İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Satılmış Çağıran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15853)

1. Başvuru, intihar olayında yakınlarının yaşamının korunması

Başvuru No2015/15853Tarih21 Mart 2019Okuma28 dk · 5.631 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Satılmış Çağıran Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
21 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/15853
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.631 kelime·28 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, intihar olayında yakınlarının yaşamının korunması

için gerekli tedbirlerin alınmaması ve olayla ilgili etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurucular Songül ve Satılmış Çağıran 2015/15853 numaralı

başvuruyu 17/9/2015 tarihinde, tüm başvurucular 2016/11768 numaralı başvuruyu

22/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2016/11768 numaralı başvuru ile 2015/15853 numaralı başvuru,

konu bakımından aynı nitelikte olmaları nedeniyle 2015/15853 numaralı başvuru

üzerinde birleştirilmiş ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde sunulan, ayrıca ilgili Cumhuriyet

Başsavcılıkları ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hasdal 3. Kolordu Komutanlığı

Askerî Savcılığından (Askerî Savcılık) temin edilen soruşturma dosyalarındaki

bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucuların yakını olan 1993 doğumlu A.Ç. Muhabere Alayı

TASMUS Taburu 1. TASMUS Bölük Komutanlığında muhabere er olarak zorunlu

askerlik görevini ifa etmekteyken 10-11/5/2014 tarihlerini kapsar biçimde

birliğinden iki günlük hafta sonu izni almıştır. 11/5/2014 tarihinde ablası

olan başvuruculardan Selin Çağıran ve kuzeni A.A. ile yemek yedikleri sırada

A.Ç., M. Alışveriş Merkezinin (AVM) en üst katından atlayarak intihar etmiştir.

A.Ç. kaldırıldığı Özel M.P. Hastanesinde aynı gün vefat etmiştir.

A. Bakırköy Cumhuriyet

Başsavcılığı Tarafından Resen Yürütülen Soruşturma Kapsamındaki Olaylar

8. Olayla ilgili olarak Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğünce

(Emniyet Müdürlüğü) 11/5/2014 günü saat 14.00'te düzenlenen tutanağa göre

olayın Emniyet Müdürlüğüne saat 11.45 sıralarında bildirilmesi üzerine olay

yerine intikal edilmiş ve o sırada A.Ç.nin ambulansa

taşındığı görülmüştür. Bunun üzerine gerekli birimlere haber verilerek

hastaneye gidilmiş fakat yapılan tüm müdahalelere rağmen şahsın vefat ettiği

ilgili polis memurlarına Özel M.P. Hastanesi tarafından saat 13.00 sıralarında

bildirilmiştir.

9. Olayın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet

Başsavcılığı) bildirilmesi üzerine resen başlatılan 2014/47902 numaralı

soruşturma kapsamında ölü muayenesi işlemini müteakip gerçekleştirilen

11/5/2014 tarihli otopsi işlemi sonucu Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca 23/6/2014

tarihli rapor hazırlanmıştır. Raporda kişinin ölüm sebebinin genel beden

travmasına bağlı kemik kırıklarıyla birlikte iç organ ve büyük damar

yaralanmasıyla gelişen iç kanama olduğu belirtilmiştir.

10. İlçe Emniyet Müdürlüğünün Olay Yeri İnceleme ve Kimlik

Tespit Grup Amirliği tarafından aynı gün olay yeri inceleme raporu düzenlenmiş

ve olay yerinin basit krokisi çizilmiştir.

11. Olay anında A.Ç.nin yanında olan

ablası S.Ç. 11/5/2014 tarihli kolluk beyanında; İstanbul'da er olarak askerlik

görevini ifa eden kardeşinin çarşı izni aldığını, 10/5/2014 tarihinde buluşup

gezdiklerini, ertesi gün yine birlikte AVM'ye

gittiklerini, üst katta yemek yiyip sohbet ederken kendisinin "Son lokmanı yemedin ablam, hadi onu da

ye." demesi üzerine kardeşinin boş boş yüzüne bakıp bir anda

oturduğu yerden çevik bir hareketle kalkıp AVM'nin iç

kısmında bulunan boşluğa kendisini bıraktığını, kardeşinin askere gitmeden önce

psikolojik rahatsızlığı olduğunu ve tedavi gördüğünü, askerde birilerinin dalga

geçip hakaret ettiğini, el şakası yaptığını ve bunun hoşuna gitmediğini

kendisine anlattığını, kardeşinin psikolojik sorunları nedeniyle intihar

ettiğini, kimseden şikâyetçi olmadığını ifade etmiştir.

12. Olay anında A.Ç.nin yanında olan

kuzeni A.A. 11/5/2014 tarihli kolluk beyanında 10/5/2014 günü buluşup

dolaştıklarını, bir sorun olmadığını, ertesi gün sözleştikleri üzere yeniden

buluştuklarını, yemek yerken ablasının A.Ç.ye "Son

lokmanı yemedin ablam, hadi onu da ye." demesi üzerine şahsın

birden hızla aşağı atladığını ifade etmiştir.

13. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/7/2014 tarihli kararıyla olayda

kimseye atfedilebilecek suç ve suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya

yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu Selin Çağıran; kardeşinin intihara

sürüklenmesinde AVM'nin mimari yapısındaki

eksiklikler ve AVM'de acil müdahale uzmanı

bulundurulmaması nedeniyle birçok kişinin kusuru olduğunu, askerde kardeşine

rahatsızlık veren, bunu önlemeyen ve tedavisini tam yapmayanların da kusurlu

olduğunu, olay akabinde şaşkınlıkla kimseden şikâyetçi olmadığını belirtmiş

olsa da şu anda olayda kusuru bulunan herkesten şikâyetçi olduğunu,

soruşturmanın eksik yapıldığını belirtilerek karara itiraz etmiştir.

14. İtiraz, Bakırköy 3.Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik)

31/10/2014 tarihli kararıyla soruşturma dosyası bir bütün olarak

değerlendirildiğinde kararın delillere, oluşa, eylemin niteliğine ve hukuka

uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

B. Cumhuriyet Başsavcılığı Tarafından

Başvurucuların Şikâyeti Üzerine Yürütülen Soruşturma Kapsamındaki Olaylar

15. Başvurucular Songül ve Satılmış Çağıran'ın

29/8/2014 tarihli dilekçeyle Millî Savunma Bakanlığı (MSB) ile adına işlem

yapan tüm kişi ve kurumlar, AVM yetkilileri, AVM inşaatının yapılmasına ruhsat

veren ilgili belediye başkanlığı ve yetkililerinden şikâyetçi olmaları üzerine

Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/78751 numaraya kayden

olayla ilgili ayrı bir soruşturma açılmıştır.

16. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13/11/2014 tarihinde

MSB'nin adresinin Ankara olması sebebiyle MSB yönünden yapılan görevi kötüye

kullanma ve taksirle ölüme neden olma suçlarından şikâyete ilişkin

soruşturmanın ayrılmasına karar verilmiştir.

17. Soruşturma kapsamında temin edilen olaya dair kamera

kayıtlarının izlenmesi sonucu kolluk tarafından düzenlenen 20/4/2015 tarihli

tutanağa göre özetle olay, saat 11.51'de A.Ç.nin

yukarıdan buz pistine düşerek hareketsiz kalması, insanların A.Ç.nin etrafına toplanması, bir kişinin A.Ç.ye kalp masajı

yapmaya çalışması, 11.58'de sağlık personeli olduğu düşünülen, beyaz kıyafetli

üç kişinin buz pistine sedye ile gelerek A.Ç.yi alıp çıkması şeklinde gerçekleşmiştir.

18. Başvuru dosyası kapsamında sunulan belgelerin incelenmesi

neticesinde M. Psikiyatri Merkezince düzenlenen 1/7/2014 tarihli yazıda A.Ç.nin 16/3/2013 tarihinde ilk kez söz konusu kliniğe

başvurduğu, kendisine organik olmayan

psikoz, obsesif kompulsif bozukluk ve majör depresyon

teşhisleri konularak 21/5/2013 tarihine kadar ilaç tedavisi ve psikiyatrik

tedavi uygulandığının belirtildiği görülmüştür.

19. Soruşturma kapsamında temin edilen, askerlik görevi

sırasında düzenlenen A.Ç.nin sağlık safahat

raporundan A.Ç.nin anksiyete

bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk gibi

teşhislerle 17/12/2013 ile 22/4/2014 tarihleri arasında birçok kere değişik

asker hastanelerine sevk edilerek ilaç tedavisi gördüğü, hakkında Rehberlik ve

Danışma Merkezi (RDM) tarafından takibi, hava değişimi, gece nöbetlerinden

muafiyeti, moral motivasyon artırıcı görevler verilmesi, can dostu sistemiyle

takibinin yapılması gibi tedbirler uygulanması yönünde öneriler verildiği

anlaşılmıştır.

20.Cumhuriyet Başsavcılığı 6/5/2015 tarihli kararıyla ilgili

belediye başkanlığı ve AVM yetkilisi olan güvenlik müdürü hakkında yürütülen

soruşturmaya ilişkin olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

Olay yeri CD görüntülerinin polis marifetiyle

çözümünde; gerekli müdahalenin yapıldığının tespit edildiği, intihar olayı ile

ilgili olarak daha önce 2014/47902 soruşturma numaralı dosya ile tahkikat

yapıldığı ve 16/06/2014 tarihinde takipsizlik kararı verildiği, bu karar

yapılan itirazın Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 31/10/2014 tarih ve

2014/1863 D.İş sayılı kararıyla reddedildiği, dosyada

mevcut deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde şüphelilere atfı kabil

suç ve suç unsurunun bulunmadığı anlaşılmıştır.

..."

21. Her iki başvurucu tarafından yapılan itiraz Hâkimliğin

7/8/2015 tarihli kararıyla, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın delillere,

oluşa, eylemin niteliğine ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

C. Askerî Savcılık Tarafından Yürütülen

Soruşturma Kapsamındaki Olaylar

22. Başvuru dosyasının incelenmesinden Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından MSB yönünden ayrılarak yürütülen soruşturmanın (bkz. § 16)

yetkisizlik kararıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, buradan da görevsizlik

kararıyla Askerî Savcılığa gönderildiği anlaşılmıştır.

23. Dosyadaki sevk belgesinden A.Ç.nin

6/11/2013 tarihinde askere sevk edildiği, 8/11/2013 tarihinde ise acemi birliği

olan Burdur 3. Piyade Eğitim Tugayı 58. Piyade Eğitim Alay Komutanlığı 3.

Piyade Eğitim Taburu 8. Piyade Eğitim Bölük Komutanlığına katıldığı

anlaşılmıştır.

24. A.Ç.nin 13/7/2012 tarihli son

yoklama belgesindeki "Sevk tehiri

istiyor musunuz?" şeklindeki soruya bir cevap vermediği, son

yoklama sırasındaki sağlık durumu bilgi formunda "Sağlık sorununuz var mı? sağlığınızla ilgili endişeniz var

mı?" sorularına "Bilmiyorum.",

"Devamlı kullandığınız ilaç ya da madde

var mı?" sorusuna ise "Hayır"

şeklinde cevap verdiği, askerlik öncesindeki psikolojik rahatsızlıklarına ve

gördüğü tedavilere, kullandığı ilaçlara ilişkin herhangi bir bilgi vermeyerek

son yoklama işlemlerini yaptırdığı görülmüştür.

25. Ayrıca olay hakkında düzenlenen idari tahkikat raporunun

incelenmesinden A.Ç.nin birliğine katılış yaptıktan

sonra 18/12/2013 tarihinde ailesine ilk temas mektubu gönderilerek çocuklarının

askerlik öncesi sorunları varsa bildirilmesinin talep edildiği, A.Ç.nin ailesi tarafından çocuklarının askerlik öncesinde

var olan psikolojik sorunlarına dair birliğine hiçbir zaman bir bildirimde

bulunmadığı tespitlerine yer verildiği görülmüştür.

26. Yine A.Ç.nin acemi eğitimi sonrası

katıldığı TASMUS Bölük Komutanlığınca ailesine oğullarının sağlığı ile

ilgilenileceği, aile olarak kendilerinin de oğullarına destekleyici mektuplar

göndermeye devam etmelerinin iyi olacağı yönünde mektup iletildiği görülmüştür.

27. Askerî Savcılık 19/3/2015 tarihli yazı ile A.Ç.nin tedavi ve takibinin yapıldığı asıl hastane olan

GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinden (Hastane) müteveffaya uygulanan tedavileri

içeren tüm bilgi ve belgeleri talep etmek suretiyle temin etmiştir.

28. A.Ç.nin birliğine katılımından üç

gün sonra 11/11/2013 tarihinde ilaçlarının bitmesi nedeniyle kendi isteğiyle RDM'ye başvurduğu, sivil hayatında kendisine yaygın anksiyete bozukluğu tanısı konulduğu, sorunlarının devam

ettiği ve algılamada bozukluk yaşadığının gözlemlendiği psikolog tarafından

aynı tarihli raporda belirtilmiştir.

29. 27/11/2013 tarihli Psikolojik Danışma Özet Formu'nda da aynı psikolog tarafından aynı tespitlere yer

verilerek hastanın RDM takibinin uygun olduğu ifade edilmiştir.

