İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şenol Coşkun Başvurusu (B. No: 2017/10093)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğa ilişkin

Başvuru No2017/10093Tarih11 Mart 2020Okuma23 dk · 4.568 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şenol Coşkun Başvurusu

Karar tarihi
11 Mart 2020
Başvuru Numarası
2017/10093
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.568 kelime·23 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğa ilişkin

kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince karara

bağlanması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,resen yapılan tutukluluk

incelemelerinin ve/veya itiraz değerlendirmelerinin duruşma yapılmadan karara

bağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; el koyma kararı

nedeniyle mülkiyet hakkının, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle adil

yargılanma hakkının; gözaltı sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü

muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama

imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde

olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması

(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan

ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine

yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla

başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, 350).

B. Başvurucuya İlişkin

Süreç

11. Vergi hâkimi olarak görev yapmakta olan başvurucu, Mersin

Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY üyesi olma suçundan yürütülen bir

soruşturma kapsamında 16/7/2016 tarihinde Mersin Emniyet Müdürlüğünde gözaltına

alınmıştır.

12. Başvurucunun ifadesi 20/7/2016 tarihinde Başsavcılıkta

alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle; eğitim hayatı boyunca ve meslek

hayatına başladıktan sonra FETÖ/PDY ile hiçbir bağının olmadığını, örgüte ait

evlerde ya da yurtlarda kalmadığını, örgütün yayınlarına abone olmadığını,

örgütün güçlü olduğu dönemlerde unvanlı görev almadığını ve darbe teşebbüsü ile

hiçbir ilgisi olmadığını beyan etmiştir.

13. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Mersin

2. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu

Hâkimlik tarafından aynı gün yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii

de hazır bulunmuştur. Başvurucu sorguda Savcılıkta verdiği ifadeye benzer

beyanlarda bulunmuştur.

14. Hâkimlik 21/7/2016 tarihli sorgu sonucunda başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs

etme suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın

ilgili kısmı şöyledir:

"...[diğerleri] ve Şenol Coşkun'un üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma ve

anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarının vasıf ve mahiyeti,

haklarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve

tutuklama nedenlerinin bulunması, aleyhlerine mevcut adli bulgular, delillerin

tamamen toplanmamış olması, suçun kanundaki ceza miktarı, suçun CMK.nın 100.

Maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, verilmesi beklenen ceza ile

tutuklamanın ölçülü olması ve adli kontrolün yetersiz kalacağının anlaşılması nedenleri

ile CMK.nın 100 ve devamımaddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar

verildi.]"

15. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, itirazı inceleyen

Mersin 3. Sulh Ceza Hâkimliği 26/7/11/2016 tarihli kararıyla itirazı

reddetmiştir.

16. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 23/8/2016 tarihinde

yetkisizlik kararı vermiş ve soruşturma bu tarih itibarıyla Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığında devam etmiştir.

17. Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği 7/12/2016 tarihinde yaptığı

resen tutukluluk incelemesi sonunda, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 12/1/2017 tarihinde görev

yönünden yetkisizlik kararı vermiş ve soruşturma bu tarih itibariyle Antalya

Cumhuriyet Başsavcılığında (Savcılık) devam etmiştir.

19. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, Antalya 3. Sulh Ceza

Hâkimliği kararı yerinde bularak itirazı 1/2/2017 tarihinde itirazı kesin

olarak reddetmiştir.

20. Başvurucu itirazın reddine dair kararı 7/2/2017 tarihinde

öğrendiğini beyan etmiş ve 8/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Savcılığın 15/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer

ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır.

22. İddianamede, başvurucunun örgütsel nitelikli eylemleri

bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu

suçlamalara esas olarak başvurucunun ByLock

kullanıcısı olduğu, tanık beyanlarında başvurucunun örgüt üyesi olduğu

yönündeki ifadeler ve başvurucunun Yargıçlar ve Savcılar Birliği Derneğine

(YARSAV) üyelik kaydının bulunduğu olgularına dayanılmıştır.

23. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin

hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"...tüm soruşturma kapsamında elde edilen

deliller gözetildiğinde, yine FETÖ/ PDY silahlı terör örgütünün örgüt yapısı

ile çalışma sistemi düşünüldüğünde şüphelinin suçsuzluğuna ilişkin savunmasına

itibar edilemeyeceği, dolayısıyla şüphelinin FETÖ/ PDY silahlı terör örgütüne

organik bağ kurduğu, hakim olan hiyerarşik ilişki içerisinde örgütün amacına

bilerek ve isteyerek yardımda bulunduğu, böylelikle devletin güvenliğine,

anayasal düzene ve hukuki düzenin işleyişine karşı suç işlemek için kurulmuş

silahlı terör örgütüne üye olmak suretiyle üzerine atılı olan 'silahlı terör

örgütüne üye olma’ suçunu işlediği anlaşılmıştır."

24. Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 26/7/2017

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/244 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma başlamıştır.

25. Mahkeme 8/5/2018 tarihli birinci celsede başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.

26. Başvurucu anılan karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

27. Başvurucu hakkındaki yargılama bireysel başvurunun incelendiği

tarih itibariyle istinaf aşamasında derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

28. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431,

28/11/2018, §§ 33-56.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 11/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

30. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeyemeyecek

durumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

31. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak -UYAP üzerinden temin edilen ve sunduğu belgelerden- geçimini

önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden

yoksun olduğu anlaşılan, bireysel başvuru tarihi itibarıyla tutuklu olarak ceza

infaz kurumunda bulunan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli

yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucu; nezarethanede kötü şartlarda tutulduğunu,

adliyeye götürülürken ters kelepçe takıldığını ve avukat yardımından

yararlandırılmadığını belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin bir

açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

35. Somut olayda başvurucu, gözaltı sürecindeki kötü muamele

iddiaları konusunda genel olarak gözaltında iken kamu görevlileri tarafından

kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltı koşullarında kasti

bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdeki iddialar bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andan itibaren kamu

görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi olduğu

görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğinden

bahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamu

görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mı

kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddiaların

Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belge

bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucunun

anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıp

kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konması

gerekmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 249).

36. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudaki

kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

iletmeden hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini,

çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

38. Başvurucu; soruşturma evresinde kendisine suçlamalara

ilişkin genel sorular yöneltildiğini, hakkındaki somut isnatların ve delillerin

açıklanmadığını, böylelikle suçlamalara ve bunların dayanaklarına karşı savunma

yapma imkânının kısıtlandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

39. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin bir

açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve

Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17). Somut olayda başvurucu, soruşturma

süreci devam ederken bireysel başvuruda bulunmuş ve sonrasında hakkında kamu

davası açılmıştır. Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı

tarih itibarıyla başvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir.

Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği bu tür şikâyetlerini yargılamada

ve sonrasında istinaf/temyiz aşamalarında ileri sürebilme, bu aşamalarda

inceletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve

istinaf/temyiz süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma

hakkı ihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu

edildiği görülmüştür.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

42. Başvurucu mal varlığına konulan tedbir kararı nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

43. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin bir

açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

44. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

141. maddesinde düzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı elkoyma

işleminin hukuka aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararın

tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi

ile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve

elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,

30/3/2016, § 28).

45. Somut olayda, başvurucu hakkında FETÖ/PDY üyeliği

suçlamasıyla yürütülen ceza soruşturması kapsamında başvurucunun taşınır ve

taşınmaz mal varlığına tedbir konulmuş ve UYAP üzerinden yapılan incelemede söz

konusu tedbir işleminin Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/11/2016 tarihinde

kaldırıldığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddialarını 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi ile öngörülen

hukuk yolunda ileri sürmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mal varlığına tedbir

konulmasına ilişkin şikâyetinin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

E. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltı Kararının

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

47. Başvurucu, suç şüphesi olmaksızın gözaltına alınması ve

gözaltı süresinin makul olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

48. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin bir

açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

49. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

50. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

51. Somut olayda, başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin hukuki

olmadığına ilişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda anılan kararlarda varılan

sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

53. Başvurucu; üzerine atılı suç ile bir ilgisinin

bulunmadığını, suç işlediğine dair hiçbir delilin olmadığını, buna rağmen keyfî

bir şekilde tutuklanmasına karar verildiğini, bu kararda tutuklama nedenlerine

ilişkin yeterli bir gerekçeye yer verilmediğini, bu durumda tutukluluk

süresinin de makul olamayacağını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

54. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin bir

açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

55. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir. Öte yandan başvurucu, başvuru formunda

tutukluluğa ilişkin kararların gerekçesiz olmasına dayanarak süresi ne kadar

kısa olursa olsun tutukluluğun makul süreyi aştığını belirtmiş ise de, dile

getirilen şikayetlerin niteliği itibarıyla eldeki başvuruda Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklamanın hukukiliği ile sınırlı bir

inceleme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 155).

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

56. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine

konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

57. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgili

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Genel İlkeler

58. Genel ilkeler için bkz. Neslihan

Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 47-53.

iii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

59. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

60. Diğer taraftan başvurucu bir hâkim olarak mesleğinden

kaynaklanan güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin tutuklandığını iddia

etmektedir.

61. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsünden sonraki dönemde bu

teşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu kabul edilen FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlardan yürütülen soruşturmalar kapsamında yargı mensupları hakkında

uygulanan tutuklama tedbirlerinin hukukiliğine ilişkin bireysel başvuruları

incelediği birçok kararında, başvurucu yargı mensuplarının mesleklerinden veya

görevlerinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandıkları ve bu

nedenle tutuklamanın kanuni dayanağının bulunmadığı iddialarını incelemiştir.

Bu inceleme sonucunda gerek yüksek mahkeme üyeleri gerekse diğer yargı

mensupları bakımından tutuklamaya konu olaylara ilişkin olarak soruşturma

mercilerince veya tutuklamaya karar veren yargı organlarınca isnat edilen ve

tutuklamaya konu olan suçların kişisel suç olduğu, ayrıca ağır cezayı

gerektiren suçüstü hâlinin bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin olgusal ve

hukuki temellerinin bulunduğu, dolayısıyla tutuklama tedbirlerinin kanuni

dayanaktan yoksun olduğunun söylenemeyeceği sonucuna varılmıştır (diğerleri

arasından bkz. Adem Türkel, B.

No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 52-59; Erdem

Doğan, B. No: 2017/25955, 7/3/2019 §§ 50-57). Kaldı ki -yüksek

mahkeme üyelerinden farklı olarak- hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden ağır

ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâli bulunmasa da kişisel suçlarına

ilişkin olarak soruşturma yürütülmesi için bir izin şartı bulunmadığı yargısal

içtihatlarda belirtilmiştir (Mustafa Özterzi

[GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, § 93). Somut başvuruda anılan

kararlardan yer alan değerlendirmelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

62. Başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de

devam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması sonrasında gözaltına alınıp darbe

teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı makamlarınca

silahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olma suçundan

tutuklandığı dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütü

üyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturma

mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun ve

keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir (Mustafa

Özterzi, § 94).

63. Dolayısıyla somut olayın koşullarında, başvurucunun hâkim

olması nedeniyle Anayasa veya 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve

Savcılar Kanunu'ndan kaynaklanan güvenceler uygulanmaksızın, kanuna aykırı

olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucu hakkında

uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

64. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

65. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, iddianamede ve

mahkûmiyet kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki

iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock

uygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir (bkz. § 22).

66. Anayasa Mahkemesi, ByLock

uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı

kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir

belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).

Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren

mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının somut

olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli

belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri

itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).

67. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir.

68. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle

bağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara

ilişkin soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu olabileceğini ifade etmiştir.

Ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânının ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimalinin normal zamanda işlenen suçlara göre çok

daha fazla olduğuna dikkat çekilmiştir (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk

Özdemir, §§ 78, 79).

69. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır (Gülser

Yıldırım (2), § 148).

70. Somut olayda Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken delillerin tamamen toplanmamış olmasına,

işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin

kanunlarda öngörülen yaptırımın ağırlığına, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına ve

adli kontrol kararının yetersiz olacağına dayanıldığı görülmektedir.

71. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Mersin 2. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle suçun niteliğine ve ağırlığına atfen, dolaylı

olarak kaçma şüphesine ve delillere etki edilmesi ihtimaline yönelen tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

72. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser

Yıldırım (2), § 151).

73. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiği üzere terör

suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya

bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve

güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve

suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden

olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz.

Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,

§ 214; Devran Duran, § 64).

Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların

kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi

yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve

teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu

soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350).

74. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

76. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yer

alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden, 15. maddesinde yer alan

ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

3. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına

İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

77. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararının

bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasını

hazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

78. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin bir

açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

79. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizinci

fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

80. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

81. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararının

verildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,

olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenle

kısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanın

Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit

edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki

ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,

242).

ii. Genel İlkeler

82. Genel ilkeler için bkz. Günay

Dağ ve diğerleri [GK], §§

166-179.

iii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

83. Başvuru formunda soruşturma dosyasını incelemeye izin

verilmediği ileri sürülmüş, ancak iznin verilmemesine neden olan kararın

savcılık ya da hangi mahkeme tarafından hangi tarihte verildiğine ilişkin bir

açıklamada bulunulmamıştır.

84. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının daha sonra

kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge bulunmamakla

birlikte Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği

26/7/2017 tarihi (bkz. § 24) itibarıyla kısıtlılık 5271 sayılı Kanun'un 153.

maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş

bulunmaktadır.

