İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Safkan Aydoğdu Başvurusu (B. No: 2014/7498)

1. Başvuru, hukuka aykırı olarak hürriyetten yoksun bırakılmaya

Başvuru No2014/7498Tarih5 Nisan 2017Okuma23 dk · 4.568 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Safkan Aydoğdu Başvurusu

Karar tarihi
5 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/7498
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.568 kelime·23 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hukuka aykırı olarak hürriyetten yoksun bırakılmaya

rağmen tazminat isteminin kabul edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının, davanın reddedilmesi sonucunda yüksek miktarda vekâlet

ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, 1998 doğumlu olup olay tarihi itibarıyla 14

yaşındadır.

10. Batman Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla

Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğüne bağlı polisler 10/5/2012 tarihinde saat 14.10’da

(diğer bazı kişilerle birlikte) cadde üzerinde bulunduğu tespit edilen

başvurucunun yanına gitmiş ve başvurucunun bulunduğu yerin yakınında, esrar olduğu

değerlendirilen maddelerin bulunduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine başvurucu,

saat 14.30 itibarıyla yakalanmıştır.

11. Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 10/5/2012 tarihli yazılı

talimatıyla Batman (KOM) Şube Müdürlüğünden uyuşturucu madde kullanma suçundan

hakkında yasal işlem yapılması için başvurucunun Çocuk Şube Müdürlüğüne teslim

edilmesi istenmiştir.

12. Başvurucu, aynı gün saat 19.10’da Çocuk Şube Müdürlüğünce

ailesine teslim edilmiştir.

13. Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 13/12/2012 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun uyuşturucu madde ticareti yaptığından bahisle

cezalandırılması istemiyle Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmıştır. Mahkeme E.2012/223 sayılı dosya üzerine görülen davada 8/1/2014

tarihinde başvurucunun beraatına karar vermiş, hüküm 16/1/2014 tarihinde

kesinleşmiştir.

14. Başvurucu 20/2/2014 tarihli dava dilekçesi ile uyuşturucu

madde ticareti yapma suçundan 10/5/2012 tarihinde yakalandığını, Savcılıkta

ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığını, isnat edilen suç ile ilgili

olarak yapılan yargılama sonunda beraat ettiğini belirterek yaşadığı acı ve

elem karşısında 1.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle Batman 1. Ağır

Ceza Mahkemesinde Hazine aleyhine dava açmıştır. Başvurucu, tazminat talebini

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 141. Maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (e) bendine dayandırmıştır.

15. Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip incelemesi

neticesinde başvurucunun gözaltında ya da tutuklulukta geçirdiği sürenin olup

olmadığının tespit edilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda Batman 2. Ağır

Ceza Mahkemesine yazı yazılmıştır. Anılan Mahkemece 4/3/2014 tarihli cevap

yazısı ile başvurucunun E.2012/223 sayılı dosya nedeniyle gözaltında ve tutuklu

hâlde kalmadığı bildirilmiştir.

16. Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/4/2014 tarihli kararı

ile başvurucunun “Söz konusu dava nedeniyle

haksız hürriyetinden kısıtlanmadığının anlaşıldığı, kişi hakkında dava açılması

halinin CMK’nın 141. Maddesinde koruma tedbiri

nedeniyle tazminat talebi için öngörülen şartlar arasında bulunmadığı ve bu

nedenle davacının davası bakımından CMK’nın 141. Maddesinde

aranan şartların oluşmadığı” gerekçesiyle başvurucunun tazminat

talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkeme başvurucunun, davada kendisini

vekille temsil eden davalı Hazineye 3.000 TL avukatlık ücreti ödemesine de

karar vermiştir.

17. Anılan karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiş ve hükmün

miktar bakımından kesin nitelikte olduğu kararda belirtilmiştir.

18. Başvurucu 26/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

19. 5271 sayılı Kanun’un “Tazminat

istemi” kenar başlıklı 141. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

…

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

…

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler.”

20. 5271 sayılı Kanun’un “Yargılama

giderleri” kenar başlıklı 324. Maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken

avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın

yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve

taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.”

21. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücreti” kenar başlıklı 164. Maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının

karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.”

22. 1136 sayılı Kanun’un “Avukatlık

ücret tarifesinin hazırlanması” kenar başlıklı 168. Maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî

yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan

tarife esas alınır.”

