yönünden iptal istemini reddettiği gibi

diyalog yazarı ve animatör yönünden hükmü iptal ederken de başvuran Mahkemece

ileri sürülenden farklı bir gerekçeye dayanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararında,

diyalog yazarı ve animatörlerin 3/3/2001 tarihinde yürürlüğe giren 4630 sayılı

Kanun ile yapılan değişiklikle sinema eseri sahipleri arasına eklendiği hâlde,

itiraz konusu kuralla sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümlerin bunlar

yönünden de 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12/6/1995 gününden sonra

yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanmasının öngörüldüğüne dikkat

çekilmiştir. Kararda, kuralın diyalog yazarı ve animatör yönünden 12/6/1995

tarihinden sonra yapımına başlanıp 3/3/2001 tarihine kadar meydana getirilerek

eser sahipliği ortaya çıkmış olan sinema eserlerinde eser sahipliğine ilişkin

hükümleri geriye yürüttüğü sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, itiraz

konusu kuralla daha önce sinema eseri sahibi olan yönetmen, özgün müzik

bestecisi ve senaryo yazarının eserin meydana getirilmesiyle birlikte kazanmış

oldukları mülkiyet hakkı kapsamında yer alan fikrî mülkiyetin zedelendiği

kanaatine varmıştır.

15. İlk derece mahkemesi kararını temyizen

inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 9/1/2014 tarihli ilamıyla temyiz istemini

reddederek kararı onamıştır. Daire, Anayasa Mahkemesinin iptal kararını da

değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan hükmü, 12/6/1995-3/3/2001

tarihleri arasında diyalog yazarı ve animatöre yönelik olarak geriye etkili

sonuç doğurması nedeniyle ve sadece diyalog yazarı ve animatörler yönünden

iptal ettiğini hatırlatan Daire, Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün görülen

uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varmıştır.

16. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 4/7/2014 tarihli

ilamıyla reddedilmiştir. Bu karar 13/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 10/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 5846 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ilk hâlinin üçüncü

fıkrası şöyledir:

“Bir sinema eserinin sahibi onu imâl

ettirendir.”

19. 5846 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 4110 sayılı Kanun'un 4.

maddesiyle değiştikten sonraki hâlinin dördüncü ve beşinci fıkraları şu

şekildedir:

"Bir eserin yapımcısı veya yayımlayıcısı, ancak eserin sahibi ile

yapacağı sözleşmeye göre malî haklan kullanabilir.

Sinematografik eserlerde; yönetmen, özgün

müzik bestecisi ve senaryo yazan, eserin birlikte sahibidirler. Eserin birlikte

sahipleri, malî haklan, yapacaklan bir sözleşmeyle ve

uygun bir bedel karşılığında yapımcıya devredebilirler."

20. 5846 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 4630 sayılı Kanun'un 5.

maddesiyle değiştikten sonraki hâlinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo

yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle

yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır.

"

21. 4110 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 5846 sayılı Kanun'a eklenen

ek 2. maddenin ilk hâli şu şekildedir:

“Bu Kanundaki koruma süreleri komşu haklar, sinema eserleri, bilgisayar

programlan ve veri tabanları bakımından, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten

sonra alenileşen eserlere, işlenmelere ve mahsullere uygulanır. Bu Kanunun

sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden

sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır.”

22. 5846 sayılı Kanun'un ek 2. maddesinin 4630 sayılı Kanun'un

35. maddesiyle değiştirildikten sonraki hâlinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı

Kanunun yürürlüğe girdiği 12/6/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema

eserlerine uygulanır. ”

23. Anayasa Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli ve E.2010/73,

K.2011/176 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

“...

5846 sayılı Kanun'un 8. maddesinin ilk hâli

uyarınca 'imal ettiren (yapımcı)' sinema eseri sahibiyken, anılan maddede 4110

sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle 'yönetmen', 'özgün müzik bestecisi' ve

'senaryo yazarı' sinema eseri sahibi olarak kabul edilmiş ve 4630 sayılı Kanun

ile yapılan değişiklikle bu eser sahiplerine 'diyalog yazarı' ve canlandırma

(animasyon) tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde 'animatör' eklenmiştir.

