İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sherapat Yagmyrova Başvurusu (B. No: 2017/11905)

1. Başvuru, sınır dışı edilme kararı nedeniyle özel ve aile

Başvuru No2017/11905Tarih21 Temmuz 2020Okuma21 dk · 4.266 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sherapat Yagmyrova Başvurusu

Karar tarihi
21 Temmuz 2020
Başvuru Numarası
2017/11905
R.G. Tarih ve Sayı
15/10/2020-31275
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.266 kelime·21 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sınır dışı edilme kararı nedeniyle özel ve aile

hayatına saygı hakkının, eşitlik ilkesinin, kötü muamele ve işkence yasağının;

idari gözetim altında tutulma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türkmenistan uyruklu olup 16/4/1964 doğumludur.

Başvurucunun 2/4/1991 ve 3/1/1990 doğum tarihli iki kızı bulunmaktadır.

Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Batum'a gitmek üzere İstanbul Atatürk

Havalimanı'nda iken yapılan pasaport kontrolünde başvurucunun daha önceki

soyadının Yagmurova olduğunun anlaşıldığı, hakkında vize ihlali ve ikamet

tezkeresinin geçersiz olması nedeniyle 28/7/2012 tarihinde yurda giriş yasağı

konulduğu, buna rağmen illegal yollardan Türkiye'ye gelmiş olduğu tespit

edilmiştir. Ayrıca yapılan sağlık kontrolünde başvurucunun TPHA testlerinin pozitif

çıktığı, sifilis bulaşıcı

hastalığı olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine İstanbul Valiliği tarafından

20/7/2016 tarihinde Türkiye'ye giriş kurallarını ihlal ettiği, kamu düzenini ve

sağlığını tehdit ettiği, kaçma ve kaybolma riski bulunduğu gerekçesiyle

başvurucu hakkında sınır dışı ve idari gözetim kararı alınmıştır.

9. Başvurucu 20/7/2016 tarihinde sınır dışı edilmek üzere

İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü Geri Gönderme Merkezine yerleştirilmiştir.

Başvurucunun idari gözetim kararına karşı yaptığı itiraz İstanbul 2. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 2/8/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Söz konusu karar

2/8/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Bununla birlikte İstanbul İl Göç İdaresi

Müdürlüğünce başvurucunun mide rahatsızlığı olması ve düzenli olarak ilaç

tedavisi görmesi dikkate alınarak on beş günde bir imza vermesi koşuluyla 22/8/2016

tarihinde salıverilmesine karar verilmiştir.

10. Başvurucu 28/7/2016 tarihinde sınır dışı kararına karşı

İstanbul 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Başvurucu dava

dilekçesinde iki kızının Türkiye'de üniversite eğitimi aldığını, sınır dışı

edilmesi hâlinde aile birliğinin bozulacağını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca ek

beyan dilekçesi vererek özel bir hastaneden temin ettiği raporu sunmuştur. Bu

raporda test sonucunun geçirilmiş eski hastalığı gösterdiği, başvurucunun aktif

bulaşıcı hastalığı olmadığı belirtilmiştir.

11. Davalı idarenin 27/9/2016 tarihli birinci savunma

dilekçesinde; başvurucu hakkında Ahıska Türkü olmadığı hâlde Ahıska Türklerine

verilen 14/4/2010 tarihli ikametgâh belgesi düzenlediğinden bahisle tahdit

kaydı bulunduğu, ayrıca 30/7/2009 tarihli İçel Pasaport Yabancılar Şube

Müdürlüğünce konulmuş semti meçhul tahdit kaydı ve 30/12/2011 tarihli İçişleri

Bakanlığınca konulmuş N-99 (istizanlı vize) tahdit kaydı bulunduğu

belirtilmiştir. Başvurucu hakkında Ahıska Türklerine verilen ikametgâh belgesi

düzenlediğinden bahisle resmî belgede sahtecilik suçundan Mersin 2. Asliye Ceza

Mahkemesinde kamu davası açıldığı ifade edilmiştir. Başvurucunun 28/7/2012

tarihinde Sherapat Yagmurova ismine tanzimli pasaport ile Türkiye'den çıkış

yaptığı, girişi yasak olmasına rağmen 6/4/2014 tarihinde Sherapat Yagmyrova

ismine kayıtlı pasaport ile Türkiye'ye giriş yaptığı vurgulanmıştır.

