İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sibel Çapraz Başvurusu (B. No: 2017/19418)

1. Başvuru; silahla yaralanma olayı hakkında ceza

Başvuru No2017/19418Tarih12 Ocak 2021Okuma38 dk · 7.511 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sibel Çapraz Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2021
Başvuru Numarası
2017/19418
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.511 kelime·38 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; silahla yaralanma olayı hakkında ceza

soruşturması başlatılmaması nedeniyle yaşam hakkının; tutuklunun sağlık

durumunun ceza infaz kurumunda tutulmasına kesin olarak uygun olmamasına rağmen

tutukluluğun devam ettirilmesi, sağlanan tıbbi bakımların yetersiz olması ve

ceza infaz kurumundaki tutma koşullarının tutuklunun sağlık durumuna uygun

olmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 30/3/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Arka Plan

Bilgisi

9. Türkiye 2015 yılı Haziran ayından itibaren yoğun bir

şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu kapsamda ilk olarak 5/6/2015

tarihinde Diyarbakır'da Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından yapılan

seçim mitingi sırasında gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucunda -Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre- 2 kişi hayatını kaybederken

100'den fazla kişi de yaralanmıştır. 20/7/2015 tarihinde ise Suruç'ta

(Şanlıurfa) Suriye'deki çatışmalara ilişkin basın açıklaması sırasında DAEŞ

tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen bombalı intihar saldırısında 34

kişi hayatını kaybederken 73 kişi yaralanmıştır. Bu saldırının iki gün

sonrasında Ceylanpınar'da (Şanlıurfa) 2 polis memuru evlerinde başlarından

vurulmuş hâlde ölü olarak bulunmuş, saldırıyı PKK üstlenmiştir.

10. Bu olaylardan sonra PKK tarafından Şırnak il merkezi

ile Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde,

Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit, Nusaybin

ve Derik ilçelerinde, Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklara hendekler

kazılıp barikatlar kurularak, bu barikatlara bomba ve patlayıcılar

yerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz

yönetim adı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok

sayıda terörist, halkın bu yerlere giriş ve bu yerlerden çıkışını engellemek

istemiştir. Güvenlik güçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatların

kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar

yapmış ve teröristlerle çatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve

çatışmalar sırasında yaklaşık 200 güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş,

tonlarca bomba ve patlayıcı imha edilmiştir.

11. 2015 yılının Ağustos ayından itibaren

valilikler/kaymakamlıklar tarafından Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu

Bölgelerindeki bazı il ve ilçelerde sokağa çıkma yasakları uygulanmıştır.

Sokağa çıkma yasaklarının amacı terör örgüt üyeleri tarafından kazılan

hendeklerin ve yerleştirilen patlayıcıların temizlenmesi, sivil vatandaşların

şiddetten korunması olarak belirtilmiştir.

B. Başvurucunun

Yaralanması

12. Başvurucu 28/11/2015 tarihinde sabaha karşı silahla

yaralanmış ve yaralanması nedeniyle Yüksekova Devlet Hastanesinde (Hastane),

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezinde (Üniversite

Hastanesi) ve Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma

Hastanesinde (Baltalimanı Hastanesi) bir dizi operasyon geçirmiştir.

13. Olay tarihinde Hakkâri İl Genel Meclisi üyesi olan

başvurucu; kız kardeşinin Hakkâri'nin Yüksekova ilçesindeki evindeyken saat 03.00

sıralarında yoğun patlama ve silah sesler duyduğunu, çevredeki insanların

tencere ve tava çalmak suretiyle yaptıkları protestolara istinaden sokağa

çıktığını ve ateşli silahla yaralandığını iddia etmektedir. Başvurucuya göre

yaralanması, güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu meydana gelmiştir.

C. 28/11/2015

Tarihinde Yüksekova'da Meydana Gelen Olaylar ve Bunlarla İlgili Soruşturma

Süreci

14. 28/11/2015 tarihinde saat 01.50 sıralarında

Hakkâri'nin Yüksekova ilçesi Dize Mahallesi 323. Sokak'taki barikatları zırhlı

bir kepçe yardımıyla kaldıran güvenlik güçleri Değirmen Caddesi üzerindeki

barikatları da kaldırmak istemiş ancak 02.18-03.44 saatleri arasında uzun

namlulu ve ağır makineli silahlarla yapılan saldırılara maruz kalmıştır.

Barikatların kaldırılmasından sonra da farklı mahallerde güvenlik güçlerine

uzun namlulu silahlar ve roketatarlarla yapılan saldırılar devam etmiştir.

Güvenlik güçleri bu saldırılara karşılık vermiştir. Meydana gelen olaylarla

ilgili kolluk tutanaklarında başvurucunun nasıl yaralandığına ilişkin bir bilgi

yer almamaktadır.

15. Kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklara göre

başvurucu saat 06.00 sıralarında 112 Acil Servis aracılığıyla Hastaneye

götürülmüştür. Hastanede düzenlenen genel adli muayene raporunda başvurucunun hayati

tehlikesinin bulunduğu belirtilmiştir.

16. Kolluk görevlileri gece yaşanan saldırıları ve

başvurucunun yaralandığını Yüksekova Cumhuriyet savcısına bildirmiştir.

Cumhuriyet savcısı başvurucunun el ve yüz svaplarının alınarak incelenmesi,

başvurucunun sevk edildiği ildeki kolluk birimiyle irtibata geçilerek

başvurucunun gözetim altında tutulması, başvurucunun nerede ve nasıl

yaralandığının tespit edilmesi ve olay hakkında bilgisi olan kişilerin

ifadelerinin alınması yönünde talimat vermiştir. Cumhuriyet savcısının

başvurucunun ifadesinin alınmasına yönelik bir talimatı bulunmamaktadır.

17. Bir internet sitesinde başvurucunun sözde Gever Halk

Meclisinin eş başkanı olduğu ve güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu

yaralandığı iddia edilmiştir.

18. Başvurucunun sağ elinin svabı, elinin tamamen sarılı

olması nedeniyle alınamamış; başvurucunun sol elinin svabı ise eline tıbbi

malzeme takılı olması nedeniyle kısmen alınabilmiştir.

19. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet

Başsavcılığı) 16/6/2016 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçunu işlediği iddiası yönünden ayırma kararı vermiş, 28/11/2015 tarihinde

meydana gelen olaylarla ilgili soruşturmayı da S.T. isimli bir kişinin silahlı

terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasına ve olay tarihinde güvenlik

güçlerine yapılan saldırılara özgülemiştir. Daha sonra S.T. hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş, güvenlik güçlerine yönelik

saldırılar yönünden de 21/8/2017 tarihinde daimî arama kararı verilmiştir.

Başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiası yönünden

verilen ayırma kararı nedeniyle açılan yeni soruşturma da başvurucu aleyhinde

yürütülmekte olan bir başka soruşturma -bu soruşturmayla ilgili süreç aşağıda

yer almaktadır- ile birleştirilmiştir.

20. Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmadan

28/11/2015 tarihinde Yüksekova'da meydana gelen olaylarla ilgili soruşturmanın

başvurucunun yaralanmasına neden olan kişileri kapsamadığı, bir başka ifadeyle

başvurucunun yaralanmasına neden olan kişiler hakkında soruşturma yürütülmediği

anlaşılmıştır.

D. Başvurucu

Aleyhinde Yürütülen Soruşturmaya İlişkin Süreç

21. Başvurucu, sözde Gever Demokratik Toplum Meclisi Eş

Başkanı Ş.D. tarafından 12/8/2015 tarihinde yapılan “Kürt özgürlük

hareketini ve halkının meşruiyetini tanımayan bir devletin kurumlarını,

yasalarını, hukukunu ve sistemini tanımıyoruz. Tüm bu işkenceci, inkarcı ve

faşizan devlete karşı özsavunmamızı sağlayacağız. Bu temelde özgür yaşamı inşaa

edeceğiz.” şeklindeki sözde özerklik ilanına ilişkin basın

açıklaması sırasında Ş.D.nin yanında yer almıştır.

22. Cumhuriyet Başsavcılığı halkı kin ve düşmanlığa

alenen tahrik etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları yönünden

başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır.