İtiraz konusu kuralla, sinema eseri

sahipliğine ilişkin hükümlerin 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.6.1995

tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanacağı düzenlenerek,

değişiklikler nedeniyle doğacak ihtilafların önlenmesi ve imal ettirenin

(yapımcının) kazanılmış haklarının korunması amaçlanmıştır. Kuralın, başvuru

kararında belirtildiğinin aksine koruma sürelerine ilişkin hükümlerin zaman

bakımından uygulanmasıyla ilgisi olmayıp, bu husus 5846 sayılı Kanun'un Ek 2.

maddesinin kuraldan önceki fıkralarında düzenlenmektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk

devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren,

eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni

kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, Anayasa'ya aykırı

durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan,

Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devletinin korumakla yükümlü olduğu

evrensel ilkelerden birisi hukuk güvenliği ilkesidir. Hukuk güvenliği ilkesi,

hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde

devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven

duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir.

Kural olarak hukuk güvenliği yasaların geriye yürütülmemesini zorunlu kılar.

Kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca kamu yararı ve kamu düzeni,

kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı

durumlar dışında kanunlar, ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay,

işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar.

Anayasa'nın 35. maddesinde 'Herkes, mülkiyet

ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'

biçimindeki hükme yer verilerek, mülkiyet hakkı, miras hakkıyla birlikte bir

temel hak olarak güvence altına alınmıştır. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının

hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla,

sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf

olanağı veren bir haktır. Mülkiyet hakkının konusunu, maddi ve gayrimaddi mallar oluşturmaktadır. Taşınır ve taşınmaz mallar,

maddi mallar kapsamında iken, fikrî ve sınai mülkiyet hakları gayrimaddi mallar kapsamında yer almaktadır. Dolayısıyla,

sinema eserleri üzerindeki fikrî haklar da mülkiyet hakkı kapsamındadır.

Kuralla sinema eseri sahipliğine ilişkin

hükümlerin geriye yürütülüp yürütülmediğinin belirlenebilmesi için, öncelikle

sinema eseri sahipliğini doğuran olayın ne zaman gerçekleştiğinin tespit

edilmesi gerekir. Sinema eserlerinde eser sahipliği, herhangi bir hukuki işleme

gerek olmadan eserin meydana getirilmesiyle birlikte kendiliğinden doğar.

Kuralla, 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.6.1995 gününden önce sinema

eseri sahibi olan imal ettiren (yapımcı) ile bu tarihten itibaren sinema eseri

sahibi olarak kabul edilen yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarı

yönünden sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümler geriye yürütülmemektedir.

Ancak diyalog yazarı ve animatör, 3.3.2001 gününde yürürlüğe giren 4630 sayılı

Kanun ile yapılan değişiklikle sinema eseri sahipleri arasına eklendiği hâlde,

kuralla bunlar yönünden de sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümlerin 4110

sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.6.1995 gününden sonra yapımına başlanan

sinema eserlerine uygulanacağı düzenlenmektedir. Buna göre kural, 12.6.1995

gününden sonra yapımına başlanıp 3.3.2001 gününe kadar meydana getirilerek eser

sahipliği ortaya çıkmış olan sinema eserlerinde, 'diyalog yazarı' ve 'animatör'

yönünden eser sahipliğine ilişkin hükümleri geriye yürütmektedir.

Diğer taraftan, eser sahipliği sadece bir

hukuki statüden ibaret değildir. Eser sahipliği ile birlikte ve ona bağlı

olarak eser üzerindeki fikrî haklar da kendiliğinden kazanılır. 5846 sayılı

Kanun'un 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sinema eseri sahipleri birlikte

eser sahibi olduklarından, eser üzerindeki haklara da birlikte sahip olurlar.

Anılan Kanun'un 10. maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanması gereken

adi şirkete ilişkin hükümler uyarınca ise sinema eseri sahipleri, eser

üzerindeki haklardan elde edilen bütün kazançları aralarında eşit olarak paylaşmak

ve bunlara ilişkin kararları oybirliğiyle almakla yükümlüdürler. Buna göre,

kuralla diyalog yazarı ve animatör yönünden eser sahipliğine ilişkin hükümler

geriye yürütülerek 12.6.1995 gününden sonra yapımına başlanıp 3.3.2001 gününe

kadar meydana getirilmiş olan sinema eserlerinin üç kişiden oluşan eser

sahipleri beş kişiye çıkarılmakta ve daha önce sinema eseri sahibi olan

yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarının eserin meydana

getirilmesiyle birlikte kazanmış oldukları mülkiyet hakkı kapsamında yer alan

fikrî hakları üzerindeki kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf

yetkileri azaltılmaktadır. Dolayısıyla kural, diyalog yazarı ve animatörler

yönünden sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümleri geriye yürütüp, eser

sahipliği statüsünden doğan, kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş olan

fikrî haklar üzerindeki yetkileri azaltmak suretiyle kazanılmış hak ve hukuk

güvenliği ilkelerini ihlal etmekte ve mülkiyet hakkını zedelemektedir.

