İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Serkan Başer Başvurusu (B. No: 2017/15410)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda uygun olmayan şartlarda

Başvuru No2017/15410Tarih30 Eylül 2020Okuma19 dk · 3.709 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Serkan Başer Başvurusu

Karar tarihi
30 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/15410
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.709 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda uygun olmayan şartlarda

tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının; ceza infaz kurumunda açık görüş,

kapalı görüş ve telefonla görüş haklarının sınırlandırılması ve haberleşme

araçlarının kullanımının yasaklanması nedenleriyle özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin; ceza infaz kurumunda sınavlara

girilememesi nedeniyle eğitim hakkının; gözaltı tedbirinin hukuki olmaması,

kanuni gözaltı süresinin aşılması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,

tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması ve

tutukluluğa itirazların değerlendirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 17/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından başvurucunun ceza infaz kurumunda

tecrit altında tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

yönelik iddiasının kabul edilemez olduğuna, diğer temel hak ve özgürlüklerin

ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilebilirlik incelemesinin ise Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Fetullahçı

Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) içinde yer aldığı iddiasıyla

öğretmen olan başvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır.

9. Başvurucu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının

talimatıyla 2/5/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

10. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanması istemiyle Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

11. Hâkimlik başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan 5/5/2016 tarihinde tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"...Şüpheliler A.D., F.T. ve Serkan

Başer'in üzerlerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediklerine

dair şüpheli A.D. isimli şahsın telefonda Fikret bey T ismiyle kaydı geçen

yazışma içerikleri, H.K. isimli kişinin evinde ele geçen ve söz konusu derneğe

ait bilgisayarların kırık hard diskleri, şüpheli Serkan'ın beyanında söz konusu

hard disklerin birinin yanlışlıkla kırıldığını diğerlerinin ise öğrenci

bilgilerinin bilinmemesi için kırdığını beyan etmesi, ancak şüphelinin dernekte

öğretmen olmasına rağmen tek başına alacağı bir insiyatifle bilgilerin ele

geçirilmemesi için kırmasının hayatın olağan akışına aykırı oluşu, şüpheli H.K.

isimli kişinin hakimlik ve savcılık ifade beyanları, şüpheli M.Ö.'ün beyanı,

müştekiler E.G. ve K.U.'nun beyanları, teşhis tutanakları, kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcudiyeti ve yukarıda

açıklanan beyanlara göre şüphelilerin delilleri ortadan kaldırma uğraşları

dikkate alındığında delillerin karartılma ihtimali, atılı suçun CMK 100/3-a -11

hükmünde sayılan suçlardan olması sebebiyle var sayılan kaçma saklanma ihtimali

dikkate alınarak bu aşamada adli kontrol tedbirlerine başvurulmasının yetersiz

nitelik taşıyıp şüphelinin alması muhtemel cezaya nazaran tutuklama tedbirinin

ölçülü olacağı değerlendirilmesi ile CMK 100 ve devam hükümleri uyarınca

yapılan değerlendirme neticesinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının vaki

talebinin kabulü ile şüphelilerin ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]"

12. Başvurucu; tutuklama kararına ve tutukluluğun

devamına yönelik kararlara müteaddit defa itiraz ettiğini, son olarak Antalya

2. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutukluluk hâlinin devamına dair 29/12/2016 tarihli

kararına karşı süresinde itirazda bulunduğunu ancak Sulh Ceza Hâkimliğince

herhangi bir cevap verilmediğini belirtmiştir.

13. UYAP üzerinden yapılan incelemede Antalya 2. Sulh

Ceza Hâkimliğince 29/12/2016 tarihinde başvurucu hakkında verilen tutukluluk

hâlinin devamına dair karara karşı başvurucunun 4/1/2017 tarihli dilekçesiyle

itiraz ettiği görülmektedir. Buna karşılık anılan itiraza ilişkin olarak

herhangi bir karar verildiği tespit edilememiştir.

14. Başvurucu 17/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 6/2/2017 tarihli iddianame

ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası

açmıştır.

