İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sedat Ekmekçi Başvurusu (B. No: 2014/17642)

(Başvuru

Başvuru No2014/17642Tarih11 Ocak 2017Okuma18 dk · 3.619 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sedat Ekmekçi Başvurusu

Başvuru No
2014/17642
Karar tarihi
11 Ocak 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.619 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/17642)

Karar

Tarihi: 11/1/2017

BİRİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Burhan

ÜSTÜN

Üyeler : Serruh

KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Rıdvan

GÜLEÇ

Raportör : Hüseyin

MECEK

Başvurucu : Sedat

EKMEKÇİ

Vekili :

Av. Nezahat PAŞA

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda

işkence ve kötü muamele ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/11/2014 tarihinde

İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca

31/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 3/3/2016

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği görüş için

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade

edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. 1994 doğumlu başvurucu, İzmir’de

ikamet etmektedir.

8. Başvurucu, terör örgütüne üye

olmak suçundan 23/6/2011 tarihinde İzmir Çocuk Mahkemesi tarafından

tutuklanmıştır. Tutuklama kararı üzerine başvurucu, Bergama D Tipi Çocuk

Cezaevine (Cezaevi) götürülmüştür. Başvurucu, Cezaevine götürüldükten sonra

kendisine işkence ve kötü muamelede bulunulduğunu ileri sürmüştür.

1. Başvurucunun ve

Soruşturmadaki Diğer Mağdurların Beyanları

9. Başvurucu tutuklandıktan sonra

Ceza İnfaz Kurumuna alınırken Jandarma karakolunda işkence, suçu bildirmeme,

hakaret, tehdit ve kasten yaralama suçlarından 18/11/2011 tarihinde vekili aracılığıyla

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş; 16/12/2011 tarihinde

kollukta ifade vermiştir. Başvurucu; suç ihbarı dilekçesinde ve ifadesinde

özetle E.K. ve A.B. ile 23/06/2011 tarihinde İzmir Çocuk Mahkemesince verilen

tutuklama kararı üzerine Cezaevine götürülmek üzere araca bindirilip Bergama’ya

doğru yola çıktıklarını, Çiğli'de başka bir suçtan tutuklanan bir çocuğun da

araca alındığını, mesai sonunda Cezaevine gelindiğini, hep birlikte Cezaevinin

askerîye bölümüne alındıklarını, burada askerlerin kendilerini sıraya dizip "Asker

duruşu, rahat, hazır ol." şeklinde komutlar vererek kendilerine

hareket yaptırdıklarını, İzmir'den gelen ve Van ili Başkale ilçesinden olduğunu

söyleyen sivil bir polisin üçüne birden "Bunlar davasından dönmeyecek,

bunlar terörist, bunlar PKK’lı." dediğini, orada bulunan rütbeli bir

askerin kendilerini işaret ederek "Bunları arka odaya götürün, bakalım

davalarından dönüyorlar mı dönmüyorlar mı o zaman görürüz." dediğini,

bunun üzerine üç jandarma erinin kendilerini arkada bir odaya götürdüklerini,

külot dışında tüm kıyafetlerini çıkarttıklarını, iki üç defa yere çömel-kalk

hareketi yaptırarak onur kırıcı muamelede bulunduklarını, sonradan beş jandarma

erinin daha geldiğini, dört askerin sırayla kendilerine vurmaya başladığını,

diğer üç jandarmanın kapıda beklediğini, jandarmanın "Gidin kendi

memleketinize, sizin ne işiniz var, siz niye rahatımızı bozuyorsunuz,

teröristler, şerefsizler, köpekler." şeklinde kendilerine

küfrettiğini, olanlardan bahsetmeleri hâlinde komandoların su dökmek suretiyle

iz bırakmayan bir şekilde kendilerine işkence yapacaklarını söyleyerek tehdit

ettiklerini, on beş dakika kadar sonra giyinerek dışarı çıktıklarını, Çiğli’den

gelen, ismini bilmediği başka bir tutuklunun kendilerine “Sizi içerde

dövdüler değil mi?” dediğini, daha sonra jandarmanın kendilerini Cezaevi

personeline teslim ettiğini, ailesiyle görüştürülmediğinden durumu kimseye

haber veremediğini, bir ay kadar sonra ağabeyine olayla ilgili bilgi verdiğini,

olayın üzerinden zaman geçmesi nedeniyle vücudunda herhangi bir darp ve cebir

izi olmadığını, bu nedenle adli muayene raporu aldırmak istemediğini

belirtmiştir.