Başvurucunun İstanbul Lepra Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesinde yapılan

muayenesinde TPHA testlerinin pozitif çıktığı, sifilis

bulaşıcı hastalığı olduğu, başvurucunun kamu düzenini ve kamu sağlığını tehdit

ettiği ifade edilmiştir. N-99 istizanlı vize kararının bazı yabancıların ülkemize

İçişleri Bakanlığının ön izniyle girebileceğini ifade eden bir tedbir kararı

olduğunu, başvurucu hakkında 30/12/2011 tarihinde istizanlı vize tahdit kodu

konulmasına rağmen ön izin alınmadan 6/4/2014 tarihinde ülkeye giriş yaptığı

anlaşıldığından legal yollardan geldiğinin kabul edilemeyeceği savunulmuştur.

12. Mahkeme 26/12/2016 tarihinde davayı kesin olarak

reddetmiştir. Karar gerekçesinde; başvurucu hakkında konulan tahditlerin

mevzuat uyarınca 2012 yılında süresinin dolmuş olduğu, bu nedenle Türkiye'ye

girişinin illegal sayılamayacağı, dolayısıyla tahdit kayıtları sebep

gösterilerek sınır dışı kararı alınmasının hukuka uygun olmadığı ancak hakkında

TPHA (+) sifilis tanısı

bulunduğundan kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu sabit görülerek sınır

dışı edilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olmadığı ifade edilmiştir.

13. Karar başvurucuya 27/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 21/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Başvurucunun sınır dışı işlemine yönelik tedbir kararı

verilmesi istemi, Anayasa Mahkemesinin 23/3/2017 tarihli kararı ile Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 73. maddesi uyarınca reddedilmiştir.

16. UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde başvurucu

hakkında Ahıska Türklerine verilen ikametgâh belgesi düzenlediğinden bahisle

resmî belgede sahtecilik suçundan Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan

dava sonucunda 15/12/2017 tarihinde başvurucunun beraatine karar verildiği

anlaşılmıştır. Kararın gerekçesinde; sanıkların sahtecilik suçundan

cezalandırılabilmesi için öncelikle suça konu bir belgenin olması gerektiği,

başvurucunun da aralarında bulunduğu sanıklar bakımından suça konu herhangi bir

belgenin bulunmadığı, bu nedenle yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı

belirtilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası

Koruma Kanunu’nun "Sınır dışı etme

kararı alınacaklar" kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

"(1) Aşağıda sayılan

yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:

a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi

kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler

b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi,

destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya

destekleyicisi olanlar

c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri

için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini

meşru olmayan yollardan sağlayanlar

d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu

sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden

fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler

f) İkamet izinleri iptal edilenler

g) İkamet izni bulunup da süresinin sona

ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on

günden fazla ihlal edenler

ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit

edilenler

h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den

yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler

ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına

rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler

i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,

uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak

değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,

uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında

verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma

hakkı bulunmayanlar

j) İkamet izni uzatma başvuruları

reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar

(2) Başvuru sahibi veya uluslararası koruma

statüsü sahibi kişiler hakkında, sadece ülke güvenliği için tehlike

oluşturduklarına dair ciddi emareler bulunduğunda veya kamu düzeni açısından

tehlike oluşturan bir suçtan kesin hüküm giymeleri durumunda sınır dışı etme

kararı alınabilir."

