İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Serhat Altınkök Başvurusu (B. No: 2017/10628)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2017/10628Tarih28 Aralık 2021Okuma22 dk · 4.443 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Serhat Altınkök Başvurusu

Karar tarihi
28 Aralık 2021
Başvuru Numarası
2017/10628
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.443 kelime·22 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; avukatla ve aile bireyleriyle ceza infaz

kurumunda yapılan görüşmelerin teknik araçlarla kayda alınması, infaz memurunun

görüşmeleri izlemesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 6/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından bu kararda incelenen şikâyet

haricindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna karar verilmiş, bu şikâyet

yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde sona ermiştir. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da

bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu

iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı

ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

51, 350).

10. Başvurucu, eski Sayıştay denetçisi olup 15 Temmuz

2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrası 15/8/2016 tarihli ve 672

sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere

Dair Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edilmiş; Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan

yürütülen bir soruşturma kapsamında 19/10/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucu 20/10/2016 tarihinde Ankara Emniyet

Müdürlüğünde ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii

de hazır bulunmuştur. Başvurucuya ifadesi sırasında; FETÖ/PDY'ye üye olup

olmadığı, bu örgüte mali destek sağlayıp sağlamadığı, ByLock ve benzeri

uygulamaları kullanıp kullanmadığı, Bank Asyada hesabının bulunup bulunmadığı,

cep telefonu numaraları, öz geçmişi, örgüt toplantılarına katılıp katılmadığı,

darbe girişimi gecesi nerede olduğu, işe yerleşirken referanslarının kimler

olduğu, kapatılan dergi ve gazetelere abone olup olmadığı, girmiş olduğu

sınavlarda soruları önceden alıp almadığına ilişkin sorular sorulmuştur.

12. Başvurucu ifadesinde özetle öğrencilik döneminde

ailesiyle birlikte kaldığını, 2011 yılında Anayasa Mahkemesinde raportör olarak

göreve başladığını, darbe girişiminden sonra Anayasa Mahkemesindeki

görevlendirmesinin sonlandırıldığını ve Sayıştaydaki görevine geri gönderildiğini,

birkaç gün sonra ise açığa alınıp ihraç edildiğini, ByLock ve benzeri herhangi

bir uygulama kullanmadığını, FETÖ/PDY ile herhangi bir bağlantısının

olmadığını, örgütsel toplantılara da katılmadığını, örgüte herhangi bir parasal

yardımda bulunmadığını, Anayasa Mahkemesine mesleki yeterliliği ve akademik

çalışmaları nedeniyle kabul edildiğini, Sayıştaya girerken o dönemin genel

sekreteri ve bir uzman denetçiyi referans gösterdiğini, darbe girişimiyle de

herhangi bir bilgisi ve ilgisinin bulunmadığını, herhangi bir yayına

aboneliğinin ve Bank Asya hesabının olmadığını belirtmiştir.

13. Başvurucu, Başsavcılık tarafından üzerine atılı

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 27/10/2016

tarihinde Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu

sorgusunda, Başsavcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunarak suçlamaları

kabul etmemiş ve tutuklanması hâlinde ailesinin mağdur olacağını söylemiştir.

14. Başvurucu, Hâkimlikçe yapılan sorgusunun ardından

27/10/2016 tarihinde terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"CMK'nın 100 ve devamı maddeleri

gereğince suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin kaçma şüphesi

altında olduğunu gösteren somut olguların bulunması, delilleri yok etme gizleme

değiştirme ihtimalini gösteren olguların bulunması ve şüphelilere isnat edilen

suçun niteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu

ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması

dikkate alınarak tüm şüphelilerin isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan ayrı ayrı tutuklanmasına... [karar verildi.]"

15. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, itirazı

inceleyen Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 9/11/2016 tarihinde itirazın reddine

karar vermiştir. Başvurucu bu kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirtmiş

ve 6/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Başsavcılık 23/10/2017 tarihinde soruşturmanın

geldiği aşama, mevcut delil durumu itibarıyla başvurucunun ByLock

kullanıcısı olduğuna dair tespit bulunmaması ve tutuklu kaldığı süre

gözetilerek tutuklama tedbirinin devamının artık gereksiz olduğu gerekçesiyle

başvurucunun adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasına karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

17. Bu talep üzerine Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği

23/10/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Cumhuriyet Başsavcılığının 23/10/2017

tarih ve 2017/172343 soruşturma sayılı yazıları gözönünde bulundurularak

şüphelinin tutuklu kalmasının bu aşamada gereksiz olduğu ve adli kontrol

tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasının yeterli olacağı kanaatine varılmış

ve talep hususunda aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. ... Ankara 8. Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından 27/10/2016 tarih ve 2016/492 sorgu sayılı kararı ile

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli Serhat Altınkök'ün

tahliyesine, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal serbest

bırakılmasına ... [karar

verildi.]"

18. Başsavcılık tarafından 8/6/2020 tarihli iddianameyle

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması

istemiyle hakkında kamu davası açılmıştır.

19. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel

bilgiler verilmiş, daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer

verilerek başvurucunun terör örgütü üyesi olduğu iddia edilmiştir.

20. Bu bağlamda iddianamede yer verilen olay ve olgular

özetle şöyledir:

i. Başvurucunun ikametgâhında ve işyerinde yapılan

aramalar neticesinde ele geçirilen dijital materyallerde Sızıntı dergisinden ve

Fetullah Gülen'e ait kitaplardan alıntıların yapıldığına rastlanıldığı

belirtilmiştir.

ii. Sayıştay Başkanlığı tarafından gönderilen yazı ve

ekindeki belgelerde; başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğuna dair yapılan

bazı tespitlere ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından yapılan

soruşturmalar kapsamında dinlenen bir kısım tanığın beyanına dayanılarak 672

sayılı KHK ile meslekten çıkartıldığı belirtilmiştir.

iii. Başvurucuyla ilgili tanık beyanlarına da

dayanılmıştır. Bu kapsamda "Tanık-4" kod isimli gizli tanık

ifadesinde "...Ben Anayasa Mahkemesinin eski raportörlerindenim ve

Fetullah Gülen cemaati olarak bilinen yapıyla ilişkiliydim... Mahkemede

çalıştığım dönemde Anayasa Mahkemesi'nin eski üye ve raportörlerinden ...

Serhat Altınkök... isimli kişilerin cemaat üyesi olduğunu biliyorum...Diğer

grupta ise Serhat Altınkök... vardı. Emin olmamakla beraber bu grubun başında

Serhat Altınkök'ün olacağını tahmin ediyorum. Daha önce de söylediğim gibi

bunlar benim bildiğim gruplardı. Bunlar dışında da gruplar vardı fakat hangi

gruba kimin dahil edildiğini bilmiyorum..." şeklinde beyanda

bulunmuştur.

iv. "Tanık-5" kod isimli gizli tanık

ifadesinde "...Ben HSYK’nın 16 Temmuz 2016 tarihli açığa alma işlemine

kadar Anayasa Mahkemesinde raportör olarak görev yapıyordum ve Mahkemede

Fetullah Gülen Cemaati olarak bilinen yapıya mensup idim...Raportörlerden ise

...Serhat Altınkök'ün... aynı yapı içerisinde olduğunu biliyorum...Mahkemedeki

yapılanma son haliyle şöyleydi: Uyuşmazlık Mahkemesi raportörleri U.Y., İ.S. ve

S.Ş.K., İ.Ç.nin sorumlu olduğu grubu, A.R.Ç., H.T.G. ve Serhat Altınkök,

M.S.nin sorumlu olduğu grubu oluşturuyordu." şeklinde beyanda

bulunmuştur.