85. Soruşturma aşamasında başvurucuya yöneltilen suçlamaların,

başvurucunun FETÖ/PDY üyesi ve bu örgütün yargıdaki yapılanmasında yer aldığı

iddiası olduğu anlaşılmaktadır. Bu suçlamaların içeriğinin Mersin Cumhuriyet

Başsavcılığınca yapılan ifade alma işlemi sırasında başvurucuya sorulan

sorularda açıklandığı ve başvurucunun ifadesinde anılan suçlamalarla ilgili

beyanda bulunduğu görülmektedir (bkz. § 12).

86. Öte yandan başvuru formunda belirtilen, başvurucunun

tutukluluğa itiraz dilekçesinde de usul ve esasa ilişkin ayrıntılı bir biçimde

beyanda bulunulmuştur. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin isnat edilen

suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesinde

gerekse sorgu sonrasında erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.

87. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların ve

tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuya

veya müdafilerine bildirilmiş, başvurucuya bunlara karşı savunma ve

itirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında soruşturma

aşamasında dosyanın incelenmesine izin verilmemesi nedeniyle başvurucunun

tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının kabulü mümkün

görülmemiştir (Salih Sönmez, §

153).

88. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun dosyayı incelemeye izin

verilmemesi nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığı

iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

89. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

yönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyle

yapıldığı belirtilen müdahalenin Anayasa'da ve özellikle 19. maddenin sekizinci

fıkrasında yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

4. Tutuklamaya Karşı

İtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

90. Başvurucu; tutuklama kararını ve tutukluluğa itirazın reddi

kararını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili bir

başvuru mercii olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

91. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin bir

açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

92. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim

güvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve

tutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten

yoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle

getirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza

hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,

17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).

93. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

94. Başvurucu, ayrıca tutukluluğa karşı yaptığı itirazın etkili

olmayan merci tarafından makul sürede incelenmediğini ileri sürmüştür. Ancak

buna ilişkin herhangi bir bilgi veya belge sunmamıştır. Dolayısıyla soyut bu

şikayet yönünden ayrıca bir değerlendirme yapmak mümkün görülmemiştir.

95. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkin

olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

96. Başvurucu, tutukluluğa itiraz ile tutukluluk hâlinin gözden

geçirilmesine ilişkin incelemelerin dosya üzerinden değerlendirildiğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

97. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin benzer şikâyetlerde

ihlal olmadığı sonucuna vardığı kararlara atıf yapılarak somut olayda

başvurucunun tutukluluk incelemelerinin süresinde yapıldığı ve başvurucunun

hâkim önüne çıkmadığı zaman diliminin olağanüstü hâl koşullarında makul olduğu

ileri sürülmüştür.

98. Başvurucu Bakanlığın görüşüne karşı özetle yaklaşık yirmi

iki ay mahkeme önüne çıkartılmadığını ve tutukluluk incelemelerinin Bakanlık

görüşünde beyan edildiği gibi tam zamanında yapılmadığını belirtmiştir.

b. Değerlendirme

99. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

100. Anayasa Mahkemesi Salih

Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk

incelemelerinin duruşmasız yapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmama şikâyetini incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda

başvurucunun inceleme tarihi itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması

hususunu nazara alarak verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim

önüne çıkarılmasını sağlamayacağı ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını

belirtmiş ve bu durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir

miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.

101. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür ihlal

iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru

yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel

başvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi

kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru

yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.

102. Somut olayda başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklanmış ve

tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 8/5/2018 tarihinde yapılan

duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürme

fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkmadığı süre yaklaşık

yirmi iki aydır. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılan karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum söz konusu değildir.

103. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk

incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası

ile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru

yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B.1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gözaltının ve gözaltı süresinin hukuki olmaması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

6. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarak

kullanılamaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 11/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Murat GÜVEN Başvurucu : Şenol COŞKUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/10093, 11 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adli Yardım Talebi Yönünden
  11. B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine
  12. C. Adil Yargılanma
  13. D. Mülkiyet Hakkının
  14. E. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal
  15. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/10093
Tarih
11 Mart 2020

İlgili Kararlar

  • İlhan Sarıyer Başvurusu (B. No: 2017/6130)
  • Mustafa Oğuz Başvurusu (B. No: 2017/36715)
  • Bekir Demirci Başvurusu (B. No: 2017/37143)
  • Üsame Gökçe Başvurusu (B. No: 2017/34249)
  • Deniz Kaplan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/17962)
  • Hurşit Çetin Başvurusu (B. No: 2017/30716)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.