İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Befrin Dürsün ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/80373)

1. Başvuru, güvenlik güçlerine karşı yapılan terör saldırısında

Başvuru No2016/80373Tarih26 Şubat 2020Okuma20 dk · 3.943 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Befrin Dürsün Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
26 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/80373
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.943 kelime·20 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, güvenlik güçlerine karşı yapılan terör saldırısında

yaralananlara müdahale etmek üzere yola çıkan ambulans şoförünün çatışma

arasında kalarak hayatını kaybettiği olayda devletin yaşamı koruyucu tedbirleri

almaması ve bu olayla ilgili olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi

nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların yakını olan Ş.D. 1956 doğumlu olup olay

tarihinde Beytüşşebap Devlet Hastanesinde ambulans şoförü olarak görev

yapmaktadır.

9. 25/9/2015 tarihinde saat 05.40 sıralarında bölücü terör

örgütü mensupları tarafından Beytüşşebap ilçesi Kaymakamlık binasına, İlçe

Emniyet Amirliğine ve İlçe Jandarma Komutanlığına eşzamanlı olarak uzun namlulu

silahlar ve roketatarlarla saldırı düzenlenmiş, bunun üzerine terör örgütü

mensupları ile emniyet güçleri arasında çatışmalar yaşanmıştır.

10. Çatışmalar sırasında yaralanan emniyet personeline ilk ve

acil müdahalenin yapılabilmesi için İlçe Emniyet Amirliği binasına 112 Acil

Servis aracılığıyla ambulans çağrılmıştır.

11. Beytüşşebap Devlet Hastanesinden saat 08:00 sıralarında yola

çıkan ambulans İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına yaklaştığı sırada devam eden

çatışmanın arasında kalmış ve ateşli silahla yaralanan ambulans şoförü Ş.D.

hayatını kaybetmiştir.

A. Olayla İlgili Ceza

Soruşturması Süreci

12. Olayla ilgili olarak Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcılığı

(Başsavcılık) tarafından derhâl soruşturma başlatılmıştır.

13. Yürütülen soruşturma kapsamında müşteki sıfatıyla

Başsavcılık tarafından alınan ifadesinde başvurucu Polat Dürsün özetle;

25/9/2015 tarihinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından ilçeye eşzamanlı

olarak saldırı yapıldığını, olay günü babası Ş.D.nin yaralanan polislere

müdahale etmek amacıyla hastaneden İlçe Emniyet Amirliğine gelmek üzere yanında

iki acil tıp teknisyeni olduğu hâlde yola çıktığını, fakat ilçe merkezine

ulaşamadan, çatışmaların ortasında kalarak ateşli silah mermisi isabet etmesi

sonucu hayatını kaybettiğini, babasını öldüren kişilerden şikâyetçi olduğunu

beyan etmiştir.

14. Olay tarihinde Beytüşşebap Devlet Hastanesi Acil Servisinde

acil tıp teknisyeni olarak çalışan E.S., talimat yoluyla Muş Cumhuriyet

Başsavcılığında tanık sıfatıyla alınan ifadesinde özetle; 25/9/2015 tarihinde

saat 05.00 sıralarında ilçe merkezinden çatışma sesleri duyulduğunu,

kurşunların hastanenin bulunduğu alana kadar geldiğini, yaralılar için emniyet

ana binasına gitmelerinin söylenmesi üzerine saat 08.05 sıralarında ambulans

şoförü Ş.D. ve doktor M.İ.Y ile yola çıktıklarını, üç dört dakika kadar

ambulansla yol aldıktan sonra polis noktasına yaklaşık 10 metre kala

teröristler tarafından ambulansa ateş açıldığını, o esnada ambulans şoförü

Ş.D.nin yaralandığını fark ettiklerini, ilk merminin ona isabet ettiğini

düşündüğünü, ambulansın durmasının ardından M.İ.Y. ile birlikte ambulanstan

inerek sağ tarafa, tepenin bulunduğu yere doğru, yokuş yukarı kaçmaya

başladıklarını, taştan bir evin balkonunda üzerinde leşker kıyafeti olan,

ellerinde Kalaşnikof marka silah bulunan iki terörist görüp onlara "Siz ne yaptınız, adamı öldürdünüz"