16. İddianamede, başvurucunun ByLock isimli

programı kullandığına yönelik tespite ve örgütün Antalya yapılanmasında yer

aldığına ilişkin tanık beyanlarına dayanıldığı görülmüştür.

17. Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianameyi

kabul etmiş ve E.2017/117 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasına

başlamıştır.

18. Mahkeme 25/4/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

19. Başvurucunun istinaf talebi, Antalya Bölge Adliye

Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından esastan reddedilmiştir.

20. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuş

olup yargılama temyiz aşamasında derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

21. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No:

2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Fatih Dokur, B. No: 2017/32217,

24/5/2018, §§ 14-16; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§ 19,

20.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu; tutukluluğunu geçirdiği ceza infaz

kurumunda koğuş kapasitesini aşan sayıda kişiyle beraber tutulduğunu ve koğuşta

sağlıklı bir ortam bulunmadığını belirterek uygun olmayan bu koşullar nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun ceza infaz kurumunda uygun olmayan şartlarda kalmaya dair

şikâyetlerinin özü, kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin olup bu

nedenle mezkûr iddialar kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

26. Bununla birlikte 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı

İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca infaz

hâkimliklerinin görevleri arasında hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları

ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, buralarda

barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin

sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve

tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem

veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak da

sayılmıştır. Bahsi geçen bu hukuk yolu, başvurucunun şikâyetleri açısından

erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ile makul ölçüde bir başarı imkânı

sunmaktadır (Kamil Erdoğan, § 51; İlker Deniz Yücel, B. No: 2017/16589, 28/5/2019,

§ 142).

27. Somut olayda başvurucunun 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesinde

öngörülen kanun yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu görülmüştür.

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Ceza İnfaz Kurumundaki

Uygulamalar Nedeniyle Haberleşme Hürriyeti ile Özel Hayata ve Aile Hayatına

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda

açık ve kapalı görüş ile telefonla görüşme haklarına kısıtlamalar

getirildiğini, ayrıca mektup, faks gibi haberleşme araçlarının kullanımının

yasaklandığını belirterek bu nedenlerle haberleşme hürriyeti ile özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu

gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak

ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan

deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler

olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu

gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin

gerekçe ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276,

9/1/2014, §§ 19, 20).

32. Somut olayda başvurucu, özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarını bilgi ve

belge sunmadan soyut bir şekilde ileri sürmüş; anılan şikâyetlerle ilgili

olarak herhangi bir hukuki sürecin yaşanıp yaşanmadığını da belirtmemiştir.

33. Bu nedenlerle başvuruya konu ihlal iddialarıyla

ilgili deliller sunarak iddialarını kanıtlamak ve hangi Anayasa hükmünün ihlal

edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle iddialarını ortaya koymak

yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen somut olayda bu yükümlülüğün

başvurucu tarafından yerine getirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Eğitim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, kamu görevine girmek istediğini ancak

6/2/2018 tarihli ve 7083 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler

Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'a

dayalı olarak tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda merkezî sınavlara girişine

izin verilmediğini belirterek bu nedenle eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

36. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında eğitim

hakkının; yükseköğrenim seviyesini de kapsadığına (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28; İhsan Asutay, B. No: 2012/606,

20/2/2014, § 36), belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına etkili bir

biçimde erişimin sağlanmasını güvence altına aldığına (Mehmet Reşit Arslan

ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 68) ve kamu otoritelerine

bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe şeklinde bir negatif ödev

yüklediğine (Adem Öğüt ve diğerleri, B. No: 2014/20527, 22/11/2017,§ 44;

Yüksel Baran, B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 36) karar vermiştir.

38. Tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkına yönelik

değerlendirmelerde tutuklu ve hükümlüler açısından ceza infaz kurumunda

bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları gözönünde tutulmalıdır. Ceza infaz

kurumlarının işlevi ve amacı kapsamında tutuklu ve hükümlülerin hakları ceza

infaz kurumuna girmekle zaten sınırlanmıştır. Eğitim hakkı için de aynı

değerlendirme mümkündür (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 73).

