İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Barış Erdem Gürbüz Başvurusu (B. No: 2016/2270)

1. Başvuru; aynı durumda bulunan kişiler tarafından aynı idari

Başvuru No2016/2270Tarih26 Şubat 2020Okuma14 dk · 2.897 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Barış Erdem Gürbüz Başvurusu

Karar tarihi
26 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/2270
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.897 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; aynı durumda bulunan kişiler tarafından aynı idari

işlemin iptali ve zararın tazmini istemiyle açılan davalarda farklı kararlar

verilmesi, davanın mahkemece heyet hâlinde karara bağlanması gerekirken tek

hâkimle karara bağlanması ve dava konusu işlem metninde veya idarenin

savunmasında yer almayan iddiaya dayanılarak karara gerekçe oluşturulması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini

belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığında

(Ulaştırma Bakanlığı) müfettiş olarak görev yapmaktadır.

9. Başvurucu, Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde üç yıllık müfettiş

yardımcılığı sürecini yeterlilik sınavında başarılı olarak 10/5/2012 tarihinde

tamamlamış, ancak belirli bir süre müfettişlik kadrosuna atanmamıştır.

Başvurucuyla aynı yeterlilik sınavına katılarak başarılı bulunan diğer iki

müfettiş yardımcısı tarafından müfettişliğe atanma isteğiyle yapılan

başvuruların reddi işlemlerine karşı açılan davalarda verilen iptal kararları

üzerine başvurucu hakkında da işlem tesis edilmiş ve 20/7/2013 tarihinde

başvurucunun müfettişlik kadrosuna ataması yapılmıştır.

10. Müfettişlik kadrosuna atamasının yapılmasından sonra

başvurucu ve aynı durumdaki yedi müfettiş yardımcısı, üç yıllık müfettiş

yardımcılığı ve yeterlilik sınavında başarı koşullarını tamamlamış olmalarına

karşın müfettiş kadrolarına atama süreçlerinin başlatılmaması ve atamalarının

geç yapılması nedeniyle 10/5/2012-20/7/2013 tarihleri arasında mahrum kaldıkları

ücret artışlarından oluşan maddi zararlarının telafi edilmesi istemiyle idareye

başvuruda bulunmuşlardır.

11. Ulaştırma Bakanlığı tarafından anılan başvuru dilekçeleri

birlikte değerlendirilmiş ve tüm başvuruların reddine yönelik 2/8/2013 tarihli

tek bir işlem tesis edilmiştir.

12. Başvurucu ve aynı işlemle talepleri reddedilen diğer yedi

müfettiş yardımcısı; söz konusu işlemin iptali, uğradıkları maddi zararların

yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük hakkı kayıplarının telafi edilmesi

istemleriyle Ankara İdare Mahkemelerinde ayrı ayrı dava açmışlardır.

13. Başvurucu tarafından açılan davada Ankara 17. İdare

Mahkemesinin (Mahkeme) 31/3/2014 tarihli kararı ile davanın reddine karar

verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Dava

dosyasındaki bilgi ve belgelerden, davalı idare bünyesinde üç yıllık müfettiş

yardımcılığı sürecini tamamlayarak girdiği yeterlilik sınavının 07.05.2012

tarihinde yazılı, 10.05.2012 tarihinde de sözlü kısmında başarılı olan

davacının kadro bulunmadığından bahisle uzun süre müfettişliğe atamasının

yapılmadığı, aynı sınava katılarak başarılı bulunan diğer müfettiş yardımcıları

tarafından müfettişliğe atanma isteğiyle yapılan başvuruların reddi üzerine

açılan iki ayrı davada verilen yürütmenin durdurulmasına yönelik kararlar

üzerine 20.07.2013 tarihinde müfettişliğe atandığı, 30.07.2013 tarihli

dilekçeyle atamasının geç yapılması nedeniyle oluşan 10.05.2012 - 20.07.2013

tarihleri arasındaki özlük ve parasal kayıplarının ödenmesi isteminde

bulunduğu, bu istemin 160 Seri No'lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği

