İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şahin Tosun Başvurusu (B. No: 2014/10857)

1. Başvuru, hisseli olarak malik

Başvuru No2014/10857Tarih11 Ocak 2017Okuma14 dk · 2.799 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şahin Tosun Başvurusu

Karar tarihi
11 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/10857
R.G. Tarih ve Sayı
24/2/2017-29989
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.799 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, hisseli olarak malik

olunan taşınmazda imar uygulaması yapılması karşılığında bir kısım payın idare

lehine bağışlanmasından sonra bağış şartı yerine getirilmediği hâlde iade

edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 25/6/2014 tarihinde

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyonca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını ibraz etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul ili Küçükçekmece ilçesi Kayabaşı

Mahallesi Resneliçiftliği mevkiinde bulunan 1553

parsel sayılı taşınmazın 48439/731125 hissesinin maliki iken Küçükçekmece

Belediye Başkanlığının (Belediye) taşınmazın bulunduğu alandaki imar planlarını

ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak iki ay içinde yapması

karşılığında başvurucuya ait 12100/731125 hissenin Belediyeye bağış olarak devri

hususunda taraflar arasında 2/10/1990 tarihli protokol imzalanmıştır.

9. Başvurucu, Tapu Sicil Müdürlüğünde düzenlenen 9/10/1990

tarihli resmî senet ile 1553 parsel sayılı taşınmazdaki 12100/731125 hissesini

protokol uyarınca Belediyeye devretmiştir.

10. Belediye Meclisi 10/10/1990 tarihinde başvurucunun hissedarı

olduğu taşınmazı da kapsayan alanda ıslah imar planlarını kabul etmiştir.

Belediye Meclisinin 27/2/1991 tarihli kararı ile ıslah imar planları iptal

edilmiş ise de yine Belediye Meclisinin 6/5/1991 tarihli kararı ile daha önce

kabul edilen ıslah imar planlarının uygulanmasına karar verilmiştir.

11. Belediye Encümeninin 27/5/1991 tarihli kararı ile 1553

parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda imar uygulaması yapılmış ve ifraz

işlemi sonrasında oluşan 167 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar 20/6/1991

tarihinde hisseli olarak başvurucu adına tapuya tescil edilmiştir. Başvurucu;

167 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki hissesini 19/9/2008 tarihinde, 167 ada 3

parsel sayılı taşınmazdaki hissesini ise 4/4/2003 tarihinde üçüncü kişilere

satarak tapuda devretmiştir.

12. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (Büyükşehir

Belediyesi) kendi sorumluluğunda bulunan 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının

onaylanmasından sonra 1/1000 ölçekli imar planlarının ilçe belediyelerince

yaptırılması gerektiğini belirterek 1/5000 ölçekli nazım imar planları

onaylanmadan Belediyece hazırlanan ıslah imar planlarının iptali için İstanbul

2. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu tarafından, Mahkemenin 17/3/1993

tarihli kararı ile imar planlarının iptaline karar verildiği ve kararın temyiz

edilmeden kesinleştiği belirtilmiştir.

13. Belediye Meclisinin yeniden planlama yapılmasına ilişkin

olarak 18/3/1994 ve 27/5/1996 tarihinde aldığı kararlar Büyükşehir Belediyesince

iade edilmiş, Belediye Meclisi 17/9/1997 tarihli kararı ile 18/3/1994 tarihinde

kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ısrar edilmesine karar

vermiştir.

14. Büyükşehir Belediyesi 18/3/1994 tarihli 1/1000 ölçekli

uygulama imar planının ısrarı niteliğinde olan 17/9/1997 tarihli kararın iptali

istemiyle Belediye aleyhine İstanbul 5. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

15. Mahkemenin 24/9/1999 tarihli kararı ile imar planının daha

önce iptal edilen ıslah imar planının büyük ölçüde bir kopyası olduğu; üst

ölçekli planlara, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına ve kamu yararına

uygun olmadığı belirtilerek hukuki dayanağı bulunmayan dava konusu işlemin

iptaline karar verilmiştir.

16. Temyiz üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 17/5/2001 tarihli

ilamı ile onanan karar, karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine 21/1/2003

tarihinde kesinleşmiştir.

