İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şener Gülmedi Başvurusu (B. No: 2016/48072)

1. Başvuru, darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen

Başvuru No2016/48072Tarih18 Nisan 2019Okuma18 dk · 3.645 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şener Gülmedi Başvurusu

Karar tarihi
18 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2016/48072
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.645 kelime·18 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen

soruşturmada uygulanan gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/10/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yeniden

uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı

Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak

isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan

ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla

başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, 350).

10. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme

(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri

uygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya

kovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek

Mahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.

11. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda

FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul

etmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde

(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz

mercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde

verdiği kararlarda (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin

silahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.

12. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine

ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak

soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,

başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere

maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).

B. Başvurucuya İlişkin

Süreç

13. Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olan başvurucu,

Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma ve Anayasal

düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından yürütülen bir soruşturma

kapsamında 17/7/2016 tarihinde Tarsus Emniyet Müdürlüğünce gözaltına

alınmıştır.

14. Başvurucu 18/7/2016 tarihinde Tarsus Cumhuriyet

Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle,

FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başvurucu müdafii, atılı suçları işlediğine dair dosyada delil

bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir.

15. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı 18/7/2016 tarihinde

tutuklanması istemiyle başvurucuyu Tarsus Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

Başvurucunun sorgusu Tarsus Sulh Ceza Hâkimliğinde 19/7/2016 tarihinde

yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de

hazır bulunmuştur.

16. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:

"Ben savcılıkta ayrıntılı ifade vermiştim

doğrudur, aynen tekrar ederim, ayrıca biz savcılık aşamasında savcıbeye hakkımızda somut meşru bir suçlama olup

olmadığını sorduk sadece bize şablon şeklinde hazırlanmış sorular yöneltildi.

Ben buna rağmen somut olarak neyle suçlandığımı bilmememe rağmen bu isnatlara

dair kendimi aklama çabasına girdim. Bu kapsamda da darbe girişiminin olduğu

gün darbecilerin TRT ekranlarında bildiri okuyup sokağa çıkma yasağını ilan

ettikleri zamanda zamanda Cumhurbaşkanı'nın her şeyin

bittiğine dair konuşma yaptıktan sonra ben 3 yaşındaki çocuğumu da bırakarak

daha onurlu bir yaşam sürmek için eşimle birlikte sokağa çıktım. Darbeye karşı

geldim. Kaldı ki bununla ilgili telefon görüntülerim ve sokağa çıktığıma dair

tanıklarım vardır bununla birlikte tanıklarım eşim [F.G.] ile aynıdır,

suçsuzum, tutuksuz yargılanmak istiyorum."

17. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanmasına

karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... suçunu işlediklerine dair HSYK 2.

Dairesinin terör örgütüne üye olmaktan dolayı 16/7/2016 tarihindeki Hakimlik ve

Savcılıktan açığa alınma kararı bulunduğu, Ankara C. Başsavcılığının ihbarı

gibi somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delillerin henüz

toplanmamış olduğu, suçun katolog olduğu, suça

öngörülen hapis cezasıda öngörüldüğünde şüphelilerin

kaçma ihtimalinin bulunması da dikkate alınarak adli kontrol hükümlerinin bu

aşamada yetersiz kalacağı sonuç ve kanaatine varılarak şüphelilerin 2802 sayılı

Hakimler Savcılar Kanunun 94 maddesi atfı ile CMK 'nın

100 ve devam maddeleri uyarınca TUTUKLANMASINA ... [karar verildi.]"

18. Başvurucu 22/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiş, Adana 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 3/8/2016 tarihinde "... suçunu işlediklerine dair HSYK 2.

Dairesinin terör örgütüne üye olmaktan dolayı 16/07/2016 tarihindeki Hakimlik

ve Savcılıktan açığa alınma kararı bulunduğu, Ankara C.Başsavcılığının

ihbarı gibi somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu,

delillerin henüz toplanmamış olduğu, suçun katolog

olduğu, suça öngörülen hapis cezasıda öngörüldüğünde

şüphelilerin kaçma ihtimalinin bulunması da dikkate alınarak adli kontrol

hükümlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı sonuç ve kanaatine varılarak

şüphelilerin 2802 sayılı Hakimler Savcılar Kanunun 94 maddesi atfı dikkate

alınarak hakkında tutuklama kararı verildiği, bu tutuklama nedenlerinde her

hangi bir değişiklik bulunmaması ..." gerekçesiyle itirazın

kesin olarak reddine karar verilmiştir.