10. Başvurucuyla birlikte aynı suçtan

tutuklanan A.B. 19/12/2011, E.K. 8/6/2012 tarihli Cumhuriyet Savcılığındaki beyanlarında,

terör örgütü üyeliği suçundan tutuklandıkları öğrenilince külot dışındaki

giysilerinin çıkarılarak tekme tokat dövüldüklerini ve kendilerine hakaret

edildiğini söylemiştir.

11. Olaya ilgili kamera kayıtları

Cumhuriyet Savcılığı tarafından talep edilmiş ancak saklama süresi olan dört

ayın geçmesi nedeniyle kayıtların silindiği bildirilmiştir.

2. Şüpheli Kamu

Görevlilerinin Savunmaları

12. Şüpheli Jandarma Er E.A. 19/3/2013

tarihli, Jandarma Er A.D. 15/3/2012 tarihli, Jandarma Er M.E., T.T., Y.K., T.A.,

M.T., 20/1/2012 tarihli,Jandarma Onbaşı E.G. 20/1/2012 tarihli, Jandarma Çavuş

M.E.K. 20/1/2012 tarihlikolluktaki ifadelerinde olay günü Cezaevinde

olduklarını, gelen tutukluları ve olayı hatırlamadıklarını söylemişlerdir.

13. Şüpheli Polis Memurları M.A.,

A.K., H.Ü.Ş., Ş.Y. ve R.Y. 7/12/2011 tarihli kolluktaki ifadelerinde olay günü

6638 kod No.lu minibüste görevliyken terör olaylarından E.K., R.Y. ve Sedat

Ekmekçi isimli çocukları tutuklandıkları için Cezaevine götürmek üzere teslim

aldıklarını, Çiğli Çocuk Şube Müdürlüğüne uğrayarak başka bir suçtan tutuklanan

R.M.T. isimli çocuğu da araca aldıktan sonra saat 15.00 sıralarında Bergama’ya

hareket ettiklerini, Cezaevinden bir görevliyi de alarak Bergama Devlet

Hastanesinden çocukların adli muayene raporlarını aldırdıklarını, Cezaevinde

jandarma eşliğinde çocukların kaydının yapıldığını, askerlerle birlikte

çocukları infaz koruma memurlarına teslim ettiklerini, hiçbir görevlinin

çocuklara kötü muamelede bulunmadığını söylemişlerdir.

14. Şüpheli İnfaz Koruma Memuru M.T.

1/12/2011 tarihli Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde; tutuklanarak Cezaevine

gelen şüphelilerin Cezaevi Jandarma Karakol Komutanlığında üst araması yapılıp

kayıtları alındıktan sonra koğuşlara yerleştirilmek üzere kendilerine getirildiğini,

o gün gelen dört şüphelinin de aynı şekilde jandarmadan kendilerine

getirildiğini, gelen tutukluların teslim edilirken jandarma tarafından kötü

muameleye maruz kaldıkları yönünde şikâyetlerinin olması durumunda ya da

kendilerinin darp ve cebir izi görmeleri hâlinde rapor için tutukluları tekrar

hastaneye sevk edebileceklerini ancak böyle bir durumun olmadığını söylemiştir.

3. Tanık Beyanları

15. İnfaz Koruma Memuru tanık M.Y.