17. Başvurucu kendisine ait taşınmazın da bulunduğu alanda

Belediye tarafından yapılan imar uygulamasının İstanbul 5. İdare Mahkemesi

kararı ile iptal edildiğini 2009 yılının Kasım ayında öğrendiğini, bu nedenle

1553 parsel sayılı taşınmazdaki 12110/731125 hissenin Belediyeye bağışından

rücu ettiğini belirterek Belediye ve taşınmazın hâlihazırda sınırları içinde bulunduğu

Başakşehir Belediye Başkanlığı aleyhine 8/10/2010

tarihinde Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde bağışlanan hissenin veya

imar uygulaması sonucu oluşan parsellerin tapularının iptali ile kendi adına

tescili, bu mümkün olmaz ise taşınmaz hisse bedelinin tahsili istemiyle dava

açmıştır.

18. Mahkemece 27/12/2011 tarihli karar ile davanın kısmen

kabulüne, 1.133.296,80 TL'nin 21/1/2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal

faiziyle birlikte davacı başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde,

davalı Belediye tarafından yapılan imar planının iptal edilmiş olması nedeniyle

"iki ay içinde plan yapma" taahhüdünün yerine getirilmediği ve bu

nedenle başvurucunun bağıştan rücu etmesinin koşullarının oluştuğu

belirtilmiştir. Gerekçede, taşınmazın el değiştirmiş olması nedeniyle iadesi

yerine bedeline hükmedildiği açıklanmıştır.

19. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 26/2/2013

tarihli ilamı ile bozulmuştur. Bozma gerekçesinde, Belediye tarafından yapılan

imar uygulaması sonucu oluşturulan 167 ada 1 ve 3 parselden başvurucuya hisse

verildiği ve başvurucunun bu taşınmazlardaki hisselerini, imar planının

İstanbul 5. İdare Mahkemesince iptal edilmesinden önceki bir tarihte sattığı belirtilmiştir.Daire, bu durumda bağıştan rücu koşulları

oluşmadığı gibi Belediyece yapılan imar uygulaması sonucu oluşan parsellerin

imar planının iptali kararına rağmen hâlen ayakta olduğunu vurgulayarak davanın

reddine karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

20. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 28/1/2014 tarihli

ilamıyla reddedilmiştir.

21. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda

28/5/2014 tarihli karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararda, imar

uygulaması sonucu başvurucuya verilen 167 ada 1 ve 3 parsel numaralı

taşınmazlardaki hisselerin 19/9/2008 ve 28/10/2008 tarihlerinde üçüncü kişilere

satıldığı ve bu nedenle bağıştan rücu koşullarının oluşmadığı gerekçesine

dayanılmıştır.

22. Başvurucu vekilinin 28/5/2014 tarihinde yüzüne karşı okunan

karara karşı temyiz yoluna gidilmemiştir. Davanın taraflarınca temyiz edilmeyen

karar 9/9/2014 tarihinde kesinleşmiştir.

23. Başvurucu 25/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

24. 22/4/1926 tarihli ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun

234. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Hibe, hayatta olan kimseler arasında bir

tasarrufturki onunla bir kimse, mukabilinde bir ıvaz taahhüt edilmeksizin malının tamamını veya bir kısmını

diğer bir kimseye temlik eder."

25. Mülga 818 sayılı Kanun'un 240. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Hibe, şartla yahut mükellefiyetle takyit

olunabilir."

26. Mülga 818 sayılı Kanun'un 244. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Vahip, aşağıdaki hallerden biri vukuunda

elden yaptığı hibeden veya tenfiz ettiği taahhüdünden

rücu ve mevhubunlehin elinde halen ne kalmış ise onun

iadesini dava edebilir.

...