19. Başvurucu hakkında 2/9/2016 tarihinde Tarsus Sulh Ceza

Hâkimliğince resen yapılan incelemede benzer gerekçelerle tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir.

20. Başvurucu 8/9/2016 tarihli dilekçeyle tutukluluğun devamına

dair karara itiraz etmiş, Adana 7. Sulh Ceza Hâkimliğince 9/9/2016 tarihinde "...atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu,

dosya içeriğinde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin

bulunması, CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan kuvvetli

şüphe sebeplerinin varlığı halinde tutuklama nedeninin varsayılabileceğinin

belirtildiği suçlardan oluşu, adli kontrol uygulamasının anlaşılması dikkate

alındığında şüpheli hakkında verilen tutuklama kararında usul ve yasaya

aykırılık görülmediği..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak

reddine karar verilmiştir.

21. Başvurucuya anılan karar 9/9/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

22. Başvurucu 10/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

23. Soruşturmayı yürüten Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı

başvurucu hakkında 21/9/2016 tarihli kararıyla yetkisizlik kararı vererek

dosyayı Adana Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

24. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde

dava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkin genel

açıklamaların yer aldığı iddianamede; ilk olarak FETÖ/PDY'nin

kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle

kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve

hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir.

25. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse

örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı

ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:

i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve

Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 2. Dairesinin 16/7/2016 tarihli ve 345 sayılı

kararıyla başvurucunun meslekten uzaklaştırılmasına karar verildiği, 24/8/2016

tarihli Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildiği, ihraç kararının

29/11/2016 günü kesinleştiği belirtilmiştir.

ii. FETÖ/PDY tarafından örgütsel ve kriptolu haberleşme

maksadıyla tasarlanan ByLock

uygulamasının kullanıcı listesinde başvurucunun kaydı bulunduğu ileri

sürülmüştür.

iii. Örgütün yapısı, faaliyetleri hakkındaki bir kısım

hâkim/savcının beyanlarından başvurucunun örgüt üyesi olduğuna yönelik tanık

beyanlarının bulunduğu belirtilmiştir.

iv. FETÖ/PDY terör örgütünün yukarıda anlatılan yargı

yapılanması kısmında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere örgüt mensuplarının

örgütle olan bağını kuvvetlendirmek ve muhafaza etmek amacıyla örgüt içi

katalog evlilikle evlendirildiği ve kendisi gibi örgüt yapılanması içinde yer

aldığı anlaşılan eşi F.K.G.nin ise hâkim adaylığı

döneminde Ankara Tandoğan'da bulunan örgüt evlerinde kaldığı ileri sürülmüştür.

26. İddianamede yer alan, haklarında yapılan soruşturmalarda

şüpheli sıfatıyla alınan tanık beyanlarının başvurucuya yöneltilen eylemlere

ilişkin kısımları şöyledir:

- T.D. ifadesinde "...Tarsus

Cumhuriyet savcısı (sicil no: 118865) Şener Gülmedi,

Tarsus hakimi (sicil no:

125...) F.K.G., ... Danıştay Tetkik hakimi (sicil no:

124...), A.F.D. Fetullah Gülen cemaatine mensup

kişilerdir. Bu kişilerin önemli bir kısmını birlikte staj yapmam, bir kısmını

eşlerinden, bir kısmını da cemaate ait kaldığımız evlere gidip

gelmelerinden/kalmalarından dolayı biliyor ve tanıyorum"

şeklinde beyanda bulunmuştur.

- E.S. ifadesinde "...F.

ile hakim adaylığı döneminde Fetullah

Gülen cemaatine ait Tandoğan'da bulunan evde birlikte kaldık. Şener ile

evlenmesine A.Ö. aracılık etti. Her ikisinin Fetullah

Gülen cemaati mensubu olarak katalog evlilik yaptıklarını ve bu evliliğe A.Ö.nin aracılık ettiğini biliyorum"

şeklinde beyanda bulunmuştur.

27. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin

hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"...Şüphelinin üniversiteye hazırlık

döneminde örgütle iltisaklı Serhat isimli dershanede eğitim aldığının, örgüt

yapılanması içerisinde bulunduğunun, kendisi gibi örgüt yapılanması içerisinde

bulunan eşi [F.K.G.] (hakkında halen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2017/66382 sayılı dosyası üzerinden

soruşturma yürütülmektedir) ile FETÖ/PDY terör örgütünün yukarıda anlatılan

yargı yapılanması kısmında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere örgüt

mensuplarının örgütle olan bağını kuvvetlendirmek ve muhafaza etmek amacıyla

örgüt içi katalog evlilik yaptırılarak evlendirildiğinin, katalog evlilik

yaparak evlendiği ve kendisi gibi örgüt yapılanması içerisinde yer aldığı

anlaşılan eşi [F.K.G.]'nin ise hakim adaylığı

döneminde Ankara Tandoğan'da bulunan örgütün evlerinde kaldığının ve bylock kullanıcı listesinde kaydı bulunduğunun anlaşıldığı,

bu şekilde şüphelinin örgütle organik bağ kurup, örgütün kuruluş amaçlarını

faaliyet ve eylemlerini benimseyerek, gönüllü olarak bilerek ve isteyerek

örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayı tercih ettiği, şüphelinin FETÖ/PDY

silahlı terör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısı içerisine dahil ve üyesi

olduğuna ilişkin hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca kamu davası açılmasına

yetecek kuvvetli suç şüphesinin ve somut delilin bulunduğu tüm dosya

kapsamından anlaşılmakla..."

28. Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 27/12/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiş, E.2017/287 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynı

tarihte yapılan tensip incelemesi ile "...atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, tanık beyanları, dosya içindeki bilgi ve belgeler

çerçevesinde atılı suçu işlediğine

dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, suçun CMK'nın

100/3. maddesinde sayılan suçlardan oluşu, suç için yasada ön görülen ceza

miktarı nazara alındığında kaçacağına dair somut olgunun varlığı ve

tutuklulukta kalınan süre nazara alındığında bu aşamada adli kontrolün yetersiz

kalacağı" gerekçesiyle başvurucunun tutukluluğunun devamına

karar vermiştir.

29. Mahkemece 5/3/2018 tarihinde ilk duruşma yapılmış ve

başvurucunun savunması alındıktan sonra tutuksuz yargılamaya devam edilmek

üzere tahliyesine karar verilmiştir.

30. Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2018 tarihli

kararıyla başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın ilgi kısmı şöyledir:

"...sanık hakkında Bylock

kullanımına ilişkin olarak Antalya KOM Şube Müdürlüğünden dosyaya gönderilen

tespit değerlendirme tutanağında sanık tarafından Bylock

isimli gizlilik amacıyla örgütsel görüşmelerin yapıldığı ve programın

kullanıldığının tespit edildiği, sanığın eşinin hakimlik stajı döneminde örgüt

tarafından özel olarak oluşturulan staj evlerinde kaldığı, hakimlik mesleğine

başladıktan sonra yine örgütsel birlikteliği devam ettiğinin tanık beyanlarında

ifade edildiği, sanık ile eşinin evliliklerinin örgüt içi zorunlu katalog

evliliği olduğunun anlaşıldığı, sanığın bu şekilde Fetö

terör örgütü hiyerarşisi içerisinde yer aldığı ..."

31. Başvurucu, hakkında verilen hükmü 15/11/2018 tarihli

dilekçesiyle istinaf etmiştir.

32. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Adana

Bölge Adliye (İstinaf) Mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

33. İlgili ulusal hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 18/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gözaltının Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu; hakkında isnat edilen suçu işlediğine dair somut deliller

olmadan ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre

koşullar oluşmadan gözaltı kararı verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

36. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

38. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

39. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

40. Somut olayda, başvurucu yönünden gözaltı tedbirlerinin

hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılan kararlarda varılan

sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

42. Başvurucu; suç işlediğine dair somut bir kanıt bulunmamasına

ve tutuklama tedbiri için mevzuatta öngörülen koşullar gerçekleşmemesine rağmen

tutuklandığını, hakkında somut bir delil gösterilmeden ve kişiselleştirme

yapılmaksızın söz konusu örgütle ilişkilendirilmesinin hukuksuz olduğunu, HSYK'nın açığa alma yazısının delil olarak kabul

edilemeyeceğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

43. Bakanlık görüşünde; karşılaşılan darbe teşebbüsünün

büyüklüğü ve terörle mücadele kapsamında atılması gereken adımlar ile

olağanüstü hâl şartları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 15. maddesi

doğrultusunda yapılan derogasyon bildirimi ve

Anayasa'nın 15. maddesi dikkate alındığında bu şikâyetin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu belirtilmiştir.

44. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, hakkında

uygulanan tutuklama tedbirinin koşullarının bulunmadığını belirterek Bakanlık

görüşünü kabul etmediğini ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

45. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

46. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

47. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

48. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

49. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama FETÖ/PDY'ye üye olma iddiasıdır. Anayasa

Mahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla

ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk

Özdemir, § 57; Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 237, 238).

50. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

i. Genel İlkeler

51. İlgili genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 99-104)

kararı.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

52. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs

etme suçlamalarıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

53. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

54. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında "Hâkim ve Sacılar Yüksek Kurulu 2. Dairesinin

verdiği görevden uzaklaştırma kararına" atıf yapılarak

başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden isnat edilen suçun

işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin

bulunduğu belirtilmiştir (bkz. § 17).

55. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucunun

FETÖ/PDY üyelerinin aralarındaki iletişimi sağlamak için kullandıkları ifade

edilen ByLock

uygulamasının kullanıcısı olmasına, FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının

olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanık anlatımlarına, HSYK'nın 24/8/2016 tarihli meslekten çıkarma kararına

dayanılmıştır (bkz. §§ 24-27).

56. Anayasa Mahkemesi ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı

kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir

belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).

Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren

hâkimliklerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının

somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın

özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Selçuk Özdemir;

§ 74, Neslihan Aksakal, B. No:

2016/42456, 26/12/2017, § 57).

57. Soruşturma dosyasında; FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan ve

hâkim-savcı oldukları anlaşılan E.S. ve T.D., yürütülen soruşturmalar

kapsamında verdikleri ifadelerde Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olan

başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup

olduğuna yönelik anlatımlarda bulunduğu görülmektedir (bkz. § 26). Bu itibarla

başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu

görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Selçuk

Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı

şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

anlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti

olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,

§ 75; benzer yöndeki karar için bkz. Metin

Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58).

58. Gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında başvurucu hakkındaki

FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran

tanık anlatımlarının ve başvurucunun ByLock uygulaması kullanıcısı

olmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

olarak soruşturma mercilerince kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu

söylenemez.

59. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan

kuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.

60. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

61. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya

doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).

62. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma ve ve anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme suçları Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai

yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 33) isnat edilen suça

ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama

nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır (bkz. § 33; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

63. Somut olayda Tarsus Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne

üye olma ve ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme suçlarının 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına, kanunda suça ilişkin

olarak öngörülen yaptırımın ağırlığına göre kaçma şüphesinin bulunmasına ve

adli kontrolün yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 17).

64. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Tarsus Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden kaçma tehlikesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal

temellerinin olmadığı söylenemez.

65. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

66. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme) de

dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

67. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Tarsus Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 17) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

69. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltı kararının hukuka aykırı olması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

18/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu

:

Şener

GÜLMEDİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/48072, 18 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Gözaltının Hukuki
  11. B. Tutuklamanın Hukuki
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Özgüldür
  15. Başpınar
  16. Gülmedi
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/48072
Tarih
18 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Mucahit Dervişoğlu Başvurusu (B. No: 2016/66583)
  • Can Kaya Başvurusu (B. No: 2016/47214)
  • Cengiz Uğuz Başvurusu (B. No: 2016/5150)
  • Mehmet Geçgel Başvurusu (B. No: 2014/4187)
  • Türkiye İş Bankası A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/2400)
  • R.m. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19133)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.