23. 1136 sayılı Kanun’un “Yargı

mercilerine karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin miktarı”

kenar başlıklı 169. Maddesi şöyledir:

“Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek

avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç

katından fazla olamaz.”

24. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) “Davalardaki

temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar

başlıklı 14. Maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve

idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi

amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler

lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve

işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler

lehine vekâlet ücreti takdir edilir.”

2. Tarife Hükümleri

25. 28/12/2013 tarihli ve 28865 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren (karar tarihinde yürürlükte bulunan) Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi’nin “Ceza davalarında ücret” kenar başlıklı 13. Maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

“CMK 141 ve devamı maddelerine göre tazminat

için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, Tarifenin üçüncü kısmı

gereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu ücret

ikinci kısmın ikinci bölümünün onuncu sıra numarasındaki ücretten az olamaz.”

26. Anılan tarifenin ikinci kısım ikinci bölüm onuncu sırası

şöyledir:

“10. Ağır Ceza

Mahkemelerinde takip edilen davalar için 3.000,00 TL”

3. Yargıtay Kararları

27. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/3/2007 tarihli ve

E.2007/8-2, K.2007/63 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

“…

Çözümü gereken uyuşmazlık, haksız tutuklamadan

doğan tazminat istemlerinin kısmen kabul kısmen reddi halinde, kendisini

vekille temsil ettiren davalı Hazine lehine, reddedilen kısım üzerinden dilekçe

yazım ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.

… açılan maddi tazminat davalarında tazminat

miktarının hesaplanıp belirlenmesi, bunlardan yasal bir takım

kesintilerin yapılması uzmanlığı gerektirdiğinden, maddi tazminat miktarlarının

çoğu kere uzman bilirkişi incelemesiyle saptanması gerekmektedir. Öte yandan,

tazmini gereken manevi zarar da, haksız yakalama veya

tutuklamaya maruz kalan kişilerin salt bu yüzden duydukları üzüntü ve acıya

karşılık olup, mahkemece bu zarar tayin ve takdir edilirken, hukukun genel

prensiplerinden hareketle, davacının duyduğu acı ve üzüntünün derecesi, haksız

olarak tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği süre, günün ekonomik koşulları,

paranın satın alma gücü, davacının ekonomik ve sosyal durumu gözönünde bulundurulmaktadır. Bu durumda,

gerek maddi gerekse manevi tazminat miktarlarının istem tarihinde davacı

tarafından tam olarak bilinmesine olanak bulunmamaktadır. O nedenle, haksız

tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, davalı lehine avukatlık ücreti

ödenebilmesi ancak ve sadece davanın tamamen reddi halinde mümkündür.

…”

28. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 30/12/2011 tarihli ve

E.2011/7516, K.2011/10596 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

“Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun

13.03.2007 gün ve 2-63 sayılı kararında açıklandığı üzere: haksız tutuklamadan

kaynaklanan tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı

hazine lehine vekâlet ücretinehükmolunacağından,

davanın tamamen reddedilmesi karşısında davalı hazine lehine vekâlet ücretine

hükmolunması gerektiği halde hükmolunmaması

Kanuna aykırı[dır.]”

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Hükümleri

29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Özgürlük ve güvenlik hakkı” kenar

başlıklı 5. Maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“1. Herkesözgürlük

ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın

öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

…

c) Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek

için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işledikten

sonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin

varlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve

tutulması;

…

5. Bu madde hükümlerine aykırı bir yakalama

veya tutma işleminin mağduru olan herkes tazminat hakkına sahiptir.”

30. Sözleşme’nin 6. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili

bölümü şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir…”

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin İçtihadı

31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme’nin 5.

Maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülen tazminat hakkı, ulusal bir makam

veya Sözleşme kurumları tarafından bu maddenin diğer fıkralarından birinin

ihlal edildiğinin sabit bulunduğu varsayımına dayanır (N.C./İtalya [BD], B. No: 24952/94,

18/12/2002, § 49). Sözleşme’nin 5.maddesinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı

fıkraları kapsamında bir özgürlükten yoksun bırakılma için tazminat almak üzere

başvuru imkânının bulunması hâlinde anılan maddenin (5) numaralı fıkrasına

uygunluk sağlanmış olacaktır (Wassink / Hollanda,

B. No: 12535/86, 27/9/1990, § 38).

32. AİHM’e göre bir müdahalenin telafi

edilmesine yönelik hukuk yollarının başarısızlığı Mahkemenin sonradan zaman

bakımından yargı yetkisine dâhil edilmez (Blecic/ Hırvatistan, B. No: 59532/00, 8/3/2006, §§ 77-79). AİHM, Korizno/Litvanya (B. No: 68163/01, 28/9/2006)

kararında zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önce başvurucunun

gözaltına alınmasının sona erdiğini belirterek Sözleşme’nin 5. Maddesinin (1)

numaralı fıkrasının ihlal edildiği şikâyetinin yanı sıra (5) numaralı

fıkrasının ihlal edildiği iddiasını da incelememiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 5/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

34. Başvurucu, yakalandıktan sonra yaklaşık beş saat boyunca

özgürlüğünden yoksun bırakıldığını, yargılandığı davada beraatına karar

verildiğini, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilen

kişinin hukuka uygun olarak yakalanmış da olsa 5271 sayılı Kanun’un 141. Maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (e) bendine göre tazminat hakkı olduğunu, bu durumda

uygulanan koruma tedbirinin hukuka aykırı hâle gelmiş olacağının kabul edilmesi

gerektiğini belirterek Anayasa’nın 19. Maddesinin; ayrıca yakalama nedeniyle

açtığı tazminat davasının ilgili ceza dosyası getirtilip incelemeksizin

gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin uygulanmadığından bahisle hukuki

dayanaktan yoksun bir şekilde reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 19. Maddesinin

son (dokuzuncu) fıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Bakanlık görüşünde başvurucunun bir ihbar dolayısıyla kolluk

kuvvetlerinin suç işlediğinden şüphelenmesi üzerine yakalandığı ve ilk

belirlemelere göre suç işlediğinden şüphelenilmesi için inandırıcı nedenlerin

bulunduğu, çocuk yaştaki başvurucunun kolluğun çocuk birimine getirilmesi,

kimliğinin ve suçla ilgisinin bulunup bulunmadığının tespiti, ailesinin

çağrılması ve bir yakınına teslim edilmesi gibi işlemlerin yürütüldüğü 4 saat 40

dakikalık zaman diliminin makul ve orantılı olduğu, bu itibarla tutulmaya

ilişkin şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğu belirtilmiştir.

36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında hakkında

gözaltı kararı olmaksızın 4 saat 40 dakika boyunca özgürlüğünden mahrum

bırakıldığını; tazminat isteminin gözaltına değil, haksız yakalamaya yönelik

olduğunu iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

37. Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi ile

dokuzuncu fıkrası şöyledir:

“… Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak

suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun

şartlarını kanun gösterir.

…

Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan

kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,

Devletçe ödenir.”

38. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin, Anayasa’nın kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. Maddesi kapsamında incelenmesi

gerekir.

39. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. Maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler.”

40. Anılan hüküm gereğince Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisi 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine

yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme

karşısında anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da

içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

41. Somut olayda başvurucu, polis görevlilerince 10/5/2012 günü

saat 14.30’da yakalanmış ve aynı gün saat 19.10’da ailesine teslim edilmiştir.

Bu itibarla başvurucunun yakalama suretiyle hürriyetinden yoksun bırakılmasının

Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hukuki olmadığına ilişkin

iddiası, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamında değildir.

42. Başvurucu, ayrıca tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 19. Maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

43. Anayasa’nın 19. Maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin

özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır.

Maddenin dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunan kişilere tanınan güvencelere

ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

44. Anayasa’nın 19. Maddesinin dokuzuncu fıkrasında ise bu

esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zararların

tazminat hukukunun genel prensiplerine göre devlet tarafından ödeneceği ifade

edilmiştir. Anılan fıkrada yer alan “bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan

kişiler” tabiri ile maddenin diğer tüm fıkralarında belirtilen kurallara aykırı

bir işleme tabi kılınmanın kişiye tazminat hakkı doğurduğu belirtilmiştir. Buna

göre maddenin ikinci veya üçüncü fıkralarında belirtilen durumlara aykırı

şekilde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunulması ya da kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale edilen kimsenin maddenin dördüncü,

beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarındaki güvencelerden

yararlandırılmaması hâlinde uğranılan zararlar devlet tarafından ödenecektir.