23. İfadesi alınmak istenen başvurucuya ulaşılamaması

üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı, Yüksekova Sulh Ceza Hâkimliğinden (Hâkimlik)

başvurucu hakkında yakalama emri düzenlenmesini istemiştir. Hâkimlik 15/8/2015

tarihinde talep doğrultusunda karar vermiştir.

24. Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan;

i. Tanık Ş.Ş. başvurucunun güvenlik güçlerinin yaptığı

operasyon sırasında barikat arkasında beklerken yaralandığını beyan etmiş,

ii. Tanık D.B. başvurucunun insanları canlı kalkan olmaya

ikna etmek için ev ev gezdiği esnada nereden geldiği belli olmayan bir mermi

ile yaralandığını söylemiş,

iii. Tanık Y.Ş. ise duyduğu kadarıyla başvurucunun

polisle girdiği çatışmada yaralandığını ifade etmiştir.

25. Cumhuriyet Başsavcılığı 2/3/2016 tarihinde Ses ve

Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla başvurucunun ifadesini almıştır.

Başvurucunun şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

“...Yaralandığım tarihte eski Kışla

mahallesinde ikamet eden kız kardeşim [G.Ç.] ile oturmaktaydım. Gece saat 03.00 sularında Yüksekova

ilçesinde yoğun silah ve patlama sesleri geldi. Bende bu seslerden dolayı

uyandım ve ikametten ayrılarak sokağa çıktım ve bu esnada nerden geldiğini

anlayamadığım bir şekilde vücuduma kurşun isabet etti ve bu sebeple yaralandım.

Yaklaşık 3 aydır gerek Van ilinde gerekse İstanbul ilinde bir dizi operasyon

geçirdim, ameliyat oldum. Aldığım narkozun etkisiyle olay gününü de tam olarak

hatırlamıyorum. Fakat üzerimde ne bir silah ne de başka birşey vardı. Ben bu

zamana kadar elime silah almış bir insan değilim. Sadece yasal olarak faaliyet

yürüten DBP partisinde görev yapmaktayım. Olay anında nasıl vurulduğumu

hatırlamıyorum... Üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Yaralanmama

sebep olan şahısların tespiti halinde bu şahıslardan şikayetçiyim...”

26. Hâkimlik, Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine

2/3/2016 tarihinde SEGBİS aracılığıyla yaptığı sorgu sonrasında başvurucunun

tutuklanmasına karar vermiştir. Hâkimlik anılan kararı verirken silahlı terör

örgütüne üye olma suçu yönünden somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesi

altında bulunduğunu, olay tarihi ile yakalama tarihi arasında geçen süreyi,

yüklenen suçun kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırını, bölgenin iki

ülkeye sınır konumunda olması nedeniyle başvurucunun kaçabileceği yönünde şüphe

bulunmasını dikkate almıştır.

27. Sorgu sırasında hazır bulunan başvurucunun

müdafileri, başvurucunun kalın bağırsağının dışarıda olması nedeniyle Van

Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından ameliyat günü verildiğini ve

Baltalimanı Hastanesinin raporuna göre tutuklanması durumunda başvurucunun

yaşamının tehlikeye gireceğini ileri sürmüştür.

28. Başvurucunun tutuklama kararına yönelik itirazı yine

Hâkimlikçe 10/3/2016 tarihinde reddedilmiş ve söz konusu karar başvurucuya

21/3/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

29. Başvurucunun müdafii ile ağabeyinin talebi üzerine

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı ile bu vakıfta görevli bir doktor,

başvurucu hakkında tanzim edilen tıbbi belgeler çerçevesinde bir rapor (TİHV

raporu) hazırlamıştır. 26/4/2016 tarihli bu raporda;

- Kolostomi (kalınbağırsak ağızlaması) bakımı ve

değişiminin kişinin fiziksel ve mental yeterliliğine göre kendisine veya

bakımını sağlayan kişiye eğitimli bir kişi tarafından öğretilmesi, sürecin

sağlıklı işleyip işlemediğinin takip edilmesi, eğitimlerin düzenli ve yapılandırılmış

olarak tekrarlanması gerektiği, ayrıca başvurucuya psikolojik ve sosyal

desteğin de sağlanmasının zorunluluk olduğu,

- Başvurucunun kolundaki mevcut yaralanma, tedavi süreci

ve kolunun etkili bir şekilde kullanmasını engelleyecek mevcut doku hasarı, bu

hasarın giderilmesi için daha sonra gerçekleştirilecek ek cerrahi girişimlere

de ihtiyaç duyulduğu, dolayısıyla kolostomi bakımını başvurucunun

yapmasının mümkün olmadığı, bu bakımın uygun ve eğitimli kişilerce

gerçekleştirilebilecek koşulların sağlanmasının mümkün olmadığı,

- Başvurucunun sağlık durumunun tutukluluk hâline engel

teşkil ettiği ileri sürülmüştür. Sözü edilen raporda ceza infaz kurumlarındaki

hangi koşulların kolostomi bakımına engel olacağı, kolostomi

bakımının sağlanmasının ceza infaz kurumlarında neden sağlanamayacağı ya da

başvurucunun kolundaki doku hasarının başvurucunun hareket kabiliyetini ne

ölçüde etkilediği açıklanmamıştır.

30. TİV raporunda ayrıca başvurucu hakkında düzenlenen

tıbbi belgelerin içeriğine de yer verilmiştir. Anılan rapora göre Hastane ve

Üniversite Hastanesince düzenlenen tıbbi belgelerde başka hususlar yanında

başvurucuda ateşli silah yaralanmasına bağlı kemik kırığı oluştuğundan söz

edilmiştir.

31. Y.Ş. Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği 16/6/2016

tarihli ifadesinde önceki ifadesini kolluğun baskısı sonucu verdiğini ve

başvurucuyu tanımadığını iddia etmiştir.

32. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/6/2016 tarihinde, halkı

kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

cezalandırılması için başvurucu hakkında Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza

Mahkemesi) nezdinde kamu davası açmıştır. İddianamede başvurucunun PKK/KCK

Yüksekova eş başkanı olduğuna, terör örgütü mensuplarını evinde barındırdığına,

vatandaşları canlı kalkan olmaları için ikna etmeye çalıştığına ilişkin tanık

beyanlarına yer verilmiştir.

33. Ceza Mahkemesince yapılan 29/7/2016 tarihli sorguda

başvurucu; başka hususlar yanında yaralandığı sırada Kışla Mahallesi'nde

olduğunu, olması gereken dört ameliyat daha bulunduğunu ve ceza infaz kurumu

şartlarının buna uygun olmadığını belirterek tahliyesini istemiştir. Sorgunun

yapıldığı celsede hazır bulunan başvurucu müdafilerince başvurucunun tek başına

hayatını devam ettiremediği öne sürülerek başvurucunun tahliyesi istenmiş ve

başvurucunun yaralanmasıyla ilgili herhangi bir soruşturmanın mevcut olup

olmadığı hususunda Yüksekova Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılması talep

edilmiştir. Ceza Mahkemesi, yargılamanın esasına etki etmeyeceği gerekçesiyle müzekkere

yazılmasına ilişkin talebi reddetmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir.

34. 25/10/2016 tarihinde yapılan ikinci celsede

başvurucunun müdafileri, başvurucunun bağırsaklarının vücudunun dışında

olduğunu ve başvurucunun olması gereken ameliyatın on aydır geciktirildiğini

iddia ederek başvurucunun tahliyesini ve başvurucunun yaralanması hakkında

soruşturma yürütülüp yürütülmediği hususunda Cumhuriyet Başsavcılığına

müzekkere yazılmasını talep etmiştir. Ceza Mahkemesi anılan celsede;

i. Başvurucunu tutukluluk hâlinin devamına,

ii. Başvurucu müdafilerinin talebi doğrultusunda

Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,

iii. Başvurucunun ceza infaz kurumunda kalmasında sağlığı

yönünden bir sakınca olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan

rapor aldırılması için ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına karar

vermiştir.

35. 29/11/2016 tarihinde yapılan üçüncü celsede

başvurucu; doktorlardan duyduğuna göre bağırsaklarının birbirine yapıştığını,

çok acı çektiğini ve celse nedeniyle hastaneye gidemediğini iddia etmiştir.

Başvurucu ve müdafilerinin tahliye talebi Ceza Mahkemesince reddedilmiştir.