18. 6458 sayılı Kanun’un “Sınır

dışı etmek üzere idari gözetim ve süresi” kenar başlıklı 57. maddesi

şöyledir:

“(1)54 üncü madde kapsamındaki yabancılar,

kolluk tarafından yakalanmaları hâlinde, haklarında karar verilmek üzere derhâl

valiliğe bildirilir. Bu kişilerden, sınır dışı etme kararı alınması gerektiği

değerlendirilenler hakkında, sınır dışı etme kararı valilik tarafından alınır.

Değerlendirme ve karar süresi kırk sekiz saati geçemez.

(2) Hakkında sınır dışı etme kararı

alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış

kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir

bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan,

kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır. Hakkında idari gözetim

kararı alınan yabancılar, yakalamayı yapan kolluk birimince geri gönderme

merkezlerine kırk sekiz saat içinde götürülür.

(3) Geri gönderme merkezlerindeki idari

gözetim süresi altı ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin

yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da

belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha

uzatılabilir.

(4) İdari gözetimin devamında zaruret olup

olmadığı, valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir. Gerek

görüldüğünde, otuz günlük süre beklenilmez. İdari gözetimin devamında zaruret

görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâl sonlandırılır. Bu yabancılara,

belli bir adreste ikamet etme, belirlenecek şekil ve sürelerde bildirimde

bulunma gibi idari yükümlülükler getirilebilir.

(5) İdari gözetim kararı, idari gözetim

süresinin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirmelerin

sonuçları, gerekçesiyle birlikte yabancıya veya yasal temsilcisine ya da

avukatına tebliğ edilir. Aynı zamanda, idari gözetim altına alınan kişi bir

avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kendisi veya yasal temsilcisi kararın sonucu,

itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(6) İdari gözetim altına alınan kişi veya

yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine

başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi

hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza

hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı

kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı,

idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden

sulh ceza hâkimine başvurabilir.

(7) İdari gözetim işlemine karşı yargı yoluna

başvuranlardan, avukatlık ücretlerini karşılama imkânı bulunmayanlara,

talepleri hâlinde 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine

göre avukatlık hizmeti sağlanır.”

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna

ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması,

suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu

olabilir.”

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) öncelikle uluslararası

yerleşik hukuk çerçevesinde ve Sözleşme'ye dâhil diğer antlaşmalardan doğan

yükümlülüklerine dayalı olarak Sözleşmeci devletlerin yabancıların ülkeye

giriş, ülkede ikamet ve ülkeden sınır dışı edilmelerini denetlemek hakkına

sahip olduğunu teyit etmektedir (Vilvarajah

ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 13163/87, 13164/87...,

30/101991, § 102; Ahmut/Hollanda,

B. No: 21702/93, 28/11/1996, § 67-b).

21. Sözleşme, bir yabancının ülkeye giriş yapma veya orada

ikamet etme hakkını yahut bir kişinin aile yaşamını belirli bir ülkede kurma

hakkını güvence altına almamaktadır (Abdulaziz,

Cabales and Balkandali/Birleşik Krallık [GK], B. No: 9214/80..., 28/5/1985, § 68; Ahmut/Hollanda, § 67-c).

22. Bunun yanı sıra aile hayatına saygı hakkının kamusal

makamlara yüklediği mükellefiyetin çiftlerin evlenme suretiyle ikamet

edecekleri ülkeyi seçmeleri ve aynı ülke vatandaşı olmayan eşlerin bu ülkeye

yerleşmelerini kabul etmek şeklinde genel bir yükümlülüğü kapsadığı söylenemez

(Biao/Danimarka [BD], B. No:

38590/10, 24/5/2016, § 117).

23. Sözleşme yabancıların ülkeye girişi veya orada yerleşmeleri

hususundaki bir hakkı güvence altına almamakla birlikte kişinin yakın aile

bireylerinin bulunduğu bir ülkeden ayrılmak zorunda olması belirli koşullar

altında aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmesine neden olabilir (Boultif/İsviçre, B. No: 54273/00,

2/8/2001, § 39).

