İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selma Elma Başvurusu (B. No: 2017/24902)

1. Başvuru, izinsiz düzenlenen basın açıklamasına katılan

Başvuru No2017/24902Tarih4 Temmuz 2019Okuma25 dk · 4.938 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Selma Elma Başvurusu

Karar tarihi
4 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2017/24902
R.G. Tarih ve Sayı
1/10/2019 - 30905
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.938 kelime·25 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, izinsiz düzenlenen basın açıklamasına katılan

başvurucunun idari para cezası ile cezalandırılmasının toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Arka Plan Bilgisi

8. Türkiye 15

Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve

Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016 tarihinden itibaren

olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir. 19/10/2016 tarihinden

itibaren geçerli olmak üzere OHAL dönemi doksan gün uzatılmıştır (darbe

teşebbüsüne ilişkin bilgiler için bkz. Aydın

Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20).

9. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün başarısız olmasından sonra

çıkarılan bazı kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile bazı kamu çalışanları

görevlerinden ihraç edilmiştir.

10. 4/11/2016 tarihinde Antalya Valiliği (Valilik), il genelinde

ve OHAL süresi boyunca düzenlenecek olan tüm kapalı/açık toplantıları, gösteri

ve yürüyüşleri, stant açılmasını, oturma eylemlerini, çadır kurulmasını, basın

açıklamalarını ve benzeri bildirimli veya bildirimsiz her türlü eylem ve

etkinlikleri Valiliğin ve kaymakamlıkların iznine bağlamış; izinsiz yapılacak

olan faaliyetlerin tümünü yasaklamıştır.

11. Valiliğin internet sitesinde yer alan söz konusu kararı şu

şekildedir:

" İlgi :

İçişleri Bakanlığı OHAL Koordinasyon Bürosunun 18.10.2016 tarih ve E.384 sayılı

Emir yazısı.

İlgi’de kayıtlı emir yazı ile terör örgütlerinin ülkemizin birlik ve

bütünlüğüne kast eden eylemlerini çok farklı yol ve yöntemlere başvurarak (yollara

el yapımı patlayıcı madde döşemek, güvenlik kuvvetlerimize ve masum

vatandaşlarımıza yönelik silahlı ve bombalı araç düzeneği ile) saldırıda

bulunduğu, öte yandan Anayasa ve yasalarla güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşleri gibi temel hak ve hürriyetleri de istismar ettikleri,

Özellikle son günlerde PKK/KCK terör örgütü

tarafından bomba yüklü araçlarla düzenlenen saldırılarda bir çok şehit ve

yaralının olduğu, DEAŞ terör örgütü tarafından daha önce düzenlenen terör

saldırıları nedeniyle çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve çok

sayıda vatandaşımızın da yaralandığı, yine DEAŞ terör örgütünün ülkemizdeki sol

tandanslı grupların gerçekleştirebilecekleri toplantı, miting, yürüyüş

faaliyetleri olmak üzere düzenlenecek muhtemel etkinliklerde sansasyonel eylem

girişiminde bulunabilecekleri,

Dolayısıyla son dönemde darbe girişimi ve Doğu

ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde yaşanan gelişmeler dikkate alındığında

ülkemiz genelinde olduğu gibi ilimiz genelinde de milli hassasiyetin üst

seviyeye ulaştığı, terör örgütlerinin bu durumu kötüye kullanıp ilimizde

kargaşa ve kaos ortamı oluşturacağı değerlendirilmektedir.

Bu kapsamda, terör örgütlerine ait planlarının

bertaraf edilmesi, özellikle açık alanlarda yapılacak gösteri yürüyüşleri, stand açma, oturma eylemi, çadır kurma, basın açıklamaları

vb. etkinliklerde karşıt görüşlü grupların karşı karşıya gelmemesi, tesis

olunan huzur ortamı ile milli güvenlik ve kamu düzeninin bozulmaması,

Cumhuriyetin temel nitelikleri, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez

bütünlüğü, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla,

2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri

Kanunu’nun 'Toplantının Ertelenmesi veya Bazı Hallerde Yasaklanması' başlıklı

17. maddesinde yer alan 'Bölge Valisi, Vali veya Kaymakam milli güvenlik, kamu

düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı

bir ayı aşmamak üzere engelleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın

tehlike olması halinde yasaklayabilir,'

5442 Sayılı İller İdaresi Kanunu’nun 11/C

maddesinde yer alan 'İl sınırları içerisinde huzur ve güvenliğin, kişi

dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin,

kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi Valinin ödev ve

görevlerindendir. Bunları sağlamak için Vali gereken karar ve tedbirleri alır,

bu hususta alınan ve ilan olunan karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında

66.madde hükmü uygulanır.'

