İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm
İkinci BölümBaşvuru No: 2018/17073Tarih: 26 Şubat 2020

M.ş.t. Başvurusu (B. No: 2018/17073)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.Ş.T. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/17073)

Karar Tarihi: 26/2/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, vekâlet ücretinin yapılan düzenlemeyle azaltılması

nedeniyle mülkiyet hakkının; gözaltı tedbiri nedeniyle ödenen tazminatın

yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; adli kontrol

tedbirine dayalı tazminat talebinin değerlendirilmemesi nedeniyle de adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 5/6/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 26/2/2004 tarihinde doğmuş olup olay tarihinde

çocuktur. Başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) yürüttüğü

bir soruşturma kapsamında 21/3/2017 tarihinde saat 14.00'da gözaltına alınmış;

22/3/2017 tarihinde imza vermek suretiyle adli kontrol şartı ile serbest

bırakılmıştır.

8. Başsavcılık 6/4/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucu

hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, görevi yaptırmamak için direnme,

toplantı ve yürüyüşlere silah veya 23. maddede belirtilen aletlerle katılma

suçlarından aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

9. İddianame Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

21/4/2017 tarihinde kabul edilerek E.2017/138 sayılı dosya üzerinden kovuşturma

aşaması başlamıştır.

10. Mahkeme 20/9/2017 tarihinde yaptığı duruşmada, üzerine atılı

suçlardan başvurucunun beraatine karar vermiş, karar istinaf kanun yoluna

başvurulmaksızın kesinleşmiştir.

11. Başvurucu 9/10/2017 tarihli dilekçesiyle 4/12/2004 tarihli

ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca haksız yere

gözaltında kalması nedeniyle 7.000 TL maddi, 8.000 TL manevi tazminatın gözaltı

tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsili talebiyle dava

açmıştır.

12. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi 28/2/2018 tarihinde 46,80 TL

maddi tazminat ve 100 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 21/3/2017

tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte başvurucuya

verilmesine, ayrıca kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla

yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 845 TL vekâlet

ücretinin de ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Mahkememize açılan iş bu davanın

20/10/2017 tarihinde,kesinleşme tarihiitibariyle CMK'nın 141/1 maddesinde

yazılı bir yıl içinde ve süresinde açıldığı, davacının yerleşim yerinin

bulunduğu yer olan Adana Mahkemelerinde açılmış olduğu, davacının

gözaltındakaldığı süreye ilişkin mahsup işleminin yapılmadığı, gelen yazı

cevapları ve UYAP üzerinde yapılan araştırmalara göre davacı tarafından iş bu

davaya konu gözaltı sebebiyle başka mahkemelerde açılmış bir tazminat davası

kaydının olmadığı, tüm bu açıklamalar doğrultusunda davacının haksızgözaltı

nedeniyle tazminata hak kazandığı mahkememizce kabul edilmiştir.

Davacının, 29/9/29017 tarihli vekaletname ile

vekiline, CMK'nın 141. ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız koruma tedbiri

nedeniyle tazminat talep etme konusunu içerirözel yetki verdiğianlaşılmıştır.

17/1/2018 tarihli duruşmada davacı vekili

maddi tazminata hükmedilmesi halinde asgari ücret tarifesi üzerinden

hesaplanmasına muvafakatleri olduğunu bildirmekle;davacının gözaltı kaldığı

süreye ilişkin olarak çalışma bakanlığı tarafından belirlenen davacının en

azkazanılabileceği kabul edilen aylık ve günlük asgariücret esas alınarakve

mahkememiz tarafından yapılan hesaplamada davacının1 gün gözaltındakalması

nedeniyleoluşangünlükmaddi gelir kaybı;

2017 yılı için asgari ücret tarifesine göre

aylık asgari ücretin 1.404.06 TL olduğu, aylık olarakücretin belirlenmiş olması

nedeniyle aylık ücret 30 gün üzerinden değerlendirilmiş ve günlük olarak

hesaplandığında 46.80 TL'ye denk geldiği anlaşılmış, yapılan hesaplamalar

neticesinde davacının 1 gün için 46.80 TL maddi zarara uğradığı kanaatine

ulaşılmış ve bu tazminata davacı vekilinintalebinde belirttiği üzere haksız

gözaltı tarihi olan 21/3/2017 ' den itibaren yasal faiz işletilmesine karar

verilmiştir.

Manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak

kullanılamayacağı, davacının üzerine atılı suçun niteliği, gözaltında kaldığı

süre, sosyal ve kişisel durumu, özgürlüğün önemibirlikte değerlendirildiğinde

100 TL manevi tazminatın makul ve makbul bir miktar olduğu,bu tazminata da dava

dilekçesinde talep edildiği üzere haksız gözaltı tarihi olan 21/3/2017 den

itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

694 sayılı KHK ile tazminat davalarında

vekalet ücretine ilişkin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'u 142.maddeye

eklenen düzenlemede dikkate alınarak 845TL vekalet ücretine hükmedil[mesine

karar verilmiştir]."

13. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. Adana Bölge

Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi 3/5/2018 tarihinde istinaf başvurusunun

esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Yerel Mahkemece verilen hükme karşı

istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç

tarihine göre dosya görüşüldü:

İstinaf başvurusunun reddi nedenleri

bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini

yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin

herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi

bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,

eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine

uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,

İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin

ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun esastan

reddine,dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine [karar

verildi]."

14. Başvurucu, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını 28/5/2018

tarihinde öğrenmiştir.

15. Başvurucu 5/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili hukuk için bkz. M.E.,

B. No: 2018/696, 9/5/2019, §§ 15-25.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 26/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

18. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında

davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen

işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen

davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağının 25/8/2017 tarihli

ve 30165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (694 sayılı KHK)

ile belirlendiğini, böylelikle ağır ceza mahkemelerinin vekâlet ücretinin alt

sınırının sulh ceza hâkimliği vekâlet ücreti seviyesine düşürüldüğünü, ağır

ceza mahkemesinde görülen bir davadaki vekâlet ücretinin sulh ceza hâkimliğinde

görülen bir davanın seviyesine düşürülmesinin hakkaniyet, orantılılık, eşitlik

ilkelerine aykırı olduğunu, ağır ceza mahkemesinde görülen bir dava olmasına ve

avukatıyla 4.360 TL (ağır cezalık işler için öngörülen miktar) üzerinden

vekâlet sözleşmesi yapmasına rağmen sulh ceza hâkimliği vekâlet ücreti olan 845

TL vekâlet ücretine hükmedildiğini, bu suretle belirli bir ücretten yoksun

bırakıldığını belirterek ayrımcılık yasağı ile adil yargılanma ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Adil yargılanma hakkı bağlamında medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda lehe hükmedilen vekâlet ücretinin

oranına ilişkin bir güvence bulunmadığı (Aksaray

Tır Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2017/36736,

19/9/2018, § 86) gibi lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin mahkemeye erişim

hakkıyla da bir ilgisi yoktur. Başvurucu, lehine az vekâlet ücretine

hükmedilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer güvencelere tesir

ettiğini de ortaya koyabilmiş değildir. Bu nedenle adil yargılanma hakkına

yönelik bir müdahalenin bulunmadığı açık olduğundan başvurucunun şikâyetlerinin

tamamı mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

22. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:

2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35.

maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaatinin olup

olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §

26; İhsan Vurucuoğlu, B. No:

2013/539, 16/5/2013, § 31).

23. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

24. Belirli durumlarda bir ekonomik

değer veya icrası mümkün bir alacak

iddiasıyla oluşan meşru bir beklenti,

Anayasa'nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanında yer

alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti; makul bir

şekilde ortaya konmuş, icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta

belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren,

yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip

nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece

ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı

meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (İslam Şahin, B. No: 2014/7280, 21/1/2016, § 29; Uğur Çelik, B. No: 2015/20244, 15/6/2016,

§ 24).

25. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168.

maddesinin üçüncü fıkrasına göre avukatlık ücretinin takdirinde hukuki yardımın

tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife

esas alınır. Dolayısıyla kişinin vekâlet ücreti dolayısıyla mülkiyet hakkına

sahip olup olmadığı kararın verildiği tarihteki duruma göre

değerlendirilmelidir. 694 sayılı KHK ile yapılan değişiklik öncesinde

yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında Tarifenin

üçüncü kısmı gereğince avukatlık ücretine hükmolunacağının, ancak hükmolunacak

avukatlık ücretinin aynı tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün on ikinci

sırasındaki ücretten az olamayacağının belirtildiği görülmektedir. Bu düzenleme

dikkate alındığında başvurucunun karar tarihinde alacağı vekâlet ücreti en az

4.360 TL olacaktır. 694 sayılı KHK'da ise ödenecek miktarın tarifede sulh ceza

hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza

mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla

olamayacağı belirtilmiştir. Derece mahkemesi de bu hükmü dikkate alarak sulh

ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen 845 TL'nin başvurucuya

ödenmesine karar vermiştir.