28/11/2011 tarihli Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde; kesin tarihini hatırlamamakla

birlikte 2011 yılı Haziran ayı içinde İzmir Çocuk Şube Müdürlüğünden E.K. ve

ismini hatırlamadığı iki çocuğun polis memurları tarafından Cezaevine

getirildiğini, kendisinin Cezaevi ana giriş kapısı nöbetçisi olarak olay günü

görevli olduğunu, rutin uygulama gereği gelen çocukların önce jandarma

tarafından kayıt işlemi yapılmak üzere Jandarma bölük binasına götürüldüğünü,

beş on dakika sonra üç çocuğun geri geldiğini, hâllerinde bir anormallik

görmediğini, jandarma tarafından çocukların İnfaz Koruma Memuru M.T.ye teslim

edildiğini, memurun görevi gereği çocukların üzerinde arama yaptığını, daha

sonra Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) kayıt yaparak haklarında dosya

açtığını, parmak izlerini aldıktan sonra çocukları geçici odaya gönderdiğini, arama

sırasında çocuklarda herhangi bir darp ve cebir izi görmediğini, çocukların

kendisine darbedildikleri yönünde bir şey söylemediklerini beyan etmiştir.

16. Olay günü başka bir suçtan

tutuklanan ve aynı araçla Cezaevine götürülen tanık R.M.T. 19/12/2011 tarihinde

Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde araçta bulunan diğer üç kişinin

darbedildiğini görmediğini, olayla ilgili bilgisinin bulunmadığını ifade

etmiştir.

4. Soruşturmada Yapılan

Diğer İşlemler

17. Başvurucunun Cezaevine girmeden

önce 23/6/2013 tarihinde Bergama Devlet Hastanesi tarafından verilen raporunda

darp ve cebir izinin bulunmadığı belirtilmiştir.

18. Başvurucu tutuklandıktan sonra

Bergama Çocuk Tutukevi Müdürlüğünün 23/6/2011 tarihli tutanağına göre saat

19.30’da Polis Memuru M.A. tarafından İnfaz Koruma Başmemuru M.T.ye teslim

edilmiştir.

19. Başvurucu ve diğer iki arkadaşının

işkence ve kötü muamele iddialarıyla ilgili dilekçe vermeleri üzerine İnfaz

Koruma Memurları M.T. ve M.Y. hakkında resen açılan disiplin soruşturması

sonucunda kamu görevlilerinin atılı fiili işlemedikleri gerekçesiyle ceza

verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

5. Soruşturma Sonucunda

Verilen Karar

20. Soruşturma sonucunda Bergama

Cumhuriyet Başsavcılığının 13/7/2012 tarihli ve 2011/3519 Soruşturma ve

K.2012/992 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı şöyledir:

“…

Yapılan soruşturma sonucu müştekileri

İzmir'den getiren polis memuru olan şüphelilerin, cezaevinde infaz koruma

görevlisi olan şüphelilerin ve jandarma görevlisi olan şüphelilerin savunmalarında

suçlamaları kabul etmedikleri,

Müşteki Sedat vekilinin ve

müştekilerin ifadelerinde belirttikleri ve kendilerine yapılan işkence ve kötü

muameleyi gördüklerini iddia ettikleri tanık R.M.T. alınan ifadesinde,

müştekilerle birlikte Bergama Çocuk D Tipi Cezaevine götürüldüğünü, cezaevine

geldiklerinde komutanın kendilerini odasına aldığını, vücutlarında kesik ve

dövme izi olup olmadığını kontrol ettiklerini, müştekilere tekme ve tokat

atılmadığını, hakaret içeren sözler söylendiğini duymadığını belirttiği,

Yapılan soruşturma sonucu toplanan

delillere ve dosya içeriğine göre müşteki Sedat vekilinin gerçekleştiğini iddia

ettiği suç tarihinden 4 ay kadar sonra şikâyetçi olduğu, bu nedenle

müştekilerin kasten yaralama suçuna maruz kaldıklarına ilişkin herhangi bir

adli raporun bulunmadığı, Cezaevine giriş ve çıkışları gösterir kamera kaydı

olduğu, ancak müştekilerin kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia ettikleri

Cezaevi jandarmasına ait yerleri gören kamera olmadığı, şüphelilerin atılı

suçlamayı kabul etmedikleri, Cezaevinde infaz koruma memuru olan tanık M.Y.