v. "Defne" kod isimli gizli tanık

ifadesinde "...Anayasa Mahkemesinde görev yaptığım dönemde doğrudan

gözlemlerim, ilişkilerim, raportörlerden cemaat üyesi tanıdıklarımın söylem ve

tutumlarına dayanarak söyleyebilirim ki. Anayasa Mahkemesi eski üye ve

raportörlerinden ... Serhat Altınkök... üyesidir...Anayasa Mahkemesi'nden daha

sonra bazı cemaat üyesi raportörlerin gönderilmesinden sonra gruplar kıdemden

ziyade üyelerin ikamet yakınlıkları dikkate alınarak yeniden oluşturuldu. Bu

süreçte birinci grupta, İ.Ç., S.Ç. dışında Uyuşmazlık Mahkemesi raportörleri

U.Y., İ.S. ve S.Ş.K. bulunmakta idi. Diğer grup ise Serhat Altınkök, Ö.D.,C.Ş.,

R.Ü., B.Y.den oluşmakta idi. Bu grupların abiliğini İ.Ç. ve emin olmamakla

birlikte Serhat Altınkök yapmakta idi..." şeklinde beyanda

bulunmuştur.

vi. R.Ü. ifadesinde "...Örgüt üyesi olarak

bildiğim Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesi raportörlerini daha detaylı

olarak yeniden bilgilerinize arz etmek istiyorum...Yeniler grubunda olduğunu

bildiğim raportörler...Serhat Altınkök...idi...Benim bulunduğum grubun abisi

E.T. oldu ve grupta C.Ş., Serhat Altınkök ve Ö.D. yer alıyordu..."

şeklinde beyanda bulunmuştur.

vii. Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

yürütülen bir soruşturma kapsamında dinlenen E.D. ifadesinde "...A.A.

beni o dönem Ankara Üniversitesinde Siyasal Bilimler Fakültesinde okuduğunu

bildiğim, o dönem yani 1997 yılında 22-25 yaşlarında Serhat Altın veya Altınkök

isimli şahıs ile tanıştırdı, hatta A.A. o dönem benimle aynı okulda okumayan ve

yaşıtım olan soy isimlerini hatırlamadığım şahısları da benimle beraber Serhat

isimli şahısla tanıştırmıştı, Serhat Altın veya Altınkök isimli şahıs ilk

olarak bizi Cebeci semtinde bulunan bir Etüt merkezine götürerek bizi sınav

yapmıştı, daha sonra bizleri yine Cebeci semtinde bulunan bir öğrenci evine

götürdü, bu evde kalan başka kişilerde vardı fakat bu kişiler ile

tanıştırılmadık, evde sadece Serhat'ı tanıyorduk, evde ilk zamanlar sadece ders

çalışıyorduk, bu eve 2 veya 3 haftada bir gidiyorduk, Serhat isimli şahıs bizi

daha sık çağırıyordu fakat evlerimizin gitmiş olduğumuz öğrenci evine uzak

olması sebebiyle gidemiyorduk, daha sonraları namaz kılmaya akabinde de

Fetullah Gülen'in kitaplarını okumaya başladık, Serhat Altın veya Altınkök isimli