3 – Mevhubunleh,

hibeyi takyit eden mükellefiyeti haklı bir sebep olmaksızın icra etmezse”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 11/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu, hisseli olarak maliki olduğu taşınmazda imar

uygulaması yapılması karşılığında bir kısım hissesini idare lehine

bağışladığını ancak imar planlarının nihai olarak iptal edilmesi nedeniyle

bağışlama şartının yerine getirilmiş sayılamayacağını savunmuştur. Başvurucu,

bağışlama şartının ortadan kalkması nedeniyle bağışlamadan rücu ederek tapu iptali

ve tescil, bu mümkün olmaz ise devredilen hisse bedelinin tahsili istemiyle

açtığı davanın Mahkemece kabul edilmesine rağmen temyiz aşamasında imar

uygulaması sonucu kendisine verilen taşınmazlardaki payların imar planlarının

iptalinden önce satıldığı şeklinde doğru olmayan gerekçe ile hükmün bozulduğunu

belirtmiştir. Bozma ilamının Yargıtay ilgili hukuk Dairelerince aynı konu ile

ilgili olarak verilen emsal kararlara aykırı olduğunu vurgulayan başvurucu,

taşınmazın değerinin artacağı beklentisi ile bir kısım hisselerin şartlı olarak

Belediyeye bağışlamasına rağmen beklenti gerçekleşmediği gibi hisseleri satan

Belediyenin sebepsiz zenginleştiğini ifade etmiştir. Başvurucu sonuç olarak

davanın reddi sebebiyle hisselerin mülkiyetinin kaybedilmiş olduğunu belirterek

adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Başvurucu ayrıca, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına

uyularak verilen 28/5/2014 tarihli karar ile iç hukukta başvurulabilecek

yolların tükendiğini belirtmiştir.

30. Bakanlık görüş yazısında, öncelikli olarak başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik hususunun dikkate

sunulduğu belirtilmiştir. Bakanlık; adil yargılanma hakkı yönünden ileri

sürülen hususların yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu, başvurucunun imar

planının iptalini öğrenmeden önce kendisine imarlı olarak verilen taşınmazları

sattığı, bu satış işleminden sonra imar durumundaki değişikliği öğrenmesine

müteakip dava açtığı, açılan davanın bu yönüyle emsal olarak gösterilen diğer kararlardan

farklılık gösterdiği ifade edilerek yapılacak incelemede bu hususlarındikkate

alınması gerektiğini ifade etmiştir.

31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği beyanda ilk

kararda direnilmesi talebinin İlk Derece Mahkemesince reddedilmesi ve bozma

ilamına uyulması sebebiyle verilen son karara karşı etkin bir iç hukuk yolunun

varlığından söz edilemeyeceğini vurgulamıştır. Başvurucu, bozma ilamında

taşınmazların imar planından önce satılmış olduğu gerekçesine yer verilmiş ise

de taşınmazların imar planının iptalinden sonra satıldığını, gerçeğe aykırı

gerekçe ile karar verildiğini ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

32. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun esas yakındığı husus,

taşınmazın iade edilmemesi suretiyle mülkiyet hakkını kaybetmesi olduğundan

adil yargılanma hakkına yönelik iddiaların da mülkiyet hakkı yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Başvuru Yollarının

Tüketilmesi

34. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası 30/3/2011 tarihli

ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı ve 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası,

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1)

numaralı fıkrasıuyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru "ikincil nitelikte

bir kanun yolu" olup bu yola

başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

35. Temyiz mahkemesinin yakın zamanda vermiş olduğu ve

başvurucunun davasına da uygulanacak nitelikteki bir karar varsa ve temyiz

mahkemesinin bu kararını değiştirmesi ihtimal dâhilinde görünmüyorsa başvurucu,

iç hukuk yollarını tüketmiş sayılacaktır (Deniz

Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013, § 30).

36. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için

olağan kanun yollarının tüketilmesi gerekir. Ancak somut olayda, başvurucu

açısından temyiz yoluna başvurulması, tüketilmesi gerekli bir yol olarak

değerlendirilmemiştir. Başvurucu tarafından açılan davada İlk Derece Mahkemesi

davanın kabulüne karar vermiş; temyiz üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, İlk

Derece Mahkemesi kararını bozmuş ve davanın reddine karar verilmesi gerekirken

yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediğini

belirtmiştir. Karar düzeltme isteminin reddi üzerine İlk Derece Mahkemesince

anılan bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda,

verilen karara yönelik olarak temyiz mercii kararını vermiş ve İlk Derece

Mahkemesince de temyiz merciinin verdiği karar doğrultusunda hüküm kurulmuştur.