Açıklanan nedenlerle kural, 'diyalog yazarı ve

animatörler' yönünden Anayasa'nın 2. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali

gerekir.

...”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının İhlaline İlişkin İddia

Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, senaryosunu yazdığı 347 adet filmin TRT

televizyonlarında izni alınmaksızın gösterilmesi nedeniyle fikrî mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 5846 sayılı Kanun'da 12/6/1995

tarihinde yapılan değişikliklerle senaristin eser sahipliğinin açıkça kabul

edildiğini ve Anayasa Mahkemesinin kararı ile de bu durumun tespit edildiğini

savunan başvurucu, Yargıtay'ın Anayasa Mahkemesi kararını dar ve hatalı

yorumlaması sonucu eser sahiplerinin mülkiyet hakkının zedelendiğini ifade

etmiştir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35.

maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

27. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu

bağlamda, mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikrî hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının

kapsamına dahildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60). Sinema filmi ile

sinema filmi senaryosu sanat eseri mahiyetinde olup fikrî mülkiyet

kapsamındadır.

28. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, § 38).

29. Fikir ve sanat eserlerinden doğan mali ve manevi hakların

fikrî mülkiyet hakkı olarak mülk teşkil ettiği ve Anayasa'nın 35. maddesinde

düzenlenen mülkiyet hakkı güvencesinden yararlandığı hususunda bir tereddüt

bulunmamaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014). Ancak fikir ve sanat

eserlerinden doğan bu mali ve manevi hakların sahibinin kim olduğu meselesi,

konuyu düzenleyen ilgili hukuk metinlerine bakılarak tespit edilebilir.

30. Olayda başvurucu, yazdığı film senaryolarının izinsiz

kullanımından değil senaryoları kullanılarak yapılan 347 adet filmin izinsiz

olarak TRT televizyonlarında gösterildiğinden şikâyet etmektedir. Bu bakımdan

sinema filmleri üzerindeki fikrî mülkiyet hakkının kime ait olduğunun ve

senaryo yazarının sinema eserleri üzerinde malik sıfatının bulunup

bulunmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

31. Fikir ve sanat eserlerinin mülkiyetinin kime ait olduğu

hususu 5846 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 8. maddesinin

1/1/1952 tarihinde yürürlüğe giren ilk hâlinin üçüncü fıkrasında, bir sinema

eserinin sahibinin onu imâl ettiren (yapımcı) olduğu

hükme bağlanmıştır. 20/6/1995 tarihinde yürürlüğe giren 4110 sayılı Kanun'un 4.

maddesiyle, 5846 sayılı Kanun'un 8. maddesi değiştirilerek sinema eserlerinde

yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarının eserin birlikte sahibi

oldukları düzenlenmiş, yapımcının sinema eseri üzerindeki hakkı ise bağlı hakka

dönüştürülmüştür.

32. Öte yandan 4110 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 5846 sayılı

Kanun'a eklenen ek 2. maddeyle, sinema eseri sahipliğiyle ilgili

değişikliklerin "Kanun'un yürürlüğü girdiği tarihten sonra yapımına

başlanan" sinema eserlerinde uygulanması öngörülmüştür. Anılan ek 2. madde

4630 sayılı Kanun'un 35. maddesiyle değiştirilmiş ise de Kanun'un sinema eseri

sahipliği ile ilgili hükümlerinin 12/6/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan

sinema eserlerine uygulanacağı yolundaki hüküm, maddenin dördüncü fıkrasında

varlığını sürdürmüştür.