45. Anayasa Mahkemesinin, Anayasa’nın 19. Maddesinin dokuzuncu

fıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlal edilip edilmediğini

belirleyebilmesi için öncelikle başvurucunun anılan maddenin diğer fıkralarında

belirtilen esaslar dışında bir işleme tabi tutulup tutulmadığını incelemesi

gerekmektedir. Yapılacak bu inceleme sonucunda başvurucunun Anayasa’nın 19. Maddesinin

ilk sekiz fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabi tutulduğu ve bu

kapsamda uğradığı zararın devlet tarafından tazminat hukukunun genel prensiplerine

göre ödenmediği tespit edilirse Anayasa’nın 19. Maddesinin dokuzuncu fıkrasında

güvence altına alınan tazminat hakkının ihlali söz konusu olabilecektir (AİHM’in yaklaşımı için bkz. § 31).

46. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun hürriyetinden yoksun bırakılmasının

Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hukuka uygun olup

olmadığını inceleyememektedir. Mahkemenin zaman bakımından yetkisinin dışında

olması nedeniyle hukukiliğini inceleyemediği bir hürriyetten yoksun bırakılma

hâlini, dolayısıyla başvurucunun Anayasa’nın 19. Maddesinin dokuzuncu

fıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlal edildiği iddiasını

incelemesi de mümkün değildir. Anılan şikâyet bakımından da zaman bakımından

yetkisizlik söz konusudur (Aziz Yıldırım

(4), B. No: 2014/4476, 16/4/2015, § 34).

47. Zira bireysel başvuruya konu müdahaleyi telafi etmeyi

amaçlayan hukuk yollarının Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihten sonra olumsuz biçimde sonuçlanması, müdahaleyi her zaman

Mahkemenin zaman bakımından yetkisi içine sokmaz. Bu bağlamda 5271 sayılı Kanun’un

141. Maddesinde öngörülen tazminat yolunun Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvurularda zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten sonra tüketilmiş

olmasının bir önemi bulunmamaktadır (AİHM’in

yaklaşımı için bkz. § 32).

48. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

49. Başvurucu, açılan tazminat davasının reddedilmesi sonucu

aleyhine 3.000 TL vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek bu durumun

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

50. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin olarak bir açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

51. Anayasa’nın 36. Maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

52. Başvurucunun aleyhine hükmedilen yüksek vekâlet ücreti

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası, Anayasa’nın 36. Maddesinin

birinci fıkrası kapsamında incelenecektir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

53. Anayasa’nın 148. Maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun’un 45. Maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi

için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence

altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme’ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

54. Diğer taraftan Sözleşme’nin 6. Maddesinde adil yargılanmaya

ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların

ve bir suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla

bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına

dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel

başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24). Bu bağlamda bir

davada vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin uyuşmazlıklar “medeni hak ve

yükümlülükler” kapsamında Anayasa’nın 36. Ve Sözleşme’nin 6. Maddesinin koruma

alanı içinde yer almaktadır.

55. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni

de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve

Hakkın Kapsamı

56. Anayasa’nın 36. Maddesinin birici

fıkrasında, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

57. Anayasa’nın 36. Maddesine 2001 yılı değişiklikleriyle

(3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14. Maddesi ile) eklenen “adil

yargılanma” ibaresine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası

sözleşmelerce güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Bunlardan Sözleşme ile bunun uygulanmasına

ilişkin AİHM içtihadında yer alan adil yargılanma hakkı güvencelerinden birini

mahkemeye erişim hakkı oluşturmaktadır.

58. Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan dava

yoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının

ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve

bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Kişilere yargı

mercileri önünde dava hakkı tanınması adil bir yargılamanın ön koşulunu

oluşturur (AYM, E.2010/41,K.2012/19, 9/2/2012).

59. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye

erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini

savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı

haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en

etkili yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).

60. Kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden

faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının

tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının

sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896,

23/2/2016, § 33).

61. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 53).

