İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Çağrı Yılmaz Başvurusu (B. No: 2017/34463)

1. Başvuru, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımdan dolayı

Başvuru No2017/34463Tarih13 Şubat 2020Okuma17 dk · 3.316 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Çağrı Yılmaz Başvurusu

Karar tarihi
13 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2017/34463
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.316 kelime·17 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımdan dolayı

cezalandırılmasının başvurucunun ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Arka Plan Bilgisi

8. PKK'nın neden olduğu ve uzun süredir devam eden şiddetin ve

terör olaylarının sona erdirilmesi amacıyla başlatılan ve yaklaşık üç yıl devam

eden süreçte şiddet ve terör olayları önemli ölçüde azalmıştır. Güvenlik

güçlerinin daha sonra yayımlanan raporlarına göre bu dönemde PKK terör örgütü

bazı şehirlerde silah ve mühimmat yığınağı yapmış, 2015 yılının ortalarından

itibaren terör ve şiddet bu kez şehirlerde başgöstermiştir (Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019, §

10).

9. Şırnak'ın Cizre, İdil, Silopi ilçeleri; Hakkâri'nin Yüksekova

ilçesi; Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçeleri; Mardin'in Dargeçit,

Nusaybin ve Derik ilçeleri ile Muş'un Varto ilçesinde PKK terör örgütü

tarafından cadde ve sokaklara hendekler kazılarak barikatlar kurulmuş ve

buralara patlayıcılar yerleştirilerek anılan yerlerde öz yönetim adı altında hâkimiyet kurulmaya

çalışılmıştır. Yaklaşık on ay süren bu şiddet olaylarını sona erdirmek için

Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet Genel Müdürlüğünce PKK mensuplarına karşı

başta Sur, Cizre ve Nusaybin olmak üzere on bir şehirde ortak olarak güvenlik

operasyonları gerçekleştirilmiştir (Ayşe

Çelik, § 11).

10. Güvenlik güçleri, anılan yerlere halkın giriş ve çıkışını

engellemek isteyen terör örgütü mensuplarına operasyonlar düzenleyerek

teröristlerle çatışmaya girmiştir. Bu operasyonların gerçekleştirildiği

bölgelerin bazılarında sokağa çıkma yasakları uygulanmış ve bazıları geçici

süreyle askerî güvenlik bölgesi ilan edilmiştir. Bu kapsamda terör örgütü

üyelerinin yakalanarak halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla anılan

il ve ilçelerin bir kısmında sokağa çıkma yasakları ilan edilmiş, fakat

güvenlik güçlerince yürütülen operasyonların sona ermesinin ardından söz konusu

yasaklar kaldırılmıştır (Ayşe Çelik,

§ 12).

11. Aylarca devam eden bu operasyonlar ve çatışmalar sırasında

yaşanan kayıpların büyüklüğü konusunda 2016 yılının Mayıs ayında yapılan

açıklamalara göre en az 2.500 terörist öldürülmüş; 480 güvenlik görevlisi şehit

olmuş ve 4.000'in üzerinde güvenlik görevlisi de yaralanmıştır. Açık

kaynaklarda yer alan, resmî olmayan ve doğrulanmamış bazı açıklamalara göre

100'ün üzerinde sivil hayatını kaybetmiş, 1.000'in üzerinde sivil ise

yaralanmıştır. Buna ilave olarak en az 400.000 kişinin çatışma bölgelerinden

başka bölgelere göç etmek zorunda kaldığı ileri sürülmüştür. Ancak kesin

rakamların yer aldığı resmî bir açıklama bulunmadığı gibi bu konuda güvenilir

ve bağımsız herhangi bir rapor da Anayasa Mahkemesinin bilgisine sunulmamıştır

(Ayşe Çelik, § 13).

12. 11/1/2016 tarihinde 1.128 akademisyenin imzasıyla 2015 ve

2016 yıllarında Türkiye'nin doğusu ve güneydoğusunda terörle mücadele

kapsamında yürütülen ve yukarıda kısaca özeti verilen çatışma ve operasyonlar

sırasındaki sokağa çıkma yasaklarının ve çatışmaların sona erdirilmesi çağrısı

yapan bir bildiri yayımlanmıştır. Barış İçin

Akademisyenler Bildirisi veya Bu

Suça Ortak Olmayacağız Bildirisi

olarak isimlendirilen bildirinin yayımlanmasını takip eden hafta içinde imzacı

akademisyenlere destek olmak amacıyla gelen yeni imzalarla birlikte bildirinin

nihai imzacı sayısı 2.200'ü aşmıştır (Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 10).