Bu aşamadan sonra başvurucudan İlk Derece Mahkemesince verilen son karara

yönelik olarak da temyiz yoluna başvurmasını beklemenin bireysel başvuru

hakkının kullanılması önünde orantısız bir engel oluşturabileceği

değerlendirilerek bu yönüyle İlk Derece Mahkemesince verilen son karara karşı

temyiz yoluna başvurulmadan yapılan bu başvuru, olağan kanun yoluna

başvurulmadığı için başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul

edilemez nitelikte görülmemiştir.

2. Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

37. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

38. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan

maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve

parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

39. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer"

veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti" Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir.

Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın

doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma

ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan,

yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma

beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37).

40. Olayda 1553 parsel sayılı taşınmazın ihtilaf konusu

12100/731125 hissesi başvurucu tarafından 2/10/1990 tarihli protokol ile

"taşınmazın bulunduğu alandaki imar planlarının ilgili kanun ve yönetmelik

hükümlerine uygun olarak iki ay içinde yapılması" koşuluyla bedelsiz bir

şekilde Belediyeye terk edilmesi taahhüt edilmiş ve Tapu Sicil Müdürlüğünde

düzenlenen 9/10/1990 tarihli resmî senet ile de Belediyeye devredilmiştir.Başvurucunun

hisselerini Belediyeye devretmiş olması nedeniyle mevcut bir mülkünün

varlığından söz edilemez.

41. Başvurucu tarafından değinilen hissenin iadesi için dava

açıldığı 8/10/2010 tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Kanun'un 244.

maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi uyarınca bağışlayan, şartlı

bağışlarda bağışlananın haklı bir sebep olmaksızın şartın gereğini yerine

getirmemesi durumunda hibe edilen şeyi geri isteyebilir. Somut olayda, Belediye

tarafından imar uygulaması yapılmış ise de 21/1/2003 tarihinde kesinleşen idari

yargı kararıyla anılan uygulamanın dayanağı olan ıslah imar planları iptal

edilmiştir. Bu durumda, başvurucunun taşınmazın Belediyeye devredilen kısmının

iadesi hususunda meşru beklentisinin bulunduğu ve bu itibarla taşınmazın bu

kısmının iadesi isteminin Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına

girdiği sonucuna ulaşılmıştır.

42. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir

haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.

No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 28-32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma,

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder. Ayrıca

"meşru beklenti" teşkil eden mülk edinme beklentilerini zedeleyici

kamu işlem ve eylemleri de mülkiyet hakkına müdahale oluşturur.

43. Başvuru konusu olayda, taşınmazın iadesi yolunda meşru

beklenti sahibi olan önceki malike iade edilmemesi mülkiyet hakkına müdahale

oluşturmaktadır. Taşınmazın iade edilmemesinin mülkten yoksun bırakma olarak

değil mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

44. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca mülkiyet hakkına yönelik

müdahalenin Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması,

kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması

gerekmektedir.

45. Başvurucunun iade istemi mülga 818 sayılı Kanun'un bağışlama

akdine ilişkin hükümleri gerekçe gösterilerek reddedildiğinden mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

46. Kamu hizmetine tahsis edilmesi amacıyla bağışlanmayan

taşınmazların Belediye tarafından üçüncü kişilere devredilmesinin önünde

herhangi bir kanuni engelin bulunmadığı gözetildiğinde somut olayda kamu

hizmetine tahsis şartı bulunmaksızın bağışlanan ve Belediyece üçüncü kişiye

devredilen taşınmaz hissesinin başvurucuya iade edilmemesinde kamu yararı

dışında bir amacın güdüldüğü söylenemez.

47. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük ilkesi,

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin, maliki

olağandışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve

dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 38).