39. Öte yandan Anayasa'nın 42. maddesi de devlete ceza

infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere eğitim öğrenim imkânı

sağlanması yönünde pozitif bir yükümlülük yüklememiştir (Mehmet Reşit Arslan

ve diğerleri, § 71). Anayasa'da anılan şekilde bir pozitif yükümlülük

bulunmamasına karşın ilgili mevzuatta yer verilen düzenlemeler çerçevesinde

devlet, ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerin birtakım eğitim

faaliyetlerine devam edebilmesine imkân tanımıştır. Bu kapsamda 7083 sayılı

Kanun öncesi dönemde tüm tutuklu ve hükümlüler için geçerli olan yasal rejim

çerçevesinde, ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerin bazı merkezî

sınavlara katılabilmelerine imkân verecek düzenlemeler yapılmıştır (Fatih

Dokur, § 24).

40. Ancak kanun koyucu, 7083 sayılı Kanun ile yaptığı düzenlemeyle

terör suçları sebebiyle tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda

bulunanların olağanüstü hâl süresince ve ceza infaz kurumlarında

barındırıldıkları süre boyunca ülke genelinde uygulanan merkezî sınavlara

girişlerini yasaklamıştır (Fatih Dokur, § 25). Başvurucu da bu

yasaklayıcı hükme dayalı işlemler nedeniyle merkezî sınavlara katılamamıştır.

41. Anayasa’nın 42. maddesinin devlete ceza infaz

kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere eğitim öğrenim imkânı sağlanması

yönünde pozitif bir yükümlülük yüklemediği de gözönünde bulundurulduğunda ceza

infaz kurumlarında terör suçlarından tutuklu ve hükümlü olarak bulunan

kişilerin merkezî sınavlara katılmalarına imkân tanıyıp tanımamak kanun

koyucunun takdirinde olan bir husustur (Fatih Dokur, § 27).

42. Bu nedenle mevcut başvurunun kendine has koşulları

altında terör suçlarından tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunan

başvurucunun merkezî sınavlara girmesine izin verilmemesinin başvurucunun

eğitim hakkını ihlal ettiğinden söz etme olanağı yoktur (benzer yöndeki

değerlendirme için bkz. Fatih Dokur, § 28).

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

D. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltı

Tedbirinin Hukuka Aykırı Olduğuna ve Kanuni Gözaltı Süresinin Aşıldığına

İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

44. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde gözaltına

alınmasının hukuki olmadığını ve kanuni gözaltı süresinin aşıldığını belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

45. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

46. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı

süresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu

iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061,

8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§

53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§

141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015,

§§ 34-47).

47. Somut olayda başvurucunun gözaltı tedbirinin hukuki

olmadığına ve kanuni gözaltı süresinin aşıldığına ilişkin iddialarıyla ilgili

olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Soruşturma

Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

49. Başvurucu, tutuklanmasına dayanak teşkil eden

soruşturma dosyası üzerinde gizlilik kararı bulunduğunu ve bu nedenle

tutukluluk durumuna etkili bir şekilde itiraz edemediğini belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

50. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

51. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası

şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun,

hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

52. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın

19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

53. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanması durumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına

karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini incelemiş ve soruşturma

sürecinde, tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların başvurucuya

bildirilmiş olması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağ ve diğerleri,

§§ 168-176; Hidayet Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257). Somut olay bakımından

soruşturma dosyası incelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel

unsurların başvurucuya bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarını

sunma konusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardan

ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

55. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller

olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma

tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını belirterek bu

nedenlerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

56. Bakanlık görüşünde; başvurucu yönünden suç şüphesinin

varlığını doğrulayan belirtilerin soruşturma dosyası kapsamında bulunduğu,

tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklamanın ölçülü olduğu yönündeki

değerlendirmelerin de temelsiz olmadığı belirtilmiştir.

b. Değerlendirme

57. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

58. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

59. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (bkz. § 25). Bu itibarla başvurucunun bu

bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel

İlkeler

60. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate

alınacak genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No:

2016/40170, 16/11/2017, §§ 110-124.