Anayasanın 121. maddesinin 2.bendinde yer alan

'119. madde uyarınca ilan edilen Olağanüstü Hallerde vatandaşlar için

getirilecek, para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile Olağanüstü hallerin her

türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15. maddesindeki ilkeler

doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıl

durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı,

kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerin

durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri,

Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.'

2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun

'Tedbirler' başlıklı 11. maddesinin (m) bendinde yer alan 'Kapalı ve açık

yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak, ertelemek,

izne bağlamak veya toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yapılacağı yer ve zamanı

tayin, tespit ve tahsis etmek, izne bağladığı her türlü toplantıyı izletmek, gözetim

altında tutmak veya gerekiyorsa dağıtmak' amir hükümleri uyarınca;

İlimiz merkez ve ilçelerinde yapılacak ve 2911

sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 'İstisnalar' başlıklı 4.

maddesi dışında kalan 'Kapalı/Açık yer toplantıları, gösteri yürüyüşleri, stant

açma (ticari stantlar hariç), oturma eylemi, çadır kurma, basın açıklaması vb.

tarzdaki bildirimli veya bildirimsiz her türlü eylem ve etkinliklerin'

TAMAMININ Olağanüstü Hal Süresince Valiliğimizin ve Kaymakamlıklarımızın İZNİNE

BAĞLANMASI ve izinsiz yapılacak her türlü faaliyetlerin tümünün İL GENELİNDE

YASAKLANMASI ..."

B. Somut Olaya İlişkin

Bilgiler

12. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

13. Başvurucu, öğretmen olup Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası (Sendika) üyesidir.

14. Sendika, Valiliğin 4/11/2016 tarihli kararının geçerli

olduğu süreçte yetkili idari mercilerden izin almaksızın 19/1/2017 tarihinde

Antalya Millî Eğitim Müdürlüğü (Millî Eğitim Müdürlüğü) önünde Sendika üyesi ve

aynı zamanda şube yürütme kurulu üyesi olan H.T.nin

meslekten ihraç edilmesini kınamak amacıyla basın açıklaması düzenlemiştir.

Başvurucu da Sendika tarafından düzenlenen söz konusu basın açıklamasına

katılmıştır.

15. Başvurucu hakkında izinsiz olarak yapılan basın açıklamasına

katılarak emre aykırı davranışta bulunduğu gerekçesiyle 30/3/2005 tarihli ve

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca idari para cezası

uygulanmıştır. Yaptırım kararı 23/3/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 29/3/2017 tarihinde idari para cezasına karşı

Antalya 3. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) itirazda bulunmuştur.

17. Hâkimlik 20/4/2017 tarihli kararı ile itirazı kesin olarak

reddetmiştir. Karar gerekçesinde; Valiliğin etkinliklerin yasaklanmasına

ilişkin 4/11/2016 tarihli yazısına atıf yapılarak başvurucunun izinsiz basın

açıklamasına katıldığının tutanaklarla tespit edildiği, 5326 sayılı Kanun'un

32. maddesi kapsamında emre aykırı davranış eylemi nedeniyle başvurucu hakkında

düzenlenen idari para cezasının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmiştir.

18. Hâkimliğin kararı başvurucu vekiline 26/4/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. İlgili hukuk için bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No:2014/920,

25/5/2017, §§ 22-31; Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, B. No: 2014/17391, 19/4/2018,

§§ 24-30 kararları ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 15.

maddesinin yorumuna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı için

bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

148-160).

A. Ulusal Hukuk

20. 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun

11. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Bu Kanunun 3 üncü

maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince olağanüstü hal ilanında;

genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarının

yaygınlaşmasını önlemek amacıyla 9 uncu maddede öngörülen tedbirlere ek olarak

aşağıdaki tedbirler de alınabilir:

...

(m)

Kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak,

ertelemek, izne bağlamak veya toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer

ve zamanı tayin, tespit ve tahsis etmek, izne bağladığı her türlü taplantıyı izletmek, gözetim altında tutmak veya

gerekiyorsa dağıtmak,..."

B. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

21. AİHM, toplantı öncesi bildirim yükümlülüğüne ilişkin olarak

verdiği Skiba/Polonya ((k.k.),

B. No: 10659/03, 7/7/2009) kabul edilemezlik kararında toplantıyı organize ettiği

anlaşılan başvurucuya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle

verilen idari para cezasını orantılı bulmuş ve başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olduğuna karar vermiştir. Söz konusu karar özet olarak şu şekildedir:

i. Başvurucu, Hristiyan değerlerini savunmak amacıyla kurulan

bir derneğin başkan yardımcısıdır. 2002 yılında ilgili derneğe, iki gün sonra

bir sanat galerisinde Katolik çevrelerce dine aykırı kabul edilen bir sergi

düzenleneceği bilgisi ulaşmıştır. Sergi başladığında başvurucunun da aralarında

olduğu otuzdan fazla kişi galeri önünde toplanmıştır. Grup 45 dakika boyunca

protesto konularına ilişkin pankart taşımış ve el ilanları dağıtmıştır.

Gösteriyi yöneten başvurucu, gruba yönelik olarak yüksek sesle konuşma yapmış

ve protesto sonuna kadar gruba dua ettirmiştir. Bir polis memuru başvurucuya

yaklaşarak kimliğini kontrol etmiştir. Daha sonra başvurucuya, bildirimde

bulunmaksızın toplantı düzenlediği gerekçesiyle 100 Avro para cezası

verilmiştir.

ii. Başvurucu karara itiraz etmiş ve itirazında sergiden iki gün

önce haberdar olduklarını, oysa en az üç gün öncesinde bildirimde bulunma şartı

bulunduğunu öne sürmüştür. Ayrıca başvurucu, serginin halk nezdinde öfkeye yol

açtığı ve dernek üyelerince dine hakaret niteliğinde olduğunun

değerlendirildiğini ileri sürmüştür. Yine başvurucu başka yer ve zamanda

yapılması hâlinde toplantının anlamsız hâle geleceğini iddia etmiştir. Bölge

mahkemesi davanın toplantı sırasında söylenenlerle ilgili olmadığını, para

cezasının salt bildirim yapılmaması nedenine dayandığını belirtmiştir.

iii. AİHM, başvurucunun para cezasıyla cezalandırılmasının

toplantı hakkına bir müdahale oluşturduğunu, ancak bu başvuruda cezanın

başvurucunun toplantıya katılması ya da toplantı sırasındaki ifadelerinden

dolayı değil toplantının düzenleyicisi olarak bilinçli bir şekilde bildirim

verme yükümlülüğüne ilişkin iç hukuk düzenlemelerine uygun davranmamış olması

nedeniyle verildiğini belirtmiştir. AİHM; iç hukuk normlarının amacının keyfî

olarak toplantı hakkını sınırlamak olmadığını, aksine otoritelerin barışçıl

toplantı haklarını kullanan kişilerle başkalarının haklarını bağdaştırmak

amacıyla gerekli adımları atmalarını sağlamak olduğunu ifade etmiştir.

iv. AİHM, dosyada, başvurucunun serginin yapılacağı bilgisinin kendilerine

geç ulaştığı ve bildirim için yeterli zamanları kalmadığı iddiasına ilişkin

olarak kamu otoritelerinin bu konuda sorumlu tutulmasını gerektirir herhangi

bir bilgi olmadığını, başvurucunun bildirim için sergiyi öğrendiği tarihten

toplantı başlayana kadar yeterli süresinin bulunduğunu ancak böyle bir

girişimde bulunmadığını, muhtemelen başvurucunun toplantıya izin verilemeyeceği

korkusuyla bildirimde bulunmadığını belirtmiş; başvurucunun bu korkusunu

temellendirmeye yönelik herhangi bir delili yerel mahkemelere ya da AİHM'e sunmadığını ifade etmiştir.

v. Ayrıca AİHM, derneklerin veya toplantı düzenleyenlerin

savunulmasına yardım ettikleri demokratik kurallara uygun davranmaları ve

yürürlükteki düzenlemelere saygı duymaları gerektiğinin altını çizmiştir. AİHM;

somut olayda bildirimde bulunulmamış, olay merkezî bir alanda gerçekleşmiş ve

diğer insanların hareket özgürlüğü engellenmiş olmasına rağmen yetkililerin

hoşgörü gösterdiğini belirterek başvurucu ve gruptakilerin istedikleri gibi

toplantı hakkını kullandıklarına dikkat çekmiştir.