36. Ceza Mahkemesinin bilgi talebi üzerine Cumhuriyet

Başsavcılığı 9/12/2016 tarihli yazıyla başvurucunun yaralaması ile ilgili bir

soruşturma olmadığını bildirmiştir. Bu yazı 28/2/2017 tarihli celse sırasında

okunmuştur.

37. Başvurucu, müdafii aracılığıyla Ceza Mahkemesine

gönderdiği 9/2/2017 tarihli dilekçesinde sağlık durumuna işaret edip hayatını

tek başına devam ettiremediğini, aynı koğuştaki arkadaşlarının insafına

kaldığını, bağırsaklarına takılan ve uzmanlarca günde beş altı kez

değiştirilmesi gereken torbanın diğer tutuklu ve hükümlülerce değiştirildiğini

belirterek tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Bu talep Ceza

Mahkemesinin 17/2/2017 tarihli kararıyla reddedilmiş olup karar başvurucuya

23/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir (Ceza Mahkemesinin kararın tebliğ için

gönderdiği yazının tarihinin tebliğ evrakına 21/2/2017 yerine 22/1/2017 olarak

yazıldığı görülmüştür.). Başvurucu formunda tahliye talebinin reddedildiğinin

müdafii tarafından 28/2/2017 tarihli celsede öğrenildiği belirtilmiştir.

38. Başvurucu 28/2/2017 tarihinde yapılan dördüncü

celsede; ameliyat olmak için yaklaşık bir aydır sıra beklediğini, olacağı ameliyatın

riskli olması nedeniyle doktorun tereddüt ettiğini, doktorun söylediğine göre

donanımlı bir hastanede ameliyat edilmesi gerektiğini, olması gereken dört

ameliyatın daha bulunduğunu, arkadaşlarının yardımıyla hayatta kaldığını

belirterek tahliyesini talep etmiştir. Ceza Mahkemesi bazı adli kontrol

tedbirlerine tabi tuttuğu başvurucunun tahliyesine ve başvurucunun

yaralanmasıyla ilgili soruşturma başlatması için Cumhuriyet Başsavcılığına

müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Ceza Mahkemesince verilen tahliye

kararının gerekçesi; suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tanıkların

alınan beyanları ve başvurucunun delil karartma şüphesinin ortadan kalkmış

olmasıdır.

39. Yaptığı yargılama sonunda Ceza Mahkemesi 11/5/2017

tarihinde, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunu işlemediği

gerekçesiyle sanığın beraatine ve silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeniyle

başvurucunun 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

40. Başvurucunun anılan karara yönelik istinaf başvurusunu

inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi)

eksik kovuşturma yürütüldüğü gerekçesiyle Ceza Mahkemesince verilen kararı

bozmuş ve bozma kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılması için dava

dosyasını Ceza Mahkemesine göndermiştir.

41. Bu sırada Cumhuriyet Başsavcılığı; başvurucunun

barikat kurarak nöbet tuttuğu, kamu görevlilerinin ve/veya sivil vatandaşların

istedikleri yere gitmek-kalmak hürriyetlerini engellediği, terör örgütü mensubu

olarak bazı faaliyetler yürüttüğü iddiasıyla başvurucu hakkında devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, silahlı terör örgütü üyesi olma ve kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açmıştır. Ceza Mahkemesi, bu

davaları mevcut dava ile birleştirmiştir.

42. Bozma sonrasındaki yargılama sonunda cebir, tehdit

veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan başvurucunun

beraatine karar veren Ceza Mahkemesi, başvurucu hakkında daha önce verilen

kararın sadece başvurucunun müdafii tarafından temyiz edildiğini de gözeterek

başvurucunun devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan

neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Sözü

edilen karar henüz kesinleşmemiştir.

43. Ceza Mahkemesince yapılan bütün yargılama süresince

başvurucunun tutukluk hâlinin devamına ilişkin kararlara yapılan 2/8/2016 ve

29/10/2016 tarihli itirazlar, Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 8/8/2016 ve

11/11/2016 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Başvurucunun Ceza Mahkemesinin

29/11/2016 tarihinde verdiği tutukluluk hâlinin devamına ilişkin verdiği karara

müdafii aracılığıyla yaptığı 3/12/2016 tarihli itiraz hakkında bir karar

verilip verilmediği tespit edilememiştir.

E. Başvurucunun

Ceza İnfaz Kurumunda Tutulmasına İlişkin Süreç

44. Başvurucu 2/3/2016 tarihinde tutuklanmasının ardından

Bakırköy Kapalı Kadın Ceza İnfaz Kurumuna (Kadın Ceza İnfaz Kurumu) alınmıştır.

45. İlk kabul muayenesiyle ilgili evraka Baltalimanı

Hastanesince düzenlenen epikriz formuna göre başvurucunun 4/3/2016 tarihinde kontrole

çağrıldığının yazılı olduğuna ilişkin not düşülmüştür.

46. Başvurucu 4/3/2016 tarihinde kontrol muayenesi için

Baltalimanı Hastanesine götürülmüştür. Aynı gün başvurucu, Enfeksiyon

Hastalıkları Polikliniği ile Genel Cerrahi Polikliniğinde de muayene olmuştur.

Genel Cerrahi Polikliniğinde yapılan muayenede kolostominin çalıştığı

görülmüş ve kapatılması açısından başvurucunun Şişli Etfal Eğitim Araştırma

Hastanesine (Etfal Hastanesi) sevk edilmesinin uygun olduğu

değerlendirilmiştir.

47. Başvurucu, kolostominin kapatılması açısından

9/3/2016 tarihinde götürülmek istendiği Etfal Hastanesine gitmemiştir.

48. Etfal Hastanesi 7/4/2016 tarihinde başvurucuyu

Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Araştırma Hastanesi)

sevk etmiştir.

49. Araştırma Hastanesinde yapılan muayene sonunda

doktor, sağ koldaki yaranın tedavisi tamamlandıktan sonra kolostominin kapatılması

için başvurucunun mahkûm koğuşu olan bir hastaneye sevk edilmesinin uygun

olacağını değerlendirmiştir.

50. Araştırma Hastanesince düzenlenen 19/4/2016 tarihli

sağlık kurulu raporunda kolostominin mevcut olup ve iyileşme sürecinde

olduğu, altı ay sonra yeniden değerlendirme yapılmasının uygun bulunduğu

belirtilmiştir.

51. Başvurucunun hayatını yalnız idame ettirip ettiremeyeceği,

toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturup oluşturmayacağı,

infazın ertelenmesi ile ilgili hükümlerin başvurucu hakkında uygulanıp

uygulanamayacağı hususunda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan (İhtisas

Kurulu) rapor alınmıştır. 29/4/2016 tarihinde başvurucuyu muayene eden ve

başvurucu hakkında düzenlenen tıbbi belgeleri inceleyen İhtisas Kurulu sorulan

hususlar hakkında değerlendirme yapılabilmesi için başvurucuya fizik tedavi ve

rehabilitasyon merkezi olan bir ceza infaz kurumunda üç ay süreyle fizik tedavi

ve rehabilitasyon sağlanması, ardından son durumunu gösteren sağlık kurulu

raporu ile birlikte muayene edilmek üzere gönderilmesi gerektiğini 4/5/2016

tarihli raporunda belirtmiştir.

52. Başvurucu, 10/3/2016-9/6/2016 tarihleri arasında

birçok kez Baltalimanı Hastanesinde muayene edilmiştir. 23/5/2016 tarihinde

başvurucuyu muayene eden Baltalimanı Hastanesi El Cerrahi Polikliniği

doktorları, üç ay sonrası için kontrol muayenesi önermiştir.

53. Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (Genel

Müdürlük) 3/6/2016 tarihli yazıyla tedavi ve rehabilitasyon için başvurucunun

Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Rehabilatasyon Ceza İnfaz Kurumu)

nakledilmesini istemiştir.

54. Başvurucu, sağlık sorunları nedeniyle bir başka ceza

infaz kurumuna nakledilmesine hazır olmadığını belirterek naklinin ertelenmesi

için 10/6/2016 tarihinde Kadın Ceza İnfaz Kurumuna bir dilekçe vermiştir.

55. Başvurucu, 27/6/2016 tarihinde hava yolu ile

Rehabilatasyon Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir.

