İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şahabettin İlyas Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/5636)

1. Başvurucu,

Başvuru No2013/5636Tarih8 Eylül 2014Okuma20 dk · 3.961 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şahabettin İlyas Yılmaz Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/5636
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.961 kelime·20 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

Serik Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikayet

üzerine kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, karara yaptığı itirazın

gerekçesiz şekilde reddedildiğini, 9/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı tazminat davasının da reddine karar verildiğini,

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 29/7/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm

tarafından 4/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 7/1/2014 tarihli görüş yazısına, başvurucu

süresi içinde karşı beyanlarını sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 9/2/2007 tarihinde Y.D. ve yirmi davalı

aleyhine Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/87 sayılı dosyasında açtığı

davada, davalıların Serik Noterliğince düzenlenen vekaletnameye istinaden Serik

Tapu Müdürlüğü nezdinde on dokuz parça gayrimenkul alım satım işini

yapacaklarını, taşınmazların karşılığı olarak 1.923.000,00 TL’yi davalılara

ödediğini, bir kısım taşınmazların satın alındığını, ancak kalan taşınmazlar

alınmadığı gibi paranın da iade edilmediğini, davalıların vekaletnameyi kötüye

kullandıklarını, toplam 1.769.996,50 TL’nin iade edilmesi gerektiğini ileri

sürmüş, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 100.000,00. TL’nin tahsilini talep

etmiştir.

8. Başvurucu, 16/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde N.Y. ve Ş.Y. aleyhine açtığı davada, adına taşınmaz alınması için

gönderdiği para ile alınan taşınmazların başka şahıs adına tapuya tescil

edildiğini, vekaletin kötüye kullanıldığını, mal kaçırmak kastı ile muvazaalı

işlem yapıldığını ileri sürerek, bir kısım taşınmazların tapu kayıtlarının

iptalini talep etmiş, Mahkemece, 18/12/2008 tarih ve E.2007/102, K.2008/725

sayılı kararla davanın Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/87 sayılı dava

dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

9. Başvurucu, 16/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde V.K. ve İ.Ö. aleyhine açtığı davada, adına taşınmaz alınması için

gönderdiği para ile alınan taşınmazların başka şahıs adına tapuya tescil

edildiğini, vekaletin kötüye kullanıldığını, mal kaçırmak kastı ile muvazaalı

işlem yapıldığını ileri sürerek, bir kısım taşınmazların tapu kayıtlarının

iptalini talep etmiş, Mahkemece, 18/12/2008 tarih ve E.2007/103, K.2008/726

sayılı kararla davanın Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/87 sayılı dava

dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

10. Başvurucu, 16/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde M.Ö., N.Y. ve Y.Ö. aleyhine açtığı davada, adına taşınmaz alınması

için gönderdiği para ile alınan taşınmazların başka şahıs adına tapuya tescil

edildiğini, vekaletin kötüye kullanıldığını, mal kaçırmak kastı ile muvazaalı

işlem yapıldığını ileri sürerek, bir kısım taşınmazların tapu kayıtlarının

iptalini talep etmiş, Mahkemece, 18/12/2008 tarih ve E.2007/104, K.2008/727

sayılı kararla Serik 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/87 sayılı dava dosyası

ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

11. Mahkemece, 25/12/2012 tarih ve E.2007/87, K.2012/544

sayılı kararla; “Davacı tarafından bir kısım

davalılara havale edilen paraların havale edildiğinin davalılar tarafından

kabul edildiği, ancak bir alacak karşılığı olarak havale edildiğinin beyan

edildiği, dosyada bulunan havale makbuzlarında gönderilen paraların ne için

gönderildiği konusunda kayıt/meşruhat düşülmediği anlaşılmıştır. Davalılar bu

şekilde gerekçeli/vasıflı ikrarda bulunmaktadırlar. Bunun yanında havalenin bir

borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı hususunda yasal bir karine bulunduğu, bu