gerekçe gösterilerek ve göreve ilişkin aylık ve diğer özlük hakların göreve

başlanıldığı tarihi takib eden ay başından itibaren ödenmesi gerektiği

belirtilerek reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, davacının müfettişliğe atanmasının

davalı idarece re'sen gerçekleştirildiği, yeterlik sınavının sözlü kısmının

yapıldığı tarihle atandığı tarih arasında davacı tarafından atanma istemiyle

davalı idareye yapılmış, 2577 sayılı Kanun'un 10 maddesi kapsamında herhangi

bir başvurunun da bulunmadığı görülmüştür.

Her ne kadar genel düzenleyici işlemlerin

iptali halinde buna ilişkin yargı kararları konu ile ilgili herkes hakkında

hüküm ve sonuçlar doğurmakta ve bunun üzerine idarelere yapılan başvuruların

değerlendirilmesi gerekmekte ise de kendileri ile ilgili bulunan atamama

işlemlerinin iptali istemiyle diğer müfettiş yardımcıları tarafından açılan

davalarda verilen iptal kararları bireysel işlemlerin iptaline yönelik

olduğundan, bu kararların hüküm ve sonuçlarından davacının yararlanamayacağı

açıktır.

Bu durumda, davacının müfettişlik kadrosuna

herhangi bir başvurusu veya açtığı bir dava sonucuna göre atanmayıp, idarece

resen atandığı dikkate alındığında, bu kadro görevinin özlük ve parasal

haklarını ancak atama tarihini müteakiben alabileceği sonucuna varıldığından,

davaya konu işlemde hukuka aykırılık görülmemiş olup, davacının tazminat

isteminin de reddi gerekmektedir."

14. Başvurucunun karara itirazı Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4.

Kurulunun 19/11/2015 tarihli kararı ile reddedilmiş ve karar onanmıştır.

15. Karar 7/1/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu

tarafından etkili bir yol olarak görülmediğinden karar düzeltme isteminde

bulunulmamıştır.

16. Başvurucu 5/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri,

İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında

Kanun’un “Tek hâkimle çözümlenecek davalar” kenar

başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“1. (Değişik birinci fıkra: 8/6/2000 - 4577/3

md.) Uyuşmazlık miktarı yirmibeşbin Türk Lirasını aşmayan;

a) Konusu belli parayı içeren idarî işlemlere

karşı açılan iptal davaları,

b) Tam yargı davaları,

İdare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından

çözümlenir.”

18. 2576 sayılı Kanun’un ek 1. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun tek hakimle çözümlenecek davalara

ilişkin 7 nci maddesindeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli

olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı

Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye

Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında

artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk

lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.

Yukarıdaki fıkra uyarınca her takvim yılı

başından geçerli olmak üzere uygulanan parasal sınırların artışı, artışın

yürürlüğe girdiği tarihten önce idare ve vergi mahkemelerince nihaî olarak

karara bağlanmış davalar ile Danıştayın bozma kararı üzerine bozulan mahkemece

yeniden bakılan davalarda uygulanmaz.”

19. 2576 sayılı Kanun’un “Bölge

idare mahkemelerinin görevleri” kenar başlıklı mülga 8. maddesinin

ilgili kısmının 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 103. maddesiyle

yürürlükten kaldırılmadan önceki hâli şöyledir:

“Bölge idare mahkemeleri;

a) Yargı çevresindeki idare ve vergi

mahkemelerinde tek hâkim tarafından 7'inci madde hükümleri uyarınca verilen

kararları itiraz üzerine inceler ve kesin olarak hükme bağlar.”

20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun “Temyiz” başlıklı 46.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yapılan

değişiklikten önceki hâli şöyledir:

“Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi

mahkemelerinin nihai kararları, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi

Danıştayda temyiz edilebilir.”

21. 23/5/1991 tarihli mülga Ulaştırma Bakanlığı Teftiş Kurulu

Tüzüğü'nün 16. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

''Müfettişliğe, yeterlik sınavında başarılı

olan müfettiş yardımcıları atanırlar."

