İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahmut Keskin Başvurusu (B. No: 2017/30396)

1. Başvuru, arsa vasfını haiz taşınmazın bir bölümü üzerinden

Başvuru No2017/30396Tarih13 Şubat 2020Okuma13 dk · 2.638 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mahmut Keskin Başvurusu

Karar tarihi
13 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2017/30396
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.638 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, arsa vasfını haiz taşınmazın bir bölümü üzerinden

kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi ve kamulaştırma bedelinin değer

kaybına uğratılarak ödenmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/7/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu Mahmut Keskin 1979 doğumlu olup Batman'ın Gercüş

ilçesinde ikamet etmektedir.

9. Başvurucunun Batman'ın Gercüş ilçesi Bağlarbaşı Mahallesi'nde

bulunan ve toplam büyüklüğü 1.605,25 m² olan 284 ada 1 parsel sayılı arsa

niteliğindeki taşınmazının 583,86 m²lik kısmının üzerinden kamulaştırma

yapılmadan 2011 yılında yol geçirilmiştir.

10. Başvurucu 12/3/2013 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü

aleyhine Gercüş Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma

nedeniyle tazminat davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; arsa vasfında

olan taşınmazının değerli bir muhitte yer aldığını, taşınmazının yol geçirilen

kısmı üzerinden tasarruf imkânının kısıtlandığını ifade etmiştir. Dilekçede,

mağduriyete yol açıldığı ve tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.

11. Davalı idare ise savunmasında, kamulaştırmasız el atmanın

söz konusu olmadığını ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

12. Mahkemece muhtelif tarihlerde bilirkişilerle birlikte

mahallinde keşif yapılmıştır. İnşaat ve ziraat mühendisi üç bilirkişi

tarafından hazırlanan raporlarda öncelikle emsal alınması gereken satış bedeli

tespit edilmeye çalışılmıştır.

13. Bilirkişi raporunda özetle;

i. Emsal teşkil ettiği değerlendirilen taşınmazın daha az

gelişmiş bir mahallede bulunması, şehir merkezine daha uzak bir mesafede

olması, konut alanının içinde yer alması, emsal taşınmazın piyasada gördüğü

rağbet ve satış kabiliyeti gibi hususlar dikkate alınarak başvurucunun

taşınmazının değerinin emsal taşınmaza nazaran 1,3 kat daha değerli olduğu

belirtilmiştir.

ii. Taşınmazın bir bölümünün bölünmüş yola dönüşmesi sonucunda

%10 oranında değer artışı meydana geldiği, buna karşılık alanın küçülmesi

sonucu yapılaşmanın kısıtlanması nedeniyle değerin azaldığı belirtilerek değer

artış ve azalış oranları gözönünde bulundurulduğunda el atma nedeniyle

taşınmazın değerinin toplamda %26 oranında azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.

iii. Sonuç olarak kamulaştırmasız olarak el atılan 583,86 m²lik

taşınmazındeğeri ile taşınmazın geriye kalan kısmında el atma nedeniyle

değerinde meydana gelen azalma dikkate alınarak 90.888,08 TL ödenmesi gereken

tazminat olarak belirlenmiştir.

14. Mahkeme 31/10/2014 tarihinde davanın kabulü ile bilirkişi

raporunu hükme esas alarak 90.888,08 TL maddi tazminatın davalı idareden

alınarak başvurucuya ödenmesine, el atılan 583,86 m²lik kısmın başvurucu adına

olan tapu kaydının iptali ile Karayolları Genel Müdürlüğü lehine tapuda yol

olarak terkinine karar vermiştir.

15. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)

1/10/2015 tarihli kararıyla 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre arsa

niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken dava konusu taşınmaz ile emsalin

zaruret olmadıkça yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması ve değerlendirme

tarihine yakın satışların emsal alınması gerekirken bunun gözetilmediği, eksik

incelemeyle hüküm kurulduğu, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği

gerekçeleriyle kararı bozmuştur.

16. Bozma kararına uyan Mahkeme, konu hakkında yeni bir

bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi raporunda, hesaplanan tutar

değişmemiş ve Mahkeme 26/4/2016 tarihinde bu raporda hesap ve takdir edilen

90.888,08 TL üzerinden %15 değer düşüklüğü oranı üzerinden resen hesaplama

yaparak 78.866,33 TL kamulaştırma bedeline ve ilk kararda olduğu gibi tescile

hükmetmiştir.