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

61. Başvurucu, FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla

yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

62. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

63. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ve ilk

derece mahkemesinin mahkûmiyet kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi

aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasını

kullandığı belirtilmiştir (bkz. § 16).

64. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının

özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya

kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma

makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarak

değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],

B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 106, 267; M.T. [GK], 2018/10424,

4/6/2020, §§ 112-116). Bu itibarla somut olayda soruşturma makamlarınca ve

tutuklama tedbirine karar veren yargı mercilerince FETÖ/PDY üyesi olmakla

suçlanan başvurucunun bu yapılanma tarafından örgütsel iletişimin sağlanması

için oluşturulan bir haberleşme ağı olan ByLock uygulamasını mobil

telefon hattı üzerinden 26/8/2014 tarihinden 19/2/2016 tarihine kadar toplamda 22.879

internet bağlantı iletişim sorgu kaydı oluşturacak şekilde kullanmasının somut

olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak

kabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir

tutum olarak değerlendirilemez. Öte yandan başvurucunun örgütün Antalya

yapılanmasında yer aldığına ilişkin tanık beyanlarının somut olayın koşullarına

göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi de temelsiz

ve keyfî bir tutum olarak görülemez (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Selçuk

Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 75).

65. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

66. FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY'nin yüz

elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede uluslararası

ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak soruşturmaya tabi

tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyük

ölçüde kolaylaştıracaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yıldırım

Ataş, B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 60; Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).

67. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirme için Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), § 148).

68. Somut olayda Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı

terör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, kaçma şüphesine ve delillerin

karartılması ihtimaline, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına

ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan

katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 11).

69. Dolayısıyla somut olayın yukarıda belirtilen özel

koşulları ile Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği

birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına

atfen- kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin

olduğu söylenebilir.

70. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

71. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle

FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)

de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

72. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu

söylenemez.

73. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Tutukluluğun

Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

74. Başvurucu, uzun süre tutuklu kalması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

75. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

76. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen

azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece

mahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da- 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet

Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.

No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).

77. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra

25/4/2018 tarihinde mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul

süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında

açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna

uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

78. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

5. Tutukluluğa

İtirazların Değerlendirilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

79. Başvurucu; tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin

kararlara yasal süreleri içinde yaptığı itirazlara cevap verilmediğini,

itirazları hakkında herhangi bir kararın kendisine tebliğ edilmediğini ileri

sürmüştür.

80. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

81. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama

işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları

durumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine

imkân sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle gelmiş başvurucular

yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa anılan yolun tüketilmesi gereken

etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye olmuş başvurucular

yönünden bkz. Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar

Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40;hükümlü hâle gelmiş

başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394, 31/10/2018,

§§ 57-60). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından

anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.

82. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

4. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması ve kanuni

gözaltı süresinin aşılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

9. Tutukluluğa itirazların değerlendirilmemesi nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 30/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Muzaffer KORKMAZ Başvurucu : Serkan BAŞER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/15410, 30 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Kötü Muamele
  14. B. Ceza İnfaz Kurumundaki
  15. C. Eğitim
  16. D. Kişi
  17. A. 1.Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/15410
Tarih
30 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Samatyada Sulumanastır Surp Kevork Ermeni Kilisesi Sahakyan Nunyan Ermeni Mektebi ve Mezarlığı Vakfı Başvurusu (B. No: 2017/5986)
  • Selman Taşkın Başvurusu (B. No: 2019/1837)
  • Özlem Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/12574)
  • Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikası Başvurusu (B. No: 2016/14475)
  • Ahmet Erdemir Başvurusu (B. No: 2016/10891)
  • H.ç. Başvurusu (B. No: 2017/14907)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.