vi. AİHM sonuç olarak başvurucunun sabıka kaydının

bulunmadığını, gösterinin barışçıl nitelikte olduğunu ve en hafif cezanın

uygulandığını tespit ederek yetkililerin gerekli itidali gösterdiğini

belirtmiştir. AİHM ayrıca, yetkililerin bu davranışının başvurucu üzerinde

herhangi bir caydırıcı etkiye yol açmayabileceğini, zira cezanın toplantıya

katılmak ya da dile getirilen görüşler dolayısıyla verilmediğini, yerel

mahkemelerin de cezanın amacını net bir şekilde ortaya koyduklarını ifade

ederek cezanın izlenen meşru amaçlarla orantısız olmadığına karar vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 4/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu, toplantı ve gösteri düzenleme hakkının anayasal

ve uluslararası güvencelerine değinmiş; barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş

kişilerin toplantı hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike

oluşturmayan, şiddet içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü

göstermesinin demokrasinin bir gereği olduğunu belirtmiştir. Barışçıl gösteri

sırasında veya sonrasında katılımcılara yönelik soruşturma ve cezalandırmaların

toplantı ve gösteri düzenlenme hakkını sınırlandığını belirten başvurucu,

kendisine uygulanan idari para cezasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

24. Ayrıca başvurucu; ilgili idari para cezasının Valilik

tarafından değil Kaymakamlık tarafından düzenlendiğini, bu durumun 5326 sayılı

Kanun'un 32. maddesine aykırı olduğunu, Kanun'a göre ilgili cezanın ancak vali

tarafından verilebileceğini iddia etmiştir. Başvurucu, aynı basın toplantısına

katılan ve idari para cezası yaptırımı ile karşılaşan sendika üyelerinin

itirazı sonucu bir başka sulh ceza hâkimliğinin cezanın Valilik yerine

Kaymakamlık tarafından verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu

gerekçesi ile idari para cezasının kaldırılmasına karar verdiğini belirtmiştir.

Başvurucu, aynı olay hakkında yargı organlarının farklı kararlar vermesinin

adil yargılanma hakkı kapsamında hukuki belirlilik ve güvenlik ilkesini ihlal

ettiğini iddia etmiştir.

25. Bakanlık görüşünde, 2935 sayılı Kanun'un 11. maddesinde

kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini izne

bağlamak hususunda idareye yetki verildiği ve Valiliğin 4/11/2016 tarihli İzne Bağlama ve Yasaklama Kararının yasal dayanağının bulunduğu

belirtilmiştir. Bakanlık görüşünde; itiraz üzerine verilen mahkeme kararındaki

tespit ve sonuçların yasanın uygulanması niteliğinde olduğu, bu anlamda kararın

Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı veya

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik

içermediği ifade edilerek uygulanan tedbirin demokratik toplum düzeninde

gerekli olduğu değerlendirilmiştir.

26. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

dilekçesindeki iddialarını yinelemiştir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü katıldığı

basın açıklaması sonrasında kendisine idari para cezası uygulanmasına

ilişkindir. Belirtilen nedenlerle başvurucunun şikâyetinin bir bütün olarak

toplantı ve gösteri düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

28. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

29. Anayasa'nın 15. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Savaş, seferberlik... veya olağanüstü

hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,

durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya

tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı

tedbirler alınabilir. ..."

30. Olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde alınan

tedbirlere ilişkin bireysel başvurular incelenirken Anayasa'nın 15. maddesinde

ortaya konulan temel hak ve özgürlüklerle ilgili güvence rejimi dikkate alınır

(Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

187-191). Valilik tarafından 4/11/2016 tarihinde verilen ve OHAL süresince

düzenlenecek her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşlerini Valiliğin ve

kaymakamlıkların iznine bağlayan karar ile bu karardaki emre uygun hareket

etmediği gerekçesiyle başvurucuya uygulanan idari yaptırımın olağanüstü hâl

ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğu açıktır.

31. Başvurucu hakkında uygulanan para cezasının Anayasa'da

öngörülen temel hakları ihlal edip etmediğinin incelenmesi Anayasa'nın 15.

maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucuya

para cezası uygulanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 34. maddeleri olmak üzere

diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (toplantı hakkına ilişkin

olarak Erdal Karadaş,

B. No: 2017/22700, 28/5/2019, § 49; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

bağlamında bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 193-195, 242; eğitim hakkı bağlamında bkz.