22. 18/10/1991 tarihli ve 21025 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan mülga Ulaştırma Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği'nin 35. maddesi

şöyledir:

''Yeterlik sınavında başarı gösteren müfettiş

yardımcıları, boş olan müfettişlik kadrolarına başarı sırasıyla

atanırlar."

23. 11/5/2006 tarihli ve 26165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan

160 Seri No.lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği'nin "E- Uygulamaya İlişkin Ortak Açıklamalar"

bölümünün 11. maddesinin (c) bendi şöyledir:

"Üst derece ile alt derecelere yapılan

atamalarda ve görev değişikliğinde memur, atandığı göreve başladığı tarihi

izleyen aybaşından itibaren atandığı derecenin aylığına hak kazandığından, yeni

derece ve görevlerine ait zam ve tazminatlarının da buna göre ödenmesi, ancak

657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendine göre atananların aylık ve

diğer hakları atandıkları yeni kadro dereceleri üzerinden göreve başladıkları

günden itibaren ödendiğinden, bu kadro dereceleri için öngörülen zam ve

tazminatların da anılan Kanunun 165 inci maddesinde olduğu gibi göreve

başladıkları günden itibaren ödenmesi gerekmektedir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 26/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; aynı idari eylemle zarara uğratılan, bu zararın

giderilmesi yönündeki talepleri aynı idari işlemle reddedilen ve aynı hukuki

konumda bulunan şahıslarca açılmış davalarda mahkemelerce farklı hükümler

kurulduğunu, sadece kendi adına tesis edilen hükmün aleyhe olduğunu, bu durumun

hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerinin ihlali mahiyetini taşıdığını,

eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda anılan iddialarının

aynı durumdaki kişiler tarafından aynı işlemin iptali istemiyle açılan

davalarda farklı kararlar verilmesine ve yargılamanın sonucuna yönelik olması

sebebiyle şikâyetin bu kısmının yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı

iddiası kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

27. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânını verir (Naci Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22). Öte

yandan aynı hukuki metne ilişkin olarak aynı derecedeki bağımsız yargı

mercileri arasındaki yorum ve içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma

hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi temyiz mercilerinin

uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleri konusundaki

yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde

kabul edilemez (Ahmet Sağlam, B.

No: 2013/3351, 18/9/2013, § 45).

28. Somut olayda başvurucu, Müfettiş Yardımcılığı Yeterlilik

Sınavında başarılı olmasına karşın müfettişlik kadrosuna atamasının geç

yapılması nedeniyle oluşan maddi ve özlük hakkı kayıplarının ödenmesi istemiyle

yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın

reddedildiğini, ancak aynı durumdaki yedi müfettiş yardımcısı tarafından aynı

işlemin iptali istemiyle açılan davaların başka mahkemelerce kabul edilerek

işlemin iptal edildiğini ve yargılamanın adil olmadığını belirtmiştir.

29. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkının idarenin kusuru nedeniyle geç atanma halinde ataması geciktirilen

kişiye tazminat ödenmesini güvence altına almadığı belirtilmelidir.

30. Başvurucu aynı durumdaki diğer yedi müfettiş yardımcısı

tarafından aynı işlemin iptali istemiyle açılan davaların başka mahkemelerce

kabul edilerek işlemin iptal edildiğini belirtmekle birlikte, yapılan inceleme

sonucunda söz konusu iptal kararlarının temyiz aşamalarında bozuldukları ve

mahkemelerin bozma kararlarına uyarak davanın reddine yönelik kararlarının

temyiz mercilerince onandığı anlaşılmıştır (örneğin Ankara 15. İdare

Mahkemesinin 31/3/2014 tarihli ve E.2013/1139, K.2014/361 sayılı kararı

Danıştay Beşinci Dairesinin 26/4/2016 tarihli ve E.2016/1389, K.2016/2632

sayılı kararı ile bozulmuş, anılan Mahkemenin bozma kararına uyarak davanın

reddi yolundaki 18/10/2017 tarihli ve E.2017/2880, K.2017/2725 sayılı kararı

Danıştay İkinci Dairesinin 19/2/2018 tarihli ve E.2018/110, K.2018/907 sayılı

kararı ile onanmıştır).