şahıs Fetullah Gülen'in bir din alimi ve hocalarının olduğunu söylüyordu, bende

de bu dönem namaz kılmaya başladığım için dine biraz daha eğilmeye başlamıştım,

ailem zaten muhafazakar bir yapıdaydı ve zorluk da çekmemiştim. Ortaokul

sonlarında yani 1997 yılında girmiş olduğum sınavlardan Astsubay Hazırlama

Okulunu yedekten kazandım, kazandıktan sonra Serhat ile görüşme yapmıştık,

Balıkesir ilinde okurken yanıma gelirdi zaman aralıkları ile geleceğini, ayrıca

bana bir yer söyleyerek 2 ay sonra haftasonu burada buluşacağımızı söyledi, ben

okula giderek başlamamı yaptım, okula başladıktan 2 ay kadar sonra Serhat'ın

söylediği yere gittim, görüşmemiz 5 dakika kadar sürdü. Ayaküstü görüştük,

görüşmemizde bana sadece hal hatır sordu ve bir sonraki görüşmenin yine 2 ay

sonra aynı yerde olacağını söyledi, daha sonra ayrıldık, okulda bu ara anne

tarafından akrabam olduğunu öğrendiğim ve meslektaşım olan A.A. ile tanıştım,

birlikte zaman geçirmeye başladık, Serhat isimli şahıs ile de 2 veya 3 aylık

periyotlarla 1. sınıfın sonuna kadar görüşmelere gittim, görüşmelerimiz yine

dışarıda ve kısa süreli hal hatır sorma şeklinde oldu. Balıkesir Astsubaylık

Hazırlama Okulu 2. Sınıfa geçtiğimde Serhat ile görüşmelere devam ettim, bir

gün yine buluşmaya gittiğim gün A.A.nın da Serhat ile görüşmeye geldiğini

öğrendim, o güne kadar A.A.nın bu yapı içerisinde olduğunu bilmiyordum, Serhat

artık görüşmelere birlikte geleceğimizi söyleyerek bizi bir grup yaptı, okul

bitene kadar da bu şekilde A.A. ile birlikte Serhat ile görüşmelere gittik.

2000 yılında Balıkesir Astsubay Hazırlama Okulundan mezun olduktan sonra ben

İstanbul Piyade Sınıf Okuluna, A.A. ise Ankara Zırhlı Birlikler Sınıf Okuluna

atandı, bu dönem Serhat isimli şahıs ikimizle ayrı olarak görüşme yaptı ve bana

İstanbul'da tekrar görüşeceğimizi söyledi, İstanbul'da Sınıf Okuluna

başladığımda Serhat isimli şahıs ile görüştük, fakat İstanbul ilinde Serhat ile

görüşmelere devam edip etmediğimi veya başka birine devredilip devredilmediğimi

hatırlamıyorum, İstanbul sınıf okulundayken yapı ile de bağım zayıflamıştı,

çünkü arkadaş çevrem ile sosyal bir hayatım vardı, bu yüzden bu dönemi fazla

hatırlamıyorum, bu dönem hatırladığım sigara içtiğim için Serhat bana

kızıyordu..." şeklinde beyanda bulunmuştur. E.D. kendisine gösterilen

fotoğraftan başvurucuyu kesin ve net olarak teşhis etmiştir.

21. İddianame 10/6/2020 tarihinde Ankara 17. Ağır Ceza

Mahkemesi (Mahkeme) tarafından kabul edilerek E.2020/155 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

22. Gülhane Askerî Tıp Akademisinde (GATA) tabip albaylık

yapan E.U., hakkında yürütülen soruşturma kapsamında etkin pişmanlık

hükümlerinden yararlanmak istemiş ve bu kapsamda Başsavcılık tarafından

7/2/2020 tarihinde E.U.nun ifadesine başvurulmuştur. E.U. fotoğraftan yaptığı

teşhiste FETÖ/PDY'nin GATA yapılanması adı altındaki toplantılarda başvurucuyu

gördüğünü, örgüt içindeki konumunu ve görevini ise bilmediğini ifade etmiştir.

23. Başsavcılık 10/6/2020 tarihinde bu İfade ve Teşhis

Tutanaklarını başvurucunun yargılandığı dosyaya sunmuştur.