24. Aile hayatına saygı hakkının yalnızca vatandaşlar tarafından

değil hukuka uygun şekilde ikamet eden yabancılar tarafından oluşturulan aile

birliklerini de koruduğunun kabulü gerekir. AİHM'in sınır dışı etme ve

suçluların iadesi tedbirlerine ilişkin içtihadında aile hayatı yönünden Sözleşmeci devletin hâkimiyet alanında

yasal olarak ikamet eden yabancıların Sözleşme'nin sağladığı güvencelerden

yararlanabileceğine vurgu yapılmaktadır. Bu anlamda aile hayatı çekirdek aile

ile sınırlı olarak anlaşılır. Bununla birlikte AİHM Sözleşme'nin bir kişinin

belirli bir ülkede aile kurma gibi bir hakkı içermediğine hükmetmiştir. Bunun

yanı sıra belirli koşullar altında ülkede hukuka aykırı olarak bulunan

yabancıların aile yaşamının da belirtilen güvenceden yararlanması söz konusu

olabilir. Ancak göç kontrolü ve kamu düzeninin korunması için söz konusu olan

gereklilikler aile hayatına saygı hakkının sınırlandırılmasında devletlere

geniş takdir yetkisi verir. Bu bakımdan AİHM içtihadında aile yaşamının gelişim

gösterdiği koşullar, aile hayatındaki ilişkilerin ne ölçüde kesildiği ya da

kesileceği, Sözleşmeci devletteki bağların ne ölçüde olduğu, başka bir yerde

aile yaşamını sürdürmek için aşılamaz nesnel engeller olup olmadığı, göç

kontrolünün gereklerinin veya sınır dışı edilmenin ağır bastığı kamu düzenine

ilişkin değerlendirmelerin olup olmadığı gibi kriterler dikkate alınmaktadır (Slivenko/Letonya [BD], B. No: 48321/99,

9/10/2003, § 94; Amara/Hollanda

(k.k.), B. No: 6914/02, 5/10/2004).

25. AİHM tarafından, sınır dışı etme ve ülkeye kabul ile

Sözleşme'nin 8. maddesi bağlantısı kurularak değerlendirme yapılan davalarda

aile kavramının çekirdek aile olarak yani çiftler arasındaki ilişkilerle ebeveyn

ve küçük çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde ele alındığı,

yetişkin çocukların ise aileye bağımlı ve muhtaç olduklarının ispat

edilebildiği ölçüde aile kavramına dâhil edildiği, bu suretle aile kavramının

bu alanda oldukça dar yorumlanmasının tercih edildiği anlaşılmaktadır (Slivenko/Letonya, § 94; A.A/Birleşik Krallık, B. No: 8000/08,

20/9/2011, § 49; Bousarra/Fransa,

B. No: 25672/07, 23/9/2010, §§ 38,39).

26. Sınır dışı kararı alınması ile ülkeden fiilen çıkarılma

işlemleri arasında belirli bir zaman aralığı söz konusu olabilir. Bu zaman

aralığı içinde kişilerin özel ve aile hayatlarında birtakım değişikliklerin

olması mümkün olup bir aile yaşamının mevcut olup olmadığının hangi tarihe göre

belirleneceği sorunu ortaya çıkmaktadır. AİHM, sınır dışı gibi tedbirlerin söz

konusu olduğu başvurularda Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamında bir aile

hayatının mevcut olup olmadığını hangi tarihe göre belirleyeceğini kararlarında

göstermiştir. Buna göre AİHM, aile hayatına müdahale oluşturan tedbirin

kesinleştiği ve nihai hâle geldiği tarihte mevcut bir aile hayatı olup

olmadığını dikkate almaktadır (Maslov/Avusturya [B.D], B. No: 1638/03,

23/06/2008, § 61; Ezzouhdi/Fransa, B. No: 47160/99, 13/2/2001, § 25;

Yıldız/Avusturya, B. No:37295/97, 31/10/2002, § 34 ; Mokrani/Fransa, B. No:

52206/99, 15/7/2003, § 34).