31. Yukarıda anılan kararlara yönelik bozma gerekçelerinde,

davacıların müfettişliğe atanmalarının davalı idarece re'sen

gerçekleştirildiğine ve yeterlik sınavının sözlü kısmının yapıldığı tarihle

atandıkları tarih arasında davacıların atanma istemiyle davalı idareye yapılmış

başvurularının bulunmadığına değinilmiştir. Bozma kararlarında, diğer müfettiş

yardımcıları tarafından açılan iptal davalarında verilen kararların bireysel

işlemlerin iptaline yönelik olduğu, söz konusu uyuşmazlıkların davacılarla

ilgisinin bulunmadığı ve bu kararların hüküm ve sonuçlarından davacıların

yararlanamayacağının açık olduğu, davacıların atandığı kadro görevinin özlük ve

parasal haklarını ancak atama tarihini müteakiben alabilecekleri ve bu nedenle

dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmediği belirtilmiştir.

32. Buna göre başvurucuyla aynı durumdaki müfettiş yardımcıları

tarafından aynı işlemin iptali istemiyle açılan davalarda da nihai olarak

davaların reddine hükmedildiği, bu nedenle hükümler arasında bir uyumsuzluğun

veya farklılığın bulunmadığı görülmüştür.

33. Öte yandan Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve

sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, § 42).

34. Başvurucu yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller

ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma

olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir

şekilde itiraz etme fırsatının kendisine tanınmadığına ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemeleri tarafından

dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt da sunmadığı gibi mahkeme

kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan durumun da

bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu; mahkeme kararında atama işlemindeki gecikmenin

idarenin hizmet kusurundan değil boş kadro bulunmamasından kaynaklandığının

belirtildiğini, dava konusu işlem metninde ve idarenin savunmasında böyle bir

iddia veya savunmanın yer almadığını, kararın gerekçesinin hatalı olduğunu, Mahkemece

dayanağı ve kaynağı bilinmeyen bir şekilde kanıya ulaşıldığını, bu hususa

yönelik itirazda bulunamadığını, itiraza ilişkin kararda herhangi bir gerekçeye

yer verilmediğini belirterek gerekçeli karar hakkının ve silahların eşitliği

ile çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun yukarıda bahsi geçen iddialarının Mahkemece dava konusu

işlemde ve idarenin savunmasında yer almayan hususa dayanılarak gerekçe

oluşturulduğuna ve Bölge İdare Mahkemesi kararında gerekçenin yer almadığına

yönelik olduğu anlaşılmış, şikâyetin bu kısmının gerekçeli karar hakkı

kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

38. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin taraf olduğu

uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının

madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar

hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B.

No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

39. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

40. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarının sağlanmasını ve denetlenmesini amaçlamaktadır. Bu hak,

tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun

biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi

adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin

sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat

ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

41. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından

yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 57).

42. Başvurucu tarafından -dava konusu işlemde veya idarenin

savunmasında yer almamasına karşın- müfettiş kadrosuna atama işlemindeki

gecikmenin boş kadro bulunmamasından kaynaklandığı gerekçesiyle davanın hükme

bağlandığı belirtilmiş ise de mahkeme kararının gerekçesinde boş kadro bulunmamasına

değinilmediği, kararda başvurucunun müfettişlik kadrosuna herhangi bir başvuru

veya açtığı bir dava sonucuna göre değil idarece resen atanması nedeniyle bu

kadro görevinin özlük ve parasal haklarını ancak atama tarihini müteakiben

alabileceği (bkz. § 13) gerekçesi ile hüküm kurulduğu görülmektedir.