24. Mahkeme 18/3/2021 tarihinde başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sanığın,672 sayılı KHK ile kamu

görevinden çıkarıldığı, sanığa ait dijital materyallerde Sızıntı dergisinden ve

Fethullah Gülen'e ait kitaplardan alıntıların yapıldığına rastlanıldığı, gizli

tanık 5'in 27/9/2016 tarihli bilgi alma tutanağında beyanında, sanığın yapı

içerisinde olduğunu bildiğini, Ö.D., C.Ş., R.Ü.nün aynı grupta olduğunu,

tahminine göre sanığın grubun başında olduğunu ifade ettiği, tanık R.Ü.nün

beyanlarında, Anayasa Mahkemesi'ndeki yapılanmada yeniler grubunda sanığın da

bulunduğunu, sanığın söylemlerinden zaman zaman farklı meslek gruplarından

kişiler ile toplantıya katıldığını beyan ettiği, gizli tanık Defne'nin

beyanında, 2014-2015 yıllarında A. bey isimli birinin olduğunu, kendisinin

Anayasa Mahkemesi'nden ayrılmasından sonra grupların yeniden

şekillendirildiğini, sanığın da yeni grubun içerisinde olduğunu, sanığın

öncesinde de yapı içerisinde olduğunu bildiğini, toplantıların genel olarak

gruptaki kişilerin evlerinde yapıldığını, sanığı ortak toplantıda gördüğünü,

toplantılarda örgüt liderinin videolarının izletildiğini, video olmadığı zaman

örgüt liderinin talimat notlarının okunduğunu beyan ettiği, tanık E.D. sanık

hakkında yapıya ait öğrenci evlerine gittiğim dönem içerisinde sanığın

kendileri ile ilgilendiğini, sanığın kendisini Cebeci semtinde öğrenci evine

götürdüğünü, eve iki üç haftada bir gittiklerini, başlarda ders çalıştıklarını,

daha sonra namaz kılıp Fethullah Gülen'in kitaplarını okumaya başladıklarını,

sanığın Fethullah Gülen'in din alimi ve hocalarının olduğunu söylediğini, 1997

yılında Astsubay Hazırlama Okulu'nu kazandıktan sonra da sanık ile görüşme

yaptıklarını, 2 ya da 3 aylık periyotlarla 1. Sınıfın sonuna kadar görüşmelere

gittiğini, 2. Sınıfta da A.D. ile kendilerini bir grup yaptığını ve sanık ile

görüşmeye devam ettiklerini, mezun olduktan sonra Serhat'ın ikisi ile de

görüştüğünü, İstanbul'da Piyade Sınıf Okulu'na başladığında da Serhat ile

görüştüğünü beyan ettiği, gizli tanık 4 ve gizli tanık 5'in, sanığın örgüt ile

bağlantılı olduğunu beyan ettiği, E.U. isimli şahsın 7/2/2020 tarihli

fotoğraftan teşhis tutanağında ' ...o dönemdeki cemaatin GATA yapılanması adı

altındaki toplantılarda kendisini gördüğüm, örgüt içindeki konumunu ve görevini

bilmediğim şahıstır.' şeklinde teşhiste bulunduğu, sanığın aksi yöndeki

savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın, örgütün sivil imamları

kontrolünde sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığı ve bu durumun yıllar

içerisinde süreklilik arz ettiği, toplantılarda örgüt liderinin kitaplarının

okutulup videolarının izletildiği, belirtilen hususlar karşısında sanığın

silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve eylemlerinin

çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk içerdiği anlaşıldığından üzerine atılı

silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği mahkememizce kabul edilerek

eylemine uyan 5237 sayılı TCK.'nun 314/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına

dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

25. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava

istinaf aşamasında derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

26. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Yıldırım

Turan [GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 27-82.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Anayasa Mahkemesinin 28/12/2021 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu; somut bir delil olmaksızın gerekçesiz bir

kararla tutuklanmasına karar verildiğini, tutuklama kararında delilleri

karartma ihtimalini gösterir olguların neler olduğunun açıklanmadığını, dosyada

somut bir delilin de olmadığını, bakmakla yükümlü olduğu küçük çocuklarının,

felçli babasının ve kayınbiraderinin bulunduğunu belirtmesine rağmen kaçma

şüphesini azaltan bu durumun dikkate alınmadığını, pasaportunun iptal edilmiş olmasının

da kaçma şüphesini azaltan bir olgu olduğunu, üzerine atılı suçun katalog suç

olmasına atıf yapılmasının tek başına yeterli olmayacağını, adli kontrol

tedbirlerinin neden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, bu yönüyle

tutuklamanın ölçüsüz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bakanlık görüşünde öncelikle 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen tazminat

davası açılmadan başvuru yapıldığından başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilebileceği ileri sürülmüş; Anayasa

Mahkemesi tarafından esastan inceleme yapılacak olması durumunda ise tutuklama

kararında kuvvetli suç şüphesinin ortaya konulduğu ileri sürülerek tutuklama

kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın özel koşulları ile

sulh ceza hâkimlikleri tarafından verilen kararların içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine

yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığının söylenemeyeceği

belirtilmiştir.

