İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2017/16903 Tarih:

Serhat Soysalan Başvurusu (B. No: 2017/16903)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

SERHAT SOYSALAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/16903)

Karar Tarihi: 27/2/2020

R.G. Tarih ve Sayı: 9/4/2020 - 31094

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, alkollü olarak araç kullanma iddiasıyla aleyhe

uygulanan idari yaptırım kararına itirazların gerekçesiz olarak reddedilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Eskişehir Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü

tarafından yapılan kontrollerde 0,76 promil alkollü olarak araç kullandığının

tespit edildiği iddiasıyla 844 TL idari para cezası ile cezalandırılmış ve

başvurucunun ehliyetine altı ay süreyle el konulmuştur.

9. Başvurucu, trafik ekiplerince alkolmetre ile yapılan ölçümden

51 dakika sonra Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesinden (Devlet Hastanesi)

kanında alkol bulunmadığını belirten bir rapor almıştır.

10. Başvurucu; olay gecesi çalıştığı işyerinden gece

vardiyasından çıktığını, alkollü olmasının mümkün olmadığını, alkol test

cihazının kalibrasyonunun hatalı olduğunu, hatalı bir cihaz ile ölçüm

yapıldığını iddia etmiştir. Başvurucu; trafik ekiplerince ehliyetinin alınması

nedeniyle aracını olay yerinde bırakarak kendi imkânları ile Devlet Hastanesine

başvurduğunu, Hastanedeki sıra ve yoğunluğa rağmen kan testi yaptırabildiğini,

51 dakika sonra verilen raporda alkolsüz olduğunun tespit edildiğini belirterek

idari yaptırım kararına karşı itirazda bulunmuştur.

11. Başvurucunun itirazı Eskişehir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin

(Hâkimlik) 28/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. İtirazın reddi

kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... İdari para cezası karar tutanağı,

sürücü belgesi geri alma tutanağı, itiraz dilekçesi, cevap dilekçesi ve tüm

dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Bursa Yolu 12. Km de yapılan

kontrolde itiraz eden Serhat Soysalan'ın 0,76 promil Alkollü olduğu, bu şekilde

araç kullandığının tespit edildiği, bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik

Kanunu'nun 48/5 maddesi 1. kez ihlalden idari para cezası verilerek sürücü

belgesine 6 ay süre ile geçici olarak el konulma işlemlerinin hukuka uygun

olduğu anlaşıldığından başvurunun reddine karar verilmiştir..."

12. Başvurucu, Hâkimliğin vermiş olduğu itirazın reddi kararına

itiraz etmiştir.

13. Başvurucunun itirazını değerlendiren Eskişehir 1. Sulh Ceza

Hâkimliği de 27/12/2016 tarihli kararı ile ret kararına itirazı reddetmiş,

idari yaptırım kararı kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...tüm dosya kapsamı incelendiğinde

Eskişehir 2. Sulh Ceza Hakimliğinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön

bulunmadığından itirazın reddine karar vermek gerekmiştir..."

14. Başvurucu 10/1/2017 tarihinde nihai karardan haberdar

olduğunu beyan etmiştir.

15. Başvurucu 9/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 24/5/2013 tarihli 6487 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile

değişik 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu’nun "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi

altında araç sürme yasağı" kenar başlıklı 48. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"...Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri

almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri

yasaktır.

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp

kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik

cihazlar kullanılır.

...

Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin

üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili

bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü

belgesi altı ay süreyle geri alınır..."

17. Yargıtay Onikinci Ceza Dairesinin 24/12/2019 tarihli ve

E.2019/5794 K.2019/12223 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...incelenen dosyada; olay gecesi aracı

ile seyir halinde iken durdurulan sanığın saat 23:35'te alkolmetre ile yapılan

ölçümde 1,00 promil alkollü olduğu, savunmasında yaklaşık yarım saattir araç

kullanmakta olduğunu beyan ettiği ve yerleşik Adli Tıp uygulamalarında kişiden

kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama 15

promil azaldığı kabul edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde 1,00

promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli

sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar

verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraatine karar

verilmesi.."