diye bağırdığını, ardından içinde teröristlerin bulunduğunu anladığı bir eve

kendini attığını, bir yandan da teröristlere ambulans şoförünü niye

öldürdüklerini sormaya devam ettiğini, maskeli olan şahsın kendisine "Şoförü polis vurdu, bunu böyle bil"

dediğini, söyleyiş tarzından şahsın resmî makamlar tarafından sorulduğunda bu

yönde beyan vermesini istediğini anladığını, yine evin içindeyken "Ambulans imha edildi, o bayanı öldürün"

diye bir konuşma duyduğunu, ambulans şoförü Ş.D.nin tam olarak kim tarafından

ve nereden gelen mermi ile öldürüldüğünü bilmediğini, ancak ölüme teröristlerin

neden olduğunu düşündüğünü beyan etmiştir.

15. Olay tarihinde Beytüşşebap Devlet Hastanesinde 112 Acil

Servis görevlisi olarak çalışan M.İ.Y., Başsavcılık tarafından tanık sıfatıyla

alınan ifadesinde; olay günü İlçe Emniyet Amirliğinde yaralı polis olduğunu

öğrenmeleri yola çıktıklarını, polis noktasına yaklaşık 40-50 metre kadar

mesafede bir anda ambulansın durduğunu, yoğun çatışma arasında üzerine kan

sıçradığını ve ambulans şoförü Ş.D.nin vurulmuş olduğunu gördüğünü, E.S. ile

tepeye doğru koşarak ambulanstan uzaklaştıklarını, taştan bir eve girdiklerini,

evde leşker kıyafetli, ellerinde Kalaşnikof marka uzun namlulu silah ve

roketatar bulunan, yüzleri kapalı beş altı teröristin olduğunu, E.S.nin

teröristlere "Arkadaşımızı neden

vurdunuz?" diye bağırdığını, yüzü maskeli teröristlerden

birinin E.S.ye "Şoförü polis vurdu,

bunu böyle bileceksin, sana sorarlarsa da böyle söyleyeceksin" dediğini,

ambulansa isabet edenkurşunların durdukları konuma göre sol taraftan geldiğini,

ön taraftan ateş edildiğini görmediğini beyan etmiştir.

16. Başsavcılık otopsi sırasında cesetten çıkarılan mermi

çekirdekleri, gömlek parçası, iki adet nüve ile olay anında polis noktasında

bulunan ve görevli polis memurları tarafından kullanılan silahları tespit

ettirerek kriminal incelemeye esas olmak üzere Van Jandarma Kriminal

Laboratuvar Amirliğine göndermiştir.

17. Van Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği yaptığı inceleme

sonucu düzenlediği 17/2/2016 tarihli uzmanlık raporunda şu tespitlere yer

verilmiştir:

i. Suç konusu dört adet mermi çekirdeği ve gömlek parçasında

çarpma, sürtünme, bükülme ve kırılmadan dolayı aşırı deformasyon sebebiyle

teşhis ve mukayeseye elverişli yeterli karakteristik iz bulunmamaktadır.

ii. Nüveler atıldıkları silah ve silahlara ait karakteristik

izleri üzerinde taşımayacağından gönderilen nüve üzerinde, atıldığı silahı

tespit etme yönünde herhangi bir inceleme yapılmamıştır.

iii. Tetkik için gönderilen iki adet metal parçanın;

laboratuvarda yapılan fiziki incelemesi neticesinde çarpma, sürtünme, ezilme ve

kopma sonucu aşırı deformasyona uğradığı, bu nedenle üzerinde ateşli silahla

atıldığına veya gömlek parçası, tekli kurşun, şevrotin, saçma tanesi ve benzeri

olduğuna dair herhangi bir karakteristik iz ve şekilsel benzerlik bulunmadığı

görülmüştür.