30. 29/11/2013 ile 6/12/2013 tarihleri arasında memleket izni

kullanan A.Ç. 6/12/2013 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1. Ordu MEBS

Alayı TASMUS Taburu 1. TASMUS Bölük Komutanlığında telsiz işletmeni olarak

görevlendirilmiştir.

31. 8/12/2013 tarihli RDM Kayıt Kabul Formu'nda

A.Ç.nin önceden psikiyatrik rahatsızlık geçirdiğine,

bu yönde M. Tıp Merkezinde tedavi edildiğine, ilaç kullandığına, iki ay süren

sinir krizinin tekrar ettiğine, tedavi olmak istediğine dair bildirimlerde

bulunduğu görülmüştür.

32. 19/12/2013 tarihinde Kasımpaşa Asker Hastanesinin sevki

üzerine Hastanenin Psikiyatri Er Polikliniğinde yapılan muayenenin 24/12/2013

tarihli sonuç raporunda, A.Ç.ye anksiyete bozukluğu

teşhisiyle ilaçlar verildiği belirtilmiş; birlik komutanınca moral motivasyon

artırıcı görevler verilmesi, idari ve uyum artırıcı tedbirlerin alınması, RDM

tarafından takip edilmesi, ilaçlarını kullandığı müddetçe gece nöbetinden muaf

tutulması şeklinde önerilere yer verilmiştir.

33. A.Ç. birliği olan TASMUS Bölük Komutanlığınca doldurulan

17/1/2014 tarihli iş yapacak durumda olmadığı ve askerlik yapamayacağı

yönündeki kanaati içeren Kıta Anket Formu'yla

birlikte aynı tarihte yeniden Hastaneye sevk edilmiştir. Yapılan muayene sonucu

karışık obsesyonel düşünceler tanısıyla Hastaneye

yatışı sağlanmıştır.

34. Tedaviyi müteakip düzenlenen 24/1/2014 tarihli epikriz

raporunda, A.Ç.nin yapılan ruhsal muayenesinde

etrafına ilgisi normal, mizacı sıkıntılı, konuşması artmış, ailevi sorunlarına

ve hastalığına yoğunlaşması mevcut, duygulanımı hafif anksiyöz,

davranışlarında psikomotor huzursuzluk, kompulsiyon mevcut tespitlerine ulaşıldığı belirtilmiştir. Raporda;iki yıl önce obsesyonel düşünce ve takıntılarının başladığı, banyoda

fazla kalma, aşırı titizlik, yaptıklarını tekrar kontrol etme ihtiyacı, kompulsiyonları yapmazsa kendisi ya da ailesine kötü bir

şeyler olacağı düşüncesi olduğunun ve ilaç tedavisi gördüğünün öyküsünden ve

aile görüşmesinden tespit edildiği ifade edilmiştir. Rapora göre A.Ç. tedaviden

fayda görmüş, askerlik görevine başladıktan sonra ilaç tedavisinin bırakılması

ve birlik içi stresörlere bağlı şikâyetleri tekrarlamış, Hastanede yatarak

gördüğü tedavi sonrası tama yakın remisyon (hastalık

belirtilerinin azalması ya da bulunmaması) sağlanarak 24/1/2014 tarihinde

taburcu edilmiştir.

35. Ayrıca A.Ç.ye Hastane tarafından 24/1/2014 tarihinde

obsesif-kompulsif tedavisinden taburcu edilmesindensonrası için bir aylık hava değişimi raporu

verilmiş ve kullanacağı ilaçlar raporda belirtilmiştir.

36. 24/1/2014 ile 24/2/2013 tarihleri arasında hava değişimi

iznini kullanan A.Ç. dönüşünü müteakip gönderildiği Kasımpaşa Asker

Hastanesinin sevki üzerine 28/2/2014 tarihinde Hastanede muayene edilmiştir.

Sonuçta düzenlenen raporda remisyondaki obsesif-kompulsif bozukluk yönünden şahsın ilaçlarını kullandığı

müddetçe gece nöbetinden muaf tutulması, bir ay sonra ayrıntılı Kıta

İşlevsellik Formu'yla psikiyatri bölümüne sevki, RDM

takibi, can dostu sistemine dâhil edilmesi, pasif görevlerde istihdamı,

Komutanlığınca uyum, moral ve motivasyon artırıcı tedbirlerin alınması, maddi

ve sosyal sorunlarına dair çözüm yolu araştırılması yönünde önerilere yer

verilmiş; ilaç tedavisine devam edilmiştir. 28/3/2014 ve 22/4/2014 tarihli

muayeneler sonucundaki raporlar da aynı yöndedir.

37. A.Ç. ile RDM takibi kapsamında görüşen Psikolog B.B.

tarafından düzenlenen 21/3/2014 tarihli Danışma Özet Formlarında (form), A.Ç.nin ilaçlardan fayda gördüğünü beyan ettiği, şahsın

obsesif-kompulsif davranışlarının azaldığı, bu tip

durumlardaki personele daha önceden askerliğe elverişsizlik raporu verildiği,

şahsın ilaçlardan dolayı nöbette uyukladığını, bu nedenle askerliğinin

uzamasından korktuğunu, buna rağmen askerliğini yapmak istediğini belirttiği

not edilmiştir.

38. Aynı şekilde Psikolog B.B. tarafından düzenlenen 4/4/2014

tarihli formda, A.Ç.nin hastane dönüşü kendisini daha

iyi hissettiğini, herhangi bir problemi olmadığını, askerlik ve görevleri yapma

konusunda sorun yaşamadığını, askerliğe elverişsizlik raporu almamak için

görevleri konusunda daha motive olduğunu, daha çok çaba gösterdiğini beyan

ettiği, personele özel durumundan dolayı daha destekleyici davranılmasının

önerildiği görülmüştür.

39. Askerî Savcılık tarafından 19/3/2015 tarihinde A.Ç.nin askerlik öncesinde gördüğü tedavilere dair bilgi ve

belgeler talep edilmiştir. Ankara Kamu Hastaneleri Birliğinin 6/4/2015 tarihli

yazısı ekindeki evraka göre 10/7/2013 ile 30/10/2013 tarihleri arasında altı

kez Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve

Araştırma Hastanesi Psikiyatri Polikliniğinde obsesif-kompulsif

bozukluk, organik olmayan psikotik bozukluk ve hafif

derecede mental retardasyon

tanılarıyla tedavi gördüğü anlaşılmıştır.