ifadesinde;müştekilerin üst aramasını yaptığını, yaralanma izi görmediğini,

kendilerini getirenlerden şikâyetleri olup olmadığını sorduğunda şikâyetlerinin

olmadığını söylediklerini beyan ettiği, müşteki vekilinin tanık olarak

gösterdiği ve müştekilerin cezaevine getirilmeleri ve cezaevine alınmaları

sırasında yanlarında bulunan tanık R.M.T.nin alınan ifadesinde müştekilerin

iddialarını doğrulamadığı, müştekilere herhangi bir kötü muamele ya da söz

söylendiğini duymadığını belirttiği, bu nedenle yapılan soruşturma sonucu

şüphelilerin müştekilere karşı atılı suçları işlediklerine ilişkin hiçbir tanık

beyanı ve maddi delil ile desteklenmeyen soyut iddialarından başka kamu davası

açılmasına yeterli şüphe oluşturacak deliller elde edilemediği anlaşılmakla,

Şüpheliler hakkında kamu adına

kovuşturmaya yer olmadığına [karar

verilmiştir].”

21. Bu karara başvurucu tarafından

yapılan itiraz, Bergama Sulh Ceza Mahkemesinin 12/9/2014 tarihli ve 2014/258

Değişik İş sayılı kararıyla “iddiaların gerekli ve yeterli şekilde

araştırılıp irdelendiği ve bunun neticesinde verilen kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararda usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği” gerekçesiyle

reddedilmiştir.

22. Ret kararı 10/10/2014 tarihinde

başvurucu vekiline tebliğ edildiğinden 10/11/2014 tarihinde yapılan bireysel

başvuruda süre aşımının bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. İlgili Hukuk

23. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun 86., 94., 106., 125. ve 278. maddeleri.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 11/1/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, 23/6/2011 tarihinde

tutuklanmaları üzerine Cezaevine getirildiklerinde polis memuru ve jandarma tarafından

hakaret, tehdit, darp, kötü muamelede bulunulması üzerine şikâyetçi olduğunu,

çıplak arama yapılarak özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini, yapılan

soruşturmada kamera kayıtlarının getirilmediğini ve üzerinde bilirkişi

incelemesi yaptırılmadığını, revir kayıtları ile tutuklularca verilen

dilekçelerin incelenmediğini, kendisinin cezaevi dosyasının getirilmediğini,

teşhis yaptırılmadığını, olay günü görevli personellerin ve askerlerin

ifadesinin alınmadığını, şikâyetçilerin olaydan bir yılı aşkın süre sonra

ifadesinin alındığını, soruşturmanın üç buçuk yılda neticelendiğini,

soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının aynı zamanda infaz savcısı olması

nedeniyle tarafsız olmadığını, bir kez ifadesine başvurulması dışında

soruşturmaya katılımının sağlanmadığını, delillerin suça karışan jandarma ve

Cezaevi görevlileri tarafından toplandığını, Kürt kökenli olmasının tesiriyle

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu karara yaptığı itirazın

duruşma yapılmadan kesin ve gerekçesiz olarak reddedildiğini, itiraz yolunun

etkisiz olduğunu, itirazın reddine dair kararın temyiz edilemediğini belirterek

Anayasa'nın 10, 17, 19., 20., 36. ve 40. maddelerinde güvence altına alınan

ayrımcılık yasağı, işkence ve kötü muamele yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı, özel hayatın gizliliği, iki dereceli yargılanma, bağımsız ve tarafsız

yargı yerinde yargılanma, duruşmalı inceleme, gerekçeli karar ve etkili başvuru

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti, yeniden soruşturma

yapılması ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple başvurucunun kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı ile özel hayatın gizliliğine ilişkin ihlal iddiaları işkence ve

kötü muamele yasağının maddi boyutu kapsamında; iki dereceli yargılanma,

bağımsız ve tarafsız yargı yerinde yargılanma, duruşmalı inceleme, gerekçeli

karar ve etkili başvuru hakkına ilişkin iddiaları ise işkence ve kötü muamele

yasağının usul yükümlüğü kapsamında incelenmiş; ayrımcılık yasağı ise ayrı bir

başlık altında değerlendirilmiştir.