karinenin tersini ileri sürenin bu iddiasını ispat ile yükümlü olduğu göz önüne

alındığında; davacının, davalıların vasıflı ikrarları, yani havaleyi kabul

ederek alacaklarına karşılık aldıkları ikrarı karşısında, davacının herhangi

bir kayıt içermeyen havalelerini davalılar tarafından kendisine gayrimenkul

alınması için yapıldığını kesin delille ispat zorunluluğu olup, davacı bu

iddiasını ispat edememiştir. Dava konusu edilen taşınmazlar yönünden de bahsi

geçen havalelerin niteliği ispatlanamadığından ve tapuya güven ilkesi

bulunduğu” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

12. Kararın başvurucu tarafından temyizi üzerine, Yargıtay

13. Hukuk Dairesinin 5/12/2013 tarih ve E.2013/24218, K.2013/30311 sayılı

ilamıyla; asıl ve birleşen davalarda hangi gerekçe ile hangi hükmün

kurulduğunun açıklanmadığı gerekçesiyle diğer yönlerden incelenmeksizin hükmün

bozulmasına karar verilmiştir.

13. Yargıtay bozma kararı tebliğ aşamasında olup, dava

dosyası henüz Mahkemenin esasına kaydedilmemiştir.

14. Öte yandan başvurucu, 12/2/2007 tarihinde H.Ö. ve dört

arkadaşı hakkında Serik Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette

bulunarak, adına taşınmaz alınması için şüphelilere para gönderdiğini,

şüphelilerin gönderilen paralar ile kendi adlarına taşınmaz aldıklarını ileri

sürerek, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından

cezalandırılmalarını talep etmiştir.

15. Serik Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Serik

Sulh Ceza Mahkemesince 12/2/2007 tarih ve 2007/90 Müteferrik İş sayılı

kararıyla; başvurucunun şikayet dilekçesinde

bildirdiği taşınmazların tapu kaydına el konulma şerhi düşülmüştür.

16. Anılan karara şüphelilerin itirazı üzerine Serik Sulh

Ceza Mahkemesinin 3/4/2007 tarih ve 2007/192 Müteferrik İş sayılı kararıyla;

suçun işlendiği konusunda yeterli şüphenin bulunmadığı ve olayın hukuki ihtilaf

niteliğinde olduğu gerekçesiyle taşınmazlara el konulma işleminin

kaldırılmasına karar verilmiştir.

17. Anılan karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

18. Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/9/2007 tarih ve

2007/479 Soruşturma numarası ile müşteki ile şüpheliler arasındaki fiillerin

hukuki çekişmeden ibaret olduğu gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer

olmadığına karar verilmiştir.

19. Başvurucunun karara itirazı üzerine Alanya 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 14/12/2007 tarih ve 2007/542 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın

reddine karar verilmiştir.

20. Başvurucunun, 22/2/2012 tarihli dilekçesi ile şüpheliler

hakkında, yeni delil çıktığı iddiasıyla şikayette

bulunması üzerine, Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/5/2012 tarih ve 2012/476

Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun belirttiği hususların yeni delil

mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle talebin reddine kesin olarak karar

verilmiştir.

21. Başvurucu, 8/2/2013 tarihinde H.Ö. ve altı arkadaşı

hakkında Serik Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette

bulunarak, adına taşınmaz alınması için şüphelilere para gönderdiğini,

şüphelilerin gönderilen paralar ile kendi adlarına taşınmaz aldıklarını ileri

sürerek güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından

cezalandırılmalarını talep etmiştir.

22. Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca 25/4/2013 tarih ve

2013/584 Soruşturma numarası ile müştekinin şikayetlerinin daha önce

soruşturması yürütülen şikayetlerden farklı olmadığı, müştekinin daha önce

kesinleşmiş savcılık ve mahkeme kararlarına karşı mütemadiyen itirazda bulunduğu

ve şikayetçi olduğu, yeniden soruşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle

kovuşturmaya yer olmadığına, karara Alanya Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz

edilebileceğine, itirazın reddi halinde itirazdan kaynaklanan giderleri ödemeye

mahkum edileceğine karar verilmiştir.

23. Karara itiraz üzerine, Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesince

8/7/2013 tarih ve 2013/651 Değişik İş sayılı kararı ile kovuşturmaya yer

olmadığına dair verilen karardaki gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunmakla

itirazın reddine, itiraz ile ilgili yapılan davetiye ve posta giderlerinin

itiraz edenden alınmasına kesin olarak karar verilmiştir.