27. AİHM birçok içtihadında belirli suçları işlemiş olmaları

nedeniyle kamu düzeni açısından tehlike oluşturduğu kanaatiyle sınır dışı

edilmesine karar verilen başvurucular tarafından aile hayatına saygı hakkı

bağlamında ileri sürülen ihlal iddialarını değerlendirmiş ve sınır dışı etme,

zorla çıkartma, ülke topraklarına girmeyi yasaklama gibi kamu makamlarının

işlemlerinin kişilerin aile hayatına müdahale oluşturduğunu belirtmiştir (Nasri/Fransa, B. No: 19465/92, 13/07/1995,

§ 34; Berrehab/Hollanda, B. No:

10730/84, 21/06/1988; § 23; Boultif/İsviçre,

§ 40; Maslov/Avusturya

[BD], B. No: 1638/03, 23/06/2008, § 61). AİHM, kamu makamlarının oturma izni

vermeme gibi hareketsiz kaldığı durumlarda ise aile hayatına saygı hakkı

bakımından pozitif yükümlülüklerinin gündeme geleceğini ifade etmiştir (Jeunesse/Hollanda, B. No: 12738/10,

3/10/2014, § 105; Butt/Norveç, B.

No: 47017/09, 4/12/2012, § 78).

28. AİHM; bulaşıcı hastalık ve kamu sağlığı nedenleriyle sınır

dışı edilme veya ikamet izni verilmemesi konusunda kategorik olarak yasaklama

getirilmesi, kişilere özgü durumların dikkate alınmasını veya insani

mülahazalarla istisnalar tanınmasını tümüyle engelleyen düzenlemeler

çıkarılmasını Sözleşme'nin 8. ve 14. maddelerinin ihlali kabul etmiştir (Kiyutin/Rusya, B. No: 2700/10, 10/3/2011,

§§ 68-74). AİHM yabancıların ülkeye girişleri, ülkeden sınır dışı edilmeleri

veya ikamet izni verilmemesi gibi kısıtlamaların kolera, sarı ateş ya da ağır

nefes darlığı sendromu (SRAS) ve bazı grip türlerinde olduğu gibi kısa bir

kuluçka dönemi olan ve ciddi anlamda bulaşıcı olan hastalıklara karşı etkili

olabileceğini kabul etmektedir. AİHM'e göre bu tip hastalıklara yakalanmış

kişilerin bir ülkeye girişlerine getirilen kısıtlamalar, bu hastalıkların

yayılmasını, söz konusu yolcuların ülkede bulunmaları, basit temasları ya da

hava parçacıklarının dışa atılması nedeniyle yayabilecekleri hastalığın bu

kişilerin ülkeye alınmayarak engellenmesine katkıda bulunabilir. Ancak bu şekilde

bulaşıcı olduğu kanıtlanmayan hastalıklara sahip yabancılara getirilen

kısıtlamalar bakımından kişilerin kamu sağlığına oluşturduğu risklerin somut ve

bireysel durumlar gözetilerek gerekçelendirilmesi gereklidir (Kiyutin/Rusya, § 68).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 21/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayata ve Aile

Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; Türkiye'de iki kızıyla birlikte yaşadığını,

kızlarının çalışma ve öğrenci ikamet izinlerinin bulunduğunu, sınır dışı

edilerek Türkmenistan'a gönderilmesi hâlinde çocuklarıyla bağının kopacağını,

aile bütünlüğünün bozulacağını belirtmiştir. Başvurucu bu nedenlerle özel

hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Genel İlkeler

31. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği" kenar

başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes ... aile hayatına saygı gösterilmesini

isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”

32. Anayasa’nın “Ailenin

korunması ve çocuk hakları” kenar başlıklı 41. maddesinin birinci ve

ikinci fıkraları şöyledir:

“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında

eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle

ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını

sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”

33. Aile hayatına saygı hakkı, Anayasa’nın 20. maddesinin

birinci fıkrasında güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 41. maddesinde ise

aile, Türk toplumunun temeli olarak tanımlanmış; ailenin birey ve toplum

hayatındaki önemine işaret edilmiş ve devlete, ailenin korunması için gerekli

düzenlemeleri yapması ve teşkilat kurması konusunda ödevler yüklenmiştir.