27. Başvurucunun iddiaları ve

başvuruya konu soruşturma kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler Anayasa'nın

17. maddesinin maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği konusunda değerlendirme

yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte kanıt unsuru içermemektedir. Bu nedenle

başvurucunun 23/6/2011 tarihinde Cezaevinde bir polis memuru ve jandarmalar

tarafından işkence yapıldığı iddialarının sağlıklı bir şekilde

değerlendirilebilmesi, ancak devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü gerektiği

gibi yerine getirip getirmediğinin tespiti ile mümkün olabileceğinden başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına

alınan işkence ve kötü muamele yasağının usul boyutu ile sınırlı olarak

yapılmasına karar verilmiştir.

1. İşkence ve Kötü Muamele

Yasağına İlişkin İddia

28. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü

ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca

Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden

kişilere Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.

29. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

30. Anayasa’nın 17. maddesi şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…”

31. Bireyin, bir devlet görevlisi

tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde

bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili resmî

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir (Tahir Canan, § 25).

Ancak etkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi için öncelikle işkence ve kötü

muamele konusundaki iddiaların uygun delillerle desteklenmesi gerekir. İddia

edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her türlü makul şüpheden uzak

kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt; yeterince ciddi, açık ve

tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de

oluşabilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28). Ancak bu uygun

koşulların tespiti hâlinde bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğinden

bahsedilebilir.

32. Devletin kötü muamele yasağı

kapsamındaki usul yükümlülüğü, her kötü muamele olayının sorumlularının

belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma

yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, insan onurunu koruyan

hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve kamu görevlilerinin veya diğer

bireylerin kötü muamele niteliğindeki filleri nedeniyle hesap vermelerini

sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §

110)

33. Ceza soruşturmasının amacı, insan

onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların hesap

vermelerini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak bir sonuç

elde etmeyi değil uygun araçların kullanılmasını gerektirir. Diğer yandan

Anayasa'nın 17. maddesi, başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle

yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 113)

34. Ceza soruşturmasının etkili

olması için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek kötü muamele

iddiasını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün

delilleri tespit etmesi gerekir. Yetkililer şikâyet yapılır yapılmaz harekete

geçmeli, bir şikâyet olmasa bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren

yeterli belirtiler olduğunda soruşturma açmalıdır(Cezmi Demir ve diğerleri,

§§ 114, 116)

35. Ceza soruşturmasının etkinliğini

sağlayacak hususlardan biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için

soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda mağdurun

meşru menfaatlerini korumak için gerekli olduğu ölçüde sürece katılması

sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 115)

36. Kamu görevlileri tarafından

yapıldığı iddia edilen kötü muameleler hakkında yürütülen soruşturmaların

etkili olması için soruşturmadan sorumlu olan, inceleme ve tetkikleri yapan

kişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması gerekir. Soruşturma

makamlarının sadece hiyerarşik ve kurumsal bağımsızlığı yeterli olmayıp aynı

zamanda soruşturmanın da fiilen bağımsız olarak yürütülmesi gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 117)

37. Kötü muameleye ilişkin bir

soruşturmanın olabildiğince süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı

durumlarda soruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak

böyle bir durumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri olayın

aydınlatılabilmesi, hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı

eylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi

açısından büyük öneme sahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 119)

38. Başvurucu, üç kişiyle birlikte

tutuklandıktan sonra Cezaevi Jandarma Komutanlığında görev yapan askerler ve

sivil bir polis memuru tarafından darp, tehdit, hakaret edildiğini gösteren

doktor raporuna veya gerçekten kötü muamele gördüğüne dair makul bir açıklamayı

destekleyen bir kanıt unsuruna ya da delil başlangıcına iddialarını

dayandırmamıştır.