26. Somut olayda 694 sayılı KHK'dan sonra da yürürlükte bulunan

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin yerine özel hüküm niteliğinde ve daha üst

bir norm olan 694 sayılı KHK'nın uygulanacağı açıktır (M.E., § 37). Dolayısıyla karar tarihinde

başvurucunun 4.360 TL vekâlet ücreti alabilmesinin hukuki bir temeli

bulunmamaktadır. Hukuki bir temeli bulunmayan bu iddianın meşru bir beklenti

oluşturmayacağı da açıktır. Öte yandan başvurucu, avukatıyla 4.360 TL üzerinden

anlaştığını iddia etmiş olsa da bu vekâlet ücreti müvekkil ve vekil arasında

yapılan vekâlet sözleşmesinin bir sonucudur ve burada bir kamu müdahalesi

olmadığı için devletin sorumluluğunu gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Bu

açıklamalar doğrultusunda başvurucunun, mevcut bir mülkü veya mülkü edinmeye

yönelik meşru bir beklentisi olduğunu kanıtlayamadığından Anayasa'nın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlandırılmasının

mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu; haksız gözaltı nedeniyle ödenen maddi ve manevi

tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu, haksız gözaltı nedeniyle lekelenme

hakkı ihlal edildiğinden bu ihlali giderecek orantıda bir maddi ve manevi

tazminat hükmedilmediğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

29. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin üçüncü

fıkrasının ilgili kısmı ile dokuzuncu fıkrası şöyledir:

"... Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak

suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun

şartlarını kanun gösterir.

...

Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan

kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,

Devletçe ödenir."

30. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. maddesi kapsamında incelenmesi

gerekir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

32. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Maddenin dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci

fıkralarında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunan kişilere

tanınan güvencelere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir (Safkan Aydoğdu, B. No: 2014/7498,

5/4/2017, § 43).

33. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında ise bu

esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zararların tazminat

hukukunun genel prensiplerine göre devlet tarafından ödeneceği ifade

edilmiştir. Anılan fıkrada yer alan "bu

esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişiler" ifadesi ile

maddenin diğer tüm fıkralarında belirtilen kurallara aykırı bir işleme tabi kılınmanın

kişiye tazminat hakkı doğurduğu belirtilmiştir. Buna göre maddenin ikinci veya

üçüncü fıkralarında belirtilen durumlara aykırı şekilde kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkına müdahalede bulunulması ya da kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına müdahale edilen kimsenin maddenin dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci

ve sekizinci fıkralarındaki güvencelerden yararlandırılmaması hâlinde uğranılan

zararlar devlet tarafından ödenecektir (Safkan

Aydoğdu, § 44).

34. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanabilmesi

için başvurucunun anılan maddenin diğer fıkralarında belirtilen esaslar dışında

bir işleme tabi tutulup tutulmadığının derece mahkemelerince ya da Anayasa

Mahkemesince tespit edilmesi gerekir. Bu bağlamda kişinin Anayasa'nın 19.

maddesinin ilk sekiz fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabi

tutulduğu ve bu kapsamda uğradığı zararın devlet tarafından tazminat hukukunun

genel prensiplerine göre ödenmediği veya bir tazminat imkânının bulunmadığı

tespit edilirse Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında güvence altına

alınan tazminat hakkının ihlali söz konusu olacaktır.

35. Kişinin Anayasa'nın 19. maddesinin ilk sekiz fıkrasında

belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabi tutulduğu derece mahkemeleri

tarafından tespit edilmişse Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme tazminat

miktarının yeterli olup olmadığını belirlemekle sınırlı olacaktır.

36. Derece mahkemelerinin tazminat için somut olayın koşullarına

göre takdir yetkisi bulunmakla birlikte meydana gelen ihlalle orantılı olmayan

önemsiz miktarda bir tazminat Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasına

aykırı olacaktır. Öte yandan tazminat miktarı Anayasa Mahkemesinin benzer

davalarda verdiği tazminat miktarına göre kayda değer ölçüde düşük olmamalıdır.

Bununla birlikte hükmedilen miktarın Anayasa Mahkemesinin benzer durumlarda

verilmesine hükmettiği tazminat miktarından düşük olması tek başına Anayasa'nın

19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiği anlamına gelmez. Tazminatın

Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasıyla uyumlu olup olmadığını

değerlendirirken somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması

gerekir.