40. A.Ç. vefat tarihinden iki gün öncesi olan 9/11/2014

tarihinde RDM takibi kapsamında psikolog B.B. ile görüşmüştür. Psikolog

tarafından TASMUS 1. Bölüğüne hitaben yazılan raporda; A.Ç.nin

özel durumu nedeniyle bazen arkadaşları ve üstlerinin baskısına maruz

kaldığını, bu durumun kendisini biraz üzüp zorladığını, ...14 tertip A. isimli

bir personelin kendisine selam veren bir başka personele bu yüzden baskıcı

davrandığını, tekmil verdirdiğini, aynı personelin kendisini daha önce de

tehdit ettiğini beyan ettiği bildirilmiştir. Raporda; bu personele konuyla

ilgili bilgilendirme yapıldığı, görev ve sorumluluklarının hatırlatıldığı

belirtilmiştir. Ayrıca 28/3/2014 tarihli rapora göre A.Ç.nin

hastaneye sevkini uygun olduğu, personelin hastalığına uygun görev verilmesi

gerektiği, özel durumundan dolayı haksız ve yersiz davranışlara maruz

kalmasının engellenmesi önerileri verilmiştir.

41. Yine 9/5/2014 tarihli Kıta Anket Formu'nda

şahsın iş yapacak durumda olmadığı ve askerlik yapamayacağı yönündeki kanaat

yer almaktadır. Psikoloğun beyanına göre A.Ç. 12/5/2014 tarihi için Hastanenin

Psikiyatri Polikliniğine sevk edilmiştir.

42. A.Ç. 10/5/2014 tarihinde iki günlük çarşı iznini kullanmış,

izninin son günü ve aynı zamanda Anneler Günü olan pazar günü intihar etmek

suretiyle vefat etmiştir.

43. Askerî Savcılık tarafından olayla ilgili yürütülen idari

tahkikat neticesinde düzenlenen 16/5/2014 tarihli idari tahkikat raporunda,

birliğine katıldıktan sonra üstleri tarafından verilen lider danışmalığında,

askerlik öncesinde başlayan rahatsızlığı ile ilgili olarak A.Ç.nin

sıralı komutanlarınca takip edileceği, RDM'deki

psikologla görüştürüleceği, gerekirse hastaneye sevk edileceğinin kendisine

bildirildiği, şahsın RDM takibinin yapıldığı, 13/12/2013 tarihinden itibaren RDM'de görevli Psikolog B.B. ile görüşmelerinin başladığı

ve A.Ç.nin can dostu sistemine dâhil edildiği,

intihar ettiği tarihe kadar on kez hastaneye sevk edildiği, bir hafta hastanede

yatarak tedavi görmesini müteakip bir ay hava değişimi izni kullandığı

tespitlerine yer verilmiş; tedavi ve muayene safahatının çizelgesi

oluşturulmuştur.

44. Aynı tahkikat kapsamında birliğinde görev yapan şahısların

alınan beyanlarında A.Ç.nin davranışlarının dengesiz

olduğu, bazı şeyleri aşırı tekrarladığı, duraksayarak konuştuğu, unutkan

olduğu, sürekli kendisinin iyi bir insan olup olmadığını sorduğu, sivil

hayatında kız verilmemesi ve iş bulamamasından korktuğu için "Askerliğe elverişsizdir." raporu

almak istemediği, ilkokulda iken dayak yemesi ve babasının kendisine destek

vermemesi nedeniyle okuldan soğuyarak okuyamadığını ve bunu takıntı hâline

getirdiğini, ailesinden destek göremediğini, içine kapandığını belirttikleri

tespitlerine idari tahkikat raporunda yer verilmiştir. Sonuç olarak A.Ç.nin duygu durumunu kontrol etmekte zorlandığı, kolay

manipüle olduğu, anlık olumsuz bir duygusal değişim neticesindeki ruhsal bunalımından

dolayı ailesine ceza vermek amacıyla ani bir tepki ile intihar ettiği

belirtilerek idarenin gözetim ve kontrol noksanlığı bulunmadığı kanaati

belirtilmiştir.

45. İdari tahkikat kapsamında 14/5/2014 tarihinde beyanı alınan

aynı takım aynı tertip Muhabere Er A.K.nın A.Ç.nin genelde yalnız takıldığını, ailesi ve hastalığından

bahsetmediğini, sorunca "Size değil RDM'ye anlatacağım." dediğini, takıntıları

ve unutkanlığı olduğunu, askerlik yapmak istediğini, devlette iş bulamam diye

askere elverişsizlik raporu almak istemediğini, diğer askerlerle arasının iyi

olduğunu, selam verdiğini, intihar etmesine şaşırdığını, Anneler Günü'nden bir

gün önce annesiyle telefonla konuşurken ağladığını, komutanlar dahil herkesin

onunla ilgilendiğini, intiharına dair bir sebep bulamadığını ifade etmiştir.

46. Aynı erin Askeri Savcılıkça yürütülen soruşturma

kapsamındaki 27/5/2014 tarihli beyanında, A.Ç.nin

ruhsal durumu ile ilgili aynı bilgileri verdiği, herkes ona iyi davrandığı

hâlde onun hep yalnız kalıp uzaklaşmak istediğini, komutanların iyi

davrandığını, hastalığını bildikleri için ona kızmadıklarını, kötü davranma ya

da kötü şaka yapma türünde bir olaya şahit olmadığını, talep ettiği her zaman

revire ya da hastaneye gönderildiğini belirttiği görülmüştür. Can dostu

sistemindeki yedek can dostu olarak atanan er dâhil diğer arkadaşlarının da

alınan beyanlarında A.Ç.nin ruhsal durumu ve genel

yapısıyla ilgili benzer ifadelerde bulundukları görülmüştür.

47.İdari tahkikat kapsamında 13/5/2014 tarihinde beyanı alınan,

A.Ç.ye can dostu olarak atanan Er A.B., şahsı birliğe katıldığı günden beri

tanıdığını, kendisiyle problemlerini pek paylaşmadığını, yalnız kalmayı tercih

ettiğini, komutanları tarafından can dostu sisteminin kendilerine ayrıntılı

olarak anlatıldığını, A.Ç.nin intihar edeceğini hiç

tahmin etmediğini beyan etmiştir.

48. İdari tahkikat kapsamında 13/5/2014 tarihinde beyanı alınan

ve A.Ç.ye 17/1/2014 tarihinde psikiyatri polikliniğine giderken refakatçi

olarak atanan Astsubay Çavuş U.Y.nin gitmeden önce H.

Üsteğmen'in hastanedeki uzman doktora iletilmek üzere A.Ç.nin

askerliğe elverişli olmadığı yönündeki Kıta Kanaat Formu'nu

kendisine verdiğini, kendisinin bu kanaati doktora ilettiğini, A.Ç.nin doktora takıntıları olduğunu, nöbetle ilgili sorunu

olmadığını, doktorla özel konuşmak istediğini söylemesi üzerine kendisinin

çıktığını, sonra da şahsın hastaneye yatışının yapıldığını bildirdiği

görülmüştür.

