İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şevki Metin Aydın Başvurusu (B. No: 2017/14372)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğa ilişkin

Başvuru No2017/14372Tarih26 Şubat 2020Okuma19 dk · 3.842 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şevki Metin Aydın Başvurusu

Karar tarihi
26 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2017/14372
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.842 kelime·19 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğa ilişkin

kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi,

soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk ve itiraz

incelemelerinin duruşmalı olarak incelenip karara bağlanmaması nedenleriyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; elkoyma kararı nedeniyle mülkiyet hakkının;

etkili şekilde savunma yapılmasına izin verilmemesi ve masumiyet karinesinin

ihlal edilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; gözaltı sürecindeki bazı

uygulamalar nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu

makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün

arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son

yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması

(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok

sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca

-aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu

hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan

soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, 350).

B. Başvurucuya İlişkin

Süreç

8. Danıştayda tetkik hâkimi olarak görev yapmakta olan

başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan

yürütülen soruşturma kapsamında 21/7/2016 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğünde

gözaltına alınmıştır.

9. Başvurucunun ifadesi 21/7/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığında (Savcılık) alınmıştır. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında

müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde, eğitim hayatı boyunca ve

meslek hayatına başladıktan sonra FETÖ/PDY ile hiçbir bağının olmadığını beyan

etmiştir.

10. Savcılık 22/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle

başvurucuyu Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu

Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde aynı gün yapılmıştır. Sorgu sırasında

başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Sorgu işlemi, Ses ve Görüntü Bilişim

Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla kayda alınmıştır.

11. Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği sorgu sonucunda başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.

Kararın ilgili kısmı şöyledir:

" ... ve Şevki Metin Aydın'a isnat edilen

silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil

durumu, dosyada mevcut tutanaklar, üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut delillerin bulunması,

üzerlerine atılı suçun CMK 100. maddesindeöngörülen katalog suçlardan olması

sebebiyle şüphelilerin kaçma, saklanma , delilleri karartma ihtimalinin bulunduğu,

yasada öngörülen ceza miktarı nedeni ile verilen tutuklama kararının ölçülü

oluşu ve adil kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla

şüphelilerinCMK 100. ve devamı maddeleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına

... [karar verildi.]"

12. Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği 8/11/2016 tarihli tutukluluğun

gözden geçirilmesine yönelik olarak yaptığı incelemede, başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir.

13. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, itirazı inceleyen

Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği kararı yerinde bularak itirazı 23/12/2016

tarihinde kesin olarak reddetmiştir.

14. Başvurucu itirazın reddine dair kararı 31/12/2016 tarihinde

öğrendiğini beyan etmiş ve 5/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

15. Savcılığın 5/3/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer

ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır.

16. İddianamede, başvurucunun örgütsel nitelikli eylemleri

bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu

suçlamalara esas olarak başvurucunun ByLock

kullanıcısı olması, tanık beyanlarında başvurucunun örgüt üyesi olduğu yönünde

ifadelerin yer alması ve örgüt üyeliğinden soruşturma geçiren kişiler ile yoğun

irtibatını gösteren HTS kayıtlarının bulunması olgularına dayanılmıştır.

17. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin

hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"... şüphelinin inkardan ibaret

savunmasının aksine şüphelinin bylock isimli programı kullandığına ilişkin

rapor ve şüphelinin aleyhine isnatlar içeren beyanlar ile şüphelinin tutukluluk

hali de dikkate alındığında, şüphelinin 'Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun

2017/956 nolu dosya kapsamında verdiği 26/09/2017 tarih ve 2017/370 sayılı

kararına konu FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü"nün üyesi olduğuna dair

yeterli şüphe oluştuğu ... [anlaşılmıştır.]"

18. Başvurucu hakkındaki yargılamaya Ankara 21. Ağır Ceza

Mahkemesinin (Mahkeme) E.2018/98 sayılı dosyasında başlanmış ve 29/5/2018 tarihli

birinci celsede başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

19. Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi 28/11/2018 tarihinde

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar

vermiştir.

20. Başvurucu, anılan karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

21. Başvurucu hakkındaki yargılama bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi

önünde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431,

28/11/2018, §§ 33-56.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 26/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; küçük bir yerde çok sayıda kişiyle birlikte

gözaltında tutulduğunu, bu sürede yeterli beslenme imkânının tanınmadığını,

ters kelepçe takılarak doktor kontrolüne götürüldüğünü ve ceza infaz kurumuna

girişte üst araması yapılırken hakarete maruz kaldığını belirterek kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

26. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarına

ilişkin olarak başvurucu, genel itibarıyla gözaltında iken kamu görevlileri

tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltı

koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmüş ve yakalandığı andan

itibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi

olmuştur. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğinden bahsetmişse

de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamu görevlilerinin

kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mı kaynaklandığını

açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddiaların Anayasa Mahkemesince

doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucunun anılan iddialarının kamu

görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli

ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konulması gerekmektedir (benzer yöndeki

bir değerlendirme için bkz. Mehmet Hasan

Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 249).

27. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudaki

kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

iletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini ve

çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Savunma Hakkının

Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; soruşturma evresinde kendisine suçlamalara

ilişkin genel sorular yöneltildiğini, hakkındaki somut isnatların ve delillerin

açıklanmadığını, böylelikle suçlamalara ve bunların dayanaklarına karşı savunma

yapma imkânının kısıtlandığını, ceza infaz kurumunda kitap sınırlamasının

bulunması ile kendisine bilgisayar verilmemesinin savunmasını yapmasını

zorlaştırdığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

30. Başvurucu ayrıca gözaltına alındığı andan itibaren kendi

avukatını seçmesine ve istediği avukat ile savunma yapmasına izin

verilmediğini, müdafi ile görüşmesinin teknik kayda alınmasının savunma yapma

imkânının elinden aldığını ve soruşturmanın gizli tutulduğunu belirterek

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

31. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,

17).

32. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederken

bireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.

Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

başvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucunun

başvuru formunda dile getirdiği bu tür şikâyetlerini yargılamada ve sonrasında

istinaf/temyiz aşamalarında ileri sürebilme, bu aşamalarda inceletme imkânı

bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve istinaf/temyiz

süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali

şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği

görülmüştür.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Masumiyet Karinesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu; FETÖ/PDY ile ilgili olarak kamu görevlileri

tarafından yapılan açıklamalar ve bu açıklamaların yayımlanması ile hakkında

uygulanan yakalama, ev arama, gözaltı gibi tedbirlerin suçlu olduğu yönünde

algı oluşturması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

35. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suç işlediğine dair

kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence

altına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait

olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse,

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri

tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz.

Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan ve

henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §§ 26, 27).

36. Anılan karine, bir kimsenin suçluluğu hükmen sabit oluncaya

kadar kamu yetkilileri tarafından suçlu ilan edilmesine karşı koruma

sağlamaktadır. Öte yandan Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan

ifade özgürlüğü, bilgi edinme ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenle

Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet

karinesi, yürütülmekte olan bir ceza soruşturması hakkında yetkililerin

kamuoyuna bilgi vermesini engellemez (Erdal

Tercan, B. No: 2016/15637, § 79). Ancak masumiyet karinesine saygı

gösterilmesi söz konusu olduğundan Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası,

bilginin gereken bütün dikkat ve ihtiyat gösterilerek verilmesini gerekli kılar

(Nihat Özdemir [GK], B. No: 2013/1997, 8/4/2015, § 22).

37. Somut olayda 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra yürütülen

soruşturmalarla ilgili olarak yapılan açıklamalar, yayımlanan haberler ve

uygulanan adli tedbirler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri

sürülmüştür. Başvurucunun doğrudan kendisiyle ilgili bir haberden şikâyeti söz

konusu değildir. Buna göre FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturmalarla ilgili olarak

yapılan genel açıklamaların, bu konularda haber yapılmasının veya soruşturma

başlatıldığının kamuoyuna duyurulmasının ve başvurucu hakkında uygulanan

tedbirlerin masumiyet karinesine aykırılık teşkil ettiği söylenemez (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Metin

Güneş, B. No: 2017/23083, 28/5/2019, § 101, Erdal Tercan, § 81; Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 115-117; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:

2015/9756, 16/11/2016, §§ 180, 181).

38. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyet karinesinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu, gizli bir karar ile mal varlığına elkonulduğunu

belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu

gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak

ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan

deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler

olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu

gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların

tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin

gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

41. Başvurucu, gizli bir karar ile mal varlığına elkonulduğunu

belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ancak buna ilişkin

herhangi bir belge sunmadığı gibi açıklamada da bulunmamıştır. Bu kapsamda

mülkiyet konusu olabilecek hangi eşya ve mala elkonulduğu açıklanmamış ve bu

elkoyma işleminin kimin tarafından yapıldığı belirtilmemiştir. Dolayısıyla söz

konusu iddianın kanıtlanmamış şikâyet kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltına Almanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu, suç şüphesi olmaksızın gözaltına alınması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

44. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

45. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

46. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin hukuki

olmadığına ilişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda anılan kararlarda varılan

sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucu; üzerine atılı suç ile bir ilgisinin

bulunmadığını, suç işlediğine dair hiçbir delilin olmadığını, buna rağmen keyfî

bir şekilde tutuklanmasına karar verildiğini, bu kararda tutuklama nedenlerine

ilişkin yeterli bir gerekçeye yer verilmediğini, bu durumda tutukluluk süresinin

de makul olamayacağını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

49. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir. Öte yandan başvurucu, başvuru formunda

tutukluluğa ilişkin kararların gerekçesiz olmasına dayanarak süresi ne kadar

kısa olursa olsun tutukluluğun makul süreyi aştığını belirtmiş ise de Anayasa

Mahkemesince, ilk tutuklama kararına ilişkin olağan itiraz kanun yolu

tüketildikten sonra yapılan bireysel başvuruda Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında tutuklamanın hukukiliği ile sınırlı bir inceleme

yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 155).

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

50. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine

konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın

olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

51. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgili

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Genel İlkeler

52. Genel ilkeler için bkz. Neslihan

Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 47-53.

iii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

53. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

54. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

55. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, iddianamede ve

mahkûmiyet kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki

iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock

uygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir.

56. Anayasa Mahkemesi, ByLock

uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı

kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir

belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).

Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren

mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının somut

olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli

belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri

itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).

57. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir.

58. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle

bağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara

ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu olabileceğini ifade etmiştir.

Ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânının ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimalinin normal zamanda işlenen suçlara göre çok

daha fazla olduğuna dikkat çekilmiştir (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk

Özdemir, §§ 78, 79).

59. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır (Gülser

Yıldırım (2), § 148).

60. Somut olayda Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken kaçma ve saklanma ihtimalinin bulunmasına,

delillerin etkilenmesi ihtimaline, işlendiği iddia olunan silahlı terör

örgütüne üye olma suçuna ilişkin olarak kanunlarda öngörülen yaptırımın

ağırlığına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir.

61. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 2. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle kaçma şüphesine ve delillere etki edilmesi

ihtimaline yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

62. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser

Yıldırım (2), § 151).

63. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiği üzere terör

suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya

bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve

güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve

suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden

olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda

örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde

hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza

soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

64. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

65. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

66. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yer

alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden, 15. maddesinde yer alan

ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

3. Tutuklamaya Karşı

İtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

67. Başvurucu; tutuklama kararını ve tutukluluğa itirazın reddi

kararını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili bir

başvuru mercii olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

68. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim

güvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve

tutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten

yoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle

getirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza

hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,

17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).

69. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

70. Başvurucu ayrıca tutukluluğa karşı yaptığı itirazın etkili

olmayan merci tarafından makul süre incelemesi aşılarak reddedildiğini iddia

etmiş, ancak buna ilişkin herhangi bir tarih ve mahkeme belirtmemiştir.

Dolayısıyla bu şikâyetin soyut olarak dile getirildiği anlaşılmıştır.

71. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

72. Başvurucu, tutukluluğa itiraz ile tutukluluk hâlinin gözden

geçirilmesine ilişkin incelemelerin dosya üzerinden değerlendirildiğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

73. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).

74. Anayasa Mahkemesi Salih

Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk

incelemelerinin duruşmasız yapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmama şikâyetini incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda

başvurucunun inceleme tarihi itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması

hususunu nazara alarak verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim

önüne çıkarılmasını sağlamayacağını ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını

belirtmiş ve bu durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir

miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.

75. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür ihlal

iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru

yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel

başvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi

kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru

yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.

76. Somut olayda başvurucu 22/7/2016 tarihinde tutuklanmış ve

tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 29/5/2018 tarihinde yapılan

duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürme

fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkmadığı süre

yaklaşık yirmi iki aydır. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılan karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

77. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk

incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası

ile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru

yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Savunma hakkının kısıtlanması dolayısıyla adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Gözaltının hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

6. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

7. Tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarak

kullanılamaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

26/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Murat GÜVEN Başvurucu : Şevki Metin AYDIN Vekili : Av. Hüseyin AYGÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/14372, 26 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Kötü Muamele Yasağının
  11. B. Adil Yargılanma
  12. C. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  13. D. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal
  14. B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/14372
Tarih
26 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Tacettin Şeker Başvurusu (B. No: 2016/37686)
  • Halil Tarkan Başvurusu (B. No: 2016/70779)
  • Ayfer Ergün ve Yekten Ergün Başvurusu (B. No: 2016/9796)
  • Hasan Dengiz Başvurusu (B. No: 2016/4091)
  • Türkşen Akdamar Başvurusu (B. No: 2016/15712)
  • Zühtü Özdemir Başvurusu (B. No: 2016/23940)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.