37. Somut olayda başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma

kapsamında bir gün gözaltına alınmış; kovuşturma sonucunda beraatine karar

verilmiştir. Başvurucu bunun üzerine haksız olarak gözaltına alınması nedeniyle

uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini için 5271 sayılı Kanun uyarınca

tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkeme başvurucunun haksız olarak gözaltına

alındığını kabul etmiş ve başvurucuya 46,80 TL maddi, 100 TL manevi tazminat

ödenmesine karar vermiştir. Dolayısıyla burada yapılacak inceleme tazminat

miktarının yeterli olup olmadığının belirlenmesiyle sınırlı olacaktır.

38. Somut olayda derece mahkemesi, yapılan yargılama sırasında Adana

İl Emniyet Müdürlüğünden başvurucunun sosyal ve ekonomik durumunun

araştırılmasını istemiştir. Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğünün raporunda;

başvurucunun ortaokul öğrencisi olduğu için çalışmadığı, bu nedenle yıllık,

aylık veya yevmiyesinin olmadığı belirtilmiştir. Mahkeme yaptığı yargılama

sonucunda aylık asgari ücreti otuz gün üzerinden değerlendirerek hesaplanan -1

gün için 46,80 TL- maddi tazminatın ödenmesine karar vermiş olup derece

mahkemesince toplanan deliller doğrultusunda belirlenen maddi tazminat

miktarının davanın koşullarında orantısız olduğu söylenemeyecektir.

39. Ancak 100 TL'lik manevi tazminat, Anayasa Mahkemesinin

benzer davalarda belirlediği tazminat miktarına göre kayda değer ölçüde

düşüktür. Anayasa Mahkemesi, gözaltının hukuka aykırı olması nedeniyle bugüne

kadar bir ihlal kararı vermemiştir. Ancak Mehmet

Baydan (B. No: 2014/16308, 12/4/2018, § 84) kararında başvurucu,

herhangi bir suç isnadı olmaksızın polislerce karakolda kısa bir süre (36

dakika) tutulmuştur. Anayasa Mahkemesi başvurucunun şikâyete konu tutulma

hâlinin Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

müdahale edilmesine imkân tanınan durumların hiçbirine girmediği sonucuna

varmış ve başvurucuya 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Dolayısıyla bu kararın somut olay bakımından ölçü alınabileceği

anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin benzer durumlarda verilmesine hükmettiği

tazminat miktarıyla aynı olması gerekmemekle birlikte tazminat miktarının somut

olayın koşullarında -başvurucunun çocuk olması da gözönünde bulundurulduğunda-

tazminat hakkının özünü zayıflatacak kadar düşük olduğu anlaşılmaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

D. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

41. Başvurucu; hakkında verilen adli kontrol tedbiri konusunda

tazminat davasında herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, kendisine herhangi

bir tazminat ödenmediğini, adli kontrol nedeniyle uğradığı mağduriyetin

karşılanmadığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

42. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesi şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucuların anılan iddialarının tamamının adil yargılanma hakkı

kapsamında gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

44. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra

İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

45. Somut olayda başvurucunun uygulanan adli kontrol tedbiri

nedeniyle tazminat davası açmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucu

bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmemiştir.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

48. Başvurucu 20.000 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur. Başvurucu, ayrıca ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılmasını istemiştir.

49. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkeler belirlenmiştir.

50. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi için öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet

Doğan, §§ 57, 58).

51. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

52. Gözaltı işlemi nedeniyle başvurucuya ödenen manevi

tazminatın düşük olması gerekçesiyle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasındaki tazminat hakkının mahkeme kararı neticesinde ihlal edildiği

sonucuna varılmış ise de Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki

tazminat hakkının ihlali ile ilgili olarak yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar görülmemiş, başvurucuya 5.000 TL manevi tazminatın ödenmesine

karar verilmiştir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.000 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Koruma tedbiri nedeniyle verilen tazminat miktarının az

olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaki tazminat

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. Koruma tedbiri nedeniyle verilen tazminat miktarının az

olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

E. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlali

nedeniyle başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportörler

:

Burak Cenk İLHAN

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

M.Ş.T.

Vekili

:

Av. Vedat ÖZKAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/17073, 26 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

  • Mercii: Anayasa Mahkemesi
  • Bölüm: İkinci Bölüm
  • Başvuru No: 2018/17073
  • Tarih: 26 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Befrin Dürsün ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/80373)
  • Numan Acar Başvurusu (B. No: 2016/66486)
  • Barış Erdem Gürbüz Başvurusu (B. No: 2016/2270)
  • Mahmut Keskin Başvurusu (B. No: 2017/30396)
  • S.e. Başvurusu (B. No: 2017/40178)
  • Tasfiye Halinde Domino Medya Bil. İlt. Rek. Yayın İnş. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/14948)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.