39. Gözaltında oldukları için dış

dünyayla ilişkileri kesilen veya kendilerine destek olabilecek ve gerekli

kanıtları oluşturabilecek doktor, avukat, aile yakını veya arkadaşlarla

görüşmeleri her an olanaklı olmayan başvurucuların gözaltı sırasında maruz

kaldıkları kötü muamele şikâyetlerini kanıtlamaları zordur (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 99).

40. Başvuru konusu olaydaki gibi

işkence ve kötü muamelenin gerçekleşip gerçekleşmediğine, gerçekleşmişse

faillerinin kim olduğuna dair somut bir bilginin bulunmadığı durumlarda

-özellikle de olayın gerçekleştiği zamanda ve yerde- ilk anda yürütülecek

soruşturma işlemleri çok büyük önem arz etmektedir. Geçen zamanla birlikte

kaçınılmaz bir şekilde delillerin kaybolması, tanıkların yer değiştirmesi ve

yaşananları hatırlamanın güçleşmesi gibi nedenlerle delil toplama ve olayın

gerçekleşme şeklini belirlemenin giderek zorlaşacağı açıktır (Yavuz Durmuş

ve diğerleri, B. No: 2013/6574, 16/12/2015, § 62). Bu nedenle başvurucunun

bu kapsamdaki iddialarına ilişkin olarak ancak dosyadaki tüm verilerin birlikte

incelenmesi hâlinde bir sonuca ulaşılması mümkündür.

41. Somut olayda başvurucu 23/6/2011

tarihinde Cezaevinde getirildiğinde hakaret, tehdit, darp edildiğine dair

işkence ve kötü muamele iddialarında bulunmuş ancak 18/10/2011 tarihine kadar

yaklaşık dört ay boyunca iddialarını yetkili bir soruşturma mercii önüne

taşımadan beklemek suretiyle pasif bir tutum sergilemiştir. Başvurucu,

şikâyetçi olduktan sonra verdiği ifadesinde de vücudunda herhangi bir işkence

ve kötü muamele izi bulunmadığından doktor raporu aldırılmasına gerek

olmadığını söylemiştir.

42. Başvurucu, soruşturmada kamera

kayıtlarının getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, revir

kayıtları ile tutuklularca verilen dilekçelerin incelenmediğini, kendisine ait

Cezaevi dosyasının getirilmediğini, teşhis yaptırılmadığını, olay günü görevli

personellerin ve askerlerin ifadesinin alınmadığını, şikâyetçilerin olaydan bir

yılı aşkın bir süre sonra ifadesinin alındığını, soruşturmanın üç buçuk yılda

neticelendiğini, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının aynı zamanda infaz

savcısı olması nedeniyle tarafsız olmadığını, bir kez ifadesine başvurulması

dışında soruşturmaya katılımının sağlanmadığını, delillerin suça karışan

jandarma ve Cezaevi görevlileri tarafından toplandığını ileri sürmüştür. Ancak

başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığını gösterecek doktor raporu vb. başka bir

delil ileri sürmemesine rağmen şikâyet dilekçesi vermesi üzerine derhâl

soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, kamera kayıtlarının getirtilmediğini,

görevli personelin ve askerlerin ifadesinin alınmadığını, delillerin suça

karışan jandarma ve Cezaevi görevlileri tarafından toplandığını ileri sürmüş

ise de Cumhuriyet Savcılığı tarafından görevli jandarma, polis ve infaz koruma

memurlarının kimlikleri tespit edilerek şüpheli ya da tanık sıfatıyla ifadeleri

alınmış, kamera görüntülerinin temini için gerekli yazışmalar yapılmıştır.

Ayrıca ilgili infaz koruma memurları hakkında disiplin soruşturması yapılması

için talimat verilmiş, başvurucunun şikâyet dilekçesinde adı geçen başka bir

suçtan tutuklanarak aynı araçla Cezaevine geldiğini ifade ettiği kimliğini bilmediği

tanık R.M.T.nin kimlik bilgileri Cezaevinden sorulup tespit edilmiştir.