Mehmet Ali Eneze, B. No: 2017/35352, 23/5/2018, § 31; aile hayatına

saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti bağlamında bkz. Bayram Sivri, B. No: 2017/34955, 3/7/2018, § 47; din

özgürlüğüne ilişkin bkz. Murat Kalkan,

B. No: 2017/21904, 11/12/2018, § 41).

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

33. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sadece

kullanılması sırasında değil kullanılmasından sonraki işlemlerin de hak

üzerinde sınırlayıcı etkisi

bulunmaktadır (Dursun Soydan ve diğerleri, B. No:

2015/2948, 14/11/2018, § 39; Erdal Karadaş, § 46;sendika

hakkına ilişkin olarak bkz. Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 48). Bu sebeple başvurucunun

Sendikanın düzenlemiş olduğu basın açıklamasına katılmasına kolluk kuvvetleri

herhangi bir müdahalede bulunmamış olsa bile daha sonra idari para cezası ile

cezalandırılmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir

müdahale olduğu kabul edilmelidir (Dursun

Soydan ve diğerleri, § 39).

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

34. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,

...demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

35. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

36. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinin kanunla sınırlama

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır (5326 sayılı Kanun'un 32. maddesine

ilişkin kanunilik değerlendirmesi için bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §§ 52-69).

37. Öte yandan Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve

saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir”

denilmek suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin izin alma

koşuluna bağlanamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Toplantı ve gösteri

yürüyüşlerinin önceden izin alma şartına tabi tutulamayacağı hususu bu hakka

ilişkin olarak Anayasa’nın 34. maddesiyle getirilen ve Anayasa’nın 13.

maddesinde belirtilenlere ek bir güvence mahiyeti taşımaktadır (AYM,

E.2014/101, 2017/142, 28/9/2017, § 85).

38. 2935 sayılı Kanun'un 11. maddesinde genel güvenlik, asayiş

ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla

OHAL dönemlerinde toplantı hakkının kullanılmasının önceden izin alınması

şartına bağlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda Valilik bu

Kanun'a dayanarak toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesini OHAL süresince

izin şartına bağlamıştır. Başvurucuya uygulanan para cezası da bu izin şartının

yerine getirilmemiş olması sebebine dayandırılmıştır. Dolayısıyla olayda

başvurucuya uygulanan idari para cezasının Anayasa’nın 34. maddesinin birinci

fıkrasında yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenlenmesinin izin şartına bağlanamayacağı güvencesine aykırılık

teşkil ettiği açıktır.

39. Bununla birlikte bu güvenceye aykırı tedbirin olağanüstü dönemlerde

temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını

düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığı hususu

aşağıda incelenecektir.

ii. Meşru Amaç

40. Başvurucunun idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin

kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunmasına yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır (Dursun Soydan ve diğerleri,§ 43).

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

41. Anayasa Mahkemesi demokratik

toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini

daha önce pek çok kez açıklamıştır. Kolektif bir şekilde kullanılan ve

düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle

düşüncelerini açıklama imkânı veren ve ifade özgürlüğünün özel bir biçimi olan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı; çoğulcu demokrasilerin

gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve

yayılmasını güvence altına almaktadır (Ferhat

Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 40; Dilan Ögüz Canan

[GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § § 34, 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015,

§ 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 79; Osman Erbil,

B. No: 2013/2394, 25/3/2015, § § 31, 45).

(b)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun

Olması

42. Buna göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına

yapılan bir müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa (Dilan Ögüz Canan

§ 32; sendika hakkı bağlamında

bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet

Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,

16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, §

70) ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse

(Dilan Ögüz Canan,

§§ 33, 56; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74) demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c) Barışçıl

Toplanma Hakkı

43. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade

ile barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,

şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı

veya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır (Dilan Ögüz Canan,

§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 80; Osman

Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve

diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk

Akyüz, B. No: 2015/9247, 4/4/2018,

§ 54).

(d) Bildirim

Usulü ve Sınırlamanın Niteliği

44. Anayasa Mahkemesi, toplantı hakkının bildirim usulüne

bağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Söz konusu bildirimin amacı

toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını

güvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı

sağlamak olduğu sürece genel olarak hakkın özüne dokunmaz. Bildirim usulünün

uygulanmasının amacı, toplantı hakkının etkin şekilde kullanılması imkânını

sağlamaktır (Dilan Ögüz

Canan, § 39; Ali Rıza Özer ve

diğerleri, § 122; Osman Erbil,

§ 52).