18. Başsavcılık olay gününe ait tüm kamera ve MOBESE görüntüleri

ile 25/9/2015 tarihinde saat 05.30 ile 12.30 saatleri arasındaki telsiz

görüşmelerinin temin edilerek çözümlerinin yapılmasını istemiş, ancak çatışma

esnasında elektrik hatları ile telsiz role sisteminin zarar görmesi nedeniyle

eksik bir şekilde elde edildiği belirtilen veriler üzerinde çözümleme işlemi

yapılarak Başsavcılığa gönderilmiştir.

19. 30/12/2015 tarihli Görüntü İnceleme Tutanağında, İlçe

Emniyet Amirliği kısmını gören 1 No.lu kameranın saat 05.46'dan sonra, 2 No.lu

kameranın ise 06.01'den sonra kaydının olmadığı, emniyet dışındaki kayıtların

da benzer şekilde saldırı anından itibaren kayıtlarının olmadığı belirtilmiş;

bu tutanakta kayıtlardaki eksiklik nedeniyle ambulansın çatışma alanına girdiği

an ve sonrasına ilişkin bir incelemeye rastlanmamıştır.

20. Başsavcılığın yürüttüğü soruşturma neticesinde verdiği

26/9/2016 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın (takipsizlik)

sonuç kısmı şöyledir:

"...Müşteki ifadeleri, tanık beyanları,

kriminal rapor, olay yeri inceleme tutanağı, ölü muayene ve otopsi tutanakları

ile tüm soruşturma evrakı kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 25 Eylül 2015

tarihinde sabah saat 05:35 sıralarında çok sayıda PKK/KCK bölücü terör örgütü

mensupları tarafından eş zamanlı olarak ilçe emniyet amirliği, TOKİ polis

lojmanları, Şehit Necmettin Evin Polis Noktası, ilçe jandarma komutanlığı, 8.

jandarma komando alay komutanlığı ve alay komutanlığına bağlı üs bölgelerine saldırı

düzenlendiğini ve saldırı sırasında örgüt mensuplarınca uzun namlulu silah,

roketatar ve el bombası gibi tahrip ve öldürücü niteliği yüksek silahların

kullanıldığı, çatışma sırasında ilçe emniyet amirliği binasında bulunan polis

ve özel hareket personelinin yaralanması sebebiyle sağlık mensuplarınca

müdahalede bulunulması maksadıyla 112 acil servis hizmetlerine haber verilerek

saat 08:00 civarlarında ambulans talep edildiği, mak[tu]l [Ş]nin

sevk ve idaresinde olan 73 AH 219 plaka sayılı ambulansın içinde tanıklar [E]

ve [M.İ.] olduğu halde ilçe devlet hastanesinden ilçe emniyet

amirliği binasına gelmek üzere hareket ettiği, ilçemiz girişinde bulunan Şehit

Polis Necmettin Evin Polis Noktası'na yaklaşık 30 metre mesafe kala ambulansın

durduğu, ambulansın durmasını müteakiben mak[tu]l [Ş]nin yaşanan

çatışma sırasında vücuduna isabet eden mermiler nedeniyle yaralandığı ve

bilahare hayatını kaybettiği, meydana gelen ölüm olayı kapsamında müştekiler

vekillerinin talepleri çerçevesinde polis noktasında görev yapan kolluk

görevlileri yönünden yürütülen soruşturmada ilçemiz Şehit Polis Necmettin Evin

Polis Noktası'nda olay günü ve saatinde görev yapan polis memurlarının saldırı

sırasında kullandıkları silahlarının seri numaraları kayıt altına alınmış ve

mak[tu]l [Ş]nin cesedinden elde edilen mermi çekirdekleri ile

kriminal karşılaştırılması yapılarak netice elde edilmek istenilmişse de, mak[tu]l [Ş]nin