56. Başvurucu, 28/7/2016 tarihli dilekçesiyle tedavisi

için Kadın Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesini talep etmiştir.

57. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve

Araştırma Hastanesi (Atatürk Hastanesi) tarafından düzenlenen 14/7/2016 ve

28/7/2016 tarihli raporlarda başvurucunun tedavisinin Baltalimanı Hastanesinde

devam edilmesinin uygun olduğu belirtilmiştir.

58. Genel Müdürlük İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderdiği 3/8/2016 tarihli yazıda infazın ertelenmesi ile ilgili hükümlerin

başvurucu hakkında uygulanıp uygulanamayacağının tespiti yönünden başlatılan

usulün devam ettiğine ve İhtisas Kurulunun 4/5/2016 tarihli raporuna dikkat

çekerek fizik tedaviye devam edilmesini ancak başvurucunun sağlık durumunda bir

değişiklik olması hâlinde başvurucu hakkında sağlık raporu aldırılarak durumun

bildirilmesini istemiştir.

59. Atatürk Hastanesince düzenlenen 31/8/2016 tarihli

raporda fizik tedavinin ameliyat sonrasında yapılmasının uygun olduğu

belirtilmiştir.

60. Başvurucunun kolostomi torbası sızdırması sebebiyle

7/9/2016 tarihinde yeniden takılmıştır.

61. Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen

23/9/2016 tarihli raporda fizik tedavi ve rehabilitasyon programına devam

edilmemesinin uygun olduğu bildirilmiştir.

62. Atatürk Hastanesince düzenlenen 30/9/2016 tarihli

sağlık kurulu raporunda başvurucu hakkında tanzim edilen sağlık raporlarındaki

tespitlere işaret edilerek başvurucunun tedavisine Baltalimanı Hastanesinde

devam edilmesinin uygun olduğu belirtilmiştir.

63. Ceza Mahkemesi Rehabilitasyon Ceza İnfaz Kurumuna

yazdığı 30/9/2016 tarihli yazı ile başvurucunun sağlık durumu itibarıyla ceza

infaz kurumu koşullarında kalıp kalamayacağı hususunda Adli Tıp Kurumundan

rapor aldırılmasını talep etmiştir.

64. Rehabilitasyon Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süre

zarfında fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti alan başvurucu 1/7/2016 ve

11/8/2016 tarihlerinde Menemen Devlet Hastanesinden; 14/7/2016, 28/7/2016,

31/8/2016, 7/9/2016 ve 30/9/2016 tarihlerinde ise Atatürk Hastanesinden sağlık

hizmeti almıştır. Rehabilaston Merkezi, Rehabilitasyon Ceza İnfaz Kurumu

Müdürlüğüne yazdığı 28/6/2016, 12/7/2016, 8/8/2016, 15/8/2016, 29/8/2016 ve

16/9/2016 tarihli yazılarla başvurucunun sağlık kuruluşlarına Rehabilitasyon Ceza

İnfaz Kurumuna ait ring aracıyla götürülebileceğini bildirmiştir.

65. Başvurucu, tutma koşullarıyla ilgili olarak İzmir

Valiliği İnsan Hakları Kurulu Cezaevi ve Gözaltı Birimleri İzleme Komisyonuna

(Komisyon) başvuru yapmıştır. Komisyon üyeleriyle görüşmesi sırasında

başvurucu; başka hususlar yanında tutuklu olması nedeniyle yapılması gereken

ameliyatların yapılamadığını, tek başına ihtiyaçlarını karşılayamadığını,

enfeksiyon kaptığını ve tek kişilik bir odada kaldığını iddia etmiştir.

66. Atatürk Hastanesinin 30/9/2016 tarihli raporuna

istinaden başvurucunun fizik tedavisi sonlandırılmış ve başvurucu 10/10/2016

tarihinde hava yolu ile Kadın Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir.

67. Başvurucu 14/10/2016 tarihinde Baltalimanı

Hastanesinde muayene edilmiştir. Muayene sonrasında kolostomisinin kapatılmasında

tıbbi açıdan sakınca olmadığı belirtilerek altı ay sonrası için kontrol

muayenesi önerilmiştir.

68. Başvurucu 17/10/2016 tarihli dilekçesi ile kolostomisinin

25/10/2016 tarihli celse sonrasında kapatılmasını istemiştir.

69. 20/10/2016 tarihinde Baltalimanı Hastanesine sevk

edilmek istenen başvurucu gitmek istememiştir.

70. Ok Meydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel

Cerrahi Polikliniğinde yapılan muayene sonrasında kolonoskopi

(kalınbağırsağın teknik araçlar yardımıyla incelenmesi) ve batın BT

(karnın bilgisayarlı tomografi ile görüntülenmesi) tetkikleri istenmiş ancak

randevu alınmasındaki yoğunluk nedeniyle randevu alınamamıştır.

71. Ceza Mahkemesi Kadın Ceza İnfaz Kurumuna gönderdiği

25/10/2016 tarihli yazı ile İhtisas Kurulu raporunda belirtilen üç aylık

sürenin geçtiğine işaret ederek İhtisas Kurulundan başvurucunun durumu ile

ilgili yeniden rapor aldırılmasını istemiştir.

72. Araştırma Hastanesinden batın BT için 8/11/2016

tarihine, kolonoskopi için 29/11/2016 tarihine randevu alınmıştır.

73. Başvurucu 4/11/2016 tarihinde İstanbul Bakırköy Prof.

Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma

Hastanesinde (Ruh Sağlığı Hastanesi) muayene edilmiştir. Muayene sonrasında başvurucuya

birkaç ilaç reçete edilmiştir.

74. 8/11/2016 tarihinde batın BT çekimi yapılmıştır.

75. Araştırma Hastanesi 22/11/2016 tarihli sağlık kurulu

raporu ile başvurucunun Ruh Sağlığı Hastanesinin Adli Psikiyatri Bölümüne

sevkini uygun bulmuştur.

76. Başvurucu, yargılandığı davanın 29/11/2016 tarihli

celsesini gerekçe göstererek aynı tarihte kolonoskopi işlemi yaptırmak

istememiştir.

77. Başvurucu 30/11/2016 ve 23/12/2016 tarihlerinde Ruh

Sağlığı Hastanesinde muayene edilmiştir.

78. Başvurucuyu 2/12/2016 ve 12/12/2016 tarihlerinde

yeniden muayene eden ve başvurucu hakkında düzenlenen tıbbi belgeleri inceleyen

İhtisas Kurulu 19/12/2016 tarihli raporunda fizik tedavi ve rehabilitasyon

programı, tedavi ve önerilen aralıklarla kontroller sağlanırsa başvurucunun

ceza infaz kurumu şartlarında kalmasında sağlığı yönünden herhangi bir sakınca

olmadığını belirtmiştir.

79. Başvurucu kolonoskopi randevusuna gitmek istemediği

için Araştırma Hastanesinden 30/12/2016 tarihi için yeni bir randevu

alınmıştır.

80. 30/12/2016 tarihinde kolonoskopi işlemi yapılmış ve

işlem sonucuna göre kontrastlı kolon grafisi çekilmesi önerilmiştir.

81. Başvurucu 3/1/2017 tarihinde Araştırma Hastanesinde

muayene edilmiş vekontrastlı kolon grafisi için 2/2/2017 tarihine

randevu verilmiştir.

82. Kadın Ceza İnfaz Kurumunda görevli doktor tarafından

hazırlandığı değerlendirilen 23/1/2017 tarihli tıbbi kanaat raporunda

başvurucunun daha önce geçirdiği ameliyatlar nedeniyle günlük yaşamını

sürdürmesine engel herhangi bir sağlık sorununun bulunmadığı belirtilmiştir.

83. Bağcılar Toplum Sağlığı Merkezinden geçici görevle

gelen doktor A.A. kolonoskopi çekimi yapılması ve kolostomisinin kapatılması

için başvurucuyu 24/1/2017 tarihinde Ok Meydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Genel Cerrahi Servisine sevk etmiştir.

84. Başvurucu 25/1/2017 tarihinde Ok Meydanı Eğitim ve

Araştırma Hastanesinde muayene edilmiş ve kolonoskopi yapılmak üzere

başvurucuya 27/1/2017 tarihi için randevu verilmiştir.