43. Somut olayda yapılan yargılama sonunda tarafların davanın

sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları tartışılarak verilen

kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir. Kanun

yolu incelemesi sonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm ve

gerekçenin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik

bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

45. Başvurucu; davanın hem bir tam yargı davası olduğunu hem de

özlük hakkı kayıplarını telafi edici işlemler tesis edilmesinin talep

edildiğini, bu nedenle davanın Mahkemece heyet hâlinde karara bağlanması

gerekirken tek hâkimle karara bağlandığını ve kanuni hâkim güvencesinin ihlal

edildiğini ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

46. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

47. Anayasa'nın "Kanuni

hâkim güvencesi" kenar başlıklı 37. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden

başka bir merci önüne çıkarılamaz.

Bir kimseyi kanunen

tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı

yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz."

48. Anayasa'nın "Mahkemelerin

kuruluşu" kenar başlıklı 142. maddesi şöyledir:

"Mahkemelerin kuruluşu, görev ve

yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir."

49. Kanuni hâkim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri

ile izleyecekleri yargılama usulünün yasayla düzenlemesini ve dava konusu olay

ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi

kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak

bilmesini gerektiren doğal hâkim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele

alınmaktadır (AYM, E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004; E.2005/8, K.2008/166,

20/11/2008; Tahir Gökatalay, B.

No: 2013/1780, 20/3/2014, § 79).

50. Kanuni hâkim güvencesi, sadece mahkemelerin yargı yetkisi

içinde yer alan konuların belirlenmesini değil her bir mahkemenin kuruluşu ve

yer bakımından yargı yetkisinin belirlenmesi de dâhil olmak üzere mahkemelerin

organizasyonlarına ilişkin tüm düzenlemeleri ifade etmekte, mahkemelerin görev

ve yetki alanlarının açık ve anlaşılır biçimde tespit edilmesi gereğini ortaya

koymaktadır (Tahir Gökatalay, §

80).

51. Başvuruya konu yargılama dosyası incelendiğinde başvurucu

tarafından idareye yapılan ve dava konusu işleme dayanak teşkil eden 30/7/2013

tarihli başvuruda sadece atanmaya hak kazanılan tarih ile müfettişlik kadrosuna

atanma tarihi arasında oluşan maddi kayıpların yasal faiziyle beraber ödenmesi

talebinde bulunulduğu ve dava dilekçesinde de hangi özlük haklarına yönelik

hangi kayıpların telafi edilmesinin istenildiğine yönelik herhangi bir açıklama

yapılmadığı, buna karşın dilekçede özellikle maddi haklardan bahsedildiği

anlaşılmıştır.

52. Mahkemece de başvuru ve dava dilekçeleri incelemek suretiyle

uyuşmazlığın tek hâkimle karara bağlandığı ve bu hususa yönelik yapılan

itirazın da Bölge İdare Mahkemesi kararıyla reddedildiği görülmüştür.

53. Ayrıca başvurucu tarafından davanın heyet hâlinde

çözümlenmesi gereken davalardan olmasına rağmen tek hâkim tarafından

çözümlenmesi nedeniyle ne gibi bir mağduriyetinin oluştuğu, hangi iddialarının

karşılanmadığı veya hangi usule ilişkin imkânlardan yararlanamadığı

hususlarında da bir açıklama yapılmamıştır.

54. Öte yandan aynı hukuki konumdaki şahıslarca aynı idari

işleme karşı açılmış ve temyiz incelemesinden geçen uyuşmazlıklar için de aynı

nitelikte kararlar verildiği anlaşılmıştır.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

26/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucu : Barış Erdem GÜRBÜZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/2270, 26 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Hakkaniyete Uygun
  9. B. Gerekçeli Karar
  10. C. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğine
  11. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/2270
Tarih
26 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Mahmut Keskin Başvurusu (B. No: 2017/30396)
  • S.e. Başvurusu (B. No: 2017/40178)
  • Tasfiye Halinde Domino Medya Bil. İlt. Rek. Yayın İnş. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/14948)
  • Şevki Metin Aydın Başvurusu (B. No: 2017/14372)
  • Tacettin Şeker Başvurusu (B. No: 2016/37686)
  • Halil Tarkan Başvurusu (B. No: 2016/70779)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.