62. Somut olayda başvurucunun hukuka aykırı olarak hürriyetinden

yoksun bırakıldığından bahisle açtığı tazminat davasının reddedilmesi sonucunda

mahkeme, başvurucunun davalı Hazineye 3.000 TL vekâlet ücreti ödemesine karar

vermiştir. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir

müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

63. Anayasa’nın 13. Maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler … yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar … ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

64. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. Maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. Maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

65. Bu sebeple sınırlamanın, Anayasa’nın 13. Maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, meşru bir

amaca dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

66. Başvurucu tarafından açılan davanın reddedilmesi sonucu

başvurucunun vekille temsil olunan davalı Hazineye vekâlet ücreti ödemesine

ilişkin mahkeme kararının, 5271 sayılı Kanun’un 324., 1136 sayılı Kanun’un

163., 168. Ve 169., 659 sayılı KHK’nın 14. Maddeleri ile kanunun verdiği

yetkiye dayanılarak çıkarılan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi’ne dayandığı görülmektedir. Bu

kapsamda somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin

kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru Amaç

67. Anayasa’nın 36. Maddesinde, hak arama özgürlüğü için

herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir

şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel

sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı

sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede

herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa’nın başka

maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması mümkün

olabilir (AYM, E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).

68. Anayasa’nın 141. Maddesinin son fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.” Denilmek suretiyle davaların

makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Bu ilke

gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasınıengelleyecek

etkin tedbirler almak zorundadır. Bu bağlamda hukuk sisteminin, yargılamaların

makul süre içinde bitirilmesini olanaklı kılacak şekilde düzenlenmesi gerekir.

Haksız olarak hürriyetinden yoksun bırakıldığı iddiasıyla Hazine aleyhine

tazminat davası açan kişilerin, davanın reddedilmesi hâlinde yargılama

giderlerinden ve bu kapsamda Hazine aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinden

sorumlu tutulmaları, gereksiz şekilde dava açılmasının, dolayısıyla

mahkemelerin iş yükünün artırılarak genel olarak yargılamaların uzamasının

önlenmesi bakımından meşru bir amaca sahiptir.

(3) Ölçülülük

69. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada devreye

girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. Maddesinde ifade edilen “ölçülülük

ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate alınması

gereken bir güvencedir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

70. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre ölçülülük, temel hak ve

özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak

için seçilen aracın denetlenmesidir (Fatih

Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 92- 93). Bu noktada

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale teşkil eden eylemin meşru amacı ile

bireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Müdahalenin nedenini oluşturan meşru amaç ile

bireyin menfaati arasında adil bir denge bulunmalıdır.

71. Mahkemeye erişim hakkı bakımından gereksiz başvuruların

önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin meşgul

edilmeksizin uyuşmazlıkların makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara

belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu

otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı

imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde

başvurucuya yüklenecek olan avukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir

(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 39).

72. Somut olayda başvurucu, uyuşturucu madde ticareti yapma

suçundan dolayı yakalandığını ve yargılama sonunda beraat ettiğini belirterek

1.000 TL manevi tazminat istemiyle 5271 sayılı Kanun’un 141. Maddesine

dayanarak aynı Kanun’un 142. Maddesi uyarınca görevli kılınan ağır ceza

mahkemesinde dava açmıştır. Davaya bakan Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi,

başvurucunun haksız olarak hürriyetinin kısıtlanmadığını belirterek davayı

reddetmiştir. Mahkeme davalı Hazinenin avukatla temsil edilmesi nedeniyle

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hesapladığı

3.000 TL maktu vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak Hazineye verilmesine

karar vermiştir.

73. Başvurucunun haksız olarak hürriyetinden yoksun bırakıldığı

iddiasıyla Hazine aleyhine açtığı davanın reddedilmesi üzerine yargılama

giderlerinden sorumlu tutulması ve bu kapsamda vekille temsil edilen Hazineye

vekâlet ücreti ödemekle yükümlü kılınması, yukarıda belirtildiği üzere gereksiz

şekilde dava açmak suretiyle mahkemelerin iş yükünün artırılarak yargılamaların

uzamasına sebebiyet verilmesinin önlenmesi meşru amacına dayanmaktadır.