13. İmzacı akademisyenler hakkında ceza soruşturmaları

başlatılarak kamu davaları açılmış ve bazı üniversiteler, akademisyenlerin

işine son vermiştir. Akademisyenlerin bir kısmı olağanüstü hâl kanun hükmünde

kararnameleri (KHK) ile bir kısmı ise üniversitelerin yönetimlerince görevden

ihraç edilmiştir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 13).

B. Başvuruya Konu Olaylar

14. Başvurucu olayların meydana geldiği tarihte A. Üniversitesi

İletişim Fakültesinde öğrencidir. Müşteki ise olayların meydana geldiği tarihte

ve hâlen A. Üniversitesi rektörüdür. Yukarıda anlatılan bildirilere imza attığı

için KHK ile ihraç edilenler arasında A. Üniversitesinde görev yapan akademisyenler

de vardır.

15. Başvurucu, Twitter

isimli sosyal paylaşım sitesindeki hesabından müşteki E.İ.yi hedef alan

paylaşımlar yapmıştır Başvurucunun 8/2/2017, 9/2/2017 ve 11/2/2017 tarihlerinde

yaptığı paylaşımlar sırasıyla şöyledir:

"la sana diyoz tırşik ibiş, kıracaz elbet

çarkını"

"Buradayız, biradayız!!! anladın sen onu

ibiş"

"la tırşik ibiş ben de hayır diyorum, sen

de beni kovsana okuldan"

16. Söz konusu paylaşımlar üzerine, müşteki başvurucudan

şikâyetçi olmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu

hakkında hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılması talebiyle 10/4/2017

tarihli iddianame düzenlenmiştir.

17. Yargılamayı yapan Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi

başvurucunun tehdit suçundan beraatine, hakaret suçundan 8.840 TL adli para

cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

(HAGB) karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Sanığın suç tarihinde A. Üniversitesi

Rektörü olan katılan [E.İ.ye]

yönelik 08/02/2017 ve 11/02/2017 tarihlerinde internette yayınladığı yazılarda

'tırşik' şeklinde hitapta bulunduğu, tırşik kelimesinin içine her şey katılan

bir yemeği ifade ettiği gibi Anadolu'da 'ne idüğübelirsiz, bir söylediği

ötekini tutmayan, ne olduğu belirsiz insan' anlamlarına geldiği, dolayısıyla bu

ifadenin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek anlam

taşıdığı, dolayısıyla sanığın belirtilen yazılarının katılana yönelik hakaret

içerdiği kanaatine varılmış ve sanığın bu suçtan cezalandırılmasına karar

verilmiş, aynı ifadenin değişik günlerdeki birden çok yazıda kullanıldığı

anlaşılmakla sanık aleyhine TCK.nun 43/1 maddesi uygulanarakhüküm

kurulmuştur..."

18. Başvurucu ilgili karara itiraz etmiştir. İtiraz üzerine

karar Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/7/2017 tarihli kararıyla kesin olarak

reddedilmiştir. Nihai karar 31/7/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 25/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1)

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir

fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve

saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası

ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için

fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.

...

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

...

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir

yıldan az olamaz."

B. Uluslararası Hukuk

21. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Koray Çalışkan, B. No: 2014/4548,

5/12/2017, §§ 17-23; Kemal Kılıçdaroğlu,

B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 29-37.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; A. Üniversitesi rektörü olan müştekiyi,

akademisyenlerin ihraç edilmesine ses çıkarmaması nedeniyle protesto ettiğini,

ilkesiz bir duruş sergilediğini ifade etmek adına "tırşik" kelimesini kullandığını,

cezalandırılmasına neden olan bu ifadenin eleştiri kapsamında kaldığını ve suç

oluşturmadığını belirtmiştir. Başvurucu, ilgili paylaşımlar nedeniyle cezalandırılmasının

ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve

kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak

açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi

olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının

şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

26. Başvurucunun sosyal medyada paylaştığı sözler nedeniyle

8.840 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Söz konusu

Mahkeme kararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale

yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

27. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

28. Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi

gerekir.

i. Kanunilik

29. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

30. Müdehalenin başkalarının

şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası

olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1)Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün

Önemi

31. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması, bunları tek başına

veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi,

savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.

Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla

açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve

bu konuda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle

karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal

ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve

serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü

demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan,

B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(b) Müdahalenin Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

32. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun kabul

edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir

müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın,§§

70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

33. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir (bkz. bazı farklılıklarla birlikte bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B.

No: 2018/17635, 26/7/2019, § 77; Sırrı

Süreyya Önder, [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 58; Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51). Orantılılık ise;

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeler için

bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri,

§ 132; Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378,

5/7/2017,§ 59).

34. Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp

karşılamadığını değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Ancak

bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57).