24. Karar, 29/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

25. Başvurucu, 29/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

26. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi, 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga

Borçlar Kanunu’nun 18., 410., 411., 457., 458. ve 459. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 29/7/2013 tarih ve 2013/5636 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, adına arsa alacakları düşüncesiyle N.Y., A.B.,

M.Ö. ve V.K.’ya toplam 1.770.000,00 TL havale

yapıldığını, ayrıca taşınmaz alımı için vekaletname verildiğini, anılan

şahısların taşınmazları kendi adlarına alarak tapuya tescil ettirdiklerini,

sonrasında da başka kişilere satış yaptıklarını, havale edilen paranın da iade

edilmediğini, 12/2/2007 tarihinde anılan şahıslar aleyhine suç duyurusunda

bulunduğunu, 26/9/2007 tarihinde Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya

yer olmadığına karar verildiğini, anılan şahısların örgütlü olarak bu işleri

gerçekleştirdiklerini ve kendisini dolandırdıklarını, 12/2/2007 tarihinde Serik

Sulh Ceza Mahkemesince taşınmazlar üzerine el konulma işlemi gerçekleştirildiği

halde 3/4/2007 tarihinde hukuki olmayan gerekçelerle kaldırıldığını, bu nedenle

de mağduriyet yaşadığını, 9/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

alacak davası açtığını, bu davanın 25/12/2012 tarihinde reddedildiğini,

Mahkemece tanık dinlenilmesine karar verildiği halde dinlenen tanıkların

beyanlarına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, davanın makul süre

içinde sonuçlandırılmadığını, 22/2/2012 tarihinde Serik Cumhuriyet

Başsavcılığına yeniden suç duyurusunda bulunarak üç yeni tanıkla iki yeni

şüphelinin ifadelerinin Savcılık tarafından alınmasını istediğini, buna rağmen

Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen

dosyada Mahkemece 31/5/2012 tarihinde doğru olmayan gerekçe ile ret kararı

verildiğini, 4/2/2013 tarihinde yaptığı şikayette Y.Ö.’nün

19/3/2007 tarihli savcılık ifadesinde emlak işi yapmadığını bildirmesine

rağmen, vekaleten sattığı taşınmaza ilişkin olarak 15/10/2012 tarihinde

aleyhine dava açıldığını, bunun yeni delil olduğunu, 2/12/2012 tarihli

dilekçesinde belirttiği tanıkların ve şüphelilerin ifadelerine başvurulmadığını

ileri sürerek, yeni delil ortaya çıktığı iddiasıyla suç duyurusunda

bulunduğunu, Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca hiçbir araştırma yapılmaksızın

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, itiraz halinde masrafların

alınacağı yönünde de hüküm kurulduğunu, karara yaptığı itirazın Alanya 1. Ağır

Ceza Mahkemesince 8/7/2013 tarihinde gerekçesiz şekilde reddedildiğini, Serik

Cumhuriyet Başsavcılığı ve Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin görevlerini gereği

gibi yapmadıklarını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Ceza Soruşturmasının Sonucu İtibarıyla Adil Yargılanma

Hakkının İhlali İddiası

29. Başvurucu, adına arsa alacakları düşüncesiyle para

verdiği kişiler aleyhine güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından

suç duyurusunda bulunduğunu, 26/9/2007 tarihinde Serik Cumhuriyet

Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, 4/2/2013

tarihinde yaptığı şikayette Y.Ö.’nün 19/3/2007

tarihli savcılık ifadesinde emlak işi yapmadığını bildirmesine rağmen,

vekaleten sattığı taşınmaza ilişkin olarak 15/10/2012 tarihinde aleyhine dava

açıldığını, bunun yeni delil olduğunu, 2/12/2012 tarihli dilekçesinde

belirttiği tanıkların ve şüphelilerin ifadelerine başvurulmadığını ileri

sürerek, yeni delil ortaya çıktığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu,

Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca hiçbir araştırma yapılmaksızın kovuşturmaya

yer olmadığına karar verildiğini, karara yaptığı itirazın Alanya 1. Ağır Ceza

Mahkemesince 8/7/2013 tarihinde gerekçesiz şekilde reddedildiğini, Serik

Cumhuriyet Başsavcılığı ve Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin görevlerini gereği

gibi yapmadıklarını belirterek, Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, başvurucunun şikâyeti

üzerine Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca tüm delillerin değerlendirilerek

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, başvurucunun iddialarının

Cumhuriyet Başsavcılığınca incelendiğini bildirmiştir.