30. Bakanlık görüşünde ayrıca soruşturma konusu suç için

öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi de gözönünde tutulduğunda

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfî olduğunun

savunulamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde, bu hususlar dikkate

alınarak başvurucunun tutuklanmasında herhangi bir keyfiyetin bulunmadığı hususuna

vurgu yapılmış ve tutuklamanın hukuki olmadığına dair şikâyetin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmez bulunması gerektiği ifade

edilmiştir.

31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında

Bakanlığın kuvvetli şüphe ve tutuklama nedenleri yönünden soruşturma dosyasında

yer alması gereken somut delil ve olguların ne olduğuna ilişkin bir cevap

vermediğini, tutukluluğun hukukiliğine ilişkin somut, bireyselleştirilmiş bir

değerlendirme yapılmadığını belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı

beyanında Komisyonca verilen kısmi kabul edilemezlik kararında suç ve cezaların

kanuniliği ilkesi bağlamında (terör suçlarının öngörülemez şekilde geniş

yorumlanması) nitelendirilebilecek iddialarının değerlendirilmediğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

32. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının tutuklamanın hukuki olmadığına

yönelik olduğu değerlendirilmiş ve Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır. Başvurucu, Komisyonca verilen kısmi kabul edilemezlik

kararında suç ve cezaların kanuniliği ilkesi bağlamında nitelendirilebilecek

iddialarının değerlendirilmediğini belirtmiş ise de başvuru formunda bu

nitelikte bir şikâyetin bulunmadığı görüldüğünden bu kapsamda bir inceleme

yapılmamıştır.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

34. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

35. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün

arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.

Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan

olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, 26/7/2017, § 57).

36. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

b. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

i. Genel İlkeler

37. Genel ilkeler için bkz. Mustafa Özterzi [GK],

B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 85-90; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,

9/1/2020, §§ 38-45.

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

38. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, FETÖ/PDY

ile bağlantısının bulunduğu iddiasıyla terör örgütüne üye olma suçundan 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

40. Başsavcılığın tutuklama talep yazısında veya Ankara

8. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında, kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren somut olguların bulunduğu genel olarak ifade edildikten

sonra kuvvetli belirtinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

41. Bu bağlamda soruşturma dosyasında yer alan ve

iddianamede yer verilen olgular ise şöyledir:

- Gizli tanık (Defne) beyanında; başvurucunun yapı içinde

olduğunu bildiğini, Ö.D., C.Ş. ve R.Ü. adlı kişilerle aynı grupta olduğunu, tahminine

göre başvurucunun grubun başında olduğunu ifade etmiştir.

- Tanık R.Ü.; Anayasa Mahkemesindeki yapılanmada "yeniler

grubu" olarak ifade ettiği grubun içinde başvurucunun da bulunduğunu,

söylemlerinden zaman zaman farklı meslek gruplarından kişilerle de toplantıya

katıldığını anladığını ifade etmiştir.

- Gizli tanık Defne 2014-2015 yıllarında Anayasa

Mahkemesinde A. isimli birinin olduğunu, kendisinin Anayasa Mahkemesinden

ayrılmasından sonra grupların yeniden şekillendirildiğini, başvurucunun da yeni

grubun içinde olduğunu, başvurucunun öncesinde de yapı içinde olduğunu

bildiğini, toplantıların genel olarak gruptaki kişilerin evlerinde yapıldığını,

başvurucuyu ortak toplantıda gördüğünü, toplantılarda örgüt liderinin

videolarının izletildiğini, video olmadığı zaman örgüt liderinin talimat

notlarının okunduğunu beyan etmiştir.