49. İdari tahkikat kapsamında 13/5/2014 tarihinde beyanı alınan

ve A.Ç.ye hava değişimi izni sonrasında 28/2/2014 tarihinde psikiyatri

polikliniğine giderken refakatçi olarak atanan Uzman Onbaşı S.D.nin

A.Ç.ye niçin askere elverişsizlik raporu almak istemediğini sorması üzerine A.Ç.nin kendisine sivil hayatında sorun yaşamasına neden

olacağını düşündüğünü söylediğini, doktorun hava değişiminin şahsa yaradığını,

daha iyi göründüğünü, ilaçlarını kullanması hâlinde bir problem olmayacağını

belirttiğini ifade ettiği anlaşılmıştır.

50. İdari tahkikat kapsamında 16/5/2014 tarihinde beyanı alınan,

13/12/2013 tarihinden itibaren A.Ç. ile RDM kapsamında görüşen Psikolog B.B.,

şahsın kendisine ailevi problemlerinden ve okul yaşantısındaki zorluklardan

dolayı sorun yaşamaya başladığını, lise yıllarında hastalığının iyice

arttığını, ailesinden baskı gördüğünü, askerlik yaparken zorlansa da ailesinden

gördüğü baskıdan dolayı askerliğe devam edeceğini söylediğini bildirmiştir.

Ayrıca A.Ç.nin duygu durumunu kontrol etmekte

zorlandığı ve çok kolay manipüle olduğu için anlık olumsuz bir duygusal

değişimle intihar etmiş olabileceğini, en son görüşmelerinde motive olmuş

şekilde ayrıldığını, onu hastaneye sevk ettiğini, şahsın geleceğe dair planları

olduğunu, Anneler Günü'nde kızkardeşi ve kuzeninin

yanında intihar etmesinin ailesine verdiği bir tepki olabileceğini, bölük ve

alay komutanlarıyla yapılan görüşmelerde şahsa azami tolerans gösterildiği

sonucuna vardığını, yardımcı olunup RDM tarafından kendisiyle yakinen

ilgilenildiğini, son dönemde kendisini iyice toparlamış ve bundan fayda

gördüğünü ifade etmiş olduğunu bildirmiştir.

51. İdari tahkikat kapsamında 13/5/2014 tarihinde beyanı alınan

Tabur Komutanı S.C., A.Ç.ye birliğe katılışının ertesi günü lider danışmanlığı

verildiğini, RDM tarafından takip edilen personeli kendisinin de yakından takip

ettiğini, bu kapsamda şahsın hastalığı ve tedavisinden haberi olduğunu, bizzat

kendisinin de gördüğünü, arkadaşlarından şahsın ailevi sorunları ve okulda

yediği dayağın etkisiyle olumsuz etkilendiğini öğrendiğini, şahsın ailesine ilk

temas mektubu gönderildiği hâlde bir dönüş alınamadığını, askerde verilen

görevlerini iyi yapmaya çalıştığını, arkadaşlarıyla sınırlı ilişki kurduğunu,

arkadaşlarının bazı şaklarının kendisini rahatsız ettiğini bölük komutanına

bildirmesi üzerine bölük komutanlarınca tüm er ve erbaşın davranış şekilleri konusunda

uyarıldığını, kendisinin de her fırsatta tertipçilik,

hemşehricilik, alay etme, hakir görme gibi konularda

personelini ikaz ettiğini bildirdiği görülmüştür. Beyanda, A.Ç.nin

AVM'de yemek yiyecekleri masayı kendisinin seçmesi,

Anneler Gününde ve yüksek öğrenim gören ablasının yanında intihar etmesi

nedeniyle önceden planlamış olabileceğini de değerlendirdiği söylenmiştir.

52. Bölük Komutanı A.S.C. idari tahkikat kapsamındaki 13/5/2014

tarihli beyanında, şahsın hastalığı ve tedavisini bildiğini, ilaçlarının bitmek

üzere olduğunu söylemesi üzerine kendisine her türlü yardım ve desteğin

gösterileceğini söylediğini, şahsın 8/5/2014 tarihinde Takım Komutanı olan H.

Üsteğmene okuyup hayatta bir yere gelmeyi çok istediğini fakat geçmişteki

olayları unutamadığını belirttiğini, şahsın askere elverişsiz raporu almak

istemediğini, o yüzden 28/1/2014 tarihinde Hastanedeki muayenesinde "ben şu an çok iyiyim, rapor istemiyorum, sivil

hayatımda sorun olur, ilaçlarım bana çok iyi geliyor" demesi

üzerine doktorunda şahsa "seni iyi

gördüm ilaçlarını alman şuan yeterli" dediğinin tespit

edildiğini, şahsın askerliğini yapmak istediği hatta daha çok sorumluluk almak

istediği yönünde beyanları olduğu, intihar edeceğine dair bir söyleminin

olmadığı, ani bir sinir kriziyle intihar ettiğini düşündüğünü ifade etmiştir.

53. Takım komutanı olan Üsteğmen H.A.A. idari tahkikat

kapsamındaki 14/5/2014 tarihli beyanında; şahısla ilk görüşmesi olan 13/12/2014

tarihinde psikolojik sorunlarını anladığını ve RDM takibini yakından

izlediğini, onu telsiz işletmeni olarak görevlendirdiğini, şahsın kendisine

rahatsızlıklarını anlattığını, iyi biri olmasına rağmen bir sinir krizi anında

etrafındakilere zarar verebileceğini düşündüğünden ilaçlarını alıp almadığını

yakından takip ettiğini, 8/5/2014 günü şahsın üzgün olması üzerine odasına

çağırarak yaptığı görüşmede A.Ç.nin takıntılarının

tekrar başladığını, bazı insanların kendisine zarar vermesinden korktuğunu,

bunu takıntı hâline getirdiğini söylediğini, kendisinin de ona burada güvende

olduğunu, kimsenin ona zarar veremeyeceğini söylediğini, ablasıyla buluşmak

için izin aldığını, psikologla görüşmesi olduğunu ona hatırlattığını, okuldaki

dayak olayını atlatamayıp bunu takıntı hâline getirdiğini belirtmiştir.

54. 16/5/2014 tarihinde, olayla ilgili intihar davranışı ve

psikolojik otopsi raporu düzenlemekle Tabip Üsteğmen C.K. görevlendirilmiştir.