85. 27/1/2017 tarihinde kolonoskopi işlemi yapılmıştır.

86. Başvurucu 2/2/2017 tarihli çift kontrastlı kolon

grafisi randevusuna kendi isteğiyle gitmemiştir.

87. 9/2/2017 tarihinde Ok Meydanı Eğitim ve Araştırma

Hastanesi Genel Cerrahi Polikliniğinde yapılan muayene sonucunda başvurucuya

ameliyat önerilmiş fakat başvurucu kabul etmemiştir.

88. Başvurucuya tutuklu kaldığı süre zarfında belli

zamanlarda onar günlük kolostomi pansumanı için yirmi eldiven ve on spanç

verilmiştir.

89. Rehabilitasyon Ceza İnfaz Kurumunun yaptığı bazı

yazışmalardan anılan ceza infaz kurumunun kapalı kısmının rehabilitasyon

hizmeti vermekte olduğu, tam teşekküllü bir fiziyoterapi odasının bulunduğu,

sağlık durumu nedeniyle öz bakım becerilerini yerine getiremeyen tüm

hükümlü/tutukluların bu ihtiyaçlarının hasta bakıcılar tarafından yerine

getirildiği ve başvurucunun Rehabilitasyon Ceza İnfaz Kurumundaki bir ünitede

iki tutuklu/hükümlü ile birlikte kaldığı öğrenilmiştir.

90. Başvurucunun tutuklu kaldığı süre zarfında başvurucu

tarafından veya başvurucu adına başvurucunun sağlık sorunlarıyla ilgili birçok

kamu ve özel tüzel hukuk tüzel kişilerine müracaatlarda bulunulmuştur.

91. Kadın Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı,

çağrılmasına rağmen 23/11/2016 ve 28/11/2016 tarihlerinde sayım için ortak

alana gelmediği gerekçesiyle başvurucuya -sağlık sebeplerinden dolayı sayıma

kalkamadığını ve herhangi bir art niyetinin de bulunmadığını gözeterek- aynı

olayın tekrarlanmaması için kınama cezası vermiştir. 28/11/2016 tarihli eylemle

ilgili disiplin cezasının 17/1/2017 tarihi itibarıyla kaldırılmasına 20/2/2017

tarihinde karar verilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

92. İlgili hukuk için bkz. Ahmet Şenol ve diğerleri,

B. No: 2014/16947, 22/2/2018, §§ 44, 47-49; Temur Eskibağ ve Mehmet Rıza

Eskibağ, B. No: 2014/5098, 20/12/2017, § 45; Mehmet Mustafa Ekinci,

B. No: 2014/17113, 9/11/2017, §§ 45-47; Civan Boltan, B. No: 2014/5324,

30/10/2018, §§ 33-40.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

93. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

94. Başvurucu; güvenlik güçlerinin yerleşim biriminde

vatandaşların üzerine ağır silahlarla rastgele ateş ettiğini, güvenlik

güçlerince icra edilen operasyon sırasında üçüncü kişilerin zarar görmemesi

için gerekli önlemlerin alınmadığını, operasyonun kamera kaydına alınmadığını,

olay yerinde cankurtaran bulundurulmadığını, bu nedenle sağlık bilgisi olmayan

kişiler tarafından hastaneye götürüldüğünü, Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan

ifadesinde ve Hâkimlikçe yapılan sorgusunda yaralanmasıyla ilgili şikâyetini

açıkça dile getirmesine rağmen konuyla ilgili bir soruşturma yürütülmediğini,

Cumhuriyet savcısının ön yargılı olarak sadece kolluk görevlilerinin

tutanaklarına göre hareket ettiğini (Yaralanma hakkında bir soruşturma

yürütülmediği iddiası karşısında burada neyin kastedildiği anlaşılamamıştır.),

güvenlik güçlerince gerçekleştirilecek operasyonlar sırasında üçüncü kişilerin

zarar görmesini önleyecek ve operasyonların kamera kaydına alınmasını zorunlu

kılacak hukuki düzenlemeler bulunmadığını belirterek yaşam hakkının maddi ve

usul boyutlarının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

95. Başvurucu, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiğine yönelik iddiaları dile getirirken yürütülmesi gereken ceza

soruşturması kapsamında yaralanmasının ardında ırkçı ve ayrımcı bir amacın

bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiğine işaret etmiştir. Anılan

iddiasını desteklemek amacıyla başvurucu; siyasal aidiyeti nedeniyle, kendisini

tanımayan kişilerin işkence altında alındığını öne sürdüğü ifadelerine

istinaden ve sağlık durumu gözetilmeden tutuklandığını; mensup olduğu siyasi

partinin düzenlemiş olduğu etkinliklere katılması, barış girişimleri ve

özerklik açıklaması sırasında hazır bulunması gibi hususların tutuklama

gerekçesi yapıldığını iddia etmiştir.

96. Başvurucu ayrıca; yaralanması hakkında soruşturma

yürütülmemesi, yargılandığı kamu davasında da olayı aydınlatacak herhangi bir

delil toplanmaması ve güç kullanan güvenlik güçlerinin soruşturmaya hâkim

olması nedenleriyle yaşam hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

97. Başvurucu son olarak; yaralanması hakkında soruşturma

yürütülmemesi, siyasal aidiyetine istinaden âdeta suçlu ilan edilmesi ve kolluk

görevlilerince düzenlenen tutanakların sorgusuz sualsiz doğru kabul edilmesi

nedeniyle yaşam hakkıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

98. Bakanlık görüşünde; hakkında yürütülen ceza

soruşturması kapsamında yaralandığını başvurucunun dile getirdiği, ayrıca ve

açıkça Cumhuriyet Başsavcılığına yaralanma olayıyla ilgili başvuru yapılmadığı,

Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi sırasında başvurucunun nasıl

yaralandığını hatırlamadığını beyan ettiği belirtilmiştir.

99. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında;

yaralanması hakkında soruşturma makamlarının kendiliğinden soruşturma

başlatmakla yükümlü olduğunu, mağdurlara suç duyurusunda bulunma yükümlülüğünün

yüklenemeyeceğini, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında yaralanmasıyla

ilgili şikâyetini açıkça dile getirdiğini, Cumhuriyet Başsavcılığının Ceza

Mahkemesine gönderdiği yazıyla ortada bir soruşturma bulunmadığını

bildirdiğini, bunun üzerine Ceza Mahkemesinin soruşturma başlatılması için

Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazdığını, hakkında yürütülen ceza

yargılamasının devam ettiğini, aleyhe bozma yasağı olmasına rağmen İstinaf

Dairesinin Ceza Mahkemesince verilen kararı aleyhine bozduğunu ve hakkında

yürütülen yargılama sürecinin ayrımcı tutum ve ön yargının ifadesi olduğunu

belirtip başvuru formunda dile getirdiği iddiaları tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

a. Uygulanabilirlik

ve İncelemenin Kapsamı Yönünden

100. Bir başvurunun yaşam hakkı kapsamında

incelenebilmesi için gerekli şartlardan biri de doğal olmayan bir ölümün

gerçekleşmesidir ancak ölümün gerçekleşmediği bazı durumlarda yaşam hakkı

çerçevesinde inceleme yapmak mümkündür (Mehmet Karadağ, B. No:

2013/2030, 26/6/2014, § 20). Gerçekten Anayasa Mahkemesi başvurucunun ölmediği

birçok başvuruyu başvurulara konu olayın koşullarını da dikkate alarak

yaşam hakkı kapsamında incelemiştir. İncelenen başvurular arasında güvenlik

güçlerinin silahlı güç kullanması sonucu meydana gelen yaralanma olayı (Mustafa

Çelik ve Siyahmet Şeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017) bulunduğu gibi

başvurucunun hayati tehlike geçirmesiyle sonuçlanan ve üçüncü kişi tarafından

gerçekleştirilen silahlı saldırı olayı (Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,

11/5/2017) da bulunmaktadır.

101. Somut olayda başvurucunun nasıl yaralandığını ortaya

koyan somut bir bilgi ve belge bulunmaktadır fakat başvurucunun silahla

yaralandığı ve olay nedeniyle hayati tehlike geçirdiği sabittir. Bu nedenle

Anayasa'nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesinin somut başvuruya

uygulanabilir olduğu değerlendirilmiştir.

102. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Yaşam hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın özü, başvurucunun yaralanması olayı hakkında ceza

soruşturması başlatılmadığına ve böylelikle yaşam hakkının etkili soruşturma

yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkindir. Bu

nedenle etkili başvuru hakkı yönünden ayrı bir inceleme yapılmamıştır. Ayrıca

başvurucu, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerini

dile getirirken hakkında verilen tutuklama kararından da söz edip

yaralanmasının ardında ırkçı ve ayrımcı bir amacın bulunup bulunmadığının

araştırılması gerektiğini öne sürse de anılan iddiaların dile getirilme biçimi

gözetilerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden herhangi bir

değerlendirme yapılmamıştır. Son olarak ifade etmek gerekir ki başvuru

dosyasında başvurucunun yaralanması olayı hakkında soruşturma başlatılmamasının

sebebini ortaya koyan bilgi ve belge bulunmadığından yaşam hakkıyla bağlantılı

olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasını incelemek mümkün olmamıştır.

103. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar

başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.”

104. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri...

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

105. Daha önce de ifade edildiği gibi başvurucunun nasıl

yaralandığını ortaya koyan somut bilgi ve belge bulunmamaktadır. Nitekim

Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde güvenlik güçlerince

gerçekleştirilen herhangi bir operasyondan söz etmeyen ve nasıl yaralandığını

hatırlamadığını beyan eden başvurucu, yaptığı başvuruda güvenlik güçlerince

açılan ateş sonucu yaralandığını düşündüğünü söylemiş ve yaralanmasına neden

olan kişiler hakkında soruşturma başlatılmamasından yakınmıştır. Bu bakımdan

yaşam hakkı kapsamında yapılacak inceleme, zorunlu olarak yaşam hakkının usul

boyutuyla sınırlı olacaktır.

b. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

106. Bakanlık görüşünde ileri sürülen görüşler dikkate

alındığında öncelikle başvuruda başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin kabul

edilebilirlik kriteri yönünden eksiklik bulunup bulunmadığı

değerlendirilmelidir.

107. Somut olayda başvurucunun yaralanması olayı hakkında

herhangi bir ceza soruşturması yürütülmemiştir (bkz. §§ 20, 36) ancak konuyla

ilgili ayrı bir suç duyurusunda bulunmasa da başvurucu, Türk hukukuna göre

ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli

öğrenir öğrenmez kamu davası açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere

hemen işin gerçeğini araştırmakla yükümlü olan Cumhuriyet Başsavcılığınca

alınan ifadesi sırasında yaralanmasına neden olan kişiler hakkındaki şikâyetini

açıkça dile getirmiştir. Bu bakımdan başvurucunun yarasının niteliği de

gözetildiğinde mevcut başvuru, başvurucunun isnat olunan suçları işlemediğini

kanıtlamak için işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını bir savunma argümanı

olarak kullanması ve soruşturma makamlarını harekete geçirmek ayrı bir başvuru

yapmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasının kabul

edilemez bulunduğu Mehmet Sedat Aban (B. No: 2014/12912, 12/1/2017, §§

23-32) başvurusu ile sulh ceza hâkimliğine ve Cumhuriyet savcılığına verilen

dilekçelerde kötü muamele iddialarının tutukluluk hâlinin sona ermesini

gerektiren nedenlerden biri olarak açıklanması, kötü muameleye ilişkin

ifadelerin yeterince somutlaştırılmaması, kötü muamele iddialarını destekleyen

herhangi bir verinin başvuru dosyasına yansımaması ve başvuranın bireysel

başvurudan önce şikâyetlerini usulüne uygun şekilde yetkili mercilere

iletmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasının kabul

edilemez bulunduğu Bayram Öz (B. No:2016/41871, 3/6/2020, §§ 22-32)

başvurusundan bariz bir şekilde farklıdır. Bu sebeple başvurucunun Cumhuriyet

Başsavcılığına yaralanmasına neden olan kişiler hakkında soruşturma yürütülmesi

için ayrı bir başvuru yapması gerekmediği sonucuna varılmıştır.

108. Öte yandan başvurucunun, yaralanmasına ilişkin

şikâyetini Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği 2/3/2016 tarihli ifadesinde dile

getirmesine rağmen yaralanmasına neden olanlar hakkında soruşturma

yürütülmediğine ilişkin başvuruyu 30/3/2017 tarihinde yaptığı dikkate

alındığında başvurunun süresinde olup olmadığının da incelenmesi gerekir.

109. Tıpkı soruşturmada ilerlemenin olmadığı veya

soruşturmanın artık etkisiz bir hâl aldığı durumlarda yapılması gerektiği gibi

başvurucunun yetkili makamlara müracaat etmesine rağmen kasten ya da saldırı

veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olayları -veya somut başvuruda

olduğu gibi yaşam hakkı kapsamında incelenmesi mümkün olaylar- hakkında

soruşturmanın başlatılmadığı durumlarda da gerekli özeni göstererek ihlal

iddiaları çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunmalıdır (Rahil

Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848, 17/7/2014, § 77). Zira zaman geçtikçe

delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta, gerçeklerin ortaya çıkması

zorlaşmaktadır.

110. Bununla birlikte şikâyeti yetkili makamlara

iletmenin imkânsız veya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumların

neler olduğu her başvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazara

alınarak ayrıca değerlendirilmelidir- mevcutsa başvurucuların özen

yükümlülüğünün ancak bahse konu durumların sona ermesinden itibaren başlayacağı

kabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B. No: 2014/15732,

24/1/2018, § 85) .

111. Başvuruya konu olayda şikâyetini dile getirmesinden

sonra yaralanmasına neden olan kişiler hakkında soruşturma başlatılıp

başlatılmadığı konusunda bilgisi olmayan başvurucu, müdafileri aracılığıyla

kendisini yargılayan Ceza Mahkemesinden bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığına

müzekkere yazılmasını talep etmiştir (bkz. § 34). Anılan talebe istinaden

yazılan müzekkereye Cumhuriyet Başsavcılığı, böyle bir soruşturma olmadığı

yönünde bilgi vermiştir. Başvurucu sözü edilen bilgiyi 28/2/2017 tarihli celsede

öğrenmiştir. Bu nedenle başvurucunun, yaralanmasına neden kişiler hakkında

soruşturma yapılıp yapılmadığını öğrenmek için gerekli özeni gösterdiği ve

başvurunun süresinde olduğu kanaatine varılmıştır.

112. Açıklanan gerekçelerle, açıkça dayanaktan yoksun

olmayan ve başka bir kabul edilemezlik nedeni tespit edilemeyen yaşam hakkının

usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

c. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

113. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülüklerinin usule ilişkin yönü, doğal olmayan her ölüm olayının

sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek

etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Yürütülecek bu soruşturmanın

temel amacı yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını,

kamu görevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumlulukları altında meydana

gelen ya da diğer bireylerin fiilleriyle gerçekleşen ölümler nedeniyle

ilgililerin hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B.

No: 2012/752, 17/9/2013, § 54).

114. Yaşam hakkının usul boyutunun yani etkili soruşturma

yükümlülüğünün gerektiği gibi yerine getirilmemesi durumunda devletin negatif

ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığının tam olarak tespit

edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle soruşturma yükümlülüğü, devletin

Anayasa'nın 17. maddesi kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülüklerinin

güvencesini oluşturmaktadır (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, §

29).

115. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu

ölüm meydana gelmiş ise yürütülmesi gereken soruşturma şüphesiz ceza

soruşturmasıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

116. Şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği etkinlikte olduğunun

kabul edilebilmesi için soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz

resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri gerekir. (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57),

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

117. Başvuru konusu olayda başvurucunun yaralanmasından

aynı gün haberdar olan Cumhuriyet Başsavcılığı, bu konuda herhangi bir

soruşturma başlatmamıştır. Başvurucunun, aleyhinde yürütülen soruşturma

kapsamında verdiği 2/3/2016 tarihli ifadesinde yaralanmasına neden kişiler

hakkında şikâyetçi olduğunu açıkça belirtmesi de sonucu değiştirmemiştir. Oysa

başvurucunun yaralanmasını çevreleyen koşulların ve negatif yükümlülüğün ihlal

edilip edilmediğinin tespiti için soruşturma yürütülmesi anayasal bir

zorunluluktur.

118. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

119. Başvurucu, sağlık durumuna rağmen tutuklanması ve

ceza infaz kurumlarındaki tutma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağının

ihlal edildiğini öne sürmüştür. Bu iddiasıyla bağlantılı olarak başvurucu;

i. Doktor tarafından verilen istirahat raporuna ve

tedavisinin devam etmesine rağmen sedye üzerinde katıldığı sorgu sonrasında

tutuklandığını, bu hususun sorgu tutanağına yazılmadığını, tutuklama yerine

adli kontrol tedbirlerinin uygulanması yoluna da gidilmediğini,

ii. İhtisas Kurulunun 4/5/2016 tarihli raporunda

belirttiği üç aylık süreye riayet edilmediğini, İhtisas Kuruluna zamanında sevk

edilmediğini,

iii. TİHV raporunda sağlık durumunun tutuklu kalmasına

kesin engel teşkil ettiği belirtilmesine rağmen söz konusu raporun tutukluluğun

sonlandırılması için dikkate alınmadığını, Adli Tıp Kurumunun yürütmeye bağlı

bir kurum olduğunu ve bağımsız olmadığı gibi tarafsız da olmadığını, İhtisas

Kurulunda kendisinin sağlık problemlerini kavrayabilecek uzmanlığa sahip

yalnızca bir iki doktor bulunduğunu, Adli Tıp Kurumu üyeleri arasında

Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasına (PDY) üye

olduğu iddiasıyla görevden uzaklaştırılan kişiler olduğunu,

iv. Baltalimanı Hastanesinde tedavi görmesi gerektiğine

ilişkin raporlara rağmen tedavi altına alınmadığını ve tutukluluk durumunun

devam ettirildiğini,

v. Tutuklu kaldığı süre zarfında tekerlekli sandalye

kullandığını, bir kolunu kullanamadığı için ihtiyaçlarını tek başına

gideremediğini, sürekli başkalarına muhtaç kaldığını, kendisine yardımcı

olabilecek bir sağlık görevlisi veya infaz koruma memuru görevlendirilmediği

gibi ailesinden birinin de kendisine refakat etmesine icazet verilmediğini,

vi. Tedavi sürecinin geciktirildiğini,

vii. Soğuk ve sağlıksız koşullarının düzeltilmesine,

bağırsaklarının dışarıda olması sebebiyle kendisine bulaşabilecek virüslere

karşı önlem alınmasına ve sıcak tutulmasına ilişkin taleplerine ceza infaz

kurumunca yanıt verilmediğini,

viii. Bağırsak torbasını kapatması için sargı bezi

kullanmasına rağmen kendisine makas verilmediğini, makasın her seferinde

saatlerce bekletilerek kendisine verildiğini,

ix. Duş almasına yardımcı olunmadığını, başka

tutukluların yardımıyla duş alabildiğini,

x. Yakınmalarına ceza infaz kurumunda görevli doktorların

gereken önemi vermediğini,

xi. Sağlık kuruluşlarına sevk edildiğinde hasta nakil

aracı yerine ring aracıyla getirilip götürüldüğünü,

xii. Doktorlar tarafından dile getirilen bir an önce

ameliyat olması gerektiğine, ameliyat sonrasında tekrar ceza infaz kurumuna

gönderilmesi durumunda enfeksiyon kapabileceğine ve yaşamsal tehlikesinin

bulunduğuna ilişkin hususları Ceza Mahkemesine bildirmesine rağmen herhangi bir

tedbire başvurulmadığını,

xiii. Ayağa kalkamadığı bilinmesine rağmen sayımda ayağa

kalkmadığı gerekçesiyle hücre hapsi cezası verildiğini ancak cezanın daha sonra

geri çekildiğini,

xiv. Hayatını tek başına sürdürememesine ve tutma

koşulları nedeniyle ameliyatının yapılmamasına rağmen tahliye taleplerinin ve

tutukluluğunun devamına ilişkin kararlara yaptığı itirazların reddedildiğini,

xv. Ceza infaz kurumunda sağlığı açısından yeterli ve

etkili beslenemediği,

xvi. İnfazın ertelenmesiyle ilgili hükümlerin kendisi

hakkında uygulanmadığını,

xvii. Sağlık durumu nedeniyle tutuklamayı engelleyen veya

böyle durumlarda adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını önceleyen hukuki bir

düzenlemenin bulunmadığını iddia etmiştir.

120. Bakanlık görüşünde; tıbbi yardım sağlama

yükümlülüğünün yerine getirildiği, rahatsızlığının ceza infaz kurumu

yetkililerinin kasıtlı uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle kötüleştiğine ve

bu nedenlerle doğal olarak özgürlükten yoksun bırakılma nedeniyle ortaya çıkan

ızdırap ve acının ötesinde bir ızdırap ve acıya maruz kaldığı yönünde

başvurucunun bir delil ortaya koymadığı, tedavi veya kontrollerinin ihmal

edilmesi nedeniyle hastalığının ilerlediği yönünde bir tespit bulunmadığı,

gerekli tıbbi tedavilerin yapılmasının yanı sıra tedavi gereksinimleri

gözönünde bulundurularak farklı ceza infaz kurumlarına naklinin sağlandığı ve

hastalığı nedeniyle ceza infaz kurumunda tutulmasının başvurucunun sağlığı ve

fiziksel bütünlüğü üzerinde olumsuz bir etki yaratması ihtimaline karşı kamu

otoritelerinin gerekli özeni göstererek tüm tedbirleri aldığı belirtilerek kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca Bakanlık görüşünde ağır seyreden sağlık

durumuna rağmen siyasi aidiyeti nedeniyle tutuklandığını iddia eden

başvurucunun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141

vd. maddelerine istinaden tazminat davası açtığına dair bilgi ve belge sunmadığı

belirtilmiştir.

121. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında;

Bakanlık görüşünde ifade edilen hususların bağırsaklarının vücut içine

alınmasıyla veya tekerlekli sandalyede ve kolunu kullanamayacak durumda

olmasıyla ilgili olmadığını, ceza infaz kurumunda tutulması nedeniyle bağırsak

ameliyatının yapılamadığını, yapılan tüm tedavilerin parçalanan koluyla ilgili

olduğunu ve tahliye olmasından sonra ameliyat olduğunu öne sürmüştür.

2. Değerlendirme

122. Tutuklu veya hükümlü olan başvurucuların sağlık

durumlarının tahliyeyi/infazın durdurulmasını gerektirdiğine, ceza infaz

kurumlarının koşullarının sağlık durumlarına uygun olmadığına ya da

tutuldukları süre zarfında kendilerine sunulan sağlık hizmetlerinin yeterli

olmadığına yönelik şikâyetlerinin kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi

gerekir. Anılan şikâyetlerin incelenmesi sırasında yararlanılan genel ilkeler

pek çok kararda belirtilmiştir (birçok karar arasından bkz. Murat Karabulut,

B. No: 2013/2754, 18/2/2016, §§ 56-66; Sabri Kaya, B. No: 2014/8482,

29/6/2016, §§ 49-62; Ergin Aktaş, B. No: 2014/14810, 21/9/2016, §§

68-80; Hayati Kaytan, B. No: 2014/19527, 16/11/2016, §§36-45).

123. Sözü edilen genel ilkeler uyarınca başvurucunun kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri üç başlık altında

incelenmiştir.

a. Sağlık

Durumunun Ceza İnfaz Kurumunda Tutulmasına Kesin Olarak Uygun Olmamasına Rağmen

Başvurucunun Tutukluluğunun Devam Ettirildiğine İlişkin İddia Yönünden

124. Anayasa, tutuklu bir kimsenin sağlık gerekçesiyle

serbest bırakılması için devlete genel bir zorunluluk getirmemektedir.