33. Mahkemece ek 2. maddenin sözü edilen dördüncü fıkrasının

iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz başvurusunda bulunulmuştur. Anayasa

Mahkemesi bakılan davayla bir ilgisi bulunmayan "diyalog yazarı ile

animatör" yönünden, 3/3/2001 tarihinde yürürlüğe giren kuralın 12/6/1995

tarihine kadar geriye yürütüldüğü gerekçesiyle hükmü iptal etmiş ise de

"yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarı" yönünden iptal

istemini reddetmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesince değinilen hüküm

"diyalog yazarı ile animatör" yönünden iptal edilirken başvuru

kararında ileri sürülen, sonradan yürürlüğe giren kanunla hak sahibi

kılınanların mülkiyet haklarının geçmişte yapımına başlanan filmlere de sari

kılınması gerektiği düşüncesine değil tam aksine önceki kanuna göre hak sahibi

olanlar yönünden kazanılmış hakka dönüşen geçmiş döneme ilişkin mülkiyet

haklarının korunması gerekçesine dayanılmıştır.

34. Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde 12/6/1995

tarihinden önce yapımına başlanan sinema filmlerinin sahibinin filmin

yapımcısı; sözü edilen tarihten sonra yapımına başlananların sahibinin ise

yönetmen, özgün müzik yazarı ve senaryo yazarı olduğu söylenebilir. Bu durumda

12/6/1995 tarihinden önce yapımına başlanan sinema filmlerinin senaryo

yazarının anılan filmler üzerinde mülkiyet hakkının bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

35. Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi

raporunda başvurucunun senaryo yazarlığını üstlendiği filmlerden

"Firuze", "Fosforlu Cevriye" ve "Yalnız Güneş

Şahitti" isimli üçü dışındakilerin 12/6/1995 tarihinden önce yapımına

başlandığı kesin olarak saptanmıştır. Yürürlükte bulunan hukuk kurallarına göre

dava konusu 347 sinema filminden üçü dışındakilerin malikinin, filmleri imal

ettiren (yapımcı) olduğu anlaşılmıştır. Senaryo yazarı olan başvurucunun bu

sinema filmleri üzerinde herhangi bir mülkiyet hakkı bulunmamaktadır.

36. Mahkeme kararında, "Firuze", "Fosforlu

Cevriye" ve "Yalnız Güneş Şahitti" isimli üç filmin ise

"yapımına başlanma" tarihlerinin başvurucu tarafından ispatlanamadığı

sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu yapılmış maddi olay ve olgular ile

delillerin değerlendirilmesi ilke olarak derece mahkemelerinin takdirindedir.

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında derece mahkemelerinin maddi

olay ve olgular ile delillerin değerlendirilmesi hususundaki takdirini

denetlemesi kural olarak mümkün değildir. Ancak derece mahkemelerinin bu

husustaki değerlendirmelerinin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bunun hak ve özgürlüklere müdahale

teşkil etmesi hâlinde Anayasa Mahkemesinin denetim hakkı saklıdır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42). Başvurucu tarafından, Mahkemece ulaşılan bu kanaatin aksi sonuca varmayı

gerektirecek herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı gibi Mahkemenin bu

husustaki değerlendirmesinin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içerdiği de söylenemez. Dolayısıyla başvurucunun, mülkün varlığını ispat

yükümlülüğünü yerine getiremediği sonucuna ulaşılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle, somut olayda Anayasa'nın 35. maddesi

kapsamına giren "mülk"ün varlığından

bahsedilemeyeceğinden mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının

incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucu, yargılamanın on yıl sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

42. Anılan ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık on yıl

devam eden yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

45. Başvurucu makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının

ihlal edilmesi nedeniyle 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi olmak üzere toplam

200.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

46. Somut olayda başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

47. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 12.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

48. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilemez

olduğuna karar verildiğinden maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu yönünden yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye bağlanan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 12.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Sadef Safa ÖNAL

Vekili

:

Av. Halis

YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15232, 8 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Mülkiyet Hakkının İhlaline İlişkin İddia
  9. B. Makul Sürede Yargılanma
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Yıldırım
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15232
Tarih
8 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Şen Başvurusu (B. No: 2014/13552)
  • Hıdır Bilir ve Yusuf İmre Başvurusu (B. No: 2014/16319)
  • Leyla Darıcı Başvurusu (B. No: 2014/15837)
  • Ali Bacacı Başvurusu (B. No: 2014/18688)
  • İsmail Ay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15674)
  • N.b.b. Başvurusu (B. No: 2014/17143)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.