31. Başvurucu karşı beyanında, Serik Cumhuriyet

Başsavcılığınca yeterli ve etkin soruşturma yapılmadığını, itiraz merciinin

itirazı incelemeden karar verdiğini belirtmiştir.

32. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. …"

33. 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin

taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından,

ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

34. Anılan Anayasa ve Kanun hükmüne göre, Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü

tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No. 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

35. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

36. Sözleşme'nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. …"

37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 38).

38. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların" ve bir "suç

isnadının" esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak

arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek

için başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın

tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş

olması gerektiği anlaşılmaktadır (B. No. 2012/917, 16/4/2013, § 21).

39. Bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya

cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya

katılan sıfatını haiz kişiler, adil yargılanma hakkının koruma alanı dışında

kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medenî hak talebine imkân

veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda verilen kararın hukuk

davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir (B. No. 2013/1845,

7/11/2013, § 37; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Perez/Fransa, B. No. 47287/99, 12/2/2004, § 70).

40. Başvuru konusu olayda, başvurucunun Serik Cumhuriyet

Başsavcılığına güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçundan yaptığı şikayet üzerine en son 25/4/2013 tarihinde kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilmiş, bu karara yapılan itiraz, Alanya 1. Ağır Ceza

Mahkemesince 8/7/2013 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

41. Hukuk sistemimiz açısından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasında

bulunma imkânı ortadan kalkmış olup, başvurucunun ceza muhakemesi sürecinde

medeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca somut olayda

başvurucunun isteğinin üçüncü kişilerin cezalandırılmasıyla, verilen

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkilerinin de ceza muhakemesi süreci

ile sınırlı olduğu ve başvurucunun iddiaları göz önünde bulundurulduğunda hukuk

yargılaması açısından bağlayıcı bir etkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle, Anayasa'nın 36. maddesine dayanan

ihlal iddiasının konusunun, Anayasa'da güvence altına alınmış ve Sözleşme

kapsamında yer alan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kaldığı

anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin "konu

bakımından yetkisizlik" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Serik Sulh Ceza

Mahkemesi Kararı Yönünden Adil yargılanma Hakkının İhlali İddiası

43. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler.”

44. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme, ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvuruları inceleyebilir. Niteliği itibarıyla kamu düzenine ilişkin olan bu

başvuru şartını taşımayan bireysel başvuruların incelenebilmesi mümkün

değildir.

45. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin

bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde

uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B. No: 2012/51,

25/12/2012, § 18).

46. Başvuru konusu olayda, başvurucu, Serik Sulh Ceza

Mahkemesince taşınmazlar üzerine konulan el koyma işleminin 3/4/2007 tarihinde hayali

gerekçelerle kaldırıldığını, bu nedenle mağduriyet yaşadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

47. Başvurucu tarafından yapılan şikayet üzerine Serik

Cumhuriyet Başsavcılığının talebiyle Serik Sulh Ceza Mahkemesince 12/2/2007

tarihinde başvurucunun bildirdiği taşınmazlara el konulmasına karar verilmiş,

şüphelilerin itirazları üzerine Serik Sulh Ceza Mahkemesince 3/4/2007 tarihinde

şüphelilere isnat edilen suçun işlendiği konusunda yeterli şüphenin bulunmadığı

ve olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle el konulma işleminin

kaldırılmasına karar verilmiş, itiraz edilmeksizin 3/4/2007 tarihi itibarıyla

karar kesinleşmiştir. Bu durumda başvuru, zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin

yetkisi dışında kalmaktadır.

48. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu kararın 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki

Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı iddiası

49. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

50. 6216

sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

51. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

52. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

53. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19). Bu

şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel

hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde

bireysel başvuru konusu yapılamaz.

54. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

55. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, adına arsa alacakları düşüncesiyle N.Y., A.B., M.Ö. ve V.K.’ya toplam 1.770.000,00 TL havale yapıldığını, ayrıca

taşınmaz alımı için vekaletname verildiğini, anılan şahısların taşınmazları

kendi adlarına alarak tapuya tescil ettirdiklerini, sonrasında da başka

kişilere satış yaptıklarını, havale edilen paranın da iade edilmediğini,

9/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davasının

25/12/2012 tarihinde reddedildiğini, Mahkemece tanık dinlenilmesine karar

verildiği halde dinlenen tanıkların beyanlarına neden itibar edilmediğinin

açıklanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

56. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, başvurucu tarafından Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava

sonucunda verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, dolayısıyla olağan

kanun yollarının tüketilip tüketilmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini

bildirmiştir.

57. Başvurucu karşı beyanında,

ihlal iddialarını tekrar etmiştir.

58. Başvurucunun, 9/2/2007

tarihinde Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davası sonunda

Mahkemece 25/12/2012 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi

üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince 5/12/2013 tarihinde hüküm bozulmuştur.

Yargıtay kararının tebliğ süreci devam etmekte olup, dava dosyası henüz

Mahkemenin esasına kaydedilmemiştir.

59. Başvurucu her ne kadar delilleri değerlendirilmeden davanın

reddine karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüşse de yargılamanın halen devam ettiği, dolayısıyla hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yollarının henüz tüketilmediği anlaşılmıştır.

60. Açıklanan nedenlerle, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin

“başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki

Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

61. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

62. Başvurucu, Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

alacak davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

63. Adalet Bakanlığı, makul sürede yargılama yapılmadığı

iddialarına ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

64. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan

bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen

adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin

lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı

da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

65. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın

kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde

göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

41–45).

66. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu alacak davasında, 1086 sayılı

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

67. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 9/2/2007 tarihidir.

68. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

69. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, başvurucu tarafından 9/2/2007 tarihinde Serik 2.

Asliye Hukuk Mahkemesine açılan alacak davasında Mahkemece, yine başvurucu

tarafından açılan üç ayrı dava dosyası ile birleştirme kararı verilmiştir. Mahkemece,

asıl ve birleşen davalarda toplam yirmi bir davalı aleyhine açılan davada

yapılan yargılamada, tarafların delileri toplanmış, tanıkları dinlenmiş, keşif

yapılarak bilirkişi raporu alınmış ve 25/12/2012 tarihinde davanın reddine

karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince

5/12/2013 tarihinde hüküm bozulmuştur. Yargıtay kararının tebliğ süreci devam

etmekte olup, dava dosyası henüz Mahkemenin esasına kaydedilmemiştir.

70. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

71. Başvuruya konu davadaki

taraf sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla

birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, mülga 1086 sayılı Kanun ve 6100

sayılı Kanun hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru

açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve

yaklaşık sekiz yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

72. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

73. Başvurucu, etkin soruşturma

yapılmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle 1.700.000,00

TL maddi, 110.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

74. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

75. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık sekiz yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

4.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

76. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

77. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

78. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık sekiz yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Ceza soruşturmasının sonucu itibarıyla

adil yargılanma hakkının ihlali iddiasının "konu bakımından yetkisizlik" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Serik

Sulh Ceza Mahkemesi kararı yönünden adil yargılanma hakkının ihlali iddiasının “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın sonucu itibarıyla adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasının “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava yönünden makul sürede yargılanma

hakkının ihlali iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

5. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 4.400,00 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine,

8/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Murat

AZAKLI

Başvurucu : Şahabettin İlyas YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5636, 8 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya 4.400,00 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, başvurucunun
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Altan
  18. Özgüldür
  19. Kömürcü
  20. Yıldırım
  21. Azaklı
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5636
Tarih
8 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Ramazan Biber Başvurusu (B. No: 2013/2568)
  • Atilla Kart ve Cumhuriyet Halk Partisi Başvurusu (B. No: 2014/13634)
  • Sabri Ergül Başvurusu (B. No: 2014/13625)
  • Sadiye Koca ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6043)
  • Arzu Kafesci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9322)
  • Ömer Boğurcu Başvurusu (B. No: 2014/2238)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.