Bununla birlikte tutukluların var olan rahatsızlıklarından kaynaklanan

acılarının yetkililerin sorumlu tutulabileceği tutukluluk koşullarından dolayı

artması ya da artma yönünden bir risk doğması hâlinde Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasının ihlali söz konusu olabilir (Fatih Hilmioğlu,

B. No: 2014/648, 18/9/2014, § 66).

125. Tutuklu başvurucuların sağlık durumlarının ceza

infaz kurumlarında tutulmalarına kesin olarak uygun olmadığına yönelik

iddialarının incelenebilmesi için tutukluluk durumunun sona erdirilmesi

amacıyla hukuk sisteminde mevcut yargısal yolların tüketilmesi ve anılan

yargısal yollar kapsamında verilen nihai kararların öğrenilmesinden itibaren

otuz içinde bireysel başvuru yapılması gerekir (Bu değerlendirmeler tutma

koşulları yönünden geçerli değildir.) zira başvurunun yapılmasındaki temel amaç

tahliyenin sağlanmasıdır.

126. Başvuru konusu olayda 28/2/2017 tarihinde tahliye

edilen başvurucu, tutukluluğunun sona erdirilmesi amacıyla en son 9/2/2017

tarihinde tahliye talep etmiştir. Başvurucunun müdafii aracılığıyla yaptığı bu

talep Ceza Mahkemesinin 17/2/2017 tarihli kararıyla reddedilmiş, anılan karar

da başvurucuya 23/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir (bkz. § 35). Tahliye

talebinin reddine ilişkin karar başvurucunun müdafii tarafından 28/2/2017

tarihli celsede öğrenilse de bireysel başvuruda başvuru süresinin başlangıcı,

ihlalin -başvurucu ve/veya vekili olması fark etmeksizin hangisi tarafından

öğrenilirse öğrenilsin- ilk öğrenilme tarihinden itibaren başlamaktadır (Kadir

Turgut, B. No: 2014/4985, 6/7/2017, § 25).

127. Ceza Mahkemesinin 17/2/2017 tarihli kararının

başvurucuya 23/2/2017 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alındığından otuz

günlük başvuru süresinin son günü, araya hafta sonunun girmesi nedeniyle

27/3/2017'dir. Bu nedenle 30/3/2017 tarihinde dile getirilen ihlal iddiasının süre

aşımı nedeniyle incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır.

128. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun sağlık durumunun

ceza infaz kurumunda tutulmasına kesin olarak uygun olmaması nedeniyle kötü

muamele yasağının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Sağlanan

Tıbbi Bakımların Yetersiz Olduğuna İlişkin İddia Yönünden

129. Başvurucu; Baltalimanı Hastanesinde tedavi görmesi

gerektiğine ilişkin raporlara rağmen tedavi altına alınmadığını, ceza infaz

kurumunda görevli doktorların yakınmalarına gereken önemi vermediklerini,

tedavi sürecinin geciktirildiğini, bağırsak torbasını kapatması için sargı bezi

kullanmasına rağmen kendisine makas verilmediğini ya da makasın her seferinde

saatlerce bekletilerek kendisine verildiğini iddia etmiştir.

130. Gerek Kadın Hastanesinde gerek Rehabilitasyon Ceza

İnfaz Kurumunda kaldığı süre zarfında başta Baltalimanı Hastanesi olmak üzere

birçok sağlık merkezinde tedavi gören başvurucu, kolostomisi kapatılacak

olmasına rağmen 9/3/2016 tarihinde Etfal Hastanesinde yapılacak muayeneye ve

daha sonraki bir tarihte kontrastlı kolon grafisi randevusuna gitmemiş; Ok

Meydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Polikliniğince yapılan

ameliyat önerisini de kabul etmemiştir.

131. Bundan başka başvurucu, tutukluların tıbbi muayene

ve tedavileri ile ilgili işlem ve ihmallerine yönelik şikâyetleri incelemekle

görevli infaz hâkimliğine yakındığı hususlarla ilgili başvuru yaptığına ilişkin

bir bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır.

132. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu

makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

133. Somut olayda başvurucu, hukuk sisteminde mevcut

yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuru yapmıştır.

134. Açıklanan gerekçelerle sağlanan tıbbi bakımların

yetersiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasının

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

c. Ceza İnfaz Kurumlarındaki Tutma Koşullarının

Başvurucunun Sağlık Durumuna Uygun Olmadığına İlişkin İddia Yönünden

135. Başvurucu, ayağa kalkamadığı bilinmesine rağmen

sayımda ayağa kalkmadığı gerekçesiyle hücre hapsi cezası verildiğini ancak

cezanın daha sonra geri çekildiğini ileri sürse de başvurucuya verilen ve

sonradan geri çekilen herhangi bir hücre cezası tespit edilememiş; başvurucu da

iddiasını doğrulayıcı herhangi bir belge sunmamıştır.

136. Başvurucunun sağlanan tıbbi bakımların yetersiz

olduğuna ilişkin şikâyetinin incelenmesindeki değerlendirmeler başvurucunun

tutulduğu ceza infaz kurumlarında tutma koşullarıyla ilgili yakınmaları için de

geçerlidir. Çünkü başvurucu, infaz hâkimliğine yakındığı hususlarla ilgili

başvuru yaptığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmamıştır.

137. Açıklanan gerekçelerle ceza infaz kurumlarındaki

tutma koşullarının başvurucunun sağlığına uygun olmaması nedeniyle kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kötü Muamele

Yasağıyla Bağlantılı Olarak Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

138. Başvurucu, sağlık koşulları nedeniyle infazın

ertelenmesi yönünden hükümlü ve tutuklular arasında bir ayrım olduğunu belirtip

AİHM'in Gülay Çetin/Türkiye (B. No: 44084/10, 5/3/2013) kararındaki

konuya ilgili tespitlerin mevcut başvuru için de geçerli olduğunu belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

139. Bakanlık görüşünde başvurucunun anılan ihlal

iddiaları yönünden görüş bildirilmemiştir.

2. Değerlendirme

140. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun ihlal iddialarının kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak

eşitlik ilkesi kapsamında incelenmesinin yeterli olduğu değerlendirilmiştir.

141. Başvurucunun sağlık durumunun ceza infaz kurumunda

tutulmasına kesin olarak uygun olmamasına rağmen tutukluluk hâlinin devam

ettirildiği iddiası yönünden başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna

varılmıştır. Bu nedenle anılan ihlal iddiasıyla bağlantılı olarak eşitlik

ilkesinin ihlal edildiği iddiasının ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

142. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

143. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

400.000 TL maddi tazminat ile 1.000.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

144. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

145. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

146. İncelenen başvuruda başvurucunun yaralanması olayı

hakkında ceza soruşturması başlatılmaması nedeniyle yaşam hakkının usul

boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Cumhuriyet

Başsavcılığının başvurucunun yaralanması karşısında hareketsiz kalmasından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

147. Bu durumda yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1)

numaralı fıkrasına göre yapılması gerekenlere hükmedilmelidir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin başvurucunun yaralanması olayı hakkında ceza soruşturması

başlatılması için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

148. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için yaşam hakkının usul boyutunun ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 54.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

149. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

150. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç

ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Başvurucunun sağlık durumunun ceza infaz kurumunda

tutulmasına kesin olarak uygun olmamasından dolayı kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Sağlanan tıbbi bakımların yetersiz olmasından dolayı

kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Ceza infaz kurumlarındaki tutma koşullarının başvurucunun

sağlık durumuna uygun olmamasından dolayı kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişki iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutunun

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için başvurucunun yaralanması olayı

hakkında ceza soruşturması başlatılmak üzere Yüksekova Cumhuriyet

Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 54.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 12/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Murat İlter DEVECİ Başvurucu : Sibel ÇAPRAZ Vekilleri : Av. Banu GÜVEREN ASLAN Av. Ömer ÇAKIRGÖZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/19418, 12 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Arka Plan
  10. B. Başvurucunun
  11. C. 28/11/2015
  12. D. Başvurucu
  13. E. Başvurucunun
  14. IV. İlgili Hukuk
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Yaşam
  18. B. Kötü Muamele
  19. C. Kötü Muamele
  20. D. 6216 Sayılı
  21. A. 1. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine
  22. B. Kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak eşitlik
  23. C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  24. D. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutunun
  25. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  26. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/19418
Tarih
12 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Fırat Kılınç Başvurusu (B. No: 2018/2796)
  • Kemal Kılıçdaroğlu Başvurusu (B. No: 2016/7380)
  • Saner Eren Başvurusu (B. No: 2018/1718)
  • Botek İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/31424)
  • M.e.g. Başvurusu (B. No: 2019/2856)
  • Mustafa Ava Başvurusu (B. No: 2018/2430)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.