18. Yargıtay Onikinci Ceza Dairesinin 14/1/2020 tarihli ve

E.2019/2639 K.2020/451 sayılı ilamının ilgili kısımları şöyledir:

"..Dosya içeriğine göre olay günü,

sanığın idaresindeki otomobille, meskun mahalde, gündüz vakti, tek yönlü parke

kaplama yolda seyri sırasında, T şeklindeki kavşağa geldiğinde geçiş önceliğine

uymayarak aracının ön sağ kısmıyla, gidiş yönüne doğru sağdan gelen motorlu

bisikletin ön sol kısmına çarptığı, sanığın asli kusurlu şekilde bir kişinin

basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği ve

Adli Tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte

alkol oranının her saat ortalama 0,15 promil azaldığının kabul edildiği gözetildiğinde

sanığın olaydan yaklaşık 30 dakika sonra yapılan alkol muayenesine göre 95

promil alkollü olduğu gözetildiğinde sanığın kaza anında güvenli sürüş

yeteneğini ortadan kaldıracak şekilde 100 promil üstünde alkollü olarak araç

kullandığı tespit edildiği olayda;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde

gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan

kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın kusur durumuna ve

lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddi

ile hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 27/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, idari yaptırım kararına itirazlarının gerekçe

gösterilmeksizin reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

22. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde de

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli

karar hakkının da dâhil olduğunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok

kararında vurgulamıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

25. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği, anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

26. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların

muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen

yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

27. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

28. Kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan

mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla

kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi, § 57).

29. Bir davada tarafların -hukuk düzenince- hangi nedenle haklı

veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne uygun

şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken

mahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması gerekçeli

karar hakkı yönünden zorunludur (Sencer

Başat ve diğerleri, § 38).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

30. Somut olayda başvurucu, aleyhine düzenlenen idari yaptırım

kararına itiraz etmiş; alkol test cihazının hatalı ölçüm yaptığını, Devlet

Hastanesinden alınan raporda alkolsüz olduğunun tespit edildiğini, polisler

tarafından kullanılan ölçüm cihazının hatalı olduğunu iddia etmiş; Hâkimlikçe

bu iddiaları ile ilgili değerlendirme yapılmadan itirazın reddine karar verildiğini belirtmiştir.

31. Hâkimlikçe 20/10/2016 tarihinde tensip tutanağı düzenlenerek

ilgili kurumdan idari para cezasına dayanak teşkil eden bilgi ve belgeler

istenmiş, itiraz incelemesinin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

Hâkimlik itiraz incelemesinde idari para cezası tutanağı, sürücü belgesi geri

alma tutanağı, itiraz dilekçesi, cevap dilekçesi ve tüm dosya kapsamını

değerlendirdiğini, itiraza konu idari para cezasının ve sürücü belgesine

elkoyma işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek başvurucunun itirazını reddetmiştir.

İtirazın reddi kararında idari yaptırım kararının hukuka uygun olduğunun

belirtilmesi ile yetinilmiş, başkaca bir gerekçeye yer verilmemiştir.

32. Hâkimliğin itirazın reddi kararının gerekçesinde

-başvurucunun tüm iddialarını gerekçelendirmek zorunda olmamakla birlikte-

başvurucunun itirazına temel teşkil eden, sonuca etkili olabilecek iddiası

hakkında değerlendirme yapmayarak bunu yanıtsız bırakması verilen kararda

yeterli gerekçenin bulunduğunun kabul edilmemesi sonucunu doğuracaktır. Kanun yolu

merciinin de esasa dair bir değerlendirme yapmadığı, başvurucunun itirazının

reddine karar verdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

34. Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar

verildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamındaki delillerin hatalı

değerlendirildiğine ve hakkaniyete aykırı şekilde karar verildiğine dair diğer

şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

36. Başvurucu, manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

37. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875,

7/6/2018). kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer

bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir

(Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

38. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

39. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü'nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir. (Mehmet Doğan, §§

58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66, 67).

40. İncelenen başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen

adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

41. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Eskişehir 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (2016/4364

D.İş) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

42. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harçtan ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK BULUNMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Eskişehir 2. Sulh

Ceza Hâkimliğine (2016/4364 D. İş) GÖNDERİLMESİNE,

E. Tazminata ilişkin talebin REDDİNE,

F. 257,50 TL harçtan ve 3.000 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Cafiye Ece YALIM

Başvurucu

:

Serhat SOYSALAN

Vekili

:

Av. Çiğdem DAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/16903, 27 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası