İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zühtü Özdemir Başvurusu (B. No: 2016/23940)

1. Başvuru, ölüm olayını öğrenen kamu görevlisinin durumu

Başvuru No2016/23940Tarih26 Şubat 2020Okuma14 dk · 2.829 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Zühtü Özdemir Başvurusu

Karar tarihi
26 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/23940
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.829 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayını öğrenen kamu görevlisinin durumu

yetkili makamlara bildirmemesi ve buna ilişkin soruşturmanın etkin bir şekilde

yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/10/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Selçuk Üniversitesi (Üniversite) Çevre Mühendisliği

Fakültesinde doçent olarak görev yapan C.Ö. 2/6/2014 Pazartesi günü Fakültedeki

odasında bıçaklanarak öldürülmüştür.

8. Olayın ardından yetkili makamlar durumdan hemen haberdar

edilmemiş, bu nedenle C.Ö.nün cesedine 5/6/2014 tarihinde ulaşılmış ve Konya

Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından derhâl soruşturmaya

başlanılmıştır.

9. Yürütülen soruşturma kapsamında 5/6/2014 tarihinde olay yeri

inceleme, ölü muayene ve otopsi işlemi gerçekleştirilmiş olup işleme ilişkin

tutakta;

i. Ceset üzerinde on dört adet kesici ve delici alet yarası

saptandığı, saptanan bu yaralardan haricî muayenede 2, 3, 4, 5 ve 6 No.da

tanımlanan kesici ve delici alet yaralarından her birinin ayrı ayrı öldürücü

nitelikte olduğu, haricî muayenede 2, 3, 4, 5 ve 6 No.da tanımlanan kesici ve

delici alet yaralanmaları dışında kalan diğer tüm yaralanmaların birlikte veya

tek tek kişinin ölümüne doğrudan ya da dolaylı olarak etkisinin bulunmadığı,

ii. Kenar ve açı özellikleri incelendiğinde ceset üzerindeki tüm

kesici ve delici alet yaralanmalarının namlusunun bir kenarı keskin, diğer

kenarı künt bir cisim ile oluşturulması ile tıbben uyumlu olduğu,

iii. Kişinin ölümünün sağ açık pnömotoraks, sol hemopnömotoraks,

büyük damar açılması, iç ve dış kanama ve iç organ hasarı neticesinde meydana

geldiği,

iv. Ölümün otopsi bitim saati olan saat 18.00 itibarı ile

cesedin bulunduğu ortam, iklim şartları ve ölüm nedeni gibi tüm faktörler

birlikte değerlendirildiğinde üç dört günlük bir zaman dilimi öncesinde meydana

gelmesi ile tıbben uyumlu olduğu

belirtilmiştir.

10. İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun (Adli Tıp

Kurumu) 25/3/2015 tarihli raporunda; adli tahkikat dosyasında kayıtlı bilgiler,

olayın gelişimi, tanık ifadeleri, olay yeri inceleme bulguları, tıbbi belgeler

ile otopsisinde tespit edilen makroskopik ve histopatolojik bulgular birlikte

değerlendirildiğinde kişinin ölümünün kesici ve delici alet yaralanmasına bağlı

iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana

gelmiş olduğunun mütalaa edildiği belirtilmiştir.

11. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde Kimya

Mühendisliği Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan A.G. hakkında kasten

öldürme ve şantaj, A.S. hakkında ise kasten öldürmeye yardım suçundan Konya 4.

Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır.

12. Mahkeme yargılama neticesinde 26/6/2015 tarihli kararıyla

A.G.nin üzerine atılı kasten öldürme suçundan neticeten 25 yıl hapis ve şantaj

suçundan neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, şantaj suçundan

verilen cezanın hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına, A.S.nin ise üzerine

atılı kasten öldürmeye yardım etme suçundan beraatine karar vermiştir.

13. Anılan hükmün temyize tabi kısımları temyiz edilmiş ve A.G.

hakkında verilen 25 yıl hapis cezası ile A.S. hakkında verilen beraat kararı

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21/5/2019 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

14. Başvurucu, vekili vasıtasıyla Başsavcılığa 4/7/2014

tarihinde A.G.nin eşi olan H.G. (boşanma nedeniyle bundan sonra ismi H.K.

olarak ifade edilecektir) hakkında görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin

suçu bildirmemesi ve suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme suçlarını

işlediği iddiasıyla şikâyette bulunmuştur. Başvurucunun şikâyet dilekçesinde şu

iddialar yer almaktadır:

i. H.K. ölüm olayını olaydan kısa bir süre sonra öğrenmesine

rağmen durumu yetkili makamlara bildirmemiştir.

ii. Olayın H.K.nın dekanı olduğu Fakültede gerçekleşmesi

nedeniyle H.K.nın sorumluluğu söz konusudur.

iii. H.K. ölüm olayını yetkili makamlara bildirmeyerek eşinin

delilleri değiştirmesine ve gizlemesine imkân sağlamıştır.

iv. H.K.nın olayı öğrendiği ilk anda durumu yetkili makamlara

bildirmiş olması hâlinde C.Ö.nün kurtarılabilmesi mümkünken cesede ancak üç gün

sonra ulaşılabilmiştir.

15. Başsavcılık 26/9/2014 tarihli kararıyla H.K.nın 4/11/1981

tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na tabi olduğunu, isnat edilen suçu

görevi dolayısıyla ya da görevini yaptığı sırada işlediği iddia edildiğinden

atılı suçla ilgili son soruşturma açılıp açılmamasına Üniversite Rektörlüğünce

karar verilmesi gerektiğini belirterek görevsizlik kararı ile dosyanın

Üniversite Rektörlüğüne gönderilmesine karar vermiştir.

16. Üniversite Rektörlüğü 5/5/2015 tarihli kararıyla, olayda suç

unsurlarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine vararak H.K.nın men-i muhakemesine

karar vermiştir.

17. Anılan kararı resen inceleyen Danıştay Birinci Dairesi

24/12/2015 tarihli kararıyla, suçun şüphelinin Üniversitedeki görevi

dolayısıyla ya da bu görevi sırasında işlenmediği, bu nedenle hakkında 2547

sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince ceza soruşturması yapılamayacağı ve men-i

muhakeme yolunda bir karar alınamayacağı, isnat edilen suç nedeniyle şüpheli

hakkında genel hükümlere göre işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle Üniversite

Rektörlüğünün verdiği 5/5/2015 tarihli men-i muhakeme kararının bozulmasına,

genel hükümlere göre soruşturma yapılmak üzere dosyanın Başsavcılığa

gönderilmesine karar vermiştir.

18. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde 25/5/2016

tarihli kararıyla olay tarihinde şüphelinin kasten öldürme suçunu işleyen

A.G.nin eşi olduğu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 283.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında tanıklıktan çekilebilecek kişilere şahsi

cezasızlık sebebi öngörüldüğü, bu nedenle suçu bildirmeme ve suçluyu kayırma

suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı, suç delillerini yok etme, gizleme ve

değiştirme suçu yönünden ise şüphelinin bu anlama gelebilecek herhangi bir

eyleminin saptanmadığı, dolayısıyla atılı suçun yasal unsurlarının da

oluşmadığı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar

vermiştir.

19. Başvurucu 26/6/2016 tarihli itiraz dilekçesiyle;

i. C.Ö.nün 2/6/2014 tarihinde görev başında iken odasında

öldürüldüğünü, H.K.nın olay mahallinin en yetkili amiri olmasına ve olayı hemen

sonra ve/veya en geç bir iki saat sonra öğrenmesine rağmen 112 Acil Servise,

polise veya dekanı olduğu Fakülte çalışanlarına ya da Rektörlük makamına haber

vermemesi nedeniyle cesede ancak 6/6/2014 tarihinde ulaşılabildiğini,

ii. H.K.nın olayı ilk öğrendiği anda yetkili makamları

bilgilendirmiş olması hâlinde C.Ö.nün kurtarılabileceğini, H.K.nın bu eylemi

nedeniyle eşi A.G.nin olaydan sonra tekrar olay yerine giderek delilleri

ortadan kaldırdığını,

iii. Tüm bunlara rağmen Başsavcılık tarafından hukuka aykırı bir

şekilde takipsizlik kararı verildiğini

belirterek kararın itirazen kaldırılmasını talep etmiştir.

20. Başvurucunun itirazı Konya 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin

15/8/2016 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiş ve bu karar 2/9/2016

tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu 3/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. İlgili hukuk için bkz. Yasin

Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017, §§ 86, 87, 91-96.

23. 5237 sayılı Kanun'un “Suçu

bildirmeme” kenar başlıklı 278. maddesinin (4) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Tanıklıktan çekinebilecek olan kişiler

bakımından cezaya hükmolunmaz. Ancak, suçu önleme yükümlülüğünün varlığı

dolayısıyla ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır."

24. 5237 sayılı Kanun'un “Kamu

görevlisinin suçu bildirmemesi” kenar başlıklı 279. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı

gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili

makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu

görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

25. 5237 sayılı Kanun'un “Suç

delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” kenar başlıklı 281.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek

amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya

bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendi

işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye bu fıkra

hükmüne göre ceza verilmez."

26. 5237 sayılı Kanun'un “Suçluyu

kayırma” kenar başlıklı 283. maddesi şöyledir:

"(1) Suç işleyen bir kişiye araştırma,

yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan

kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından

göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında

artırılır.

(3) Bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya

diğer suç ortağı tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz."

B. Uluslararası Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); ölüm olayı nedeniyle

haklarında kamu davası açılan, suç ortağı olduğu iddia edilen kişiler hakkında

kovuşturmasızlık kararı verilmesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiğine ilişkin bir başvuruda (Şevket

Güneş ve diğerleri/Türkiye, B. No: 24494/06, 1/3/2016) başvuruya

konu edilen soruşturmayı, hakkında kamu davası açılan kişiyle ilgili

soruşturmayı da kapsayacak şekilde bir bütün olarak incelemiştir. Yaptığı

incelemede başvuruya konu soruşturmanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) 2. maddesinin usule ilişkin gerekliliklerini karşıladığı ve suç

ortağı olduğu iddia edilen kişilerin ölüm olayı ile ilişkilendirilebilmeleri

için yeterli unsur bulunmadığına dair kovuşturmasızlık kararının keyfî olmadığı

sonucuna varan AİHM, başvurucuların ya da avukatlarının suç ortaklığına ilişkin

suçlamalar konusunda yetkilimakamlara daha kuvvetli bir dayanak sunmadan daha

derin bir soruşturma yapılmasını ümit edemeyecekleri kanısına varmıştır (Şevket Güneş ve diğerleri, § 19). AİHM söz

konusu kanıya Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlal edildiği iddialarının konu

edildiği bazı başvurular hakkında verdiği kararları kaynak alarak ulaşmıştır

(anılan kararlar için bkz. Ş.T./Türkiye

(k.k.), B. No: 28310/95, 9/11/1999; Kaplan/Türkiye

(k.k.), B. No: 24932/94, 19/9/2000; Mahsun

Tekin/Türkiye, B. No: 52899/99, 20/12/2005, § 29). Son olarak AİHM

mezkûr Şevket Güneş ve diğerleri başvurusu

hakkında verdiği kararda, etkili soruşturma yükümlülüğünün başvurucuların suç

ortaklığına dair iddialarının savunulabilir olması hâlinde doğacağını

belirtmiştir (Şevket Güneş ve diğerleri,

§ 20).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 26/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; C.Ö.nün Fakültede A.G. ve H.K.nın içinde

bulunduğu birtakım yolsuzlukları tespit ettiğini, bu hususla ilgili olarak

Yükseköğretim Kuruluna ve Üniversiteye dilekçeler yazdığının ve dosya

hazırladığının konuşulduğunu, bu ve diğer başka sebeplerle olayın gerçekleştiği

Fakültenin dekanı olan H.K.nın cinayeti öğrenmesine rağmen 112 Acil Servise,

polise, Fakülteye veya Rektörlüğe bildirmediğini, bu yolla da eşinin delilleri

karartmasına yardımcı olduğunu, tüm bunlara rağmen etkili bir soruşturma

yapılmadan takipsizlik kararı verildiğini belirterek etkili başvuru hakkı ve

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ihlalin

tespit edilerek takipsizlik kararının kaldırılmasını ve etkin bir soruşturma

yapılarak H.K.nın cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama,...

hakkına sahiptir."

31. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, ölüm olayı nedeniyle yürütülen

soruşturma neticesinde verilen takipsizlik kararıyla adil yargılanma hakkı ve

etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de iddiaların özü

ölüm olayını öğrenen kamu görevlisinin durumu yetkili makamlara bildirmemesi ve

buna ilişkin soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülememesi olduğundan başvuru

yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. İncelemenin Kapsamı

Yönünden

33. Başvuru formu ve eklerine göre başvurucu, H.K.nın ölüm

olayını öğrenmesine rağmen durumu yetkili makamlara bildirmeyerek yetkililerin

durumdan hemen haberdar olmalarını engellediğini, bu hususun oğlunun yaşamını

etkilemiş olabileceğini, ayrıca bu yolla delillerin karartılmasına da imkân

sağladığını ileri sürmüştür. Ancak başvurucu olay öncesinde oğlunun yaşamına

yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun H.K. tarafından bilindiğini

ileri sürmediği için olay öncesi aşamaya ilişkin herhangi bir inceleme

yapılmamıştır.

34. Ayrıca başvurucu, C.Ö.nün Üniversitede birtakım

yolsuzlukları tespit ettiğini, bununla ilgili dosyalar hazırladığını, bu

dosyaların doğrudan H.K.yı ilgilendirmesine rağmen Başsavcılık tarafından bu

husus araştırılmadan takipsizlik kararı verildiğini belirtmiştir. Ancak

başvurucu bu iddiasını ne H.K. hakkında Başsavcılığa yaptığı suç duyurusuna

ilişkin dilekçesinde ne de takipsizlik kararına yaptığı itiraza ilişkin

dilekçesinde ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı,

devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi

nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal

makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu

makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, § 16). Dolayısıyla başvurucu tarafından ilk kez bireysel

başvuru aşamasında dile getirilen şikâyetler bireysel başvurunun ikincilliği

ilkesi gereğince incelenmemiştir. İnceleme ölüm olayının gerçekleştiği andan

sonraki dönem ile sınırlı olarak yapılmıştır.

2. Kabul edilebilirlik

Yönünden

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında; ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği bu hakka yönelik bir başvuru, ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları

tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut

olayda başvurucu, ölen C.Ö.nün babasıdır. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından

bir eksiklik bulunmamaktadır.

36. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

37. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı, Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete negatif yükümlülükler

yanında pozitif yükümlülükler de yükler (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 50).

38. Pozitif yükümlülükler kapsamında devletin yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve

hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi

vardır. Devlet, öncelikle yaşama hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı

caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı ve bununla da yetinmeyerek

gerekli idari tedbirleri almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyin yaşamını her türlü

tehlike, tehdit ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51).

39. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında can

kaybının gerçekleştiği durumlarda kamu makamlarının Anayasa'nın 17. maddesi

gereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşama hakkına

yönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri oluşturmaları

gerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamda anılan yasal ve idari tedbirler,

yaşama hakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerin

cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşama

hakkının tehlikeye girebileceği her durum bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

40. Devletin kontrolü altında bulunan diğer alanlarda

gerçekleşen ölüm olayları için de geçerli olabilecek bu yükümlülüğün ortaya

çıkması için yetkililerin kendi kontrolleri altındaki bir kişinin öldürüleceği

konusunda gerçek bir risk olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip

gerekmediğini tespit etmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan

kaldırmak için makul ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler

kapsamında kendilerinden beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek

gerekmektedir (Mehmet Kaya ve diğerleri,

B. No: 2013/6979, 20/5/2015, § 72).

41. Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin

bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gereken durumlarda

makul ölçüler çerçevesinde kamu makamlarının bu tehlikenin gerçekleşmesini

önleyebilecek şekilde önlem alması gerekir. Ancak özellikle insan

davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek

yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi dikkate alındığında pozitif

yükümlülük kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanamaz (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 53).

42. Somut olay incelendiğinde C.Ö.nün ölümünün failinin tespit

edildiği, yapılan yargılamanın ardından failin cezalandırıldığı ve Mahkeme

tarafından verilen hükmün Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onanarak

kesinleştiği görülmüştür. Başvuru formu ve ekindeki belgeler ile UYAP'tan

yapılan araştırmada başvurunun incelenme tarihi itibarıyla anılan yargılama

(ana dosya) yönünden Anayasa Mahkemesine yapılmış bir bireysel başvuruya

rastlanmamış, başvurucu tarafından da bu konuda herhangi bir ihlal iddiası

ileri sürülmemiştir.

43. Başvurucunun iddiasının temelinde kasten öldürme suçunun

failinin eşi ve olayın gerçekleştiği Fakültenin dekanı olan H.K.nın ölüm

olayından haberdar olmasına rağmen durumu yetkili makamlara bildirmediği

iddiası vardır. Başvurucu, H.K.nın olayı öğrendiği sırada C.Ö.nün ölmemiş

olabileceğini dile getirmiş ancak bu ihtimale dayalı düşüncesini destekleyen

herhangi bir delil sunmamıştır. Otopsi raporunda C.Ö.nün cesedi üzerinde on

dört adet kesici ve delici alet yaralanmasının saptandığı, bu yaralardan

beşinin ayrı ayrı öldürücü nitelikte olduğu ve kişinin ölüm sebebinin kesici ve

delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanması sonucu

gelişen iç ve dış kanama olduğu belirtilmiş; yaşanan gecikme nedeniyle ölümün

gerçekleştiği hususunda herhangi bir tespite yer verilmemiştir (bkz. §§ 9, 10).

44. H.K.nın eyleminin ceza hukuku sisteminde bir suça vücut

verip vermeyeceği ya da ceza politikası gereği şahsi cezasızlık sebepleri

kapsamında kalıp kalmayacağı hususlarını tartışmaksızın yaşam hakkı bağlamında

devletin pozitif yükümlülüğünün kişinin yaşamını tehdit eden gerçek bir riskin

varlığının yetkililer tarafından bilinmesi veya bilinmesinin gerekmesi

durumunda ortaya çıkacağını belirtmek gerekir. Tam da bu noktada ölüm olayının

gerçekleştiği bir olayda ölümden sonra yaşamın korunması (ölümün önlenmesi)

yönündeki pozitif yükümlülükten bahsedilemeyecektir.

45. Yargı mercilerinin olaylara ilişkin tespitleri Anayasa

Mahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte Anayasa Mahkemesinin söz

konusu makamların tespitlerinden farklı bir tespitte bulunabilmesi için bu

hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Bu şekilde gerek

dosyada yer alan ifadelerde gerekse de Mahkemenin vardığı sonuçta failin, eşi

H.K.ya C.Ö.yü odasında yaralı olarak bıraktığını söylediğine ilişkin bir

tespite rastlanmamış; başvurucu da H.K.nın olayı öğrendiği sırada C.Ö.nün ölmemiş

olduğunu bildiğine dair savunulabilir bir iddia ya da delil sunmamıştır. Böyle

bir tespit soruşturma makamları tarafından yapılmamış ve başvurucu tarafından

da bu durumun aksini ortaya koyan delil sunulmamışken yargı mercileri

tarafından yapılan bu değerlendirmelerden ayrılmak mümkün görünmemektedir.

46. Sonuç olarak C.Ö.nün ölüm zamanı kesin bir şekilde ortaya

konulamamışken H.K.nın olayı öğrendiği esnada C.Ö.nün ölmemiş olabileceği

ihtimalinden hareketle C.Ö.ye geç ulaşıldığı sonucuna varmak mümkün görünmemektedir.

Bu durumda somut olay bağlamında suçu bildirmeme yönündeki pasif eylemin yaşamı

koruma yönünde pozitif yükümlülüğü ortaya çıkardığı söylenemeyeceğinden, yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olduğu

sonucuna varmak gerekir.

47. Öte yandan C.Ö.nün öldürülmesi konusunda gerçek bir riskin

olduğunun yetkililer tarafından bilindiği yönünde bir tespit yapılamadığından

etkili soruşturma yükümlüğü bağlamında ayrı bir inceleme yapılmamıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

26/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Mustafa ARI Başvurucu : Zühtü ÖZDEMİR Vekili : Av. Afife ÇİMEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/23940, 26 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/23940
Tarih
26 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Selçuk Özkan Başvurusu (B. No: 2017/19395)
  • Sevgül Çete Başvurusu (B. No: 2017/18684)
  • Özcan Erdagöz Başvurusu (B. No: 2018/8173)
  • Aslı Akçay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/37898)
  • E.m. Başvurusu (B. No: 2017/6046)
  • Ş.ç. Başvurusu (B. No: 2016/3594)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.