43. Başvurucunun olaya karıştığını

ileri sürdüğü şüpheli jandarmalar E.G., M.T., T.A., T.T., M.E.K., M.E. ve

Y.K.nin ifadeleri bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından; sanık M.Ç. dışındaki

diğer infaz koruma memuru ve polis memurları ile tanıkların ifadeleri ise gerek

istinabesuretiyle gerek Cumhuriyet savcıları gerekse kolluk görevlileri

tarafından; başvurucunun kimliğini bilmediği tanık R.M.T.nin ifadesi de

Cumhuriyet savcısı tarafından alınmıştır. Cezaevinden gelen yazıda kamera

kayıtlarının dört ay sonra silindiği bildirildiğinden görüntü incelemesi

yapılamamıştır.

44. Başvurucu ayrıca etkili soruşturma

yürütülmesinin mümkün olduğu bir dönemde ve bu konuda resen tespit edilmiş veya

başvurucu tarafından ortaya konmuş herhangi bir engelleyici durumun mevcudiyeti

de söz konusu olmamasına rağmen olayın üzerinden geçen yaklaşık dört ay boyunca

gerek kendisi tarafından gerekse müdafii veya görüştüğü yakınları vasıtasıyla

suç ihbarında bulunmak yerine sessiz kalmayı tercih etmiştir. Dolayısıyla

iddialar bakımından çok önemli deliller arasında yer alan adli muayene raporu

ve kamera görüntülerinin elde edilme olanağının ortadan kalkmasında soruşturma

makamına izafe edilebilecek bir sorumluluk bulunmamaktadır.

45. Başvurucu tarafından ayrıca

soruşturmanın makul sürede bitirilmediği ileri sürülmüştür. Başvurucunun

şikâyet dilekçesi verdiği 18/10/2011 tarihinde başlayan soruşturmayla ilgili

olarak 13/7/2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kısa

bir sürede sonuçlandırılmasına rağmen üç müşteki ve 16 şüphelinin bulunduğu

soruşturmanın tebligat aşamasıyla birlikte itiraz ve kesinleşme süreci

12/9/2014 tarihine kadar sarkmış, şikâyet tarihinden itibaren soruşturma

yaklaşık 2 yıl 11 ayda tamamlanabilmiştir. Her ne kadar kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın tebligat ve kesinleşme aşaması uzun sürmüşse de bir

bütün olarak 2 yıl 11 aylık sürede tamamlanan soruşturmanın makul süreyi

aştığının söylenebilmesi mümkün görülmemiştir.

46. Başvurucu delillerin suça karışan

jandarma ve Cezaevi görevlileri tarafından toplandığını, ayrıca soruşturma

savcısının aynı zamanda infaz savcısı olması, Cezaevinden sorumlu personelin

burada işlenecek işkence ve kötü muamele eylemlerinden dolayı sorumluluğunun

bulunması nedenleriyle soruşturmanın tarafsız yürütülmediğini ileri sürmüştür.

47. Birtakım idari faaliyetlerinin

bulunabileceği kabul edilmekle birlikte savcılık makamı bir yargı organıdır ve

yargı faaliyetlerinin yerine getirilmesinde bağımsızlık ve tarafsızlık

esaslarına göre yeterli teminata sahip olmalıdır. (Sinan Işık, B. No:

2013/2482, 13/4/2016, § 66).

48. Başvurucu, haklarında soruşturma

yapılan şüpheliler tarafından delillerin toplandığını ileri sürmüşse de hangi

delilin hangi şüpheli tarafından toplandığına dair somut bir bilgi

verilmediğinden soyut ve muğlak nitelikteki bu iddia dayanaksız olarak

değerlendirilmiştir. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca ihbar veya başka bir suretle bir suçun

işlendiği izlenimini veren bir durumu öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer

olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamakla

görevli Cumhuriyet savcısının aynı zamanda idari görevi kapsamında yetkili

olduğu cezaevinde görev yapan kişilere isnat edilen suçları soruşturmasının tek

başına onun taraflı ve ön yargılı olacağı anlamına gelmesi mümkün olmadığı gibi

Cumhuriyet savcısının hangi tutum ve/veya davranışı nedeniyle soruşturmanın

tarafsızlığına gölge düşürdüğüne dair somut bir açıklama yapılmadığı

anlaşıldığından soruşturmanın taraflı yapıldığı söylenemeyecektir.