45. Ayrıca derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel

durumlarda ve barışçıl nitelikte toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılması hâlinde

sadece bildirim yükümlülüğüne uyulmamış olması nedeniyle yapılacak müdahaleler

ölçüsüz bir sınırlama olarak kabul edilmelidir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 121, 122; katılımcılar

açısından derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarak

ayrıca bkz. Osman Erbil, §§ 65,

67; Sevinç Hocaoğulları,

B. No: 2015/271, 15/11/2018, § 48).

46. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu

düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlar

bu tehditleri bertaraf etmek amacıyla tedbirler alabilirler. Bu tedbirlere

aykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması

veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de ceza verilebilir (Dilan Ögüz Canan,

§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 81). Bu tedbir ve cezalar barışçıl toplantı hakkına

dolaylı sınırlamalara dönüşmemelidir. Toplantı hakkını kullanırken kamu

otoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,

§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürk

ve diğerleri, § 76; Erdal Karadaş,§ 61).

47. Bireyin bu şekilde korunması ihtiyacı nedeniyle toplantı

öncesi bildirim yükümlülüğüne uyulmaması hâlinde idare ve mahkemeler şu

ilkeleri gözetmelidir:

i. Toplantı barışçıl ise veya herhangi bir şiddet tehlikesi

bulunmuyorsa yalnızca bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı gerekçesiyle

dağıtılmamalıdır.

ii. Bununla birlikte bildirim usulü öngörülmesini anlamsız

kılacak şekilde hareket edilmemeli ve bu yükümlülüğün yaptırımsız bir emirden

ibaret olduğu düşünülmemelidir. Bu nedenle bildirim usulüne uyulmaması hâlinde

bu yükümlülüğü yerine getirmekle mükellef olanlara ölçülü bir yaptırım

uygulanabilmelidir. Ancak bildirim yükümlülüğünün ihlali nedeniyle uygulanacak

ceza yalnızca toplantıyı organize edenlere ya da yönetenlere yönelik olmalıdır.

İzin veya bildirime ilişkin prosedürlerin tamamlanıp tamamlanmadığından

toplantıyı organize edenler ya da yönetenler sorumlu olup sözü edilen

kişilerden olmayan katılımcıların bu süreçlerden haberdar olmalarının

beklenemeyeceği dikkate alınmalıdır.

iii. Toplantıyı organize edenlere ya da yönetenlere yaptırım

uygulanabilmesi için bu kişilerin bildirim prosedürüne başvurma imkânlarının

bulunması ve buna rağmen başvurmamış olmaları gereklidir.

iv. Toplantı, derhâl tepki verilmesini gerektiren olaylara

ilişkin olmamalıdır (bkz. § 45). Zira bu durumda bildirim şartına uyulmasını

beklemek hakkın özüne dokunabilir.

v. Ceza, izlenen meşru amaçlarla orantılı olmalıdır. Barışçıl

bir gösteri veya basın açıklaması nedeniyle ilke olarak bu gösteri ya da

toplantıya katılan kişilere kınanabilir bir olaya karışmadıkları sürece en

hafif kabul edilecek cezai bir yaptırım da uygulanmaması gerekir. Zira barışçıl

gösteriye katılanlar hakkında gösteri sonrasında idari para cezaları verilmesi

gibi yaptırımlar kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiye neden

olabilir (Rıza Gökçen Erus

ve diğerleri, § 55; Erdal Karadaş, § 68).

vi. İdare ve derece mahkemeleri para cezasının salt prosedürel yükümlülüklere uyulmaması nedeniyle verildiğini,

toplantıda dile getirilen görüşler ya da toplantıya katılmaktan

kaynaklanmadığını somut olayla ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya koymalıdır.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

48. Anayasa Mahkemesi daha önce 5326 sayılı Kanun'un 32.

maddesinde yer alan emre itaatsizlik

kabahatinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahale edilmesinde kullanılma riski

bulunduğuna işaret etmiştir (Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 87; Erdal Karadaş, § 65). Dolayısıyla

incelenen başvuruda yapılacak değerlendirmelerde bu husus diğer şartlarla

birlikte dikkatli bir şekilde gözetilecektir. Anayasa Mahkemesinin incelemesi

somut olaya ve Valilik kararının bu olaya etkisine özgü olup Valiliğin OHAL

döneminde düzenlenecek basın açıklamaları ve diğer etkinliklere ilişkin

4/11/2016 tarihli kararı bu başvurunun ve incelemenin doğrudan konusu değildir.