cesedinden elde edilen mermi çekirdekleri kriminal incelemeye matuf nitelikte

olmadıkları için kriminal ve balistik inceleme mümkün olmamakla birlikte

yaşanan terör saldırısı kapsamında ilçemizde gerçekleşen elektrik kesintisi ve

sair nedenlerle güvenlik kamerası kayıtlarının da bulunmadığı, bu itibarla mak[tu]l [Ş]nin

yanında bulunan sağlık görevlileri [E] ve [M.İ.]nin birbirlerini

doğrulayan beyanları ile [E] ve [M.İ.]nin anlatımlarını kısmen de olsa doğrulayan diğer

tanıklar [A] ve [K]nın

beyanlarıyla birlikte olay günü ilçede

yaşanan kapsamlı terör saldırısı ve emniyet amirliğinde yaralı polis

memurlarının bulunması dikkate alındığında, Şehit Necmettin Evin Polis

Noktası'nda görev yapan kolluk görevlilerinin kendi meslektaşlarının

yaralanması nedeniyle emniyet amirliğine intikal etmeye çalışan sağlık

mensuplarına yönelik ateş etme yönündeki ortaya koyacakları bir iradenin

hayatın olağan akışına aykırı olduğu, öte yandan mak[tu]l [Ş]'nin

ve tanıklar [E] ve [M.İ.]nin aracın ön kısmında yan yana oturdukları ve polis

noktasının ise tam karşılarında bulunduğu dikkate alındığında gerek tanık [E]

ve gerekse tanık [M.İ.]nin yaklaşık 30 metre mesafe uzaklıkta bulunan polis

noktasından açılan ateşle yaralanmamalarının mümkün olmadığının

değerlendirildiği, diğer taraftan tanık [E]nin açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen ve yüzü

maskeyle kapalı terörist ile mak[tu]l

[Ş]'nin öldürülmesi nedeniyle yaşadığı

konuşmalar ile yine örgüt mensuplarının kendisini de vurmak istediklerine dair

anlatımları ve tüm soruşturma evrakı kapsamından mak[tu]l [Ş]'nin

PKK/KCK bölücü terör örgütü mensuplarının vurarak şehit ettiğinin anlaşıldığı,

bu çerçevede olay tarihi ve saatinde Şehit Necmettin Evin Polis Noktası'nda

görev yapan polis memurları hakkında mak[tu]l [Ş]'nin

öldürülmesi nedeniyle kamu davası açılmasını gerektirir herhangi bir delil

bulunmadığı anlaşılmakla..."

21. Anılan karara başvurucular tarafından yapılan itirazı

inceleyen Şırnak Sulh Ceza Hâkimliği 24/10/2016 tarihli kararla itirazın

reddine vermiş olup bu nihai karar 15/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucular 30/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

23. Ayrıca Başsavcılık takipsizlik kararının yanı sıra bölücü

terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen saldırılarda şehit olanların

faillerinin tespiti için soruşturmaya devam etmiş ve aralarında ambulans şoförü

Ş.D.nin de ölümüne neden olduğu belirtilen toplam yirmi bir şüpheli hakkında

Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Şırnak 1. Ağır Ceza

Mahkemesi 24/9/2019 tarihli kararıyla bazı sanıkların atılı suçlardan

mahkûmiyetine, bazı sanıkların ise beraatine karar vermiş olup karara karşı

istinaf yoluna başvurulduğundan hüküm henüz kesinleşmemiştir. Başvuru formu ve

eklerinde soruşturmanın kamu davasına konu olan kısmı ile ilgili herhangi bir

ihlal iddiası ileri sürülmemiştir.

B. Olayla İlgili Olarak

Açılan Tam Yargı Davası Süreci

24. Başvurucular ölüm nedeniyle uğradıkları zararların tazmini

amacıyla idare aleyhine 25/10/2016 tarihinde Mardin 2. İdare Mahkemesinde

(İdare Mahkemesi) maddi ve manevi tazminat talebiyle tam yargı davası

açmışlardır.