48. Somut olayda başvurucu, hissedarı bulunduğu taşınmazın

12100/731125 hissenini "taşınmazın bulunduğu

alandaki imar planlarının ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak

iki ay içinde yapılması" koşuluyla bedelsiz bir şekilde Belediyeye

devretmiştir. Belediye Meclisince 10/10/1990 tarihinde başvurucunun hissedarı

olduğu taşınmazı da kapsayan alanda ıslah imar planları kabul edilmiş, Belediye

Encümeninin 27/5/1991 tarihli kararı ile imar uygulaması yapılmış ve ifraz

işlemi sonrasında oluşan 167 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar 20/6/1991

tarihinde hisseli olarak başvurucu adına tapuya tescil edilmiştir. Büyükşehir

Belediyesi tarafından açılan dava sonucunda İstanbul 2. İdare Mahkemesince

17/3/1993 tarihli karar ile ıslah imar planları iptal edilmiştir. Belediye

Meclisinin 17/9/1997 tarihli kararı ile aynı planda ısrar edilmiş ise de Büyükşehir

Belediyesi açılan davada İstanbul 5. İdare Mahkemesince verilen ve 21/3/2003

tarihinde kesinleşen kararla bu plan da iptal edilmiştir. Başvurucu, 167 ada 3

parsel sayılı taşınmazdaki hissesini 4/4/2003 tarihinde, 167 ada 1 parsel

sayılı taşınmazdaki hissesini ise 19/9/2008 tarihinde üçüncü kişilere satarak

tapuda devretmiştir.

49. Başvurucu ile Belediye arasında akdedilen 2/10/1990 tarihli

protokolde öngörülen "taşınmazın bulunduğu alandaki imar planlarının

ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak iki ay içinde

yapılması" şartı uyarınca Belediye tarafından imar planları ile imar

uygulama işlemleri yapılmış ve imar uygulaması sonucu oluşan 167 ada 1 ve 3

parsel sayılı taşınmazlardan başvurucuya hisse verilmiştir. Söz konusu imar

uygulama işleminin dayanağı olan imar planları idari yargı tarafından iptal

edilmiş ise de uygulama sonucu oluşan parsellerin eski hâline iadesi için yeni

bir parselasyon planı yapılmadığından bu parseller hukuki varlıklarını

sürdürmüşlerdir. Nitekim başvurucu, hukuka aykırı olduğu idari yargı kararıyla

saptanan imar planına dayanılarak oluşturulan 167 ada 1 ve 3 parsel sayılı

taşınmazlardaki hisselerini iptal kararının kesinleşmesinden sonraki tarihlerdesatmıştır. Başvurucu, hukuka aykırı olduğu

saptanmış olsa bile bu hukuka aykırı planlara dayanılarak oluşturulan

parsellerdeki hisselerini satmak suretiyle imar uygulamasıyla ulaşmak istediği

sonucu elde etmiştir. Başvurucu, imar planının hukuka uygun olması hâlinde dahi

bu plandan sağlayabileceği tüm yararlara kavuşmuştur. Diğer bir ifadeyle, imar

planlarının iptal edilmiş olması başvurucunun hiçbir hakkına halel getirmemiş,

başvurucu plan yürürlükteymiş gibi planın tüm sonuçlarından yararlanmıştır.

Başvurucunun, söz konusu imar planlarının iptal edilmemesi hâlinde elde

edeceği, ancak iptal edilmiş olması nedeniyle mahrum kaldığı hiçbir menfaatinin

varlığından bahsedilemez.

50. Sonuç olarak başvurucunun bağış için öngörülen şartla elde

edebileceği tüm yararlara kavuştuğu gözetildiğinde, taşınmazın ihtilaflı

hisselerinin başvurucuya iade edilmemesinin başvurucuya olağandışı, aşırı ve

ölçüsüz bir yük külfet yüklemediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, mülkiyet

hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucu

:

Şahin TOSUN

Vekili

:

Av. Mustafa

BOSTANOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10857, 11 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Necipoğlu
  15. Gökcan
  16. Karaman Odabaşı
  17. Bostanoğlu
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10857
Tarih
11 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • Süleyman Oruç Başvurusu (B. No: 2014/5340)
  • Hüseyin Demir Başvurusu (B. No: 2014/19777)
  • Abdulcabbar Kılınç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/20481)
  • Cumali Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17696)
  • Emine Ataş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/20450)
  • Sabriye Erbay Başvurusu (B. No: 2014/16221)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.