17. Kararın temyizi üzerine Daire 4/7/2017 tarihinde Mahkeme

kararını onamıştır. Nihai kararlar 21/8/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 20/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Şevket Karataş (GK), B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§

20-33.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

22. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.

maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a

geçici madde eklenmiştir. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya

da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

23. Ferat Yüksel (B.

No: 53984/00, 30/3/2004, § 37) kararında

Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı

kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla

31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak

Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,

§§ 27-36).

24. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Kamulaştırma Bedelinin

Değer Kaybına Uğratılarak Ödenmesine İlişkin Şikâyet Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırma

bedelinin değer kaybına uğratıldığından ve kamulaştırma tarihi ile kamulaştırma

bedelinin ödenmesi arasında geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde

oluşan hissedilir aşınma ile ödenen paranın enflasyonun çok altında

kaldığındanşikâyet etmiştir.

b. Değerlendirme

27. Anayasa’nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

28. Başvurucu yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle kamulaştırma

bedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür.

29. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

orantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıca

ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçen

dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değer

kaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğan

ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarların

enflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırma

tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi

edecek biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında

değer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 42).

30. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için mahkemece

tespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisi

arındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen

kamu yararı ile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin

sağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede

önemli olan, yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden

başvurucunun maruz kaldığı yükü belirlemektir (Ali

Şimşek ve diğerleri, § 66).

31. Anayasa Mahkemesi, daha önce kamulaştırma bedelinin

enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasını mülkiyet hakkına ölçüsüz bir

müdahale olarak değerlendirmiştir (Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, § 63). Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

32. Somut olayda başvurucuya kamulaştırma bedelinin tek aşamada

ödendiği anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucuya 12/3/2013 tarihinde açılan

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında 31/10/2014 tarihli karar

üzerine 78.866,33 TL tutarında ödeme yapılmıştır.

33. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre başvurucuya

ödenmesi gereken 78.866,33 TL tutarındaki kamulaştırma bedeli alacağının 2014

yılı Ekim ayı itibarıyla değer kaybını telafi edecek fark 10.646,22 TL'dir.

Buna karşılık derece mahkemelerince başvurucunun alacağına 12/3/2013 tarihinden

itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya

11.629,00 TL tutarında faiz ödemesi yapıldığı görülmektedir.

34. Bu durumda değer kaybı miktarının 10.646,22 TL ve

başvurucuya ödenmesi öngörülen kanuni faiz miktarının ise 11.629,00 TL olduğu

dikkate alındığında başvurucunun kamulaştırma alacağının enflasyon karşısında

değer kaybına uğratılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mahkeme kararıyla tespit

edilen kamulaştırma bedeli, kararla birlikte taşınmaz malikine ödenmiştir. Bu

durumda kamulaştırma bedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin -bu sürede

uğranılan zararın karşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde-

müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğu

sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Kamulaştırmasız El

Atma Şikâyeti Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu ilk olarak taşınmazına kamulaştırmasız el

atılmasından yakınmıştır. Başvurucu ayrıca maliki olduğu taşınmazdan yol

geçirilmesi nedeniyle kendisine bir tazminat ödenmediğini ifade etmiştir.

Başvurucuya göre Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942

sayılı Kanun'da belirlenmiş süreçler takip edilmeden mülkiyetinde bulunan

taşınmazlara kamulaştırmasız olarak el atılmıştır. Başvurucu, idarelere resmî

kamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulamanın

taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riski taşıdığını

vurgulamıştır. Diğer taraftan başvurucu kamulaştırmasız el atma nedeniyle

tazminat davası açmak zorunda bırakıldığını, bunun ise mülkiyet hakkı ihlalini

de aşan bir sonuca yol açtığını belirtmiştir. Başvurucu sonuç olarak bu

gerekçelerle adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile kamulaştırma ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

37. Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru adil yargılanma hakkının da ihlal

edildiğini belirtmekte ise de kamulaştırmasız el atmaya ilişkin şikâyetin esas

itibarıyla ilgili olduğu mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

i. Kabul Edilebilirlik Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

40. Somut olayda başvurucunun taşınmazına kamulaştırma

yapılmaksızın el atılmış ve başvurucunun açtığı dava sonucunda yargı kararıyla

taşınmazın idare lehine tapuda yol olarak terkinine hükmedilmiştir. Başvurucuya

ait taşınmazdan kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi mülkiyet hakkına

müdahale teşkil etmekle birlikte bu müdahalenin mülkten yoksun bırakmaya

ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

41. Olayda idare, ilgili yargılama sürecinden de anlaşılacağı

üzere başvurucunun taşınmazına kamulaştırmasız olarak el atmıştır. Anayasa'nın

13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılı Kanun'da belirlenmiş

süreçler takip edilmeden başvurucunun mülkiyetinde bulunan taşınmaza

kamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararıyla da sabittir.

42. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarında

kamulaştırmasız el atma yoluyla yapılan müdahalelerin kanuni bir dayanağı

bulunmadığından dolayı mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını kabul etmiştir (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,

6/3/2014; Mustafa Asiler, B. No:

2013/3578, 25/2/2015; İbrahim Oğuz ve

diğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015).

43. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir

durum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucunun söz konusu taşınmazına yapılan

kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılı

Kanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018)kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir, Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

49. İncelenen başvuruda kamulaştırmasız el atma nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

idarenin eyleminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

50. Kamulaştırmasız el atma uygulaması Anayasa'nın 13. ve 35.

maddeleri yanında doğrudan 46. maddesine aykırı olarak mülkiyet hakkının

ihlaline yol açan çok önemli bir sorundur. 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme

Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis

Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile 9/10/1956 tarihine

kadar; 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi ile de 9/10/1956 ile 4/11/1983

tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atma uygulamalarının tasfiyesi amacıyla

düzenlemeler yapılmıştır. Buna rağmen 4/11/1983 tarihi sonrasında da idarelerce

kamulaştırmasız el atma uygulamasına başvurulduğu gözlemlenmektedir.

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi temel bir hak olarak güvence altına alınan

mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet veren kamulaştırmasız el atma

uygulamasının ülkemizde yapısal bir sorun teşkil ettiğine dikkati çekmektedir.

51. Buna karşın derece mahkemelerince yalnızca kamulaştırma

bedelinden ibaret olan maddi tazminata hükmedilmesi ve manevi tazminat gibi

başka yaptırımların uygulanmaması idarelerin olağan kamulaştırma usulüne

başvurmak yerine kamulaştırmasız el atma uygulamasını tercih etmesine yol

açmaktadır. Hâlbuki kanuni bir dayanağı bulunmayan kamulaştırmasız el atma

uygulaması, Anayasa'nın öngördüğü mülkiyet hakkının korunmasının

gerekliliklerini de içermediğinden olağan kamulaştırma usulünün bir alternatifi

olamaz. Nitekim 1/3/2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Bakanlar Kurulu Kararı'na ekli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin

Önlenmesine İlişkin Eylem Planı'nda da idarelerin kamulaştırmasız el atma

yoluna başvurmalarının önlenmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması

öngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi kamulaştırmasız el atma uygulamasına son

verilmesi bakımından öngörülen bu tedbirlerin ve düzenlemelerin

gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapmaktadır.

52. Sonuç olarak başvurucunun maddi zararları giderilmiş olsa

dahi Anayasa'nın doğrudan sözüne aykırı olduğu ve kanuna dayalı olmadığı tespit

edilen kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

yukarıda değinildiği üzere yapısal bir sorun teşkil ettiği dikkate alınmalıdır.

Buna göre Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline yol

açıldığının bilinerek idari anlamda gerekli tedbirlerin alınması ve benzeri

nitelikte yeni ihlallere yol açılmaması için kararın bir örneğinin taşınmaza el

atan sorumlu idare olan Karayolları Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Ulaştırma

ve Altyapı Bakanlığına da gönderilmesi gerekir.

53. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılarak ödenmesine

ilişkin şikâyet yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kamulaştırmasız el atmanın kanunilik ilkesine aykırı olmasına

ilişkin şikâyet yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

başvurucunun maddi tazminat talebinin REDDİNE,

D. Kararın bir örneğinin Karayolları Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Gercüş Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2015/122, K.2016/62) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Umut FIRTINA Başvurucu : Mahmut KESKİN Vekili : Av. Ziver AKSEL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/30396, 13 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Makul Sürede
  9. B. Mülkiyet Hakkının
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  12. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  13. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/30396
Tarih
13 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • S.e. Başvurusu (B. No: 2017/40178)
  • Tasfiye Halinde Domino Medya Bil. İlt. Rek. Yayın İnş. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/14948)
  • Şevki Metin Aydın Başvurusu (B. No: 2017/14372)
  • Tacettin Şeker Başvurusu (B. No: 2016/37686)
  • Halil Tarkan Başvurusu (B. No: 2016/70779)
  • Ayfer Ergün ve Yekten Ergün Başvurusu (B. No: 2016/9796)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.