25. İdare Mahkemesi başvurucuların destekten yoksun kalma

zararlarının hesaplanması için bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. 31/3/2019

tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında başvurucuların karşılanmamış bakiye

destekten yoksun kalma alacaklarının bulunmadığı belirtilmiştir.

26. İdare Mahkemesi 14/5/2019 tarihli kararıyla;

i. 31/3/2019 tarihli bilirkişi raporu uyarınca başvurucuların

karşılanmamış bakiye destekten yoksun kalma alacakları bulunmadığından maddi

tazminat taleplerinin reddine,

ii. Başvurucuların duyduğu elem ve ızdırabın bir nebze

dindirilmesi amacıyla manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile başvurucu

Hatice Dürsün için takdiren 50.000 TL, diğer başvurucular için ise ayrı ayrı

olmak üzere takdiren 15.000 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden

itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara

ödenmesine

karar vermiştir.

27. Anılan karara karşı idare ve başvurucular tarafından istinaf

talebinde bulunulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

istinaf incelemesi Gaziantep 3. İdari Dava Dairesinde devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

28. İlgili hukuk için bkz. Mehmet

Menendiz ve diğerleri, B. No: 2014/5235, 6/7/2017, §§ 17-21.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 26/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucular; kamu makamları tarafından yaşamı koruyucu

herhangi bir önlem alınmadan yakınlarının yaralı güvenlik güçlerini almak üzere

olay yerine gönderildiğini, bu şekilde devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü

yerine getiremediğini, ayrıca Başsavcılığın bu olayın aydınlatılmasını sağlamak

amacıyla ayrıntılı delil araştırması yapması gerekirken tanık beyanlarına

dayanarak takipsizlik kararı verip etkili soruşturma yürütmediğini, bunun bir

sonucu olarak da olayın failinin tespit edilemediğini belirterek yaşam hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

31. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

32. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti

ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu

sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

33. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut başvuruda başvuruculardan Hatice Dursun

olayda hayatını kaybeden Ş.D.nin eşi, diğer başvurucular ise Ş.D.nin

çocuklarıdır. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

34. Yakınlarının kamu görevlileri tarafından kasten

öldürüldüğüne dair başvurucuların bir iddiaları bulunmamakta, iddialarının

temelini yakınlarının yaşamının korunması için gerekli önlemlerin alınmadığı

iddiası oluşturmaktadır. Dolayısıyla başvurucuların yakınlarının yaşamının

korunması için gerekli önlemlerin alınmadığı yönündeki iddialarının yaşamı

koruma yükümlülüğü yönünden, olay hakkında etkili bir ceza soruşturma

yürütülmediği yönündeki iddialarının ise yaşam hakkının usul boyutu yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Yaşamı Koruma Yükümlülüğünün İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

35. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 50).

36. Pozitif yükümlülükler kapsamında devletin yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve

hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi

vardır. Devlet, öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı

caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı; bununla da yetinmeyerek

gerekli idari tedbirleri almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyin yaşamını her türlü

tehlike, tehdit ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51).

37. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında can

kaybının gerçekleştiği durumlarda kamu makamlarının Anayasa'nın 17. maddesi

gereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşam hakkına

yönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri oluşturmaları

gerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamda anılan yasal ve idari tedbirler,

yaşama hakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerin cezalandırılmasını

sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşam hakkının tehlikeye

girebileceği her durum bakımından geçerlidir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

38. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki

pozitif yükümlülüklerinin usule ilişkin yönü, doğal olmayan her ölüm olayının

tüm yönleriyle ortaya konmasını ve sorumlu kişilerin belirlenmesine imkân

tanıyan, bağımsız bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841,

23/1/2014, § 94).

39. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma

türünün yaşam hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım

gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir. Anılan

yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte

soruşturmalarla yerine getirilebilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

40. Buna göre yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline

kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir

yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda

mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

41. Burada öncelikle ifade edilmelidir ki kamu makamlarının

gerekli ve yeterli önlemleri almaması sonucu ortaya çıkan öngörülebilir

nitelikteki her tehlike durumunda, ihmal düzeyinde kişisel sorumlulukları

bulunan kamu görevlilerinin, benzer türdeki olayların önlenmesindeki önemli

rolün zedelenmemesi için mutlaka cezai yaptırımlarla hesap vermelerinin

sağlanmasının gerektiği söylenemeyecektir. Tazminata ilişkin hukuk yolları bu

tür olayların gerçekleşme koşullarına, ihmali sorumluluğun derecesine ve söz

konusu ise yürütülen kamusal faaliyetin niteliğine göre benzer yaşam hakkı

ihlallerini önlemedeki rol bakımından yeterli olabilmektedir. Aksinin kabulü,

yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmeyen olaylarda etkili yargısal

sistem kurmaya ilişkin yükümlülüğün mağdurlara hukuki, idari ve hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olmasıyla yeterli olabildiğine ilişkin

genel kabul ile açıkça çelişecektir (Kadri

Ceyhan [GK], B. No: 2014/1924, 17/5/2018, § 93).

42. Anayasa Mahkemesi Kutbettin

Yasak (B. No: 2015/5693, 14/11/2018) kararında güvenlik güçleri ile

terör örgütü mensupları arasında yaşanan silahlı çatışma sırasında çatışmanın

yaşandığı bölgede yaşayan bir kişinin ateşli silahla yaralanması olayında kamu

makamlarının yaşamı korunmak için gerekli tedbirleri almadıkları iddiasını,

yetkililerin kusurlu olup olmadıklarını tespit ettirmeye ve maruz kalınan

zararın tazminine imkân sağlayan tam yargı davasında dile getirebileceğini

belirterek yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiği iddiasını başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.

43. Somut olay incelendiğinde bölücü terör örgütü mensupları

tarafından 25/9/2015 tarihinde saat 05.40 sıralarında Beytüşşebap ilçesi

Kaymakamlık binasına, İlçe Emniyet Amirliğine ve İlçe Jandarma Komutanlığına

eşzamanlı olarak uzun namlulu silahlar ve roketatarlarla saldırı düzenlendiği,

farklı noktalara yapılan saldırılara emniyet güçleri tarafından karşılık

verilmesi üzerine çatışmalar yaşandığı, emniyet güçlerinin çatışmalar sırasında

yaralanan emniyet personeli için bulundukları binaya ambulans çağırdıkları ve

başvurucuların yakını olan ambulans şöforü Ş.D.nin emniyet binasına az bir

mesafe kala çatışma arasında kalarak hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır.

44. Başvurucuların kamu makamlarının koruyucu önlemler almadan

yakınlarının olay yerine gönderildiği yönündeki şikâyetlerinin -farklı

noktalara eşzamanlı saldırıya maruz kalan güvenlik güçlerinin planlı bir

operasyon icra etmedikleri dikkate alınarak- idarenin güvenliği sağlama

hizmetinde ihmal gösterdiğine ilişkin olduğu değerlendirilmiştir.

45. Bu durumda Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülüğü, somut olayın gerçekleşme koşullarında mağdura idari yargı

mercileri önünde açabileceği bir tam yargı davası yolunun sağlanması ile yerine

getirilmiş sayılabilir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Kutbettin Yasak, § 35).

46. Başvurucular, saldırıya maruz kalarak yaralanan emniyet

görevlilerinin bulunduğu alana acil sağlık hizmeti getirmek isteyen

yakınlarının yaşamının korunması için gerekli tedbirlerin alınmadığı iddiasını

erişilebilir ve etkili olmadığı ileri sürülmeyen tam yargı davasında dile

getirerek yetkililerin kusurlu olup olmadıklarını tespit ettirme ve maruz

kaldıkları zarara ilişkin tazminat alma imkânına sahiptir. Somut olayda

başvurucuların ihlali tespit ettirmek ve maruz kaldıkları zararı gidermek için

İdare Mahkemesinde açtıkları tam yargı davasının (bkz. § 24) sonuçlanmasını

beklemeden ceza soruşturması üzerine bireysel başvuruda bulundukları

anlaşılmıştır. Bu durumda yaşamın korunmadığına ilişkin şikâyetler yönünden

kanunda öngörülen yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru

yapılmadan önce tüketilmiş olduğundan söz edilemeyecektir.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yaşam Hakkının Usul Boyutunun İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

48. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her ölüm

olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

49. Yaşam hakkına ilişkin usul yükümlülüğü olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki veya idari soruşturmalarla yerine getirilebilir.