74. Haksız olarak hürriyetinden yoksun bırakılmaya ilişkin

tazminat davalarında yalnızca davanın tümüyle reddedilmesi hâlinde davacı

aleyhine vekâlet ücretine hükmedileceği, davanın kısmen kabulü hâlinde ise

davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı yerleşik

Yargıtay içtihatlarında belirtilmiştir (bkz. §§ 27, 28). Buna göre davacının

vekâlet ücretinden sorumlu olup olmaması bakımından talep edilen tazminat

miktarının ya da tazminat talebinin mahkemece kabul edilen kısmının bir önemi

bulunmamaktadır.

75. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde başvurucu, davanın reddedilmesi durumunda maktu vekâlet

ücreti olan 3.000 TL’yi ödemek durumunda kalacağını öngörebilecek durumdadır.

Başvurucunun dava açtığı sırada hürriyetinden yoksun kaldığı sürenin kısa

olması nedeniyle talep ettiği tazminat miktarını düşük tuttuğu görülmekle

birlikte sorumlu tutulan vekâlet ücreti bakımından hürriyetinden yoksun kalınan

sürenin kısa ya da uzun olması, tazminat olarak talep edilen miktarın fazla ya

da az olması belirleyici değildir. Mahkemece davanın tümüyle reddedilmesi

nedeniyle başvurucu aleyhine 3.000 TL maktu vekâlet ücretine hükmedildiği

anlaşılmaktadır. Bu itibarla anılan vekâlet ücretinin başvurucunun dava

açmasını imkânsız hale getirdiği ya da aşırı derece zorlaştırdığı söylenemez.

Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü

olduğu sonucuna varılmıştır.

76. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. Maddesinde

güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Adil yargılanma hakkı

kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin

olarak Anayasa’nın 36. Maddesinin birinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun

339. Maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine

neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA OYBİRLİĞİYLE,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

OYÇOKLUĞUYLA 5/4/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141.

maddesine dayanarak yetkili Ağır Ceza mahkemesinde açtığı davanın reddi

dolayısıyla davalı Hazine’ye 3000 TL vekâlet ücreti ödemek zorunda kalmasının,

mahkemeye erişim hakkının ihlalini oluşturmadığı yolundaki Bölüm çoğunluğu

görüşüne katılmamaktayım.

2. Vekâlet ücreti, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164.

maddesine göre “… avukatın hukuki yardımının

karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder”.

3. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesine göre yapılacak

tazminat istemi,tabi olduğu

yargı mercii ve yargılama usulü itibariyle Ceza Hukuku disiplini içerisinde yer

almakta ise de, mahiyeti itibariyle bir ceza davası değildir.

4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre iddia ve

savunma ile bağlı olmaksızın, resen inceleme esasına göre yargılaması yapılıp

hükme bağlanan tazminat istemlerinde, davalı taraf olan Hazine’nin avukatının

rolü esasen kısıtlı olup, ağır ceza davalarında çoğu kez tutuklu işlerde

gereken cezaevi ziyaretleri, kimi dosyalarda yüzlerce sayfa tanık beyanlarının,

bilirkişi raporlarınındeğerlendirilmesi, dilekçeler

hazırlanması, kanun yollarına başvurulması gibi mutad

olan yoğun ve meşakkatli mesailere ihtiyaç bulunmamaktadır.

5. Nitekim başvurucunun talep ettiği 1000 TL dava konusu, sulh

hukuk mahkemesinde görülecek bir davanın konusu olsa vekâlet ücreti aynı asgari

ücret tarifesine göre 750 TL; asliye mahkemesinde 1500 TL olacaktır.

6. Başvuru konusu olayda başvurucu, uyuşturucu madde ticareti

yapmak suçundan dolayı yakalanan ve yaklaşık 5 saat özgürlüğünden mahrum

bırakıldıktan sonra ailesine geri verilen oğlunun Ağır Ceza Mahkemesinde

yapılan yargılama sonucunda beraat ettiğini belirterek tazminat isteminde

bulunmuş, tazminat davasına bakan Ağır Ceza Mahkemesi de bir müzekkere yazmak

suretiyle olayı tahkik ettikten sonra CMK 141. maddesinde belirtilen şartların

oluşmadığına karar vererek davayı reddetmiştir. Dava bir celsede sonuçlanmış ve

karar, duruşmada taraflara tefhim edilmiştir.