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı,

48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzük'ün 59. maddesinin (2),

(3) ve (4) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusu

olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer. Zikredilen kurallara

göre başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal

edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini,

ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen

işlem veya kararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine eklemesi şarttır.

Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem

ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel

başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna

ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276,

9/1/2014,§§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No: 2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19; Sabah

Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim

Şirketi, [GK], B. No: 2014/12727, 25/5/2017, § 19).

35. Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde

Anayasa Mahkemesi, başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul

edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda Anayasa

Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından ortaya konulan somut bilgi ve

belgelerin niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkında

kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve eklerinde

iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamaları yapması

zorunludur (Veli Özdemir, § 23; Ünal Yiğit, § 22).

36. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvurucuların

başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri vardır. Anayasa

Mahkemesi, başvurucunun soyut şekilde Anayasa hükümlerine atıfta bulunmasının

iddiaların ispatlandığı anlamına gelmeyeceğini birçok kez vurgulamıştır.

Başvurucu; başvuru formunu özenle doldurmak, ihlal iddiasının dayanağı olan tüm

olayları göstermek, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek

argümanları destekleyici tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemek ve bir bilgi

veya belge elde edilememişse bunun da nedenlerini açıklamak zorundadır (şeref

ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasının kanıtlanamadığına

ilişkin bir karar için bkz. Ünal Yiğit,

§§ 25, 26; ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının kanıtlanamadığına

ilişkin bir karar için bkz. Sabah Yıldızı

Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, §§

22-26).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

37. Anayasa'nın 20. maddesiyle güvence altına alınan aile hayatı, hâlihazırda mevcut, gerçek,

fiilen yakın ve kişisel bağların kurulmuş olduğu aile birlikteliklerini

içermektedir (Oksana Chicheishvili, B.

No: 2014/19023, 20/12/2017, § 31).

38. Sınır dışı edilme kararı nedeniyle özel hayata ve aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarını içeren başvuruların incelenmesinde

çözümlenmesi gereken ilk husus sınır dışı işleminin tesis edildiği tarihte

yabancı kişinin bulunduğu ülkede bir özel ve/veya aile hayatının mevcut olup

olmadığının ortaya konulmasıdır (Peri Kırık,

B. No:2015/19795, 9/1/2019, § 32).

39. Anayasa'da aile hayatı kapsamında korunan aile ilişkileri

temel olarak anne, baba ile çocuk arasındaki ilişkilerdir. Anayasa’nın 20. ve

41. maddeleri, anne-baba ve çocuk arasındaki bağın devamlılığını sağlamak üzere

tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri

alma konusunda pozitif yükümlülüğünü içermektedir (Serpil Toros, B. No: 2013/6382, 9/3/2016, § 67; Selim Adıyaman, B. No: 2013/8846,

9/3/2016, § 45). Bu doğrultuda sınır dışı etme ve ülkeye kabul ile ilgili

başvurularda aile kavramının çekirdek aile olarak yani çiftler arasındaki

ilişkiler ile ebeveyn ve küçük çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacak

şekilde ele alınması gerekmektedir. Yetişkin çocukların ise aileye bağımlı ve

muhtaç olduklarının ispat edilebildiği ölçüde aile kavramına dâhil

edilebilmeleri mümkündür.