Kamu görevlilerinin faili olduğu kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen

ölüm olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların

tespitini ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma

yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ceza soruşturmasının etkili olması için

soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve

sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri

gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu kişilerin

belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüne

aykırılık oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 57).

50. Bu usul yükümlülüğünün gerektiği şekilde yerine

getirilmemesi hâlinde devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten

uyup uymadığının tam olarak tespit edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle

soruşturma yükümlülüğü, devletin bu madde kapsamındaki negatif ve pozitif

yükümlülüklerinin güvencesini oluşturmaktadır (Salih

Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 29).

51. Yaşam hakkı kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarının

amacı, yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların ölüm olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

52. Soruşturma yükümlülüğünün sonuç yükümlülüğü değil uygun

araçların kullanılması yükümlülüğü olması, her soruşturmada mağdurların

olaylarla ilgili beyanlarıyla bağdaşan bir sonuca varılması gerektiği anlamına

gelmemektedir. Ancak soruşturma kural olarak olayın gerçekleştiği koşulların

belirlenmesini ve iddiaların doğru olduğunun kanıtlanması hâlinde sorumluların

tespit edilerek cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır (Doğan Demirhan, B. No: 2013/3908,

6/1/2016, § 66).

53. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri gözönünde bulundurularak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın

etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:

2013/4668, 16/9/2015, § 68).

54. Bu kapsamda yetkililer, diğer deliller yanında görgü

tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusu

olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirleri

almalıdır (Doğan Demirhan, § 68).

55. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu denetimine

açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 58).

56. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veya

karıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olması gerekir. Bu durum sadece

hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda somut

bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

57. Diğer taraftan ceza soruşturmasının etkililiği için

soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi gerekir (Salih Akkuş, § 30). Bu husus hukuk

devletine bağlılığın sağlanması, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik

gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi yönünden bir gerekliliktir.

58. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın makul bir özen

ve süratle yapılıp yapılmadığına ilişkin değerlendirmelerindeki tespitin

başvuruya konu olayın kendine özgü koşullarına, soruşturmadaki davalı, şüpheli

veya sanık sayısına, suçlamaların niteliğine, olayın karmaşıklık derecesine ve

soruşturmanın ilerlemesine engel olan unsur ya da güçlüklerin bulunup

bulunmadığına göre farklılık gösterdiğinin belirtilmesi uygun olacaktır (Fahriye Erkek ve diğerleri, § 91).

59. Son olarak etkili bir soruşturmadan söz edilebilmesi için

soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların

kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması, bunun yanı sıra söz

konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlu

bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik bir

değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil

Danışman, § 99).

60. Esasen olayların oluşumuna ilişkin delillerin

değerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevidir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No:

2013/2782, 11/3/2015, § 68). Anayasa Mahkemesinin ilgili soruşturma ve

yargılama makamlarının yerine doğrudan geçecek şekilde delillerin

değerlendirmesini yapmasının veya yürütülmesi gerekli olan soruşturma

işlemlerini belirlemesinin söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir

ifadeyle Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin

yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif Öztürk, B. No:

2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar, ilk

elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir. Bunun aksine bir

durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edici nitelikte bulguların varlığı

hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman,

§ 58).

61. Ayrıca belirtilmelidir ki etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında başvuru konusu olaylar açısından yer verilen somut tespitler, hiçbir

şekilde Anayasa Mahkemesince kişilerin masumiyetine veya suçluluğuna ilişkin

bir yorum yapıldığı şeklinde değerlendirilmemelidir (Rıfat Bakır ve diğerleri, § 143).