- Tanık E.D. yapıya ait öğrenci evlerine gittiği dönemde

başvurucunun kendileri ile ilgilendiğini, başvurucu tarafından Cebeci semtinde

bir öğrenci evine götürüldüğünü, bu eve iki üç haftada bir gittiklerini,

başlarda ders çalıştıklarını, daha sonra namaz kılıp Fetullah Gülen'in

kitaplarını okumaya başladıklarını, başvurucunun Fetullah Gülen'in din alimi ve

hocalarının olduğunu söylediğini, 1997 yılında Astsubay Hazırlama Okulunu

kazandıktan sonra da başvurucu ile görüşme yaptıklarını, iki ya da üç aylık

periyotlarla birinci sınıfın sonuna kadar görüşmelere gittiğini, ikinci sınıfta

da başka bir şahısla bir grup hâlinde başvurucuyla görüşmeye devam ettiklerini,

İstanbul'da Piyade Sınıf Okuluna başladığında da başvurucuyla görüştüğünü beyan

etmiştir.

- E.U. isimli kişi 7/2/2020 tarihinde fotoğraftan yaptığı

teşhiste o dönemde FETÖ/PDY'nin GATA yapılanması adı altındaki toplantılarda

başvurucuyu gördüğünü ancak başvurucunun örgüt içindeki konumunu ve görevini

bilmediğini beyan etmiştir.

42. Söz konusu tanık anlatımları yer, zaman, kişi ve

eylem bilgileri ihtiva etmekte ve bu anlamda yargı makamlarına denetim yaparak

söz konusu beyanları doğrulama ya da çürütme imkânı tanımaktadır. Bu doğrultuda

başvurucunun tutuklanmasında söz konusu tanık anlatımlarının yargı makamlarınca

kuvvetli bir belirti olarak kabul edilmesi yönündeki değerlendirmelerin keyfî

ya da temelsiz olduğu söylenemeyecektir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Selçuk

Özdemir (aynı kararda bkz. § 75) kararı ve sonrasında verdiği birçok kararda,

başvurucuların FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna, bu yapılanmaya mensup

olduğuna yönelik somut olgular içeren tanık anlatımlarını suç şüphesini

doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (örneğin bkz. Metin

Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52, Recep Uygun, B. No: 2016/76351,

12/6/2018, § 43; Yusuf Erdoğan, B. No: 2017/11828, 10/2/2021, § 46; Mustafa

Onuk, B. No: 2016/21484, 9/7/2020, §§ 49-52; İbrahim Okur, B. No: 2016/50394,

27/2/2020, § 82; Y.G., B. No: 2017/5933, 9/1/2020, § 55; İsmail Çıtak, B. No:

2016/78629, 28/11/2019, § 52).

43. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.

Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara

ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz

ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).

44. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı

terör örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474,

3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır.

45. Somut olayda Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken delilleri etkileme ve kaçma

ihtimalinin bulunmasına, başvurucunun üzerine atılı suçun tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlardan olmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama

kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen

özel koşulları ile Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın

içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

46. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri

dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), B. No: 2016/40170, 16/11/2017,

§ 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi

zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar

olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı

derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer

ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

47. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için

öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz

olduğu söylenemez.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

49. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı

görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

B. Özel Hayata

ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

50. Başvurucu; avukatıyla ve aile bireyleriyle

görüşmesinin teknik araçlarla kayda alınması ve bu sırada üçüncü bir kişinin

görüşmeyi izlemesi, mektuplarının okunması nedeniyle özel hayata ve aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

51. Bakanlık, ilgili kurumlardan elde edilen bilgi ve

belgelere göre somut olayda başvurucunun avukatıyla görüşmelerinin kayıt altına

alınması hususunda adli makamlar tarafından alınan herhangi somut bir karar

kaydına rastlanmadığını, yine ilgili kurumlardan alınan bilgi ve belgelere göre

başvurucunun çeşitli tarihlerde farklı avukatlarla görüştüğünü, söz konusu

görüşmelerin kaydedilmesine dair adli makamlarca verilmiş herhangi bir dinleme

veya kayıt kararı olmadığından dinleme-kayıt işlemi yapılmadığını ve

dolayısıyla özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğini belirtmiştir.

52. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında avukatla

yaptığı görüşmelerin kaydedilip kaydedilmediğine ilişkin olarak adli makamlara

yazılmış bir yazı ya da bu yazılara verilmiş cevapların Bakanlık görüşünde yer

almadığını, soyut nitelikteki açıklamalara cevap vermesinin mümkün olmadığını,

ailesiyle yaptığı görüşmelerin kayda alınmasıyla ilgili ise Bakanlığın hiçbir

açıklamada bulunmadığını, görüşmelerin kayda alınmasının Sözleşme'ye açıkça

aykırı olduğunu belirtmiştir.

2. Değerlendirme

53. Anayasa Mahkemesi 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra

ilan edilen olağanüstü hâl döneminde çıkarılan 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde

Kararname'nin 6. maddesi uyarıca terör suçları dâhil olmak üzere bazı suçlardan

tutuklanan kişiler hakkında uygulanan avukatla görüşmelerin kayda alınması ve

ceza infaz kurumu görevlileri aracılığıyla izlenmesi tedbirine ilişkin olarak

-ilgili kanun hükümleri ve ülke genelinde derece mahkemelerinin karar ve

uygulamalarından hareketle- infaz hâkimliklerine şikâyet yolunun tüketilmesi

gereken ulaşılabilir ve etkili bir başvuru yolu olduğu sonucuna varmıştır (İsmail

Solmaz, B. No: 2017/15251, 12/2/2020, §§ 102-106; Emre Ayhan, B. No:

2016/80704, 13/2/2020 §§ 132-136). Somut olayda terörle (FETÖ/PDY) bağlantılı

bir suçtan tutuklu bulunan başvurucu yönünden anılan bu kararlardaki değerlendirme

ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.

54. Öte yandan başvurucu, aile bireyleriyle yaptığı

görüşmelerin de kayıt altına alındığından ve bir görevli tarafından

izlendiğinden de şikâyet etmektedir. Bu bağlamda 16/5/2001 tarihli ve 4675

sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4., 5. ve 6. maddeleri uyarınca başvurucu,

anılan şikâyet yönünden de uygulamanın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle infaz

hâkimliğine başvurabilecek ve verilen karara karşı ilgili ağır ceza mahkemesine

itiraz edebilecektir. Bireysel başvuru dosyası incelendiğinde ise başvurucunun

bu şikâyetlerine ilişkin olarak infaz hâkimliğine başvuruda bulunduğu hususunda

herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun

hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal başvuru yollarını tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durum bireysel başvurunun

ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuka uygun olduğu sonucuna varılması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Ceza infaz kurumunda avukatla ve aile bireyleriyle

yapılan görüşmelerin kayda alınması dolayısıyla özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyete neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 28/12/2021 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Serhat ALTINKÖK Vekilleri : Av. İbrahim Halil UZUN Av. Aylin ONURSEV

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/10628, 28 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine
  13. B. Özel Hayata
  14. A. Tutuklamanın hukuka uygun olduğu sonucuna varılması
  15. B. Ceza infaz kurumunda avukatla ve aile bireyleriyle
  16. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/10628
Tarih
28 Aralık 2021

İlgili Kararlar

  • M.l. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/20735)
  • Abdurrahman Aktaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/28894)
  • Fatih Çavdarcı Başvurusu (B. No: 2020/7374)
  • Levent Serhat Bayar Başvurusu (B. No: 2018/33714)
  • Hayati Özcan Başvurusu (B. No: 2018/17862)
  • Ünal Çeliksöz Başvurusu (B. No: 2019/42474)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.