Bu kapsamda düzenlenen raporda; intihardan iki gün önceki RDM görüşmesinde

şahsın devrecilikten dolayı kendini kötü

hissettiğinin fark edilmesi üzerine durumun bölük komutanına bildirildiği,

birkaç arkadaşına "Hakkını helal

et." şeklinde cümleler kurduğu, arkadaşı A.K. tarafından ailevi

nedenler ya da tertipçilik/devrecilikten

bunu yapmış olabileceğinin söylendiği, şahsın kendisini değersiz hissetmesi

nedeniyle sürekli olarak "Ben iyi bir

insan mıyım?" diye sorduğu, şahsın son dönemde arkadaşlarından

daha çok uzaklaştığı ve son iki haftadır hiçbir aktiviteye katılmadığı, bir

başka arkadaşı T.G.nin devrecilik

nedeniyle bu eylemi yapmış olabileceği yönünde değerlendirmesi olduğu

tespitlerine yer verilmiştir. Raporda sonuç kanaati olarak şahsın ruh

sağlığının sağlam olmadığının aşikâr olduğu, tertipçilik/devrecilik anlayışının ve yaşadığı birkaç onur kırıcı

hareketin intihar etmesine sebep olacak nitelikte olmadığı, olayın Anneler

Günü'nde gerçekleşmesinin de düşündürücü olduğu belirtilmiştir.

55. Dosyadaki Mehmetçik Vakfına ait 23/9/2014 tarihli yazıdan A.Ç.nin anne ve babasına toplam 40.000 TL ölüm yardımı

yapıldığı anlaşılmıştır.

56. Askerî Savcılık 24/2/2016 tarihli kararıyla, olaya dair

tahkikat ve bilirkişi raporları, tanık ve psikolog beyanları, şahsın tedavisine

dair belgeleri ve tüm dosya kapsamını birlikte değerlendirerek olayda kimseye

atfı kabil suç ve suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"... bu kişiler yukarıda tekrar eden

hususlara ek olarak ve onlardan farklı olarak aşağıda yazılı şeklide beyanlarda

bulunmuşlardır.

...

[C.A.] ifadesinde özetle;

Müteveffaya arkadaşları tarafından askerlikte yapılan şafak alma şeklinde

şakalar yapıldığını, ancak kötü niyetli herhangi bir hareket ve şaka

yapıldığına ta1nık olmadığını, komutanlarının ona hastalığı nedeniyle çok iyi

davrandıklarını ve ilgilendiklerini beyan etmektedir.

[B.S.K.] ifadesinde özetle;

Müteveffaya birlikteki askerler tarafından klasik el şaklarının yapıldığını,

kötü niyetli olarak nitelendirebileceğimiz herhangi bir şakanın yapılmadığını,

ancak kendisinin psikiyatrik sorunlanrıın ortaya

çıkması nedeniyle bu tarz davranışların bir daha yapılmadığını, bu tarz şakaların

herkese yapıldığını, Müteveffanın bu tarz şakaları fazla büyüttüğünü,

komutanlarının Müteveffaya şaka yapılmaması hususunda kendilerini uyardıklarını

beyan etmektedir.

...

[T.G.] ifadesinde özetle;

'askerlik yaptığı süre içerisinde benim gözlemlediğim kadarıyla üst devremizden

olan asker [B.A.], bir keresinde

koğuşun temizliğini yapması için ona baskı yapmştı.

Bir keresinde de- hatta bu olay [A.]

intihar ettiği gün yaşandı- bölük olarak çarşıya çıkma iznimiz vardı, sivil

deponun anahtarı [A.Ç.deydi],

[A.] bu anahtarı kaybettiği için çarşıya

bölüğümüz yaklaşık l saat geç çıktı, bu gecikme nedeniyle herkes daha çarşıya

çıkılmadan [A.nın] üzerine geldi ve ona kötü davrandılar. [A.ya] bu olay nedeniyle kötü davrandığını hatırladığım doğrudan bir isim

yok, o gün çarşıya çıkacak olan herkes [A.ya] bu baskıda bulundu. Bu olaylar dışında komutanların

veya doktorların [A.ya] olumsuz davrandıklarına dair birşey

duymadım benim gözlemlediğim kadarıyla iyi davranıyorlardı.' ...

...

Mu.zb. [A.S.C.]

ifadesinde özetle; ... Müteveffaya raporu doğrultusunda gece nöbeti

yazmadıklarını, askerliğe elverişli değildir raporu aldırmak istediklerinde

Müteveffanın askerliğini tamamlamak istediğini, aynca

çürük raporu aldığında sivilde bunun hoş karşılanmayacağını beyan ettiğini, ...

müteveffanın aşın alıngan, ... yaşadığı olaylar sıradan bile olsa aşırı tepki

gösterdiğini tespit ettiklerini, Müteveffanın bazen arkadaşlarını şikayet

ettiğini ... diğerlerin de ise olayı araştırdıklarında basit bir meselenin

Müteveffa tarafından ciddi olarak algılandığını tespit ettiklerini, bu

nedenlerle anlattığı olayların üzerine çok gidemediklerini, anlattığı hiçbir

olayda bir arkadaşının kendisine fiziki müdahalede bulunduğunu, onu ittiğini vs yada ona hakaret ettiklerine veya onu tehdit ettiklerine

yönelik bir şikayetinin olmadığını, ... Müteveffanın son zamanlarda askerlik

hususunda daha istekli davrandığını, ona verilen emirleri abartacak şeklide

harfiyen uyguladığını, intihar edeceğini hiç düşünmediklerini beyan etmektedir.

...

Müteveffanın hastalık ve tedavi süreci

hususlarında Askeri Savcılığımızca bilirkişi olarak PsikiyatriUzmanıDr.Tbp.Bnb.[O.Y.nin]

görevlendirildiği,... raporunda; ' ... Dosya içeriğinden anlıışıldığı

kadarıyla, askerlik muayenesi ve sevki sırasında Müteveffanın kendi yazılı

beyanları da göz önünde bulundurulduğunda müteveffanın askerliğe kabul

işlemleri sırasındaki muayene sürecinin yönetmeliklere uygun olarak

gerçekleştirildiği, temel askerlik eğitimi süresince gerçekleştirilen muayene,

tedavi ve RDM işlemlerinin yönetmeliklerine uygun olarak yerine getirildiği

anlaşılmaktadır. ... Yapılan RDM görüşmelerinde, Müteveffanın farklı tarihlerde

kendisini daha iyi hissettiğine yada yakınmalannın

arttığına dair beyanlarının bulunduğu, buna karşın görüşmelerinin hiç birinde

kendisine zarar verme/intihar etme düşüncelerinden sözetmediği

anlaşılmıştır. .. Müteveffanın 09 Mayıs 2014 tarihli

RDM görüşmesinde kendisine zarar verme olasılığına dair bir gözlemin not

edilmemiş olması, hafta sonu iznini ablası ile birlikte geçirmek isteyerek

dilekçe vermesi, ... Müteveffanın olaydan bir gün önce gün boyu ablası ile

zaman geçirmesi ve bu süre zarfında ablasında da herhangi bir intiba oluşmaması

gibi olaya çok yakın tarihlerde gerçekleşen görüşmelerde Müteveffanın

intiharına ilişkin gerçek ve somut bir tehlike varlığına dair bir tespitlerinin

olmadığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak: ... Müteveffanın tıbbi tedavi ve takip

işlemlerinin GAT HEH tarafından usulüne uygun olarak, bilimsel temellere dayanan

bir şekilde, düzenli aralıklarla gerçekleştirildiği, RDM birimlerindeki

takiplerin de yönergelere uygun olarak yerine getirildigi

tıbbi kanaati oluşmaktadır. Temel askerlik hizmeti sırasında ve son görev

yaptığı birliğinde de, ruh sağlığı hizmetlerinden

düzenli olarak yararlanabilmesi konusunda birlik komutanlıkları tarafından

yeterli ve gerekli işlemlerin yapıldığı izlenimi oluşmaktadır...' şeklinde

mütalaada bulunduğu anlaşılmıştır.