7. Bu haliyle, basit yargılama usulüne tabi bir hukuk davasından

farksız olan tazminat davasında Hazine avukatının üstlendiği vekâlet görevinin

reel anlamda ağır ceza avukatlığı niteliğinde olduğundan söz edilemez. Bu

durumda, diğer yargı mercilerinde uygulanan avukatlık ücretine oranla en yüksek

derecede belirlenmiş olan ağır ceza mahkemelerindeki asgari avukatlık ücretinin

bu olayda uygulanması, tarifenin amacına aykırıdır.

8. Kaldı ki, Hazine avukatının mesaisinden ve davanın

karmaşıklığından bağımsız olarak, Hazine lehine hükmedilen vekâlet ücreti,

Hazine avukatının kendisine de ödenmemekte; 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı

Genel bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname esasları gereğince

idare lehine hükmedilerek belli esaslara göre taksim olunmaktadır.

9. Bu niteliğiyle olayda hükmedilen 3000 TL vekâlet ücretinin,

avukatın hukuki yardımının karşılığı olan vekâlet ücretinden ziyade, davacının

HAZİNEYE ÖDEDİĞİ BİR PARA CEZASI şekline dönüştüğü açıktır.

10. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi

(AYM) içtihatlarında adil yargılanma hakkının, mahkemeye erişim hakkını da

kapsadığında tereddüt bulunmamaktadır. AYM, dava sonucundaki başarıya göre

taraflara vekâlet ücreti yüklenmesinin, mahkemeye erişim hakkı yönünden

değerlendirmesini yaptığı Özkan Şen

kararında (2012/791) şunları belirtmiştir:

“53. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak

taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru

görülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin

gözetilmiş olması gerekir. Başvuru konusu olayda dava açıldıktan sonra

2/11/2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin

taraf olduğu davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk

müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddi

halinde idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır.

Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece

mahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede

bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu

yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi

içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da

aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan

vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38 - 39).

54. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı

mahkeme önüne taşıyan başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden

hesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali

veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını

engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu

çerçevede, davanın özel koşulları

çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir.”

11. Oğlu uyuşturucu madde ticareti suçundan şüphelenilerek

yakalanan ve beş saat kadar tutulan başvurucunun, açılan davanın da beraatle sonuçlanması karşısında, makul düzeyde (1000 TL)

tazminat talebiyle açtığı davanın“gereksiz veya mahkemeleri fuzuli yere meşgul edecek”

bir başvuru olarak adlandırılamayacağı açıktır. Ancak kanunla belirlenmiş olan

vekâlet ücreti, bu konuda somut olaya ve hakkaniyete uygun bir başka miktarın

uygulanmasına imkan vermemektedir.

12. Bu nedenle başvurucunun talebinin reddedilmesi sonucunda

Hazine’ye 3000 TL vekâlet ücreti ödemek zorunda kalması, ağır ceza

mahkemelerindeki vekâlet ücretinin avukatlık asgari ücret tarifesinde nispeten

yüksek oranlarda tespitinin amaçlarına, somut olaya ve hakkaniyete aykırı bir

durum yaratmıştır. Davalı tarafın kendini savunmasına yönelik herhangi bir

hukuki yardımın karşılığı olarak nitelenemeyecek, adeta para cezası

niteliğindeki 3000 TL vekâlet ücretinin, mahkemeye başvurarak hak aramayı aşırı

biçimde zorlaştırıcı, ölçüsüz bir yaptırım olduğu görülmektedir.

13. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine karar vermek gerektiği düşüncesiyle, Bölüm çoğunluğuna

katılmıyorum.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Safkan

AYDOĞDU

Vekili : Av. Behcet ORHAN Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7498, 5 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Kişi Hürriyeti ve
  11. B. Adil Yargılanma
  12. B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Aydoğdu
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7498
Tarih
5 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2014/19248)
  • Mükerrem Erol Başvurusu (B. No: 2014/12595)
  • Mehmet Şükrü Karabulut Başvurusu (B. No: 2015/3243)
  • Hüsamettin Çiçek Başvurusu (B. No: 2014/730)
  • Dilfürüz Akagündüz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14837)
  • Fatma Şahin Başvurusu (B. No: 2014/17967)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.