49. Valiliğin İzne Bağlama ve

Yasaklama Kararının gerekçelerinde terör örgütlerinin eylemlerine,

çok farklı yol ve yöntemler kullanarak saldırıda bulunduklarına dikkat

çekilmiştir. Kararda bu örgütlerin daha önce Anayasa ve yasalarla güvence

altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşleri gibi temel hak ve hürriyetleri de

istismar ettikleri belirtilmiştir. Yine kararda darbe teşebbüsü ile Doğu ve

Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan gelişmeler dikkate alındığında terör

örgütlerinin millî hassasiyetleri kötüye kullanmak suretiyle Antalya'da kargaşa

ve kaos ortamı oluşturabileceklerinin değerlendirildiği ifade edilmiştir (bkz.

§ 11).

50. Hâkimlik kararının gerekçesinde ise başvurucunun izinsiz

olarak basın açıklaması yaptığı ve Valiliğin buna ilişkin 4/11/2016 tarihli

kararına aykırı hareket ettiğinin tutanak ile tespit edildiği belirtilerek

cezanın usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. Somut olayda Hâkimlik,

başvurucunun şiddet eylemlerine karıştığına ve basın açıklamasının barışçıl

olmadığına ilişkin bir değerlendirmeye kararında yer vermemiştir (bkz. § 17).

Ayrıca idari para cezasına ilişkin polis tutanağında da bu hususlarda bir

tespit yer almamaktadır. Valilik kararına bakıldığında ortaya konulan

gerekçelerin OHAL ilan edilmesine neden olan gerekçelerle doğrudan bağlantılı

ve daha önce ülkede yaşanmış olaylara ilişkin genel gerekçeler olduğu

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olayda yaptırım konusu eylemlere özgü ve

somut bir gerekçenin söz konusu olmadığı görülmektedir (aynı yönde Erdal Karadaş, §

74). Bu çerçevede başvurucunun kınanabilir bir olaya karışmadan, sadece emre

aykırı davranış dolayısıyla cezalandırıldığı açıktır.

51. Buna göre ilk olarak somut olayda dosya içeriğinde

toplantıyı organize eden ya da yönetenler tarafından herhangi bir bildirim veya

izin prosedürüne başvurulduğuna yönelik bir bilginin mevcut olmadığı

görülmektedir. İkinci olarak başvurucunun başvuruya konu toplantıyı organize

edenler ya da yönetenler arasında yer aldığı yönünde bir tespite de rastlanmamıştır

(bkz. § 47). Bu nedenle başvurucunun sadece katılımcı olması nedeniyle idari

para cezası ile cezalandırılmasının toplantı hakkını kullanmasında dolaylı ve

caydırıcı bir etkisi olduğu değerlendirilmiş, başvurucuya verilen idari para

cezasının kamu düzeninin sağlanması ile başkalarının haklarının korunması için

zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği ve demokratik toplum

gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle müdahalenin toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkına ilişkin olarak olağan

dönemde Anayasa'nın 34. maddesine aykırı olduğu sonucuna

varılmıştır.

53. Bununla birlikte anılan müdahalelerin olağanüstü dönemlerde

temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını

düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

c. Anayasa'nın 15.

Maddesi Yönünden

54. Anayasa'nın 15. maddesine göre yapılacak inceleme, bireysel

başvuruya konu müdahalenin anılan maddenin ikinci fıkrasında sayılan hak ve

özgürlüklere dokunup dokunmadığı, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere

aykırı bulunup bulunmadığı ve durumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığının

tespitiyle sınırlı olacaktır (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 192-211, 344; Erdal

Karadaş, § 77).

55. Başvurucuya verilen idari para cezasının yaptırım

uygulanmasına neden olan toplantının izin şartına bağlanması sebebiyle

Anayasa'nın 34. maddesinin birinci fıkrasında yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin izin

şartına bağlanamayacağı güvencesine, başvurucunun toplantıyı

organize eden veya yöneten sıfatını haiz olduğunun ortaya konulmamış olması

sebebiyle de toplantı hakkına yapılan

müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olması

güvencesine aykırılık teşkil ettiği saptanmıştır.

56. Bu aşamada belirtilen anayasal güvencelere aykırı olduğu

saptanan, başvurucuya idari para cezası uygulanması yolundaki tedbirin

Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığı incelenecektir.

57. OHAL döneminde izin sisteminin öngörülmesinin amacı

yetkililere kamu düzenini bozabilecek olayların engellenebilmesi ve gerekli

tedbirlerin önceden alınabilmesi imkânını sağlamaktır. Belirtilen amaçlarla

OHAL dönemlerinde Anayasa'nın 34. maddesinin birinci fıkrasında yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin izin

şartına bağlanamayacağı güvencesine aykırı olarak izin sisteminin

uygulanmasının durumun gerektirdiği bir sınırlama olarak kabulü gerektiği

değerlendirilmiştir.