62. Somut olayda başvurucular, Başsavcılığın bu olayın

aydınlatılmasını sağlamak amacıyla ayrıntılı delil araştırması yapması

gerekirken tanık beyanlarına dayanarak takipsizlik kararı vererek etkili

soruşturma yürütmediğini, bunun bir sonucu olarak da olayın failinin tespit

edilemediğini belirterek yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

63. Başvurucuların soruşturmanın resen ve derhâl başlatılmadığı,

kamu denetimine açık olmadığı, yargılamaya etkili katılımlarının sağlanmadığı

ve soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerden bağımsız

olmadığı şikâyetleri bulunmadığı gibi somut olayda söz konusu ilkelere aykırı hareket

edildiğine ilişkin bir bilgi veya bulguya da ulaşılamamıştır.

64. Bu durumda başvurucuların iddiaları yukarıda belirtilen

ilkeler ışığında incelenerek öncelikle soruşturma makamlarının Anayasa’nın 17.

maddesi gereğince olayın nedeninin, olayın gerçekleştiği koşulların

belirlenmesini sağlayabilecek nitelikte bir soruşturma yürütüp yürütmediği

değerlendirilecektir.

65. Bu bağlamda somut başvuru incelendiğinde ölüm olayından

haberdar olan Başsavcılığın resen ve derhâl soruşturma başlattığı, başvurucuların

bir kısmının müşteki sıfatıyla ifadelerini aldığı, olay esnasında Ş.D. ile aynı

ambulansta bulunan sağlık personeli ve doktorun tanık sıfatıyla ifadelerine

başvurduğu, otopsi sırasında cesetten çıkarılan mermi çekirdekleri ile olay

anında polis noktasında bulunan ve görevli polis memurları tarafından

kullanılan silahları tespit ettirerek kriminal inceleme yaptırdığı (bkz. § 17),

olay gününe ait tüm kamera ve MOBESE görüntüleri ile telsiz görüşmelerinin

temin edilerek çözümlerinin yapılmasını istediği ancak çatışma esnasında

elektrik hatları ile telsiz role sisteminin zarar görmesi nedeniyle eksik bir

şekilde elde edilen verileri incelettiği (bkz. § 18) ve yürüttüğü soruşturma

neticesinde Ş.D.nin bölücü terör örgütü mensuplarınca vurularak şehit edildiği

gerekçesiyle takipsizlik kararı verdiği anlaşılmıştır.

66. Dolayısıyla Başsavcılığın somut olayda ölüm olayını

aydınlatabilecek ve varsa sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek delillerin

topladığı değerlendirilmekle birlikte soruşturma makamının olayların seyrini

aydınlatmaya yönelik işlemlerinden kuşku duyulmasını gerektirecek bir durumun

veya yürütülen soruşturmanın derinliği ve ciddiyeti üzerinde etki gösterecek

nitelikte bir eksikliğin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

67. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

26/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Mustafa ARI Başvurucular : 1. Befrin DÜRSÜN 2. Botan DÜRSÜN 3. Filiz DURSUN 4. Gökhan DÜRSÜN 5. Hatice DÜRSÜN 6. Polat DÜRSÜN 7. Serhat DURSUN Vekili : Av. Hesin DURSUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/80373, 26 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olayla İlgili Ceza
  7. B. Olayla İlgili Olarak
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. 1. Yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/80373
Tarih
26 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Numan Acar Başvurusu (B. No: 2016/66486)
  • Barış Erdem Gürbüz Başvurusu (B. No: 2016/2270)
  • Mahmut Keskin Başvurusu (B. No: 2017/30396)
  • S.e. Başvurusu (B. No: 2017/40178)
  • Tasfiye Halinde Domino Medya Bil. İlt. Rek. Yayın İnş. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/14948)
  • Şevki Metin Aydın Başvurusu (B. No: 2017/14372)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.