49. Başvurucu; soruşturma boyunca bir

kez ifadesinin alındığını, bunun dışında soruşturmaya katılımının

sağlanmadığını, itiraz üzerine duruşmasız yapılan inceleme sonucunda gerekçesiz

ve kesin olarak karar verildiğini belirterek işkence ve kötü muamele yasağının

usul yönünden edildiğini ileri sürmüştür.

50. Vekili aracılığıyla verdiği

18/10/2011 tarihli şikâyet dilekçesinden sonra 16/12/2011 tarihinde başvurucunun

ifadesi alınmıştır. Başvurucu ayrıca soruşturma süresi boyunca kendini vekille

temsil ettirmiş, soruşturma evraklarına ulaşamama gibi bir durum ile

karşılaştığına dair bir bilgi ya da belge sunmamıştır.

51. Başvurucu kovuşturmaya yer

olmadığına dair karara yaptığı itirazın duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden

sonuçlandırılmasını da ihlal nedeni olarak göstermiştir. Başvurucu 5271 sayılı

Kanun’un 271. maddesi uyarınca itiraz incelemesinin duruşmalı olarak

incelenmesini talep etmediği gibi duruşmasız inceleme yapılmasının başvuruyu ne

şekilde etkisiz kıldığı yönünde bir açıklama da yapmamıştır.

52. Soruşturma sonucunda verilen

kararda soruşturmayı etkileyebilecek tüm iddia ve savunmalar dosya kapsamındaki

delillere uygun bir şekilde değerlendirilerek sonuca ulaşılmıştır.

53. Açıklanan nedenlerle başvurucunun

herhangi bir delil ortaya koymadan ileri sürdüğü kötü muamele iddialarının

kovuşturmayı gerektirecek boyutta somut olgulara dayanmadığı anlaşıldığından ve

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence ve

kötü muamele yasağının usul boyutu bakımından açık ve görünür bir ihlal tespit

edilemediğinden iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmiştir.

2. Ayrımcılık Yasağına

İlişkin İddia

54. Başvurucu, Kürt kökenli olması

nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ileri sürmüştür.

55. Anayasa'nın 10. maddesi şöyledir:

"Herkes, dil, ırk, renk,

cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

...

Devlet organları ve idare makamları

bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar."

56. Ayrımcılık yasağının ihlal edilip

edilmediğinin tartışılabilmesi için kural olarak kişinin hangi temel hak ve

özgürlüğü konusunda ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz

kaldığının tespiti gerekir. Ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için

başvurucunun kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile

kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesi

yeterli olmayıp ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk,

cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerle

ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar [2], B. No: 2013/514, 2/10/2013, §

46).

57. Somut olayda başvurucunun ırk

temeline dayalı olarak kendisine ayrımcılık yapıldığını ileri sürmüş ise de bu

iddiasını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmadığı

anlaşılmış olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

58. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu

kısmının da diğer kabul edilebilirlik koşulları bakımından incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde BIRAKILMASINA 11/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/17642, 11 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. Üstün
  7. Kaleli
  8. Necipoğlu
  9. Güleç
  10. Mecek
  11. Ekmekçi
  12. I. Başvurunun Konusu
  13. II. Başvuru Süreci
  14. III. Olay Ve Olgular
  15. A. Olaylar
  16. B. İlgili Hukuk
  17. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  18. A. Başvurucunun İddiaları
  19. B. Değerlendirme
  20. A. Başvurunun açıkça dayanaktan
  21. B. Yargılama giderlerinin başvurucu
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/17642
Tarih
11 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • Şeyhmus İbrahimoğlu Başvurusu (B. No: 2014/17969)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/19291
  • Ali Şahin ve Cafer Aksakal Başvurusu (B. No: 2014/4230)
  • Liyadin Üzer Başvurusu (B. No: 2014/16198)
  • S. S. Ege Turkent Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2014/11398)
  • Utku Kalı Başvurusu (B. No: 2014/1358)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.