58. Somut olayda başvurucunun müdahale konusu olan basın

açıklamasına katılma eylemi 15 Temmuz darbe teşebbüsünden yaklaşık altı ay

sonra gerçekleşmiş ve söz konusu basın açıklaması OHAL dönemi içinde

yapılmıştır. Bu kapsamda müdahalenin konusunu oluşturan idari para cezası ve

müdahalenin nedenini oluşturan Valiliğin ilgili yazısı birlikte

değerlendirildiğinde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

kullanımının tamamen durdurulmadığı, sadece idarenin iznine bağlandığı, bu

sınırlamanın OHAL süresince geçici bir uygulama olduğu görülmektedir.

Dolayısıyla OHAL süresince de kişilerin idareden izin almak suretiyle haklarını

kullanabilecekleri açıktır.

59. Yine OHAL sürecinde izin alma yükümlülüğüne uyulması,

idarenin tedbir alabilmesi için olağan dönemlere göre daha fazla önem arz

etmektedir. Bununla birlikte barışçıl nitelikte olan toplantılarda izin alma

yükümlülüğünün -tıpkı bildirim yükümlülüğünde olduğu gibi- ilgili basın

açıklamasını organize edenlere ait olduğunun kabul edilmesi gerekir (bkz. §§

21, 47). Zira basın açıklaması veya toplantı ve yürüyüşlere katılanların

tamamından ayrıca bireysel bir izin başvurusu yapmaları beklenemeyeceği gibi

organize edilen herhangi bir toplantıya yalnızca katılan kişilerin söz konusu

toplantının yetkili mercilere bildirildiğini veya gerekli ise izin alındığını

bilmesi çoğu zaman mümkün değildir.

60. Buna göre somut olayda başvurucunun basın açıklaması

öncesinde izin yükümlüğünün bulunduğunun kabulüyle ve barışçıl nitelikte bir

etkinliğe sadece katılması dolayısıyla idari para cezasıyla cezalandırılması -durumun gerektirdiği ölçüde hakkın

sınırlanması gerekliliği karşısında- OHAL döneminde de izlenen amaçla orantılı

bir sınırlama olarak kabul edilemez.

61. Bu itibarla OHAL döneminde temel hak ve özgürlüklerin

kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15.

maddesinin başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik

Anayasa'nın 34. maddesinde belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşru

kılmadığı değerlendirilmiştir.

62. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde- başvurucunun Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına

alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

4. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

63. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

64. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkin

olarak kabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet

Doğan ([GK)] B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) başvurusuna

ilişkin karar.

65. Başvurucu, ihlal tespiti ile 10.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

66. Anayasa Mahkemesi, başvurucuya yönelik idari para cezası

şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk

koşulunu sağlamadığından başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

67. Bu durumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılması kapsamında Antalya 3. Sulh Ceza

Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Bu doğrultuda ihlal

sonucuna uygun olarak idari para cezasının iptali talebinin reddine ilişkin

mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ilgili Hâkimlikçe karar verilmesi

gerekmektedir.

68. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali

nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinin yeterli giderim

sağladığı değerlendirildiğinden tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ile 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.732,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Antalya 3. Sulh Ceza Hakimliğine (D. İş 2017/1973)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.732,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportörler

:

Yücel ARSLAN

Hilmi Can

TURAN

Başvurucu

:

Selma ELMA

Vekili

:

Av. Nusret

GÜRGÖZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/24902, 4 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Arka Plan Bilgisi
  7. Yasaklanması ..."
  8. B. Somut Olaya İlişkin
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Avrupa İnsan Hakları
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet
  16. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  17. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Kömürcü
  21. Topal
  22. M. Emin KUZ
  23. Seferinoğlu
  24. Turan
  25. Gürgöz
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/24902
Tarih
4 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Ergün Özlük Başvurusu (B. No: 2015/17513)
  • Mehmet Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/5433)
  • İbrahim Demiroğlu Başvurusu (B. No: 2017/15698)
  • Kudus-İ Şerifte Kain Maryakop Ermeni Kilisesi Vakfı Başvurusu (B. No: 2016/14982)
  • Cafer Koluman Başvurusu (B. No: 2016/4978)
  • Seda Tuç Başvurusu (B. No: 2017/16934)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.