40. Somut olayda başvurucu; iki kızıyla birlikte yaşadığını,

sınır dışı edilerek Türkmenistan'a gönderilmesi hâlinde çocuklarıyla bağının

kopacağını, aile bütünlüğünün bozulacağını ileri sürmüş ise de başvurucunun

2/4/1991 ve 3/1/1990 doğum tarihli olan kızlarının başvuru tarihi (21/3/2017)

itibarıyla 26 ve 27 yaşlarında yetişkin kişiler oldukları anlaşılmaktadır.

Başvurucu, başvuru formunda ev hanımı olduğunu belirtmiş olup herhangi bir işte

çalıştığını bildirmediği gibi kızlarının eğitim ve bakım masraflarını

üstlendiği yahut kızlarının kendisinin bakım ve yardımına muhtaç olduğu

konusunda hiçbir iddiada bulunmamış, herhangi bir somut bilgi vermemiştir. Bu

durumda başvurucunun yetişkin çocukları ile duygusal bağları bulunduğu kuşkusuz

ise de yetişkin çocukların aileye bağımlı ve muhtaç olduğunun ispatlanamadığı

hâllerde sadece aile olmaktan kaynaklı olağan duygusal bağların Anayasa’nın 20.

ve 41. maddeleri öngörülen güvencelerin harekete geçmesi bakımından yeterli olmadığı

sonucuna varılmıştır. Bunun yanı sıra başvurucu, özel hayata saygı hakkı

çerçevesinde korunması gerekli bir durumu olduğunu da iddia etmemiştir.

Başvurucu, Türkiye'de uzun yıllardır yasal olarak bulunduğunu ortaya koyamadığı

gibi Türkiye'de özel hayata saygı hakkı kapsamında korunması gereken kişisel,

sosyal ve ekonomik güçlü bağlar kurduğunu da kanıtlamamıştır.

41. Bu bağlamda somut olayda başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin

delillerini sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.

Başvurucunun iddialarına delil olarak ileri sürdüğü hususların iddianın

doğruluğunu destekleyecek ve ortaya koyacak nitelik ve yeterlilikte olmadığı

gözönüne alındığında söz konusu iddiaların temellendirilmemiş şikâyet

kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu; güncel laboratuvar sonuçlarına göre TPHA (+)

bulgusunun yeni gelişmiş sifilisi

değil eskiden geçirilmiş sifilisi

gösterdiğini, aktif bulaşıcı hastalığı olmadığını iddia etmiştir. Başvurucu;

İstanbul 1. İdare Mahkemesi kararının önceki kararıyla ve AİHM kararlarıyla

çeliştiğini belirtmiştir. İstanbul 1. İdare Mahkemesinin hepatit B hastalığı

olan bir kişi hakkında verdiği emsal kararı belirterek bu hastalığın kamu

sağlığı için tehdit oluşturmayacağı sonucuna varıldığını, AİHM'in Kiyutin/Rusya kararının da bu doğrultuda

olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu aktif bulaşıcı hastalığı olduğu kabul edilse

bile hastalığı nedeniyle sınır dışı edilmesine karar verilmesinin ayrımcılık

oluşturduğunu ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

44. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve

Sözleşme'nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine

yönelik iddiaların soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka

Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle

bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan

Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

45. Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun

kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir

temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene

dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).

46. Somut olayda başvurucu, kendisiyle aynı durumda olanlardan

farklı bir uygulamaya maruz kaldığına ilişkin bir açıklama yapmadığı gibi

iddialarını olasılıklara dayandırarak hangi nedenle ayrımcılık yapıldığına

ilişkin somut bir bilgi sunmamıştır. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri

sürülen iddiaların temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kötü Muamele ve İşkence Yasağının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucu, başvuru formunda bu başlıkla ilgili olarak sadece

kendisinin durumuna benzer vakalarda Türkmenistan'da işkenceler yapıldığı

yönünde raporlar olduğunu ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

49. Sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının gönderileceği

ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia edilmesi hâlinde idari

ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin

bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Anılan usul

güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan sınır dışı

kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim

süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine

tarafların etkili katılımının sağlanması gerekir (A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 62).

50. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınır dışı işleminde

yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını gerektirmez. Bu

yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir

(araştırılabilir/tartışılabilir/ araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) bir

iddia ortaya konmalıdır. Bu doğrultuda başvurucu; geri gönderileceği ülkede var

olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde

açıklamalı, (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı, bu

iddialar belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir

iddianın ortaya konması somut olayın özelliğine göre farklılık

gösterebileceğinden her olayda ayrıca değerlendirme yapılmalıdır (AA. ve A.A., § 63).

51. Somut olayda başvurucu soyut olarak Türkmenistan'da

işkenceler yapıldığı yönünde raporlar olduğunu ileri sürmüşse de başvurucunun

geri gönderileceği ülkede var olduğunu iddia ettiği riski makul şekilde

açıklayamadığı, bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeler sunmadığı

görülmektedir. Dolayısıyla sınır dışı kararının uygulanması hâlinde

başvurucunun ülkesinde kötü muameleye maruz kalacağına dair savunulabilir bir

iddiasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

53. Başvurucu 19/7/2016-22/8/2016 tarihleri arasında idari

gözetimde tutulmak suretiyle hürriyetinin kısıtlandığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

54. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 2. maddesi idari işlem veya eylem türleri yönünden herhangi bir

ayrım yapılmaksızın idari fonksiyona giren her türlü işlem veya eylem sebebiyle

oluşan zararın tazmininin idari yargıda açılacak tam yargı davasıyla

istenebilmesi için yeterli bir yasal zemin oluşturmaktadır (B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, § 54).

55. Herhangi bir idari gözetim kararı olmaksızın özgürlüğünden

yoksun bırakılanlar bakımından idari gözetim altına alınmış olmaktan doğan

zararlar için doğrudan idari yargı mercilerinde tam yargı davası açılabileceği

konusunda tereddüt bulunmamaktadır (B.T., §

74).

56. Hakkında idari gözetim kararı alınanlar için de sulh ceza

hâkiminin idari gözetim kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle itirazı

kabul etmesi hâlinde tam yargı davası açılmasını engelleyici bir düzenleme

bulunmadığından bu yol tüketilmeden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunulamaz (B.T., § 73). Aynı

değerlendirme idari gözetimin idarece sonlandırılması durumunda da geçerlidir (A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, §

37).

57. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde idari gözetimi sona

erdirilen başvurucunun uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararının

karşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlama

kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (Daygınat Magomedzhamılova ve diğerleri, B.

No: 2015/516, 20/3/2019, § 30).

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

59. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle eldeki

başvuru yönünden bu kararın ardından açılması muhtemel idari davanın süresine

ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl olmuştur.

60. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacak

davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresinde

açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öte

yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.

kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı

16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa

Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez bulunmasını müteakiben açılacak davalarda dava açma süresinin

derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline neden

olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de işaret edilmelidir (B.T., § 59).

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A.1. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kötü muamele ve işkence yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 21/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Şermin BİRTANE Başvurucu : Sherapat YAGMYROVA Vekilleri : 1. Av. Müslüm YILDIZ 2. Av. Ali DURMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/11905, 21 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Özel Hayata ve Aile
  11. B. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin
  12. C. Kötü Muamele ve İşkence Yasağının İhlal
  13. D. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/11905
Tarih
21 Temmuz 2020

İlgili Kararlar

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar Agit Sev ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/42367)
  • Devrim Zengin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/26413)
  • Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar H.k. Başvurusu (B. No: 2018/4321)
  • Selahattin Gülhan Başvurusu (B. No: 2017/35369)
  • Arzu Mülayım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/25436)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar Nurettin Deniz Başvurusu (B. No: 2018/17707)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.