35. Anılan denetim sırasında Anayasa Mahkemesi temel hak ve

özgürlüklere yapılan müdahalenin gerekçesine odaklanır. Kamu makamlarının,

temel hak ve özgürlüklere -zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılı

olduğunu- ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koymadan yaptıkları müdahalelerin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğunun kabul edilebilmesi

mümkün değildir. Dolayısıyla ifade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa

Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan

müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir (benzer değerlendirmeler

için bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, §

58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 120).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

36. Somut olayda A. Üniversitesinde öğrenci olan başvurucu,

sosyal medya hesabı üzerinden aynı üniversitenin rektörü olan müşteki ile

ilgili birden fazla paylaşım yapmıştır. İlgili paylaşımlar müştekinin

üniversitede bir kısım akademisyenin ihraç edilmesine ses çıkarmadığı

gerekçesiyle müştekinin tutumunu eleştirir niteliktedir.

37. İlk derece mahkemesi; başvurucunun

paylaşımlarında geçen "tırşik" kelimesinin"içine her şey katılan bir yemeği"

ifade ettiği gibi Anadolu'da "ne idüğübelirsiz, bir söylediği ötekini

tutmayan, ne olduğu belirsiz insan" anlamlarına geldiği,

dolayısıyla bu ifadenin müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide

edebilecek anlam taşıdığı gerekçesiyle başvurucunun adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir.

38. Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya benzer başvurularda

derece mahkemelerinin başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin itibarının

korunması hakkı arasında adil bir denge sağlamaları gerektiğini vurgulamıştır

(benzer değerlendirmeler için bkz. Abuzer

Demir ve Aslı Peksezer, B. No: 2016/73556, 23/10/2019, §§ 45, 47; Kenan Kıran ve Ramazan Fatih Uğurlu, B.

No: 2016/2884, 24/10/2019,§ 48; Bekir Coşkun,

§§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit,§ 61).

İlk derece mahkemesinin çatışan haklar arasında dengeleme yapabilmesi için;

1- Haber, makale veya paylaşımlarda yer alan ifadelerin kim

tarafından dile getirildiği

2- Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile

ilgili kişinin önceki davranışları; basının sıkı denetiminde olup olmadığı;

katlanması gereken, kabul edilebilir eleştiri sınırlarının sade bir vatandaş

ile karşılaştırıldığında daha geniş olup olmadığı

3- Haber, makale veya paylaşımların konusu, bunlarda

kullanılan ifadelerin türü, içeriği, şekli ve sonuçları

4- Haber, makale veya paylaşımların yayımlanma şartları

5- Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara

ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerin

düşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı

6- Kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve

konunun güncel olup olmadığı

7- Haber, makale veya paylaşımda yer alan ifadelerin olgusal

temele dayalı olup olmadığı, ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince

desteklenip desteklenmediği

8- Başkalarının şöhret ve haklarının zarar görme ihtimalinin

bulunduğu durumlarda başta meslek ahlakına saygı gösterme, doğru ve güvenilir

bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etme ödevi olmak üzere

basın mensuplarının kendiliğinden uymaları gereken zorunlu sınırlara, ödev ve

sorumluluklara uygun davranıp davranmadıkları

9- Haber, makale veya paylaşımda dile getirilen düşüncelere

cevap verme olanağının bulunup bulunmadığı

10- Haber, makale veya paylaşımın hedef aldığı kişilerin

hayatı üzerindeki etkileri

kriterlerini elindeki somut olaya uyduğu ölçüde uygulaması

gerekir (benzer değerlendirmeler için bkz. Nilgün

Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,

27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç, [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§

58-66;İlhan Cihaner (2), B. No:

2013/5574, 30/6/2014 §§ 66-73; basının sorumluluğuna ilişkin bkz. Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017,

§§ 47-48; Medya Gündem Dijital Yayıncılık

Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; Kadir Sağdıç, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2), §§ 60, 61).

39. Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesi yazılar

içerisinde geçen bir kelimeyi çekerek cezalandırma konusu yapmış, yazıların

bağlamını, söylenme şekli ve nedenini, söylenen sözlerin arka planı olup

olmadığını, kamusal bir tartışma ekseninde gerçekleşip gerçekleşmediğini

gözetmeksizin bir değerlendirme yapmıştır (Nilgün

Halloran, § 52; Önder Balıkçı,

B. No: 2014/5552, 26/10/2017 § 45). Mahkeme, başvurucunun ifade özgürlüğü ile

müştekinin şeref ve itibar hakkı arasında bir denge kurmaya çalışmamış; tek bir

ifadeyi çekerek, yalnızca soyut bir değerlendirmeyle söz konusu paylaşımların

eleştiri ve düşünce özgürlüğü sınırlarını aştığını kabul etmiştir.