...

... Müteveffanın, askere alım sürecinde,

birlik komutanlıklarınca Müteveffanın RDM ve Hastaneye sevk ve takip

işlemlerinde, RDM ve Hastanelerce yapılan takip, tetkik, tanı ve tedavilerinde

herhangi bir usule aykırı bir durum tespit edilmemiştir. Bu itibarla, Milli SavunmaBakanlığı adına işlem yapan kişilerin, doktorların

ve sağlık görevlilerinin, birlik personelinin ve başkaca bir kişinin bu hususta

cezai (suç) sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir kusurunun olmadığı sonucuna

varılmıştır.

...

Tüm dosya kapsamından Müteveffaya yönelik

fiili bir müdahale, darp veya maddi cebir içeren bir eylemin bulunmadığı, buna

ilişkin bir iddia ve talep olmadığı gibi buna ilişkin herhangi bir emare

olmadığı anlaşılmıştır.

...

... Yine üst devrelerin alt devrelere yaptırdıktarı bu temizliklerin alt devreler tarafından

baskı olarak görüldüğü bilinmektedir. ... Müteveffaya yönelik fiili bir

müdahalenin olmadığı, tanıkların hiçbirinin Müteveffaya yönelik hakaret ya da

tehdit içerikli bir söz söylendiğini belirtmemiş oldukları göz önünde

bulundurulduğunda, Müteveffaya temizlik yapması yönünde baskı yapıldığı

şeklinde tasvir edilen eylemin suç boyutuna ulaşmadığı, dolayısıyla herhangi

bir suça vücut vermeyeceği sonucuna varılmıştır.

Yine kışla hayatında askerler için çarşı

izinlerinin çok değerli olduğu bilinen bir gerçektir. Bu sebeple çarşı iznine

geç çıkılmasına sebep olan eyleme karşı tepki göstermeleri, bu eylemin bir

kişiye yönelmesi durumunda bu kişinin üzerine gelindiği ve kötü davranıldığı

algısının oluşması doğaldır. Yine yukarıda değinildiği üzere Müteveffaya

yönelik fiili bir müdahalenin olmadığı, tanıkların hiçbirinin Müteveffaya

yönelik hakaret ya da tehdit içerikli bir söz söylendiğini belirtmemiş

oldukları göz önünde bulundurulduğunda, Müteveffaya temizlik yapması yönünde

baskı yapıldığı şeklinde tasvir edilen eylemin suç boyutuna ulaşmadığı,

dolayısıyla herhangi bir suça vücut vermeyeceği sonucuna varılmıştır.

Tanık ifadelerinde de belirtildiği üzere,

askerler arasında çeşitli şakalaşmaların olduğu, Müteveffaya da bu şekilde

şakaların yapıldığı, ancak Müleveffanın bu şak[a]lardan hoşlanmadığı ve hastalığı öğrenildiğinde, bu

şakların bir daha yapılmadığı ve bu şakaların da kötü niyetli olarak

yapılmadığı göz önünde bulundurulduğunda, el şakası ve şafak alma şeklinde

tasvir edilen eylemlerin suç boyutuna ulaşmadığı, dolayısıyla herhangi bir suça

vücut vermeyeceği sonucuna varılmıştır. ..."

57. Yukarıdaki gerekçede işaret edilen tanık beyanları ile

bilirkişi raporuna başvuru dosyası ve temin edilen belgeler kapsamında

ulaşılamamıştır.

58. Karara yapılan itiraz, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Kasımpaşa Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askerî Mahkemesinin (Mahkeme) 10/5/2016

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şu şekildedir:

"...Soruşturma dosyasında mevcut

bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından müteveffanın askere alım sürecinin

TSK sağlık yeteneği yönetmeliğine uygun olarak yerine getirildiği, Birlik

komutanlığınca müteveffanın RDM'ye, hastaneye sevk ve

takip işlemlerinde herhangi bir usule aykırılık bulunmadığı, RDM ve

Hastanelerce yapılan tetkik, tanı ve takiplerin bilimsel temellere dayanan

şekilde, yerine getirildiği, dolayısıyla bu süreçlerde görev almış kişilerin

cezai sorumluluğunu doğuracak herhangi bir eylemleri bulunmadığı

anlaşılmıştır...

Tanık ifadelerinden askerliği süresince herhangi bir şahsın müteveffaya

yönelik hakaret, tehdit ve cebir içeren bir eylemde bulunmadığı, müteveffaya

Birlik komutanları tarafından kötü davranılmadığı, arkadaşları tarafından

yapılan ve müteveffanın hoşuna gitmeyen şakaların Birlik komutanları tarafından

yapılan uyarılar üzerine yapılmamaya başlandığı anlaşılmıştır. Müteveffanın

hoşuna gitmeyen şakalaşma ve temizlik yapması yönündeki baskıların cezai

sorumluluk doğuracak boyutta bir eyleme dönüşmediği anlaşılmıştır.

3'ncü Kolordu K.lığı As.Savcılığının

İstanbul (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığının ... görevsizlik kararına konu

yönleriyle soruşturduğu, kovuşturmaya yer olmadığı kararının hukuka

anlaşıldığından itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. ..."

59.Mahkemenin ret kararı 24/5/2016 tarihinde, Hâkimliğin ret

kararı ise 19/8/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş olup her iki

başvuru da süresinde yapılmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

60. Mahkemenin 21/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

61. Başvurucular;

i. Yakınlarının askerliği öncesindeki psikolojik sorunlarına

rağmen askere alındığını, askere elverişsizlik raporu verilmemesi ve

askerliğine devam etmesi nedeniyle askerdeki koşulları ve ilişkileri nedeniyle

bu rahatsızlığının arttığını ve intiharına neden olunduğunu, intiharına giden

süreçte elverişsizlik raporu verilmemesinde kusuru bulunan herkesin sorumlu

olduğunu,

ii. Yakınlarının askerde gördüğü baskı ve aşağılayıcı tavırlar

içeren muamelelerden etkilendiğini, bu davranışları engellemeyen, psikolojik

sorunları olan birinin yanında kontrol edecek biri olmadan izne çıkmasına izin

veren, yakınları üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen

herkesin sorumlu olduğunu,

iii. İntiharın gerçekleştiği AVM'nin

mimari yapısının yeterli koruyuculukta olmadığını ve acil sağlık müdahale

ekibinin bulunmadığını, bu yapının inşasında, yapımına izin verilmesinde ve

denetimlerinin yapılmasında görev alan AVM yetkilileri ve ilgili belediye

yetkililerinin gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle sorumlu olduğunu,

iv. Bu konudaki soruşturmanın etkin yürütülmeyerek eksik

incelemeyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ve itirazlarının ise

gerekçesiz olarak reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkı, etkili

başvuru hakkı ile yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

62. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes,

yaşama ... hakkına sahiptir.”

63. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

64. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddiaları yakınlarının

yaşamının korunması için gerekli tedbirlerin alınmayarak yaşamı koruma

yükümlülüğünün ihlal edildiğine ve ölümüyle ilgili etkili bir ceza soruşturması

yürütülmediğine ilişkindir. Bu itibarla başvurucuların diğer haklarla bağlantı

kurduğu iddialarının da yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. İncelemenin Kapsamı

Yönünden

65. Başvurucular başvuru formlarında 15/15853 numaralı

başvuruda, başvurunun AVM ve ilgili belediye yetkilileri hakkında yürütülen

ceza soruşturmasına yönelik olduğunu, 16/11768 numaralı başvuruda ise Askerî

Savcılık tarafından MSB mensupları yönünden Askerî Savcılık tarafından

yürütülen ceza soruşturmasına yönelik olduğunu açıkça belirtmişler; formların Başvuru Yollarının Tüketilmesi başlıklı

kısımlarında da bu süreçlere ilişkin nihai kararlara dair bilgileri

sunmuşlardır.

66. Diğer yandan başvurucular Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

(AYİM) nezdinde MSB yetkilileri yönünden tazminat davası açtıkları, ilgili

belediye görevlileri yönünden ise İstanbul 13. İdare Mahkemesi nezdinde açılmış

olan tam yargı davasının da reddedilmesi üzerine karara itiraz ettiklerini

belirtmiş olsalar da bu davalar ve safahatları yönünden herhangi bir bilgi ve

belge sunmadıkları gibi başvurucuların bu davalar yönünden herhangi bir

iddiaları da bulunmamaktadır. Bu nedenle somut başvuruda bu yargısal süreçler

yönünden inceleme yapılmayacaktır.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

67. Öte yandan yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda müteveffa, başvurucuların

oğlu ve kardeşidir. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti açısından bir

eksiklik bulunmamaktadır.

68. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

69. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif

ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, § 50).

70. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında

bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme

yükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşama hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

71. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin ayrıca

usule ilişkin yönü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Yaşam hakkı kapsamındaki usule

ilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari

nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir. Kasten meydana gelen ölüm

olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini

ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi, ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

55).

72. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşam

hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara

hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir(Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, § 59).

73. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm

olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmalinin olduğu yani olası sonuçların

farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri

göz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek

için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda -bireyler kendi

inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun- insanların

hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi, hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin

yargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 59-62).

74. Bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli tedbirleri

alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zorunlu askerlik hizmeti için de geçerli olan

bu yükümlülüğün ortaya çıkması için askerî mercilerin kendi kontrolleri

altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk olduğunu

bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespit etmek, böyle

bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul ölçüler

çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden beklenen her

şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekir. Ancak özellikle insan davranışının

öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar

değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate

alınarak pozitif yükümlülük; yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde

yorumlanmamalıdır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede,

basit bir ihmali veya değerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerî

yetkililere atfedilebilip atfedilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841,

23/1/2014, § 74).

75. Dosya kapsamında incelenen bilgi ve belgelerden başvurucunun

yakınlarının vefatında askerî yetkililerin ve tedaviyi yürüten sağlık

personelinin muhakeme hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmalinin ya da

mesleki ödevlerine açıkça aykırı davranarak başvurucuların yakınının ölümüne

sebebiyet vermeleri gibi bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.

76. Başvuru konusu olayda, olayın idare mahkemesi önünde

açılabilecek tam yargı davasında tartışılmasını sağlayabilecek seviyede bir

ceza soruşturması da yürütülmüştür. Bu durumda Anayasa’nın 17. maddesi

bağlamında devletin etkili bir yargısal

sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğü, somut olayda mağdurlara

idari yargı mercileri önünde açabileceği bir tam yargı davası yolunun

sağlanması ile yerine getirilmiş sayılabilir.

77. Nitekim Anayasa Mahkemesi, askerde intihar eden kişilerin

yakınları tarafından AYİM'de açılan tam yargı

davalarında idarenin kusurlu olduğunun tespit edilmesi ve ölen kişinin

yakını/yakınları lehine belli bir miktar tazminata hükmedilmesi hâlinde yaşam

hakkı yönünden mağduriyetin ortadan kalkabileceğini önceki birçok kararında

ifade etmiştir (Abdullah Doğan ve Meryem

Doğan, B. No: 2014/129, 29/9/2016 §§ 33-54; Aysel Yılmaz ve diğerleri, B. No:

2014/6927, 29/9/2016, §§ 37-55).

78. Somut olayda başvurucular, yakınlarının ölümü hakkında

askerî ve sivil savcılıklarca yürütülen ceza soruşturmalarından sonra bireysel

başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucular, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki

yollardan olup hem askerî yetkililerin ve AVM yahut ilgili belediye

çalışanlarının mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın

ödenmesini sağlayabilecek olan tam yargı davası yolunu tükettiklerine veya bu

yöndeki açtıkları davaların akibetlerine ilişkin

herhangi bir bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamışlardır. Bu durumda

yaşam hakkının korunamadığına ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olduğundan söz edilemeyecektir.

79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

21/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Satılmış

ÇAĞIRAN

2. Selin

ÇAĞIRAN

3. Songül

ÇAĞIRAN

Vekili

:

Av. Ayşenur

DEMİRKALE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/15853, 21 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Bakırköy Cumhuriyet
  7. B. Cumhuriyet Başsavcılığı Tarafından
  8. C. Askerî Savcılık Tarafından Yürütülen
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Özgüldür
  14. Gökcan
  15. Çağıran
  16. Çağıran
  17. Çağıran
  18. Demirkale
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/15853
Tarih
21 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Süreyya Kıran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1782)
  • Turhan Kanaoğlu Başvurusu (B. No: 2016/11436)
  • Osman Çağlar Başvurusu (B. No: 2015/14522)
  • A.e.k. Başvurusu (B. No: 2018/26803)
  • Hasan Okan Deligöz Başvurusu (B. No: 2015/16727)
  • O.y. Başvurusu (B. No: 2015/9353)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.