40. Başvuru konusu haberlerde kullanılan ifadelerin türü

gözönünde bulundurulmalıdır. Başvurucunun müştekinin itibarına yönelik sert

ifadeler kullandığı görülmekle birlikte ifade özgürlüğü kapsamında ifadenin

gerçek mi, duygusal mı olduğuna ve başkalarının onu yararlı veya zararlı,

değerli veya değersiz olarak değerlendirmesine bakılmaksızın ifade koruma

altına alınır. İfadenin polemik içermesi veya kırıcı olması bile onu koruma

kapsamından mahrum etmez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Gürbüz ve Hasan Bayar, B. No:

2013/568, 24/6/2015, § 42; Önder Balıkçı,

§ 40). Dolayısıyla kullanılan ifadelerin başvuru konusu olay kapsamında,

yazıların tamamının ışığı altında ve özellikle hedef aldığı kişi ile

başvurucunun konumu ve söylenme şekli bağlamında incelenmesi gerekmektedir.

41. Başvurunun çözümlenmesinde gözününde bulundurulması gereken

ikinci husus başvurucunun ve müştekinin konumudur. Müştekinin rektör olarak

aynı üniversitede öğrenci olan başvurucunun sıkı ve yakın takibi altında olması

tabiidir. Özellikle kamu görevlilerinin, tasarrufları ile ilgili eleştirilere

daha fazla tolerans göstermeleri gerekir. Bu bağlamda, açıklanan bir düşüncenin

salt ağır olması, yetkilileri sert biçimde eleştirmesi, keskin bir dil

kullanılarak ifade edilmesi ve hatta tek taraflı, çelişkili ve subjektif olması

ifade özgürlüğünün koruma kapsamından yararlanmayacağı anlamına gelmez (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Suat Ertosun (7), B. No: 2014/1416,

15/10/2015, § 36; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 128-129; Nilgün Halloran,

§ 45,İlhan Cihaner (2), § 82).

42. Dikkate alınması gereken bir başka husus da ilgili

paylaşımların konusudur. Başvuruya konu paylaşımlarda, rektör olan müştekinin

aynı zamanda mesai arkadaşları olan bazı akademisyenlerin ihraç edilmesine

tepki göstermediği için eleştirildiği savunulmuştur. Başvurucunun yönelttiği

eleştirilerin, müştekinin yürüttüğü kamu görevine ilişkin olduğu, bu anlamda

yapılan paylaşımların kamuoyunu ilgilendiren bir konuda yapılan tartışmanın bir

parçası olduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. İlhan Cihaner (2), § 74; Kadir Sağdıç, § 67).

43. Öte yandan başvurucunun söz konusu haber nedeniyle

cezalandırılması,bilgilendirme ve eleştiri ortamına da zarar verebilecektir.

Zira yaptırıma maruz kalma endişesinin kişiler üzerinde kesintiye uğratıcı bir

etkisi vardır ve sonunda kişinin bu etki altında ileride düşünce

açıklamalarından imtina etme riski bulunmaktadır. Dolayısıylabaşvurucunun

cezalandırılmasının, başvurucu üzerinde caydırıcı etki yaratacağı kabul

edilebilir.

44. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin

anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu

olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz (Önder Balıkçı, § 47; Haci Boğatekin (2), B. No: 2014/12162,

21/11/2017, § 49). Buna karşın yukarıdaki tespitler dikkate alındığında ilk

derece mahkemesinin başvurucunun mahkûmiyetinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiğini ilgili ve

yeterli bir gerekçe ile ortaya koyduğunun kabul edilmesi mümkün

olmamıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucu ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve 5.000 TL

tazminat talebinde bulunmuştur.

48. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir. Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

49. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

50. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan

farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul

hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir

karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir (Mehmet Doğan,

§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66-67).

51. İncelenen başvuruda, ilgili paylaşımlardan ötürü

başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle

başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

52. Bu durumda ifade özgürlüğüne ilişkin ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

53. İfade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesinin yeterli giderim sağladığı değerlendirildiğinden

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

23. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2017/375, K.2017/490) GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminat talebinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Gülsüm Gizem GÜRSOY Başvurucu : Çağrı YILMAZ Vekili : Av. Doğukan Tonguç CANKURT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/34463, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Arka Plan Bilgisi
  7. B. Başvuruya Konu Olaylar
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  15. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  16. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  17. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/34463
Tarih
13 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Meral Danış Beştaş Başvurusu (B. No: 2015/19545)
  • Emre Ayhan Başvurusu (B. No: 2016/80704)
  • A.c. Başvurusu (B. No: 2016/64868)
  • Abbas Sille Başvurusu (B. No: 2017/35678)
  • M.ş.t. Başvurusu (B. No: 2018/17073)
  • Befrin Dürsün ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/80373)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.